Ukrayna Dışişleri ve Parlamento İlişkileri Komitesi Başkanı Merezhko Oleksandr: “Ukrayna'yı desteklemek hayır işi değil”

Ukrayna Parlamentosu (Verkhovna Rada) Dışişleri ve Parlamento İlişkileri Komitesi Başkanı Merezhko Oleksandr, ülkesi Rusya ile savaşın üçüncü yılına girerken Al-Majalla'ya konuştu

Ukrayna Parlamentosu (Verkhovna Rada) Dışişleri ve Parlamento İlişkileri Komitesi Başkanı Merezhko Oleksandr.
Ukrayna Parlamentosu (Verkhovna Rada) Dışişleri ve Parlamento İlişkileri Komitesi Başkanı Merezhko Oleksandr.
TT

Ukrayna Dışişleri ve Parlamento İlişkileri Komitesi Başkanı Merezhko Oleksandr: “Ukrayna'yı desteklemek hayır işi değil”

Ukrayna Parlamentosu (Verkhovna Rada) Dışişleri ve Parlamento İlişkileri Komitesi Başkanı Merezhko Oleksandr.
Ukrayna Parlamentosu (Verkhovna Rada) Dışişleri ve Parlamento İlişkileri Komitesi Başkanı Merezhko Oleksandr.

Ahmed Mahir

Ukrayna Parlamentosu (Verkhovna Rada) Dışişleri ve Parlamento İlişkileri Komitesi Başkanı Merezhko Oleksandr, Majalla'ya özel açıklamalarda bulundu. Oleksandr röportajında Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşının üçüncü yılına girerken bir çıkmazda olunup olunmadığı konusuna değindi.

Oleksandr, Ukrayna'nın başkenti Kiev'de bizimle yaptığı röportajda, Rusya'nın stratejik bir yenilgiye uğradığı yönündeki görüşünü savundu. Savaşa adil ve eşitlikçi bir çözüm olduğuna dair inancına ve ülkesindeki mali yolsuzluğun kronikleşip kronikleşmediğine dair açıklamada bulundu.

Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre Kiev Üniversitesi ve Pensilvanya'daki (ABD) Dickinson Üniversitesi Hukuk Fakültesi de dahil olmak üzere Batı'daki birçok akademik kurumda uluslararası hukuk profesörü olarak görev yapan Oleksandr röportajda, uluslararası arenada yaşanan gelişmelerden Ukrayna-Rusya savaşına kadar birçok başlıkta soruları yanıtladı:
-Son aylarda her iki tarafın da anlamlı kazanımlar elde edemediği bu savaşın bundan sonraki aşaması ne olacak?
Bu savaş iki aşamaya ayrılabilir. İlk aşamada çatışma iki farklı merhalede gelişti. Başlangıçta Rusya, Kiev'i üç gün içinde ele geçirmek üzere bir yıldırım saldırısı başlatmayı ve ardından yaklaşık bir ay içinde Ukrayna'nın çoğunu tamamen işgal etmeyi denedi, ancak başarısız oldu. Şu an, acımasız bir yıpratma savaşıyla karakterize edilen çatışmanın ikinci aşamasındayız. Artık asıl mesele dayanıklılık: Yani hangi tarafın çabalarını daha uzun sürdürebileceği. Zafer müttefiklerimizin, direnişin devamı için gerekli olan kararlı desteğine bağlıdır. Rus kuvvetleri şu anda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini kontrol ediyor.

Rusya, Kiev'i kontrol altına almak, Ukrayna bölgelerinin çoğunluğunu kontrol etmek ve kendi yörüngesinde dönen bir hükümet kurmak gibi iddialı hedeflerine ulaşamadı. Aslında Ukrayna, 24 Şubat 2022'den bu yana Rusya'nın işgal ettiği alanların yaklaşık yarısını geri almayı başardı. Bir diğer önemli başarı, başlangıçta çatışmaya katılan Rus birliklerinin yüzde 90'ının operasyonel yollarının etkili bir şekilde kesintiye uğratılması. Üçüncü kayda değer zafer, Rus kuvvetlerinin Karadeniz'den sürülmesiydi ve benim görüşüme göre bu başarılar, çatışmanın daha geniş bağlamında çok önemli.

Batı'da bu çıkmazı bir çıkmaz sokak olarak yorumlayan ve azınlıkta da olsa artık Putin'le müzakerelere başlama zamanının geldiğine yönelik bir görüş var.

-Görevden alınan Başkomutan Valery Zalozny, savaşa ilişkin değerlendirmesinde Başkan Vladimir Zelenskiy'den daha mı gerçekçiydi?

Başkomutan Valery Zalozny ve Başkan Zelenskiy'nin pozisyonlarında ciddi bir çelişki görmüyorum. Bana göre ikisi de aynı stratejiyi izliyor.

-Ancak Valery Zalozny savaşın çıkmaza girdiğini söyledi…

Bazı politikacıların ‘çıkmaz’ tabirini kullanmasıyla ilgili bir yanlış anlaşılma var gibi görünüyor. Bunun olumsuz etkileri bulunuyor. Batı'da bu çıkmazı bir çıkmaz sokak olarak yorumlayan ve azınlıkta da olsa artık Putin'le müzakerelere başlama zamanının geldiğine yönelik bir görüş var. Zalozny'nin durgunluk durumuna işaretinde kastedilen bu değildi. The Economist’e makale yazmaktaki amacı, Batılı Müttefiklerden ek destek istemek ve onları böyle bir çıkmazın gerçeğe dönüşmesini önlemek için daha fazla silah sağlamaya teşvik etmekti.Evet, hedefi açıktı: Ukrayna'nın işgal altındaki toprakları geri alma ve karşı saldırıya geçme çabalarını sürdürmek için daha fazla askeri yardım sağlamak. Diplomat olmayan Zalozny, Batı söyleminde ‘çıkmaz’ kelimesinin taşıdığı çağrışımı tam olarak anlamadığı için en uygun terimi seçememiş olabilir. Onun çağrısı, olası bir çıkmazdan kaçınmak için askeri desteğin artırılması ihtiyacıydı.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy (solda), Kiev'deki toplantı sırasında Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Eski Başkomutanı Valery Zalozhny ile bir araya geldi. (AP)
Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy (solda), Kiev'deki toplantı sırasında Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Eski Başkomutanı Valery Zalozhny ile bir araya geldi. (AP)

-Geçen yılki karşı saldırının başarısızlığının günah keçisi Zalozhny miydi?

Öncelikle karşı saldırının yukarıda belirttiğim sebeplerden dolayı başarısız olduğunu düşünmüyorum ve gerçekleri sizlere sundum. Sayıca ve silah olarak üstün olmamıza rağmen bu bir başarısızlık değildi. Sınırsız insan kaynağına, insan gücüne ve silahlara sahip bir süper güce karşı savaşmanın ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz. Kalitesizliğine rağmen büyük miktar durumu telafi ediyor.

İkinci olarak, popülaritesinin zirvesinde olan önemli bir figürün ortadan kaldırılmasının onu günah keçisi yapacağına inanmıyorum, ancak iki yıl süren şiddetli çatışmanın ardından askeri liderlikte değişiklik yapılması normaldir.

-Sizin açınızdan Rusya ile savaşın adil çözümü nedir?
Bir uluslararası hukuk profesörü olarak bakış açım bu alanın ilkelerine dayanmaktadır. Avrupa'da uluslararası hukuku yeniden tesis etmenin tek adil çözümü var: Rus kuvvetlerinin tamamen geri çekilmesi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi geçtiğimiz günlerde bu konuyu ele alan bir kararı kabul etti. Bu karara göre, Rusya ile Ukrayna arasındaki barış müzakereleri ancak Ukrayna koşullarında başlayabilir ve Ukrayna'nın gerekçesiz Rus saldırganlığının kurbanı olduğunun kabul edilmesi gerekir. Şart açık: Barış görüşmelerinin başlayabilmesi için Rusya Kırım da dahil olmak üzere Ukrayna'daki güçleri tamamen çekecek. Bu adımlar diyaloğu başlatmak için temel gereklilikleri oluşturur. Uluslararası hukukun yeniden tesis edilmesi ve adaletin aranması son derece önemlidir. Ukrayna ekonomisinin yüzde 30'undan fazlasına ağır zarar vermekten sorumlu olan Rusya'nın hesap vermesi gerekiyor. Saldırgan taraf olarak bize verdiği zararın tazmini karşılanması tazminat ödemekle yükümlü olmalıdır.

Saldırganlık yalnızca devlet olarak Ukrayna'ya karşı işlenen bir suç değildir; tüm uluslararası topluma karşı işlenmiş bir suçtur.

-Rusya ile iki yıl süren savaşın ardından Ukrayna'nın Rus kuvvetlerinin Kırım Yarımadası'ndan çekilmesi konusunda ısrar etmesini askeri açıdan gerçekçi buluyor musunuz?
Uzun vadede iyimserim çünkü saldırı suçu sadece devlet olarak Ukrayna'ya karşı işlenen bir suç değil; tüm uluslararası topluma, tüm ülkelere karşı işlenmiş bir suçtur ve eminim ki uluslararası mücadeleyi sürdürme iradesi yeniden tesis edilecektir. Bu bir zaman meselesi. Ama elbette gerçekçi olmak gerekirse beklediğimizden uzun sürebilir. Ama sonuç kaçınılmazdır. İnsanlık bir yol ayrımında: Ya yirmi birinci yüzyılda uluslararası hukukun rehberliğinde ilerlemeyi ya da on dokuzuncu yüzyılın standartlarına geri çekilmeyi seçecek. Putin, eylemleriyle bizi bu köhne uygulamalara dönmemizi, böylece yüzyıllarca süren ilerlemeyi feda etmemizi istiyor. Ancak insanlığın uluslararası hukuk ilkelerini tercih ederek akıllıca seçim yapacağına inanıyorum. Bu iyimserlik Kırım'daki duruma da yayılıyor.

Haydi hayal edelim, sadece bir tartışma çerçevesinde, Ukrayna'nın düştüğünü ve Rusya'nın Ukrayna'yı kontrol ettiğini varsayalım. Sonrasında ne olacak?

- Ukrayna Güvenlik Servisi, yaklaşık 40 milyon dolar değerindeki askeri silahlarla ilgili yolsuzluğu ortaya çıkardığını açıkladı. Başsavcı'nın çalınan paraya el konulduğunu söylediğini biliyorum. Peki, Ukrayna'da mali yolsuzluğun kronik olduğunu düşünüyor musunuz? Yolsuzluk, Avrupa Birliği'ne katılma girişiminizde büyük bir engel değil miydi?

Yolsuzluk sorunu uzun yıllardan beri var ve Ukrayna'da çok büyük bir sorun. Başkan Zelenskiy'nin seçilmesinin nedenlerinden biri de yolsuzlukla mücadele ihtiyacıydı ve o da sözünü tuttu. Şimdi mevcut duruma baktığınızda Ukrayna'da hiç kimsenin hukukun üstünde olmadığını göreceksiniz. Mesela yolsuzluk davalarında milletvekillerinin dokunulmazlığı yok. Size Ukrayna Parlamentosu üyelerinin yolsuzluk suçlamasıyla adalet önüne çıkarıldığı davalardan birçok örnek verebilirim. Bir başka örnek, yolsuzluk nedeniyle adalet önüne çıkarılan Ukrayna Başyargıcı’dır. Önemli şahsiyetlerin ve üst düzey politikacıların adalet önüne çıkarıldığı başka birçok örnek bulunuyor. Yolsuzlukla mücadelede çok etkili bir yapı oluşturduk ve yolsuzlukla mücadelemiz devam ediyor, çünkü çok basit bir gerçeğin farkındayız: Özellikle savaş sırasında yolsuzluğa tahammül edemeyiz. Çünkü yolsuzluk NATO'ya ya da Avrupa Birliği'ne katılmak istediğimiz bir dönemde küresel anlamda ortaklarımızın ve müttefiklerimizin gözünde güvenilirliğimizi zedeliyor.

-Başkan Zelenskiy'nin birden fazla röportajda söylediği ilginç şeylerden biri de Ukrayna'yı desteklemenin bir hayır işi olmadığıdır. Bundan ne sonuç çıkarıyorsunuz?

Ukrayna aslında Avrupa'nın kalkanı rolünü oynuyor. Haydi hayal edelim, sadece bir tartışma çerçevesinde, Ukrayna'nın düştüğünü ve Rusya'nın Ukrayna'yı kontrol ettiğini varsayalım. Sonrasında ne olacak? Birincisi, bu durum NATO üyesi devletlerin karşı karşıya olduğu güvenlik risklerini artıracaktır. Pek çok kişi Rusya'nın hedeflerinin Ukrayna ile sınırlı kalmayacağına inanıyor; sırada Moldova ve Baltık ülkelerinin yanı sıra Polonya da olabilir. Bu durum, ABD ve NATO üyelerinin Rusya tehdidine karşı savunma bütçelerini önemli ölçüde artırmalarına ve savunma mekanizmalarını güçlendirmelerine yol açacak.

Fotoğraf Altı: Ukrayna lideri Zelenskiy savunma hatlarını ziyaret etti. (AP)
Ukrayna lideri Zelenskiy savunma hatlarını ziyaret etti. (AP)

Sonuç olarak, ABD'nin, Avrupa ülkelerinin ve diğer NATO üyesi ülkelerin üstlendiği mali yükler, mevcut harcamaların çok üzerinde artacak. Dolayısıyla, Ukrayna'nın Rusya'nın yayılmacılığına karşı direnişini desteklemenin sadece iyi niyetli bir davranış değil, aynı zamanda stratejik bir gereklilik olduğu sonucuna varıyoruz.  Rus emperyalizmine karşı direnişimiz sadece egemenliğimizi savunmak değil, aynı zamanda uluslararası düzeni desteklemektir. Bu görevdeki başarısızlık, dünya çapındaki diğer potansiyel saldırganları güçlendirebilir ve motive edebilir.

Araplara şöyle diyorum: Saldırının mağdurunu destekleyerek, kendinize saldırı durumunda güvenceler oluşturun; saldırganın cezasını çekeceğinden emin olun.

-Peki, Ukrayna ile Arap dünyasının, iki tarafı yakınlaştıracak ortak bir zemin mevcut mu?

Evet, birçok ortak mesele var. Bana sık sık şu tür sorular soruluyor: Arap dünyasına sizi neden desteklemeleri gerektiğini nasıl açıklayabilirsiniz? Bunu Avrupa ülkelerine anlatabilirsiniz çünkü siz Avrupa güvenlik mimarisinin bir parçasısınız ve Avrupa değerleri için mücadele ediyorsunuz. Evet. Peki, bu durumu Arap dünyasına nasıl açıklayacaksınız? Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, saldırının mağdurunu destekleyerek, kendinize saldırı durumunda güvenceler oluşturmuş olursunuz; saldırganın cezasını çekeceğinden emin olursunuz. Bu Arapları bizi desteklemeye teşvik edecek önemli bir neden. İkinci neden ise gıda güvenliğidir. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığı dünya çapında gıda güvenliğini ve tedarik zincirlerini baltaladı. Son olarak nükleer güvenlik. Ukrayna'yı desteklemek nükleer felaket olasılığını azaltır. Son olarak ahlaki bir argüman var: Rusya, Ukrayna savaşında saldırgandır.

*Bu röportaj Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Fransa’nın doğusunda düşen savaş uçağındaki ikinci pilotun naaşı bulundu

Fransız Hava Kuvvetleri tarafından 13 Mart 2018’de çekilen fotoğrafta, Nancy-Ochey Hava Üssü’ne (BA133) bağlı bir Dassault Mirage 2000D savaş uçağı uçuş sırasında. (AFP)
Fransız Hava Kuvvetleri tarafından 13 Mart 2018’de çekilen fotoğrafta, Nancy-Ochey Hava Üssü’ne (BA133) bağlı bir Dassault Mirage 2000D savaş uçağı uçuş sırasında. (AFP)
TT

Fransa’nın doğusunda düşen savaş uçağındaki ikinci pilotun naaşı bulundu

Fransız Hava Kuvvetleri tarafından 13 Mart 2018’de çekilen fotoğrafta, Nancy-Ochey Hava Üssü’ne (BA133) bağlı bir Dassault Mirage 2000D savaş uçağı uçuş sırasında. (AFP)
Fransız Hava Kuvvetleri tarafından 13 Mart 2018’de çekilen fotoğrafta, Nancy-Ochey Hava Üssü’ne (BA133) bağlı bir Dassault Mirage 2000D savaş uçağı uçuş sırasında. (AFP)

Fransa’nın Metz kentindeki savcılık dün yaptığı açıklamada, ülkenin doğusunda Nancy kenti yakınlarında düşen savaş uçağının ikinci pilotunun da cansız bedenine ulaşıldığını duyurdu. Fransız basınında yer alan haberlere göre pilotun hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılık, “Kaza yerinde bulunan bulgular, iki kişinin de hayatını kaybettiğini doğrulamaya imkân sağlıyor” açıklamasını yaptı. Ancak hayatını kaybedenlerin kimliklerinin kesin olarak belirlenmesi için DNA analizinin hâlâ gerekli olduğu bildirildi.

Fransa Savunma Bakanlığına göre, Mirage 2000D tipi savaş uçağı salı akşamı, Rogéville köyü yakınlarında bir görevden dönerken düştü. Uçakta iki kişilik bir mürettebat bulunuyordu.

L’Est Républicain gazetesi, Fransa Savunma Bakanı Catherine Vautrin’in dün akşam hayatını kaybedenlerin kimliklerini doğruladığını yazdı. Hayatını kaybedenlerin 44 yaşındaki bir pilot ile 27 yaşındaki bir pilot adayı olduğu belirtildi.

İlk aşamada yalnızca pilotun cansız bedenine ulaşılmıştı. Kazanın nedeni ise henüz bilinmiyor. Hava üssü komutanı, uçağın Nancy-Ochey Hava Üssü’nden havalandığını ve gece uçuş eğitimi gerçekleştirdiğini belirtti.


Ekvador’da iki cezaevinde çıkan isyanlarda 8 kişi hayatını kaybetti

Askerler, dün Quito’daki Pichincha Cezaevi’nin dışında devriye geziyor. (AFP)
Askerler, dün Quito’daki Pichincha Cezaevi’nin dışında devriye geziyor. (AFP)
TT

Ekvador’da iki cezaevinde çıkan isyanlarda 8 kişi hayatını kaybetti

Askerler, dün Quito’daki Pichincha Cezaevi’nin dışında devriye geziyor. (AFP)
Askerler, dün Quito’daki Pichincha Cezaevi’nin dışında devriye geziyor. (AFP)

Ekvador Ceza İnfaz Kurumu yetkilileri bugün yaptıkları açıklamada, dün iki cezaevinde çıkan isyanlarda 8 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 kişinin de yaralandığını duyurdu.

Yetkililer, Cotopaxi Cezaevi’nde 4 mahkûmun, Pichincha Cezaevi’nde de 4 mahkûmun öldüğünü bildirdi.

Ekvador’daki cezaevlerinde 2021’den bu yana 500’den fazla mahkûm hayatını kaybetti.

İsyanların ardından Pichincha Cezaevi’nin önünde mahkûm yakınları. (AFP)
İsyanların ardından Pichincha Cezaevi’nin önünde mahkûm yakınları. (AFP)

Bazı cezaevlerinin kontrolü orduya geçmiş olsa da uyuşturucu kaçakçılığı yapan çeteler, cezaevlerinin içinden yetkililere meydan okumayı sürdürüyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre çetelerin mahkûmların öldürülmesi veya şantaja maruz bırakılması yönünde talimatlar verdiği belirtiliyor.

Yetkililer, isyanlara karışan kişilerin kimliklerinin tespit edildiğini ve bu kişilerin yüksek güvenlikli El Encuentro Cezaevi’ne nakledileceğini bildirdi.

Devlet Başkanı Daniel Noboa yönetimi, ülkede aranan en tehlikeli suçluları barındırmak amacıyla bu cezaevini özel olarak inşa etti.


ABD’den İran savaşıyla bağlantılı şüpheli petrol işlemlerine soruşturma

Mayıs 2026’nın başlarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)
Mayıs 2026’nın başlarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)
TT

ABD’den İran savaşıyla bağlantılı şüpheli petrol işlemlerine soruşturma

Mayıs 2026’nın başlarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)
Mayıs 2026’nın başlarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)

ABD Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu (CFTC) Düzenlemeleri Uygulama Birimi Direktörü David Miller, dün yaptığı açıklamada, komisyonun ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı şüpheli petrol işlemlerini soruşturduğunu söyledi. Miller, komisyonun seçimlerle ilgili tahmin piyasalarındaki işlemleri de incelediğini belirtti.

Miller, New York eyaletinde düzenlenen bir konferansta, geçen hafta Bloomberg News tarafından yayımlanan bir haberle ilgili soruyu cevaplarken konuştu. Haberde, komisyonun siyasi atamayla göreve gelen bir yetkilisinin, piyasa gözetimi çalışanlarından şüpheli işlemleri Düzenlemeleri Uygulama Birimi’ne sevk etmekten vazgeçmelerini istediği öne sürülmüştü. Söz konusu işlemlerin, ABD Başkanı Donald Trump’ın mart ayında İran’daki elektrik santrallerine saldırı düzenlemekten vazgeçme kararıyla bağlantılı olduğu belirtilmişti.

Miller, bir panelde haberle ilgili soruya verdiği yanıtta, komisyonun bu işlemleri “en başından beri” soruşturduğunu ve soruşturmanın hâlâ devam ettiğini ifade etti.

Söz konusu haber, komisyonun düzenlemeleri uygulama konusundaki kararlılığına ilişkin yatırımcı hakları savunucuları ve milletvekilleri arasında endişelere yol açtı. Bu endişeler, kurumun geniş çaplı personel işten çıkarmaları yaşadığı ve hızla büyüyen tahmin piyasaları sektörünü denetlemeye çalıştığı bir dönemde gündeme geldi. Bu piyasalarda ABD seçimlerinden spor müsabakalarına kadar çeşitli olayların sonuçları üzerine bahis yapılabiliyor.

ABD Kongre üyeleri de sektörü daha yakından incelemeye başladı. Reuters ve Ipsos tarafından ekim ayının ortasında gerçekleştirilen bir anket, Amerikalıların çoğunluğunun hükûmet kararları veya seçim sonuçları üzerine bahis oynanmasına karşı çıktığını ortaya koydu.

Miller, komisyonun seçim sonuçlarıyla bağlantılı olanlar da dâhil olmak üzere tahmin piyasalarındaki şüpheli işlemleri izlediğini söyledi. Ancak kasım ayında yapılması planlanan Kongre ara seçimlerine ilişkin özel bir yorumda bulunmadı. Miller, komisyon çalışanlarının “soruşturmalar yürüttüğünü ve kendi seçilmelerine dayalı sözleşmelerde işlem yapan bazı adaylarla ilgili devam eden soruşturmalarının da bulunabileceğini” ifade etti.

Birleşik Arap Emirlikleri kıyıları açıklarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)
Birleşik Arap Emirlikleri kıyıları açıklarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)

Almanya’dan İran İhracat Bankası’nın tasfiyesi kararı

Almanya Federal Finansal Denetleme Kurumu (BaFin), dün yaptığı açıklamada, yaptırımların ardından Hamburg’daki İran İhracat Bankası şubesinin faaliyet iznini iptal ettiğini ve tasfiye edilmesine karar verdiğini duyurdu.

Kurum, bankanın yasal yükümlülükleri ihlal etmesi ve tespit edilen eksiklikleri gidermemesi nedeniyle faaliyet izninin geçen yıl iptal edildiğini belirtti. Açıklamada, Hamburg’daki bir mahkemenin geçen ay tasfiye işlemlerini yürütmek üzere bir görevli atadığı ve bunun sonucunda “kurumun artık bankacılık faaliyetlerinde bulunmasına izin verilmediği” kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın BaFin’in verilerinden aktardığına göre şubede 13 kişi çalışıyor ve şubenin toplam varlıkları 62,4 milyon avroya (70,16 milyon dolar) ulaşıyor. Banka, yorum talebine cevap vermedi.

Bu karar, Almanya’da İran bankalarına yönelik alınan son önlem oldu. BaFin, geçen yıl eylül ayında da İran devletine ait Sepah Bank’ın bir şubesinin iflas ettiğini açıklamıştı.

Yunanistan: İran’a yönelik yaptırımları uyguluyoruz

Yunanistan Maliye Bakanlığı, dün yayımladığı açıklamada, İran’la bağlantılı yürürlükteki yaptırımları uyguladığını ve kara para aklama ile terörün finansmanıyla etkin biçimde mücadele edilmesine yönelik çabaları desteklediğini bildirdi.

Açıklama, ABD Hazine Bakanlığının bir gün önce Yunanistan ve Panama’da faaliyet gösteren Karnakis & Karnakis hukuk firmasına yaptırım uyguladığını duyurmasının ardından geldi. ABD yönetimi, firmayı İran’ın deniz taşımacılığı ağlarına yıllardır hukuki yardım sağlamakla suçladı.

ABD Hazine Bakanlığı ayrıca, Mali Suçları Uygulama Ağı’nın (FinCEN), kimliği açıklanmayan bir Yunan bankası hakkındaki soruşturmayı hızlandırmak amacıyla idari bir celp çıkardığını bildirdi.

Yunanistan Maliye Bakanlığı, ABD Hazine Bakanlığının açıklamasından haberdar olduklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Mevcut bütün bilgiler değerlendirilmektedir. Yürürlükteki prosedürler, ulusal mevzuat, Avrupa Birliği hukuku ve geçerli uluslararası hukuk doğrultusunda uygun tedbirler alınmaktadır.”