Bakan Bolat: Birleşik Krallık ile serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesi müzakerelerine başlandı

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "STA müzakereleri, 21. yüzyıl standartlarını karşılayan ve Türkiye ile Birleşik Krallık'ın modern ekonomilerine daha uygun çağdaş bir anlaşma için bir fırsat olacaktır." dedi.

AA
AA
TT

Bakan Bolat: Birleşik Krallık ile serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesi müzakerelerine başlandı

AA
AA

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Birleşik Krallık ile serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesine ilişkin müzakerelere başlandığını açıkladı.

Bolat, başkent Londra'da İngiltere İş ve Ticaret Bakanı Kemi Badenoch ile bir araya gelerek iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin ele alındığı ikili görüşme gerçekleştirdi.

Bolat, görüşme sonrası yaptığı konuşmada, iki ülke arasındaki mevcut Serbest Ticaret Anlaşması'nın (STA) güncellenmesine yönelik müzakerelerin başlatılması dolayısıyla Londra'da bulunmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Müzakerelerin her iki tarafın da ilişkileri güçlendirme konusundaki güçlü kararlılığını gösteren bir kilometre taşı olduğunu belirten Bolat, "2021'den bu yana yürürlükteki mevcut STA'mız, Brexit öncesinde var olan Gümrük Birliği kapsamındaki imtiyazları koruyarak, geçtiğimiz yıl yaklaşık 19 milyar dolara ulaşan ikili mal ticaretimize katkı sağladı." dedi.

Bolat, iki ülke arasındaki STA'nın yaklaşık 30 yıl önce kurulan Gümrük Birliğine dayandığını anımsatarak, anlaşmanın kapsamının sınırlı kaldığını ve ağırlıklı olarak sanayi mallarını kapsadığını dile getirdi.

Turizm hariç toplam ikili hizmet ticaretinin 2022'de 5 milyar doların üzerinde gerçekleştiğini kaydeden Bolat, "2023'te Türkiye'nin İngiltere'deki yatırımlarının toplam değeri 4,9 milyar dolar, İngiltere'nin Türkiye'deki yatırımlarının toplam değeri ise 8,6 milyar dolar oldu. Ancak mal, hizmet ve yatırım rakamlarının potansiyelinin çok altında olduğuna inanıyorum." diye konuştu.

Bolat, bu kapsamda modern bir STA için güncellenmesi gereken alanların değerlendirildiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"18 Temmuz 2023'te Ankara'da gerçekleştirilen STA Ortak Komitesi 3. toplantısında teknik ekiplerimiz inceleme sonuçlarını paylaşmış ve bu süreci nihai hale getirmişlerdi. Bu toplantının ardından yayımladığımız ortak bildiriyle STA güncelleme görüşmelerine başlama konusunda karşılıklı istekliliğimizi beyan ettik. Birleşik Krallık'ın müzakerelerin başlatılması için tamamlanması gereken iç sürecini kısa bir süre önce tamamladığını öğrenmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. STA müzakereleri, 21. yüzyıl standartlarını karşılayan ve Türkiye ile Birleşik Krallık'ın modern ekonomilerine daha uygun çağdaş bir anlaşma için bir fırsat olacaktır.

Güncelleme müzakerelerinin ilk turunu bu yıl 10 Haziran haftasında Londra'da gerçekleştirmeye hazırız. STA'mızın güncellenmesi ve farklı alanlara genişletilmesinin ikili ticaretimizin artırılmasına ve çeşitlendirilmesine yardımcı olacağına ve ülkelerimiz arasındaki güçlü işbirliği ve bağlara daha fazla katkıda bulunacağına inanıyorum."

Ticaret Bakanlığının açıklamasına göre, 2023'te Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 19 milyar dolara ulaştı. Birleşik Krallık, 12,4 milyar dolarlık ihracat hacmiyle Türkiye'nin en büyük dördüncü ihracat pazarı konumunda bulunurken, 2023 itibarıyla Türkiye'ye 8,6 milyar dolar doğrudan yatırım yaparak Türkiye'deki en büyük on yatırımcı ülke arasında yer aldı.

Türkiye'den Birleşik Krallık'a yapılan yatırımlar ise 4,9 milyar dolar seviyesine ulaştı.

İki ülke arasındaki mevcut anlaşma, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliğinden ayrılışı sonrasında Gümrük Birliği kapsamındaki mevcut tavizlerin korunmasını sağlamış, bu sayede iki ülke arasındaki ticaret hacmine de katkıda bulunmuştu.

STA'nın güncellenmesi ve daha kapsamlı bir anlaşma haline gelmesi için tarafların yürüttüğü gözden geçirme çalışmaları sonrasında güncelleme müzakerelerine başlamaya yönelik alınan karar 18 Temmuz 2023'te alınmıştı.

STA güncelleme müzakereleri neticesinde, anlaşmanın hizmet ticareti, yatırımlar ve ilave tarım tavizleri gibi alanları içerecek şekilde genişletilmesi, ayrıca yatay kurallar bakımdan kapsamlı hükümler içermesi hedefleniyor. Böylece Türkiye ve Birleşik Krallık'ın modern ekonomilerine hitap eden ve 21. yüzyıla uygun, güncel bir anlaşma modeline yönelik çalışma fırsatı oluşturulması planlanıyor.

Güncellenmiş STA ile her iki ülkedeki iş dünyası için daha güçlü ve kapsamlı bir hukuki zemin tesis edilmesi hedeflenirken, STA'nın güncellenmesiyle iki ülke arasında devam eden diyalog ve iş birliği imkanları genişletilmesi de bekleniyor.

Ticaret Bakanı Bolat, Londra'da Türk ve İngiliz iş insanlarıyla bir araya geldi

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ekonomik ilişkilerin artırılması için önemli potansiyel bulunduğunu ve bu kapsamda iş dünyasının büyük rol oynayabileceğini söyledi.

Bolat, Londra merkezli Yönetim Enstitüsünün ev sahipliğinde Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun düzenlediği Türk-İngiliz İş İnsanları ve Yatırımcılarla Yuvarlak Masa Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 2023'te küresel üretim ve ticaretin zayıf olduğunu ancak Türkiye ekonomisinin büyümeye devam ettiğini belirtti.

Türkiye ekonomisinin dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden olduğuna dikkati çeken Bolat, "Türkiye ekonomisi 2023'te yüzde 4,5 büyüyerek G20 ülkeleri arasında dördüncü, Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) ülkeleri arasında ise ikinci sırada yer aldı. Ekonomimiz üst üste 14 çeyrektir sürekli büyüyor. Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında Türkiye'nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYH) 1 trilyon dolar sınırını aştı. Türkiye, istikrarlı ve sürdürülebilir büyümesinin yanı sıra mal ve hizmet ihracatını da artırmaya devam ediyor." dedi.

Bolat, Türkiye'nin toplam ihracatının geçen yıl Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat hacmi olan 255,8 milyar dolara ulaştığını anımsattı.

Türkiye'nin dengeli ve istikrarlı büyümesini gelecek yıllarda da sürdürmeye kararlı olduğunun altını çizen Bolat, şöyle konuştu:

"Mal ihracatımızın 2024'te 267 milyar dolara, 2026 yılında ise 302 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Hizmet ihracatındaki performansımız da ekonomimiz için son derece önemli. Ocak-Kasım 2023 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,6 artışla 92 milyar dolar değerinde hizmet ihracatı gerçekleştirdik. 2024'te 110 milyar doların üzerinde hizmet ihracatına ulaşmak için çalışıyoruz."

Geçen yıl Birleşik Krallık ile ikili ticaret hacminin 18,9 milyar dolar olarak gerçekleştiği bilgisini paylaşan Bolat, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"2024'ün ikinci ayındaki ticaret hacmimiz 1,8 milyar dolar oldu. Bu başarı, kamu ve özel sektör arasındaki işbirliğinin bir sonucu. Bu başarıda emeği geçen herkese teşekkür etmek isterim. Bu umut verici rakamlara rağmen, stratejik ortaklar olarak hala önemli miktarda kullanılmamış potansiyele sahip olduğumuza inanıyoruz. STA'mızın güncellenmesi ve yeni işbirliği alanlarına genişletilmesi, ekonomik ilişkilerimizin tüm potansiyelinden faydalanmak için önemli bir fırsat olacak. Bugün İngiltere İş ve Ticaret Bakanı Kemi Badenoch ile birlikte STA güncelleme müzakerelerine başladığımızı duyurarak ikili ekonomik ilişkilerimizde önemli bir adım attık. Bunun, her iki tarafın da ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yönündeki güçlü kararlılığını ortaya koyan bir adım olduğu açık."

"İngiliz muhataplarımız Türk ekonomisine ve potansiyeline güveniyor"

Bolat, Türkiye'nin yatırımcılara iyi korunan bir iş ortamı ve dünyanın en geniş serbest ticaret anlaşma ağlarından birini sunduğunu dile getirerek, "Bu avantajlar sayesinde Türkiye, küresel bağlantıları olan çok uluslu şirketler için bölgesel bir merkez haline geldi. Birleşik Krallık bu konuda önde gelen ortaklarımızdan biri. Birleşik Krallık'ın 2023'te 8,6 milyar dolarlık yatırımıyla Türkiye'deki ilk on yatırımcı ülkeden biri olduğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu, İngiliz muhataplarımızın Türk ekonomisinin büyümesine ve potansiyeline duydukları güvenin açık bir göstergesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Türk şirketlerinin İngiltere'deki toplam yatırımının 2023'te 4,9 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Bolat, "Bu yatırımlar arasında en büyük sektörlerden biri müteahhitlik. Türk müteahhitleri Birleşik Krallık'ta toplam değeri bir milyar doları aşan 46 proje üstlendi. İki güçlü müttefik ve ortak olarak Türkiye ve Birleşik Krallık çeşitli alanlarda ortaklıklarını derinleştirmeye devam ediyor ve bu alanlar arasında yapay zeka ve teknolojinin de yer aldığını görmekten mutluyum." şeklinde konuştu.

Bolat, bu yılın başında Birleşik Krallık ile üçüncü ülkelerle işbirliğine ilişkin bir mutabakat zaptı imzalandığını kaydetti. Yeni mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde başta müteahhitlik hizmetleri olmak üzere karşılıklı önceliğe sahip alanlarda işbirliğini güçlendireceğini vurgulayan Bolat, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu bağlamda yeni anlaşmamız, Türkiye ve Birleşik Krallık'ın daha stratejik bir işbirliğini birlikte taahhüt edecekleri önemli bir adımı işaret ediyor. Anlaşmamızı hayata geçirmek üzere haziranda bu amaçla bir toplantı düzenlemeyi hedefliyoruz. Tüm dünyada tanık olduğumuz ekonomik yavaşlama, stratejik ortaklığımızı pekiştirmek için ekonomik işbirliğimizi güçlendirmenin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bugün burada iş dünyamızla bir araya gelerek ticaret ve yatırım alanındaki yakın işbirliğimizi taçlandırıyoruz. Özel sektör temsilcileri arasındaki diyalog ve işbirliğine son derece önem veriyoruz. Şimdi ekonomik işbirliğimize yeni bir ivme kazandırma zamanı."

Toplantıya, Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş ve DEİK Başkanı Nail Olpak da katıldı.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times