Türkiye, İran ve Fas’ın Afrika’nın Sahel bölgesindeki yerlerini güçlendirme rekabeti

Fransa’nın bölgeden çekilmesinin ardından Rusya bölgede ‘müttefik’ olarak yerini alırken İran, Nijer uranyumunun peşine düştü.

Nijer’in başkenti Niamey’de Fransa’nın askeri üssü önünde toplanan göstericilerin önünde duran Nijerli güvenlik güçleri, 2 Eylül 2023 (AFP)
Nijer’in başkenti Niamey’de Fransa’nın askeri üssü önünde toplanan göstericilerin önünde duran Nijerli güvenlik güçleri, 2 Eylül 2023 (AFP)
TT

Türkiye, İran ve Fas’ın Afrika’nın Sahel bölgesindeki yerlerini güçlendirme rekabeti

Nijer’in başkenti Niamey’de Fransa’nın askeri üssü önünde toplanan göstericilerin önünde duran Nijerli güvenlik güçleri, 2 Eylül 2023 (AFP)
Nijer’in başkenti Niamey’de Fransa’nın askeri üssü önünde toplanan göstericilerin önünde duran Nijerli güvenlik güçleri, 2 Eylül 2023 (AFP)

Fas, Türkiye ve İran, Fransa’nın Afrika’nın Sahel bölgesinden çekilmesiyle bölgede müttefiklerini çeşitlendirmek isteyen askeri cunta yönetimlerine yönelik girişimlerini iki katına çıkardı.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) Genel Müdürü, Burkina Faso Devlet televizyonu RTB kameraları karşısında, terör örgütleriyle mücadele eden askeri cunta yönetimlerine savaş uçaklarından askeri helikopterlere kadar cazip seçeneklerin yer aldığı bir kataloğun tanıtımını yaptı.

FOTO: Burkina Faso’nun Mali sınırındaki Soum bölgesinde konuşlu Burkina Fasolu askerler, Kasım 2019 (AFP)
Burkina Faso’nun Mali sınırındaki Soum bölgesinde konuşlu Burkina Fasolu askerler, Kasım 2019 (AFP)

Burkina Faso Dışişleri, Bölgesel İş Birliği ve Yurtdışı Burkinalılar Bakanı Karamoko Jean-Marie Traore, orduları kronik olarak teçhizat sıkıntısı çeken Sahel bölgesi yönetimlerinin sloganlarından biri haline gelen ‘bizim meselemiz, bağımlılığımızı azaltmak için kendi askeri yeteneklerimizi geliştirmeliyiz’ ifadesini hatırlattı.

Bu ifade, başta Fransa ve diğer Batılı ülkeler olmak üzere 10 yılı aşkın bir süredir bölgede konuşlu yabancı güçlerin desteğine güvenmek anlamına gelse de söz konusu ülkeler, sivil halka karşı ihlallerde bulunmakla suçlanan ordulara teçhizat tedarik etmekten kaçınıyor.

Fransa ordusu, Mali ve Burkina Faso’daki askerlerini geri çekerken, Türkiye'nin tedarik ettiği insansız hava araçları (İHA), şartların eşit olmadığı bir çatışmanın ortasında kalan iki Afrika ülkesinin ordularının başlıca silahları haline geldi.

Nijer'den çekilme operasyonu çerçevesinde askeri uçağa binmeye hazırlanan Fransız askerleri, 22 Aralık 2023 (Reuters)
Nijer'den çekilme operasyonu çerçevesinde askeri uçağa binmeye hazırlanan Fransız askerleri, 22 Aralık 2023 (Reuters)

ABD merkezli sivil toplum kuruluşu İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün ocak ayında yayınladığı, ancak yetkililerin yalanladığı bir rapora göre İHA saldırıları büyük kayıplara neden oldu.

Mali ordusu bu yılın başlarında gösterdikleri performans nedeniyle popüler hale gelen Bayraktar TB2 SİHA sistemlerini envanterine kattı. Bayraktar TB2 SİHA sistemlerinin üreticisi Baykar’ın Genel Müdürü Haluk Bayraktar’a, Burkina Faso’daki mevcut askeri yönetimin Cumhurbaşkanı Yüzbaşı İbrahim Traore’nin talimatıyla geçtiğimiz yıl nisan ayında Vagadugu’da düzenlenen bir törenle devlet nişanı verildi.

Türkiye'nin Afrika'daki nüfuzuyla ilgili bir kitap yazan siyasi analist Federico Donelli, ‘Türkiye’nin Afrika ülkelerindeki dış politikasının ana itici gücünün savunma sanayi olduğunu’ söyledi.

Rusya’nın Sahel bölgesindeki askeri cunta yönetimlerinin kendisini önemli bir müttefikleri olarak görmeleri için çalıştığını vurgulayan Donelli, “Ankara fırsatçı bir politika izliyor ve hem Avrupalılara hem de Rusya'ya alternatif olarak bir yer edinmeye çalışıyor” yorumunda bulundu.

FOTO: Türk yapımı Bayraktar TB2 SİHA’sı (Arşiv – Türk haber ajansları)
Türk yapımı Bayraktar TB2 SİHA’sı (Arşiv – Türk haber ajansları)

İtalya merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Siyasi Araştırmalar Enstitüsü (Institute for International Political Studies/ISPI), eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 2020 yılının ağustos ayında Mali'deki askeri darbeden sonra yönetimi ele geçiren askeri cuntayla görüşen ilk üst düzey uluslararası isim olduğuna dikkat çekiyor.

ISPI’ye göre Nijer, Ankara'nın pek çok çıkarının olduğu Libya’nın güney sınırında yer alması nedeniyle, Türkiye için bölgede vazgeçilmez bir ülke haline gelirken Ankara, Nijer’deki askeri cunta yönetimiyle uzlaşmacı bir tutum benimsedi.

Federico Donelli, Ankara’nın Gine Körfezi ülkelerini Kuzey Afrika’daki Türk yatırımlarının diğer kalesi Cezayir’e bağlayacak Sahra ötesi bir koridor projesi üzerinde çalıştığını söyledi.

Öte yandan Fas, rakip bir proje başlattı ve geçtiğimiz eylül ayında ‘karayolu, liman ve demiryolu altyapısını’ denize kıyısı olmayan Mali, Burkina Faso, Nijer ve Çad'ın hizmetine sunmaya hazır olduğunu açıkladı. Ardından Mali, Burkina Faso, Nijer, ocak ayının sonlarında Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) üyeliğinden çekildiklerini duyurdular.

FOTO: Burkina Faso’nun Mali sınırındaki Soum bölgesinde konuşlu Burkina Fasolu askerler, Kasım 2019 (AFP)
 Burkina Faso’nun Mali sınırındaki Soum bölgesinde konuşlu Burkina Fasolu askerler, Kasım 2019 (AFP)

Nijer’deki bir hükümet kaynağı, Türkiye’nin askeri yeteneklerinin altını çizerek, “Bağımsızlığımızı kazanmamızdan bu yana Fas’la mükemmel ilişkilerimiz var. İlişkilerimiz daha çok ekonomik kalkınmayla ilgili konulara odaklanıyor” şeklinde konuştu.

Fas ve Türkiye, bölgede uzun süredir nüfuza sahipler. Ancak iki ülkenin karşısına Mali, Burkina Faso ve Nijer'de askeri darbelerin gerçekleştiği 2020 yılından bu yana bölgedeki girişimlerini artıran İran yeni bir rakip olarak çıktı.

Tahran, ekim ayında Burkina Faso ile özellikle enerji, şehir planlaması, yüksek öğrenim ve inşaat alanlarında çeşitli mutabakatlar imzaladı.

Aynı zamanda savaş uçağı üreticisi olan Tahran, geçtiğimiz ocak ayı sonunda Mali'de iki üniversite kuracağını ve Mali ile çeşitli alanlarda yeni mutabakatlar imzalayacağını duyurdu.

FOTO: İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Nijer’in askeri cunta yönetimi tarafından atanan Dışişleri Bakanı Bakary Yaou Sangare’yi kabul etti (Arşiv - İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Nijer’in askeri cunta yönetimi tarafından atanan Dışişleri Bakanı Bakary Yaou Sangare’yi kabul etti (Arşiv - İran Cumhurbaşkanlığı)

Fransa merkezli Uluslararası ve Stratejik İşler Enstitüsü’nden (IRIS) ekonomist Tiare Kofi yaptığı değerlendirmede, İran’ın Afrika politikasının, eski sömürgecisi Fransa’dan ayrılan ülkeler için açık diplomatik argümanlarla birlikte kullanılan devrimci bir dil ve Üçüncü Dünya’da ortaya çıkan anti-emperyalist mantığı üzerine inşa edildiğini belirtiyor.

Kofi, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Fakat onlarca mutabakat imzalayan İranlıların bu mutabakatlarının hiçbiri başarıya ulaşamıyor. Çünkü ne bu mutabakatları destekleyecek ne de Türkiye ya da Suudi Arabistan'la ciddi rekabete girebilecek bir finansmana sahipler.

O halde Uluslararası Atom Enerji Ajansı’na (UAEA) göre zenginleştirilmiş uranyum üretimini yüzde 60 artıran İran bir gün, Nijer’in şimdiye kadar Fransa merkezli Orano Şirketi tarafından sömürülen uranyum rezervlerine ulaşma imkanı bulabilir mi?

Burada Nijer hükümetinden bir kaynağın, “Bunlar bizim kaynaklarımız ve bunları istediğimiz kişiye satabiliriz” dediğini hatırlatmakta fayda var.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe