Nijerya'da kaçırılan çocuk sayısı söylenenden çok daha fazla çıktı

7 Mart 2024 Perşembe günü çekilen görüntüde, Nijerya'nın Chikun kentinde silahlı saldırganların okul çocuklarını kaçırdığı bölgenin etrafında toplanan insanlar görülüyor (AP)
7 Mart 2024 Perşembe günü çekilen görüntüde, Nijerya'nın Chikun kentinde silahlı saldırganların okul çocuklarını kaçırdığı bölgenin etrafında toplanan insanlar görülüyor (AP)
TT

Nijerya'da kaçırılan çocuk sayısı söylenenden çok daha fazla çıktı

7 Mart 2024 Perşembe günü çekilen görüntüde, Nijerya'nın Chikun kentinde silahlı saldırganların okul çocuklarını kaçırdığı bölgenin etrafında toplanan insanlar görülüyor (AP)
7 Mart 2024 Perşembe günü çekilen görüntüde, Nijerya'nın Chikun kentinde silahlı saldırganların okul çocuklarını kaçırdığı bölgenin etrafında toplanan insanlar görülüyor (AP)

İslamcı aşırılıkçılar olduğundan şüphelenilen kişiler, Nijerya'nın kuzeybatısındaki Kuriga kasabasında 280'den fazla çocuğu kaçırdı.

Yetkililer başlangıçta 100'den fazla öğrencinin rehin alındığını söylerken, yapılan sayımda kayıp sayısının 287'ye ulaştığı okul müdürü tarafından Kaduna Valisi Uba Sani'ye belirtildi.

Bu, Batı Afrika ülkesinde bir haftadan kısa bir süre içinde yaşanan ikinci toplu kaçırma olayı. The Guardian'a konuşan valinin, "Her çocuğun geri dönmesini sağlayacağız. Emniyet teşkilatlarıyla birlikte çalışıyoruz" dediği aktarıldı.

Silahlı saldırganlar, öğrenciler yerel saatle sabah 08.30 sularında sabah namazı için toplanma alanındayken okula saldırdı. Görgü tanığına göre öğrencilerden biri silahlı saldırganlar tarafından vuruldu ve Birnin Gwari hastanesinde tedavi görüyor.

Yerel Meclis Başkanı Musa, "Hükümet, onların kurtarılabilmesi için emniyet teşkilatlarıyla birlikte mümkün olan her şeyi deniyor" dedi..

Bu olay, İslamcı aşırılıkçıların Nijerya'nın kuzeydoğusunda yakacak odun aramaya çıkan ve çoğunluğu şiddet nedeniyle yerinden edilmiş kadın ve çocuklardan oluşan en az 200 kişiyi kaçırmasından birkaç gün sonra gerçekleşti.

Yetkililer iki olayın birbiriyle bağlantılı olmadığını düşünüyor. Yerel halk daha önceki olaydan, 2009'da Borno'da kendi aşırılıkçı İslam hukuku yorumunu bölgede uygulamaya koymaya çalışmak üzere isyan başlatan Boko Haram'ın aşırılık yanlısı isyancılarını sorumlu tutmuştu.

Perşembe günü gerçekleşen saldırı ise Boko Haram'dan ayrılan bir grup tarafından kontrol edilen bir bölgede meydana geldi.
Boko Haram'ın ölümcül şiddetinden kaçanların birçoğu, sınırlı yardımın ulaşabildiği yerinden edilenlerin kaldıkları kamplarda kalıyor. Çoğu zaman yakacak odun ve yiyecek bulmak için güvenlik güçlerinin yetersiz olduğu bölgelere giderek hayatlarını riske atıyorlar.

Birleşmiş Milletler (BM) çarşamba günü geç saatlerde yaptığı açıklamada son saldırının kurbanlarının, Borno eyaletinin Gamboru Ngala meclis bölgesindeki yerinden edilmişlerin kaldığı birkaç kamptan ayrıldıktan sonra Çad sınırı yakınlarında pusuya düşürüldüklerini ve rehin alındıklarını bildirdi. Olay birkaç gün önce meydana geldi ancak bölgede bilgiye erişimin sınırlı olması nedeniyle ayrıntılar yeni ortaya çıkıyor.

BM Nijerya İnsani Yardım Koordinatörü Muhamed Fall yaptığı açıklamada "Kaçırılanların sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte 200'ün üzerinde olduğu tahmin ediliyor" dedi ve mağdurların bir kısmının daha sonra serbest bırakıldığını sözlerine ekledi.

Fall, kurbanların derhal serbest bırakılması çağrısında bulunurken bu saldırının, çatışmadan en çok kadın ve kız çocuklarının etkilendiğinin "çarpıcı bir hatırlatıcısı" olduğunu söyledi. "Zaten travmatize olmuş yurttaşlarımıza yönelik bu şiddet eylemi ortak insanlığımıza zarar veriyor" dedi.

Boko Haram grubuyla onlardan ayrılan ve İslam Devleti örgütünün desteklediği fraksiyon tarafından uygulanan şiddet nedeniyle en az 35 bin kişi öldürüldü ve iki milyondan fazla kişi yerinden edildi.

İsyancılarla savaşan Nijerya emniyet güçleri, kuzey bölgesinin diğer kesimlerindeki uzak topluluklara saldıran düzinelerce silahlı grupla da mücadele ettikleri için aşırı zorlanıyor. Bu krizler, geçen yıl şiddeti sona erdirme sözü verdikten sonra seçilen Nijerya Devlet Başkanı Bola Tinubu üzerindeki baskıları artırdı.

Ajanslardan da yararlanılmıştır.

Independent Türkçe



İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir dizi sert açıklaması sonrasında Sör Keir Starmer, Trump'la ilişkisinin onarılamaz şekilde zarar görebileceği konusunda uyarıldı.

Eski ulusal güvenlik danışmanı ve Britanya'nın eski ABD büyükelçisi Kim Darroch, Birleşik Krallık (BK) Başbakanı'nın "Trump'ın İran'a yönelik 'tercih ettiği savaş'ına doğrudan katılmaya direnmekte haklı olduğunu" söyledi.

Darroch, Guardian'a, "Ancak bu, Trump'la kişisel ilişkisine şüphesiz önemli ölçüde zarar verdi" diye konuştu ve "zarar görmüş bir Trump'ın" daha fazla gümrük vergisiyle "saldırabileceğini" ekledi.

Bu yorum, Trump'ın Beyaz Saray'da yaptığı bir konuşmada Ortadoğu çatışmasına verdiği yanıt nedeniyle Sör Keir'ı taklit etmesinin ardından geldi. Trump, Sör Keir'ın Ortadoğu'ya "iki eski, harap uçak gemisi" gönderme meselesini ekibine danışmak zorunda olduğunu söylediğini aktarmıştı.

Çarşamba günü öğle yemeğinde konuşan Trump, "En iyi dostumuz olması gereken BK'ye sordum" dedi.

Aslında Kral iki hafta içinde buraya geliyor, Kral Charles iyi biri. Bizim en yakınımız olmaları gerekirdi ama öyle davranmadılar. Dedim ki, 'İki tane eski, harap olmuş uçak geminiz var, bunları oraya gönderebilir misiniz?'"

Sör Keir'i taklit ederek zayıf bir sesle konuşan Trump şunları ekledi:

Ah, ekibime sormam gerekecek. Dedim ki, 'Başbakansınız, sormak zorunda değilsiniz'. Hayır, hayır, hayır, ekibime sormam gerekiyor. Ekibim toplanmalı, gelecek hafta toplanıyoruz. Ama savaş zaten başladı. Gelecek hafta savaş bitmiş olacak… Üç gün içinde.

Özel bir öğle yemeğinde yapılan ancak Beyaz Saray tarafından sosyal medya kanalında yayımlanan açıklamalar, daha sonra silindi.

Görsel kaldırıldı.
Başbakan, "Britanya halkının en iyi çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi sürdüreceğini" söyledi (AP)

Downing Sokağı kaynakları, Trump'ın BK'den gemi talebinde hiçbir zaman bulunmadığını ve Britanya'nın da bunları göndermeyi teklif etmediğini söyledi.

Trump'ın eleştirileri karşısında BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, "Bizim işimiz BK'nin ulusal çıkarları doğrultusunda kararlar almak" dedi.

Cooper perşembe günü televizyon kanallarına şunları söyledi:

Başından beri ABD'den farklı bir görüş benimsedik ve Ortadoğu'da saldırgan eylemlere kapılmadık çünkü gerilimin tırmanma riskleri, ekonomi üzerindeki de dahil etkiler ve ayrıca sağlam bir plana duyulan ihtiyaç konusunda somut endişeler olduğunu düşündük.

Cooper, Washington'ın hâlâ müttefik olup olmadığı sorusundan kaçınarak şunları söyledi:

Çatışmanın mümkün olan en kısa sürede çözülmesini, sonuçlanmasını istiyoruz çünkü açıkçası bu, BK'deki yaşam maliyeti için en iyisi.

Bu hafta Başbakan, İran'la savaşa girmeme kararlarının arkasında duracağını yineleyerek şunları söyledi:

Benim ve diğerlerinin üzerindeki baskı ne olursa olsun, gürültü ne olursa olsun, aldığım tüm kararlarda Britanya'nın ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edeceğim. Dolayısıyla bunun bizim savaşımız olmadığını ve içine sürüklenmeyeceğimizi net bir şekilde belirttim.

Independent Türkçe


Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
TT

Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet el- Şara ile Şam’da bir araya geldi.

Reuters’a konuşan kaynaklar hükümet danışmanı, görüşmelerin Ortadoğu’daki savaş bağlamında savunma konularına odaklandığını belirtti.

Ukrayna, Aralık 2024’te Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki yeni yetkililerle iletişim kurmaya çalıştı. Zelenskiy, Aralık 2024’te Dışişleri Bakanını Şam’a göndererek Suriye’nin yeni yönetimiyle görüşmeler yaptı ve Rusya’nın ülke topraklarındaki varlığını sonlandırması çağrısında bulundu.

Geçen Eylül ayında ise Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çerçevesinde yapılan görüşmede iki ülkenin ilişkilerini resmen yeniden tesis ettiğini duyurmuştu.


Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
TT

Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)

Bu hafta 40 ülkeden üst düzey yetkililer, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlatılmasını görüşmek üzere çevrim içi bir toplantıda bir araya geldi. Toplantıda İtalya Dışişleri Bakanı, yoksul ülkelere giden gübre ve temel malların güvenli geçişini sağlayacak bir “insani koridor” oluşturulmasını önerdi.

Toplantının ardından Roma tarafından açıklanan bu öneri, savaş nedeniyle gıda güvenliği riskinin artmasını önlemeye yönelik Avrupa ve uluslararası girişimlerden biri olsa da katılımcılardan destek görmedi. Toplantı, boğazın askerî ya da başka yollarla yeniden açılmasına yönelik somut bir plan olmadan sona erdi.

Avrupalı liderler, Donald Trump’ın İran’ın boğazı kapatmasına son vermek ve büyüyen küresel enerji ile ekonomi krizini kontrol altına almak için derhâl askerî varlık konuşlandırmaları yönündeki baskısıyla karşı karşıya. Ancak liderler, şu aşamada savaş gemisi gönderme çağrısına yanıt vermedi; bunun yerine savaş sonrası bu kritik geçidin nasıl yeniden açılacağı konusunda yoğun tartışmalar yürütüyor. Buna rağmen ortak bir eylem planı üzerinde uzlaşmakta zorlanıyorlar.

Bu durum, Avrupa diplomasisinin yavaş işleyişini ve Körfez ülkeleri dâhil olmak üzere savaş sonrası boğazın güvenliğinden sorumlu tarafların çokluğunu yansıtıyor. İtalya ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu bazı ülkeler, herhangi bir uluslararası girişimin Birleşmiş Milletler onayıyla yürütülmesi gerektiğini savunuyor; bu da süreci daha da yavaşlatabilir. Konunun önümüzdeki hafta askerî liderler tarafından ele alınması bekleniyor.

Ancak tüm bunların ötesinde, mevcut çıkmaz, kırılgan bir barış ortamında boğazın güvenliğini sağlamanın ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor. Ana çatışmalar sona erse bile, masadaki seçeneklerin hiçbiri kesin çözüm olarak görülmüyor.

Deniz eskortu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başta olmak üzere Fransız yetkililer, savaş sonrası ticari gemilere boğazdan geçişlerinde savaş gemilerinin eşlik etmesini önerdi. ABD ise ülkelerin kendi bayraklarını taşıyan gemilere refakat etmesi yönünde baskı yapıyor.

Ancak deniz eskortu yüksek maliyetli bir seçenek. Ayrıca hava savunma sistemlerinin, İran’ın saldırıları yeniden başlatması hâlinde insansız hava araçları gibi tehditlere karşı yeterli olmayabileceği belirtiliyor. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, “Dünya ya da Donald Trump, ABD donanmasının tek başına başaramadığını birkaç Avrupa fırkateyninin Hürmüz Boğazı’nda gerçekleştirmesini mi bekliyor?” diyerek şüphelerini dile getirdi.

Mayın temizleme
Almanya ve Belçika, savaş sonrası boğazın temizlenmesi için mayın avlama gemileri göndermeye hazır olduklarını bildirdi.

Ancak Batılı askerî yetkililer, İran’ın gerçekten mayın döşediğinden emin değil. Nitekim bazı İran gemilerinin hâlen boğazdan geçiş yapabildiğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle mayın temizleme operasyonlarının etkisinin sınırlı kalabileceği ifade ediliyor.

Hava desteği
Bu seçenek, gemilere yönelik İran saldırılarını önlemek amacıyla savaş uçakları ve insansız hava araçlarının konuşlandırılmasını öngörüyor.

Ancak bu yöntem de maliyetli ve kesin sonuç garantisi sunmuyor. İran’ın hızlı botlar gibi basit araçlarla dahi saldırı düzenleyebileceği, sınırlı sayıda başarılı saldırının bile sigorta şirketlerini ve armatörleri caydırarak geçişleri durdurabileceği değerlendiriliyor.

Askerî ve diplomatik kombinasyon
Bu yaklaşım, İran’ı caydırmak için diplomatik ve ekonomik baskının askerî unsurlarla birlikte kullanılmasını öngörüyor. Almanya, Çin’e nüfuzunu “yapıcı” şekilde kullanarak çatışmanın sona ermesine katkı sağlama çağrısında bulundu.

Ancak bu seçenek de hem maliyetli hem de belirsiz. Zira diplomatik çabalar şu ana kadar çatışmaları durdurmada başarılı olamadı. Yine de mevcut koşullarda en gerçekçi çözüm olarak görülüyor.

Tüm seçenekler başarısız olursa?
İranlı yetkililer, savaş sonrasında da boğazdaki deniz trafiğini kontrol etmeye devam edeceklerini ve gemilerden geçiş ücreti alma planları bulunduğunu açıkladı. Oysa uluslararası hukuka göre boğazın açık bir geçiş yolu olması gerekiyor.

Boğazın kapalı kalması, küresel ekonomi açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Pek çok ülke, yakıt, gübre ve temel malların taşınması için bu deniz yoluna bağımlı. Bazı bölgelerde kıtlık sinyalleri ortaya çıkarken, Avrupa’da petrol, gaz ve gübre fiyatlarındaki artış; yüksek enflasyon ve ekonomik yavaşlama endişelerini artırıyor.

Berlin merkezli Aurora Energy Research Direktörü Hans Koenig, “Şu anda en büyük tehdit stagflasyon… Fiyatlardaki artış, bu yıl için zaten zayıf olan büyümeyi daha da baskılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

New York Times servisi