Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç: (Galatasaray) Rakibimizin düşürdüğü seviye mezbahayı aratır durumda

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, "Böyle bir basın toplantısı yaptığım için üzüntülüyüm. (Galatasaray) Rakibimizin düşürdüğü seviye mezbahayı aratır durumda." ifadesini kullandı.

AA
AA
TT

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç: (Galatasaray) Rakibimizin düşürdüğü seviye mezbahayı aratır durumda

AA
AA

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Kalamış'ta bulunan Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri'nde gerçekleştirilen basın toplantısına Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyeleri, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Uğur Dündar, kulüp üyeleri ve kulüp personelleri katıldı.

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunarak sözlerine başlayan Koç, basın toplantısının öznesinin Galatasaray olacağını vurguladı.

Daha önce yapılan söylemleri hatırlatan Koç, "Son dönemlerde 'ananas, proje' gibi deli saçması söylemler içindeler. Biraz daha onları ülkemize daha iyi tanıtmayı amaçlıyorum. Böyle bir basın toplantısı yaptığım için de üzüntülüyüm. Rakibimizin düşürdüğü seviye mezbahayı aratır durumda. Hem kendi camialarını kışkırtıyorlar hem de bu kadar haksızlıkla mücadele ediyorken bizim camiamızı da tahrik ederek milyonları kışkırtarak suç işliyorlar." açıklamasını yaptı.

Türkiye Futbol Federasyonunun konuya dur demediğinin altını çizen Koç, şöyle devam etti:

"Galatasaray'ın Türk futbolu için nasıl büyük bir beka sorunu olduğunu yaşanmış örneklerle hatırlatacağım, onların yaptığı gibi hayali düşmanlarla değil. Galatasaray başkanı ve yöneticilerinin nasıl bir yol çizdiğini sizlere sunmaya çalışacağım. Sadece futbolda değil, kötülükte de Şampiyonlar Ligi'nde olduğunu, kazanmak için her şeyin mubah olduğunun kültür haline geldiğini biraz sonra paylaşacağım. Sonunda tarihin sayfalarında yer alan kirli ilişkileri ortaya çıkacaktır."

"Bu kulübün (Galatasaray) Türk futbolunun bekası için ne büyük bir tehdit olduğunu anlatabileceğimi umuyorum"

Galatasaray hakkında açıklamalarını sürdüren Ali Koç, sarı-kırmızılı kulübü yönetenlerin operasyonel şekilde hareket ettiklerini ve karakteristik özelliklerinin samimiyetsizlik olduğunu dile getirerek şunları söyledi:

"Kendisine yapılmak istemeyeni başkasına yapmakta çekinmezler. Hatta ortalığı karıştırıp, 2 hafta önce olduğu gibi Ankaragücü maçında, bundan da nemalanırlar. Arzu ettiklerini elde etmek için hak, hukuk tanımazlar, kul hakkı yemekten çekinmezler. Türlü türlü tehdit, şantaj ve itibar suikastı yaparak, özellikle hakemleri ve kurulları baskı altında tutarlar, bunu yaparken de hayali düşmanlar yaratırlar. Kazanılan bir maçın ardından rakiplerini aşağılarlar, bundan paye çıkarırlar. En son Beşiktaş-Galatasaray derbisinde görüldüğü gibi. Bu kulübün Türk futbolunun bekası için ne büyük bir tehdit olduğunu anlatabileceğimi umuyorum. Bir puan kaybı sonrasında, işler iyi gitmeyince, ya da kendi maçlarında lehlerine olan hakem hatalarını örtmek için ortalığı birbirine katarlar, 'Elimizde VAR kayıtları var.', 'Ligi bitirtmeyiz.', 'Sezon bitince her şeyi açıklayacağız.' derler, lig bitince sus pus olurlar. İşler iyi gidince de 'İtidalli, sağ duyulu olalım.' derler. Futbolun marka değeri için mücadele ettiklerini söylerler. Hatta onlar olmasa, Türk futbol takımlarının Avrupa'ya gidemeyeceklerini iddia ederler. Kendileri için değil tüm kulüpler için adalet arayışında olduklarını söylerler."

Sarı-kırmızılı kulübün daha önce kulüp televizyonunda 'Futbol için adalet' programı yapmaya karar verdiğini, bunun için de Fenerbahçe olarak birçok video gönderdiklerini belirten Koç, "Program yapılmadı. Bu arada programı yapamadan kulüp kanalları kapandı. Anlık, günü kurtarmak için yapılmış, samimiyetsiz, gerçek dışı söylemler. Sadece kendilerini akıllı, herkesi saf görürler. Öyle bir sallıyorlar ki istediklerini söylemeyenlere, hiç bulaşmamak daha iyi. TFF yönetimi ve kurulları, Galatasaray için ne anlam ifade etmektedir? Bu durum ligdeki gidişata göre mi değişiyor yoksa danışıklı dövüş mü var? Kulüpler Birliği'nde TFF'ye adeta siper oldular. Çok kısa bir süre sonra aynı TFF'yi tarihin en kötü başkanı olarak ilan edip tüm kurullarıyla istifaya davet ettiler. 2 gün önce de hesap vermeye çağırdılar." ifadelerini kullandı.

"Hayatımda ilk defa MHK başkanına değil başkan vekiline saldırıldığını gördüm"

Fenerbahçe Kulübünün geçen sezon Alanyaspor maçının devre arasında yaptığı sosyal medya paylaşımını hatırlatarak devam eden Koç, "Alanyaspor ile oynanan bir maçın devre arasında paylaşım yaparak rahatsızlığımızı dile getirdik. Kıyameti kopardılar. Ama 10 gün sonra kendileri bire bir aynısını yaptılar. Bir kişi bile 'Fenerbahçe aynısını yaptı, biz neler söyledik. Riyakarlık yaparız, yapmayalım.' demedi mi?" diyerek sözlerine devam etti.

Galatasaray'ın baskı oluşturmak için kişileri kamuoyunun önüne attığını da söyleyen Koç, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Bunların bir taktikleri var, baskı oluşturmak için insanları kamuoyunun önüne atmak, itibar saldırısında bulunmak. 'Fenerbahçe ile ilgili şirketlerde çalışıyor.', 'Koç Grubu'nda çalışıyor.' gibi alakasız konuları gündeme getirip söz konusu kişiyi kamuoyunun önüne atmayı hedefliyorlar. MHK Başkan Vekili Murat Ilgaz için Fenerbahçeli dediler. Hayatımda ilk defa MHK başkanına değil başkan vekiline saldırıldığını gördüm. Geçen sezon PFDK başkanının Galatasaray formasını giymesini beklerlerken 'Sırtında Fenerbahçe formasıyla karar alıyor' dediler. MHK Başkanı Lale Orta'yı Okan Üniversitesi çalışanı ve Fenerbahçeli olduğu söylemleriyle baskı altına almaya çalıştılar. Cesur bir TFF Başkanı olsaydı 'Yahu kardeşim ben Galatasaray Kongre üyesiyim. Benden önceki başkan Fenerbahçe yönetim kurulu üyesiydi, bir önce başkan Beşiktaş başkanıydı.' der. TFF başkanının Galatasaray kongre üyesi olmasına, kendi yönetim kurulu üyesinin Koç Holding'de çalışmasına rağmen, Divan Kurulu Başkanlarının daha önce Koç Holding'de çalışmasını görmezden gelerek utanmadan aynı algıyı yapıyorlar. O kadar uyanıklar ki, yönetim kurulu üyesi hanımefendinin CV'sindeki 'Koç Holding' yazısını 'Bir holding çalışanı' olarak değiştiriyorlar. Baskı yaparak, saldırarak, köşeye sıkıştırarak hep istediklerini elde etmeye alışmışlar. Bu yüzden Türk futbolunun beka sorunu diyorum. PFDK Başkanını Fenerbahçeli olmakla suçladıklarından bir gün sonra Tahkim Kurulu başkanının oğlunu Galatasaray Kongre Üyesi yaptılar. Olabilir bu durum ama aynı şeyi biz yapsaydık ne olurdu?"

Yabancı hakem konusu

Galatasaray'ı da ligin kalan bölümü ve Süper Kupa maçı için "yabancı hakem" önerisini desteklemeye davet eden Koç, "Madem TFF Başkanından memnun değilsiniz, kurullar rezil. O zaman siz de bizim gibi yabancı hakem talebinde bulunun, destekleyin, eğer mertseniz dürüstseniz, kendinize güveniyorsanız. Bu sizin en büyük samimiyet testinizdir. Ama değilsiniz. Kurullar, başkan, MHK, üçüncü şahıslar, hakemlerden memnunsunuz. Siz Türk hakemlerine güveniyorsunuz, sadece bizim maçlarımıza güvenmiyorsunuz. Bu da kendi içinde çelişki. Yani riyakar oğlu riyakarsınız. Onun için bir beka problemisiniz. Belki de ülke için beka problemisiniz. Milyonların arasına nefret tohumları ekiyorsunuz." diye konuştu.

Sarı-kırmızılı kulübün yabancı hakem istemeyeceğini savunan Koç, "Avrupa'da görüyorlar, hakemlerin nasıl maç yönettiklerini. Kaç defa gördünüz, kendilerini yere atıyorlar, hakem 'kalk kalk kalk' diyor. Tabi istemezler, çünkü en iyi sonucu Türk hakemlerinden alıyorlar." dedi.

"Hülleli transfer yapmada, oyuncu ayartmada Şampiyonlar Ligi'ndeler"

Galatasaray'ın transfer politikasını eleştiren Başkan Koç, "Kimse yanlarına yaklaşamaz. Birçok yerel kulüp de şikayet de eder ama ne olur ne olmaz diye ses çıkaramazlar. Hülleli transfer yapmada, oyuncu ayartmada, sözleşmede yeni jargonlar üretmede, kamuoyunu yanlış bilgilendirmede de Şampiyonlar Ligi'ndeler. Bu ülkede bir tek kulüp çıkıp 'Fenerbahçe oyuncumuzu ayartmış' diyemez. Onlar ne yaparlar? Sözleşmesi olan oyuncusu ayarlarlar, menajerini ayarlarlar, belki kulübü maddi zarara da uğratarak o oyuncuyu alırlar. Oğulcan Çağlayan, Taylan Antalyalı örneği var." ifadelerini kullandı.

Galatasaray'ın maçlarından önce rakip takımın futbolcularına transfer teklifi yapıldığını iddia eden Koç, "Kayserisporla maçları vardı, Pendikspor transfer teklifi yaptı. Galatasaray karşısında Mame Thiam oynamadı. Galatasaray maçından önce Samu Saiz'e Eyüpspor transfer teklifi yaptı. Sivasspor-Galatasaray maçından önce oyuncu kadroda yer almadı." şeklinde konuştu.

Galatasaray'ın sürekli kendilerine transfer çalımı attığı iddiasında bulunduğunu ancak gerçek bilgileri kamuoyuyla paylaşmadığını savunan Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Güya bize bu yaz birçok transfer çalımı attılar. 4 futbolcu var ki, bahsettikleri bedellerin gerçeği yansıtması mümkün değil. İradeli bir federasyon olsa çağırır ne diyorsun der? Futbolcuyla anlaştıkları bedel ile resmi bedel arasında fark var. Bu farkı yeri gelir imaj hakkıyla, yeri gelir sponsorlukla açıklarlar.

Sponsorları çok cömert. O kadar cömertler ki mütevaziliklerinden dolayı kesinlikle isimlerinin açıklanmasını istemezler. Bir futbolcularına 5 milyon avro imaj hakkını ödeyemedikleri yönünde haber çıktı. Bunlar federasyona, SPK'ya veriliyor mu? Kılıfına uydurmakta bunların üstüne yok. Bizden 8,5-9 milyon avro isteyen oyuncuyu bunlar 4 milyon avroya oynatır. Resmen insanları kandırırlar, yanıltırlar.

3 milyon avroya Olimpiu Morutan'u satmışlar. Müthiş bir başarı. Keşke bizde de öyle bir sihirbaz olsaydı. Büyük bir başarı olarak sunuldu. Halbuki işin aslı öyle değilmiş. Belirli sayıda maç oynarsa 3 milyon avro oluyormuş sözleşmeye göre, kulübü de bu parayı vermemek için oynatmıyor, ikinci yarıda giriyor.

Real Betis'e Cedric Bakambu transferi de büyük başarı. Ne dediler? Real Betis'in 5+5 milyon avro bedelle aldığını söylediler. 700 bin avroya aldığın oyuncu için müthiş. İlerleyen günlerde işin hiç de öyle olmadığını öğrendik. Real Betis Başkanı 'ödediğimiz bonusa maaş da dahil' dedi."

Nicolo Zaniolo transferinde de yanlış bilgilendirme olduğunu kaydeden Koç, "Biz de bu oyuncuya bakıyorduk. Yazışmalar bir şekilde ellerine geçmiş, ifşa ettiler. Bu aslında suç. Onu göstererek 'Fenerbahçe daha çok verdi ama oyuncu bizi tercih etti' diyorlar. Oksijen daha iyi ya o tarafta. Biz de bunu mahkemeye götürdük. Bu kulübün teklifinin daha yüksek olmasına rağmen daha azmış gibi kamuoyuna yansıtıldığını söyledik." diye konuştu.

Galatasaray'dan yetişmiş oyuncuların sarı-kırmızılı takıma karşı performansını eleştiren Koç, şunları kaydetti:

"Bunların kültüründe yetişmiş oyuncuların Galatasaray'a karşı ortaya koyduğu performans herkesin malumu. Bir kulüp başkanı, oyuncuları için çıkıp '3 futbolcumuzun beyni ile kalbi arasında çelişki olmuştur' dedi. Bu işin nirvanası Ümit Karan'dır. Eskişehirspor'da forma giyerken Fenerbahçe şampiyon olmasın diye gol atmak istemediğini açıklıyor. Geçen sezon Younes Belhanda'nın İstanbul'daki maçtan önce rakibi olan takımın tribünleriyle üçlü çektirmesi.

Fenerbahçe'den giden futbolcular bize karşı kora kor mücadelesini sürdürdü. Doğrusu da bu. Neden başka bir kulübün eski futbolcularıyla ilgili iddialar gündeme gelmiyor. Hep bu kulübün oyuncularıyla bu konu gündeme geliyor?"

"Medyada algı oluşturuluyor"

Sarı-kırmızılı kulübün medyada algı oluşturduğunu dile getiren Koç, "Basın toplantılarındaki adrese teslim sorular, istenmeyen soru sorana da mobbing yapmak gibi bir konsept uyguladılar. Çünkü istenmeyen soru gelince bu soruyu soranları kurumlarına şikayet ederler ya da iletişim direktörleri bizzat gecenin bir yarısı mesaj atıp hakaret eder. Bu sezonun ikinci haftasında 2-0 kazandıkları maçın ardından konuştular. Hakem hatası da yok. Evine giderken dönüp basın toplantısı yaptı. Orada birisi işine gelmeyen soru sorunca 'Bu maksatlı soru.' dedi." ifadelerini kullandı.

Galatasaray'ın ayrıcalık istediğini savunan Koç, şöyle devam etti:

"Bunların başka bir özelliği de kayrılmaya alışmış olmaları, bunu da bir hak olarak beklemeleri. Bir nevi spor etiği haline gelmiş bu durum. Bu kadar yaygaraya, hakem şikayetlerine rağmen yabancı hakem istememeleri aşikardır. Son 25 yıldaki durumu ne hale getirdiklerini görmek için Galatasaray-Antalyaspor maçına bakmak yeterli olacaktır. Bu maçın ardından bu kulübün gayriahlaki iletişimi, söylenenlerin mükemmel bir örneğidir. Yaptıklarından iki sezonluk dizi çıkar. Antalyaspor maçının ardından suçluluk psikolojisiyle konuyu saptırarak, başkalarını hedef göstererek ayıplarını örtmeye çalışmışlardır, bir nevi de başarılı olmuşlardır. Malum takımın başkanı, sanki bu maç oynanmamış gibi, bizim oynadığımız Kasımpaşa maçıyla ilgili deli saçması açıklamalar yaparak adresi değiştirdi. Burada yaygarayı koparıp kendi maçını örtbas ediyor. Adeta yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali."

"Biz 4 maçta 59 faul yapıp 15 kart görmüşüz, Galatasaray 62 faul yapıp 4 kart görmüş"

Hakemlerin Fenerbahçe ve Galatasaray arasında kart konusunda standardı olmadığını öne süren Koç, şunları söyledi:

"Bir maçta verilen ve verilmeyen kartlar, bir sonraki maçın kadrolarını da etkileyerek lig yarışını etkiliyor. Biz 4 maçta 59 faul yapıp 15 kart görmüşüz, Galatasaray 62 faul yapıp 4 kart görmüş. Anlıyor musunuz şimdi aradaki farkı. Son Pendikspor maçında bile ilk yarıda 4 sarı kart gördük. Hakem ikinci yarıda kendine geldi. Hakemler şampiyonluk yarışındaki bir takımın en küçük hatasını ararken, diğer takımın kör göze parmak hatalarını görmeyebiliyor. Bu çifte standardı kimseye anlatamazsınız. PFDK ve Tahkim Kurulunda da bir dengesizlik var. Bu sezon bize 9 milyon lira ceza kesilmiş, uslu çocuğa 6 milyon lira ceza kesilmiş. Onlara 2 kat indirim vermişler. Icardi'nin PFDK'ye sevk edilişine çok girmeyeceğim. Kayrılma gerçeğinin bir örneğidir. Böyle bir olayda bile tedbirsiz olarak sevk edilmesi, kayrılmanın göstergesidir."

Suudi Arabistan'da oynanması planlanan ancak oynanmayan Süper Kupa maçına da değinen Ali Koç, sözlerine şu şekilde devam etti:

"Suudi Arabistan'da tamamen Fenerbahçe sorumlu tutuldu. Meğer TFF Başkanı bizi işaret etmiş ve Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Uğur Dündar'ın yaptığı açıklamanın krize sebebiyet verdiğini aktarmış. Kendisine sordum, 'Oradakiler bana öyle sordular, ben de evet dedim.' dedi. 'Rakibin genel sekreterinin Uğur Bey'den epey önce İstiklal Marşı'na izin verilmemesi yönündeki açıklamasını yetkililere anlattınız mı?' dedim, 'Benim ondan haberim yok.' dedi. Topu topu zaten 2 açıklama oldu. Halbuki 'Biz kulüplere mukavele vermedik, iki kulüp de aynı noktada hareket etti.' deseydi. Basit bir maç organizasyonunun temel gerekliliklerini bile yerine getirmekten aciz olanlar, sebep olduklarını yalanla Fenerbahçe'nin üzerine yıkmaya çalışanlar, Türk futbolunu yönetiyor. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bu konuyu devletimizin dibine kadar araştırmasını istiyoruz."

Galatasaray-Antalyaspor karşılaşmasının ardından bir toplantı gerçekleştiğini de aktaran Koç, "1 Mart Cuma günü saat 15.00'te bir toplantı düzenleniyor. Bu toplantıda TFF Başkanı, Tolga Özkalfa ile ilgili görüşlerini aktarıyor. Özkalfa'nın istifa etmediğini, görevden alındığı bilgisini paylaşıyor ve toplantıdan ayrılıyor. Hugh Dallas, Abdulkadir Bitigen'e verdiği penaltıyı soruyor, Abdulkadir Bitigen de Galatasaray maçında verdiği penaltıyı 'Yanlış' olarak itiraf ediyor. Malum kulüp her sezon bu şekilde 3-4 maç kazanıyor. Bunu TFF Başkanı'na sordum, kendisi böyle bir toplantının gerçekleşmediğini söyledi. Halbuki kendisi de katıldı toplantıya. Bu kayıtlar TFF'nin elinde bulunmaktadır, açıklanmasını istiyoruz." açıklamasında bulundu.



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM