İran Rusya'ya yüzlerce balistik füze sağlıyor

300 ile 700 kilometre arası mesafelerdeki hedefleri vurabiliyor

Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, 20 Eylül'de düzenlenen İran füze sergisinde Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (IRNA)
Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, 20 Eylül'de düzenlenen İran füze sergisinde Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (IRNA)
TT

İran Rusya'ya yüzlerce balistik füze sağlıyor

Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, 20 Eylül'de düzenlenen İran füze sergisinde Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (IRNA)
Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, 20 Eylül'de düzenlenen İran füze sergisinde Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (IRNA)

Altı farklı kaynağın Reuters'e verdiği bilgiye göre İran, ABD yaptırımlarına tabi iki ülke arasındaki askeri işbirliğini pekiştiren bir hamleyle müttefiki Rusya'ya çok sayıda karadan karaya balistik füze sağladı.

Üç İranlı kaynak, Tahran'ın, aralarında Zülfikar füzesi gibi Fatih-110 ailesinden birçok kısa menzilli balistik füzenin bulunduğu 400'e yakın füze sağladığını bildirdi. Uzmanlar, bu mobil füzenin 300 ila 700 kilometre arasındaki mesafelerdeki hedefleri vurabildiğini söylüyor.

İran'ın balistik füze programını denetleyen İslam Devrim Muhafızları Birliği ve İran Savunma Bakanlığı yorum yapmaktan kaçınırken Rusya Savunma Bakanlığı ise yorum talebine henüz yanıt vermedi.

İranlı bir kaynağın aktardığına göre bu yöndeki sevkiyatlar, İran ve Rus askeri ve güvenlik yetkilileri arasında geçen yılın sonlarında Tahran ve Moskova'da yapılan toplantılarda anlaşmanın imzalanması ardından Ocak ayında başladı.

Verdiği bilgilerin hassasiyeti nedeniyle isminin gizli kalmasını isteyen İranlı bir askeri yetkili, en az dört füze sevkiyatı yapıldığını, önümüzdeki haftalarda daha fazlasının da geleceğini söyledi. Ancak daha fazla ayrıntı vermeyi reddetti.

Bir başka üst düzey İranlı yetkili, füzelerin bir kısmının Hazar Denizi üzerinden gemiyle Rusya'ya gönderildiğini, diğerlerinin ise hava yoluyla taşındığını söyledi.

Diğer bir İranlı yetkili ise “Daha fazla sevkiyat olacak. Bunu saklamanın bir anlamı yok. İstediğimiz ülkeye silah ihraç edebiliriz” vurgusunda bulundu.

Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, bir deniz seyir füzesi hakkında Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (EPA)
Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, bir deniz seyir füzesi hakkında Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (EPA)

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) İran'ın belirli füze, insansız hava aracı ve diğer teknoloji ihracatına yönelik kısıtlamaları 18 Ekim'de sona erdi.

ABD ve Avrupa Birliği (AB), Orta Doğu'daki vekillerine ve Rusya'ya silah ihracatıyla ilgili endişeleri nedeniyle İran'ın balistik füze programına yönelik yaptırımları sürdürüyor.

Konuyu bilen dördüncü bir kaynak, Rusya'nın yakın zamanda İran'dan çok sayıda füze aldığını doğruladı, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü John Kirby, ABD'nin, Moskova'nın Kuzey Kore'den aldığı füzelere ek olarak Tahran'dan da kısa menzilli balistik füzeler almaya yakın olmasından endişe duyduğunu bildirdi.

ABD'li bir yetkili ise Washington'un görüşmelerin aktif bir şekilde ilerlediğine dair kanıtlar bulundurduğunu, ancak sevkiyatların teslim edildiğine dair henüz bir belirti olmadığını söyledi.

Ukrayna Başsavcısı, Cuma günü yaptığı açıklamada, Kuzey Kore'nin Rusya'ya sağladığı balistik füzelerin savaş alanında güvenilmez olduğunun kanıtlandığını, 24 füzeden sadece ikisinin hedefi vurduğunu bildirdi. Moskova ve Pyongyang, Kuzey Kore'nin Rusya'ya Ukrayna'da kullanılan mühimmatlardan sağladığı iddialarını yalanladı.

Monterey'deki Middlebury Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü uzmanı Jeffrey Lewis, Fatih-110 füze ailesi ve Zülfikar füzelerinin hassas silahlar olduğunu söyledi.

Bunların hassas vuruşlar gerektiren yüksek değerli nesneleri hedeflemek için kullanıldığını belirten Lewis, 400 mühimmat başlığının ciddi hasara yol açabileceğini de sözlerine ekledi.

ABD'nin Ukrayna'ya yardımı ertelendi

Ukraynalı bir askeri kaynak, Kiev'in İran balistik füzelerinin Rus kuvvetleri tarafından kullanıldığını tespit etmediğini söyledi.

Ukrayna Hava Kuvvetleri Sözcüsü Yuri Ignat, İran'ın Rusya'ya yüzlerce balistik füze sağladığına dair resmi bir bilgi bulunmadığını söyledi. Ukrayna televizyonuna konuşan Ignat, “Şuana dek resmi kaynaklarımızın, özellikle bu kadar büyük sayıda füzenin alındığına dair hiçbir bilgisi yok” vurgusunda bulundu.

Eski Ukrayna Savunma Bakanı Andriy Zagorodnyuk, Kongre'nin büyük bir ABD askeri yardım paketini onaylamasındaki gecikmenin Ukrayna'nın mühimmat ve diğer malzeme sıkıntısı çekmesine yol açtığı bir dönemde Rusya'nın ise füze cephaneliğini desteklemek istediğini belirtti.

Hükümete tavsiyelerde bulunan bir güvenlik kuruluşu olan Kiev merkezli Savunma Stratejileri Merkezi'nin Başkanı Zagorodnyuk, “Amerikan desteğinin olmayışı, Ukrayna'nın kara hava savunmasında eksikliklere neden oluyor. Bu nedenle Rusya'nın füze stoku oluşturmasını ve Ukrayna hava savunmasını delere geçmesini istiyorlar” ifadelerini kullandı.

Kiev, defalarca kez Tahran'dan Rusya'ya Şahid intihar insansız hava araçları tedarikini durdurmasını istedi. Bu füzeler, Moskova'nın Ukrayna şehirlerine ve altyapısına yönelik uzun menzilli saldırılarının yanı sıra çeşitli füze türlerinde de önemli bir unsur haline geldi.

Ukrayna Hava Kuvvetleri, Aralık ayında Rusya'nın savaş sırasında yüzlerce kilometre uçabilen ve çarpma anında patlayabilen 3 bin 700 adet Şahid insansız hava aracı fırlattığını söyledi.

Philadelphia merkezli bir düşünce kuruluşu Dış Politika Araştırma Enstitüsü'nden Rob Lee, İran'ın Fatih-100 ve Zülfikar füzelerini tedarik etmesinin savaşta Rusya'ya önemli bir avantaj sağlayacağı belirtildi.

Lee, “Askeri hedefleri derinlemesine vurmak için kullanılabilirler. Balistik füzelerin Ukrayna hava savunması tarafından engellenmesi daha zor” ifadelerini kullandı.

Askeri diplomasi

İran başlangıçta Rusya'ya insansız hava aracı sağladığını reddetmiş, ancak birkaç ay sonra ise Moskova'nın 2022'de Ukrayna'ya savaş başlatmadan önce az sayıda insansız hava aracı sağladığını bildirmişti.

İran’daki radikal muhafazakar yönetim, Rusya ve Çin ile ilişkilerini, bu ilişkilerin Tahran'ın siyasi izolasyonunu sona erdirmesine ve ABD yaptırımlarının etkisini hafifletmesine yardımcı olabileceği düşüncesiyle derinleştirmek istiyor.

İran ve Rusya, Rusya ile Ukrayna arasında savaşın başladığı Şubat 2022'den bu yana savunma iş birliğini yoğunlaştırdı.

İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, geçtiğimiz Nisan ayında yaptığı açıklamada, Tahran'ın ABD yaptırımlarına karşı askeri diplomasiyi harekete geçirme konusundaki çıkarları bağlamında Moskova'ya giden bir askeri heyete başkanlık etmişti.

12 Eylül'de Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade ile Tahran'da yaptığı askeri görüşmelerin oturum aralarında, Devrim Muhafızları'ndaki füze ve insansız hava aracı sergisini ziyaret etti.

Rusya Kara Kuvvetleri Başkomutanı Oleg Salyukov ve İran Kara Kuvvetleri Başkomutanı Kiyumers Haydari, Ağustos ayında Moskova'daki Meçhul Asker Anıtı’nda (Rusya Savunma Bakanlığı)
Rusya Kara Kuvvetleri Başkomutanı Oleg Salyukov ve İran Kara Kuvvetleri Başkomutanı Kiyumers Haydari, Ağustos ayında Moskova'daki Meçhul Asker Anıtı’nda (Rusya Savunma Bakanlığı)

Geçtiğimiz Aralık ayında Rusya Dışişleri Bakanlığı, Rusya ve İran'ın iki ülke arasında yeni bir büyük ticaret anlaşmasına yönelik çalışmaları hızlandıracağını açıklamıştı. Bir hafta öncesinde ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İranlı mevkidaşı İbrahim Reisi, Moskova'da ayrıntılı görüşmelerde bulunmuştu.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kaani, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Tahran'ın Rusya'ya insansız hava aracı teslim etmesiyle ilgili bir soruya verdiği yanıtta, “İran'ı Ukrayna'daki savaşın taraflarından birine silah sağlamakla suçlayanlar bunu siyasi amaçlarla yapıyor. Biz o savaşa katılmaları için insansız hava aracı sağlamadık” ifadelerini kullandı.

İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Rıza Talainik, Salı günü düzenlediği basın toplantısında, “İran ile Rusya arasındaki askeri işbirliği geçmişe dayanıyor. Ukrayna'daki savaşla hiçbir ilgisi yok.

Ukrayna'daki savaş, Rusya ile ilişkilerimizi etkilemedi” vurgusunda bulundu.

Reuters’a konuşan Talainik, “Rusya ile yapılan bu askeri ortaklık, İran'ın savunma kabiliyetini dünyaya gösterdi. Bu, Ukrayna ile yaşanan çatışmada Rusya'nın yanında yer aldığımız anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Bilgili bir Batılı diplomat, İran balistik füzelerinin son haftalarda Rusya'ya teslim edildiğini doğruladı. Ancak daha fazla ayrıntı vermedi. Batılı ülkelerin, Moskova ile Tahran arasındaki silah alışverişinin İran'ın ABD ve İsrail ile herhangi bir olası çatışmada kabiliyetini güçlendirebileceğinden endişelendiğini de ekledi.

İran, Kasım ayında Rusya'nın kendisine Su-35 savaş uçağı, Mi-28 saldırı helikopteri ve Yak-130 eğitim uçağı tedarik etme yönündeki düzenlemeleri tamamladığını bildirmişti.

Siyasi risk analizi danışma grubu Eurasia Group analisti Gregory Brew, Rusya'nın İran için uygun bir müttefik olduğunu söyledi. Aynı zamanda, “İlişki karşılıklı. İran, insansız hava araçları karşılığında daha fazla güvenlik işbirliği ve bilhassa modern uçaklar olmak üzere gelişmiş silahlar bekliyor” ifadelerini kullandı.



Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
TT

Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)

Çekya Başbakanı Andrej Babis, Ukrayna savaşının daha ilk aylarda bitirilmemesinden eski Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ı sorumlu tuttu. 

Ülkesinin TN.cz adlı internet sitesine cumartesi günü konuşan 71 yaşındaki politikacı, Mart 2022'de İstanbul'da başlatılan müzakereleri işaret etti. 

2019-2022'de Birleşik Krallık Başbakanı olan Boris Johnson'ın meseleye karışmasından önce Rusya ve Ukrayna'nın nihai anlaşmaya varmaya çok yaklaştığını savunarak şöyle dedi:

Aslında Nisan 2022'de anlaşma tamamlanmak üzereydi ama sonra Boris Johnson belirdi. Bu çatışmanın sürmesinden çıkarları vardı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da önceki aylarda verdiği bir röportajda "Dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ın talebi ve Avrupa'nın buna itirazsız bir şekilde rıza göstermesiyle, ki suç ortaklığı da yapmış olabilirler, İstanbul anlaşmaları bozuldu" ifadesini kullanmıştı. 

Babis, Donald Trump yönetiminin arabuluculuk çalışmalarından umutlu olduğunu belirtti:

Müzakereler yoğun. Savaşı bitirip Ukrayna için istikrarlı güvenlik güvenceleri yaratacakları uzun vadeli bir çözüme yaklaşıyorlar gibi görünüyor. Avrupa bunu Donald Trump olmadan beceremez.

2026, Washington, Kremlin ve Kiev arasındaki üçlü görüşmelerin hız kazandığı bir yıl oldu. 

Taraflar, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de iki tur müzakere gerçekleştirdi. 

Kapalı kapılar ardından gerçekleşen görüşmelere dair ayrıntı vermekten kaçınılıyor. 

İkinci turu perşembe günü düzenlenen görüşmelerde Kiev ve Kremlin, toplamda 314 savaş esirinin takası için anlaşmıştı. Ayrıca Washington ve Moskova arasında "acil askeri iletişim hattının" tekrar açılacağı bildirilmişti. 

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan güvenlik yetkilileri, ABD'nin martta ateşkes imzalanmasını hedeflediğini aktarıyor. 

ABD ve Ukrayna arasında yürütülen temaslarla belirlenen bu takvimin "fazla iddialı" olduğunu vurgulayan kaynaklar özellikle toprak tavizi ve güvenlik garantisi konularında henüz uzlaşı sağlanamadığına dikkat çekiyor. 

Rusya halihazırda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini kontrol ediyor. Bu topraklar arasında Donbas'ın sanayi merkezi Luhansk ve Donetsk'in büyük bir kısmıyla Zaporijya ve Herson'un bazı bölgeleri ve Kırım yer alıyor.

Independent Türkçe, RT, Reuters


ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
TT

ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)

Pazar gününden bu yana, 30 Nisan’a kadar sürecek olan “Orion 26” tatbikatları başladı. Tatbikatlara çoğunluğu Avrupa ülkeleri olmak üzere 24 ülkeden birlikler katılıyor. ABD ve Kanada’nın yanı sıra Japonya, Avustralya, Güney Kore, Singapur ve Brezilya gibi ülkeler de yer alıyor. İki Arap ülkesi Fas ve Katar da tatbikata iştirak ediyor.

“Orion 26”, üç yıl önce “Orion 23” adıyla gerçekleştirilen tatbikatın ikinci versiyonu. Her iki tatbikatın ortak özelliği Fransa’nın girişimi ve liderliğinde yapılmaları olsa da, “Orion 26” hem kapsam hem de içinde gerçekleştiği son derece karmaşık jeostratejik ortam bakımından öne çıkıyor. Zira ABD’de Başkan Donald Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte, Washington artık NATO’nun Avrupa kanadı için eskisi kadar güvenilir bir müttefik olarak görülmüyor. Bu durum Avrupalıları, savunmalarını güçlendirmeye ve kendi orduları ile kapasitelerine daha fazla dayanma arayışına itiyor.

Avrupa’nın endişelerini artıran bir diğer unsur ise Trump’ın, egemenliği NATO ve AB üyesi Danimarka’ya ait olan Grönland üzerinde kontrol kurma yönündeki söylemleri oldu. Ayrıca Washington’un, Kuzey Kutbu’ndaki yeni deniz geçitlerinde Rusya ve Çin’in emellerine dikkat çekmesi de bu tatbikatların hedeflerinden ayrı düşünülemiyor.

cdf vcfv
Fransız Donanması’na ait Tonnerre helikopter gemisi, Fransa kıyılarında Toulon üssü açıklarında Akdeniz’de gerçekleştirilen bir tatbikat sırasında askerî manevralara katılırken (Reuters)

Ukrayna’daki çatışmalar uzadıkça, Avrupa’da Rusya’nın yeni hedefler belirleyebileceği yönündeki endişeler de güç kazanıyor. Özellikle Almanya ve Fransa’daki askerî planlama birimleri, Moskova’nın Kuzey Avrupa’yı veya 1991’e kadar Sovyetler Birliği’nin parçası olan Baltık ülkelerini hedef almasının ihtimal dâhilinde olduğunu belirtiyor.

Rus saldırısına karşı senaryo

Bu çerçevede, Fransa Genelkurmay Başkanlığı tarafından planlanan “Orion 26”, bir Avrupa ülkesine yönelik hayali bir saldırıya karşı koordineli savunma planını simüle ediyor. Tatbikatta hayali adlandırmalar kullanılsa da, hedefin olası bir Rus saldırısını püskürtmek olduğu açık. Amaç, farklı milletlerden kuvvetler arasında müşterek çalışmaya uyum sağlamak; bu tür tatbikatlara NATO çerçevesinde zaten alışkın olan birliklerin eşgüdümünü pekiştirmek.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un göreve gelişinden bu yana Avrupa Birliği ülkelerini kendi savunma kapasitelerini inşa etmeye teşvik eden Fransa, tatbikatın lideri olarak en büyük kuvvet ve teçhizat katkısını sağlıyor. Kara ve hava tatbikatları Fransa toprakları ve hava sahasında, deniz tatbikatları ise Kuzey Atlantik’te icra ediliyor.

dfrvgf
Akdeniz’de düzenlenen bir tatbikat sırasında, Tonnerre helikopter gemisinin güvenliğini sağlamak üzere bot üzerinde görev yapan Fransız Deniz Kuvvetleri askerleri (Reuters)

Fransa, toplam 12 bin 500 askerin 8 binini, 140 uçak ve helikopter, 1200 insansız hava aracı, 6 hava savunma sistemi, ülke geneline yayılmış 10 hava üssü ve 2500 zırhlı araç ile tatbikata katılıyor. Deniz kuvvetleri kapsamında ise “Charles de Gaulle” uçak gemisi, refakat grubu ve 25 deniz muharebe unsuru görev alıyor. Tatbikat için biri Akdeniz’de, diğeri Atlas Okyanusu kıyısında olmak üzere iki deniz üssü hazırlandı. Operasyonların yönetimi için, katılımcı ülkelerden subayların yer aldığı müşterek bir karargâh kuruldu.

Mevcut bilgiler, tatbikatların amfibi harekâtlar, kara operasyonları, hava indirme, hava üstünlüğü, siber savaş, sızma riski taşıyan bölgelerin korunması ve güvence altına alınması gibi geniş bir yelpazeyi kapsadığını gösteriyor. Tatbikatın hedefleri üç başlıkta toplanıyor:

  • Yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık (hibrit savaş senaryoları dâhil)
  • Katılımcı kuvvetler arasında müşterek çalışabilirliğin test edilmesi
  •  Farklı kuvvetler ve müttefikler arasında müşterek komuta usullerinin ve operasyonel alanlar arası entegrasyonun sınanması.

Kuzey Atlantik’in korunması

Orion 26’nın en dikkat çekici boyutu, özellikle Kuzey Atlantik’teki deniz operasyonları. Askerî raporlar, bu bölgede Rusya’nın farklı biçimlerde artan “düşmanca” faaliyetlerine işaret ediyor. Bu durum, Avrupalıların bölgenin korunması konusunda yeterince çaba göstermediğini savunan ABD baskılarından bağımsız değil. Nitekim Trump, Grönland üzerindeki iddialarını bu argümanla gerekçelendirmişti.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin girişimleriyle Trump’ın, askerî güç kullanımını da içerecek şekilde Grönland’ı kontrol altına alma niyetinden şimdilik geri adım atmış olması, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, Avrupalılar ve NATO’nun ciddiyetle ele alması gereken gerçek bir güvenlik krizi bulunduğu vurgulanıyor.

Bu nedenle başlayan tatbikatlar, Batılıların bu stratejik deniz bölgesinde atacağı adımların bir “ön hazırlığı” olarak görülüyor.

Le Parisien gazetesinin pazar günkü sayısına konuşan ve tatbikatlardan sorumlu isimler arasında yer alan General Goudellier, “bir güç gösterisi” olarak tanımladığı tatbikatın temel hedefinin, “kapasiteleri bizden geri olmayan, hatta eşdeğer bir rakiple yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık seviyesini yükseltmek” olduğunu söyledi. Goudellier, bu hazırlıkların uzay, siber, elektronik ve bilgi harbi tehditlerinin yanı sıra uydu istihbaratı ve elektromanyetik karıştırma gibi yeni nesil savaş unsurlarını da kapsadığını vurguladı.

General Goudellier, hava üstünlüğünün önemine dikkat çekerek, “Hava-uzay muharebesi kilit bir unsurdur; hatta düşmanın iradesini ve hareket özgürlüğünü kırmanın ön koşuludur” dedi. Bu nedenle, savaş alanının kontrolünün sağlanmasında hava hâkimiyetinin belirleyici olduğunun altını çizdi.


Vance: İran’la müzakerelerde “kırmızı çizgileri” yalnızca Trump belirler

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
TT

Vance: İran’la müzakerelerde “kırmızı çizgileri” yalnızca Trump belirler

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’la yapılacak herhangi bir müzakerede “kırmızı çizgilerin” belirlenmesine ilişkin kararın münhasıran Başkan Donald Trump’a ait olduğunu söyledi. Vance’in açıklaması, Tahran’ın nükleer kapasitelere yaklaşmasına dair ABD’li yetkililerin söylemlerinin sertleştiği bir dönemde, Washington’da İran dosyasına nasıl yaklaşılması gerektiğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Trump, pazar akşamı yaptığı açıklamada, geçen haziran ayında İran’ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısı gerçekleşmeden önce Tahran’ın “bir ay içinde” nükleer silaha sahip olmanın eşiğine geldiğini söylemişti. Bu ifade, Ortadoğu’daki en önemli jeopolitik dosyalardan biri olan İran meselesinin nasıl yönetileceğine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Vance’e, müzakereler çerçevesinde İran’ın sınırlı düzeyde uranyum zenginleştirmesine izin verilip verilmeyeceği ya da bunun “kırmızı çizgi” olup olmadığı sorulduğunda, “Kırmızı çizgilerin nerede çizileceğine ilişkin nihai kararı başkan verecek” dedi. Pazartesi günü Ermenistan ziyareti sırasında gazetecilere konuşan Vance, “Müzakerelerde sınırın tam olarak nerede çekileceğini başkanın netleştirmesine bırakıyorum” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray içinde iki ana kamp bulunuyor: İran’ın nükleer ve füze kapasitelerini zayıflatmak için kesin askeri müdahale çağrısı yapan şahinler ve bölgesel tırmanmayı önleyecek bir anlaşmaya varmak amacıyla diplomatik müzakere yolunu savunan güvercinler.

Bu bölünmeye, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sert koşullar dayatılması yönündeki baskısı da ekleniyor. Netanyahu, taleplerinin karşılanmaması hâlinde tek taraflı saldırılarla tehdit ediyor.

Çarşamba günü Washington’da yapılması planlanan Trump–Netanyahu görüşmesi öncesinde, gözlemciler anlaşmaların adamı olarak anılan Trump’ın hangi yönde karar alacağını yakından izliyor. Önde gelen ABD’li analistler, bir yanda tırmanma risklerine karşı uyarılarda bulunurken, diğer yanda diplomasiye öncelik verilmesi çağrıları yapıyor.

Şahinler cephesi

ABD yönetimi içindeki şahinler ve en sert kanat, İran’ı dizginlemenin tek yolunun askerî baskı olduğu görüşünde. Bu çizginin başında Savunma Bakanı Pete Hegseth yer alıyor. Hegseth, son açıklamalarında Pentagon’un Tahran’ın müzakereleri reddetmesi hâlinde “tamamen hazır” olduğunu belirterek, güvenlik ve komuta unsurları, balistik füze tesisleri ya da nükleer zenginleştirme programını hedef alabilecek askerî seçeneklere işaret etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndaki (CENTCOM) bazı sertlik yanlısı danışmanlar da Trump’a, İran’ın füze kabiliyetlerini felce uğratmayı hedefleyen “kararlı” önleyici saldırı seçenekleri sundu. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da, füze programı ve bölgesel vekil güçler dosyasını içermeyen müzakerelerin anlamlı olmadığı görüşünü savunarak askerî baskının temel bir araç olduğunu vurguluyor. Bu ekip, yalnızca diplomasinin, özellikle Aralık 2025’ten bu yana 6 bin 400’den fazla göstericinin hayatını kaybettiği protestoların bastırılmasının ardından, İran rejimini “meşrulaştırma” riski taşıdığı görüşünde.

Saldırı senaryoları

Şahinler, esas olarak USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubundan ve ABD ya da Avrupa’daki üslerden kalkacak stratejik bombardıman uçaklarından düzenlenecek saldırılara dayanan birden fazla senaryo hazırladı. Bu paketler, hayalet uçaklar, hassas güdümlü mühimmat ve İran hava savunmasını şaşırtmayı amaçlayan eşgüdümlü bombardımanları içeriyor; ABD uçaklarının kayıplarını asgariye indirmeyi hedefliyor.

Pentagon yetkilileri, hipersonik silah teknolojilerindeki ilerlemelerin yanı sıra elektronik ve siber harp alanlarındaki kabiliyet artışının ABD’ye sahada ciddi avantajlar sağlayacağını ifade ediyor. Buna karşılık, İran’ın olası bir askerî senaryoya hazırlık kapsamında kritik altyapısını tahkim ettiği, varlıklarını coğrafi olarak dağıttığı, yedek komuta-kontrol ağları oluşturduğu ve ilk saldırı dalgalarına dirençli geniş yeraltı tesisleri inşa ettiği de kabul ediliyor.

Güvercinler cephesi

Buna karşılık “güvercinler”, askerî tehdidi bir baskı aracı olarak kullanan, ancak ilk seçenek olarak görmeyen “güç yoluyla barış” ilkesine dayalı diplomatik bir hattı savunuyor. Bu yaklaşımın öncülüğünü Özel Temsilci Steve Witkoff yapıyor. Witkoff, geçen cuma Umman’ın Maskat kentinde yürütülen dolaylı müzakere turunu “iyi bir başlangıç” olarak nitelendirdi.

dvfe
Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte “Abraham Lincoln” uçak gemisi üzerinde (ABD Donanması–AFP)

Trump’ın damadı Jared Kushner de Witkoff’a, Arap Denizi’nde USS Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaretinde eşlik etti. Bu ziyaret, müzakerelerin askerî güç gölgesi altında yürütüldüğü mesajını verirken, görüşmelerin nükleer dosyayla sınırlı bir anlaşmaya odaklandığını gösterdi. Başkan Yardımcısı Vance de bu çizgiyi destekleyerek aceleci saldırıların ters sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Güvercinler, ABD taleplerinin zenginleştirmenin durdurulması, füze programının sınırlandırılması ve bölgesel müttefiklere desteğin sona erdirilmesini içerdiğini; İran’ın ise füzeler ve bölgesel dosyaların “müzakere edilemez” olduğu görüşünde ısrar ettiğini belirtiyor.

Bu ekip, askerî bir saldırının İran’ı en güçlü kozlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya sevk edebileceği uyarısını yapıyor. Günde yaklaşık 21 milyon varil petrolün geçtiği boğaz, küresel arzın yaklaşık yüzde 21’ini oluşturuyor. Böyle bir adımın petrol fiyatlarını varil başına 200 dolar ve üzerine taşıyabileceği, ciddi ekonomik hasara yol açabileceği belirtiliyor. Güvercinler, ABD’nin askerî üstünlüğüne rağmen Tahran’ın herhangi bir Amerikan zaferini son derece maliyetli hâle getirebileceğini savunuyor.

sdfrg
ABD uçak gemisi “Abraham Lincoln” ve taarruz grubu, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) harekât sahasında (AFP)

Beyaz Saray kaynakları, Witkoff ekibinin müzakereler yoluyla rasyonel kararların alınabileceğine inandığını ve İran’ın, kendi ekonomisine vereceği ağır zarar nedeniyle Hürmüz’de seyrüseferi aksatma riskini göze almayacağını düşündüğünü aktarıyor. Witkoff’un ayrıca Mısır, Türkiye ve Katar’dan kıdemli diplomatların önerilerini masaya koyduğu; bu çerçevede İran’ın üç yıl boyunca zenginleştirmeyi durdurması, zenginleştirilmiş stoklarını ülke dışına çıkarması ve balistik füzeleri “kullanmamayı taahhüt etmesi” gibi maddelerin yer aldığı belirtiliyor.

Müzakerelerin anlamı

Şarku’l Avsat’ın New York Times’tan aktardığı analize göre  Trump’ın uzun soluklu müzakerelere sabrının sınırlı olduğunu İran’ın muhtemel tepkilerine karşı bölgedeki ABD kuvvetlerini takviye etmek için zamana ihtiyaç duyuyor. Gazete, Trump’ın diplomasiye bir şans verebileceğini, ancak bunun süresine dair soru işaretleri bulunduğunu kaydetti.

zxvdfgbh
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yer aldığı kolaj fotoğraf (AFP)

Fox News’te ulusal güvenlik analisti olan emekli General Jack Keane ise pazartesi sabahı, İran’la müzakerelerin geçmişte de askerî operasyonlardan önce tekrar eden bir aşama olduğunu belirterek sürecin faydasına şüpheyle yaklaştı. Keane, “İran’ın bu süreçte iki amacı var: Birincisi, olası bir ABD askerî harekâtını geciktirmek için müzakereleri mümkün olduğunca uzatmak; ikincisi ise ekonomisi kötü durumda olduğu için yaptırımların hafifletilmesini sağlayacak bir anlaşma elde etmek” dedi.

1999–2003 yılları arasında ABD Genelkurmay Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Keane, tercih edilmesi gereken seçeneğin askerî yol olduğunu savundu. Keane’e göre, bir anlaşma sağlansa bile İran “hile yapmaya ve Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırmaya devam edecek”; rejimin ömrünü birkaç yıl daha uzatmak “mantıklı değil”.

Keane, en iyi seçeneğin İran rejiminin çöküşüne zemin hazırlamak olduğunu, İsrail ve ABD’nin ortak bir operasyon yürütmesinin muhtemel bulunduğunu ifade etti. Ayrıca, İran’ın misillemelerine karşı bölgeye askerî kaynak transferinin sürdürülmesi, operasyonun sınırlı ve kısa süreli değil; rejimin tüm unsurları ve destekçileriyle birlikte askerî, özellikle de füze kapasitelerinin yok edilmesini hedefleyen kapsamlı bir kampanya olması gerektiğini savundu.