Şam’ın müstahkem mahallelerindeki DMO sığınakları İsrail için kolay hedef

Suriyeli sivillerin İran’ın varlığından duyduğu memnuniyetsizlik sürekli bir endişe kaynağı haline geldi.

İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)
İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)
TT

Şam’ın müstahkem mahallelerindeki DMO sığınakları İsrail için kolay hedef

İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)
İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)

Şam'ın Kefer Susa mahallesindeki İran okulunun arkasında bulunan bir binanın hedef alınmasından neredeyse bir yıl sonra İsrail, 7 Ekim'de Gazze'de savaşın başlamasıyla birlikte İranlı liderlere ve Suriye'deki Hizbullah liderlerine yönelik yeni bir dizi suikast kapsamında aynı yerdeki bir binayı aynı şekilde yeniden hedef aldı.

Suriye 2024 yılının başından bu yana üç İsrail saldırısına tanık oldu. Söz konusu saldırılardan ilki Şam'ın Mezze mahallesinde, ikincisi Şam kırsalındaki ed-Dimas bölgesinde ve üçüncüsüyse Humus şehir merkezindeki lüks bir mahallede gerçekleşti. Yakın güvenlik denetimi altındaki lüks mahalleler ‘İsrail füzeleri için kolay bir hedef’ haline geldi.

(foto altı) Pazartesi günü Şam'daki füze saldırısında hasar alan bir araba. (EPA)
Pazartesi günü Şam'daki füze saldırısında hasar alan bir araba. (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı’ndan (SANA) aktardığına göre Suriyeli bir askeri kaynak şu ifadeleri kullandı: “İsrail, işgal altındaki Golan yönünden bir dizi füzeyle Şam'ın Kefer Susa mahallesindeki bir apartmanı hedef alan hava saldırısı düzenledi. Saldırıda iki vatandaş yaşamını yitirirken bir kişi de yaralandı. Vurulan apartmanda ve çevredeki bazı binalarda maddi hasar meydana geldi.”

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), dün (Çarşamba) Kefer Susa'yı hedef alan saldırıda üç kişinin öldürüldüğünü bildirdi. Bunlardan ikisi Suriye uyruklu değildi ve muhtemelen İranlıydılar.

SOHR Direktörü Rami Abdurrahman, medyaya yaptığı açıklamada, apartmanın duvar parçalarının başına düşmesi sonucu Suriyeli bir sivilin yaşamını yitirdiğini söyledi. İsrail operasyonunun çok büyük ve tehlikeli olduğunu ifade eden Abdurrahman, dairenin İran tarafından kullanıldığını doğruladı. “Bina sivillerden korkulduğu için değil, İran'a açık bir mesaj vermek için tamamen yıkıldı. Sadece Lübnan'da değil, Suriye'de de özel operasyonlar gerçekleşti” ifadelerini kullanan Abdurrahman, operasyonun, İsrail'in İranlı şahsiyetlere ve vekil güçlerinden önemli kişilere yönelik düzenlediği bir dizi suikastın parçası olduğuna inanıyor.

İranlılar arasında ölen yok

İran merkezli bir internet sitesi, İsrail'in Şam saldırısının herhangi bir İranlının ölümüyle sonuçlandığını yalanladı. Reuters’ın İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'ndan (ISNA) aktardığına göre İsrail'in dün (Çarşamba) Şam'da bir apartmana düzenlediği saldırı, herhangi bir İran vatandaşının veya vekil gücünün öldürülmesiyle sonuçlanmadı.

Vurulan bölge, apartmanları, okulları ve İran kültür merkezlerini içeriyor. Güvenlik güçleri tarafından kullanılan büyük ve sıkı korunan bir kompleksin yakınında bulunuyor. Bölge, Şubat 2023'te İsrail saldırısına maruz kalmış ve saldırıda İranlı askeri uzmanlar ölmüştü.

Savtu’l Asime (Başkentin Sesi) internet sitesinde yer alan kaynaklara göre, “İsrail, Kafr Sousa mahallesindeki üç dairenin bulunduğu iki katı üç hassas füzeyle hedef aldı. Saldırı sonucu üç kişi hayatını kaybetti, sekiz kişi de yaralandı. Binada maddi hasar meydana geldi.”

İnternet sitesinde, vurulan binanın İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) liderleri tarafından konut olarak kullanıldığı belirtildi. Kaynaklar, saldırı sonucunda herhangi bir DMO komutanının öldürüldüğünü veya yaralandığını yalanlayarak, vurulan dairelerin İranlı liderlerin ailelerine kiralandığını ve 2023 yılı sonundan önce boşaltıldığını kaydetti. Saldırıda iki daire hedef alındı. İlki binanın dördüncü katında ve son iki gün boyunca İranlı bir lider ve arkadaşları tarafından kullanılmıştı. İkinci kattaki ikinci daire ise güvenlik personelinin ve misafirlerin geçici olarak konaklaması için ayrılmıştı.

Şam'daki Suriyeli kaynaklar Şarku'l Avsat'a, Hizbullah'a bağlı İranlı ve Lübnanlı liderlerin, güvenlik kontrolünü kolaylaştırmak için lojistik ve medya çalışma ofislerini Suriye şehirlerindeki modern, lüks yerleşim mahallelerinde seçtiklerini açıkladı. Caddelerin genişliği, yerleşim yoğunluğunun düşük olması, binaların etrafına bariyerler ve kontrol noktaları kurulan güvenlik merkezlerinin, devlet kurumlarının ve diplomatik misyonların bölgedeki mevcudiyeti bu hareketi daha da anlamlı kılıyor.

(foto altı) Geçtiğimiz Temmuz ayında milislerin kaynadığı Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb'te meydana gelen patlamada bir araba kullanılamaz hale geldi. (Reuters)
Geçtiğimiz Temmuz ayında milislerin kaynadığı Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb'te meydana gelen patlamada bir araba kullanılamaz hale geldi. (Reuters)

Diğer yandan İranlı milisler, başkentin güneyindeki Seyyide Zeyneb bölgesi, Eski Şam'daki el-Cevra ve el-İmara mahalleleri ile Emevi Camii'ne yakın el-Emin mahallesi gibi Şii çoğunluğun yaşadığı kalabalık mahallelerde ve Kasiyun'un eteklerindeki Zeynelabidin mahallesinde yoğunlaşmış ve aktif durumda.

Kaynaklar, Şii hacıların yoğun olarak ziyaret ettiği mahallelerde, liderler için önemli ofislerin veya karargâhların bulunmadığını da sözlerine ekledi. Liderlerin hareketleri, çoğunlukla İran ve Hizbullah bağlantılı kişilerin sahip olduğu lüks mahallelerdeki apartmanlardaki ofisler arasında takma adlar altında yoğunlaşıyor.

(foto altı) İsrail'in Şam'daki Mezze Villat mahallesine düzenlediği saldırının ardından bölgeye gelen ambulanslar ve itfaiye araçları. (Reuters)
İsrail'in Şam'daki Mezze Villat mahallesine düzenlediği saldırının ardından bölgeye gelen ambulanslar ve itfaiye araçları. (Reuters)

Bilgi sahibi kaynaklar, İsrail'in İranlı liderleri hedef almasının bir güvenlik ihlali ve son derece gizli hareketlerinin izlenmesi yoluyla gerçekleşmiş olması gerektiğine inanıyor. Hizbullah'ın önde gelen liderlerinden İmad Muğniye'nin 2008 yılında Kefer Susa mahallesinde kaldığı bir apartmanın önünde arabasına düzenlenen bombalı saldırıda öldürüldüğü suikastı hatırlatan kaynaklar, İmad Muğniye'yi tanıyanların sayısının çok sınırlı olduğunu ve suikastın, müstahkem güvenli bölge olarak kabul edilen Kefer Susa mahallesinde meydana gelen ‘ciddi bir ihlal’ teşkil ettiğini ifade etti.

1980’li yıllarda kurulan bu mahalle, şehir planlaması açısından Şam'ın en modern mahallelerinden biri olarak kabul ediliyor. Başkent Şam’daki en yüksek fiyatlı gayrimenkullerin bulunduğu mahalle, geniş, sessiz, modern daireler isteyen zenginlerin yanı sıra üst düzey Suriyeli yetkililerin ve İranlı isimlerin de ilgisini çekti. Konutların yanı sıra İstihbarat Genel Müdürlüğü, Başbakanlık Ofisi, Dışişleri Bakanlığı ve bir dizi İran medya ofisi ve karargâhı da dahil olmak üzere en büyük güvenlik ve hükümet karargâhı bu mahallede bulunuyor.

(foto altı) Suriye'nin başkenti Şam'ın Kefer Susa bölgesinde, İsrail hava saldırısının hedef aldığı binada oluşan hasarı inceleyen insanlar. (AFP)
Suriye'nin başkenti Şam'ın Kefer Susa bölgesinde, İsrail hava saldırısının hedef aldığı binada oluşan hasarı inceleyen insanlar. (AFP)

Dün (Çarşamba) hedef alınan binanın arkasında yer aldığı İran okuluna gelince, burası, tam olarak bir yıl önce, İran ve Hizbullah bağlantılı zengin bir ailenin sahibi olduğu bir binanın zemin katındaki bir apartman dairesinde DMO’dan bir heyetin de yer aldığı benzer bir toplantının hedef alındığı yerle aynı yer. Söz konusu saldırıda aralarında DMO’dan bir yetkilinin de bulunduğu beş kişi öldürüldü.

İranlı liderlerin tercih ettiği bölge

Şam'daki kaynaklara göre Mezze mahallelerinin ve Kafr Sousa’nın yanı sıra Şam'ın batı kırsalındaki es-Sabura ve ed-Dimas bölgeleri, İranlı liderlerin üst düzey Suriyeli yetkililerle toplantılar düzenleyebileceği bir destinasyon oluşturuyor. Zira söz konusu bölgeler geniş, açık alanlara yayılıyor ve başkentin güvenliğinden sorumlu askeri birliklere yakın konumda bulunuyor.

Kaynaklar, İsrail saldırılarının İran'a ‘güvenliğin tehlikeye girdiği’ mesajı verdiğini, liderlerinin Suriye'de hareket ederken ve yer değiştirirken aldıkları tüm sıkı güvenlik önlemlerinin yeterli olmadığını gösterdiğini bildirdi.

(foto altı) Geçtiğimiz Şubat ayında Şam'ın güneybatısındaki Kafr Sousa mahallesini etkileyen İsrail bombardımanının yol açtığı yıkım. (AFP)
Geçtiğimiz Şubat ayında Şam'ın güneybatısındaki Kafr Sousa mahallesini etkileyen İsrail bombardımanının yol açtığı yıkım. (AFP)

Aktivistler tarafından dün (Çarşamba) sosyal medyada paylaşılan fotoğraf ve videolarda 2024 yılının başından bu yana hedefleme yöntemi ve lokasyonu açısından türünün üçüncüsü sayılan saldırıda, çok katlı bir binanın ortasındaki iki kata yönelik yönlendirilmiş füze saldırısının etkileri görülüyordu. 10 Şubat’ta İsrail'in Şam kırsalındaki ed-Dimas bölgesinde bulunan el-Esed köylerine yakın bir çiftlikte bulunan bir eve düzenlediği saldırıda iki kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı. Saldırının ayrıntılarıysa açıklanmadı.

Yaklaşık bir ay önce İsrail, DMO liderlerinin Şam’daki Mezze Villat mahallesinde dört katlı bir binada gerçekleştirilen toplantısını da füzelerle hedef almıştı. Saldırıda DMO’nun beş lideri öldürüldü: Huccetullah Umidvar, Ali Ağazade, Hüseyin Muhammedi, Said Kerimi ve Muhammed Emin Samedi.

Mezze Villat mahallesi, Suriyeli ve Suriyeli olmayan güvenlik görevlilerinin yaşadığı modern bir mahalle olması ve ayrıca çok sayıda büyükelçilik ve Birleşmiş Milletler (BM) merkezinin bulunması nedeniyle Şam'daki müstahkem güvenlik mahallelerinden biri olarak kabul ediliyor.

(foto altı) Humus'ta İsrail hava saldırılarında yıkılan bir binanın enkazında toplanan Suriye güvenlik güçleri. (AP)
Humus'ta İsrail hava saldırılarında yıkılan bir binanın enkazında toplanan Suriye güvenlik güçleri. (AP)

İsrail, 6 Şubat’ta Humus'un lüks mahallelerinden biri olarak kabul edilen merkezdeki el-Hamra Caddesi'ndeki bir binayı hedef aldı. Saldırıda Hizbullah’tan üçü lider olmak üzere dokuz kişi öldü ve 13 kişi de yaralandı.

Sivillerin ifadeleri

Bölgedeki yerel kaynaklar, art arda üç patlama sesi duyulduğunu ve patlamanın olduğu yerden duman bulutlarının yükseldiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, başta anaokulları olmak üzere bölgeye yakın okullarda öğrencilerde yaşanan paniğe dikkat çekti. Şam'daki İran varlığının, ‘işgalci’ bir devlet olması nedeniyle Suriyeli siviller için sürekli bir korku ve endişe kaynağı haline geldiğini ifade eden kaynaklar, zaman zaman sızdırılan videolar aracılığıyla Emeviler'den kalma İslam medeniyetinin tarihi sembollere yönelik provokasyon ve hakaretlerin ‘İran'a yönelik nefret duygularını körüklediğine’ dikkat çekti. İsrail'in yerleşim bölgelerindeki İran karargahlarını hedef alması, halkın İran varlığına yönelik düşmanlığını artırdı. Bu durum güvenlik sorununa ve sürekli bir endişe kaynağına dönüştü.

Pek çok Suriyeli, DMO üyelerinin dini provokasyonlarından kaçınmak için Emevi Camii'ni ziyaret etme konusunda isteksiz. Ayrıca İranlı liderlerin sık sık gittiğinden şüphelenilen mahalle sakinlerinin bir kısmı da güvenlik nedeniyle ikamet yerlerini değiştirmeyi düşünüyor.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.