Siyah Naziler ve çocukları travmatize eden Willy Wonka: Google'ın yapay zeka sorunu

Teknoloji devinin arama sonuçlarını varsayılan olarak kapsayıcı hale getirmeye yönelik övgüye değer girişimi, gülünç olduğu kadar rahatsız edici ve yapay zekaya aşırı bağımlılığımız hakkında tam zamanında gelen bir uyarı

(Warner Bros.)
(Warner Bros.)
TT

Siyah Naziler ve çocukları travmatize eden Willy Wonka: Google'ın yapay zeka sorunu

(Warner Bros.)
(Warner Bros.)

Ryan Coogan 

Filmler bize yapay zekanın geleceğine dair en kötü ihtimali anlatırken genellikle büyük resme odaklanır: İnsanları yok eden robotlardan oluşan gezici çeteler. Tuvaleti kullanırken sizi izleyen bir Büyük Birader süper zekası. Haley Joel Osment buzun içinde donuyor. Bu tür şeyler.

Ancak asıl tehlike (en azından şu an için) yapay zekaya aşırı bağımlılığımızın temel, özellikle de yaratıcı veya araştırmaya dayalı görevlere yaklaşımımızı temelden değiştirecek olması. Araştırmaların, Google gibi arama motorlarını daha fazla kullanmamızın bilgiyi hatırlama ve beynimizde saklama şeklimizi değiştirdiğini öne sürmesine benzer şekilde, yapay zeka kullanımımız öğrenme ve işimizi yapma şeklimizi tamamen (daha kötü olacak şekilde) değiştirebilir.

Yapay zekanın tuzaklarına dair pek çok örnek gördük (birkaç tanesini ben de yazmıştım) ancak son örneklerden biri, bu teknolojiye güvenmenin gelecekte nasıl ciddi sorunlara yol açabileceğinin belki de en açık göstergesi. ChatGPT'nin popülerliğine yanıt olarak Google, kendi yapay zeka sistemi Google Gemini'ı piyasaya sürdü. Google'ın yapay zekası metin komutlarına yanıt vermenin yanı sıra, temel talimatlara dayalı görseller de oluşturabiliyor.

Ancak kullanıcılar Gemini'ın görsel üretme becerisinde kısa sürede bir sorunla karşılaştı: İnsan öznelerin resimlerini üretmesi istendiğinde, bu özneleri genellikle etnik ve toplumsal cinsiyet bakımından mümkün olduğunca çeşitli hale getiriyordu. Bu kulağa büyük bir sorun gibi gelmese de (hatta Stable Diffusion'ın ilk sürümlerinin "bir Latin Amerikalı kadın" istemi verildiğinde cinsel içerikli görseller üretmesi gibi, önceki dil modellerinin önyargı ve ayrımcılık eğilimleri düşünüldüğünde iyi bir şey olarak görülebilir) bu durum bazı hayret verici çıktılara yol açtı.

Örneğin Birleşik Devletler'in kurucu babalarının (erkek ve beyaz tenli olmalarıyla ünlü bir grup) resmini üretmesi istendiğinde, sömürgecilere has kıyafetler içinde her ırktan kadın ve erkeğin resmini üretebilir. Bu kulağa epey zararsız ve hatta komik gelse de sistemden II. Dünya Savaşı'na ait görseller üretmesi istendiğinde gerçek sorunlar ortaya çıkıyor ve Gemini, siyah ve Asyalı Nazi askerlerinin resimlerini pompalamaya başlıyor.

Gemini'ın neden akla gelebilecek en kötü şekilde duyarcı (woke) hale geldiği tam bilinmese de Google'ın olası önyargı sorunlarından kaçınmaya çalışırken, yapay zeka sistemini varsayılan olarak kapsayıcı şekilde programlayıp bunun nasıl yanlış gidebileceğini gerçekten düşünmemiş olması mümkün (kapsayıcılık genel anlamda iyi bir şeydir). Google'ın kıdemli başkan yardımcısı Prabhakar Raghavan, bir blog yazısında "Gemini'ın bir dizi insanı göstermesini sağlamak için yaptığımız ayarlama, açıkça bir aralık göstermemesi gereken durumları hesaba katmada başarısız oldu" diyerek durumun böyle olabileceğini öne sürdü.

Sebep ne olursa olsun, bu olaydan çıkarılacak ana sonuç açık: Bu teknoloji henüz hazır değil. Dahası, hiçbir zaman hazır olmama ihtimali de var. Ya da en azından tutarlı, güvenilir sonuçlar üretmek için tam olarak bel bağlanabilecek noktaya hiçbir zaman ulaşamayabilir.

Geçen hafta yapay zekaya aşırı güvenmenin tehlikelerinin özellikle çarpıcı bir örneğini gördük ve bu en beklenmedik yerde oldu. Glasgow'da bir yerde tiyatro öğrencileriyle dolu yarım yamalak bir depoda.

Birçok viral videoyu ve birinci elden anlatıları henüz görmediyseniz, bilmeniz gereken şey şu: İskoçya'daki ebeveynler çocuklarını interaktif bir "Willy Wonka deneyimi" diye tanıtılan bir etkinliğe götürmek için 35 Sterlin (yaklaşık 1415 TL) ödedi. Etkinliğe vardıklarında, ne yaptıklarını bilmiyor gibi görünen sıkılmış aktörlerle dolu, seyrek şekilde dekore edilmiş bir depoyla karşılaştılar ve en kötüsü de görünürde bir parça bile çikolata yoktu. Etkinlik tahmin edilebileceği gibi kaosa dönüştü ve ebeveynlerin düşük kaliteli ve aşırı pahalı bir gezi deneyimledikleri için "ayaklandıkları" bildirildi.

Hikayenin en ilginç kısmıysa organizatörlerin "deneyimin" belirli yönleri için yapay zekaya güveniyor gibi görünmeleriydi. Facebook'taki tanıtım materyalleri yapay zeka tarafından üretilmişti ve o kadar kötü hazırlanmıştı ki üzerlerindeki metin tamamen anlamsızdı. Oyunculara yapay zeka "saçmalıklarıyla" dolu senaryo metinleri verildi ve bazı şeylerin lojistik olarak nasıl işleyeceğini sorduklarında onlara "doğaçlama yapmaları" söylendi.

Tüm bu olay, insanların bu teknolojiye yaklaşımının doğasındaki tehlikeler için bir tür vaka çalışması işlevi görüyor. Elbette, organizatörlerin bu çocuklar için gerçekten iyi düşünülmüş sürükleyici bir deneyim sağladıkları bir dünya olmayacak gibi görünüyor ancak açıkça işin büyük bölümünü nasıl kullanılacağını gerçekten anlamadıkları yepyeni bir teknolojiye bırakabilecekleri izlenimine kapılmışlar.

Mesele de bu: Yapay zekanın kendisinin kötü olması gerekmiyor. Ancak insanlar parlak yeni oyuncaklara yapışacak ve onları günlük yaşamlarına tereddüt etmeden uygulayacak. Ortalama biri için, akıllı telefonları cadılar tarafından yapılmış da olabilir. Ne sıklıkla bir Google aramasında en üstteki bağlantıya tıklıyor ve bunun ihtiyacımız olan şey için "en iyi" sonuç olduğunu düşünüyoruz? Kaç kez Amazon'dan bir şey satın aldınız çünkü Siri size onu önermişti?

İnsanlar, yapay zekanın bu görevleri üstlenebilecek bir konumda olup olmayacağını gerçekten bilmeden hayatlarının devasa bir bölümünü yapay zekaya devretmeye son derece hevesli. Elbette, şimdilik sadece üçkağıtçı bir çocuk gösterisi (ve dürüst olmak gerekirse, ürkütücü bir depoda gizemli bir gezi için 35 sterlin öderseniz, bu sizin hatanız) ancak bu gerçekten Hollywood'un yapay zeka elinden çıkma senaryolar ve oyuncularla yapmak istediklerinden çok uzakta mı? Tyler Perry, OpenAI'ın yeni video oluşturma aracının kendisine tasarruf sağlayabileceğine inandığı için 880 milyon dolarlık stüdyo genişlemesini durdurduğunu yakın zamanda açıkladı. Bu George Washington'ı Çinli bir kadın sananla aynı yapay zeka mı? Size iyi şanslar Perry.

Yapay zeka, hoşumuza gitse de gitmese de bir sonraki büyük teknolojik sıçrama olabilir. Ancak oraya varmadan önce, daha hazır olmadan kendimizi tamamen ona bırakmamaya dikkat etmeliyiz.

Independent Türkçe



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.