Irak Kürdistanı'nda Hizbullah

Ethem Barzani İran’ın desteğiyle Devrimci Hizbullah’ı kurdu.

22 Haziran 2022 tarihinde Erbil'de düzenlenen subay mezuniyet töreninde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bayrağını göndere çeken peşmergeler. (AFP)
22 Haziran 2022 tarihinde Erbil'de düzenlenen subay mezuniyet töreninde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bayrağını göndere çeken peşmergeler. (AFP)
TT

Irak Kürdistanı'nda Hizbullah

22 Haziran 2022 tarihinde Erbil'de düzenlenen subay mezuniyet töreninde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bayrağını göndere çeken peşmergeler. (AFP)
22 Haziran 2022 tarihinde Erbil'de düzenlenen subay mezuniyet töreninde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bayrağını göndere çeken peşmergeler. (AFP)

Rüstem Mahmud

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) siyaset ve medya çevreleri, Ethem Barzani liderliğinde ve İran'ın desteğiyle kurulacak IKBY Hizbullahı’nın ilan edilmesini bekliyor. Son haftalarda özellikle de İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın bir medya kanalının IKBY bölgesi içinden kurulacak bu yeni örgütün yakında ilan edileceğini duyurmasının ardından Hizbullah’ın yapısı, konumu, rolleri ve beklenen faaliyetlerine ilişkin spekülasyon ve söylentiler daha da arttı.

Bu haberlere Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) eski lideri Ethem Barzani'nin Iraklı siyasi figürler ve İran'a yakın kuruluşlarla görüşerek ya da KDP’ye yönelik eleştirilerini sıklaştırarak yaptığı siyasi hamleler eşlik etti.

İran'ın desteğiyle yeni bir Kürt partisinin kurulması… Birçok çağrışım yapan bu ifade, IKBY bölgesi ile İran arasında askeri, güvenlik ve siyasi krizin olduğu bir dönemde yaşanıyor. Ocak ayı ortasında DMO tarafından IKBY'nin başkenti Erbil'de Kürt iş adamı Peşrev Dizayi'nin evine düzenlenen füze saldırısının ardından, hedef alınan yerin Mossad karargâhı olduğu iddia edildi. Bu iddia, IKBY yetkilileri tarafından yalanlandı ve İran, IKBY'nin güvenliğini, ekonomisini ve istikrarını hedef almakla suçlandı. Bu aynı zamanda İran’ın, Iraklı silahlı grupları ve İran'a yakın kanatları, bölgenin çıkarlarına yönelik neredeyse günübirlik saldırılarla altyapı, güvenlik ve istikrarını hedef almakla suçlandığı bir zamanda oldu.

Siyasi dönüşüm

Yeni partinin beklenen lideri Ethem Barzani, Şeyh Osman Ahmed Barzani'nin oğludur. Şeyh Osman Ahmed Barzani de KDP lideri Mesud Barzani'nin amcasıdır. Aynı zamanda bölgedeki Nakşibendi Sufi tarikatının şeyhi ve 1930'lar ve 1940'larda gerçekleştirilen bir dizi milliyetçi Kürt ayaklanmasının da lideridir. Ethem Barzani'nin babası Şeyh Osman, 1969'da ölümünden sonra babasının yerini aldı. Ancak yıllar sonra, 1983 yılında eski Irak rejimi tarafından Barzan bölgesine ve Barzani ailesinin üyelerine karşı başlatılan el-Enfal Operasyonu’na kurban gitti. Ahmed Barzani’nin iki oğlu Rıdvan ve İmad ile birlikte Ethem Barzani'nin iki öz kardeşi de bu operasyonda hayatını kaybetti.

fdvfde
Kürdistan Yurtseverler Birliği Partisi (KYB) lideri Bafel Talabani (AFP)

1980'lerin başından itibaren İran-Irak Savaşı'nın başlamasıyla birlikte, Ethem Barzani Kürdistan bölgesinde Devrimci Hizbullahı kurdu. Bu parti İran tarafından desteklenen ve onun ajandasına göre çalışan muhafazakâr İslamcı bir partiydi. Konu hakkında bilgili kaynaklara göre partiye katılanların sayısı birkaç yüz savaşçıyı geçmiyordu. Bu parti, Şeyh Osman Abdulaziz liderliğindeki Kürdistan İslami Hareketi gibi o dönemde İran tarafından desteklenen birkaç Kürt İslamcı partisinden biriydi. Devrimci Hizbullahın kapsamlı askeri faaliyetleri olduğu bilinmiyor. Ancak 1980'lerde IKBY'nin batı bölgelerinde Komünist Parti ve Kürdistan Sosyalist Partisi ile savaşmakla suçlandı.

2022 yılının ortalarından itibaren partisine eleştiriler yönelten Ethem Barzani, birkaç hafta sonra partinin liderlik konseyinden resmi olarak istifa ettiğini açıkladı.

1991 yılındaki Kürt ayaklanmasının ve Kürtlerin üç kuzey vilayetinde fiili özerk bölge elde etmesinin ardından, bu silahlı parti neredeyse ortadan kayboldu. 1992'de yapılan genel seçimler, Irak'taki Kürt siyasi sahnesinde yer alan siyasi güçlerin boyutları arasında açık bir eşitsizlik olduğunu gösterdi. Buna göre silahlanma iki ana partinin (KDP ve KYB) tekelinde kaldı. Ancak Devrimci Hizbullah bazı küçük siyasi örgütlenmelerini sürdürdü. Devrimci Hizbullah lideri Ethem Barzani, IKBY bölgesindeki durumun ötesine geçerek sert milliyetçi bir söylem benimsemeye başladı. Ethem Barzani özellikle de PKK ile olan ilişkisi aracılığıyla, kendisini ulusal sınır ötesi bir fenomen olarak görüyordu.

Ethem Barzani 1990'lı yıllar boyunca çatışan Kürt siyasi güçler arasında arabuluculuk faaliyetlerinde bulundu. PKK ile Kürt Hizbullah'ı arasında 1990'da başlayan ve Türkiye'de Kürtlerin çoğunlukta olduğu çeşitli şehirlerde beş yıl süren kanlı çatışmalar yaşandı. İran'ın arabuluculuğu da dahil olmak üzere iki taraf arasındaki birçok arabuluculuk girişimi başarısız oldu. Bu başarısız girişimlerin ardından Ethem Barzani, IKBY’de İslami Cemaat'in rehberi Şeyh Osman Abdulaziz ile birlikte savaşan iki Kürt parti arasında arabuluculuk yaptı. Böylece siyasi uzlaşmaya varıldı ve çatışmalar durdu.

Ethem Barzani, ABD'nin Irak'ı işgalinden sadece iki ay sonra Mayıs 2003'te, Devrimci Hizbullah’ın feshedildiğini açıkladı ve partisinin hedeflerinin tümünü elde ettiğini iddia etti. Bu hedeflerden en önemlisi ise Irak'ın eski Baas rejiminden kurtarılmasıydı. Birkaç ay sonra kuzeni Mesud Barzani'nin liderliğindeki KDP’nin önde gelen aktörlerinden biri olarak siyaset sahnesindeki yerini aldı. Daha sonra IKBY Parlamento üyesi oldu.

Tekrar ayrılık

2022 yılının ortalarından itibaren partisine eleştiriler yönelten Ethem Barzani, birkaç hafta sonra partinin liderlik konseyinden ve örgütsel pozisyonundan resmi olarak istifa ettiğini açıkladı. KDP’yi destekçilerine zulmetmekle suçladı, ancak parti bu iddiayı reddetti. Ethem Barzani’nin KDP’ye, bölgedeki tüm siyasi sürece ve ekonomik faaliyetlere yönelik eleştirilerinin niteliği ve sıklığı artarak, mevcut siyasi duruma karşı bir tür radikal muhalefete dönüştü. Güvenlik güçlerinin Barzan bölgesindeki köyüne dönmesini engellediğini, resmi makamlara konuyla ilgili açık mesajlar gönderdiğini ifade eden Ethem Barzani, güvenlik güçlerinin karargahına ve bölgedeki diğer siyasi liderlerin evlerine yakın olmasına rağmen, başkent Erbil'in kuzeyinde yer alan evini ve çiftliğini fotoğraflayan Türk insansız hava araçlarının (İHA) olduğunu iddia etti.

sasdsev
Erbil Kalesi (AFP)

KDP’nin eski lideri, birkaç ay sonra bağımsız bir siyasi figür olarak hareket etmeye başladı. KDP ile rekabete giren eski liderin KYB ile görüşmeleri ve ilişkileri arttı. KYB lideri Bafel Talabani'den kendisine izin vermesini istedi. Ethem Barzani Süleymaniye vilayetinde karargahını açtı ve 2022'de yapılması gereken ancak 2024'e ertelenen IKBY parlamento seçimlerinde bağımsız bir liste oluşturma niyetini açıkladı. 2023'teki il meclisleri için yapılacak yerel seçimlerde ise Kürt halk tabanını KYB’nin öncülük ettiği ‘Kerkük Gücümüz ve İrademizdir’ bloğu lehine oy kullanmaya çağırdı. Aynı dönemde, IKBY’nin sorunlarını ve koşullarını ele alacak yeni popüler bir siyasi örgüt kurma niyetini sosyal medyada paylaşmaya başladı. Bu sırada Kürt siyasi çevreleri, eski KDP liderinin İran'a periyodik ziyaretler yaptığını ve İran tarafıyla koordinasyon kurmaya başladığını söyledi.

İran, Irak'taki Sünni, Kürt ve Hıristiyan siyasi parti ve güçleri kontrol altına almak istiyor.

Ethem Barzani tarafından atılan bir sonraki adım ister IKBY’de ister Irak'ın geri kalanında olsun, KDP’ye karşı olan liderler ve Iraklı siyasi güçlerle yaptığı bir dizi toplantı oldu. KDP’ye karşı tutumuyla tanınan Babil Hareketi lideri Rayan el-Kildani, Ethem Barzani ile bir araya geldi. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı habere göre El-Kildani, görüşmenin ardından X platformundaki sayfasına şunları yazdı: “Muhalif siyasetçi Sayın Ethem Barzani'yi kabul ettik. Irak'taki siyasi durumu ve önümüzdeki seçimlerde IKBY halkı için gerçek bir temsiliyetin gerekliliğini görüştük.” Ethem Barzani daha sonra başkent Bağdat'taki Irak Fetva Evi'ni ziyaret ederek Müftü Mehdi Ahmed ile bir araya geldi. Iraklı iki isim Irak'taki İran etkisine yakınlıkları ve KDP ile olan gergin ilişkileriyle biliniyor.

Kişisel bir hırs ve özel bir yol

KDP’den üst düzey bir siyasi kaynak, partisinin olup bitenlere ilişkin yorumunu şöyle açıkladı: “Sayın Barzani'nin hamlelerinin, gündeminde reformist ve muhalif bir siyasi projenin varlığını yansıttığına inanmıyoruz. Bölgede, aralarındaki tüm siyasi farklılıklara rağmen bazıları KDP ve liderliğine kökten karşı olan çok sayıda muhalefet partisi var. Ancak bu partiler meşruiyete, örgütsel varlığa ve yasal korumaya sahip.”

Kaynak sözlerini şöyle sürdürdü: “Söz konusu kişi KDP içinde özel bir konuma sahipti ve uzun yıllar boyunca partinin en hassas ve önemli kurumlarının ve örgütlerinin lideri olarak görev yaptı. Ayrılması sırasında KDP'nin bölgede ve Irak'ta kamu hukuku normlarını ve temellerini ihlal ettiğine dair herhangi bir şey ortaya koyamadı. Bununla birlikte, KDP'nin eski bir lideri olarak elde edebileceğinden daha fazla pozisyon elde etmeyi arzulayan mevcut siyasi ve saha hareketlerini yönlendiren şeyin liderlik pozisyonu ve önemli bir varlık elde etme eğilimi olduğundan eminiz. İddia ettiği gibi bir popülariteye ve kitlesel ivmeye sahip olduğuna inanmıyoruz. Bunu iddia eden tüm akımları açığa çıkaracak olan da genel seçimlerdir.”

Kaynak bu hamlenin, bölgenin İran'ın güvenlik, ekonomi ve siyaset alanındaki en büyük taciz kampanyasına maruz kaldığı bir dönemde gerçekleştiğini belirtti. Ayrıca eski liderin ilişkisinin İran'la açık koordinasyona dayanmasının ve hareketini kurma niyetini açıklamasının bizzat İran'ın desteğiyle olmasının şaşırtıcı olmadığına dikkat çekti. Nihayetinde İran, Iraklı Sünni, Kürt ve Hıristiyan siyasi parti ve güçlerden oluşan bir grubu, Irak'ın çeşitli siyasi ve coğrafi alanlarını kontrol etmek için işlevsel bir araç olarak kontrol etmek istiyor.

Beklenen partinin Kürt siyasi çevresinin bir kısmını İran'a yakınlaştırmada rol oynaması bekleniyor.

Yazar ve siyasi araştırmacı Şivan Resul, Al Majalla'ya verdiği demeçte, yeni partinin ilanından sonra aktif olması beklenen siyasi çerçeveleri ve coğrafi alanları şöyle anlattı: “İran'ın IKBY’de ve Irak'ın geri kalanındaki Kürt çevrelerinde daha fazla nüfuz arayışında olduğuna şüphe yok. Çünkü mevcut Kürt İslamcı partiler, İran'ın etkisinden bağımsızlaştı ve Türkiye'ye nispeten daha yakın hale geldi.”

Şivan Resul, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu nedenle beklenen partinin, özellikle IKBY ile merkezi otorite arasında ihtilaflı ve bu örgütü destekleyecek olan Haşdi Şabi milislerinin etkisine tanık olan Kerkük ve Musul vilayetlerinde Kürt siyasi çevresinin bir kısmını İran'a yaklaştırmaya yönelik roller oynaması ve girişimlerde bulunması bekleniyor. İran'ın (Hristiyan Babil Hareketi'nde olduğu gibi) kendisine yakın tüm siyasi güçlere yaptığı gibi örgütün gelecekte silahlı kanatlara sahip olup olmayacağı bilinmiyor. Ancak bu gerçekleşirse, bu örgütler, Kürt peşmerge güçleriyle anlaşmazlığa düşecek ya da en iyi ihtimalle onlarla rekabet edecek ve bu bölgelerde Kürt hassasiyeti yaratacaktır.

Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

                                                         



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.