ABD, İsrail'deki iktidar koalisyonuna nasıl bakıyor?

Gantz'ın Washington ziyareti, ABD'nin savaşın devamına ilişkin uluslararası baskıyı önlemek için yeni parlamento seçimlerini hızlandırma arzusunu gösteriyor.

ABD Dışişleri Bakanı Anthoy Blinken, eski İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüştü. (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Anthoy Blinken, eski İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüştü. (AFP)
TT

ABD, İsrail'deki iktidar koalisyonuna nasıl bakıyor?

ABD Dışişleri Bakanı Anthoy Blinken, eski İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüştü. (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Anthoy Blinken, eski İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüştü. (AFP)

ABD'nin İsrail içindeki hamleleri, yaklaşan başkanlık seçimleri ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD eski Başkanı Donald Trump'ın dönüşüne dair iddiaları nedeniyle, ortak siyasi sahnenin yönetilmesiyle ilgili birçok engel ve sorunla karşı karşıya kalacak.

İsrail Savaş Kabinesi üyesi Benny Gantz'ın ABD yönetiminden bir dizi üst düzey yetkiliyle görüşmek üzere Washington'a yaptığı ziyaret, Netanyahu’nun koalisyonu içinde Gazze savaşına ilişkin anlaşmazlıkların arttığının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Gantz, ziyareti çerçevesinde ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken’la görüştü.

Mevcut İsrail hükümeti içinde yaşanan gerilimler ne olursa olsun ABD yönetimi, İsrail içinde güçlü ve merkezi bir oyuncudur. Böyle bir konumda bulunan ABD yönetimi oyunun kurallarını gerçekten değiştirmek istiyor. Diğer yandan İsrail'in pozisyonu ne olursa olsun, en azından taktiksel olarak İsrail'i sakinleşmeye zorlamak için sadece Amerikan değil, uluslararası baskı çerçevesinde de sükunetle hareket edilmelidir.

ABD'nin Gantz'ı davet etmesi, Netanyahu üzerinde bir baskı hamlesi olarak da yorumlanabilir. Ayrıca Biden yönetiminin Gantz ile iş birliği yapmayı tercih ettiği şeklinde de yorumlanabilir. Aynı zamanda, savaş konusunda uluslararası ve iç baskılardan kaçınmak için yeni parlamento seçimlerini hızlandırmaya yönelik bir başka mesaj olarak da anlaşılabilir.

Spesifik hedefler

ABD yönetimi, birkaç seçenek üzerinde çalışıyor. Bunlardan ilki mevcut koalisyonun bileşenlerini değiştirmeye çalışmak. Çünkü İsrail'deki mevcut gelişmeler ABD yönetimini siyasi ve partizan ortamdaki istikrarsızlık durumuyla başa çıkma yönünde ilerlemeye teşvik ediyor ve şu anda tüm koşullar buna izin veriyor. Öyle ki hükümetin kendi içinde, Likud Partisi içinde, Savaş Kabinesi içinde çatışmalar devam ediyor. Bu da ABD yönetiminin Yair Lapid, Benny Gantz ve diğerleri gibi bazı isimlere güvenerek mevcut ortamdan istifade etmeye çalıştığını doğruluyor.

ABD yönetimi söz konusu isimlerin çatışmaya girerek baştakilerle mücadele edebileceğini düşünüyor. Siyasi ya da partizan yolun sonunda, ateşkesin ardından bir ulusal birlik hükümeti kurulabilir. Bu hükümetin amacı İsrail'deki tüm gelişmelerle yüzleşecek koşulları hazırlamak olmalıdır. Öncelikler bağlamında böyle yapılmalıdır. Çünkü İsrail hükümeti içinde bir gerilim durumu yaşanıyor. Aşırılık yanlısı Yahudilerin askere gitmeyi reddetmesi de buna dahil. Sağcı Yisrael Beiteinu (Evimiz İsrail) Partisi lideri Avigdor Liberman, İsrail hükümetinin sonuna geldiğini ve Netanyahu'dan kurtulmanın İsrailliler için bir ödül olduğunu belirtti.

İkinci olarak ABD yönetimi, İsrail’deki siyasi ve partizan ortamı Netanyahu'nun mevcut durumun devamlılığını kontrol edemediği gerçeğine dayanarak değerlendiriyor. Netanyahu, inatçılığına, kibrine ve olayların üstesinden gelme çabalarına rağmen mevcut düzene hâkim değil. Dolayısıyla Netanyahu’nun İsrail'in başında olması, bir sonraki manzaraya ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Likud Partisi içinde de Netanyahu’nun devam etmesi yönünde bir istek yok. Bilakis Netanyahu’nun ezeli rakibinin revaç bulma ihtimali var.

Dolayısıyla mücadele Likud Partisi’nin dışından değil içinden başlayabilir. Çünkü muhalefet, sembolleriyle birlikte tekrarlanan politikalar alanında manevralar yapıyor. Bu da Netanyahu'nun hileleri göz önüne alındığında faydalı olmayabilir. Bu yüzden ABD yönetimi, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns ile Dışişleri Bakanlığı’ndan ve istihbarattan yetkin bir ekibi sahnenin yönetimine müdahale etmek için görevlendirdi. ABD, ikinci aşama anlaşmasını tamamlamak ve ateşkes anlaşmasını sonuçlandırmak için değil, İsrail'de olup bitenlerle yüzleşmek için harekete geçti.

Ciddi yönelimler

ABD'nin doğrudan kararı, İsrail’e yardımı kesmek ve üst düzey siyasi ve parti yetkilileriyle temaslar ve toplantılar düzenleyerek kamuya açık bir şekilde sürece müdahale etmekti. Buradaki amaç, Netanyahu'ya sadece sakinleştirici adımlarla değil, ABD'nin algılarını kabul etmesi konusunda baskı yapmaktı. Zira ABD yönetimi, İsrail'e yönelik  federalizm ve acil acil durum koşulları altında yapılan büyük askeri ve stratejik desteğine rağmen, ABD yönetimini Amerikan çıkarlarına zarar veren ayrıntılara dahil eden İsrail hükümetine karşı önemli pozisyonlar benimsemesinin olumsuz yansımalarına maruz kalıyor.

ABD yönetiminin, Trump'ın başkanlık seçimlerinin ön turunda geri dönmesinin yanı sıra, ABD Başkanı Joe Biden'ın popülaritesindeki ciddi düşüşten gelecek tepkiden korktuğu açık. Bu, ABD içinde bir çatışmaya yol açabilir ve Amerikan politikasının acilen gözden geçirilmesini ve özellikle Başbakan Netanyahu'nun Amerikan fikirlerini kabul etme konusundaki inatçılığı göz önüne alındığında, uygunsuz bir zamanda önerilmiş olabilecek bir rotanın düzeltilmesi yönünde baskı girişiminde bulunulmasını gerektirebilir. Veya Yerleşimciler ile Harediler arasındaki çatışmaların, İsrail'in içini etkilemeye devam etmesi çerçevesinde ele alınarak düzenlenmesi ve yönlendirilmesi yüksek bir ihtimaldir.

ABD yönetimi, artan kitlesel hareket dalgasından, dönemsel protestoların patlak vermesinden ve esir ailelerinin baskılarından da korkuyor. İsrail'in bir hükümet olarak içinde bulunduğu diğer önemli gelişmeler, ABD'nin mevcut davranışları üzerinde daha fazla yansımaya yol açabilir. Ayrıca ABD yönetiminin özellikle bölgedeki ana çıkarlarını korumaya odaklanmaya başlamasıyla birlikte siyasi ve stratejik yolda ilerleme isteği bulunuyor. İşte bu noktada, artan zorluklar karşısında tutarlı ABD-Arap bölgesel fikir birliğine ve ortaklıklara yönelik bir girişim inşa edilme çabasında bulunulabilir.

Disiplinli referanslar

Her şeye rağmen, ABD'nin planlanan hamlesi, İsrail içindeki iş birliği alanlarına odaklanarak üzerinde mümkün olan en kısa sürede çalışılabilecek acil ve ivedi bir vizyon olarak karşımıza çıkıyor. Hükümetin kurulmasından önceki aşamalarda ABD yönetimi, Smotrich ve Ben-Gvir gibi iktidara gelip hükümete giren bazı isimlere müdahale ederek, onları dışlamaya çalıştı. ABD'nin Kudüs Büyükelçiliği, her iki ismin de bakanlığa hiç girmemeleri ve koalisyon bileşenlerine katılmalarını talep etti. Bu, Netanyahu tarafından reddedildi ve o sırada hükümetini kurmaya başladı.

Bu artık değişiyor. Netanyahu kalsın ya da partisinden atılsın, ABD yönetimi koalisyonu parçalamaya ve farklı temeller üzerinde yeni bir koalisyon kurmaya çalışıyor. Netanyahu'nun gücü, uyumu ve tüm krizlerle yüzleşme, fırtınaya boyun eğmeme ve içinden geçme becerisi teyit edilmesine rağmen bu kuvvetle muhtemel. Bu durum Netanyahu'yu öne sürülebilecek politikalarla yüzleşmeye itecektir. Ancak siyasi farklılıkların artması ve Gantz'ın hükümetten çekilmesi halinde kapıların ardına kadar açılacağı söyleniyor. Bu, hükümetin performansından zaten memnun olmayan ve 7 Kasım saldırısından Netanyahu'nun kendisini sorumlu tutan vatandaşların daha geniş çaplı protestolarına kapı açacaktır. Gazze Şeridi'nde ‘ertesi gün’ politikası için bir ilkeler belgesi olarak bilinen bu belge, İsrail'in Gazze Şeridi'nin tamamında zaman sınırı olmaksızın hareket özgürlüğünü elinde tutmasını ve Gazze Şeridi'nde bir güvenlik bölgesi kurulmasını içeriyor. Bu belge aynı zamanda Gazze Şeridi'nde İsrail kentlerine bitişik bir güvenlik bölgesi kurulmasını, İsrail'in Gazze ile Mısır arasındaki güney sınırını kapatmaya devam etmesini ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) kapatılarak yerine başka uluslararası yardım kuruluşlarının getirilmesini de içeriyor.

Bu bağlamda, özellikle Savaş Kabinesi'ndeki generallerin birçoğunun gidebileceği düşünüldüğünde, mevcut gelişmeler aslında ABD tarafının meydana gelebilecek her türlü gelişme karşısında hareket etme ve harekete geçme yeteneği ile bağlantılı olacaktır. Benny Gantz'a siyasi sıfatından ziyade askeri sıfatıyla katılıyorlar; bu konu farklı bir zeminde ele alınıyor. Bunun gerçek sonuçları, önümüzdeki dönemde herhangi bir gerçek değişim olması durumunda görülebilecektir.

İsrail'de yaklaşan değişimden bahsetmek aslında mevcut koalisyonun kapsamının genişletilmesiyle bağlantılıdır. Ayrıca, muhalif güçleri de dahil etme eğilimiyle, yani tüm seçeneklerle yüzleşen bir ulusal birlik hükümeti kurmaya yönelik eğilimle bağlantılıdır. İsrail'de yaklaşan değişim hakkında konuşmak, ateşkesin ilk aşamasına girmesini takip eden dönemde savaşın kuzeye yayılma olasılığı ile ilgilidir. Aynı zamanda, Hizbullah'ın yönlendirmeleri üzerinde çalışmak için belirli haftaları beklemekle alakalıdır. Askeri rolün gelişimi ve Hizbullah'a karşı büyük ve gerçek bir tehlike olarak kullanılması, farklı bir askeri-stratejik bağlamda ele alınabilir.

Bu durum ABD ve Fransa'yı, Batı Şeria cephesinden Gazze'nin kuzey cephesine doğru çalışabileceği bir yol çemberine yerleştiriyor. Öyle ki, Ramazan ayı boyunca kanlı çatışmaların yaşanması bekleniyor. Ayrıca güvenlik güçlerinin gözleri önünde artan yerleşimci dalgasına karşı uyarılar da geliyor. İsrail hükümetindeki bazı bakanların kışkırtmaları, ABD'nin bu konuyu engellemek için hızlı bir şekilde harekete geçmesini gerektiriyor. Her halükârda belirli ve kontrollü baskılar altında, farklı bir siyasi gerçeklik için bu meseleyle ilgilenmek gerekiyor. Tüm bunlar farklı bir siyasi gerçeklik temelinde ele alınmalı, her durumda belirli ve kontrollü baskılar altında değerlendirilmelidir.

Sonuç

ABD'nin İsrail içindeki hamleleri, ortak siyasi sahnenin yönetilmesiyle ilgili birçok engel ve sorunla karşılaşacaktır. ABD başkanlık seçimleri yaklaşırken, Netanyahu'nun eski Başkan Trump'ın geri döneceği yönündeki iddiaları, meseleyi tepeden halletmek ve mevcut fırsatlardan yararlanmakla ilgili olacak.

Dolayısıyla ABD'nin mevcut İsrail hükümetinin bileşenlerinde gerçek bir değişiklik yapma girişimleri, öncelikle İsrail'in iç işlerine hizmet edecek şekilde durmayacak. Bu, Arap ve İslam toplulukları ve bazı siyahi lobiler de dahil olmak üzere Amerikan kesimlerinin gidişatını düzeltmek, mevcut ABD yönetimine ve onun Biden tarafından temsil edilen liderliğine karşı önyargılı tutumlarını değiştirmek için çok geç kalmış olabilecek bir girişimdir. Özellikle Washington'un İsrail'i himaye konusundaki destekleyici rolünün ardından  önümüzdeki dönemde  Biden yönetimine yönelik baskıların artacağı düşünüldüğünde Amerikan çıkarlarına zarar verecektir.

Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
TT

İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin Umman’a ulaşmasının ardından Tahran, diplomatik çabalara yönelik ‘yıkıcı baskı ve etkiler’ konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD-İran müzakerelerine odaklanması beklenen görüşmeler için Washington’a yapacağı ziyaretten hemen önce geldi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün düzenlenen haftalık basın toplantısında, “Görüşme yaptığımız taraf ABD’dir ve bölgeyi olumsuz etkileyen yıkıcı baskılardan bağımsız hareket etme kararı onlara aittir… Siyonist rejim, bölgede barışa yol açacak herhangi bir diplomatik girişimi sürekli olarak engellemeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonuna konuşan Bekayi, ülkesinin ABD ile yürüttüğü müzakerelerde hızlı bir sonuca ulaşmayı hedeflediğini ve gecikmeye gitmek istemediğini belirtti.

Bekayi, geçtiğimiz hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin karşı tarafın ‘ciddiyetini’ ölçmek için gerçekleştirildiğini aktarırken, mevcut müzakerelerin ne kadar süreceği veya ne zaman sonuçlanacağının öngörülemediğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Laricani’nin Maskat’ta Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile bir araya gelmesi bekleniyor.

Laricani dün yaptığı açıklamada, ziyaretin bölgesel ve uluslararası son gelişmeler ile İran-Umman ekonomik iş birliğini ele alacağını söyledi.

Ziyaret, Washington ile Tahran arasında birkaç gün önce yapılan ve ABD’nin güç kullanma ihtimalini gündeme getirdiği müzakerelerin ardından gerçekleşiyor.

Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı olmasını, füze programı gibi diğer konuların tartışılmamasını istiyor.

Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Bakan Bedr Abdulati’nin İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yaparak bölgesel gelişmeleri ele aldığını bildirdi.

Açıklamada, Arakçi’nin Abdulati’yi yakın zamanda Umman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ABD-İran müzakerelerinin gelişmeleri hakkında bilgilendirdiği belirtildi. Görüşmede Abdulati, ülkesinin bu müzakerelere ve gerilimi azaltmaya yönelik tüm çabalara tam destek verdiğini ifade etti.

Açıklamaya göre Abdulati, ABD ve İran arasındaki müzakere sürecinin barışçıl ve uzlaşmacı bir çözüme ulaşana kadar sürdürülmesinin önemini vurguladı. Ayrıca, bu hassas dönemde ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlığın aşılması gerektiğini belirterek, bölgedeki gerilimi önlemenin en temel yolunun diyalog olduğunu kaydetti.


Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)

Birleşmiş Milletler dün yaptığı açıklamada, Washington'ın geçen hafta birkaç hafta içinde ilk ödemeyi yapacağına dair verdiği sözün ardından, Amerika Birleşik Devletleri'nin ödenmemiş bütçe borçlarını ne zaman ödeyeceğine dair ayrıntıları beklediğini belirtti.

BM sözcüsü Stéphane Dujarric basın toplantısında, “Verileri gördük ve açıkçası, Genel Sekreter bu konu hakkında bir süredir Büyükelçi (Mike) Walts ile temas halinde” dedi. “Bütçe Kontrol Birimimiz Amerika Birleşik Devletleri ile temas halinde ve bazı göstergeler sağlandı. Ödemenin kesin tarihini ve taksitlerin büyüklüğünü öğrenmeyi bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Genel Sekreteri António Guterres, 28 Ocak'ta üye devletlere yazdığı bir mektupta, 193 üyeli örgütün aidatların ödenmemesi nedeniyle “yaklaşan mali çöküş” riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, örgütün mali durumu hakkında uyarıda bulundu.

cvfthyj
ABD Başkanı Donald Trump, New York'taki Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmanın ardından eliyle jest yapıyor (AFP)

Başkan Donald Trump döneminde Washington, Birleşmiş Milletler'in sistemlerini reforme etmesini ve bütçesini azaltmasını talep ederek birçok cephede çok taraflılıktan çekildi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Waltz cuma günü verdiği demeçte, "Çok yakında kesinlikle bir ilk ödeme göreceksiniz" dedi. "Yıllık aidatlarımızın önemli bir ilk ödemesi olacak... Nihai miktarın henüz belirlendiğini sanmıyorum, ancak birkaç hafta içinde belli olacak" ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler yetkilileri, ABD'nin uluslararası örgütün bütçesine ödenmesi gereken aidatların %95'inden fazlasından sorumlu olduğunu söylüyor. Şubat ayı itibarıyla Washington'ın 2,19 milyar dolar borcu bulunuyordu; buna ilave olarak mevcut ve geçmiş barış koruma misyonları için 2,4 milyar dolar ve BM mahkemeleri için 43,6 milyon dolar daha ödenmesi gerekiyordu.

BM yetkilileri, ABD'nin geçen yılki düzenli bütçe için aidatlarını ödemediğini, bu nedenle 827 milyon dolar, cari yıl için ise 767 milyon dolar borcu olduğunu, geri kalanının ise önceki yıllardan kalan borçlardan oluştuğunu ifade etti.


ABD Adalet Bakanlığı, Kongre üyelerinin Epstein'e ait sansürsüz dosyaları incelemesine izin veriyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı, Kongre üyelerinin Epstein'e ait sansürsüz dosyaları incelemesine izin veriyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)

ABD Adalet Bakanlığı, bazı milletvekillerinin yayınlanan belgelerdeki belirli isimlerin sansürlenmesinden duydukları endişeyi dile getirmelerinin ardından, dün Kongre üyelerinin Jeffrey Epstein davasıyla ilgili sansürsüz dosyaları incelemesine izin verdi.

AFP’nin haberine göre kasım ayında Kongre tarafından ezici bir çoğunlukla kabul edilen Epstein Şeffaflık Yasası, Adalet Bakanlığı'nın hüküm giymiş cinsel suçluya ilişkin elinde bulunan tüm belgeleri yayınlamasını gerektiriyor.

Yasa, FBI'a göre sayısı bini aşan Epstein kurbanlarının kimliklerini ortaya çıkarabilecek isimlerin veya diğer kişisel bilgilerin gizli tutulmasını gerektiriyor.

Ancak yasa, "herhangi bir hükümet yetkilisi, kamu figürü veya önde gelen yabancı şahsiyet de dahil olmak üzere, hiçbir kaydın utanç, itibar kaybı veya siyasi hassasiyet gerekçesiyle gizlenemeyeceğini, geciktirilemeyeceğini veya sansürlenemeyeceğini" öngörüyor.

Kaliforniya'dan Demokrat Temsilci Ro Khanna, üç milyondan fazla belgede yapılan bazı sansürlemeleri sorgulayan milletvekilleri arasında yer alıyor.

Khanna, Facebook sayfasında örnekler paylaştı; bunlar arasında Epstein'e 17 Ocak 2013 tarihli anonim bir e-posta da bulunuyor: "Yeni Brezilyalı, çekici ve güzel, 9 yaşında."

11 Mart tarihli bir diğer mesajın göndericisinin kimliği de gizli tutuldu. Mesajda şu ifadeler yer alıyordu: “Güzel bir akşam için teşekkürler. Küçük kızınız biraz yaramazlık yapmış.”

Khanna, bu mesajların göndericilerinin ifşa edilmesinin gerekliliğini vurguladı.

Şöyle devam etti: “Bu güçlü adamların itibarlarını örtbas etmek, Epstein'ın şeffaflık yasasının açık ihlalidir.”

İş adamları, politikacılar, ünlüler ve akademisyenlerle bağlantıları olan Epstein, cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken, 2019'da New York'taki hapishane hücresinde ölü bulundu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Epstein'ın eski kız arkadaşı Gishlaine Maxwell, davasıyla ilgili bir suçtan hüküm giyen tek kişi.

20 yıllık hapis cezasını çekmekte olan Maxwell, pazartesi günü, Temsilciler Meclisi komitesinin sorularını yanıtlamayı reddetti.

Avukatı, Başkan Donald Trump'tan başkanlık affı alması halinde yanıt vereceğini söyledi. Trump, Epstein'ın dosyalarının yayınlanmasını aylarca engellemeye çalıştı, ancak daha sonra Cumhuriyetçi milletvekillerinin baskısına boyun eğdi.