Esed’in en yeni ölümcül silahı: Kamikaze İHA’lar

Suriye hava sahası, askeri yeteneklerin geliştirilmesi, tasarlanması ve üretilmesi alanlarında teknolojinin iyileştirilmesi için kullanılan bir laboratuvara dönüştü

İran’da ismi açıklanmayan bir bölgede yapılan askeri tatbikatlar sırasında kullanılan yerli yapım İHA’lar (AFP)
İran’da ismi açıklanmayan bir bölgede yapılan askeri tatbikatlar sırasında kullanılan yerli yapım İHA’lar (AFP)
TT

Esed’in en yeni ölümcül silahı: Kamikaze İHA’lar

İran’da ismi açıklanmayan bir bölgede yapılan askeri tatbikatlar sırasında kullanılan yerli yapım İHA’lar (AFP)
İran’da ismi açıklanmayan bir bölgede yapılan askeri tatbikatlar sırasında kullanılan yerli yapım İHA’lar (AFP)

Haid Haid

Suriye’deki savaş, yıllar süren yoğun çatışmaların ardından artık siyaset ve medya çevreleri tarafından durağan ve düşük yoğunluklu çatışmalar olarak yansıtılıyor. Her ne kadar bu yaklaşım, savaşın zirvesine ulaştığı zamanlarla karşılaştırıldığında doğru olsa da sahadaki son askeri gelişmeler, yeni bir silahın kullanılmaya başlamasıyla çatışmanın yoğunlaşabileceğinin sinyalini veriyor.

Obüs ve roketatarların kullanılmaya devam ettiği son aylarda Esed rejimi ve onunla birlikte hareket eden milisler yeni bir silah kullanmaya başladılar. Kamikaze insansız hava araçları (İHA) olan bu yeni silah, patlayıcılarla donatılabiliyor ve uzaktan kumandayla çalıştırılıyor. Yerli yapım kamikaze İHA’lar, 2024 yılının başlarından bu yana, verimliliği artırmak ve maliyetleri azaltmak amacıyla Suriye'nin kuzeybatısındaki ön cephelerde kullanılıyor. Kamikaze İHA’ların, Suriye topraklarının bölgesel görünümünü değiştirme yeteneği belirsizliğini korurken bu silah, saldırıların ana hedefi haline gelen siviller için kuşkusuz büyük risk oluşturuyor.

Suriye rejimi, sahadaki güçlerine hava koruması sağlanması noktasında en çok Rusya'ya güvendi.

Suriye savaşında İHA’lar ilk kez kullanılmıyor. Aksine Suriye’nin hava sahası, çeşitli ülkelerin ve silahlı grupların yeni İHA teknolojilerini deneyimlediği bir laboratuvara dönüşmüş durumda. Hollanda merkezli barış örgütü Vredesorganisatie PAX tarafından yayınlanan bir rapora göre 2011 yılından bu yana ABD, Rusya, İran, İsrail, Türkiye ve diğer taraflar, Suriye’de 39 farklı tipte İHA kullandı.

İHA’ların Suriye’de böyle yaygın bir şekilde kullanılması, Suriye hava sahasını askeri yeteneklerin geliştirilmesi, tasarlanması ve üretilmesi alanlarında teknolojinin iyileştirilmesi ve İHA kullanımının askeri taktikleri ve stratejileri nasıl geliştirebileceğinin keşfedilmesi için kullanılan bir laboratuvara dönüştü.

Ülke içinde Heyetu Tahriru'ş Şam (HTŞ) gibi isyancı gruplar, Suriye rejimi güçlerine yönelik saldırılarında İHA’ları kullanırken Suriye rejimi, İHA’ları 2012 yılından itibaren yani savaşın başlarında keşif ve casusluk amacıyla kullandı. Şam rejimi, daha sonraki yıllarda İran yapımı İHA’lar kullanmaya başlasa da bu teknolojiye ulaşması biraz sınırlıydı ve nispeten pahalıydı.

Bu yüzden Suriye rejimi, Suriye rejimi, sahadaki güçlerine hava koruması sağlanması noktasında en çok Rusya'ya güvendi. Ancak Moskova'nın bu rolü Ukrayna'nın işgalinden sonra büyük ölçüde azaldı. Rejimin topçu silahlarının sadece Suriye'nin kuzeybatısında olmasının yanı sıra isabet yeteneğinin zayıf ve sınırlı menzile sahip olması, hava saldırıları düzenleyecek askeri yeteneklerinin yetersizliği ve bunlardan kaynaklanan yüksek maliyetler nedeniyle alternatif silahlara duyulan ihtiyaç giderek gözle görülür hale geldi.

Suriye rejimi, mali kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle Suriye'nin kuzeybatısındaki bölgelerde kontrolünü ve baskısını sürdürmek için uygun maliyetli askeri bir araç olarak kamikaze İHA’lar geliştirmeye ve kullanmaya başvurmuş gibi görünüyor. Rusya, Ukrayna'da genellikle ileri teknolojiye sahip olup uzun mesafe uçabilen ve ciddi hasara neden olabilen kamikaze İHA’lar kullandı. İran yapımı Şahit-136 kamikaze İHA gibi modeller ise her birinin fiyatı yaklaşık 200 bin dolar olduğundan oldukça yüksek fiyatlara geliyor.

Esed rejimi, kısıtlı bütçesi nedeniyle ilkel ev yapımı İHA’lar geliştirme girişiminde bulunarak isyancı muhaliflerin izinden gitti. Müttefiklerinden hava desteği alamayan ve ileri teknoloji silahlara erişemeyen isyancı gruplar, kendi İHA’larını üretmişlerdi. Esed rejimi de farklı şartlara sahip olmasına rağmen muhaliflerinin avantajlı olduğu bir alanı, yani kamikaze İHA’ları daha derinlemesine incelemeyi tercih ettiği anlaşılıyor.

Suriye rejimi, bin ile 2 bin euro arasında değişebilen ucuz ticari İHA modellerini modifiye etmenin yanı sıra ilkel ev yapımı ve uygun fiyatlı İHA’lar üretmeye başlamış görünüyor.

Kamikaze İHA’lar, alçak irtifalarda, yüksek hızlarda uçabilen olağanüstü manevra kabiliyetine sahip, radar sistemleri tarafından tespit edilmelerini zor silahlar olarak biliniyor. Düşman üslerine patlayıcı atabilen kamikaze İHA’lar, hendeklere, tahkimatlara ve pencerelerinden binalara sızabiliyor. Kamikaze İHA’ların yetenekleri ve taşıma kapasiteleri, gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak değişiyor.

Kamikaze İHA’ların gelişigüzel kullanılması siviller için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Kamikaze İHA’lar, temel çözümler olarak genellikle otopilot ve GPS işlevselliği gibi özelliklere sahip değil. Bunun yerine İHA’nın ön tarafına monte edilmiş bir kameradan doğrudan görüntü aktarımına dayanan ve operatörün cihazı görsel olarak yönetmesine ve kontrol etmesine olanak tanıyan Pilot Görüşü (First-person view/FPV) teknolojisini kullanıyor. Öte yandan kamikaze İHA’ları çalıştırmak için tüm uçuş operasyonlarını manuel olarak denetleyen, ileri düzeyde beceriye ve eğitime sahip İHA operatörlerinin olması gerekiyor.

Üstelik ev yapımı İHA’ların teknolojik yetenekleri zayıf ve uçuş mesafeleri sınırlıdır. Birçok uzmana göre bu İHA’ların kontrol menzili genellikle 3 ile 3,5 kilometre arasında değişirken 30 ila 35 metre yükseklikte uçabiliyor.

Kaynaklar, eğitim düzeyiyle ilgili olarak ise kamikaze İHA’ların üretimlerinin ve eğitimlerinin İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve Hizbullah komutanların gözetiminde yürütüldüğünü belirttiler. Kaynakların aktardığına göre eğitim süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle 65 gün kadar sürüyor. Her eğitim sürecinde en fazla 100 kişilik bir gruba ders verilirken derslerde İHA’nın kontrolünden bakımına ve İHA tespit radarlarına çeşitli konulara yer veriliyor. Bu eğitim süreçleri genellikle teorik derslerle başlıyor, ardından İHA’nın sökülmesi ve montajı, uçurulması ve hedefin vurulması gibi pratik derslere geçiliyor.

Humus'ta bir askeri okula düzenlenen İHA saldırısında hayatını kaybedenlerden bazılarının tabutları, 6 Ekim 2023 (Reuters)
Humus'ta bir askeri okula düzenlenen İHA saldırısında hayatını kaybedenlerden bazılarının tabutları, 6 Ekim 2023 (Reuters)

Bu yılın başlarından bu yana saldırılarda İHA’lar kullanılıyor olsa da şubat ayı sonlarında İHA’lı saldırılarda ciddi bir artış gözlemlendi. En şiddetlisi, 22 Şubat'ta altı kamikaze İHA’sının Hama'nın kuzey kırsalını hedef aldıkları saldırı oldu. Suriye’nin kuzeybatısında son dönemde kamikaze İHA’larla düzenlenen saldırılarda yaşanan artış, Suriye rejiminin en az bir uzman personel ekibini eğitip konuşlandırdığını ya da eğitimlerin hedeflenen bölgelere yakın bölgelerde yapıldığının işareti olarak görüldü.

Yerli yapım kamikaze İHA’ların menzillerinin nispeten sınırlı olması, kullanımlarını Halep’in batı kırsalı ile İran ve Hizbullah güçlerinin konuşlandığı İdlib'in güneyindeki ve doğusundaki askeri cephelere yakın bölgelerle sınırlı kalmasını sağladı. Bazı saldırılarda askeri mevziler hedef alınırken, saldırılarda çoğunlukla İHA’ların menzili kapsamına giren ön cephelerin yakınlarındaki hareketli ya da sabit hedeflerin vurulduğu bildirildi. Kamikaza İHA’ların gelişigüzel kullanılması, birçok yerleşim bölgesinin ve tarım arazisinin cephe hatlarına yakın olması nedeniyle siviller için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in bu en yeni ölümcül silahı, tüm bölgede istikrarsızlığı daha da artırabilir.

Örneğin 22 Şubat'ta Suriye rejiminin kontrolündeki bölgelerden İHA’larla Suriye'nin en verimli tarım bölgelerinden biri olmasıyla ünlü Hama'nın kuzeybatısındaki Gab Ovası’na altı saldırı düzenlendi. Bölge, başta Suriyelilerin ana besin kaynağı olan buğday olmak üzere tahıl üretimiyle biliniyor. Ayrıca sivillerin sıklıkla balık tutmaya gittiği Karkur Barajı da Gab Ovası’nda yer alıyor. Dolayısıyla bölgeye yönelik artan saldırılar, birçok ailenin ister tarıma ister balıkçılığa ister hayvancılığa bağlı olsun geçim kaynaklarını tehdit ediyor.

Gab Ovası'nda daha önce de sivilleri hedef alan saldırılar düzenlenmişti. ‘Beyaz Baretliler’ olarak bilinen Suriye Sivil Savunması, geçtiğimiz günlerde Suriye rejiminin kamikaze İHA’lar kullanarak ülkenin kuzeybatısında sivilleri, özellikle de çiftçileri kasıtlı olarak hedef aldığı konusunda uyardı. Bunun sonucunda, söz konusu kamikaze İHA’larla düzenlenen saldırılar, cephe hatlarının yakınlarında yaşayan sivillerin çiftçilik yapmalarını engelleyerek geçimlerini ve gelirlerini tehdit ediyor. Bu tür eylemler, bir bütün olarak Suriye'nin kuzeybatısındaki gıda güvensizliğini ve 13 yıl süren savaşın tükettiği halkın karşılaştığı zorlukları daha da kötüleştirebilir.

Esed rejiminin bu ucuz ve güçlü silahı benimsemesi, Suriye ihtilafında endişe verici bir değişimin habercisi olurken basitliği aldatıcı olsa da şiddetin tırmanmasına yol açabilir ve zaten savunmasız olan sivillerin içinde bulunduğu durumu daha zor hale getirebilir. Bu tehdide karşı koymak için ortak bir çaba gösterilmediği takdirde, Esed'in bu en yeni ölümcül silahı sadece Suriye'de değil, tüm bölgede istikrarsızlığı daha da artırabilir. 

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.