Lübnan’ın güneyindeki Rmeish’ten İsrail’e füze fırlatılmasını istemeyen halk ile Hizbullah arasındaki anlaşmazlık yeniden ortaya çıktı

Rmeish kasabasında geçtiğimiz Pazar günü yapılan Palmiye Pazarı kutlamaları (Sosyal medya)
Rmeish kasabasında geçtiğimiz Pazar günü yapılan Palmiye Pazarı kutlamaları (Sosyal medya)
TT

Lübnan’ın güneyindeki Rmeish’ten İsrail’e füze fırlatılmasını istemeyen halk ile Hizbullah arasındaki anlaşmazlık yeniden ortaya çıktı

Rmeish kasabasında geçtiğimiz Pazar günü yapılan Palmiye Pazarı kutlamaları (Sosyal medya)
Rmeish kasabasında geçtiğimiz Pazar günü yapılan Palmiye Pazarı kutlamaları (Sosyal medya)

Lübnan’ın güneyindeki bazı Hristiyan kasabalarından İsrail’e füze atılmasını istemeyen bölge halkı ile Hizbullah arasındaki anlaşmazlık yeniden ortaya çıktı.

Bu konu, Hizbullah üyelerinin sınır kasabalarındaki evlerin yakınına füze platformu yerleştirdiğine dair bilgilerle dün tekrar gündeme geldi.

Sınır kasabası Rmeish’in sakinleri, bölgelerinin İsrail’e füze fırlatmak için kullanılmasını reddederek seslerini yükseltti.

Sosyal medyada yer alan görüntülerde, Rmeish kasabasında Hizbullah’a ait dört çeker araçların ortaya çıktığı ve hemen ardından İsrail tarafından Rmeish eteklerine doğru bir top mermisi atıldığı görüldü.

Hizbullah daha sonra yaptığı açıklamada, Rmeish ve Ayta eş-Shaab’ın karşısında bulunan, İsrail ordusuna ait 91. Tümeni’n komuta merkezi olan Baranit kışlasını ilki saat 10.45’te, ikincisi ise 10.56’da olmak üzere iki kez hedef aldığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Rmeish Belediye Başkanı Milad El-Alam konuya ilişkin şunları söyledi;

“Kasabanın gençleri, Hizbullah üyelerinin sabah arabalarıyla evlerin yakınına füze platformu kurmak için geldiğini gördü. İçlerinden bir genç onları durdurmak için yaklaşınca Hizbullah üyeleri havaya iki el ateş açtı. Bunun ardından platformu başka bir yere yerleştirmek için harekete geçerek füzeleri oradan attılar.”

Alam, bölgeye gelen Lübnan ordusuna konu hakkında bilgi verdiğini belirterek, “Füze platformlarının ormanlara yerleştirildiğini biliyoruz ama evlerin arasına konuşlandırılmasını kabul etmiyoruz. Köylerimizdeki kararlılığımız, İsrail ile karşı karşıya gelmek ve topraklarımızı işgal etmelerini engellemektir.”

Alam, kasabaya füze platformunun yerleştirilmesini, Paskalya’dan önceki Pazar günü kutlanan ve İsa’nın Kudüs’e girişini simgeleyen Palmiye Pazarı’nın kasabada kutlanılmasının ardından sosyal medyada başlatılan linç kampanyasına bağladı.

Lübnan medyasına göre Hizbullah destekçileri, Rmeish sakinlerinin sevinç ve kutlanmasının, İsrail’in saldırılarında ölen Lübnanlılara karşı saygısızlık olduğunu ve Lübnan’ın güneyinde yerinden edilmiş sakinleriyle empatiyi zedelediğini iddia etti.

Hizbullah ile Rmeish’in Hristiyan sakinleri arasındaki gerilim uzun süredir devam ediyor.

Hizbullah sürekli olarak köy çevresindeki askeri nüfuzunu güçlendirmeye çalışıyor ve yerel halkın direnişiyle karşılaşıyor.

Rmeish Belediye Başkanı Alam yaşananlarla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“Bize karşı kampanya başlattılar, ama biz günü bunu dansla, şarkıyla değil, dua ve dini törenlerle kutladık. Herhangi bir anlaşmazlık ve sorundan uzak yaşadığımız, başta diğer mezheplerden komşularımız olmak üzere kimseyi kışkırtmak gibi bir niyetimiz yoktu.”

Alam, yaklaşık 50 ailenin komşu köylerden Rmeish’e göç ettiğine de dikkat çekti.

Bu konu, sınır kasabalarındaki evlerin arasına füze platformları yerleştirilmesini reddeden Lübnan Katolik Doğu Kilisesi Maruni Patriği Beşara Butros er-Rai tarafından da ele alındı.

Maruni Patriği dün yaptığı açıklamada şunları söyledi;

“Bu savaşın Lübnan’ın güneyine yayılmasını reddediyoruz. Bu durdurulmalı. Lübnan savaşının feci sonuçlarından henüz kurtulamamış olan Lübnan halkı, onların evleri ve geçim kaynakları korunmalı. İsrail’in yıkıcı yanıtlarına neden olacak, güney kasabalarındaki evlerin arasına yerleştirilmiş her türlü füze platformunun kaldırılmasını talep ediyoruz.”

Bu olay, Hristiyan siyasi güçlerin tepkilerine de neden oldu.

Ketaib Partisi başkanı olan milletvekili Sami Gemayel, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Rmeish’teki halkımızla dayanışma içindeyiz” diye yazdı.

Milletvekili Michel Moawad ise ‘Tecdid’ parlamento bloğu adına yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;

“Güneydeki köy ve kasabalardaki sivillerin zorla ‘İsrail saldırısı’ riskine maruz bırakılması kabul edilemez. Hizbullah’ın füze fırlatmaya çalıştığı Rmeish’te yaşananları kınıyor ve hükümete, Lübnanlıların güvenliği ve yaşamlarını korumak için orduyu ve uluslararası acil durum güçlerini görevlendirmesi çağrısında bulunuyoruz. Lübnan’ın savaş tehlikesine maruz kalmaması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararının uygulanması yönündeki talebimizi yineliyoruz.”

Lübnan Kuvvetleri Partisi Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Richard Kouyoumjian da X hesabından şu açıklamayı yaptı;

“Rmeish’ten intikam alıyorlar çünkü o yaşam kültürüne, sevgiye, devlet egemenliğine ve hukuka bağlı. Onları en çok rahatsız eden şey, güneydeki tüm insanların da bu kültüre derinden bağlı olmalarıdır. Bugün ise ölümün, milislerin egemenliğinin ve kendi savaşları olmayan bir savaşın saçmalığını kabul etmeye zorlanıyorlar.”

Rmeish, halkı savaşın yansımalarıyla yaşamak zorunda kalan Lübnan’ın güney kasabalarından biri.

Ancak özellikle savaşın ilk aşamalarında, güney sınır kasabalarında yer alan bir diğer Hristiyan kasabası Alma es-Shaab kadar İsrail’in doğrudan bombardımanına maruz kalmadı.

İsrail’in saldırıları sonucu, Alma es-Shaab halkının çoğu yerinden edildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Alma es-Shaab Belediye Başkanı Jean Ghafri, kasabada sadece bölgeyi terk etme imkanı olmayan 55 ailenin kaldığını ve yaklaşık 360 ailenin daha güvenli bölgelere göç ettiğini bildirdi.

Ghafri konuya ilişkin açıklamasına şu ifadelerde devam etti;

“Alma es-Shaab Lübnan’ın güneyinde İsrail’in saldırılarından en çok etkilenen kasabalar arasında dördüncü sırada. Kasabada bulunan zeytinlikler ve geniş arazilerin neredeyse tamamı yandı, üç ev yıkıldı, 60’a yakın ev de hasar gördü.”

Kasabanın hedef alınmasını, Hizbullah’ın yakınlardaki bölgeler ve ormanlardan füze fırlatmasına bağlayan Ghafri, “Savaş istemiyoruz ama bize dayatıldı. Halkın bir an önce evlerine geri dönmesini umuyoruz” dedi.

Alma Belediye Başkanı Ghafri, kasabaya yardım geldiği ve yolun hala açık olduğunu söyleyerek, “Kasabada yaşayanların çoğu tarım ve hayvancılık gibi işlerde çalışıyordu. Ancak sorun şu ki, şu anda tüm işleri durdu ve artık sadece yardımlarla geçiniyorlar.”

Rmeish Belediye Başkanı Alam ise, güney halkını işsiz ve yardımla geçinmeye muhtaç bırakan savaşın başlamasından altı ay sonra, devletin veya başka herhangi bir tarafın kasaba halkına yardım etmemesinden şikayetçi.

Alam, yaklaşık 6 bin sakinden çoğunun hala evlerinde yaşadığı Rmeish’te kendilerine hiçbir taraftan yardım ulaşmadığını söyleyerek, “Özellikle savaş sonucunda işsiz kalanların sayısı önemli ölçüde arttı. Ailelere yardım sağlamak için kendi çabalarımızla yardım toplamaya çalışıyoruz” diye ekledi.



Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.