Avrupa Rusya’yla açıktan bir savaşa girmeye mi hazırlanıyor?

Korzenio'daki Vistül Nehri üzerinde çeşitli NATO ülkelerinden askerlerle ortak askeri tatbikata katılan Fransa ve Polonya askerleri, 4 Mart 2024 (DPA)
Korzenio'daki Vistül Nehri üzerinde çeşitli NATO ülkelerinden askerlerle ortak askeri tatbikata katılan Fransa ve Polonya askerleri, 4 Mart 2024 (DPA)
TT

Avrupa Rusya’yla açıktan bir savaşa girmeye mi hazırlanıyor?

Korzenio'daki Vistül Nehri üzerinde çeşitli NATO ülkelerinden askerlerle ortak askeri tatbikata katılan Fransa ve Polonya askerleri, 4 Mart 2024 (DPA)
Korzenio'daki Vistül Nehri üzerinde çeşitli NATO ülkelerinden askerlerle ortak askeri tatbikata katılan Fransa ve Polonya askerleri, 4 Mart 2024 (DPA)

Daha fazla mühimmat ve silah üretimi, savunma alanında daha fazla yatırım ve koordinasyon... Avrupa, Rusya’yla açıktan bir savaşa girmeye mi hazırlanıyor?

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri savunma harcamalarını artırmanın yollarını arıyor. En önemli hedefi üye ülkeler arasında barışı korumak olan AB, çalkantılı zamanlarda kendisini dış tehditlerden korumayı istemesi ve Avrupa'da yeni bir savaşın patlak vermesi korkusunun hakim olması nedeniyle savunma alanına yoğun bir şekilde odaklanmış durumda.

Avrupa’yı savunma alanına yönlendiren faktörler

Avrupa'nın savunma alanındaki harcamalara odaklanmaya yönelik bu değişiminin yolu birçok faktörden büyük ölçüde etkilendi. Bu faktörlerin başında Rusya'nın askeri üçüncü yılına giren Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş geliyor. İspanya’nın El Pais gazetesinin 4 Mart Pazartesi tarihli sayısında yer alan bir haberde Ukrayna ordusunun elindeki mühimmatın azalması ve Ukrayna’ya yapılan askeri yardımların durması nedeniyle Kiev zor durumdayken Moskova’nın tahmin edilenden daha rahat olduğu vurgulandı.

Aynı habere göre diğer faktörler arasında Çin'in daha iddialı görünmesi ve eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'a dönmesi ya da Washington'ın Çin'i kontrol altına alma çabalarını Avrupa'dan Asya'ya kaydırması durumunda ABD’nin Ukrayna'ya verdiği desteğin ne olacağı konusunda endişelerin artması yer alıyor. Avrupa kıtası, tüm bunlardan dolayı başka bir savaşın çıkması durumunda kırılgan bir konumda olmaktan kaçınmaya çalışıyor.

Bavyera Eyaleti Başbakanı Markus Söder, Almanya'nın güneyindeki Bavyera Eyaleti’nin Schrobenhausen ilçesinde Avrupa merkezli ​​çok uluslu füze üreticisi MBDA'yı ziyareti sırasında Alman-İsveç ortak yapımı Taurus KEPD 350 havadan ateşlenen yüksek hassasiyetli stand-off güdümlü füze sistemini incelerken, 5 Mart 2024 (AFP)
Bavyera Eyaleti Başbakanı Markus Söder, Almanya'nın güneyindeki Bavyera Eyaleti’nin Schrobenhausen ilçesinde Avrupa merkezli ​​çok uluslu füze üreticisi MBDA'yı ziyareti sırasında Alman-İsveç ortak yapımı Taurus KEPD 350 havadan ateşlenen yüksek hassasiyetli stand-off güdümlü füze sistemini incelerken, 5 Mart 2024 (AFP)

Rusya tarafından geçtiğimiz pazartesi günü yapılan açıklama, Rusya ile AB arasındaki gerilimin son göstergelerinden biri olarak kabul edildi. Rusya, söz konusu açıklamada, Alman subaylar arasında yapılan, ancak sızdırılan bir görüşmede, Rusya'nın ilhak ettiği Ukrayna'nın Kırım Yarımadası’na saldırı düzenlenebileceğinin tartışıldığı belirtildi. Kremlin'e göre ‘bu sızıntı, Batılı ülkelerin Ukrayna'daki savaşa dahil olduğunu kanıtlıyor.’

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, müttefiklerin üzerindeki büyük baskıya rağmen Kiev'in uzun zamandır istediği Taurus KEPD 350 havadan ateşlenen yüksek hassasiyetli stand-off güdümlü füze sistemini tedarik etmeyi reddetmeye devam ediyor. Almanya'nın Alman-İsveç ortak yapımı bu füze sisteminin yaklaşık 300 millik bir menzile sahip olması nedeniyle ‘uzun menzilli bir silah’ olduğunu söyleyerek tutumunu savunuyor. ABD merkezli The Washington Post gazetesinin 5 Mart Salı günü verdiği bir habere göre Almanya'nın Ukrayna’ya bu silahı tedarik etmesi onu doğrudan Rusya'ya karşı savaşa sürüklemekle tehdit ediyor.

Rusya’nın saldırabileceği beklentisi

Rusya ile AB arasındaki gergin atmosferde, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen geçtiğimiz hafta Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda (Rusya'nın) savaş tehdidinin yakın değilse de imkansız da olmadığını söyledi. Ursula von der Leyen ‘Avrupa'nın buna karşı hazırlık yapmasının zamanının geldiğini’ vurguladı.

Rusya'nın Rostov Bölgesi'ndeki Kadamovsky Meydanı'nda Güney Askeri Bölgesi Komutanlığı tarafından gerçekleştirilen tatbikatlardan bir kare, 3 Şubat 2022. Rusya, aynı ayın 24'ünde Ukrayna'yı işgal etmeye başladı (Reuters)
Rusya'nın Rostov Bölgesi'ndeki Kadamovsky Meydanı'nda Güney Askeri Bölgesi Komutanlığı tarafından gerçekleştirilen tatbikatlardan bir kare, 3 Şubat 2022. Rusya, aynı ayın 24'ünde Ukrayna'yı işgal etmeye başladı (Reuters)

El Pais gazetesinin haberine göre Von der Leyen'in sözleri, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in bir Avrupa ülkesine ya da bir NATO müttefikine saldırması ve NATO'nun bir üyesine yapılan saldırının tüm üyelerine yapılmış sayılacağını ifade edilen ortak savunma taahhüdünü test etmeye çalışabileceği uyarısının yapıldığı açıklamaların sonuncusuydu. Öte yandan Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, birkaç hafta önce yaptığı bir açıklamada, “Uzmanlarımız, beş ila sekiz yıl içinde böyle bir saldırının mümkün olabileceğini tahmin ediyor” diyerek uyardı. Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen ise varsayıma dayalı böyle bir saldırının NATO'nun 2023 yılındaki değerlendirmesindeki tahmininden de önce gerçekleşebileceğini ve bunun yeni bir değerlendirme olduğunu söyledi.

AB Komisyonu dün, Rusya'nın olası saldırısı karşısında koordineli bir savunma stratejisine duyulan acil ihtiyacın karşılanması amacıyla geliştirilen Avrupa Savunma Sanayii Programı’nı (EDIP) açıkladı.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Fransa'nın doğusunda yer alan Strazburg'da bulunan Avrupa Parlamentosu'nda güvenlik ve savunma konulu konuşmasını yaparken, 28 Şubat 2024 (AP)
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Fransa'nın doğusunda yer alan Strazburg'da bulunan Avrupa Parlamentosu'nda güvenlik ve savunma konulu konuşmasını yaparken, 28 Şubat 2024 (AP)

AB Komisyonu İç Pazardan Sorumlu Üyesi Thierry Breton, salı günü AB Komisyonu tarafından kabul edilen EDIP’yi ‘Avrupa'da (savunma sanayide) daha hızlı, daha iyi ve ortak üretim projesi’ olarak özetledi.

Askeri sanayideki zayıflıkların iyileştirilmesi

Ukrayna’daki savaşın ortaya çıkardığı Avrupa’nın savunma sanayisindeki zayıflıklarını gidermeyi amaçlayan EDIP, AB içinde daha verimli ve ortak üretimin öneminin altını çiziyor. Savaş, Avrupa’nın savunma sanayisindeki eksikliklerin yanı sıra özelikle üretim tesislerinin askeri teçhizata yönelik artan talebi karşılayacak kapasitede olmadığını ve AB’nin savunmasındaki zayıflıkları gözler önüne sererken silah ve mühimmat stoklarındaki tehlikeli düşüşü ortaya koydu. Tüm bunlar, Avrupa ülkelerine, 1990'lı yılların başlarında Sovyetler Birliği'nin ve onunla birlikte komünist Doğu Bloku'nun çöküşünden sonra barış süreci kazanımlarının tadını çıkardığı ‘tembel otuz yıl’ olarak adlandırılan dönemin bıraktığı mirastı.

Fransa’nın Le Figaro gazetesinin 5 Mart Salı günü yayınladığı bir habere göre Avrupa orduları, ülkelerinin savunma sanayilerinde üretim kapasitelerinin artmasına rağmen mevcut tehditlere göğüs gerebilecek düzeyde hazırlıklı değiller. AB ülkelerinin son on beş yıldır savunma alanına yeterli harcama yapmaması AB’yi olası tehditler karşısında hazırlıksız hale getirdi. AB Komisyonu, bu yüzden ortak savunma harcamaları ve teçhizat takasını teşvik ederek toplu savunma harcamalarındaki dengesizliği düzeltmeyi amaçlasa da mali kısıtlamalar halen engel teşkil ediyor.

EDIP, savunma sanayini canlandırmayı amaçlayan çeşitli yasal, düzenleyici ve mali mekanizmalarla ilgili öneriler içerirken AB Komisyonu Ukrayna'ya 1,5 milyar euroluk bütçe ayırdı. Tüm bu çabalar, savunma sanayinin aktörleri arasında üretim yeteneklerinin artırılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor ve 2030 yılına kadar ortak savunma teçhizatı satın alımlarının yüzde 40'ını gerçekleştirmek için Avrupa’nın ortak savunma tedarikini teşvik ederek üreticilerin görünürlüğünün artırılması hedefleniyor.

Donbass bölgesindeki ön cephedeki Rus mevzilerine Fransız yapımı Caesar obüs sistemiyle bombalayan top Ukraynalı askerler, Haziran 2022 (AFP)
Donbass bölgesindeki ön cephedeki Rus mevzilerine Fransız yapımı Caesar obüs sistemiyle bombalayan top Ukraynalı askerler, Haziran 2022 (AFP)

Savunma ortaklığının güçlendirilmesi

AB, üye ülkeler için verimliliği artırmayı ve maliyetleri azaltmayı amaçlayan savunma ortaklığına yönelik dönüştürücü bir yaklaşım geliştirmeyi düşünüyor. Bu yaklaşım, ortak bir savunma bütçesi oluşturmak için kaynakların ve fonların bir araya getirilmesini öngörüyor.

AB, savunma sanayine katılımı teşvik etmek ve üretim kapasitesini artırmak amacıyla sözleşmelerin maliyetinin bir kısmını karşılamayı teklif ediyor. Bunun yanında ihtiyaç duyulduğunda üretimi hızla artırmak için finansörlük sözü veren AB,, atıl durumdaki sanayi bölgelerini desteklemeyi planlıyor. AB, savaş ekonomisine doğru bir model değişimi öngörürken Avrupa savunma sanayisini kendisinin de desteğiyle daha fazla risk almaya çağırıyor.

AB ayrıca savunma sanayine talebi artırmak ve envanterleri hızla yenilemek için ABD savunma sistemini örnek alan, şeffaflık sağlayan ve silah ve mühimmat alımlarını teşvik eden ortak bir savunma kataloğu oluşturmayı öneriyor. Böylece savunma sanayi teklifleri için pahalı ekipmanların satın alınmasındaki bölünmeyi azaltmayı ve AB fonları tarafından desteklenen özel yasal çerçeveler aracılığıyla bir ortaklık kültürü geliştirmeyi amaçlıyor.

Fransa Ordusu 61’inci Topçu Alayı (61. RA) Chaumont-Semoutiers Hava Üssü’ndeki İHA okulunun açılışında sergilenen bir İHA (AFP)
Fransa Ordusu 61’inci Topçu Alayı (61. RA) Chaumont-Semoutiers Hava Üssü’ndeki İHA okulunun açılışında sergilenen bir İHA (AFP)

Ancak Avrupa’nın bu iddialı planı, AB bütçesinden 1,5 milyar euro tutarındaki mütevazı kalan bir başlangıç ​​ödemesi yapılması nedeniyle mali zorluklarla karşı karşıya olduğundan Avrupa ülkeleri 100 milyar euroluk finansman çağrısında bulundular. EDIP için AB’den yeterli finansmanın sağlanmasını talep eden Fransa, Estonya ve Polonya, yeni bir ortak kredi önerisinde bulundular. Öte yandan başta Almanya olmak üzere askeri harcamalarda tutumlu olan ülkeler temkinli davranırken, Rusya Merkez Bankası’nın dondurulan fonlarının kullanılması olasılığı da dahil olmak üzere finansman kaynaklara ilişkin tartışmalar da halen devam ediyor.

AB, Fransız savunma sanayisine güveniyor

AB, savunma alanında çabalarında, savunma sanayi açısından eşsiz bir yere sahip olan, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) tek daimi üyesi ve Brexit'ten (İngiltere’nin AB’den çıkışından) bu yana AB'deki tek nükleer güç olan Fransa'ya güveniyor. Fransa’nın Le Figaro gazetesinin Salı günü yayınladığı bir diğer habere göre Fransa’nın Avrupa ana karası dışında da çok sayıda ve geniş topraklara sahip olması, onu dünya genelinde bir aktör haline getiriyor.

Aslında Fransa altmış yılı aşkın bir süredir başka bir ülkeye ihtiyaç duymadan önde gelen bir askeri oyuncu olarak kalmaya devam etmek istediğini gösterdi. Fransa, bu eğilimiyle caydırıcılığı savunma politikasının merkezine yerleştirdi. Bu bağlamda Fransa, 2024-2030 Askeri Programlama Yasası çerçevesinde savunma bütçesini 52 milyar eurodan 413 milyar euroya çıkardı. Fransa, orduyu donatmak ve dışarıdan silah ihraç etmek için entegre bir askeri modeli sürdürme ve çeşitli silahlar tasarlama, geliştirme ve üretme kapasitesine sahip bir savunma sanayi olarak yoluna devam etme istekli görünüyor. Dışardan silah ticaretini ise genellikle dost ülkelerle stratejik iş birliği çerçevesinde gerçekleştiriyor. Uluslararası silah satışları aynı zamanda yeni nesil silahlara yatırım için de gelir sağlıyor. Bu yüzden Fransa ordusu askeri teknolojide ön sıralarda yer alıyor.

Trump'ın ABD’deki başkanlık seçimlerini kazanma ihtimaline hazırlık

EDIP aynı zamanda AB ülkelerinin, Avrupalı ​​liderlerin genel olarak ortak transatlantik savunmasına yönelik bir tehdit olarak gördüğü ve Trump'ın mevcut ABD Başkanı Joe Biden'ın aksine Avrupa'nın güçlü bir müttefiki olmayacağından korktuğu bir senaryo olarak eski ABD Başkan Donald Trump'ın önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD başkanlık seçimlerini kazanma ihtimaline ilişkin öngörüleri çerçevesinde hayata geçirildi. Öte yandan Rusya’nın Ukrayna'ya karşı başlattığı savaş üçüncü yılına girerken AB, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in NATO üyesi bir (Avrupa) ülkesine saldırmasından da korkuyor.

ABD başkanlık seçimlerinde isimleri öne çıkan başkan adayları olan mevcut Başkan Joe Biden ve eski Başkan Donald Trump’ın 6 Mart 2024'te çekilmiş fotoğrafları (AFP)
ABD başkanlık seçimlerinde isimleri öne çıkan başkan adayları olan mevcut Başkan Joe Biden ve eski Başkan Donald Trump’ın 6 Mart 2024'te çekilmiş fotoğrafları (AFP)

ABD’nin mevcut Başkanı Joe Biden, 2020 yılındaki başkanlık seçimlerinde dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ı mağlup ettiğinde Avrupa’daki birçok başkent rahat bir nefes almıştı. Ancak ABD merkezli Foreign Policy dergisinin daha önce yayınladığı bir makaleye göre bu rahatlamanın, Trump'ın Beyaz Saray'a dönmesi durumunda uzun sürmeyeceği anlaşıldı.

The Irish Independent gazetesinin aktardığına göre Avrupalı üst düzey bir ​​yetkili, AB ülkelerinin liderlerinin halihazırda Trump'ın ikinci kez başkan seçilmesinin AB üzerinde ne gibi etkileri olacağını değerlendirdiklerini söyledi.

Yetkili, Avrupalı ​​siyasi liderlerin Trump'ın ABD’de kasım ayında yapılması planlanan başkanlık seçimlerinde mevcut Başkanı Biden'ı mağlup etme olasılığına ‘zihinsel olarak’ hazırlandıklarını da sözlerine ekledi.

Bu hazırlık, Avrupa'nın savunma yeteneklerinin ve enerji kaynaklarının dikkate alınmasını da kapsarken birçok kişi Trump'ın AB’nin güçlü bir müttefiki olmayacağına inanıyor.

Avrupalı ​​liderlerin, Belçika'dan AP üyeliği için aday olan ve seçilirse görevini erken bırakacağını bildiren AB Konseyi Başkanı Charles Michel'in yerine yeni bir isim seçerken karar alma sürecinde Trump'ın başkan olma ihtimalini de dikkate alması bekleniyor.

Avrupalı ​​yetkili sözlerini, “Sayın Trump'ın temel özelliği öngörülebilir olmaması. Bundan dolayı öngörülemezliğe hazırlıklı olmalısınız” diye sonlandırdı.



Kazakistan, ağustos ayında Novorossiysk üzerinden petrol ihracatını artırdı

Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı’nda bir yeniden yükleme tesisi (Reuters)
Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı’nda bir yeniden yükleme tesisi (Reuters)
TT

Kazakistan, ağustos ayında Novorossiysk üzerinden petrol ihracatını artırdı

Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı’nda bir yeniden yükleme tesisi (Reuters)
Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı’nda bir yeniden yükleme tesisi (Reuters)

Kazakistan’ın devlete ait boru hattı işletmecisi KazTransOil bugün yaptığı açıklamada, ülkenin geçtiğimiz ağustosta Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı üzerinden gerçekleştirdiği petrol sevkiyatını yüzde 27,8 artırarak 460 bin metrik tona çıkardığını bildirdi.

Buna karşılık Orta Asya ülkesi, Baltık Denizi kıyısındaki Rusya’nın Ust-Luga Limanı üzerinden yaptığı ihracatı geçen ay yüzde 30 azaltarak 200 bin tona düşürdü.

Reuters’a konuşan sektör kaynakları, Rusya’nın Kazak petrolünün Ust-Luga’dan Novorossiysk’e yönlendirilmesini sağladığını belirtti. Bu adımın, Karadeniz’de artan güvenlik riskleri nedeniyle Baltık bölgesinden Rus petrolü ihracatı için ilave kapasite oluşturduğu kaydedildi.


Trump-Şi zirvesi öncesinde... Washington, yapay zekânın risklerine yönelik bir mekanizma öneriyor

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (Reuters)
TT

Trump-Şi zirvesi öncesinde... Washington, yapay zekânın risklerine yönelik bir mekanizma öneriyor

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (Reuters)

ABD, yapay zekâyla bağlantılı ve ulusal güvenlik tehdidi oluşturabilecek olayların bildirilmesine yönelik ABD ile Çin arasında ortak bir mekanizma kurulmasını önerdi. Söz konusu adım, bu alandaki en büyük iki güç arasında diyaloğun geliştirilmesini hedeflerken, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında bu hafta Washington’da yapılması beklenen zirve öncesinde geldi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, New York’ta Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, tarafların özellikle ulusal güvenlik konularına odaklanan yeni bir yapay zekâ diyaloğu oluşturulmasını ele aldığını söyledi. Bessent, bu kapsamda ortak tehdit oluşturan veya ortak hedeflerle bağlantılı olayların bildirilmesine yönelik bir sistem kurulmasının da gündemde olduğunu belirtti.

Bessent, yapay zekâ alanında dünyada birinci ve ikinci sırada yer alan ABD ile Çin arasındaki şeffaflığın artırılmasının, bu faaliyetin sınırları aşan niteliği nedeniyle önem taşıdığını ifade etti.

Trump ve Şi, geçtiğimiz mayıs ayında Pekin’de gerçekleştirdikleri zirvede yapay zekânın geliştirilmesi konusunda istişarelerde bulunulması ihtimalini ele almış, ancak söz konusu diyalog resmi bir çerçeveye dönüşmemişti.

Pekin’in ABD’nin önerisine ilişkin tutumu ise netlik kazanmadı. Şarku’l Avsat’ın Çin resmi haber ajansı Xinhua’dan aktardığı haberde, tarafların yapay zekâ konusunu görüştüğüne değinilirken, ekonomik ve ticari görüşmelerin ‘açık, kapsamlı ve yapıcı’ geçtiği belirtildi.

Gümrük vergileri ve stratejik olmayan mallar

Görüşmelerde ayrıca, ticaret ve yatırımlara ilişkin önceki mutabakatların uygulanması da ele alındı. Görüşmeler, Trump ile Şi arasında önümüzdeki perşembe ve cuma günü yapılması planlanan zirveye hazırlık kapsamında gerçekleştirildi.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, Washington ve Pekin’in mayıs ayında üzerinde anlaşmaya varılan ve Ticaret Konseyi olarak adlandırılan mekanizma kapsamında, gümrük vergisi indirimlerine konu olabilecek stratejik olmayan ürünleri belirlemeye yönelik bir sistemi hayata geçirmek için çalıştığını söyledi.

Greer, olası listenin bazı tüketim malları ile Çin’in düşük teknoloji ürünlerini içerebileceğini, bunun karşılığında ABD’nin enerji, tarım ürünleri ve tıbbi cihazlarının yer alabileceğini belirtti.

ABD’nin gelişmiş yapay zekâ çipleri ve yarı iletken üretim ekipmanlarına yönelik ihracat kontrollerinin ise yapay zekâ mekanizmasına ilişkin görüşmelerin gündeminde olmadığını vurguladı.

Danışmanlık şirketi The Asia Group’un dijital ekonomi biriminin ortağı ve başkanı George Chen, diyaloğun sürdürülmesinin önemli bir gelişme olduğunu söyledi. Ancak Chen, iki ülke arasındaki güven düzeyinin düşük olması ve Pekin’in Washington’ın Çin’in yapay zekâ sektörünün gelişimini sınırlandırmaya çalıştığına inanması nedeniyle yapay zekâ alanındaki iş birliğinin hâlâ sınırlı olduğuna işaret etti.

İlerleyen görüşmelerde yapay zekânın silahlarda kullanılması, güvenlik ilkeleri, kritik altyapıların korunması ve siber saldırıların önlenmesi gibi daha hassas konuların da ele alınması bekleniyor.

Görüşmeler, ABD ile Çin’in yeni bir zirveye hazırlanırken mevcut ticaret ateşkesinin 10 Kasım’daki sona erme tarihinin yaklaşmasıyla gerçekleşiyor. Çin’in ABD tarım ürünleri alımlarını yıllık yaklaşık 17 milyar dolar artırma ve Boeing’den 200’den fazla uçak satın alma taahhütleri de dahil olmak üzere diğer bazı konularda ise henüz anlaşma sağlanmış değil.


Şi Cinping-Trump zirvesi: Pekin büyük bir anlaşmaya bahis oynamıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin'deki Cennet Tapınağı turu sırasında birlikte yürüyorlar, 14 Mayıs 2026 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin'deki Cennet Tapınağı turu sırasında birlikte yürüyorlar, 14 Mayıs 2026 (Reuters)
TT

Şi Cinping-Trump zirvesi: Pekin büyük bir anlaşmaya bahis oynamıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin'deki Cennet Tapınağı turu sırasında birlikte yürüyorlar, 14 Mayıs 2026 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin'deki Cennet Tapınağı turu sırasında birlikte yürüyorlar, 14 Mayıs 2026 (Reuters)

Şerbil Berakat

Mayıs ayında Pekin'e yaptığı ziyaret sırasında Donald Trump, Zhongnanhai surları içinde kendisine eşlik eden Şi Cinping'e, bu özel yerde başka devlet başkanlarını ağırlayıp ağırlamadığını sormadan edemedi. Çin Devlet Başkanı'nın cevabı kısaydı: “Burada çok nadiren devlet başkanlarını ağırlıyoruz” dedi ve ardından Vladimir Putin'in de burada ağırlandığından bahsetti; oysa, Zhongnanhai Richard Nixon, George W. Bush ve Barack Obama'nın da uğrak yeri olmuştu.

Cevap sıradan görünebilir, ancak iki adam arasındaki ilişkinin doğasını özetliyor. Trump, Şi'yi “dost” olarak tanımlamakta ısrar ederken, Pekin ilişkiyi kişiselleştirmekten kaçınıyor. Bugün, Trump muhtemelen önümüzdeki çarşamba günü başkanlık uçağından inişinde Şi'yi karşılamaya ve Washington'da ona görkemli bir akşam yemeği vermeye hazırlanırken, törensel etkinliklerin ardında daha karmaşık bir zirve yatıyor gibi görünüyor. Şi, “dostu” ile değil, bir sonraki hamlesi tahmin edilmesi zor olan Amerikan başkanıyla görüşmeye geliyor.

O, büyük uzlaşmaların adamı değil

Amerikalı uzmanlar, kişisel ilişkilerin, zirvelerin ve diplomatik ziyaretlerin Çin-Amerikan ilişkilerindeki önemli aşamalarda önemli bir rol oynadığına inanıyor. 1972'de Henry Kissinger'ın Pekin ziyareti ve Çin Başbakanı Çu Enlay ile yakın ilişkisi, aynı yıl Richard Nixon'ın tarihi ziyareti ve Mao Zedong ile görüşmesi, buna bir örnek. Bundan yedi yıl sonra da Jimmy Carter, Beyaz Saray'ın kapılarını Deng Şiaoping'e açarak iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının önünü açtı. Ancak, Şi ve Trump'ın ilk ve mevcut dönemlerindeki sık görüşmeleri, iki lider arasındaki kişisel kimyaya güvenmenin aynı dönüşümü sağlamadığını gösterdi.  

Bu sadece daha kurumsal ve metodik bir yaklaşımı tercih etmesiyle bilinen Şi Cinping ile ilgili değil, aynı zamanda kendisini göstermeyi sevdiği gibi bir anlaşma yapıcı olmadığını kanıtlamış olan Trump ile de ilgili.

xvfbfbf
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin'deki Halkın Büyük Salonu'nda Başkan Donald Trump ile tokalaşıyor, 14 Mayıs 2026 (AP)

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nde 2021-2023 yılları arasında Çin'den sorumlu eski direktör Jonathan Tsien'in yakın zamanda The Atlantic'te yayınlanan son makalesinde belirttiği gibi, Trump ne 1949'da NATO'yu kuran Harry Truman, ne 1962'de Küba Füze Krizi'ni gizli diplomasiyle yöneten John F. Kennedy, ne Mihail Gorbaçov ile silah kontrol anlaşmalarını müzakere eden Ronald Reagan ve kesinlikle, ABD-Sovyet-Çin üçgenine kapıyı açarak Soğuk Savaşı yeniden şekillendiren Nixon gibi değil.

Uygulamada Trump'ın iki dönemlik diplomatik sicili mütevazı kaldı. Kim Jong-Un ile yaptığı ve kalıcı bir siyasi anlaşmayla sonuçlanmayan zirveden, Hindistan ve Pakistan arasındaki savaşı sona erdirmede rol oynadığı iddiası ki, Yeni Delhi bunu reddetti ve Vladimir Putin'i Ukrayna'daki savaşı en temel ve adil şartlarda bile sona erdirmeye ikna edememesine kadar, başarılarının çoğu da belirsiz veya eksik.

Pekin bu deneyimi net bir şekilde okuyor; Trump büyük uzlaşmaların adam değil, ancak bu onun hafife alınacak bir başkan olduğu anlamına gelmiyor. Öngörülemezliği onu müzakere masasında daha tehlikeli hale getiriyor. Öte yandan, Çin diplomasisi son yıllarda, bazen kendisi hiçbir çaba harcamadan, Trump’ın pragmatizminden ve dış politikasının değişkenliğinden yararlanmayı öğrendi.

Bu nedenle Pekin, ABD Başkanı'nın Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana üçüncü olan Trump-Şi zirvesini şansa bırakmıyor. Trump'ı kışkırtmanın, onu küçümsemenin veya yenilmiş gibi göstermenin olumsuz sonuçları olabilir.

Çin, Trump'ın politikalarının kendisini uluslararası sahnede varlığını genişletmeye, birçok ülkeye daha istikrarlı bir ortak veya Amerikan politikalarına karşı gerekli denge unsuru olarak sunmaya ittiğini düşünse de Çinli planlamacılar Washington zirvesinde hatalardan ve yanlış hesaplardan kaçınmak için çalışıyorlar. Bu nedenle, zirve hazırlıklarına titiz bir planlama, güç ve baskı kozları toplama ve aynı zamanda Washington'u cezbedebilecek fırsatlar ve çıkarlar sunma damga vuruyor.

Pekin, İran konusunda gelecekteki herhangi bir anlaşmada veya yeni bölgesel düzenlemelerde kolaylaştırıcı veya eş garantör rolü oynamaya giderek daha fazla hazırlanıyor; bu, Washington'un kabul etmek ve bundan yararlanmak zorunda kalabileceği bir gerçektir

Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng, zirvenin gündemini kesinleştirmek üzere Çin heyetinin başında Washington'a giderken, ticaret ve gümrük tarifeleri, İran savaşı ve yapay zekâ konularının masadaki en önemli konular arasında olması bekleniyor.

Ateşkes uzatılacak mı?

Trump ve Şi'nin bir yıl önce Busan'da vardığı ticaret ateşkesi sona yaklaşırken, ticaret ve gümrük tarifeleri konusu giderek daha fazla önem kazanıyor. Washington'un geçen yıl Pekin'in nadir toprak madenlerini koz olarak kullanmasının ardından gümrük tarifelerini yükseltme kararından geri adım atmasına rağmen, birçok sektörde gümrük tarifeleri yürürlükte kalmaya devam etti ve Penn Wharton Bütçe Modeli'ne göre Çin ithalatına uygulanan ortalama etkili ABD gümrük tarifesi temmuz ayında yüzde 22,8'e ulaştı.

Ancak iki ülke arasındaki ticaret, 2025 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 5,4 oranında artış gösterdi ve Çin ihracatı toplam ticaretin yüzde 75'ini oluşturarak Pekin'e önemli bir pazarlık gücü sağladı. Dolayısıyla gümrük tarifelerinin yükseltilmesi, Çin'i nadir toprak madenleri ve diğer ekonomik araçları kullanmaya itebilirken, tarifelerin düşürülmesi ticaret dengesizliğini Çin lehine genişletecektir.

Pekin, kasım ayındaki ara seçimlerden önce, Trump'ın bilhassa çiftçiler konusunda olumlu ekonomik sonuçlar sunma ihtiyacında olmasına bahis oynuyor. Bu nedenle Şi Cinping, ticaret ve yatırım önerileriyle birlikte, önemli Çinli iş adamlarından oluşan bir heyetle Washington'a gidiyor.

Öte yandan, Pekin bazı Amerikan endişelerini dikkate aldığını da gösterdi. Bu ay Asheville'de düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısının nihai bildirisinde Washington tarafından önerilen ve “piyasa mekanizması dışındaki uygulamaların ve politikaların” ele alınmasını öngören maddeye karşı çıkmasına rağmen, Çin bu taleplere kısmi bir yanıt olarak yorumlanabilecek önlemler aldı. Bunlar arasında, dış pazarlarda fiyat savaşlarını ve dampingi önlemek için otomotiv sektöründeki düzenlemelerin sıkılaştırılması, zayıf yerli şirketlerin birleşmelere veya pazardan çıkmaya yönlendirilmesi de yer alıyordu.

Bu girişime bir cevap gibi görünen açıklama ile Trump, Çinli şirketlerin Amerikan topraklarında fabrika kurmaları ve Amerikalıları istihdam etmeleri şartıyla Çin otomobillerinin ABD'ye girmesine izin vermeye açık olduğunu söyledi.

İran problemi

Zirveye hazırlıklarının bir parçası olarak Şi Cinping, Bişkek'teki Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi ve Yeni Delhi'deki BRICS zirvesinin yanı sıra Kahire'ye yaptığı ziyaret de dahil olmak üzere diplomatik bir tur gerçekleştirdi. Kahire'de Wang Yi tarafından “Ortadoğu için Çin çözümü” olarak tanımlanan bölgesel bir güvenlik girişimini sundu. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre ancak en önemli hadise, Yeni Delhi ve Washington arasındaki ilişkilerin gergin olduğu bir dönemde Hindistan'da Narendra Modi ile yaptığı görüşmeydi. Giderek artan Çin-Hindistan yakınlaşması, Biden döneminde Çin'i dengelemek için Hindistan'ın rolünü genişletmeye dayanan ABD'nin Asya stratejisini daha da karmaşıklaştırıyor.

cvfb
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Hindistan'ın Yeni Delhi kentinde düzenlenen BRICS zirvesinin ikinci gününde bir araya geldi, 13 Eylül 2026 (Reuters)

Buna paralel olarak, İran savaşındaki Çin diplomasisi, Körfez'in her iki tarafındaki ortakları arasında dengeyi korumaya çalışmaktan, Tahran'a belirli talepler sunmaya doğru kaydı. Bu talepler arasında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve seyrüsefer özgürlüğünün garanti altına alınması, Körfez ülkelerine yönelik saldırıların durdurulması ve savaşın, özellikle Yemen'e doğru genişletilmesinden kaçınılması yer alıyor. Bu talepler, Amerikan çerçevesinden bağımsız yeni bir güvenlik mimarisi üzerine bölgesel diyalog çağrısıyla birlikte geldi. Wang Yi, Pekin'de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'ye bunu iletti.

Bu denklem, Pekin'e, ABD’nin İran'a karşı devreye soktuğu “Ekonomik Dışlama” planı karşısında manevra alanı sağlıyor; zira Tahran'a uygulanan yaptırımların Çin ile doğrudan bir ekonomik çatışmaya dönüşmesi olası görünmüyor. Washington ve Pekin'in, ABD'nin etkili Çin kurumlarını hedef almaktan kaçınması karşılığında, Pekin'in İran petrol alımlarını azaltması veya İran ile ticaretini, Tahran'a uygulanan ambargoya katılmadan Amerikan taleplerini kısmen karşılayacak şekilde yeniden yapılandırması şeklinde örtük bir uzlaşmayı görüşmeleri muhtemeldir.

Bu denklemin merkezinde petrol ve Hürmüz Boğazı öne çıkıyor. Savaş sırasında Çin, talep yoluyla ham petrol fiyatlarını etkileme gücünü gösterdi, bu da Şi Cinping'e, özellikle seyrüseferdeki aksamalar ve fiyat artışları devam ederse, Trump ile İran konusunda yapılacak görüşmelerde ilave bir koz sağlıyor.

Bu nedenle Pekin, İran konusunda gelecekteki herhangi bir anlaşmada veya yeni bölgesel düzenlemelerde kolaylaştırıcı veya eş garantör rolü oynamaya giderek daha fazla hazırlanıyor; bu, Washington'un kabul etmek ve bundan yararlanmak zorunda kalabileceği bir gerçek. Ancak, Çin'in manevra alanı, gücü, nüfuz alanının sınırları ve çatışmaya dahil olan ve ondan etkilenen taraflar arasında hassas bir dengeyi koruma ihtiyacı nedeniyle sınırlı. Bu durum, etkili bir Çin rolüne izin vermeyi, Washington'un kendi kararına bağlı kılıyor.

Trump-Şi zirvesi, son günlerde medyaya hâkim olan “düşük beklentiler” ifadesine indirgenemez. Zira Trump'ın yaklaşımı ve dış politika tarzı, geniş kapsamlı herhangi bir stratejik anlayış için çıtayı düşük tutuyor

Burada Trump yönetimi gerçek bir problemle yüzleşiyor: Pekin'i görmezden gelmek, statükonun devamından minimum maliyetle faydalanmasına izin vermek anlamına gelirken, rolünü kabul etmek ise Ortadoğu'daki, özellikle de kilit Körfez ülkelerindeki etkisinin ve varlığının bir kısmından vazgeçmek anlamına geliyor.

sdv
Uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ün, destek gemisi USNS Arctic ile denizde ikmal operasyonu sırasında, helikopterlerin iki gemi arasında malzeme transferi yapması, 8 Mayıs 2019 (ABD Donanması Basın Ofisi/AFP)

Bu nedenle, Trump yönetimi, Çin'in rolü konusunda sınırlı seçeneklere sahip gibi görünüyor; Pekin'e karşı ne baskıyı artırarak olumsuz ne de geniş bir manevra alanı tanıyarak olumlu dramatik adımlar atmadan ilerlemesi gerekiyor. Bu bağlamda özellikle dikkat çekici olan, birkaç gün önce Wang Yi ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Ortadoğu'daki gelişmelerle ilgili yapılan telefon görüşmesiydi.

Tayvan ve Ukrayna'daki savaş

Bilhassa Çin tarafının şüphesiz gündeme getireceği Tayvan başta olmak üzere gündeme başka konular da gelebilir. Gelgelelim, özellikle Trump'ın ABD'nin adanın güvenliğine olan bağlılığını azaltma eğilimi göz önüne alındığında, bunun büyük bir anlaşmazlık noktası haline gelmesi beklenmiyor. Bu bağlamda, ABD medyası, Washington'un Trump'ın “önemli bir pazarlık kozu” olarak tanımladığı Tayvan ile silah anlaşmasını askıya almayı düşündüğünü belirtti.

Ukrayna dosyasına gelince, Moskova, önümüzdeki ay Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi sırasında Shenzhen'de Putin, Şi ve Trump arasında üçlü bir zirve olasılığından bahsetti. Şi ve Modi ise Ukrayna krizini sona erdirmek için rol oynamaya hazır olduklarını açıkladılar. Washington ve Kiev'in, Pekin'in Doğu Ekonomik Forumu sırasında Kiev'den Vladivostok'u bombalamamasını istediğini ve Ukrayna'nın da buna uyduğunu açıklaması dikkat çekiciydi.

Bu, bir şekilde hem Moskova'nın hem de Kiev'in önceki çekincelerini bir kenara bıraktığını ve artık savaşı sona erdirmek için herhangi bir denklemde Çin'i vazgeçilmez bir taraf saydığını gösteriyor.

Yapay zekâ yarışı

Yapay zekâda hakimiyet yarışının, özellikle ABD’li teknoloji şirketlerinin güvenlik ve emniyet endişeleri nedeniyle yapay zekâ modellerinin gelişiminin yavaşlatılması yönündeki çağrılarının ardından, zirve kapsamındaki temaslarda önemli bir yer tutması bekleniyor. Pekin, ABD'nin çağrısını prensipte reddetmiş olsa da güvenlik ve yönetişim kuralları konusunda teknik bir diyaloğa hazır görünüyor.

Şi Cinping, bu diyaloğa 29 ülkenin katılımıyla Şanghay'da Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü'nün (WAICO) kurulması, sektörün küresel yönetişimi için dört ilke önerisi, ayrıca BRICS zirvesinde başlattığı “açık kaynaklı yapay zekâ” girişimi de dahil olmak üzere bir dizi girişimle birlikte katılıyor.

drgbg
Tibet Gençlik Kongresi üyeleri, BRICS zirvesi için Hindistan'a yapacağı ziyaret öncesinde Yeni Delhi'de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in posterlerini taşıyan bir protesto gösterisi düzenlediler, 11 Eylül 2026 (AFP)

Çin yapay zekâ modeli, yapay zekâ modelinin yeteneklerini geliştirmeye daha fazla önem veren ABD modeline kıyasla, pratik uygulamaları genişletmeye odaklanırken, Pekin, model geliştirme hızını yavaşlatma ve güvenlik önlemlerini güçlendirme yönündeki ABD çağrılarına uyum sağlamaya istekli görünüyor. Ancak Çin, bu çağrıların rakipleri engellemek ve ABD'nin üstünlüğünü pekiştirmek için bir araç olarak kullanılabileceği olasılığından da endişe duyuyor.

Çin bu endişesinde yalnız değil; Fransız Mistral şirketi ve Alman Yapay Zekâ Derneği, güvenlik endişelerinin Amerikan şirketlerinin hakimiyetini güçlendiren ve rakiplerinin kendisine yetişebilmesini sınırlayan düzenlemeler getirmek için kullanılmasına karşı uyarıda bulundu.

Düşük beklentiler mi?

Bu nedenle, Trump-Şi zirvesi, son günlerde medyaya hâkim olan “düşük beklentiler” ifadesine indirgenemez. Zira Trump'ın yaklaşımı ve dış politika tarzı, geniş kapsamlı herhangi bir stratejik anlayış için çıtayı düşük tutuyor. Bu arada Pekin, Washington'un uluslararası düzeni yeniden şekillendirmek için Çin ile iş birliği yapabileceği büyük girişimlerden ziyade küresel hegemonyasını yeniden üretmekle daha çok meşgul olduğuna inanıyor.

 O güne kadar Şi, büyük bir anlaşma arayışıyla Washington'a veya Trump ile görüşmeye gitmeyecek. Bunun yerine, zirveyi stratejik bir dönüm noktasına dönüştürmeden, Çin'in Washington ile ilişkilerini anlaşma anlaşma, dosya dosya yönetmesine olanak sağlayacak bir kart destesi taşıyacak.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.