Mervan el-Bergusi'nin eşi: Mervan vahşice saldırıya uğradı, hayatı tehlikede

Filistinli Tutuklular ve Eski Mahkumlarla İlişkiler Dairesi Başkanı, İsrail'i Mervan el-Bergusi’yi öldürmeye teşebbüs etmekle suçladı.

Mervan el-Bergusi 22 yıldır İsrail tarafından gözaltında tutuluyor ve 67 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. (Reuters)
Mervan el-Bergusi 22 yıldır İsrail tarafından gözaltında tutuluyor ve 67 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. (Reuters)
TT

Mervan el-Bergusi'nin eşi: Mervan vahşice saldırıya uğradı, hayatı tehlikede

Mervan el-Bergusi 22 yıldır İsrail tarafından gözaltında tutuluyor ve 67 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. (Reuters)
Mervan el-Bergusi 22 yıldır İsrail tarafından gözaltında tutuluyor ve 67 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. (Reuters)

Halil Musa

Mervan el-Bergusi'nin eşi, ‘üç aydır durmayan acımasız baskılar’ nedeniyle kocasının hayatından endişe duyduğunu ifade etti.

İsrail Cezaevi İdaresi, Batı Şeria'da üçüncü bir intifadayı kışkırtma bahanesiyle El Fetih hareketi lideri Mervan el-Bergusi'yi üç aydır bir hapishaneden diğerine naklediyor ve onu tek kişilik hücrelere hapsediyor. Eşinin ifadesine göre, İsrail güçleri tarafından ‘acımasızca dövüldükten’ sonra bir gözünden yaralanan Mervan'ın hayatı tehlikede.

İsrail Cezaevi İdaresi, el-Bergusi'yi, Ofer Cezaevi’nden nakliyle başlayıp Ramle, Rimonim ve Ayalon cezaevlerinden geçerek en son Megiddo Cezaevi olmak üzere son üç ay içinde beş kez nakletti.

Eşi Fedva el-Bergusi, kocasının dayağa maruz kaldığını, bunlardan en şiddetlisinin 12 Mart'ta baskı birimlerinin Megiddo Cezaevi'ndeki tek kişilik hücresinde kendisine saldırarak acımasızca dövdükleri ve bir gözünün kanamasına neden oldukları gün yaşandığını söyledi.

Bu saldırı, kendisinin ve hareketin diğer bazı liderlerinin İsrail hapishanelerinde benzer şekilde dövülmesinden altı gün sonra gerçekleşti.

Fedva el-Bergusi, ‘üç aydır durmayan acımasız baskılar’ nedeniyle eşinin hayatından endişe duyduğunu ifade etti. Megiddo Cezaevi'ni ziyaret eden avukatların kendisine ‘Mervan el-Bergusi'nin cezaevlerindeki özel birimler tarafından acımasız ve barbarca bir saldırıya maruz kaldığını’ doğruladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Fedva el-Bergusi, eşinin ‘üç ay önce Ofer Cezaevi’nden başka bir İsrail hapishanesine nakli sırasında omzunun çıktığını’ söyledi.

Filistinli liderin eşi, kocasına yönelik saldırının ‘İsrail işgal makamlarının binlerce Filistinli mahkûm üzerinde yürüttüğü acımasız baskı kampanyasına ışık tuttuğunu’ ifade etti.

İkinci İntifada sırasında İsraillilere yönelik saldırılardan suçlu bulunarak 22 yıldır hapiste tutulan Mervan el-Bergusi, İsrail tarafından 67 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Filistinli Tutuklular ve Eski Mahkumlarla İlişkiler Dairesi Başkanı Kaddura Faris'e göre Gazze Şeridi'ndeki savaşın başlangıcından bu yana İsrail hapishanelerinde dokuzu ağır dayak sonucu olmak üzere 13 Filistinli mahkûm öldürüldü.

İsrail'i ‘el-Bergusi'yi öldürmeye çalışmakla’ suçlayan Faris, “65 yaşındaki el-Bergusi'nin acımasız baskı birimleri tarafından defalarca dövülmesinin, son aylarda birçok mahkûmun başına geldiği gibi ölümüne yol açabileceğini” söyledi.

Faris, el-Bergusi'nin hayatından gerçekten endişe duyduğunu ifade ederek,“cezaevlerinde başkalarını öldürdükleri gibi onu da öldürebilirler” dedi.

Faris’e göre el-Bergusi'ye yönelik acımasız baskılar ‘İsrail makamlarının el-Bergusi tarafından yayınlandığını söylediği ve Filistinli güvenlik personelini Batı Şeria'daki İsrailli yerleşimcileri ve askerleri vurmaya çağıran sahte bir açıklamanın’ ardından başladı.

El-Bergusi'nin ofisinin İsrailli taraflarca desteklenen açıklamayı yalanlamakta gecikmediğini belirten Faris, İsrail'in bunu, “el-Bergusi'yi bir hapishaneden diğerine nakletme ve dövmeye başlamak için bahane olarak kullandığını” söyledi.

Faris, İsrail'in el-Bergusi'ye misilleme amacıyla kasıtlı olarak saldırdığını ve kötü muamelede bulunduğunu, çünkü onun Filistinliler için temsil ettiği mücadelenin sembolizminin ve herhangi bir esir takası anlaşmasında serbest bırakılması olasılığının farkında olduğunu açıkladı.

En kötü işkence biçimleri

Filistinli Tutuklular ve Eski Mahkumlarla İlişkiler Dairesi Başkanı, Filistin Yönetimi liderliğinin el-Bergusi'ye yönelik baskının durdurulmasını sağlamak için son günlerde ABD, Mısır ve Katarlı yetkililerle temasa geçtiğini açıkladı.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi Sekreteri Hüseyin eş-Şeyh, İsrail'i Filistinli mahkûmları ‘en ağır işkence, istismar, baskı ve tecride’ maruz bırakmakla suçladı.

Eş-Şeyh, el-Bergusi'nin ‘tecrit, işkence, baskı ve aşağılama girişimleri ile hayatını tehlikeye atan dayaklara maruz kaldığını’ kaydetti.

El Fetih Merkez Komitesi, ‘Merkez Komite üyesi Mervan el-Bergusi'ye ve işgal hapishanelerindeki diğer kahraman mahkumlara yönelik sürekli saldırıları’ kınadı.

Hareket tarafından yapılan açıklamada, Mervan el-Bergusi'ye yapılan saldırının tüm Merkez Komite'ye yapılmış bir saldırı olduğu belirtildi.

Hareket, söz konusu saldırıların ‘işgalin ve onun araçlarının mahkûm hareketine karşı yürüttüğü çılgınca kampanya bağlamında, yiğit tutuklulara yönelik kısıtlamaları sıkılaştırarak ve en iğrenç istismar, aşağılama, mahrumiyet ve aç bırakma türlerini uygulayarak’ devam ettiği belirtti.

Birkaç hafta önce İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İsrail Cezaevleri’ndeki sabotajcılara karşı kendisinin net politikasını uyguladığı için mutlu olduğunu dile getirdi.

Ben-Gvir'e göre el-Bergusi ‘planlanmış bir isyanla ilgili bilgi üzerine’ hücreye nakledildi. Ben-Gvir ayrıca, ‘sabotajcıların cezaevlerini kontrol ettiği günlerin sona erdiğini’ belirtti.

Ben-Gvir, Kobi Yakubi'yi Filistinli mahkumların tutukluluğunu denetleyen İsrail Cezaevi Servisi'nin başına atadı.

Filistin'de yapılan kamuoyu yoklamaları, yaklaşan başkanlık seçimlerinde Mervan el-Bergusi'nin oyların yüzde 51'ini, Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye'nin ise yüzde 45'ini alacağını gösteriyor.

Mevcut savaşın başlangıcından bu yana İsrail işgal güçleri, Batı Şeria'da 7 binden fazla Filistinliyi tutukladı ve yüzlercesini serbest bıraktı.

Sadece Batı Şeria'daki tutuklu sayısı 9 binin üzerine çıkarken, Gazze Şeridi'nden yüzlerce kişinin akıbeti ve tutukluluk koşulları bilinmiyor.

Beş aydan fazla bir süredir İsrail, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin gözaltı koşullarını denetlemesini engellemenin yanı sıra, mahkumların ailelerinin her zamanki gibi onları ziyaret etmesini de engelledi.



İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir dizi sert açıklaması sonrasında Sör Keir Starmer, Trump'la ilişkisinin onarılamaz şekilde zarar görebileceği konusunda uyarıldı.

Eski ulusal güvenlik danışmanı ve Britanya'nın eski ABD büyükelçisi Kim Darroch, Birleşik Krallık (BK) Başbakanı'nın "Trump'ın İran'a yönelik 'tercih ettiği savaş'ına doğrudan katılmaya direnmekte haklı olduğunu" söyledi.

Darroch, Guardian'a, "Ancak bu, Trump'la kişisel ilişkisine şüphesiz önemli ölçüde zarar verdi" diye konuştu ve "zarar görmüş bir Trump'ın" daha fazla gümrük vergisiyle "saldırabileceğini" ekledi.

Bu yorum, Trump'ın Beyaz Saray'da yaptığı bir konuşmada Ortadoğu çatışmasına verdiği yanıt nedeniyle Sör Keir'ı taklit etmesinin ardından geldi. Trump, Sör Keir'ın Ortadoğu'ya "iki eski, harap uçak gemisi" gönderme meselesini ekibine danışmak zorunda olduğunu söylediğini aktarmıştı.

Çarşamba günü öğle yemeğinde konuşan Trump, "En iyi dostumuz olması gereken BK'ye sordum" dedi.

Aslında Kral iki hafta içinde buraya geliyor, Kral Charles iyi biri. Bizim en yakınımız olmaları gerekirdi ama öyle davranmadılar. Dedim ki, 'İki tane eski, harap olmuş uçak geminiz var, bunları oraya gönderebilir misiniz?'"

Sör Keir'i taklit ederek zayıf bir sesle konuşan Trump şunları ekledi:

Ah, ekibime sormam gerekecek. Dedim ki, 'Başbakansınız, sormak zorunda değilsiniz'. Hayır, hayır, hayır, ekibime sormam gerekiyor. Ekibim toplanmalı, gelecek hafta toplanıyoruz. Ama savaş zaten başladı. Gelecek hafta savaş bitmiş olacak… Üç gün içinde.

Özel bir öğle yemeğinde yapılan ancak Beyaz Saray tarafından sosyal medya kanalında yayımlanan açıklamalar, daha sonra silindi.

Görsel kaldırıldı.
Başbakan, "Britanya halkının en iyi çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi sürdüreceğini" söyledi (AP)

Downing Sokağı kaynakları, Trump'ın BK'den gemi talebinde hiçbir zaman bulunmadığını ve Britanya'nın da bunları göndermeyi teklif etmediğini söyledi.

Trump'ın eleştirileri karşısında BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, "Bizim işimiz BK'nin ulusal çıkarları doğrultusunda kararlar almak" dedi.

Cooper perşembe günü televizyon kanallarına şunları söyledi:

Başından beri ABD'den farklı bir görüş benimsedik ve Ortadoğu'da saldırgan eylemlere kapılmadık çünkü gerilimin tırmanma riskleri, ekonomi üzerindeki de dahil etkiler ve ayrıca sağlam bir plana duyulan ihtiyaç konusunda somut endişeler olduğunu düşündük.

Cooper, Washington'ın hâlâ müttefik olup olmadığı sorusundan kaçınarak şunları söyledi:

Çatışmanın mümkün olan en kısa sürede çözülmesini, sonuçlanmasını istiyoruz çünkü açıkçası bu, BK'deki yaşam maliyeti için en iyisi.

Bu hafta Başbakan, İran'la savaşa girmeme kararlarının arkasında duracağını yineleyerek şunları söyledi:

Benim ve diğerlerinin üzerindeki baskı ne olursa olsun, gürültü ne olursa olsun, aldığım tüm kararlarda Britanya'nın ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edeceğim. Dolayısıyla bunun bizim savaşımız olmadığını ve içine sürüklenmeyeceğimizi net bir şekilde belirttim.

Independent Türkçe


Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
TT

Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet el- Şara ile Şam’da bir araya geldi.

Reuters’a konuşan kaynaklar hükümet danışmanı, görüşmelerin Ortadoğu’daki savaş bağlamında savunma konularına odaklandığını belirtti.

Ukrayna, Aralık 2024’te Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki yeni yetkililerle iletişim kurmaya çalıştı. Zelenskiy, Aralık 2024’te Dışişleri Bakanını Şam’a göndererek Suriye’nin yeni yönetimiyle görüşmeler yaptı ve Rusya’nın ülke topraklarındaki varlığını sonlandırması çağrısında bulundu.

Geçen Eylül ayında ise Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çerçevesinde yapılan görüşmede iki ülkenin ilişkilerini resmen yeniden tesis ettiğini duyurmuştu.


Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
TT

Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)

Bu hafta 40 ülkeden üst düzey yetkililer, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlatılmasını görüşmek üzere çevrim içi bir toplantıda bir araya geldi. Toplantıda İtalya Dışişleri Bakanı, yoksul ülkelere giden gübre ve temel malların güvenli geçişini sağlayacak bir “insani koridor” oluşturulmasını önerdi.

Toplantının ardından Roma tarafından açıklanan bu öneri, savaş nedeniyle gıda güvenliği riskinin artmasını önlemeye yönelik Avrupa ve uluslararası girişimlerden biri olsa da katılımcılardan destek görmedi. Toplantı, boğazın askerî ya da başka yollarla yeniden açılmasına yönelik somut bir plan olmadan sona erdi.

Avrupalı liderler, Donald Trump’ın İran’ın boğazı kapatmasına son vermek ve büyüyen küresel enerji ile ekonomi krizini kontrol altına almak için derhâl askerî varlık konuşlandırmaları yönündeki baskısıyla karşı karşıya. Ancak liderler, şu aşamada savaş gemisi gönderme çağrısına yanıt vermedi; bunun yerine savaş sonrası bu kritik geçidin nasıl yeniden açılacağı konusunda yoğun tartışmalar yürütüyor. Buna rağmen ortak bir eylem planı üzerinde uzlaşmakta zorlanıyorlar.

Bu durum, Avrupa diplomasisinin yavaş işleyişini ve Körfez ülkeleri dâhil olmak üzere savaş sonrası boğazın güvenliğinden sorumlu tarafların çokluğunu yansıtıyor. İtalya ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu bazı ülkeler, herhangi bir uluslararası girişimin Birleşmiş Milletler onayıyla yürütülmesi gerektiğini savunuyor; bu da süreci daha da yavaşlatabilir. Konunun önümüzdeki hafta askerî liderler tarafından ele alınması bekleniyor.

Ancak tüm bunların ötesinde, mevcut çıkmaz, kırılgan bir barış ortamında boğazın güvenliğini sağlamanın ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor. Ana çatışmalar sona erse bile, masadaki seçeneklerin hiçbiri kesin çözüm olarak görülmüyor.

Deniz eskortu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başta olmak üzere Fransız yetkililer, savaş sonrası ticari gemilere boğazdan geçişlerinde savaş gemilerinin eşlik etmesini önerdi. ABD ise ülkelerin kendi bayraklarını taşıyan gemilere refakat etmesi yönünde baskı yapıyor.

Ancak deniz eskortu yüksek maliyetli bir seçenek. Ayrıca hava savunma sistemlerinin, İran’ın saldırıları yeniden başlatması hâlinde insansız hava araçları gibi tehditlere karşı yeterli olmayabileceği belirtiliyor. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, “Dünya ya da Donald Trump, ABD donanmasının tek başına başaramadığını birkaç Avrupa fırkateyninin Hürmüz Boğazı’nda gerçekleştirmesini mi bekliyor?” diyerek şüphelerini dile getirdi.

Mayın temizleme
Almanya ve Belçika, savaş sonrası boğazın temizlenmesi için mayın avlama gemileri göndermeye hazır olduklarını bildirdi.

Ancak Batılı askerî yetkililer, İran’ın gerçekten mayın döşediğinden emin değil. Nitekim bazı İran gemilerinin hâlen boğazdan geçiş yapabildiğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle mayın temizleme operasyonlarının etkisinin sınırlı kalabileceği ifade ediliyor.

Hava desteği
Bu seçenek, gemilere yönelik İran saldırılarını önlemek amacıyla savaş uçakları ve insansız hava araçlarının konuşlandırılmasını öngörüyor.

Ancak bu yöntem de maliyetli ve kesin sonuç garantisi sunmuyor. İran’ın hızlı botlar gibi basit araçlarla dahi saldırı düzenleyebileceği, sınırlı sayıda başarılı saldırının bile sigorta şirketlerini ve armatörleri caydırarak geçişleri durdurabileceği değerlendiriliyor.

Askerî ve diplomatik kombinasyon
Bu yaklaşım, İran’ı caydırmak için diplomatik ve ekonomik baskının askerî unsurlarla birlikte kullanılmasını öngörüyor. Almanya, Çin’e nüfuzunu “yapıcı” şekilde kullanarak çatışmanın sona ermesine katkı sağlama çağrısında bulundu.

Ancak bu seçenek de hem maliyetli hem de belirsiz. Zira diplomatik çabalar şu ana kadar çatışmaları durdurmada başarılı olamadı. Yine de mevcut koşullarda en gerçekçi çözüm olarak görülüyor.

Tüm seçenekler başarısız olursa?
İranlı yetkililer, savaş sonrasında da boğazdaki deniz trafiğini kontrol etmeye devam edeceklerini ve gemilerden geçiş ücreti alma planları bulunduğunu açıkladı. Oysa uluslararası hukuka göre boğazın açık bir geçiş yolu olması gerekiyor.

Boğazın kapalı kalması, küresel ekonomi açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Pek çok ülke, yakıt, gübre ve temel malların taşınması için bu deniz yoluna bağımlı. Bazı bölgelerde kıtlık sinyalleri ortaya çıkarken, Avrupa’da petrol, gaz ve gübre fiyatlarındaki artış; yüksek enflasyon ve ekonomik yavaşlama endişelerini artırıyor.

Berlin merkezli Aurora Energy Research Direktörü Hans Koenig, “Şu anda en büyük tehdit stagflasyon… Fiyatlardaki artış, bu yıl için zaten zayıf olan büyümeyi daha da baskılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

New York Times servisi