Biden yönetimi Netanyahu’ya perde arkasından baskı yapıyor

Ben Gvir ve Smotrich’e yaptırım uygulamayı düşünüyor.

Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, geçen Ekim ayında Aşkelon’daki gönüllülere silah dağıttı (AP)
Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, geçen Ekim ayında Aşkelon’daki gönüllülere silah dağıttı (AP)
TT

Biden yönetimi Netanyahu’ya perde arkasından baskı yapıyor

Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, geçen Ekim ayında Aşkelon’daki gönüllülere silah dağıttı (AP)
Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, geçen Ekim ayında Aşkelon’daki gönüllülere silah dağıttı (AP)

Biden yönetiminin ilerleyen günlerde radikal yerleşimcilere karşı yeni yaptırımlar uygulama niyetine dair pek çok sızıntı ortaya çıktı. Washington, Netanyahu hükümetine Hamas hareketiyle esir takası ve altı haftalık ateşkes dayatılması yönünde bir anlaşmaya varılmasını engelleyen açıklamaları yalanlayıcı ve Batı Şeria’daki şiddeti reddeden güçlü bir mesaj gönderdi. Bu çerçevede sızıntılar, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, Maliye Bakanı Bezal Smotrich ve Otzma Yehudit partisinin diğer yetkilileri gibi hükümet üyelerine yaptırım uygulanmasını içeriyor.

Resmi İsrail Yayın Kuruluşu, ABD hükümetinin, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir ve partisinin çeşitli unsurları da dahil olmak üzere yerleşimcilere karşı ek bir yaptırım paketi düşündüğünü söyledi. Listeye kimlerin dahil edileceği ve bu yaptırım paketinin ne zaman uygulanacağının belli olmadığı kaydedildi.

REGE
ABD Başkanı Biden geçen cuma akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda konuşuyor (AP)

Bu ayın başlarında ABD, Batı Şeria’daki yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen, Filistinlilere ait mülklerin ateşe verilmesi, bazı Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmesi ve evlerini terk etmeye zorlanmasının yanı sıra Filistinli çiftçilere yönelik saldırıları da içeren eylemlerin dahil olduğu tekrarlı şiddet olaylarının ardından dört yerleşimciye yaptırımlar uyguladı.

Ben Gvir ve Smotrich’in Filistin topraklarında şiddeti ve etnik temizliği teşvik eden, yerleşim yerlerinin genişletilmesine ve yasa dışı yerleşimlerin kurulmasına olanak sağlayan açıklamaları, ayrıca ABD’nin savaş sonrası ve iki devletli planın uygulanması vizyonunu reddetmesi, ABD- İsrail’in Hamas’a karşı savaşma ve onun askeri yapısını yok etme konusunda vardığı mutabakat zemininde gerilimi artırdı.

Ben Gvir’in aşırılıkçı tavırları

Ben Gvir’in Hamas’a yönelik operasyonların zafer kazanmaması ve Hamas’ın tamamen yenilgiye uğratılmaması halinde istifa tehdidinde bulunarak yaptığı uyarılar ve Hamas ile İsrail hapishanelerindeki Filistinlilerin serbest bırakılmasını sağlayacak herhangi bir anlaşmaya karşı çıkması ve askeri operasyonları durdurmayı kabul etmemesi ABD’nin öfkesini artırdı. Ben Gvir, ABD yönetimini ve Başkan Biden’ı defalarca eleştirerek, Gazze’ye insani yardım ulaştırma taleplerini durdurma çağrısı yaparken, Biden yönetiminin İsrail’in savaş çabalarına zarar verdiğini vurguladı.

DRVGE
İsrail Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, geçen Mayıs ayında Kudüs’ün Eski Şehir bölgesindeki Mescid-i Aksa’yı ziyaret etti (Reuters)

Ben Gvir Ulusal Güvenlik Bakanı görevini üstlendiğinden beri, ulusal muhafız ve sivil güvenlik ekipleri kurulması fikrini yaymaya başladı. Ayrıca 7 Ekim olaylarından önce Doğu Kudüs’teki yerleşimlerin genişletilmesi ve Filistin’in kutsal mekanlarının kontrol edilmesi fikrini teşvik etti. Kendisinin destekçileriyle birlikte Mescid-i Aksa’ya baskın yapması ise büyük öfke yarattı.

7 Ekim olaylarından sonra çok sayıda yerleşimciyi silahlandırdı ve ‘Filistin halkının’ varlığını reddederek, Filistinlilerin Batı Şeria’daki hareket özgürlüğüne birçok engel koydu. İsrailli yerleşimcilerin hayatlarının Filistinlilerin hayatlarından üstün olduğuna inanan Ben Gvir, geçtiğimiz günlerde Ramazan ayı boyunca Müslümanların Mescid-i Aksa’ya girişine kısıtlama getirme niyetini duyurdu.

REVFR
İsrailli Bakan Bezalel Smotrich, 22 Şubat’ta düzenlediği basın toplantısında Batı Şeria’daki yeni yerleşim yerlerine ilişkin planlar sunacağını açıkladı (DPA)

Sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise Batı Şeria’da binlerce yeni konut ve yerleşim birimi inşa etme planlarını sürdürüyor. Wall Street Journal gazetesi, Başkan Biden ile İsrail Başbakanı Netanyahu arasındaki gergin ilişkilere dikkat çekerken, Ben Gvir ve Smotrich’e yönelik potansiyel yaptırımların ABD’nin tepkisinde büyük bir artış olarak görülebileceğini açıkladı. Gazete ayrıca bu yaptırımların, İsrail’deki siyasi sahne üzerinde, İsrail hükümeti içinde daha fazla istikrarsızlığa yol açabilecek derin bir etkisi olacağını vurguladı.

DFVBRT
Filistinli Macid Seyf, İsrailli yerleşimcilerin işgal altındaki Batı Şeria’nın Burka köyüne birkaç gün önce düzenlediği saldırıda yaralandı (AFP)

Huffington Post gazetesi, Biden yönetimi tarafından Batı Şeria’da şiddete teşvikle bağlantılı kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulanmasına izin veren bir idari kararın çıkarılması ihtimaline işaret ederken, bu önlemlerin gelecekteki herhangi bir Filistin devletinin kalbi olacak Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerini baltalayarak İsrail- Filistin çatışmasını sakinleştirmeyi amaçladığını belirtti.

Eski bir ABD pozisyonu yeniden canlandı

Beyaz Saray kaynakları, ABD’nin Mısırlı ve Katarlı arabulucularla anlaşmaya varmak için müzakereleri ilerletmek amacıyla her türlü çabayı gösterdiğine dikkati çekerek, bu sızıntıları doğrulamayı veya yalanlamayı reddetti. Kaynaklar, Biden yönetiminin İsrail’i Refah’taki askeri planını yeniden gözden geçirmeye ikna etmeye çalıştığını söyledi.

DFVRFRBFR
Batı Şeria’daki Giv’at Ze’ev yerleşkesindeki yeni konut projeleri (AP)

Üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, Başkan Biden’ın Batı Şeria’daki yerleşimciler tarafından uygulanan şiddetin artmasından endişe duyduğunu açıklarken, bu şiddetin istikrarı tehdit ettiğini ve iki devletli çözümün uygulanmasına ve İsrail Devleti ile yan yana barış ve güvenlik içinde yaşayan bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik temellerin atılmasını engellediğini vurguladı. Yetkili, Washington ile Tel Aviv arasında kuliste yapılan ciddi görüşmelere işaret ederek, ABD yönetiminin ateşkese ulaşmak amacıyla müzakereleri ilerletmek için tüm nüfuzunu ve siyasi ağırlığını kullandığını açıkladı.

Biden yönetimi, ABD’nin, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan İsrail yerleşimlerinin uluslararası hukuka göre ‘yasadışı’ olduğuna dair yaklaşık 50 yıl öncesine dayanan hukuki sonucunu yeniden yürürlüğe koydu. Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçen cuma günü yaptığı açıklamada, ABD’nin yerleşimlerin İsrail’in taahhütleriyle çeliştiğine inandığını söyledi.

Refah Savaşı

Bu sızıntılar, Washington’un, sivilleri koruma ve tahliye etme planı olmaksızın, İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’a yönelik beklenen işgaline karşı güçlü muhalefetinin olduğu bir dönemde geldi. Geçtiğimiz haftalarda ABD, İsrail'in, özellikle İsrail hükümetindeki aşırı sağın açıklamalarını eleştiren bölgesel ve uluslararası çağrılarla, İsrail’i itidalli davranmaya ve Refah’ta askeri operasyonlar yapmaktan kaçınmaya çağırdı.

FVDFSDFV
Refah’tan çekilen fotoğrafta İsrail’in Han Yunus’a yönelik saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)

Washington, Ramazan ayı boyunca Gazze Şeridi’nde altı haftalık geçici bir ateşkes anlaşması imzalaması ve İsrail’deki Filistinli esirlerin serbest bırakılması karşılığında Hamas tarafından tutulan bazı rehinelerin serbest bırakılması için Netanyahu hükümetine baskı yapmaya çalışıyor.

İsrail hapishaneleri

Biden yönetimi, geçtiğimiz Kasım ayında ateşkese ve Hamas’ın elindeki çok sayıda rehinenin serbest bırakılmasına olanak tanıyan bir anlaşmanın sonuçlandırılmasını sağlamayı başaran ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns’un çabalarına güveniyor. Biden yönetimi, Netanyahu’nun rehineleri kurtarma anlaşmasını kabul etmesini ve bu yıkıcı savaşa son vermeye başlamasını sağlamak için nüfuzunu kullanmak istiyor.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan iyimserliğini dile getirirken, geçen pazar günü CNN’e yaptığı açıklamada, ateşkes müzakerelerinde ilerleme kaydedildiğine ve rehine anlaşmasının temel hatlarına dikkat çekti.



ABD’yle ticaret anlaşması Hindistan lideri Modi’nin başını ağrıtabilir

Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
TT

ABD’yle ticaret anlaşması Hindistan lideri Modi’nin başını ağrıtabilir

Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)

Washington ve Yeni Delhi arasındaki ticaret anlaşması, Hindistan Başbakanı Narendra Modi için yeni sorunlar yaratabilir. 

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Şubat'taki açıklamasında Hindistan'la yaptıkları anlaşma kapsamında Asya ülkesine uygulanan gümrük tarifesini yüzde 50'den 18'e indireceğini duyurmuştu. 

Trump, buna karşılık Hindistan'ın ABD'ye uyguladığı gümrük vergilerini sıfıra indireceğini ve Rusya'dan petrol alımını durduracağını savunmuştu. Yeni Delhi yönetimi henüz Rus petrolünün alımına ilişkin bir açıklama yapmadı.

Geçen hafta cuma günü, ABD'li ve Hintli müzakerecilerin yayımladığı ortak bildiride, Rusya'dan petrol alımının durdurulmasına yönelik herhangi bir taahhütte bulunulmadı. 

Ancak Beyaz Saray'ın pazartesi günü yayımladığı bilgilendirme metninde, tarifelerin "Hindistan'ın Rusya Federasyonu'ndan petrol sevkıyatını durdurma taahhüdü dikkate alınarak" kaldırıldığı belirtildi. 

Tarifelerde sağlanan indirim, ABD pazarına ihracat yapan Hint şirketlerinde büyük rahatlama yarattı. 

Ancak Hindistan'ın 5 yıl içinde 500 milyar dolarlık Amerikan malı satın alma taahhüdü soru işaretleri doğurdu. Bu, fiilen ülkenin ithalatını ikiye katlamak anlamına geliyor. 

New York Times'ın analizinde, ABD'den gelecek tarım ürünlerinin geçim kaynaklarını zora sokacağından endişelenen Hintli çiftçiler başta olmak üzere birçok sendikanın bugün greve gideceği hatırlatılıyor. 

Yeni Delhi ve Washington arasındaki anlaşmanın martta son halini alması bekleniyor. Muhalefet ise anlaşmayı "ulusal çıkarların toptan teslimi" diye niteleyerek, bunun kritik pazarları haksız rekabete açacağını ve yerli üreticileri korumasız bırakacağını söylüyor. 

Analizde, Beyaz Saray'ın bilgilendirme metninde yer alan "bakliyat" maddesine de dikkat çekiliyor. 

Hindistan Tarım Bakanı Shivraj Singh Chouhan, bu hafta yaptığı açıklamada ülkenin bakliyatta kendine yeterlilik politikasını duyurmuş, Yurtdışından bakliyat ithal etmek utançtır" demişti. ABD'yle ticaret anlaşmasının çiftçileri koruyacağını da savunmuştu.

Haberde, bu maddenin daha sonra kaldırıldığı ancak son hali verilene dek anlaşma metninde gidilecek diğer değişikliklerin Modi yönetimini daha da zora sokabileceği yazılıyor. 

Reuters'ın analizinde de iki ülke arasındaki toplam mal ticaretinin geçen yıl 132 milyar doları bulduğu, Hindistan lehine 41 milyar dolarlık ticaret fazlası çıktığı anımsatılıyor. 

Dolayısıyla uzmanlar, Hindistan'ın anlaşma kapsamında 5 sene boyunca yılda 100 milyar dolarlık ABD malı ithal etmesinin gerçekçi olup olmadığını sorguluyor. Analistlere göre bu ancak Yeni Delhi'nin özel olarak ABD'den alımı teşvik eden politikalar uygulamasıyla mümkün olabilir. 

Emkay Global'den ekonomist Madhavi Arora, "Hesaplar tutmuyor. Hedef gerçekçi olmaktan ziyade iddialı" diyor. 

Independent Türkçe, New York Times, Reuters


Amerikan paralı asker şirketi, Gazze’ye dönüyor: Ellerinde Filistinlilerin kanı var

Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
TT

Amerikan paralı asker şirketi, Gazze’ye dönüyor: Ellerinde Filistinlilerin kanı var

Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)

Gazze'deki tartışmalı yardım kuruluşu Gazze İnsani Yardım Vakfı'nın (GHF) güvenliğini sağlayan Amerikan paralı asker şirketi, bölgede yeni rol üstlenmek için ABD Başkanı Donald Trump'ın Barış Kurulu'yla iletişime geçti. 

Amerikan paralı asker şirketi UG Solutions'dan çarşamba günü yapılan açıklamada, Gazze'de yeni görevlerde yer almak için "ABD liderliğindeki Barış Kurulu'na bilgi ve öneriler sunulduğu" belirtildi. 

Detayları paylaşılmayan önerilerin "olumlu karşılandığı" savunulurken, Barış Kurulu'nun güvenlikle ilgili önceliklerini netleştirmesinin bekleneceği ifade edildi. 

Şirketin açıklaması, Reuters'ın dünkü haberinin ardından geldi. Birleşik Krallık merkezli haber ajansı, UG Solutions'ın "savaş deneyimine sahip, Arapça bilen sözleşmeli savaşçıları işle almak için ilan açtığını" yazmıştı. 

ABD ve İsrail destekli GHF'nin Gazze'deki yardım faaliyetleri kaosa yol açmış, erzak dağıtım noktalarında yüzlerce Filistinli öldürülmüştü. UG Solutions da vakfın yardım kamyonlarını ve dağıtım tesislerini korumak için Gazze'ye paralı asker konuşlandırmıştı.

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu (STK), GHF'nin yardım dağıtım noktalarının Filistinliler için ölüm tuzağına dönüştüğünü söylemişti. Vakıf, ABD arabuluculuğunda İsrail ve Hamas arasında 10 Ekim'de ateşkes sağlanmasının ardından faaliyetlerini sonlandırmıştı. 

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Direktörü Amjad Şava, UG Solutions'ın Gazze'nin yeniden inşasında rol oynamasına yönelik planları eleştirerek şunları söylüyor: 

GHF ve onun arkasında duranların elinde Filistinlilerin kanı var; Gazze'ye dönmelerine izin verilemez.

UG Solutions'tan Reuters'a gönderilen açıklamada, şirkete bağlı paralı askerlerin yardım alanlarını ve bunların çevresini korumakla görevli olduğu, İsrail ordusunun veya Filistinli militanların eylemleriyle bağlantısı bulunmadığı savunuldu. 

Şirketin sitesindeki iş ilanında, "altyapının güvenliğini sağlamak, insani yardım çalışmalarını kolaylaştırmak ve dinamik bir ortamda istikrarı sağlamak" gibi görevleri içeren "Uluslararası İnsani Güvenlik Görevlisi" pozisyonu dikkat çekiyor. Adaylarda tercihen "küçük ve hafif silahlarla" ilgili deneyim de aranıyor.

UG Solutions'ın sözcüsü, ilanların Gazze'de olası sözleşmeler için açıldığını söylüyor. Ayrıca firmanın operasyonlarını genişletip Suriye'deki petrol ve doğalgaz sektöründe hizmet vermek amacıyla ekip kurmayı planladığı aktarılıyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Reuters


Trump'ın ticari hamleleri sürüyor: Dev anlaşmadan çekilebilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın ticari hamleleri sürüyor: Dev anlaşmadan çekilebilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump'ın, ilk döneminde müzakere ettiği kapsamlı Kuzey Amerika ticaret anlaşmasında ABD'nin taraflardan biri olarak kalmasının sebeplerini danışmanlarına sorduğu bildiriliyor. Bu durum, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nın bu yaz yapılacak zorunlu incelemesinden önce gündeme geldi.

Adları açıklanmayan yetkililer Bloomberg'e, başkanın Amerikan halkı için her zaman daha iyi bir anlaşma aradığını ve yönetimin 2020'nin başlarında yasalaşan ilk anlaşmayı hemen onaylamayı hedeflemediğini söyledi.

ABD Ticaret Temsilciliği ofisinden bir yetkili, olası değişikliklerin ulusal menşe kuralları, kritik mineraller, işçi korumaları ve damping gibi konularda güncellenmiş şartları içerebileceğini belirtti.

Beyaz Saray, Trump'ın Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın yerini alan anlaşma hakkında tereddütleri olduğunu kamuoyuna doğrulamadı.

Yönetimden bir yetkili Reuters'a, "Başkanın kendisi tarafından açıklanmadığı sürece, olası başkanlık eylemi hakkındaki tartışmalar temelsiz spekülasyonlardır" diye konuştu.

sdcvds
Başkan Trump'ın ilk döneminde müzakerelerine katıldığı ABD-Meksika-Kanada anlaşmasından ABD'nin çekilip çekilmeyeceğini değerlendirdiği bildiriliyor (AP)

Trump'ın anlaşmadaki muhatapları, ABD'nin yakın zamanda anlaşmadan çekileceğinden bahsetmedi.

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum basın toplantısında, "Buna inanmıyoruz ve görüşmelerde de hiç dile getirilmedi çünkü bu onlar için çok önemli" dedi.

Öte yandan Kanada Başbakanı Mark Carney salı günü Trump'la "olumlu bir görüşme" yaptığını söyledi. Görüşmede ticaret anlaşmasının yanı sıra Trump'ın Michigan ve Ontario'yu birbirine bağlayan, uzun zamandır planlanan köprünün açılışını engelleme tehdidi de ele alındı.

Tahmini 2 trilyon dolarlık malla hizmeti kapsayan ve birçok ürünü ABD'nin gümrük vergilerinden muaf tutan serbest ticaret anlaşmasının iptali, Kuzey Amerika ekonomisi için büyük sonuçlar doğuracak ve otomotiv üretimi gibi yurtdışına hayli entegre haldeki endüstrileri etkileyecektir.

Anlaşmanın temmuzdan itibaren zorunlu olarak gözden geçirilmesi planlanıyor. Yenilenirse, gelecek 16 yıl boyunca yürürlükte kalacak. Yenilenmezse, taraflar anlaşmayı 2036'da sona erene kadar her yıl gözden geçirebilecek.

Anlaşmadan geri çekilmek, Donald Trump'ın uzun süredir ABD'nin ortaklarına karşı sergilediği sık sık çatışmacı yeni ticaret ve diplomatik tutumunun en son evresine işaret edecektir.

Başkan, Çin'le artan bağları nedeniyle Kanada'yı yüzde 100 gümrük vergisiyle tehdit etti ve Meksika da dahil Küba'ya petrol sağlayan ülkelere vergi uygulama tehdidinde bulundu.

Kuzey Amerika'da süregelen gerilimlerin bir işareti olarak, Carney geçen ay Davos'ta yaptığı tarihi konuşmada, ABD'nin 1900'lerin ortalarından beri liderliğini yaptığı temel kurallara dayalı uluslararası düzenin "geri gelmeyecek bir kurgu" olduğunu söylemişti.

Carney, kendisini ayakta alkışlayan kalabalığa, "Büyük güçler, güç ve çıkarlarının engelsiz takibi için kural ve değerlere uyuyormuş gibi yapmayı bile bırakırsa, işlemselcilikten elde edilen kazanımların tekrarlanması daha zor hale gelecektir" demişti.

Independent Türkçe