Putin’in yeni dönemi kazanmasının ardından Rusya’nın karşı karşıya kalabileceği 5 senaryo

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
TT

Putin’in yeni dönemi kazanmasının ardından Rusya’nın karşı karşıya kalabileceği 5 senaryo

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)

Ukrayna’ya yönelik savaşın ortasında ve son yıllarda artan baskılara maruz kalan muhalefetin neredeyse tamamen yokluğu ışığında, Rus seçmenler devlet başkanlığı seçimlerinin üçüncü günü olan bugün oylarını kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in seçimleri kazanmasının kaçınılmaz olduğu bir dönemde, Rus liderin bir sonraki başkanlık dönemi, bunun hem ülke içinde, hem de dışında ne anlama gelebileceği de dahil olmak üzere tartışmaların odak noktası oldu. 

Şarku’l Avsat’ın Politico dergisinden aktardığı analize göre Putin’in 2030’da sona erecek yeni devlet başkanlığı döneminde Rusya’nın karşı karşıya kalabileceği beş senaryo şöyle;

Birinci senaryo: Rusya’da demokrasi yanlısı hareketler gelişebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 5-10)

1989’da Doğu Avrupa’daki anti-komünist, sömürgecilik karşıtı devrimlerin gösterdiği gibi, totaliter rejimler bataklığa dayanabilir ve demokratik hareketler karşısında hızla çökebilir. 

Putin’in Ukrayna’da aldığı feci kararların şimdiden Rus vatandaşları üzerinde öngörülemeyen zincirleme etkileri oldu.

Bu durum da, ileriye yönelik hoşnutsuzluk yaratmaya ve doğrudan demokrasi yanlısı hareketlere daha fazla ilgi yaratmaya devam edecek.

cdvg gg
Prag’daki Rusya Büyükelçiliği’nde başkanlık seçimlerinde oy vermek için sırada bekleyen bir kadın, ‘Putin’in terörüne hayır’ yazan bir pankart taşıyor (EPA)

Bu, muhalif lider Aleksey Navalni’nin hapishanedeki şüpheli ölümünden önce bile geçerliydi. 

Rusya’daki demokratik hareketlerin en önde gelen lideri Navalni’yi öldürmek, ülkedeki demokrasi yanlısı enerjileri pek ortadan kaldırmadı. 

Navalni birçok Rus vatandaşının gözünde aktivistten ‘şehide’ dönüşürken, demokratik reform ve hatta demokratik devrime yönelik bu ivme aslında yeniden alevlenmeye başlayabilir.

Bir mahkum olarak Navalni, çoğu Rus’un dikkatinden uzaktaydı. 

Ancak Putin rejiminin her türlü muhalefeti ortadan kaldırmak için ne kadar ileri gidebileceğinin bir sembolü olan Navalni, artık çok daha fazla anlam taşıyabilir.

İkinci senaryo: Rusya parçalanabilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 10 – 15)

Yüzbinlerce Rus askerinin anlamsız bir savaşta katledildiği yıkıcı bir savaşın ardından, Ruslar Putin’i ve onun politikasını toplu olarak protesto etmek için ortaya çıkabilir.

Onu devirmeye çalıştıkça sürtüşmeler yayılabilir, ülke genelinde uzun zamandır gömülü olan hayal kırıklıkları gün yüzüne çıkabilir ve Putin’in eli altında birleştiği varsayılan ulus, birdenbire etnik-milliyetçi çizgilerde parçalanabilir.

Bu durumda kaos ülke geneline hızla yayılabilir.

Kaos, hiçbir bölgeyi veya aileyi dokunulmaz bırakmayacak şekilde bölgesel parçalanmaya ve şiddete yol açabilir.

Ancak pek çok Rus analist, Putin’in iktidardaki sıkı kontrolü göz önüne alındığında, bu senaryoyu hala uzak bir ihtimal olarak görüyor.

sdfvbfr
Moskova’da seçimlerin son gününde vatandaşlar oy verme merkezine girmek için sıraya giriyor (Reuters)

Üçüncü senaryo: Milliyetçiler isyan edebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 15-20)

Bir yıl önce, isyan eden bir milliyetçi olan Yevgeny Prigojin liderliğindeki milislerin cepheden çekilerek, neredeyse Moskova’ya yürüyebileceği fikri bir hayaldi.

Putin’e çok yakın olduğu bilinen Wagner lideri Prigojin, Haziran ayında geniş çaplı bir askeri isyan başlattı ve askerlerini Moskova’ya doğru yöneltti.

Putin’in iktidara gelmesinden bu yana otoritesine yönelik en büyük doğrudan meydan okumayı temsil eden bu büyük çaplı askeri isyan, Rusya’da bir iç depreme neden oldu.

Prigojin’in uçağı bu olaydan birkaç ay sonra Rus hava sahasında patladı ve ‘Putin’in intikamı’ olduğu düşünülen bu olayda, Prigojin ve yakın çevresinin çoğu öldü.

Ancak, Putin’in işgalinden duyulan hayal kırıklığı, bu bataklığı sürdürmek için Rusya’nın can ve mal kaynaklarının azalması ve servet eşitsizliği gibi Prigojin’in isyanını körükleyen tüm unsurlar hala mevcut.

Pek çok analist, şu anda Wagner grubuyla kıyaslanabilecek başka bir güç olmamasına rağmen, benzer isyanların başkaları tarafından da tekrarlanabileceğine inanıyor.

Bu nedenlerden dolayı söz konusu senaryo, Putin sonrası Rusya’nın karşı karşıya olduğu en olası senaryolardan biri gibi görünüyor. 

Putin’in körüklediği milliyetçilik ateşinin yakın zamanda sönmesi pek mümkün değil.

Dördüncü senaryo: Putin’den emekli olması istenebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 20-25)

Moskova’nın birçok Rusya vatandaşını ve ekonomik durumlarını olumsuz yönde etkileyen Ukrayna işgalinin üzerinden iki yıl geçti.

Analistlere göre, hem ekonominin gerilemesi, hem de asker ölümlerinin artması nedeniyle savaşın maliyeti artmaya devam edecek.

Bu nedenle Kremlin yetkililerinin yakın çevresinin Putin’le görüşerek, kendisine yaptığı hizmetleri takdir ettiklerini ve kendisine emeklilik hayatında başarılar dilediklerini söylemesi de, zamanla gerçekleşebilecek bir başka olası senaryodur.

Analistler, Rusya’da 2030 yılına kadar yeni bir rejimin ortaya çıkma ihtimalinin açık olduğuna inanıyor.

Bu, illa ki Putin’e karşı bir iç komplo anlamına gelmiyor.

Sağlık durumu kötü olan Rusya Devlet Başkanı görevdeyken ölebilir.

Bu durumda yeni hükümetin mutlaka demokratik olması gerekmeyecektir.

Ancak uzmanlara göre, hükümete Batılı yetkililer ve iş adamlarının duymaktan hoşlandıkları birçok şeyi söylemeye başlayacak olan az sayıda Batılı eğitimli, teknokrat elit başkanlık edecektir.

Bunlar savaşın büyük kısmını sadece Putin’e yükleyerek, Moskova’da normallik duygusuna dönüş sözü vereceklerdir.

Hatta bazı siyasi mahkumlar ve muhalif siyasetçileri serbest bırakacak, hatta Putin’in 2022’de Ukrayna’nın doğusundaki (Kırım olmasa da) ilhak duyurusunu iptal edecek kadar ileri gidebilirler.

Ancak Putin’in hala devletin tüm araçlarını kontrol ettiği ve ona karşı herhangi bir komployu ortaya çıkarmak için yandaşları arasında rekabeti teşvik ettiği göz önüne alındığında, bu senaryonun gerçekleşme olasılığı hala zayıf.

Buna, özellikle Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı gerçekten kazanabileceği göz önüne alındığında, Putin’in Rus yetkililer arasında hala yaygın bir destek aldığı gerçeğini de eklemek gerekiyor.

Beşinci senaryo: Putin iktidardaki hakimiyetini daha da güçlendirebilir (Gerçekleşme olasılığı yüzde 45-50)

Bu her zaman en olası senaryoydu.

Öngörülemeyen sağlık olayları dışında, Putin yeni başkanlık dönemine muhtemelen tamamen hizmet edeceği bir süreç olarak bakabilir.

drfge
Donetsk’te Putin’in adaylığını destekleyen bir seçim pankartı (EPA)

Bazı analistler Navalni’nin ölümüyle demokratik muhalefetin kargaşaya sürüklendiğine inanıyor.

Rusya ekonomisi, Batı’nın yaptırımlarına rağmen, durgunlaşsa bile neredeyse hiç çökmedi. 

Her ne kadar Putin Kiev’i fethetmemiş olsa da, özellikle ABD’nin Ukrayna’yı silahlandırma konusundaki çekingenliği göz önüne alındığında, Ukrayna savaşının en kötü dönemi henüz geride kalmış olabilir.

ABD başkanlarıyla karşılaştırıldığında, sadece 71 yaşında olan Putin, hala ‘göreceli’ bir gençliğe sahip.

Bazı analistler, Rusya’nın en uzun süre iktidarda kalan liderlerinden biri haline gelen Putin’in önümüzdeki dönemde iktidardaki hakimiyetini sıkılaştırmasını ve iktidarını güçlendirmek için muhalefete yönelik baskılarını yoğunlaştırmasını bekliyor.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.