Ürdün’ün Hamas’a ve İhvan’a karşı sabrı tükeniyor mu?

Ürdün’de Hamas Hareketi’ne ve Müslüman Kardeşler'e karşı harekete geçileceği tahminleri yapılırken masada iki grubun da üyelerinin vatandaşlıktan çıkarılmaları ve grupların yasa dışı ilan edilmeleri gibi seçenekler var

Ürdün güvenlik güçleri ABD’nin Amman Büyükelçiliği yakınlarında düzenlenen protesto gösterisi sırasında güvenlik önlemleri aldılar (AFP)
Ürdün güvenlik güçleri ABD’nin Amman Büyükelçiliği yakınlarında düzenlenen protesto gösterisi sırasında güvenlik önlemleri aldılar (AFP)
TT

Ürdün’ün Hamas’a ve İhvan’a karşı sabrı tükeniyor mu?

Ürdün güvenlik güçleri ABD’nin Amman Büyükelçiliği yakınlarında düzenlenen protesto gösterisi sırasında güvenlik önlemleri aldılar (AFP)
Ürdün güvenlik güçleri ABD’nin Amman Büyükelçiliği yakınlarında düzenlenen protesto gösterisi sırasında güvenlik önlemleri aldılar (AFP)

Tarık Dilavani

Analistler, İsrail’in askeri istihbarat teşkilatı Birim 8200’ün Ürdünlüleri kışkırtarak ve binlerce sahte hesaptan paylaşımlar yaparak ülkede huzursuzluk yaratmaya çalıştığına işaret ettiler.

Gözlemciler, Gazze’deki savaşın Ürdün'deki yansımalarına Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) ve Hamas Hareketi’ne karşı ülkedeki protesto gösterilerini kullanmaya devam etmeleri ya da bu gösterileri normal seyrinden saptırmaları halinde atılacak resmi adımların eklenebileceği tahmin ediyorlar.

Analistler, bu tahminlerini çeşitli göstergelerle ortaya koyuyorlar. Bu göstergelerin başında eski ve mevcut yetkililerin, Ürdün’ü kaosa sürükleme ve ona zarar veren siyasi tutumları ve gündemleri dayatma girişimleriyle Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın sabrının tükenmeye başladığına dair yapılan yarı resmi açıklamaları geliyor.

Ürdün-İsrail sınırında bir kişinin sınırın öbür yanındaki İsrail’in askeri devriyesine ateş açmasının ardından gerilimin tırmanmasından endişe duyduğu bir dönemde yaşanan bu gelişmeler, Ürdün’ü olaylar çemberinin içine girmeye zorlandı.

Ürdün, bu olayla ilgili sessiz kalırken İsrail ordusu, silahlı saldırganın Ürdün sınırını geçerek askeri araca ateş açtığını, ardından İsrail güçlerinin onu vuramadan kaçmayı başardığını açıkladı.

Ürdün Kralı sabırlı, fakat..

Ürdün Temsilciler Meclisi Başkanı ve Kral 2. Abdullah’ın en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Faysal el-Fayez, Ürdün Kralı’nın sabır gösterdiğini, ancak nihayetinde adım atacağını vurguladı. Basın açıklamalarında, Ürdün'de güvenliği ve istikrarı bozmaya yönelik girişimlerin izlenmesi sonrasında geçtiğimiz haftaların hassas geçtiğini, ancak bunlarla güçlü bir şekilde yüzleşileceğini ve iç veya dış hiçbir tarafça bize empoze edilen hiçbir gündemi kabul etmeyeceğimizi ekledi. Fayez, basın açıklamalarında, geçtiğimiz haftalarda Ürdün'de güvenliği ve istikrarı bozmaya yönelik birtakım girişimlerin olduğunun gözlemlenmesinin ardından hassas bir dönemden geçildiğini, ancak Ürdün’ün bununla güçlü bir şekilde yüzleşileceğini ve ister içeriden ister dışarıdan kimsenin Ürdün’e kendi gündemlerini dayatmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.

Müslüman Kardeşler'in Gazze’nin yanında yer almasının Ürdün hükümeti tarafından şeytanlaştırılmaya çalışıldığı yönündeki suçlamasına yanıt veren Fayez, “Asıl Müslüman Kardeşler, altı aydır Ürdün'ün İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşına ilişkin resmi tutumunu şeytanlaştırmaya çalışıyor” dedi. Fayez, Ürdün'ün sadece söylemlerle ve sloganlarla yetinmediğini ileri, güçlü ve pratik bir tutum sergilediğini kaydetti.

Hamas'ın eski Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ile yakın ilişkilere sahip olduğunu hatırlatan Temsilciler Meclisi Başkanı, Meşal’e Ürdün'ün güvenliğine müdahale edilmemesi ve Hamas’ın Ürdün halkının tüm değerlerini üzerine inşa ettiği sosyal dokusuna zarar vermemesi gerektiğine dair açık bir mesaj gönderdiğini açıkladı.

Hamas ile Ürdün arasında daha önce varılan birtakım anlaşmalara değinen Fayez, özellikle Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin Tahran’a yaptığı son ziyaretten sonra Hamas'ın tutumunda bir değişiklik olduğunu gözlemlediğini söyledi.

Ürdün'ün İsrail ile savaşa girmesi çağrılarıyla ilgili olarak ise Fayez, bu tür çağrıların gerçekçi olmadığını ve Ürdün'ün Filistin sorununun yükünü tek başına kaldıramayacağını ifade etti.

Sert eleştiri

Öte yandan eski Ürdün Enformasyon Bakanı Semih el-Muayita, Hamas Hareketi’ne ve Müslüman Kardeşler'e sert eleştiriler yöneltmeye devam etti. Muayita, ‘halkını İsrail'in bombardımanlarına ve yerinden edilmeye maruz bırakan, kendisi Ürdün’ün güvenli topraklarına atan bir grubun hangi sloganı atarsa atsın hedefleri ve bağlılıkları nedeniyle suçlanan bir örgüt olarak kalacağını’ söyledi.

Hamas’ın Amman’daki ofislerini yeniden açması için Ürdün’e baskı yapmaya çalıştığını vurgulayan Muayita, “Ancak Hamas, kendisiyle yapılan anlaşmaları ve taahhütleri ihlal ettiği için böyle bir şey asla olmayacak” dedi.

dvfde
Kaynaklar, yetkililerin Hamas’ın bazı liderlerine verilen Ürdün vatandaşlığının geri alınabileceğini düşünüyorlar (AFP)

Ayrıca yaklaşık 40 yıldır Ürdün iç sahnesine sızmaya çalışan İran için bir düğüm olmaya devam eden Ürdün'e nüfuz etme ve onu etkileme girişimlerine işaret eden Muayita, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Kral 2. Abdullah ile yaptığı görüşmeyi ‘zamanlama ve içerik açısından önemli’ olarak nitelendirirken Suudi Arabistan’ın Ürdün'ün güvenliğine yönelik tutumunu takdir etti.

Halid Meşal'in Ürdünlü aşiretleri Gazze’deki savaşa katılmaya çağırdığı için Ürdün'den özür dilediğini, ancak daha sonra çağrısını bir kez daha yinelediğini söyleyen Muayita, daha sonra göstericilerin öfkelerini güvenlik güçlerine yönelttikleri davranış değişikliğine paralel olarak Hamas liderlerinin de söylemlerinde değişiklik olduğunun altını çizdi.

Ancak Hamas Hareketi, krizin yansımalarını hafifletmek amacıyla Ürdünlü yetkililere, Hamas liderlerinin sözlerinin mecazi olduğu ve iyi niyetle söylendiği belirtilen bir açıklamada bulundu.

Üçüncü bir taraf aracılığıyla

Ancak Ürdün halkı içinde huzursuzluk yaratmanın İsrail'in çıkarına olduğuna güçlü bir şekilde işaret eden başka bir görüş daha var. Siber Güvenlik Uzmanı Mecdi Kabalin, İsrail'in iletişim araçlarının yanı sıra sosyoloji ve kitle yönetimi bilimini kullanarak kamuoyu oluşturma ve oluşturulan bu kamuoyunu öncelikle eksiksiz senaryolar ya da ‘kontrollü’ senaryolarla yönlendirme konusunda uzman olduğunu vurguladı.

Kabalin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrail Amman Büyükelçiliğinin bulunduğu er-Rabiyye bölgesinde düzenlenen protesto gösterileriyle ilgili son birkaç gündür sosyal medya platformlarında çok sayıda sahte hesaptan yapılan paylaşımlar inceledikten sonra İsraillilerin bu alanda birkaç çalışma grubu oluşturduğu ve bunlardan bazılarının Ürdün’ün siyasi sistemine eleştirilerde bulunduğu ve Filistin'e yönelik tutumunu sorguladığı, bazılarının ise her iki tarafın tepkilerini resmi açıklamalar, makaleler ve kişisel açıklamalar şeklinde yayınladığı anlaşıldı.”

Resmi olarak teyit edilmedi, ancak birçok kişi, İsrail’in askeri istihbarat teşkilatı Birim 8200’ün, Ürdünlüleri kışkırtarak ve binlerce sahte hesaptan paylaşımlar yaparak ülkede huzursuzluk yaratmaya ve ülkenin birliğini baltalamaya çalıştığına işaret etti. Bu kişilerin arasında, özellikle X platformunda sahte hesaplar olduğu konusunda defalarca uyarıda bulunan önde gelen aşiret lideri Şeyh Muhammed Halaf el-Hadid de yer alıyor.

Açıklama ve suçlamaları reddetme

Ürdün'deki Müslüman Kardeşler Teşkilatı Sözcüsü Muaz el-Havalide, İhvan’ın Hamas'la ilişkisinin herkes tarafından bilindiğini, ancak İran’la ilişkilendirilmesini reddettiğini söyledi. Arap Baharı sırasında İran projesiyle karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Havalide, “Tahran'la hiçbir ilişkimiz yok” ifadelerini kullandı.

Ürdün hükümetinin, Müslüman Kardeşlere yönelttiği ‘dış gündemleri dayatmak için protesto gösterilerini kullanmaya çalıştığı’ suçlamalarına yanıt veren Havalide, “Ürdün'ün güvenliği ve istikrarı bizim sabitelerimizden biridir ve diğer tüm çıkarlarımızdan önce gelir” şeklinde konuştu.

Havalide, İhvan’ın Ürdün devletiyle herhangi bir gerginlik yaşamayı amaçlamadığının altını çizse de hükümete yakın kaynaklar, yetkililerin yaklaşık üç yıl önce yargı kararıyla feshedilen Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nı ‘yasadışı grup’ olarak ilan etmeyi planladığını öne sürdüler.

Kaynaklar, şöyle devam ettiler:

İhvan bugün hukuken en zayıf halinde. Ürdün’de yakında yerel seçimler yapılacak. Bu yüzden devletin muhalefeti yıllardır sessiz kalan bir yargı kararını uygulamaya koyması İhvan üzerinde olumsuz etki yaratabilir. İhvan, ülkedeki faaliyetlerini sürdürürken yetkililer çeşitli nedenlerden dolayı buna göz yumuyor.

Aynı kaynaklar Ürdünlü yetkililerin, eski Ürdün Enformasyon Bakanı Muayita’nın ateşli bir şekilde savunduğu seçeneklerden bazı Hamas liderlerinin Ürdün vatandaşlığından çıkarılmasını seçeneğini masada tuttuklarını da sözlerine eklediler.



İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.