Mısır, İsrail'le yaşanan gerilimin ortasında Ekim Savaşı belgelerini yayınladı

Belgeler, Mısır ordusunun Sina'yı kurtarma planına dair nadir bir fikir sunuyor.

13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
TT

Mısır, İsrail'le yaşanan gerilimin ortasında Ekim Savaşı belgelerini yayınladı

13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)

Amr İmam

Mısır Savunma Bakanlığı, içinde bulunduğumuz Şubat ayının başında 1973'ten bu yana ilk kez Ekim Savaşı'nın dosya ve belgelerini yayınlayarak Mısır ordusunun Mısır topraklarını savunma yeteneğini yakından incelemeye aldı.

Söz konusu dosyaların gizliliğinin kaldırılması, Gazze'deki mevcut savaşın arka planında İsrail ile ilişkilerin aşırı gergin olduğu ve İsrail ordusunun şu anda kuzey ve orta Gazze Şeridi'nden yerinden edilmiş yaklaşık 1,4 milyon Filistinlinin de bulunduğu güney Gazze Şeridi'ndeki Refah şehrini işgal etmeyi planladığı bir döneme denk geldi.

Belgeler, Mısır ordusunun savaştaki çeşitli muharebe planlarına ve Mısır kuvvetlerinin bazı operasyonel risklerle başa çıkmadaki başarısına ilişkin nadir bilgiler içeriyor. İsrail'in 16 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'ndaki İsmailiye'de Mısır ordusunun 2’nci ve 3’üncü Saha Kolordusu arasındaki boşluğu kullanarak başlattığı el-Ğazel Harekâtı olarak bilinen operasyon da buna dahildir.

Belgelerde ayrıca, Mısır ordusunun 1967'de İsrail'in işgal ettiği Sina'yı geri almak için mücadele ettiği, bölgesel siyasi koşullarda sismik değişimlere ve bölgesel düzende büyük değişikliklere neden olan savaş sırasında Arap ülkelerinin Mısır'a sağladığı destek de vurgulanıyor.

Söz konusu belgeler benzersizliğini, çoğunun Sina'yı özgürleştirme yolunda İsrail işgal ordusuna karşı çeşitli savaşlarda Mısır kuvvetlerine liderlik eden subaylar tarafından el yazısıyla yazılmış olmasından alıyor.

Yayınlanan belgelerin yaklaşık yüzde 40'ı savaş sırasında Mısır ordusu komutanları tarafından el yazısıyla yazılmış.

50 yıl sonra

Ekim 1973'te İsrail'e karşı yürütülen savaşa kadar uzanan binlerce orijinal dosyanın gizliliğinin kaldırılmasının, geçtiğimiz yılın Ekim ayında savaşın 50’nci yıldönümüne denk getirilmesi planlanıyordu.

Mısır Savunma Bakanlığı, belgelerin yayına hazırlanması amacıyla incelenmeleri üzere geçtiğimiz Ağustos ayında gazilerden oluşan bir komite kurdu.

Gazilerin dosyalar üzerindeki incelemelerini Ekim ayına kadar bitirmeleri gerekiyordu. Komite üyelerinden birine göre, söz konusu komitenin misyonu, incelenmek üzere masadaki binlerce belgenin, Mısır Savunma Bakanlığı'nın internet sitesinde yayınlanmadan önce Mısır ordusu hakkında herhangi bir gizli veya hassas bilgi içermediğinden emin olmaktı.

Ekim Savaşı gazisi ve komite üyesi Tümgeneral Nasır Salim, Al Majalla'ya şunları söyledi: “Dosyaları inceleme görevi hiç de kolay olmadı. Çünkü orduyla ilgili herhangi bir hassas bilgiyi yayınlamadığımızdan emin olmak için her belgeyi ayrı ayrı incelemek zorunda kaldık. Önümüzdeki dosyaların miktarı her anlamda bir zorluk teşkil ediyordu.”

Mısır Savunma Bakanlığı belgeleri internet sitesinde ‘Ekim Savaşı Belgeleri: Savaşın Sırları - Stratejik ve Askeri Planlama’ başlığı altında yayınladı.

fdvdvf
Fotoğraf: Majalla

Yayınlanan belgelerin yaklaşık yüzde 40'ı savaş sırasında Mısır ordusu komutanları tarafından el yazısıyla yazılmıştı.

Belgeler, Mısır ordusunun, Mısırlıların Süveyş Kanalı’nı geçip Sina'ya girmesini engellemek için İsrail tarafından Süveyş Kanalı'nın doğu yakası boyunca inşa edilen Bar Lev Hattı’nı yok etmesi de dahil olmak üzere, savaştaki önemli dönüm noktalarını kapsıyor.

Belgelerden biri 22 Nisan 1973 tarihli ve Deniz Harekât Şefi’ne hitaben yazılmış. Söz konusu belge, Süveyş Körfezi'nin doğu yakasında Granit 2 Operasyonu olarak bilinen operasyonda savaşan birliklere gerekli korumanın sağlanması yönündeki önceki talebe atıfta bulunuyor.

Başka bir belgede, ordu güçlerinin el-Ğazel Harekâtı’na yanıt olarak 26 Ekim 1973'te başlattığı saldırı olan Çin Çiftliği Savaşı'ndan bahsediliyor. Belgelerde ayrıca onlarca harita, yüzlerce mektup ve Mısır ordusunun çeşitli liderleri ve subayları arasındaki iletişimlerin kopyaları da yer alıyor. Belgeler, Ekim Savaşı öncesi ve sırasında Mısır ve Suriye orduları arasındaki koordinasyon da dahil olmak üzere, savaş sırasında geniş bir yelpazedeki gelişmeleri tüm ayrıntılarıyla kapsıyor.

Mısır, İsrail'le barış anlaşması imzalayan ilk Arap ülkesi oldu. Bu, Arap-İsrail çatışmasının odak noktası olmaya devam ettiği bir bölgede açık bir gelişmedir.

Geniş kapsamlı saldırı

Sina'yı İsrail işgalinden kurtarmaya yönelik 1973 saldırısının Mısır, bölge ve Arap-İsrail çatışması üzerinde büyük etkisi oldu. Mısırlıların saldırıyı başlatmadan önce kullandıkları aldatmacanın büyüklüğü göz önüne alındığında, saldırı İsrailliler için bir sürprizdi.

Mısır ordu liderliği, Yahudilikte yılın en kutsal günü olan Yom Kippur'da İsrail ordusunun işgal altındaki Sina'daki mevzilerine bir dizi sürpriz hava saldırısı gerçekleştirdi.

Bu aynı zamanda Mısırlıların oruç tuttuğu ve savaşma ihtimalinin en düşük olduğu Ramazan Ayı’ydı. Mısırlılar ayrıca güpegündüz saldırıyı tercih etti ve bu da İsrail kuvvetlerinin kafasını tamamen karıştırdı. Mısır ordusunun saldırının ilk saatlerinde elde ettiği zaferler, İsraillileri ABD'nin yardımına koşmaya yöneltti.

dsvedf
Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat (solda), İsrail Başbakanı Menahem Begin (sağda) ve ABD Başkanı Jimmy Carter (ortada), 17 Eylül 1978'de Beyaz Saray'ın Doğu Salonu’nda düzenlenen basın toplantısının ardından el sıkışırken. (AP)

Birkaç gün süren çatışmalar, İsrail kuvvetlerinin Sina'nın çoğundan çekilmesine ve sonraki yıllarda ABD'nin aracılık ettiği barış çabalarına yol açtı. Bu çabalar 1978'de Camp David Anlaşmaları’nın ve 1979'da Mısır-İsrail Barış Antlaşması'nın imzalanmasını sağladı.

Mısır, İsrail'le barış anlaşması imzalayan ilk Arap ülkesi oldu. Bu, Arap-İsrail çatışmasının odak noktası olmaya devam ettiği bir bölgede açık bir gelişmedir.

Bazı Araplar, Mısır ile İsrail arasındaki barış anlaşmasının, özellikle de anlaşmanın Mısır'ı tarafsız hale getirmesi ve topraklarını kurtarmak için mücadele eden Filistinlileri, Suriyelileri ve Lübnanlıları kritik bir durumda bırakması nedeniyle, Arapların daha sonraki tüm yenilgilerinin nedeni olduğuna inanıyordu. Aynı zamanda Mısır'ın savaştaki zaferi uluslararası toplumu şaşırttı ve dünyanın her yerindeki Arapları cesaretlendirdi.

İsrail'in askeri üstünlüğüne ilişkin iddialar yalanlandı. Mısır'ın zaferine eşlik eden şokun kökeni, Mısırlıların sahip olduğu teçhizat ile İsraillilerin sahip olduğu teçhizat arasındaki büyük uçurumdan kaynaklanıyordu. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Ekim 2018'de bu farkı eski bir SEAT ile son model bir Mercedes arasındaki yarış olarak tanımladı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Cemal Beyumi: Belgeler, Mısır'ın kendi topraklarını savunma yeteneğini vurguluyor.

Dezenformasyon planları

Mısır Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan dosyalar, Mısır'ın modern tarihinin en önemli olaylarından birini belgelemesi açısından önem taşıyor.

Gaziler, söz konusu belgelerin, Mısır'ın zaferini küçümsemeyi ve İsrail ordusunun savaş sırasındaki performansını abartmayı amaçlayan İsrail propagandasını da çürüttüğünü söylüyor.

Salim şunları söyledi: “Bu belgeler, İsrail'in savaşla ilgili ortaya attığı ve savaşan kişilerin yazdığı birçok iddiayı çürütüyor. Bu, savaşa ilişkin olayları yalan söylemeden ve abartmadan perspektife oturtmak açısından çok önemli.”

İsrail'in savaşla ilgili açıklamalarının çoğu, Mısır'ın bu savaştaki başarılarını küçümsemekte, bazen Mısırlıların 6 Ekim'deki ilk saldırıları dışında önemli bir zafer elde edemediklerini iddia etmektedir. İsrail propagandası, Mısır ordusu için her zaman aşağılayıcı bir yenilgi olarak tanımladığı el-Ğazal Harekâtı’na da odaklanıyor.

vvvdffdv
Kahire'deki 6 Ekim Savaş Panoraması Müzesi'ni ziyaret eden bir çocuk, 1 Ekim 2023. (AFP)

Ancak yakın zamanda gizliliği kaldırılan bu belgeler, aynı harekâtın tamamen farklı bir anlatımını sunuyor. Belgeler aynı zamanda Mısır ordusunun, İsrail operasyonunu sabote etmek için yaptığı çeşitli savaşlara da ışık tutuyor.

Kritik zamanlama

Belgelerin yayınlanması, İsrail'in Mısır sınırından sadece birkaç kilometre uzaktaki güney Gazze'yi işgal etmeyi planladığı ve bu sebeple Mısır ile İsrail arasında yoğun gerilim olduğu bir dönemde gerçekleşti.

İsrail'in işgal planları, Kahire’nin Filistinli mültecilerin Mısır'a doğru beklenen göçüne ilişkin korkuları ışığında büyük endişeyle karşılanıyor. Kahire, İsrail'in Refah'ı işgalinin Mısır'ın güvenliğine tehdit oluşturacağı konusunda Tel Aviv’i uyardı.

vdvbdf
Mısır'ın Gazze sınırı yakınında büyük bir beton duvar inşa ediliyor. (Reuters)

Mısır, Filistin kıyı yerleşim bölgesinde yaşayanların Sina'ya akın etmesini önlemek için Gazze ile olan sınırını güçlendiriyor. Ancak, İsrail'in Gazze'nin güneyindeki saldırılarından canlarını kurtaran yüzbinlerce Filistinlinin sınıra hücum etmesi halinde, şu anda sınırda alarma geçen Mısır güçlerinin ellerinin kollarının bağlanacağı yönünde korkular var.

Mısır, Gazzeli Filistinlilerin Sina'ya girdikten sonra kalıcı bir varlık oluşturabileceklerinden korkuyor. Kahire'deki gözlemcilerin söylediklerine göre bu durum, akılları Mısır Savunma Bakanlığı'nın yakın zamanda sunduğu belgelerin önemine yöneltiyor. Gözlemciler ayrıca, söz konusu belgelerin herkese Mısır'ın kendi topraklarına yönelik tehditleri uzak tutma konusunda fazlasıyla yetenekli olduğunu hatırlattığını ifade ediyor.

Al Majalla'ye konuşan eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Cemal Beyumi şu ifadeleri kullandı: “Belgeler, Mısır'ın kendi topraklarını savunma yeteneğini vurguluyor. Bu, şu anda son teknoloji silahlara sahip olan Mısır ordusunun, Mısır sınırlarını savunmaya hazır olduğunun güvencesini veriyor.”

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

 



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.