Şam’ın müstahkem mahallelerindeki DMO sığınakları İsrail için kolay hedef

Suriyeli sivillerin İran’ın varlığından duyduğu memnuniyetsizlik sürekli bir endişe kaynağı haline geldi.

İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)
İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)
TT

Şam’ın müstahkem mahallelerindeki DMO sığınakları İsrail için kolay hedef

İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)
İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)

Şam'ın Kefer Susa mahallesindeki İran okulunun arkasında bulunan bir binanın hedef alınmasından neredeyse bir yıl sonra İsrail, 7 Ekim'de Gazze'de savaşın başlamasıyla birlikte İranlı liderlere ve Suriye'deki Hizbullah liderlerine yönelik yeni bir dizi suikast kapsamında aynı yerdeki bir binayı aynı şekilde yeniden hedef aldı.

Suriye 2024 yılının başından bu yana üç İsrail saldırısına tanık oldu. Söz konusu saldırılardan ilki Şam'ın Mezze mahallesinde, ikincisi Şam kırsalındaki ed-Dimas bölgesinde ve üçüncüsüyse Humus şehir merkezindeki lüks bir mahallede gerçekleşti. Yakın güvenlik denetimi altındaki lüks mahalleler ‘İsrail füzeleri için kolay bir hedef’ haline geldi.

(foto altı) Pazartesi günü Şam'daki füze saldırısında hasar alan bir araba. (EPA)
Pazartesi günü Şam'daki füze saldırısında hasar alan bir araba. (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı’ndan (SANA) aktardığına göre Suriyeli bir askeri kaynak şu ifadeleri kullandı: “İsrail, işgal altındaki Golan yönünden bir dizi füzeyle Şam'ın Kefer Susa mahallesindeki bir apartmanı hedef alan hava saldırısı düzenledi. Saldırıda iki vatandaş yaşamını yitirirken bir kişi de yaralandı. Vurulan apartmanda ve çevredeki bazı binalarda maddi hasar meydana geldi.”

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), dün (Çarşamba) Kefer Susa'yı hedef alan saldırıda üç kişinin öldürüldüğünü bildirdi. Bunlardan ikisi Suriye uyruklu değildi ve muhtemelen İranlıydılar.

SOHR Direktörü Rami Abdurrahman, medyaya yaptığı açıklamada, apartmanın duvar parçalarının başına düşmesi sonucu Suriyeli bir sivilin yaşamını yitirdiğini söyledi. İsrail operasyonunun çok büyük ve tehlikeli olduğunu ifade eden Abdurrahman, dairenin İran tarafından kullanıldığını doğruladı. “Bina sivillerden korkulduğu için değil, İran'a açık bir mesaj vermek için tamamen yıkıldı. Sadece Lübnan'da değil, Suriye'de de özel operasyonlar gerçekleşti” ifadelerini kullanan Abdurrahman, operasyonun, İsrail'in İranlı şahsiyetlere ve vekil güçlerinden önemli kişilere yönelik düzenlediği bir dizi suikastın parçası olduğuna inanıyor.

İranlılar arasında ölen yok

İran merkezli bir internet sitesi, İsrail'in Şam saldırısının herhangi bir İranlının ölümüyle sonuçlandığını yalanladı. Reuters’ın İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'ndan (ISNA) aktardığına göre İsrail'in dün (Çarşamba) Şam'da bir apartmana düzenlediği saldırı, herhangi bir İran vatandaşının veya vekil gücünün öldürülmesiyle sonuçlanmadı.

Vurulan bölge, apartmanları, okulları ve İran kültür merkezlerini içeriyor. Güvenlik güçleri tarafından kullanılan büyük ve sıkı korunan bir kompleksin yakınında bulunuyor. Bölge, Şubat 2023'te İsrail saldırısına maruz kalmış ve saldırıda İranlı askeri uzmanlar ölmüştü.

Savtu’l Asime (Başkentin Sesi) internet sitesinde yer alan kaynaklara göre, “İsrail, Kafr Sousa mahallesindeki üç dairenin bulunduğu iki katı üç hassas füzeyle hedef aldı. Saldırı sonucu üç kişi hayatını kaybetti, sekiz kişi de yaralandı. Binada maddi hasar meydana geldi.”

İnternet sitesinde, vurulan binanın İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) liderleri tarafından konut olarak kullanıldığı belirtildi. Kaynaklar, saldırı sonucunda herhangi bir DMO komutanının öldürüldüğünü veya yaralandığını yalanlayarak, vurulan dairelerin İranlı liderlerin ailelerine kiralandığını ve 2023 yılı sonundan önce boşaltıldığını kaydetti. Saldırıda iki daire hedef alındı. İlki binanın dördüncü katında ve son iki gün boyunca İranlı bir lider ve arkadaşları tarafından kullanılmıştı. İkinci kattaki ikinci daire ise güvenlik personelinin ve misafirlerin geçici olarak konaklaması için ayrılmıştı.

Şam'daki Suriyeli kaynaklar Şarku'l Avsat'a, Hizbullah'a bağlı İranlı ve Lübnanlı liderlerin, güvenlik kontrolünü kolaylaştırmak için lojistik ve medya çalışma ofislerini Suriye şehirlerindeki modern, lüks yerleşim mahallelerinde seçtiklerini açıkladı. Caddelerin genişliği, yerleşim yoğunluğunun düşük olması, binaların etrafına bariyerler ve kontrol noktaları kurulan güvenlik merkezlerinin, devlet kurumlarının ve diplomatik misyonların bölgedeki mevcudiyeti bu hareketi daha da anlamlı kılıyor.

(foto altı) Geçtiğimiz Temmuz ayında milislerin kaynadığı Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb'te meydana gelen patlamada bir araba kullanılamaz hale geldi. (Reuters)
Geçtiğimiz Temmuz ayında milislerin kaynadığı Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb'te meydana gelen patlamada bir araba kullanılamaz hale geldi. (Reuters)

Diğer yandan İranlı milisler, başkentin güneyindeki Seyyide Zeyneb bölgesi, Eski Şam'daki el-Cevra ve el-İmara mahalleleri ile Emevi Camii'ne yakın el-Emin mahallesi gibi Şii çoğunluğun yaşadığı kalabalık mahallelerde ve Kasiyun'un eteklerindeki Zeynelabidin mahallesinde yoğunlaşmış ve aktif durumda.

Kaynaklar, Şii hacıların yoğun olarak ziyaret ettiği mahallelerde, liderler için önemli ofislerin veya karargâhların bulunmadığını da sözlerine ekledi. Liderlerin hareketleri, çoğunlukla İran ve Hizbullah bağlantılı kişilerin sahip olduğu lüks mahallelerdeki apartmanlardaki ofisler arasında takma adlar altında yoğunlaşıyor.

(foto altı) İsrail'in Şam'daki Mezze Villat mahallesine düzenlediği saldırının ardından bölgeye gelen ambulanslar ve itfaiye araçları. (Reuters)
İsrail'in Şam'daki Mezze Villat mahallesine düzenlediği saldırının ardından bölgeye gelen ambulanslar ve itfaiye araçları. (Reuters)

Bilgi sahibi kaynaklar, İsrail'in İranlı liderleri hedef almasının bir güvenlik ihlali ve son derece gizli hareketlerinin izlenmesi yoluyla gerçekleşmiş olması gerektiğine inanıyor. Hizbullah'ın önde gelen liderlerinden İmad Muğniye'nin 2008 yılında Kefer Susa mahallesinde kaldığı bir apartmanın önünde arabasına düzenlenen bombalı saldırıda öldürüldüğü suikastı hatırlatan kaynaklar, İmad Muğniye'yi tanıyanların sayısının çok sınırlı olduğunu ve suikastın, müstahkem güvenli bölge olarak kabul edilen Kefer Susa mahallesinde meydana gelen ‘ciddi bir ihlal’ teşkil ettiğini ifade etti.

1980’li yıllarda kurulan bu mahalle, şehir planlaması açısından Şam'ın en modern mahallelerinden biri olarak kabul ediliyor. Başkent Şam’daki en yüksek fiyatlı gayrimenkullerin bulunduğu mahalle, geniş, sessiz, modern daireler isteyen zenginlerin yanı sıra üst düzey Suriyeli yetkililerin ve İranlı isimlerin de ilgisini çekti. Konutların yanı sıra İstihbarat Genel Müdürlüğü, Başbakanlık Ofisi, Dışişleri Bakanlığı ve bir dizi İran medya ofisi ve karargâhı da dahil olmak üzere en büyük güvenlik ve hükümet karargâhı bu mahallede bulunuyor.

(foto altı) Suriye'nin başkenti Şam'ın Kefer Susa bölgesinde, İsrail hava saldırısının hedef aldığı binada oluşan hasarı inceleyen insanlar. (AFP)
Suriye'nin başkenti Şam'ın Kefer Susa bölgesinde, İsrail hava saldırısının hedef aldığı binada oluşan hasarı inceleyen insanlar. (AFP)

Dün (Çarşamba) hedef alınan binanın arkasında yer aldığı İran okuluna gelince, burası, tam olarak bir yıl önce, İran ve Hizbullah bağlantılı zengin bir ailenin sahibi olduğu bir binanın zemin katındaki bir apartman dairesinde DMO’dan bir heyetin de yer aldığı benzer bir toplantının hedef alındığı yerle aynı yer. Söz konusu saldırıda aralarında DMO’dan bir yetkilinin de bulunduğu beş kişi öldürüldü.

İranlı liderlerin tercih ettiği bölge

Şam'daki kaynaklara göre Mezze mahallelerinin ve Kafr Sousa’nın yanı sıra Şam'ın batı kırsalındaki es-Sabura ve ed-Dimas bölgeleri, İranlı liderlerin üst düzey Suriyeli yetkililerle toplantılar düzenleyebileceği bir destinasyon oluşturuyor. Zira söz konusu bölgeler geniş, açık alanlara yayılıyor ve başkentin güvenliğinden sorumlu askeri birliklere yakın konumda bulunuyor.

Kaynaklar, İsrail saldırılarının İran'a ‘güvenliğin tehlikeye girdiği’ mesajı verdiğini, liderlerinin Suriye'de hareket ederken ve yer değiştirirken aldıkları tüm sıkı güvenlik önlemlerinin yeterli olmadığını gösterdiğini bildirdi.

(foto altı) Geçtiğimiz Şubat ayında Şam'ın güneybatısındaki Kafr Sousa mahallesini etkileyen İsrail bombardımanının yol açtığı yıkım. (AFP)
Geçtiğimiz Şubat ayında Şam'ın güneybatısındaki Kafr Sousa mahallesini etkileyen İsrail bombardımanının yol açtığı yıkım. (AFP)

Aktivistler tarafından dün (Çarşamba) sosyal medyada paylaşılan fotoğraf ve videolarda 2024 yılının başından bu yana hedefleme yöntemi ve lokasyonu açısından türünün üçüncüsü sayılan saldırıda, çok katlı bir binanın ortasındaki iki kata yönelik yönlendirilmiş füze saldırısının etkileri görülüyordu. 10 Şubat’ta İsrail'in Şam kırsalındaki ed-Dimas bölgesinde bulunan el-Esed köylerine yakın bir çiftlikte bulunan bir eve düzenlediği saldırıda iki kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı. Saldırının ayrıntılarıysa açıklanmadı.

Yaklaşık bir ay önce İsrail, DMO liderlerinin Şam’daki Mezze Villat mahallesinde dört katlı bir binada gerçekleştirilen toplantısını da füzelerle hedef almıştı. Saldırıda DMO’nun beş lideri öldürüldü: Huccetullah Umidvar, Ali Ağazade, Hüseyin Muhammedi, Said Kerimi ve Muhammed Emin Samedi.

Mezze Villat mahallesi, Suriyeli ve Suriyeli olmayan güvenlik görevlilerinin yaşadığı modern bir mahalle olması ve ayrıca çok sayıda büyükelçilik ve Birleşmiş Milletler (BM) merkezinin bulunması nedeniyle Şam'daki müstahkem güvenlik mahallelerinden biri olarak kabul ediliyor.

(foto altı) Humus'ta İsrail hava saldırılarında yıkılan bir binanın enkazında toplanan Suriye güvenlik güçleri. (AP)
Humus'ta İsrail hava saldırılarında yıkılan bir binanın enkazında toplanan Suriye güvenlik güçleri. (AP)

İsrail, 6 Şubat’ta Humus'un lüks mahallelerinden biri olarak kabul edilen merkezdeki el-Hamra Caddesi'ndeki bir binayı hedef aldı. Saldırıda Hizbullah’tan üçü lider olmak üzere dokuz kişi öldü ve 13 kişi de yaralandı.

Sivillerin ifadeleri

Bölgedeki yerel kaynaklar, art arda üç patlama sesi duyulduğunu ve patlamanın olduğu yerden duman bulutlarının yükseldiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, başta anaokulları olmak üzere bölgeye yakın okullarda öğrencilerde yaşanan paniğe dikkat çekti. Şam'daki İran varlığının, ‘işgalci’ bir devlet olması nedeniyle Suriyeli siviller için sürekli bir korku ve endişe kaynağı haline geldiğini ifade eden kaynaklar, zaman zaman sızdırılan videolar aracılığıyla Emeviler'den kalma İslam medeniyetinin tarihi sembollere yönelik provokasyon ve hakaretlerin ‘İran'a yönelik nefret duygularını körüklediğine’ dikkat çekti. İsrail'in yerleşim bölgelerindeki İran karargahlarını hedef alması, halkın İran varlığına yönelik düşmanlığını artırdı. Bu durum güvenlik sorununa ve sürekli bir endişe kaynağına dönüştü.

Pek çok Suriyeli, DMO üyelerinin dini provokasyonlarından kaçınmak için Emevi Camii'ni ziyaret etme konusunda isteksiz. Ayrıca İranlı liderlerin sık sık gittiğinden şüphelenilen mahalle sakinlerinin bir kısmı da güvenlik nedeniyle ikamet yerlerini değiştirmeyi düşünüyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.