Kremlin'de çeyrek yüzyıl: İçeride tek vücut bir halk ve dışarıda ülkenin etrafını saran ‘düşmanlar’

Rusya’da devlet başkanlığı seçimleri sırasında Moskova'daki bir sandık merkezinde oy kullananlar seçmenler, 15 Mart 2024 (AFP)
Rusya’da devlet başkanlığı seçimleri sırasında Moskova'daki bir sandık merkezinde oy kullananlar seçmenler, 15 Mart 2024 (AFP)
TT

Kremlin'de çeyrek yüzyıl: İçeride tek vücut bir halk ve dışarıda ülkenin etrafını saran ‘düşmanlar’

Rusya’da devlet başkanlığı seçimleri sırasında Moskova'daki bir sandık merkezinde oy kullananlar seçmenler, 15 Mart 2024 (AFP)
Rusya’da devlet başkanlığı seçimleri sırasında Moskova'daki bir sandık merkezinde oy kullananlar seçmenler, 15 Mart 2024 (AFP)

Rusya'da pazar akşamı devlet başkanlığı seçiminde sandıkların kapanmasıyla birlikte Ruslar, ön sonuçların resmi olarak açıklanmasını beklemeye başladılar. Büyük zaferi bozabilecek hiçbir sürpriz beklenmiyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, seçim öncesi anket sonuçlarının da gösterdiği üzere ülkenin yarısının konsensüsüyle başkanlığının yeni bir dönemine başlaması ve en az 2030 yılına kadar Kremlin'deki başkanlık koltuğunda oturmaya devam edeceğinin onaylanması bekleniyor. Böylece Putin de ülkenin çeşitli dalgalanmalara ve iniş-çıkışlara sahne olduğu, içeriden ve dışarıdan en karmaşık zorluklarla karşı karşıya kaldığı uzun yıllar boyu Kremlin’de kalmaya devam eden Rus liderler ve çarlar arasına girecek. Aynı zamanda ilk kez 1999 yılında iktidara gelen Putin, 18’inci yüzyılda Çariçe 2. Katerina’nın saltanatından bu yana tahtta en uzun süre kalan isim olacak.

'Sakin geçen' seçimler

Seçim süreci, rekabetin olmadığı bir ortamda, ülkenin içinde bulunduğu zorluklarla orantısız olarak sakin geçti. Bununla birlikte seçimler, toplumun başkana ve onun başta iki yıl önce Ukrayna'ya karşı başlatılan savaş olmak üzere aldığı önemli kararlarına desteğini gösteren güçlü siyasi ve medya kampanyalarına sahne oldu.

Bazı sandık merkezlerinde, sandıklara yeşil boya dökülmesi ya da oy verme işlemleri sırasında tartışma çıkarılması gibi düzenlenen az sayıdaki protesto gösterisi bile ne toplumda geniş yankı uyandırdı ne de tepki çekti. Seçim, Kremlin'in muhalefet kanadının ötekileştirilmesi ve halk üzerindeki etkisinin zayıflığı üzerine oynağı bahsi kazandığını bir kez daha kanıtladı. Rus muhalif siyasetçi Aleksey Navalny’nin hapishanede ölmesinden iki hafta önce destekçilerine yaptığı, sandık merkezlerini toplanma alanlarına dönüştürme çağrıları da fazla ilgi görmedi.

defvfe
Devlet Başkanı adayı Leonid Slutsky, dün basın mensuplarına konuşurken (EPA)

Sokakta ise ülkenin öyle çok önemli bir dönemden geçtiğine dair herhangi özel bir görüntü yok. Putin'in dev posterlerinin asılı olduğu az sayıdaki yer dışında, seçim propagandası için pankartlar ve adayların resimleri da yok.

Putin'e rakip üç adayın seçim kampanyası ekipleri dahi bunun olacağını tahmin ediyordu. Bu yüzden Putin'in çeyrek yüzyıldır ortaya koyduğu kendinden emin ve kanıtlanmış çözümlerden farklı yenilikçi çözümler ya da vizyonlar sunabileceğini öne süren bir seçim propagandası yapılmadı.

Adayların siyasi söylemlerinde farklılık olup olmadığı anlaşılmıyordu bile. Dış politikada herkes Putin'in yaklaşımını destekliyor ve bunu çağdaş Rusya için tek doğru yol olarak görüyordu. İçeride ise bugün, tıpkı Komünist Parti'nin adayı Nikolai Kharitonov’un da söylediği gibi bütün ülkenin en militarist özellikler taşıyan ve tüm imkanlarını askeri cephenin hizmetine seferber eden yönlendirilmiş ekonomiye doğru yol aldığı bir dönemde kim biraz Sovyetler Birliği havası taşıyan ekonomik planlarının yeniden uygulanmasıyla ilgilenir ki?

Peki ya Devlet Başkanlığına adaylığını koyan genç isim Vladislav Davankov'un adayı olduğu Yeni İnsanlar Partisi tarafından ortaya atılan sınırlı ve biraz da liberal reformlar şu an kimin umurunda? Yoksulluk sınırının altında yaşayan (3 çocuk ve üzeri) büyük ailelerin yüzde 30'unun içinde bulundukları şartlar nasıl iyileştirilecek?

Liberal Demokrat Parti'den milliyetçi aday Leonid Slutsky, Kremlin'in ‘Rusya’ya yeni katılan bölgelere’ yardım edilmesi ve buraların ülke ekonomisine entegre edilmesi gerektiği konusunda iktidara olan desteğini açıklayan ilk isim oldu. Seçim kampanyasını da bu başlık altında yürüttü.

Putin’in bu seçimlerdeki karşısına çıkan adayların hiçbiri onun politikalarına rakip olabilecek, onların doğruluğunu zerre kadar bile sorgulayabilecek hiçbir şey sunmadılar. Hiçbiri bazen Rusları şaşırtan ya da endişelendiren zor sorular bile sormadı.

Putin’in bu seçimlerdeki rakiplerinin hiçbiri onun politikalarıyla rekabet edebilecek ya da politikalarının doğruluğunu zerre kadar sorgulatabilecek bir hipotez sunmadılar. Öyle ki hiçbiri zaman zaman Rusları dahi şaşırtan ya da endişelendiren zor sorulardan sormadı.

Bu atmosferde geçen seçim kampanyası süreci daha çok çizgileri dikkatlice çizilmiş bir dekorasyona benziyordu. Dekorasyondaki en büyük yeri de toplumun tüm kesimlerinden büyük çoğunluğunun ülkenin tüm sorunlarına çözüm bulacağına inandığı tek lider olan Putin işgal ediyordu.

Tek lider Putin

Kremlin’in ‘ülkenin kaderini belirleyici’ seçimlerden iki hafta önce Rusların önünde tercihin kimden yana olduğunu belirlemesi de tesadüf değildi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, yaptığı açıklamada, ‘mevcut Devlet Başkanına (Putin) alternatif bir isim görmediğini’ söyledi. Rusya’daki son seçimlerin ruhu ve özü buydu. Ruslar sandık başına gitme konusunda bazen tembellik yaparken ve bazen kayıtsız kalırken, eskiler yeni devlet başkanının çeyrek asır önce iktidara gelişmişini ve Rusya’nın 25 yılda nasıl değiştiğini halen dün gibi hatırlıyorlar.

dvdsvd
Dün Rusya’nın Leningrad şehrinki bir sandık merkezinde oyunu kullanan bir seçmen (EPA)

O dönemde ülke parçalanmış ve çökmüş durumda, Batı'ya bağımlılığın sıkıntılarını çekiyordu. Kafkasya'nın bazı bölgelerinde açıktan bazı bölgelerinde ise gizliden sürdürülen ayrılıkçı savaşlarla karşı karşıyaydı. Tıpkı bugün iç ve dış politikasını Kremlin kararlarından bağımsız olarak yöneten ve federal merkezin kontrolünde olan Tataristan’da olduğu gibi. Aynı durum, Kremlin'in kararlarından bağımsız politikaları olan neredeyse tüm federal bölgeler için geçerliydi. Artık topraklarındaki kaynakları kontrol ediyorlardı. Bu durum, ekonomi ve siyaset alanlarındaki kararları kontrol eden bir grup ‘para babasının’ ortaya çıkışıyla kaynakları kontrol etmeye yönelik mekanizmaları tekeline almaya çalışan yeni bir zengin sınıfının oluşmasına neden oldu.

Rus toplumu aşırı yoksullukla ve başta sağlık ve eğitim alanları olmak üzere tüm kamusal hizmetlerdeki az gelişmişlikle karşı karşıyaydı. Yönetim ise giderek daha fazla karmaşık hale geliyordu. Her yıl yaklaşık bir milyon kişi Rusya’yı terk ediyor ve ülke tam bir demografik felaketin eşiğinde görünüyordu. Burada durumun vahametini anlatmak için araştırmaların, 1990'lı yılların ortalarında yeni doğan her üç bebekten yalnızca birinin bir yaşına kadar yaşadığını gösterdiğini söylemek yeterli olacaktır.

Tüm bunlar sonunda toplumda neo-Nazi ve aşırı sağcı eğilimlerle ve sloganlarla intikam almak ve anavatanlarının saygınlığını yeniden tesis etmek isteyen gençler arasında aşırı milliyetçi hareketlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Öyle ki o dönem uluslararası düzeyde Rusya'nın hiçbir bölgesel ve küresel dosyada ciddi bir nüfuzu yoktu.

Hal böyle olunca Sovyet gizli istihbarat servisi KGB’nin eski bir ajanı olan Vladimir Putin'in adı duyulmaya başladı. Nihayet zayıf düşen yönetimin kurtarıcısı olarak iktidara gelmesi kararlaştırıldı. KGB'den gelmesi, her ne kadar ilerleyen dönemde politikalarında önemli bir rol oynamasa da güçlü lider havasının yaratılmasını sağlayan medya ve propaganda kampanyasında kullanıldı. Ne var ki Putin de korkunç işleriyle bilinen KGB’de önemli bir rol oynamadığını kabul etmişti. Ancak yaratılan bu güçlü lider havası, ülkeyi yönettiği dönemin her aşamasında ona eşlik etti.

c vcs
Putin, Kremlin'in Alexander Salonu'nda konuşma yaparken, Aralık 2021 (AFP)

Hızlıca çalışmalarına başlayan Putin, kendi yönetiminin temellerini atmaya çalıştı ve bir yıl içinde St. Petersburg Hükümeti'nde görev yaparken yanında olan ve daha sonra da yanında olmaya devam eden sadık insanlardan oluşan güçlü bir ekip kurdu. Rusya’nın tanık olduğu tüm dalgalanmalara rağmen bu insanların hiçbirinden vazgeçmedi.

Ancak Çeçenistan’daki isyanı vahşice bastıran ve kişisel temsilcilerini oraya atayarak Çeçenistan’ın tüm bölgelerinde mutlak kontrolü sağlamak için çeşitli tedbirleri hayata geçiren güçlü Devlet Başkanı Putin, eski Devlet Başkanı Boris Yeltsin’e verdiği söze uydu ve başkanlığının ilk döneminde para babalarının iktidarını devirmek için hiç acele etmedi. Rusya'yı Yeltsin’in nüfuzundan arındırmaya başlamak için birinci döneminin bitmesini (4 yıl) bekledi. O dönemde ülkenin servetini ve kaderini elinde bulunduran oligarklara, ya devletle koordineli olarak çalışabilecekleri ya da siyaset ve yönetim meseleleriyle boğuşmak zorunda kalacakları iki seçenek arasında seçim yapmaları esasına dayalı bir denklem dayatılmıştı. İkinci seçeneği seçenler kendilerini ya tıpkı Boris Berezovski ve İsrail'e ve Batı'ya sığınan bir grup zengin Yahudi iş adamı gibi kendisini sürgün edilmiş halde buldu ya da Mihail Hodorkovski ve büyük bir grup iş adamı gibi kendilerini ‘yozluk’ veya ‘hırsızlık’ gibi suçlamalarla hapishanelere atılmış halde buldu.

Geriye ise Rusya’da devletin oligarşik sınıfla ilişkisine dair yeni düzenlemeyi kabul edenler kaldı. Putin, tüm hayati öneme sahip sektörleri ve ülkenin servetini kontrol eden ve tekeline alan büyük şirketler kurarak ekonomik sektörlerle ilişkileri düzenledi ve her birinin başına kendisine yakın bir ismi yerleştirdi. Gazprom ve diğer dev petrol şirketleri, madencilik şirketleri ve çeşitli sektörleri ele geçiren birçok kurum böyle ortaya çıktı.

“Batı'dan intikam almak”

Putin, 2007 yılına gelindiğinde, ikinci döneminin sonlarına doğru Batı’ya karşı kendi içinde bir intikam operasyonu başlatmaya hazırlanıyordu. Münih Güvenlik Konferansı sırasında Batılı üst düzey isimlerin önünde yaptığı konuşma bu niyetini açıkça ortaya koyuyordu. Ardından NATO genişletilerek Rusya’nın tehdit edildiği suçlamasında bulun Putin, kendisini dünyanın ‘mutlak hakimi’ olarak gördüğünü söyleyerek ABD’yi eleştirdi. Putin, Ukrayna'ya karşı savaşı da aynı gerekçeleri kullanarak açmıştı.

dvdevd
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ARMY-2023 Forumu kapsamında katılımcılara telekonferans aracılığıyla hitap etti, Ağustos 2023 (EPA)

Yeni dönem başlamıştı. Kısa bir süreliğine başbakanlık yapan Putin, bu süre zarfında tüm ekibini yanına aldı ve Kremlin’in tüm siyasi ve ekonomik bölümlerinde kendisini temsil edecek sadık isimleri yerleştirdi. Böylece iktidarının ikinci dönemine Batı'ya karşı tam bir isyan hareketi ilan ederek başladı. Gürcistan'ın 2008 yılı yazında bazı bölgelerinin ayrılması Putin’in, Batı'nın 2014 yılında Ukrayna'ya doğru genişlemesini engelleme ve ertesi yıl da Suriye'ye müdahale etme yeteneğini test etmesi için alan sağladı.

Bu iki olay büyük bir dönüm noktası oluşturdu, çünkü öncesinde Rusya, eski ABD Başkanı Barack Obama'nın söylemekten hoşlandığı gibi ‘önemli bir bölgesel aktör değildi’. Bu ifade Kremlin'i çok kızdırıyordu. Ardından Rusya, süper güç olarak yeteneklerini ve tüm bölgesel ve uluslararası dosyalardaki nüfuzunu geri kazanmaya başladı. Kremlin, Sovyetler Birliği döneminden kalma ‘Moskova olmadan hiçbir sorunun çözümü yoktur’ ifadesinin yeniden kullanılmaya başlamasını sağladı.

Ukrayna ve üçüncü dönem

Ukrayna’ya savaş açma kararı Putin'in aldığı en tehlikeli ve zor kararlardan biri olmaya devam ediyor. Sızdırılan bilgiler ve veriler, kararın Putin tarafından çevresindeki az sayıdaki insana danışılarak alındığını gösterirken karar, Rusya’da halkın yanı sıra siyasi ve ekonomik sınıfın seçkinlerinin büyük bölümü için de sürpriz oldu.

sdcw
Cephede Rus güçlerinin mevzilerine top mermisi ateşleyen Ukraynalı askerler, (Arşiv - Ukrayna Ordusu’nun Telegram hesabı)

Kararın sonuçları Kremlin'in savaşın gidişatı için hazırladığı planlarla zaman zaman çelişkili görünse de kesin olan şu ki karar, alınması, zamanlaması ve içeriği bakımından Putin'in içerideki durumun bütünlüğüne olan güvenini ve çabalarını sekteye uğratacak herhangi bir zayıflık ya da sarsıntı hissetmeden savaşı yönetebildiğini ortaya koydu.

Gelişmeler de bunun doğruluğunu kanıtladı. Rusya’ya karşı daha önce eşi ve benzeri görülmemiş yaptırım paketleri uygulanması ve kısmen kötüleşen hayat şartları nedeniyle ekonomiyi sarsabilecek etkiler, Batı’nın beklediği gibi büyük çöküşlere yol açmadı. Rusya, aralarında finans ve iş dünyasının önde gelen isimlerinin önemli bir kısmının ve çeşitli alanlardaki parlak beyinlerin de bulunduğu yaklaşık bir milyon Rus’un ülkelerini terk ettiğine işaret eden verilere rağmen, genel durumu etkileyebilecek büyük bölünmelere tanık olmadı.

Putin, Ukrayna'nın 2023 yazında Rusya’ya karşı saldırısının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Batılıların Ukrayna'ya askeri yardımda bulunmaya devam etme konusunda fikir ayrılığına düşmeleriyle manevra alanının genişlediğini hissetti.

Ancak Rusya Devlet Başkanı, gücüne rağmen halen birçok zorlukla karşı karşıya ve Ukrayna'da zaferden çok uzak. Rus halkının, seçkinlerinin ve ülke ekonomisinin zaman geçtikçe savaş karşısında dayanıp dayanamayacağı sorusu yanıt aramaya devam ediyor.

dscdw
Rus paralı asker grubu Wagner’in geçtiğimiz yaz başlattığı isyanının başlarında sokağa inen bir tankla resim çektiren Rostov sakinleri (AP)

Rusya’da en büyük iç zorluklardan biri Yevgeniy Prigojin liderliğindeki Wagner Grubu'nun isyanıydı. Ancak sorun hızlı bir şekilde çözüldü ve son derece stabil kalan cephede büyük bir etkiye neden olmadı. Muhalif siyasetçi Aleksey Navalny’nin hapishanede ölmesi ve ölüm nedeni ne olursa olsun Rusya’da büyük bir yankı uyandırmaması, Putin'in içerideki durumu dışarıdaki manevra alanını genişleyecek şekilde güçlendirmeyi başardığını gösterdi.

Kremlin, muhalefete tolerans göstermeyeceğini asla gizlemedi. Muhalif isimler artık ya sürgünde ya da mezarda. Ancak vatandaşların çoğunluğunun gözünde Putin, yoksulluk, yolsuzluk ve Batı'ya bağımlılık nedeniyle zayıflayan Rusya'nın ayaklar altına düşen onurunu yerden kaldıran kişi olmaya devam ediyor.

Putin'in seçimlere girerken hissettiği büyük güçle, çeyrek asır önce tükenen ve dağılan ülkenin bu büyük krizi atlattığı göz ardı edilemez. Ancak bu, Putin’in şu an çok büyük ve çok ciddi zorluklarla karşı karşıya olmadığı anlamına gelmiyor.

NATO, Putin'in çeyrek asırlık iktidarı sırasında birkaç kez genişledi. NATO güçleri, şu an Rusya sınırında konuşlanmış durumda. Rusya ile daha önce yapılan ve Rusya’nın asker ve silah konuşlandırmaması karşılığında Ukrayna ve Gürcistan'ın NATO’ya girmemesini öngören güvenlik anlaşmaları etrafında dönen tartışmalar çıkmaza girmeye başladı. Baltık Denizi'nin neredeyse Ruslara kapalı bir NATO havuzuna dönüşmesinin gelecekte tehlikeli sonuçları olacak. Bu tehlikelerin bazı işaretleri, NATO üyesi ülkelerden siyasetçilerin, NATO'nun bu bölgede izole haldeki Rus yerleşim bölgesi Kaliningrad'a kolayca saldırabileceğine dair verdikleri ipuçlarında ortaya çıktı. Ayrıca şu sıralar NATO’nun, onlarca yıl ‘tarafsızlığını’ koruduktan sonra NATO’ya katılan İsveç’in ardından artık Batı'nın yanında ve Rusya'nın karşısında oldukları düşünülen önemli yeteneklere sahip yeni NATO üyeleri Polonya’dan Finlandiya'ya kadar Avrupa ile temas halindeki tüm sınır hatlarına daha fazla güç ve silah konuşlandırılmasından bahsediliyor.

dfvedf
Fransa ve Polonya askerleri, Polonya'nın Korzeniow şehrindeki Vistül Nehri üzerinde NATO üyesi birçok ülkeden gelen askerlerle birlikte ortak askeri tatbikata katıldılar, 4 Mart 2024 (DPA)

Gürcistan, Ukrayna ve Moldova, Rusya’nın yakın çevresinde yer alan muhalifleri haline geldi. Moldova yakında savaşın Rusya’daki bazı çevreler tarafından Ukrayna'nın ayrılıkçı bölgesi Donbas’a benzetilen ayrılıkçı Pridnestrovian Moldavya Cumhuriyeti’ne (Pridnestrovie) doğru genişlediğine tanık olabilir.

Rusya ile müttefik olan diğer Sovyet cumhuriyetleri de Moskova’yı yavaş yavaş terk etmeye başladı. Ermenistan, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ne üyelik talebini dondurdu ve ayrılma tehdidinde bulunmaya başladı. Azerbaycan ise Güney Kafkasya'daki yeni durumu Türkiye ile iş birliği içinde yeniden düzenlemekle meşgul. Rusya şu an Orta Asya'da son yıllardaki en az nüfuza sahip ülke haline geldi.

Vladimir Putin başkanlığının yeni dönemine içeride büyük ölçüde uyumlu ve sağlam bir cepheyle kazandığı zaferle girerken Batı’nın tüm baskılarına rağmen güçlü silahlarını elinden bırakmıyor. Öte yandan Putin, dışarıda da kendisi gibi uzun yıllar iktidarda kalan Rus çarlarının karşı karşıya kaldıklarından daha az tehlikeli olmayan çeşitli zorluklarla karşı karşıya.



İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)

Anton Mardasov

ABD silahlı kuvvetleri, bilhassa üst düzey liderliği hedef alarak ve askeri ve hükümet yapısını istikrarsızlaştırarak İran'a karşı etkili saldırılar düzenlemesini sağlayacak muharebe gücüne ve sayısına sahip operasyonel birimleri konuşlandırmaya devam ediyor. Buna, çeşitli istihbarat türlerinde önemli bir yoğunlaşma, denizaltı ve savaş gemilerinin hızlıca konuşlandırılması ve önemli hava birimlerinin dikkatlice seçilmiş operasyonel üslere yeniden konumlandırılması eşlik ediyor.

Bununla birlikte en kritik aşama, hedef belirleme, gerekli kuvvet ve kaynakların değerlendirilmesi, bunların farklı eksenlere dağıtılması ve sadece çeşitli askeri oluşumlar arasında değil, İsrail ile de koordinasyon ve etkileşim mekanizmalarının incelenmesini içeren bir acil durum planının geliştirilmesi olmayı sürdürüyor.

Tahran misilleme saldırıları düzenlerse, bunların İsrail içindeki tesisleri ve muhtemelen bölgedeki ABD üslerini hedef alacak orta menzilli balistik füze saldırılarını içermesi bekleniyor. Önceki füzeleri önleme operasyonlarında anti-füze mühimmatındaki yüksek tüketim göz önüne alındığında, rezervlerin yenilenmesi ve güçlendirilmesi acil bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, 12 Gün Savaşı'ndan bu yana geçen süre, savunma sanayilerinin bu mühimmatın üretimini daha etkili muharebe operasyonlarını desteklemek için gerekli oranda artıramadığını gösteriyor.

ABD ve İsrail'in, İran'ı sürekli teyakkuz halinde tutup, kuvvetlerini tüketen ve ekonomisine yük getiren askeri eylem tehditleriyle Tahran'a baskı uygulamaya devam etmesi muhtemel. Öte yandan, uzun bir süre boyunca bölgede yüksek düzeyde muharebe hazırlığı ve güçlü bir askeri varlığı sürdürmek, ABD kaynakları üzerinde de baskı oluşturmaktadır. Bununla birlikte, İran'ın ekonomik durumunu dikkate almasak bile, bu tür senaryolarda daha büyük inisiyatife ve stratejik avantajlara sahip olan saldırgan taraftır.

Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmedi

Askeri açıdan bakıldığında, herhangi bir ABD-İsrail askeri operasyonuna İran'ın olası bir yanıtının etkinliği sorgulanabilir. Geçen yıl ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmanın ardından İran, o dönemde fırlattığı yüzlerce balistik füzenin somut bir stratejik etki yaratamaması nedeniyle nispeten daha zayıf bir görüntü verdi. Tahran'ın son çatışma (12 Gün Savaşı) sırasındaki tutumu da özellikle petrol tankerlerini hedef almak gibi bu tür durumlarda en etkili baskı taktiklerinden bazılarını kullanmaktan kaçınarak, uzun süreli bir yüksek gerilimden kaçınma arzusunda olduğunu açıkça gösterdi. Bu ihtiyatlılık, her şeyden önce İsrail'in bir caydırıcılık ile karşılaşmadan yoğun ve sürekli hava saldırıları düzenlemesine olanak sağladı.

Bu sefer, teorik olarak, İran stratejisini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir. Saldırı durumunda, ABD'nin öncelikle deniz birimlerini korumak için ana kuvvetlerini İran'ın balistik ve gemisavar seyir füzelerinin menzilinin ötesine konuşlandırması bekleniyor. Aynı zamanda, İran'a yakın bölgelerdeki ABD askeri üsleri, çok katmanlı ve yoğun hava ve füze savunma sistemleri konuşlandırılarak azami koruma ile güçlendirilecektir.

Görsel kaldırıldı.Umman Körfezi'nde İran, Rusya ve Çin arasında yapılan askeri tatbikatlara katılan gemiler, 12 Mart 2025 (AFP)

Bu bağlamda, Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmiyor. Irak'taki İran yanlısı gruplar, özellikle Nuceba Hareketi, Hizbullah Tugayı ve Bedir Örgütü, bu kez askeri destek sağlama konusunda daha net bir kararlılık gösteriyorlar. Irak'taki İran yanlısı silahlı örgütlerden biri olan Seraya Evliya ed-Dem, yaklaşık 86 kilometre menzilli İran yapımı Ebabil/Arman güdümlü füzeler de dahil olmak üzere taktik füzeler için fırlatma rampalarıyla donatılmış bir yeraltı üssünden faaliyet göstermeye hazır olduğunu açıkladı. Bu türden herhangi bir tırmandırma, mümkün olduğunca çok potansiyel bölgesel müttefiki devreye sokmayı İran için son derece önemli hale getirecektir. Zira bu, İran'ın düşmanının çabalarını dağıtmasına ve daha yakın mesafeden ve daha düşük stratejik maliyetle birden fazla Amerikan mevziini hedef almasına olanak tanıyacaktır.

Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor

Bununla birlikte, ABD ve İsrail lehine olan ezici askeri ve ekonomik dengesizlik, Tahran için uzun süreli bir silahlı çatışmada kesin bir zaferi neredeyse imkansız kılıyor. Beklenen tüm senaryolarda, savaşın stratejik ve ekonomik maliyetinin İran için çok yüksek olacağı ve nihai sonucun kesinlikle onun lehine olmayacağı öngörülüyor.

ABD ve İsrail'in tehditlerini yerine getirip mevcut İran askeri ve siyasi liderliğini devirmeyi başardığını varsayalım. Bu, tamamen göz ardı edilemese de gerçekleşme olasılığı belirsiz olduğundan, sadece varsayımsal bir senaryodur. Ancak, böyle bir senaryonun İran rejiminin yapısında hızlı bir değişikliğe yol açmayacağı açık ve net. Eşsiz iç yapısı ve örgütlü muhalefetin zayıflığı nedeniyle, iktidar mücadelesi süreci muhtemelen uzun ve karmaşık olacaktır. Bu tür acil durumlarda, İran Devrim Muhafızları, ülkedeki tüm reformist akımları marjinalleştirerek ve hatta ortadan kaldırarak, “Venezuela senaryosu” olarak bilinen -ılımlı güçlerle barışçıl bir iktidar geçişi- durumundan kaçınmaya çalışabilir. Zira teorik olarak, bu akımlar, uluslararası izolasyonun sona ermesi ve ekonomik durumun iyileştirilmesi karşılığında sadece nükleer programdan değil, füze programından da vazgeçmeye istekli olabilirler.

Görsel kaldırıldı.İran ordusu askerleri, Saddam Hüseyin Irakı'yla 1980-1988’de yaşanan savaşın başlangıcını anma amacıyla Tahran'da düzenlenen yıllık askeri geçit töreninde, 21 Eylül 2024 (AFP)

Bu gerçeklik önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bu gelişmelerin Rusya üzerindeki etkisi nedir? Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor. Rusya’nın iç protestoları bastırmak için özel araçlar sağlamasının yanı sıra, Rus Antonov-124 ve Ilyushin-76 gibi ağır askeri kargo uçakları, dikkat çekici ve alışılmadık bir hamleyle Çinli muadilleriyle koordineli olarak İran'a askeri sevkiyatlar gerçekleştiriyor. Sosyal medyada İran'daki Rus Mi-28 saldırı helikopterlerine dair ilk görüntülerin yayınlanması iki anlam taşıyor. Birincisi operasyonel olup, daha önce verilmiş siparişler kapsamında teslim edilen partileri temsil ediyor; ikincisi ise medyatik ve psikolojik olup, devam eden bilgi savaşının bir parçası olarak İran'ın müttefiklerinden önemli askeri “sürprizler” teslim alabileceğini yaymayı amaçlıyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir

Bununla birlikte, bu sevkiyatların doğrudan askeri etkisi, geniş çaplı gerilimi tırmandırma senaryoları karşısında sınırlı kalıyor ve gerçek ihtiyaçlar denizinde bir damlayı temsil ediyor. Yine de değerleri maddi boyutlarının çok ötesine uzanıyor. Bu, stratejik desteğin somut ve pratik ifadesi, siyasi ittifakın diplomatik açıklamaların ötesine geçen somut adımlara dönüşmesidir. Bu bağlamda, İran medyası, İran, Rusya ve Çin arasında şubat ayında Kuzey Hint Okyanusu'nda üçlü ortak deniz tatbikatlarının yapılmasının planlandığını bildirdi. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu hamle, özünde, Batı baskısı karşısında bu güçler arasındaki koordinasyon ve stratejik ittifak düzeyinde ciddi yükselişi yansıtan güçlü bir sembolik siyasi ve askeri mesaj niteliğinde.

Görsel kaldırıldı.İran'ın “Nahid-2” iletişim uydusu Rusya'nın Uglegorsk kenti dışında, Rus Soyuz roketi kullanılarak Vostochny Uzay Üssü'nden fırlatılıyor, 25 Temmuz 2025 (AFP)

Moskova ve Tahran arasındaki gizli askeri-teknik iş birliği ve istihbarat etkileşiminin dinamikleri, uzun zamandır resmi ticari ve ekonomik ilişkilerden bağımsız olarak işlemektedir. Ancak, iki ülkenin derin yaptırımlar konusundaki ortak deneyimi, yeni yakınlaşma noktaları yaratmaya başladı. 2022'de uygulanan kapsamlı yaptırımların ardından Moskova, özellikle petrol ticaretinde, karıştırma, yeniden etiketleme ve petrolü üçüncü bir ülkeden gelmiş gibi satma yoluyla yaptırımların etrafından dolaşma konusunda İran'ın birikmiş deneyimine aktif olarak güvendi. Ancak bu ilişkinin derinliği abartılmamalı. Temel ekonomik gösterge olan ikili ticaret hacmi, 2025 yılında 4,8 milyar doları aşmadı. Bu rakam örneğin, Rusya ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ticaret hacmiyle (12 milyar dolar) karşılaştırıldığında oldukça düşük olup, iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın sınırlı kapsamını vurguluyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir. Ekonomik ve iş birliği açısından olası en kötü sonuçlardan biriyse, son yıllarda Rusya'nın Ortadoğu ve ötesindeki varlığının ideolojik gerekçesinin temeli olan uluslararası Kuzey-Güney ulaşım koridorunun çökmesidir. Moskova, küresel ölçekte Tahran'ın taktiksel bir müttefik olabileceğini, ancak tam anlamıyla stratejik bir müttefik olamayacağını kabul ediyor; zira bu ittifak, siyasi iradeden ziyade din faktörü tarafından kısıtlanıyor. Uzmanlar, yalnızca ideolojisini paylaşanların İran'ın müttefiki veya dostu olabileceğini, diğer ülkelerin ise bu ideolojik bağlamda sadece birer araç olduğu gerçeğini sıklıkla gözden kaçırıyorlar.


New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
TT

New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)

Antoine el-Hac

5 Şubat 2026, Rusya ile ABD arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşmanın da sona ermesiyle, dünyayı yeni bir belirsizlik ve endişe dönemine sokan tarihi bir gün olarak kayda geçti.

8 Nisan 2010’da dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, Prag’da Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nı (New START) imzaladı. Anlaşma 5 Şubat 2011’de yürürlüğe girdi ve 2021 yılında beş yıl süreyle uzatıldı. Anlaşma, stratejik nükleer silah sistemlerini ‘kıtalararası’ olarak tanımladı; yani örneğin Avrupa'dan fırlatılıp ABD’de patlayabilecek ve bunun tersi de mümkün olabilecek sistemler olarak nitelendirildi.

New START Anlaşması, ABD ve Rusya için konuşlandırılmış stratejik nükleer başlık sayısını bin 550 ile sınırlandırdı. Bu başlıkların, uçaklar, kıtalararası balistik füzeler ve denizaltılar dahil olmak üzere 700 nükleer taşıma aracı üzerinde konuşlandırılması öngörüldü. Ayrıca nükleer silah taşıma kapasitesine sahip füzeler ve uçaklar için konuşlandırılmış ve konuşlandırılmamış toplam 800 fırlatma platformu sınırı getirildi.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)

Anlaşma, konuşlandırılmış stratejik nükleer silahları kapsasa da her iki ülkenin bunun ötesinde daha büyük ‘stoklanmış’ nükleer cephaneliklere sahip olduğu biliniyor. Tahminlere göre Rusya’nın yaklaşık 5 bin 459, ABD’nin ise yaklaşık 5 bin 177 nükleer başlığı bulunuyor.

New START Anlaşması ayrıca, hızlı bildirimlerin ardından düzenli saha denetimleri yapılmasını ve iki ülke arasında yılda iki kez veri paylaşımını öngörüyordu.

Üst sınır konusunda anlaşma sağlanamadı

Anlaşma şartlarına göre New START Anlaşması yalnızca bir kez uzatılabiliyordu; bu nedenle baştan itibaren 5 Şubat 2026’da sona ereceği biliniyordu. Ancak Rusya ile ABD, söz konusu anlaşmanın yerini alacak yeni bir anlaşmaya vararak oluşacak boşluğu önleyebilirdi. Nitekim Rusya, Eylül 2025’te iki ülkenin anlaşmada öngörülen üst sınırlara bir yıl daha uyması yönünde bir öneride bulundu. Bu teklif, ilk aşamada ABD Başkanı Donald Trump’tan olumlu bir karşılık gördü. Ancak Trump daha sonra Çin’in de dahil olduğu yeni bir anlaşma müzakere etme isteğini dile getirdi.

Taraflar yıllar boyunca anlaşmanın getirdiği sınırlamalara uymuş olsa da doğrulama mekanizmaları bir süredir işletilmedi. 2020’de Kovid-19 salgını nedeniyle saha denetimleri askıya alındı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD’nin Kiev’e verdiği askeri destekle birlikte iki ülke arasındaki gerilim artarken, ABD Şubat 2023’te Rusya’nın anlaşmaya uymadığını açıkladı. Bunun ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin anlaşmaya uyumunu askıya aldığını duyurarak, denetimlere ve veri paylaşımına son verdi. Washington da buna karşılık Moskova ile bilgi paylaşımını durdurma kararı aldı.

Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)

Küresel nükleer sistemin giderek daha fazla baskı altında olduğu görülüyor. Başlıca iki ülkenin ötesinde, Kuzey Kore cephaneliğini genişletirken, Ukrayna-Rusya savaşı bağlamında nükleer tırmanma riski hâlâ yüksek. İran’ın nükleer programının 22 Haziran 2025’teki ABD saldırısından sonraki durumu kesin olarak bilinmiyor ve Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilim, Keşmir meselesi gibi konular nedeniyle tamamen azalmış değil.

Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesinin, gezegeni korumak amacıyla nükleer silahsızlanma konusunda kayda değer bir ilerleme kaydetmediği görülüyor. Oysa bu ülkeler, 1968’de kabul edilen ve 1995’te süresiz olarak yenilenen Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamında yükümlü. Anlaşmanın bir sonraki gözden geçirme konferansı, önümüzdeki nisan ve mayıs aylarında New York’ta yapılacak. Bu toplantıda nükleer silah sahibi ülkelerin, son beş yılda antlaşma kapsamında ne kadar ilerleme kaydettiklerini açıklamaları ve önümüzdeki beş yılda bu yükümlülüklerini nasıl yerine getireceklerini ortaya koymaları gerekiyor.

Saldırganca konuşma

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) eski Genel Direktörü Muhammed el-Baradey, geçtiğimiz aralık ayında yaptığı değerlendirmede, “Büyük nükleer silah sahibi devletler yalnızca silahlanmayı kontrol etme ve silahsızlanma çabalarında başarısız olmadılar; aynı zamanda cephaneliklerini modernize edip genişletmeye, artan saldırgan retorikleriyle uyumlu şekilde açıkça devam ediyorlar. Oysa insanlığın kendi yok oluşunu önlemesi beklenen kırılgan küresel yapılar gözlerimizin önünde çöküyor” ifadelerini kullandı.

Gözlemcileri endişelendiren bir diğer konu ise ABD ve Rusya arasındaki New START Anlaşması’nın yerini alacak anlaşmaya dair diplomatik çabaların neredeyse yok denecek kadar az olması. Bu süreçte yalnızca iki ülke başkanından kısa açıklamalar geldi. Trump, görev süresinin ikinci gününde Rusya ve Çin ile silah kontrolünün geleceği hakkında konuşacağını belirterek, “Nükleer silahlara muazzam paralar harcanıyor ve yıkıcı güçleri hakkında konuşmayı bile istemiyoruz… Nükleer silahsızlanmanın mümkün olup olmadığını görmek istiyoruz ve bence bu mümkün” dedi.

Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)

Eylül ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından Rusya’nın ‘temel niceliksel sınırlamalara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu’, ancak bunun ABD’nin de ‘aynı ruhla hareket etmesi’ şartına bağlı olduğunu açıkladı. Trump yönetimi bu teklife yanıt vermedi; Başkan Trump ise açıklamalarında çelişkili mesajlar verdi. Trump, ekim ayında Putin’in teklifine ilişkin olarak “Bana iyi bir fikir gibi görünüyor” derken, ocak ayında New York Times’a verdiği bir röportajda New START Anlaşması için “Biterse bitsin. Daha iyi bir anlaşma yaparız” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü’nden (RUSI) Nükleer Politika ve Yayılmayı Önleme Programı uzmanı Darya Dolzikova, New START Anlaşması’nın sona ermesini ‘endişe verici’ olarak nitelendirdi ve tarafların stratejik kapasitelerini genişletme yönünde güçlü motivasyonları olduğunu vurguladı. Dolzikova makalesinde şu ifadeleri kullandı: “Rusya, ABD hava savunma sistemlerini aşma kapasitesi konusunda kaygı duyuyor; bu kaygılar, Başkan Trump’ın Kuzey Amerika’yı uzun menzilli silahlardan koruma amaçlı ‘Altın Kubbe’ (Golden Dome) planlarıyla daha da arttı. Buna karşılık Rusya, bu savunma sistemlerini aşacak şekilde tasarlanmış yeni silahlar geliştiriyor; bunlar arasında nükleer başlıklı, kendi kendine hareket eden kıtalararası torpido Poseidon ve nükleer başlıklı seyir füzesi Burevestnik yer alıyor. Ayrıca ABD, Rusya ve Çin, 4.000 mil/saat (6.437 km/s) hızın üzerinde manevra kabiliyetine sahip uzun menzilli hipersonik füzeler geliştiriyor; bu da onları imkânsız hale getiriyor.”

Dolzikova, bu askeri kapasite artışının ‘yeni bir silah kontrol anlaşmasına varmayı daha da zorlaştıracağını’ ve ‘nükleer silahların önemini artıracağını’ belirtti. Ayrıca diğer ülkelerin de nükleer silahları caydırıcı bir araç olarak edinme isteği gösterdiğini bildirdi.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)

Dünya çapında gerginliğin arttığı bir sır değil. Böyle bir dönemde, silahsızlanma veya en azından silahların kontrol altına alınmasına yönelik önlemler daha da önem kazanıyor. Uluslararası güvenliğin kötüye gitmesi, harekete geçmemek için bir mazeret olamaz; aksine, özellikle son zamanlarda ‘Batı elitleri’ hakkında duydukları haberlerden endişe duyan insanları yatıştırmak için acil önlemler alınması için bir teşvik olmalı.


İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
TT

İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)

Reuters'ın haberine göre bir yetkili, İtalyan polisinin, kuzeydeki Bologna kenti yakınlarındaki demiryolu hatlarına elektrik sağlayan kablolara zarar veren ve tren gecikmelerine neden olan olası bir sabotaj eylemini soruşturduğunu açıkladı.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, Kış Olimpiyatları'nın başlamasından bir gün sonra meydana gelen sorunun herhangi bir teknik arızadan kaynaklanmadığını belirtti.

Polis sözcüsü, yangının "kundaklama olduğuna inanıldığını" ancak henüz kimsenin sorumluluğu üstlenmediğini duyurdu. Sözcü, olay yerinde ulaşım polisi ve terörle mücadele birimlerinin inceleme yaptığını açıkladı.

Yangın, Bologna ve Venedik arasındaki hattı etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Bologna ve Milano arasındaki ve Adriyatik kıyılarına giden yollarda da trafik aksamalarına neden oldu.

Milano, Venedik'ten trenle ulaşılabilen Cortina ile birlikte Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapıyor.

Paris'te düzenlenen 2024 Yaz Olimpiyatlarında, sabotajcılar ülke genelinde şafak vakti bir dizi saldırı düzenleyerek Fransa'nın TGV yüksek hızlı tren ağını hedef almış ve açılış töreninden saatler önce trafik kaosuna neden olmuştu.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, aksaklıklara rağmen tren seferlerinin devam ettiğini açıkladı.