Gazzeli kadınlar, Dünya Kadınlar Günü'nde ölüme ve açlığa mahkum

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Gazzeli kadınlar, Dünya Kadınlar Günü'nde ölüme ve açlığa mahkum

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları ve işgali nedeniyle açlık kriziyle mücadele eden Filistinli kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü buruk bir şekilde geçiriyor.
İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları ve işgali nedeniyle açlık kriziyle mücadele eden Filistinli kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü ve yaklaşan ramazan ayını buruk bir şekilde karşılıyor.

Fotoğraf: AA

İsrail'in 5 aydır saldırılarını sürdürdüğü ve kıtlığa mahkum ettiği Gazze Şeridi'nde Filistinliler, katliam, yıkım ve açlığın gölgesinde ramazan ayını bekliyor.

"Gazze'nin kadınları ramazana kanlarla süsleniyor"
Ramazan ayını hüzünlü bir şekilde karşılayanlardan 44 yaşındaki Filistinli Buşra eş-Şafii, İsrail'in geçen hafta Beyt Lahya'yı hedef alan saldırısında ağır yaralandıktan sonra bilincini kaybeden ve Kemal Advan Hastanesinde tedavi gören teyzesine refakat ediyor.

devde

AA muhabirine konuşan Şafii, bomba seslerinin olmadığı daha güvenli bir ortamda bu mübarek ayın atmosferini yaşamak istediklerini belirterek, "Herkes ramazana süslerle hazırlanırken, Gazze'nin kadınları kanlarla süsleniyor." serzenişinde bulundu.

Dünya 8 Mart'ı kutlarken Gazze'deki kadınlar hayatta kalma mücadelesi veriyor
Filistinli 37 yaşındaki Necla, Gazze'de yıkımı ve yokluğu yaşayan binlerce kadından sadece biri.

7lko7

Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya'da evlerine düzenlenen saldırıda babasını kaybeden Necla'nın eşi de İsrail güçleri tarafından güneye sürüldü. Çocuklarıyla tek başına yaşam mücadelesi veren Necla, Cibaliya'daki Yemen es-Said Hastanesine sığındı.

Necla'nın öncelikli görevi artık kendisinin ve ailesinin hayatta kalması için çalışmak.

Bunun için ise sabahın erken saatlerinden itibaren yaktığı ateşin başına geçen Necla, çocuklarının gün boyu yiyecekleri tek yemek olan çorbayı pişiriyor.

sadvds

"Çocuklarım aç ve sabahtan beri ağlayıp yemek istiyorlar. Gazze'nin kuzeyinde yiyecek bulmak çok zor olsa da çocuklarımızın karnını doyurmak için elimizden geleni yapıyoruz. Bugünkü yemeğimiz de su ve salçadan ibaret bir çorba." dedi.

BM: Gazze'de günde ortalama 63 kadın öldürülüyor
Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde, Gazze’deki kadınlar bu acımasız savaşın sonuçlarına katlanmaya devam ediyor." ifadelerine yer verdi.

tr5yhj

İsrail’in saldırılarında en az 9 bin kadının öldürüldüğü ve çok daha fazlasının ise enkaz altında kaldığı vurgulanan paylaşımda, "Gazze'de günde ortalama 63 kadın öldürülüyor, bunların 37'si ailesini geride bırakan anneler." ifadeleri kullanıldı.

Filistin Esirler Cemiyeti: Bu yıl, İsrail'in Filistinli kadınlara yönelik en kanlı yılı
Filistin Esirler Cemiyetinden de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı açıklama yapıldı.

erghtr

Açıklamada, "Bu yıl, İsrail'in Filistinli kadınlara yönelik en kanlı yılı." ifadesi kullanılarak Filistinli kadınları hedef almanın," işgalin ilk yıllarından bu yana en bilinen, sabit ve sistematik politikalardan biri" olduğu vurgulandı.

mku7y

"Halihazırda işlenen suçlara, Filistinli kadınların onlarca yıldır süren işgal boyunca tanık olduğu, 7 Ekim sonrasının istisnai bir durum olmadığı" ifade edilen açıklamada İsrail'in 7 Ekim'den sonra Kudüs dahil Batı Şeria'da ve 1948'de işgal ettiği bölgelerde yaklaşık 240 kadını gözaltına aldığı kaydedildi.

ju6kl

Ayrıca Gazze'de alıkonulan kadınların sayısı hakkında net bir bilgi olmadığı aktarılan açıklamada, bir kısmının alıkonulup daha sonra serbest bırakıldığı ancak hala askeri kamplarda alıkonulan kadınların bulunduğu ve zorla kaybedilmeye maruz bırakıldıkları belirtildi.

erhtr

Açıklamada, İsrail hapishanelerinde hala 60 Filistinli kadın esir bulunduğu hatırlatıldı.

Gazze Şeridi'ndeki 60 bin hamile kadın yetersiz beslenmeden muzdarip
Gazze'deki Sağlık Bakanlığı da İsrail'in 5 aydır saldırılarını sürdürdüğü ve kıtlığa mahkum ettiği Gazze Şeridi'nde Filistinli kadınların yaşadığı drama ilişkin yazılı açıklama yaptı.

gftnjmyt

Açıklamada, "Gazze Şeridi'ndeki 60 bin hamile kadın yetersiz beslenme, dehidrasyon ve uygun sağlık bakımı eksikliğinden muzdarip. Bunlardan yaklaşık 5 bini her ay bombardıman ve yerinden edilme nedeniyle zorlu, güvensiz ve sağlıksız koşullarda doğum yapıyor." ifadelerine yer verildi.

rtjytj

Gazze nüfusunun yüzde 49'unu kadınların oluşturduğu belirtilen açıklamada İsrail'in son 5 aydır devam eden saldırıları nedeniyle tümünün sağlıksız ve yetersiz beslenmeden dolayı ciddi sıkıntılar çektiği vurgulandı.

Gazze'de kadın gazeteciler, dramın bir parçası oldu
Gazze'de görev yapan Filistinli kadın gazeteciler, bu yıl dünyadaki diğer meslektaşları gibi ekonomik, sosyal ve siyasi başarılarını kutlamak yerine kayıp, yıkım, açlık, susuzluk ve soykırımı belgeliyor.

grnjtyj

Kadın gazeteciler, 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden savaş boyunca halkın yaşadığı drama kadınların gözünden ışık tuttu ancak kendileri de bu dramın bir parçası oldu.

tyhkmeu

AA muhabirine konuşan kadın gazetecilerden Hind el-Hudari, Gazze'deki Filistinli kadınların Dünya Kadınlar Günü'nde, İsrail'in soykırımına maruz kalacağını hayal etmediğini söyledi.

dsfvdfse

"Dünya, Kadınlar Günü'nü kutluyor Filistinli kadınlar ise evlerinden oldular, sevdiklerini kaybettiler, aç kaldılar, bugünleri ve gelecekleri ellerinden alındı, evlerini ve çocuklarını kaybettiler." diyen Hudari, şöyle devam etti:

Savaş bizi çok etkiledi. Ben bir gazeteci olmaktan çok yerinden edilmiş biriyim. Ailemi ve eşimi bırakıp her koşulda Gazze'de kalmayı ve savaşı takip etmeyi seçtim. Bu benim için çok şey ifade ediyor.

frtnhtr

Filistinli kadın doktorlar, Gazzelilere şifa olmaya çalışıyor
Filistinli sağlıkçı kadınlar da yaşanan sıkıntılara rağmen tüm gücüyle çalışmaya devam ediyor. 

dsevde

Gazze'nin çeşitli bölgelerindeki hastanelerde görev yapan doktorlar, tedaviye muhtaç Filistinlilere şifa olmaya çalışıyor. Kadın sağlıkçılar, savaş başlangıcından bu yana zamanının tamamını hastanede geçiriyor.

Filistin'in ilk kadın ambulans şoförü zorlu şartlarda görevini yapıyor
Filistinli sağlık çalışanları zorlu şartlar altında İsrail ordusunun baskın düzenlediği Batı Şeria'da görev yapmaya çalışıyor.

dsvfd

Batı Şeria'nın kuzeyindeki Tulkerim kentinde 19 yıldır ambulans şoförü olarak görev yapan Safiye Bilbasi, AA muhabirine, Filistin'in ilk kadın ambulans şoförü ünvanına sahip olduğunu dile getirdi.

Bilbasi, hemşirelik eğitimi aldığını ve 25 yıldır sağlık çalışanı olarak görev yaptığını aktararak, "Sahada çalışan ve özellikle Tulkerim ve Nur eş-Şems mülteci kampında çalışan sağlıkçılar olarak şartlarımız çok ağır. Tabii ki kadın olarak zor bir işte çalışıyorum. Çatışmalara giriyoruz ama bu bizim işimizin doğası." dedi. 

Gazze'deki hükümet: Filistinli kadınlar azmin ve kararlılığın sembolü
Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İsrail'in Gazze'de Filistinli kadınlara yönelik suçlarına ilişkin açıklamada bulundu.

sdvsd

İsrail'in 7 Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü saldırılarda Gazze Şeridi'nde yaklaşık 9 bin kadını öldürdüğü belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

Bu uluslararası gün, başta Gazze Şeridi'ndekiler olmak üzere Filistinli kadınları onurlandırmanın değil, aşağılanmasının, öldürülmesinin, üzerlerine ateş açılmasının, işkence ve zorla yerinden edilmesinin gerçek bir örneğini temsil ediyor. İşgalci İsrail ordusunun sivillere karşı soykırım savaşında Filistinli kadınları soğukkanlılıkla katlettiği bir döneme denk gelen Dünya Kadınlar Gününde, dünya da bu felaketi ve Filistinli kadınlara yönelik bu tehlikeli ihlali hiçbir şey yapmadan izliyor.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.