İki asırlık istihbarat ve durmadan büyüyen vahşilik

Britanya, günümüze kadar varlığını sürdüren en eski modern casusluk aygıtını kurmasıyla tanınıyor.

MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)
MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)
TT

İki asırlık istihbarat ve durmadan büyüyen vahşilik

MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)
MI6 olarak da bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin genel merkezi (EPA)

Tarık Ali

Dünyadaki hiçbir modern devlet, ne kadar güçlü ya da zayıf olursa olsun, istihbarat teşkilatı olmadan yaşayamaz. Her ne kadar bu fikir tamamen yeni gibi görünmese de eski halklar ve uluslar, özellikle casusluk, haber iletimi, komplo kurma vs. ile ilgili olan ilkel istihbarat biçimlerine güvenmişlerdir. Ancak bu biçimler Roma İmparatorluğu'ndan Osmanlı İmparatorluğu'na kadar hızlı bir gelişme gösterememiştir.

İlk tuğla

İlk organize haliyle istihbarat fikri, 1800'lerdeki ilk Fransız Bonapartist döneminde ortaya çıkmıştır. Jean-Jacques Rousseau’nun (1712-1778) toplumsal sözleşme teorisi sonraki yüzyıllarda ulusların şeklini ve örgütlenmesini yaratmış, Rousseau'nun teorisi kibarlık ve pasifizmle dolu olsa da; Fransız Devrimi’ne ilişkin fikirleri, bireylerin devlet tarafından korunmaları karşılığında bazı özgürlüklerinden vazgeçmeleri gerektiğini açıkça ifade ediyordu.

Bu koruma sadece sınırlarda savaşan bir ordu tarafından yapılmayacaktı. Aynı etik teori farkında olsun ya da olmasın küresel istihbaratı da kristalize etti.

En eski istihbarat sevisi

Bugün dünya çapında sürekliliği olan en eski modern istihbarat servisi, eski İngiliz Gizli İstihbarat Servisi'nin rahminden doğan İngiliz İstihbarat Servisi'dir (MI6/1909). Diğer yandan geçen yüzyılın ortalarına kadar pek çok ülkenin en azından gizli casusluk aygıtları kullanmış olması dikkate değer bir husustur.

Bu ya da başka herhangi bir teşkilatta memur veya ajan olabilmek için bir bireyin istisnai psikolojik, fiziksel, bedensel, sosyal ve entelektüel niteliklerden daha fazlasına sahip olması gerekir. Belki de testlerinin en önemli noktaları, kişinin değişkenlik yeteneği ile özetlenebilir. Bu, herhangi bir güvenlik teşkilatının adamları için en zor görev olarak kabul edilen casusluk da dahil olmak üzere, koşulların dayattığı her türlü farklı ve yeni çalışma ortamına uyum sağlama yeteneğidir.

Ayrıca kişi, kendisine verilen görevi en iyi şekilde yerine getirebilmesini sağlayacak daha yüksek dereceleri öğrenme ve elde etme ayrıcalığına da sahip olmalıdır. Zira bazen bir istihbarat görevlisinin siyaset bilimi, hukuk, suç psikolojisi, medya ve tabii ki diğer alanlarda derece alması gerekebilir.

Diğer ana özellikler

İstihbarat camiasının bir üyesi, duygularını ve izlenimlerini kontrol etmede çok bilgili olmalıdır. Ayrıca teşkilat içinde ve dışında, ofislerinde ve toplumda, ülke içinde ve gönderildiği ülkelerde uyum sağlamada son derece esnek olmalıdır. Çünkü bazen bir istihbarat teşkilatı mensubunun müzakerelerdeki tek bir hatası savaşa, yabancılaşmaya veya ayrıcalıkların kaybedilmesine ve geniş anlaşmazlıklara yol açabilir.

Herhangi bir teşkilatın üyelerinin profesyonelleşmesinde, sürekli siyasi, sosyal ve demografik okuma yapmanın yanı sıra yetki alanlarına giren ülkelerin kültürünü, nasıl ve ne zaman susulacağını öğrenmek gibi daha fazla görevi yerine getirmek gereklidir.

Çeşitli istihbarat okulları ve acımasız hapishaneler

Bir istihbaratçının akredite olabilmesinin belki de en önemli koşullarından biri güvenlik, kriminal ve siyasi soruşturmaya ilişkin içgüdüleridir. Bu alanda dünyada birçok istihbarat ekolü öne çıkmaktadır. Belki de en belirgin ve çarpıcı olanı İkinci Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler'in Propaganda Bakanı olan Joseph Goebbels'in ekolüdür. Goebbels, Üçüncü Reich'ın acımasızlığına rağmen, bilgi elde etmede psikolojik işkencenin fiziksel işkenceden çok daha önemli olduğuna inanıyordu ve bu konuda bir ilkti.

FOTO: İsrail Ofer Cezaevi (AFP)
İsrail Ofer Cezaevi (AFP)

Bu vaka o dönemde nispeten benzersizdir. Zira ABD'den Çin'e kadar dünyanın dört bir yanındaki ülkeler, tutuklulardan bilgi almak için ölümle sonuçlanabilecek doğrudan şiddet kullanmıştır. Bu durum Ebu Gureyb (Irak - ABD kuvvetlerine aitti), Guatemala ve Alcatraz (ABD), Evin (İran), Stanley (Hong Kong), Kamp 22 (Kuzey Kore), Ofer (İsrail), Petak Adası (Rusya), Nairobi (Kenya) ve Gitamara (Ruanda) cezaevlerinde de açıkça görülmektedir.

Bu hapishanelerde itirafların alınması, tüm vahşetine rağmen, keyfi olarak yapılmamaktadır ve bu da istihbarat çalışmalarının bir başka özüdür. Çünkü eğitimli ajanlar onlarca işkence yöntemine sahiptir. Bu da onların dövüş sanatları, bilgi toplama ve taktik yöntemler konusundaki eğitimlerinin bir başka önemli parçasıdır. Elektrikli sandalye ve diğerlerinin en acımasız işkence yöntemleri olduğuna inanılabilir, ancak gerçekte daha iğrenç başka yöntemler de vardır.

İşkence teknikleri yeniden gözden geçirildi

Bu yöntemler arasında tutukluyu sinirleri bozulana kadar günlerce bembeyaz bir odada tutmak ya da günlerce yanında damlayan bir su musluğu bırakmak, uyumasını engellemek ve kişinin duyduğu korkuyu istismar etmek gibi istihbaratın son on yıllardaki gelişiminin geride bıraktığı daha pek çok yöntem yer almaktadır.

Söz konusu işkence yöntemlerinin yanı sıra, istihbarat görevlisinin kendisi de yaptığı herhangi bir hatadan dolayı her an görev yerinin değiştirilebileceği ve muhtemelen cezalandırılabileceği yönünde yoğun bir psikolojik baskı altında kalır. Bunun ışığında istihbarat teşkilatlarının üyeleri arasında, en azından gelişmiş olanlarında, yeni olan her şeyi öğrenme yarışı çılgınca devam etmektedir.

Bir istihbarat görevlisinin belki de en önemli özelliklerinden biri, kişiliğini ve bilgilerini gizleme, tanımlama ve gizli tutma yeteneğidir. Bunu başarmak için gerekli tüm unsurlara sahip olduğu varsayıldığında, kişisel koruma sorumluluğu da kendisine düşer.

Nerede eğitiliyorlar?

Her ülke istihbarat personelini eğitmek için en uygun yeri seçerken, başlangıç ve deneysel aşamada en uygun ortam, kendi ülke sınırları içinde, okullarda, kamplarda ve yaklaşılması yasak olan ve ulusal düzeyde güvenlik dokunulmazlığına sahip özel ve genellikle gizli tesislerdir.

Daha sonraki aşamalarda, güvenlik ve enformasyon sektöründe ortak çalışmalar yürütmek, deneyim alışverişinde bulunmak ve becerilerden faydalanmak üzere önceden yapılan güvenlik anlaşmaları uyarınca personel dost ülkelere gönderilir. Sovyetler Birliği dağılmadan önce Doğu Asya, Arap ve Ortadoğu ülkelerine bunu sağlamış, Çin de daha sonra benzer bir görevi üstlenmiştir. Tabii ki ABD de bu çizgiye gelerek diğer Arap istihbarat servislerini ve bunun yanı sıra bahsedilebilecek en önemli teşkilat olan Mossad’ı eğitme görevini üstlenmiştir.

İstihbarat servislerine örnekler

İsrail'in üç ana istihbarat servisi vardır: Askeri İstihbarat Dairesi (AMAN), Dış İstihbarat Servisi Mossad, İç İstihbarat Servisi Şin-Bet.

Mossad, İsrail sınırları dışında gizli güvenlik çalışmaları yürütmekle görevlidir ve 1949 yılında, Arap-İsrail çatışmasının erken bir aşamasında kurulmuştur. Teşkilat, iç gücü ve dost ya da düşman ülkelerde yüzlerce gizli ve bazen aleni operasyon gerçekleştirmesini sağlayan yapısının gücü nedeniyle dünyanın en tehlikeli istihbarat servislerinden biri olarak kabul edilir.

İsrail'in yanı sıra Mısır'ın da üç istihbarat teşkilatı vardır: Cumhurbaşkanlığına bağlı Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı, Savunma Bakanlığı’na bağlı Askeri İstihbarat ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı Ulusal Güvenlik.

FOTO: Suriye güvenlik güçleri (AFP)
Suriye güvenlik güçleri (AFP)

Suriye'de dört merkezi ve ana istihbarat teşkilatı bulunmaktadır: Devlet Başkanlığı'na bağlı Genel İstihbarat Teşkilatı, İçişleri Bakanlığı'na bağlı Siyasi Güvenlik Dairesi, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı Hava İstihbarat Dairesi ve Savunma Bakanlığı'na bağlı Askeri İstihbarat Dairesi. Bunların hepsi pratikte çalışmalarını düzenleyen Ulusal Güvenlik Teşkilatı'na bağlıdır.

Rusya'ya gelince, hakkında bilinenlere göre genellikle sivil işlerle ilgilenen ve geçmişte Devlet Güvenlik Komitesi adı verilen bir üst komiteye bağlı olan Dış İstihbarat Servisi var. Ayrıca faaliyetleri ülke içinde bulunan ve en önemli görevleri arasında casusluğu izlemek, terörizm, sabotaj ve diğerleriyle mücadele etmek olan Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) ve ordunun işleriyle ilgilenen Silahlı Kuvvetler Ana İstihbarat Müdürlüğü bulunmakta.

ABD'de ise dünyanın en güçlü istihbarat teşkilatlarından biri olan ve görevleri yabancı hükümetler, şirketler, bireyler ve dünya çapındaki açık ve gizli faaliyetler hakkında casusluk yapmak ve veri toplamak olan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile ülke sınırları içinde güvenlik ve hukukun uygulanmasıyla ilgilenen bir iç istihbarat teşkilatı olan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) bulunmaktadır.

Kaybolan deneyimler

Geçtiğimiz yüzyılın, 1960'larda o zamanlar Vedi Haddad tarafından yönetilen Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Özel Operasyonlar Birimi de dahil olmak üzere, hiçbir tehlike teşkil etmediği düşünülen teşkilatlar tarafından organize ve beklenmedik istihbarat devrimlerine tanık olduğunu belirtmekte fayda var.

FHKC, özellikle 1968'de bir İsrail uçağının kaçırılması ve ardından 1969'da bir Amerikan yolcu uçağının kaçırılması gibi operasyonlar gerçekleştirebilmiştir. FHKC’nin uçak ve rehine kaçırma girişimleri 1970'te Ürdün'de Kara Eylül olarak bilinen olaylara kadar devam etmiştir.

İlginç deneyimler arasında Suriye'de 1950'lerde Cemal Abdulnasır tarafından Suriye-Mısır birliği (Birleşik Arap Cumhuriyeti) döneminde (1958-1961) istihbarat başkanı, içişleri bakanı ve başkan yardımcısı yapılan subay Abdulhamid es-Serrac'ın yönetiminde faaliyet gösteren İkinci Gizli Büro da yer almaktadır.

Es-Serrac geleneksel anlamda bir suçlu değil, daha ziyade bir seri katildi. Tarihi belgeler, Gizli Büro'nun gözaltı merkezlerine girip de suçlama olmadan bile canlı çıkan kimsenin olmadığını söylüyor. Es-Serrac'ın, korkunç Arap istihbarat düşüncesinin kurucusu, hamisi, kralı ve koruyucusu olduğu söylenir.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.