Süryanice Suriye’de varlık mücadelesi veriyor

Suriye iç savaşı Süryanileri de perişan etti ve binlerce kişinin göçüne neden oldu, fakat Süryaniceyi koruma çabaları, tanınma umudu veriyor.

Süryanice Suriye’de varlık mücadelesi veriyor
TT

Süryanice Suriye’de varlık mücadelesi veriyor

Süryanice Suriye’de varlık mücadelesi veriyor

Abdülhalim Süleyman

Suriye'nin kuzeydoğusunun en ucunda yer alan Kamışlı kentindeki Süryani Katolik Kilisesi içindeki bir salonun lobisinde onlarca Keldani Süryani, Uluslararası Ana Dil Günü'nde kendi aralarında konuştukları Süryanicenin durumunu tartışmak için bir araya geldi. Suriye iç savaşındaki olayların Süryani toplumunu kasıp kavurması ve bölgedeki diğer Suriyeliler gibi binlercesinin ülke dışına göç etmesinin ardından dilleri ölüm kalım mücadelesi veriyor.

Ortadoğu ve Mezopotamya'daki ihtişamı ve derin kökleri yeniden tesis edilmeden tartışılamayan ticaretin, bilimin, kültürün ve dinin dili Süryanice, Emeviler döneminde divanların Araplaştırılması dönemine kadar Yunanca eserlerin tercümesinin köprüsü olmuş ve bölgede 12. yüzyıla kadar yaygınlığını korumuştur. Daha sonra Moğolların ve bölgedeki diğer işgalcilerin saldırılarıyla Süryani kültürü yavaş yavaş gerilemeye başlamış, Osmanlı dönemindeki katliamlarla ya da “Sefo katliamları” olarak bilinen katliamlarla karşı karşıya kalana kadar kırsal ve dağlık bölgelerde yoğunlaşmıştır. İncillerin ve  inananlarının ibadet ettiği dil olsa bile Süryanice sahibini öldüren bir kimlik haline geldi.

Yakın geçmişteki Fransa'nın Suriye’deki manda dönemi, Suriye'nin birçok bölgesinde, özellikle kuzey bölgelerinde Süryaniler, devletin kimliklerini inkâr etmesi ve tanımaması ile yüz yüze geldiler. Manda sonrası da Arapların dışında bir toplum olarak Suriye’de siyaset yapmalarına izin verilmemesi bu azınlık toplumunu Süryani kiliseleri ve özel okullarda haftada iki saat ders vermek dışında büyük bir kültürel paradoksla karşı karşıya bıraktı.

Ülke adının sahipleri

Suriye devletinin Süryanilerin ülkesi olduğu metaforundan hareketle Suriye ismi Süryanilerden türetilmiştir. Suriye’nin mevcut siyasi haritasındaki alanların isimlendirilmesi ve kapsamı konusunda tarihsel araştırmalardaki farklılıklara rağmen kendilerini bölge tarihinin köklü bir unsuru olarak gören Süryaniler, kimlik, din ve dil nedeniyle yüzyıllar boyunca haksızlığa ve zulme maruz kaldılar ve dilleri Süryanice Hıristiyanlar için ibadet diline dönüştü.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Araştırmacı ve siyasetçi Beşir Sa’di, bu gerilemenin en önemli nedeninin asimilasyon politikaları olduğunu, bunun azaltılmasında aşırı sağcı pan-Arabist partilerin de önemli rol oynadığını, hatta Süryani diline karşılık Arapça kelimelerin kiliselerin koridorlarına ve ibadethanelerine bile girdiğini söylüyor. Süryanice konuşanlar, popülizm ve Arap karşıtlığı suçlamaları nedeniyle güvenlik birimlerinin baskısına maruz kaldı.

1957 yılında kurulan Süryani Demokratik Örgütü'nde aktivist olan ve müdür yardımcısı olarak görev yapan Sa’di şunları ekliyor: "Örgüt, özellikle konuşmayı teşvik ederek, şarkılar yayınlayarak ve gençleri kendi dillerine ilgi duymaya teşvik ederek Suriye Cezire (Kuzeydoğu) bölgesinde ana dilin korunmasında ve dirençli olmasına katkıda bulunulmasında rol oynadı. Yerli dilin ve halkların korunmasının uluslararası yasa ve normlarda şart koşulduğuna ve hükümetlerin bu yasalara uyması gerektiğine dikkat çekti. Süryani siyasi partiler de bu temelde bu hakları talep ediyor.

Özerk yönetim dönemi

Suriye’deki Süryani partiler ve örgütler, ülkede Arapça ve Kürtçenin yanı sıra Süryanicenin de ulusal dil olarak tanınmasını istiyorlar. Süryanicenin geleceği ve Suriye'de tanınması konusunda iyimser olduğunu ifade eden Sa’di, bu adımın Kuzeydoğu Suriye'de Süryanicenin kendi bölgelerinde Arapça ve Kürtçenin yanında ulusal ve resmi dil olarak benimsenmesini öngören toplumsal sözleşme yoluyla atılacağını vurguladı. “Bu adım, binlerce Süryani'nin bölgeden göçüne ve Suriye krizi yıllarında karşılaştıkları olaylara rağmen, kimliklerine ve dillerine bağlılıkları ve gurur duygusu veriyor. Özerk Yönetim döneminde Süryani dili yeniden canlandı, diline ve kimliğine sahip çıkanların güveni eskisinden daha da arttı” dedi.

Süryani Birlik Partisi, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve “Asayiş” güvenlik servislerine askeri katılımın yanı sıra Süryaniliği tüm şube ve kurumlarında temsil ederek Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne katılıyor. Süryaniceyi geliştirmek ve öğretmekle ilgilenen kurum 2015 yılının başlarında kuruldu. Hedefleri arasında Süryanice öğretmenleri ve Özerk Yönetim için özel eğitim öğretim müfredatı hazırlamak ayrıca Süryanice öğretimi ve Süryanice edebiyatı ile ilgili faaliyetler düzenlemek ve kitap basmak yer alıyor. Süryani Stratejik Araştırmalar Merkezi ve Ulf Tau Vakfı yetkilisi Kino Gabriel'e göre, Ulf Tau özerk yönetimde Eğitim Otoritesi’ne bağlı resmi bir kurum olarak kabul ediliyor.

Ulf Tau, Süryanice müfredatını kabul etmekte zorluk çeken çoğu Eğitim Bakanlığı'na bağlı olan okullarda ve Özerk Yönetim’in eğitim aşamalarına ait sertifikaların tanınmayacağını söylemesinden ailelerin korktuğu için çocuklara özel Süryani okulları bünyesinde Süryanice dilini öğretmeyi amaçlayan bir sivil kurum olarak çalışıyor. Mevcut çözüm, Özerk Yönetim ile Suriye hükümeti arasında önceki yıllarda yapılan diyalog ve müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra bu okullarda kuruma bağlı öğretmenler tarafından verilen Süryanice dil sınıflarının çeşitli sınıflarda dörtten altıya çıkarılmasıydı. Gabriel’e göre, konulardan biri müfredatların öğretim sorununu çözecek ve özellikle Kürtçe ve Süryaniceyi tanıyacak bir komite oluşturmaktı fakat bu müzakereler başarısız oldu ve özellikle müfredat konusunda bir sonuca ulaşılamadı.

Zayıf potansiyel

Ulf Tau yetkilisi, Özerk Yönetim Eğitim Otoritesi'nin Süryaniceyi geliştirmek için ihtiyaç duyduğu odaklanma ve destek eksikliği olduğuna inanıyor. “Eğitim Otoritesi'nin yönetmeliği, öğrencilerin başka bir bileşen dili seçme zorunluluğu olduğunu şart koşuyor. Bu düzenleme tüm çabalara rağmen yeterince uygulanamıyor.” Bunun geniş çapta uygulanabilmesi için yeterli sayıda öğretmen gerekiyor” dedi.

Sözlerini bu konuyla ilgili araştırma ve incelemelere dayandıran Gabriel'e göre, geçmiş yılların aksine, nüfus göçü ve Süryani kültür ve edebiyat faaliyetlerinin az olması sonucu son yıllarda Süryanice edebi ve yazılı üretimlerde bir düşüşe şahit olundu. Özellikle hükümet politikaları ve savaş bu konuya olan ilginin azalmasına katkıda bulunmuş, ülke içinde Süryani şair ve yazarlarına destek verilmeye çalışılsa da iş için daha fazla maddi rahatlığın bulunduğu yurt dışındaki gibi henüz gerekli seviyeye ulaşmış değil.

tnhmy
Özerk Yönetim döneminde Süryani dili yeniden canlandı, halkının kendi diline ve kimliğine olan güveni arttı (Independent Arabia)​​​​​

Öte yandan Süryanice dilinin öğretiminde modern ve dijital araçları takip etmek için aktif bir süreç ortaya çıkıyor. Kamışlı şehrinde bulunan bağımsız, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Bet Kanu Vakfı, Süryanice dilinin yaygınlaşması ve dünyanın her yerinde öğrenmek isteyen herkese ulaşması için öğretici şarkı ve çizgi film üretimine dayalı modern araçlar üretmek için çalışıyor. Bet Kanu Vakfı Müdürü Akad Sa’di, Süryanicenin Doğu ve Batı lehçelerinde çocuklar için hem eğlenceli hem de eğitici olması amacıyla eğitici videolar hazırladıklarını ayrıca kuruluşlarının ürettiği eğitici çizgi film serisinin yanında uluslararası ve yeni şarkıları da kullandıklarını ifade ediyor.

Bet Kanu'nun üretimi bununla sınırlı değil, yayıncılık alanında çalışan, eğitim kurumlarıyla iş birliği içinde eğitim müfredatları ve interaktif hikâye kitapları da dahil olmak üzere 10'dan fazla projeye sahip olan vakıf, yakın zamanda ilk resimli hikayelerden oluşan “çizgi roman”ını da yayınladı. Kurumun müdürü, kitap üretirken, kitapların ses ve görüntü gösterimini sağlayan ve öğrencinin telaffuz problemini çözmede büyük ölçüde yardımcı olan kitapta yer alan metin QR Kodu ile desteklendiği “Bet Kanu Reader” uygulamasını geliştirerek eğlenceli öğrenme metodunu kullandıklarını belirtiyor.

Dijital alanda oldukça aktif olan kuruluş, resim ve kelimelerin görüntülendiği "Kanu Kiss" oyununun yanı sıra Süryanice dilinin yayılmasına ve korunmasına yardımcı olacak birçok uygulama ve web sitesi yayınlama üzerine çalışıyor. Yeni doğan bebeklere ulusal isim verme ile ilgilenenler için 5 binden fazla Süryanice ismin yer aldığı "BET KANU İsimler" uygulaması, ve Akad Sa’di'nin iddiasına göre Süryanice karaoke konusunda türünün ilk örneği olan "Süryanice Karaoke" web sitesi de vakfın çalışmaları arasında bulunuyor.

Dijital eğitim kurumunun müdürü, yedi yılı aşkın süredir yaptıkları çalışmaların birden fazla ülkeye yayıldığını ve çeşitli yerlerde yaptıkları konferans ve sunumlara katılarak işlerinin birtakım zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Çünkü kâr amacı gütmeyen ve kültür kurumu oldukları için “Mesajımızın sürekliliği için maddi destek sağlamak, her zaman karşılaştığımız bir zorluk, yine özellikle fikir boyutundan tasarım aşamasına kadar tüm ürünlerimizde uygun içerik oluşturmanın zorluğu. Karakterlerin animasyonları, müzikleri ve şarkı söylemeleri kendi stüdyomuz aracılığıyla üretilmekte olup, bu da zaman ve insan kaynağı gerektirmektedir. Bunu yapmak için yetkin ve teknik çalışanların farklı ülkeler ve bölgeler arasındaki dağılımından bahsetmeye bile gerek yok” dedi.

Dünyada Süryaniler

Dünya üzerinde yaklaşık olarak 3,5 milyon nüfusa sahip olan Süryanilerin 300 bini Suriye’de, 200 bini Irak’ta, 25 bini Türkiye’de, 20 bini ise İran’da geri kalan Süryaniler ise Batı dünyasında yaşamakta.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.