İran'dan İsrail'e hava saldırıları

İran, insansız hava araçlarıyla (İHA) İsrail'e saldırı başlattı, İsrail, savaş kabinesini toplarken, Beyaz Saray İsrail'e desteğini açıkladı.

İran'dan İsrail'e hava saldırıları
TT

İran'dan İsrail'e hava saldırıları

İran'dan İsrail'e hava saldırıları

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, yaptığı basın açıklamasında, İran'dan havalanan onlarca İHA'nın İsrail'e doğru ilerlediğini duyurdu.

İsrail hava ve deniz kuvvetlerinin İsrail'e ulaşması saatler sürebilecek İHA'ları takip ettiğini belirten Hagari, ülke genelinde GPS sisteminde bozulmalar yaşanabileceğini aktardı.

Hagari, İsrail'deki saldırı alarmlarının İHA'ların ancak hedeflere yöneldiğinde çalacağını belirterek, İHA'ları bir an önce önlemeye çalışacaklarını belirtti.

İsrail devlet televizyonu KAN, Hagari'nin açıklamasından önce, İran'ın onlarca İHA ile İsrail'e saldırı başlattığını duyurmuştu.

İsrail makamları saldırıların askeri hedeflere düzenlenmesini değerlendirdi. İsrail savaş kabinesi ve ardından güvenlik kabinesinin bu gece Tel Aviv'deki Savunma Bakanlığı'nda toplanacağı aktarıldı.

İsrail Başbakanlık devlet uçağının saldırıda vurulabilmesi endişesiyle havalandığı belirtildi.

İsrail'den Kanal 12'nin haberine göre, İsrail hava sahası bu gece 01.00'e kadar kapatıldı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nden İsrail yönüne havalanan uçakların rotalarından geri döndüğü, hava radar sistemlerine yansıdı.

İsrail ordusu, İran'ın 100'den fazla İHA ile saldırı düzenlediğini doğruladı

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre, İsrailli yetkililer, İran'dan düzenlenen saldırılar karşısında birkaç gün devam edecek saldırılara hazırlanıyor. Haberde, İsrail'in saldırılara karşılık vermesinin beklendiği paylaşıldı.

İsrail'e yönelik İHA saldırısının sadece İran'dan değil, Yemen ve Irak'tan da düzenlenmiş olabileceği belirtildi.

Öte yandan, İsrail Ordu Sözcülüğü AA muhabirine yaptığı açıklamada, İran'dan İsrail'e 100'den fazla İHA ile saldırı düzenlendiğini doğruladı.

İsrail'de savaş kabinesi toplandı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun başkanlığında Tel Aviv'de toplanan savaş kabinesi, İran'dan başlatılan İHA saldırısını ele aldı.

Konuyla ilgili resmi açıklama yapılmazken toplantıya ilişkin paylaşılan fotoğrafta Savunma Bakanı Yoav Gallant, Savaş Kabinesi üyesi Benny Gantz ile Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'nin de hazır bulunduğu görüldü.

Saldırılara karşı yanıtı Savaş Kabinesi yetki verecek

İsrail Güvenlik Kabinesinin, İran'ın saldırısına yanıt için Savaş Kabinesine yetki verdiği bildirildi.

Kanal 12 televizyonunda yer alan haberde, bu adımla Savaş Kabinesinin, Güvenlik Kabinesinin onayına ihtiyaç duymadan İran'ın saldırısına verilecek yanıt konusunda karar alabileceği belirtildi.

Savaş Kabinesinin yetkilendirilmesiyle, İran'a verilecek yanıt konusunda karar alma sürecinin hızlı ve kolay hale geleceği ifade edildi.

Savaş Kabinesinde, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yanı sıra Savunma Bakanı Yoav Gallant ve ana muhalefet lideri Benny Gantz yer alıyor.

Sığınaklarda kalmaya gerek olmadığı duyuruldu

İsrail ordusu, İran'ın saldırılarının ardından yaptığı uyarıyı güncelleyerek, sığınaklarda kalmaya gerek olmadığını duyurdu.

İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı, daha önceden uyarı yaptığı işgal altındaki Golan Tepeleri'nin kuzeyi, güneydeki Nevatim, Dimona, Birüssebi (Berşeva) ve Arad'ın yanı sıra Kızıl Deniz kıyısındaki Eliat kentindeki vatandaşların sığınaklarda beklemesine gerek kalmadığını bildirdi.

Komutanlığın, İran'dan düzenlenen saldırılar sırasında 726 uyarı yaptığı belirtildi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu: Onlarca füze ve insansız hava aracıyla operasyon başlattık

İran da İsrail'e insansız hava araçlarıyla kapsamlı saldırı başlatıldığını duyurdu.

İran devlet televizyonunun haberinde, "Devrim Muhafızları Ordusu, işgal altındaki bölgelerdeki hedeflere yönelik insansız hava aracı operasyonu birkaç dakika önce başladı." ifadelerine yer verildi.

İran devlet televizyonuna göre, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından bildiri yayımlandı.

Bildiride "İsrail'e yönelik İHA saldırısı, İsrail'in Suriye'deki İran konsolosluğuna saldırısına cevap olarak Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri, siyonist rejimin topraklarındaki bazı hedefleri onlarca İHA ve füzeyle vurdu." ifadesine yer verildi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin İran'a karşı saldırıya herhangi bir destek veya katılımının, İran Silahlı Kuvvetlerinin "kararlı ve pişman edici" tepkisiyle sonuçlanacağı uyarısında bulundu.

Devrim Muhafızları Ordusunun İsrail'e başlatılan saldırıyla ilgili yayımladığı ikinci bildiride, İsrail'in İran'ın Şam'daki konsolosluğuna yönelik saldırısına karşılık, İran'ın, Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi'nin 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkı çerçevesinde İsrail'in işgali altında bulunan topraklardaki askeri hedeflere saldırı başlattığı belirtildi.

Bildiride, "İran, haklarını güvence altına almak ve saldırganı cezalandırmak amacıyla siyonist terör ordusunun işgal altındaki topraklarda bulunan önemli askeri hedeflerine saldırarak, stratejik istihbarat yeteneklerini, füzelerini ve insansız hava araçlarını başarıyla vurup imha etti." ifadelerine yer verildi.

ABD tarafından İsrail'e verilen desteğe işaret edilen bildiride, "Terörist Amerikan hükümeti, İran'ın çıkarlarına zarar verecek herhangi bir destek ve katılımının, İran Silahlı Kuvvetlerinin kararlı ve pişman edici tepkisiyle sonuçlanacağı konusunda uyarıldı." açıklamasında bulunuldu.

Bildiride, "İsrail'in eylemlerinden ABD yönetiminin sorumlu olduğu ve İsrail'in engellenmemesi halinde hem Tel Aviv'in hem de Washington'un bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalacağı" belirtildi.

Devrim Muhafızları, herhangi bir ülkeden ABD veya İsrail adına gelecek tehdidin kaynağına da karşılık verileceğini ve İran'ın meşru çıkarlarını her türlü saldırgan eylem ile yasa dışı güç kullanımına karşı koruyacaklarını bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, İsrail'e saldırı konusunda ABD'ye gerekli uyarıyı yaptıklarını belirtti.

İran medyasında yer alan haberlere göre, İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani de ülkesine yönelik saldırılara karşı uyarılarda bulundu.

İranlı Bakan, "İsrail'in İran'a saldırması için hava ve kara sahasını açan ülkeler, kararlı cevabımızı alacaktır." ifadelerini kullandı.

İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği de "Bu iş şu an sonuçlandı sayılır. İsrail bir hata daha yaparsa İran'ın karşılığı daha ağır olacaktır." açıklamasını yaptı.

IRNA, İran'ın İsrail'e balistik füze saldırısı başlattığını öne sürdü

İran resmi haber ajansı IRNA, Devrim Muhafızları Ordusunun İsrail’e balistik füze saldırısı başlattığını iddia etti.

IRNA, isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran'ın İsrail'e balistik füze saldırısı başlattığını öne sürdü.

İsrailli yetkililer ise İran'ın İsrail'e balistik füze attığına dair herhangi bir gösterge olmadığını bildirdi.

İsrail ordu radyosuna konuşan ve adı açıklanmayan İsrailli yetkililer, İran'ın ülkeye balistik füze fırlatmasına ilişkin herhangi bir emarenin bulunmadığını belirtti.

İran'ın saldırısı sonrası İsrail'in birçok bölgesinde sirenler çaldı

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'ın İHA'larla saldırı başlatmasının ardından durum değerlendirmesi yapıldığı belirtildi.

Ülkenin güneyi ve kuzeyi dahil birçok bölgesinde uyarı sirenleri çaldı.

Açıklamada, İsrail'in kuzeyinde bulunan işgal altındaki Golan Tepeleri ve güneydeki Eylat kenti başta olmak üzere bazı bölgelerde yaşayan halktan sığınaklara yakın bölgelerde kalmasının istendiği bildirildi.

İsrail ordusu, İran'ın saldırılarının ardından yaptığı uyarıyı güncelleyerek, sığınaklarda kalmaya gerek olmadığını duyurdu

Sosyal medyada yer alan görüntülerde, İsrail'in birçok bölgesinde hava savunma sistemlerinin aktif hale geldiği anlaşılıyor ve gökyüzünde yer yer patlama sesleri duyuluyor.

Öte yandan, İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, saldırılar nedeniyle ülkenin güneyinde 10 yaşında bir çocuğun ağır yaralandığını bildirdi.

İsrail ordusu, ülkenin güneyindeki bir askeri üste küçük çaplı hasar oluştuğunu, can kaybı olmadığını açıkladı.

Ordu, "İran'dan (İsrail’e) 200'den fazla insansız hava aracı, seyir füzesi ve balistik füze gönderildi. Tehditlerin çoğu İsrail hava sahası dışında önlendi." açıklamasında bulundu.

ABD güçleri Suriye-Ürdün sınırındaki üslerden onlarca İHA'yı hedef aldı

Suriye-Ürdün sınırındaki iki üste konuşlanan ABD güçleri, yüzlerce hava savunma füzesi ile onlarca insansız hava aracını (İHA) hedef aldı.

AA'nın yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, ABD güçlerinin konuşlandığı, Suriye'nin Humus ilindeki Tenef üssü ile Ürdün topraklarındaki Kule-22 üssünden gece yarısından sonra yüzlerce hava savunma füzesi ateşlendi.

Kaynaklara göre, ABD üslerinden fırlatılan füzeler, aidiyeti bilinmeyen onlarca kamikaze İHA'ya isabet etti.

Fransa, İsrail'deki vatandaşlarından sığınaklara yakın durmalarını istedi

Fransa'nın İsrail Büyükelçiliğinin X hesabından İsrail'deki Fransız vatandaşları için acil mesaj yayımladı.

Mesajda, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısının sürdüğü belirtilerek, İsrail'deki Fransızlardan sığınaklara yakın olmaları istendi.

İsrail'in Ben Gurion Havalimanı'nın Tel Aviv saatiyle 01.00-07.00 arası kapalı olduğu aktarılan mesajda, 48 saat içinde uçuşu olan vatandaşlara, seyahatleri hakkında bilgi almak için biletlerini satın aldıkları hava yolu şirketlerine danışmaları tavsiye edildi.

Beyaz Saray: İsrail'e desteğimiz tam

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Adrienne Watson, İran'ın İsrail'e saldırısıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.

Watson, açıklamasında, "İran, İsrail'e karşı bir hava saldırısı başlattı. Başkan Biden'ın mesajı net: İsrail'in güvenliğine olan desteğimiz sarsılmaz. ABD, İsrail halkının yanındadır ve İran'dan gelen tehditlere karşı onların savunmalarını desteklemektedir." ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray'da ulusal güvenlik ekibini toplayan Joe Biden ise "İran ve onun uzantılarının tehditlerine karşı İsrail'in güvenliği konusundaki taahhüdümüz sarsılmaz." değerlendirmesinde bulundu.

Irak hava sahası tüm uçuşlara kapatıldı

Irak, İran’dan İsrail’e yönelik başlatılan insansız hava aracı saldırılarının ardından hava sahasını kapattığını duyurdu.

Irak resmi haber ajansı INA'ya konuşan Ulaştırma Bakanı Rezzak es-Sadavi, hava sahasının tüm uçuşlara kapatıldığını açıkladı.

Bakan, ülkedeki tüm uçuşların da durdurulduğunu belirtti.

Sivil Havacılık Kurumundan yapılan açıklamada da Irak hava sahasının kapatılmasının geçici ve önlem amaçlı olduğu bildirildi.

Açıklamada, hava sahasının tüm gelen ve giden uçuşlara sabah saat 05.30'a kadar kapatıldığını ve bunun duruma göre uzatılabileceği de aktarıldı.

Erbil'de çok sayıda şiddetli patlama sesleri duyuldu

Irak'ın Erbil kentinde çok sayıda şiddetli patlama sesleri duyulurken, sosyal medya platformu X'te birçok kullanıcı da kentte patlamalar yaşandığına ilişkin paylaşımda bulundu.

Öte yandan, Erbil’de bulunan ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait üsteki hava savunma sisteminin aktif hale getirildiği ve atılan en az 3 füzenin de imha edildiği görüldü.

Lübnan hava sahası tüm uçuşlara kapatıldı

Lübnan, İran’dan İsrail’e yönelik başlatılan İHA saldırılarının ardından hava sahasını kapattığını duyurdu.

Ürdün'de Hükümet Sözcüsü, ülkede OHAL ilan edildiği haberlerini yalanladı

Ürdün'de Hükümet Sözcüsü ve İletişim Bakanı Muhenned Mubaydin, ülkede olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiğine ilişkin çıkan haberlerin doğru olmadığını açıkladı.

Ürdün resmi haber ajansı Petra'ya açıklama yapan Mubaydin, devlet televizyonu El-Memleket'in haberini düzelterek, ülkede OHAL ilan edildiğine ilişkin medyada çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını duyurdu.

Sosyal medya platformları ve çeşitli uygulamalar üzerinden yayılan haberlerin birçoğunun asılsız olduğuna dikkati çeken Mubaydin, ülkede hayatın düzenli şekilde devam ettiğini ve vatandaşları endişelendirecek bir durum bulunmadığını vurguladı.

Ürdün, hava sahasının kapalı tutulma süresinin yerel saatle 11.00'e uzatıldığını duyurdu.

Ürdün resmi haber ajansı PETRA'nın haberine göre, Sivil Havacılık Düzenleme Kurumu tarafından hava sahasının kapalı tutulması süresinin güncellenerek uzatıldığı açıklandı.

Ülke hava sahasının kapalı tutulma süresinin yerel saatle 11.00'e (TSİ 11.00) dek uzatıldığı kaydedildi.

GKRY'deki İngiliz üslerinden savaş uçaklarının kalktığı iddia edildi

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) bölgesindeki İngiliz egemen üslerinden, Kraliyet Hava Kuvvetlerine (RAF) ait bazı savaş ve tanker uçaklarının, İran-İsrail gerilimi üzerine kalkış yaptığı ileri sürüldü.

Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, GKRY'nin Limasol kenti yakınlarında "egemen üs" statüsünde bulunan Akrotiri (Ağrotur) Hava Üssü'nden RAF'a ait savaş ve tanker uçakları kalkış yaptı.

Yerel kaynaklar, GKRY'nin Larnaka kentine yakın bölgede bulunan İngiliz üssü Dikelya'dan da uçak sesleri geldiğini öne sürdü.

İsrail basını, İran'ın İsrail'e gönderdiği 100'den fazla saldırı insansız hava aracına (İHA) ABD ve İngiltere'nin müdahalede bulunduğunu iddia etti.

İsrail ordu radyosunun, ismini açıklamadığı bir İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD ve İngiltere'nin İran'dan atılan İHA'lara müdahale ettiği ileri sürüldü.

Haberde, İran'dan gönderilen 100'den fazla saldırı İHA'sına, ABD ve İngiltere tarafından İsrail hava sahası dışında müdahale edildiği savunuldu.

İngiltere, Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait ilave jetleri Orta Doğu'ya konuşlandırdı

İngiltere Savunma Bakanı Grant Shapps, Kraliyet Hava Kuvvetlerine (RAF) ait ilave jetler ile yakıt ikmal tankerlerini Orta Doğu'ya konuşlandırdıklarını duyurdu.

Bakan Shapps, X hesabından yaptığı açıklamada, RAF'a ait ilave jetler ve havada yakıt ikmali yapan tankerlerin, İngiltere'nin Irak ve Suriye'deki mevcut DEAŞ karşıtı Shader Operasyonu'nu desteklemek üzere Orta Doğu'ya konuşlandırıldığını bildirdi.

Shapps, "İran'ın İsrail'e karşı başlattığı anlamsız hava saldırısını şiddetle kınıyorum. Bu saldırı bölgesel güvenliği daha da zayıflatmaktan başka işe yaramayacak." değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere'nin, gerilimin daha da tırmanmasını önlemek için İsrail ve bölgedeki ortaklarıyla çalışmaya devam ettiğini kaydeden Shapps, barış ve istikrarın herkesin çıkarına olduğunu vurguladı.

Bakan Shapps, İran'ın her türlü istikrarsızlaştırıcı davranışa derhal son vermesi çağrısında bulunarak, şu ifadeleri kullandı:

"Bölgedeki tırmanışa karşılık olarak ve müttefiklerimizle ortaklaşa olarak, İngiltere Başbakanı (Rishi Sunak) ve ben, RAF'a ait ilave unsurların konuşlandırılması için yetki verdik. RAF jetleri ve havada yakıt ikmali yapan tankerler, İngiltere'nin Irak ve Suriye'deki mevcut DEAŞ karşıtı operasyonu olan Shader Operasyonu'muzu destekleyecek. Ayrıca, bu jetler gerektiğinde mevcut görevlerimizin menzili içerisinde havadan gelebilecek saldırıları da önleyecek."

İngiliz Sky News televizyonu da kaynaklarına dayandırdığı haberinde, RAF jetlerinin İsrail'in savunmasında görev aldığını bildirdi.

Saldırıya tepki ve kınamalar

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB'nin, İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarını şiddetle kınadığını bildirdi.

BM Genel Sekreteri Guterres, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırılarını kınadı, bölgede saldırganlığın derhal son bulması ve tüm taraflara sükunet çağrısında bulundu.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, X hesabından yaptığı paylaşımda, "İran rejiminin İsrail'e yönelik pervasız saldırısını en güçlü ifadelerle kınıyorum. İran bir kez daha kendi arka bahçesinde kaos tohumları ekmeye niyetli olduğunu göstermiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, "Fransa, İran'ın İsrail'e karşı başlattığı saldırıyı en sert şekilde kınıyor." ifadelerini kullandı.

İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de Tahran ve Tel Aviv Büyükelçileriyle yakın temas halinde olduğunu belirterek "Başbakan ve Savunma Bakanı'yla da konuştuk. Hükümet, her türlü senaryoyu ele almaya hazırdır." yorumunu yaptı.

Hollanda'da geçici hükümetin Başbakanı Mark Rutte, sosyal medya hesabından, Orta Doğu'daki durumun çok endişe verici olduğunu belirterek, “Bugün erken saatlerde Hollanda ve diğer ülkeler, İran'a İsrail'e saldırmaktan vazgeçmesi yönünde net bir mesaj gönderdi.” paylaşımında bulundu.

Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen, İran'ın İsrail'e yönelik duyurduğu saldırıyı şiddetle kınıyor." ifadesini kullanarak İran'ın Orta Doğu'daki "istikrarı bozan rolünün" kabul edilemeyeceğini belirtti. 

Mısırlı yetkili: Mısır hava savunması yüksek alarm durumuna geçti

İran'ın İsrail'e başlattığı saldırının ardından, Mısır hava savunmasının yüksek alarm durumuna geçtiği belirtildi.

Kahire el-İhbariyye kanalının üst düzey bir güvenlik yetkilisine dayandırdığı habere göre, Mısır hava savunması yüksek alarm durumuna geçti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Ebu Zeyd de X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, taraflardan azami itidalle hareket etmelerini istedi.

Ebu Zeyd, "Mısır, İran'ın İsrail'e insansız hava araçlarıyla saldırı başlatmasından ve son dönemde iki ülke arasındaki tehlikeli tırmanıştan derin endişe duymaktadır." ifadesini kullandı.

THY ve Pegasus İran, Ürdün, Irak ve Lübnan'a yapacağı seferlerini iptal etti

Türk Hava Yolları ve Pegasus Havayollarının, İran ve İsrail arasındaki gerilim ve komşu ülkelerin hava sahasını kapatması nedeniyle bu gece ve yarın İran, Ürdün, Irak ve Lübnan'a yapacağı seferler iptal edildi.

ABD kaynaklarından 70 füzeyle yeni bir saldırı başlatıldı iddiası

ABD kaynakları, İran'ın İsrail'e 70 füzeyle yeni bir saldırı dalgası daha başlattığını öne sürdü.

ABC News’e konuşan ABD'li yetkiliye göre, İran, İsrail'e yönelik ilk saldırısına ek olarak, 70 füzeyle yeni bir saldırı dalgası daha başlattı.



Trump, uluslararası liderleri Barış Konseyi’nin ilk toplantısına davet etti

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026’da Davos’ta Gazze için bir ‘barış konseyi’ kurulmasını öngören belgeyi gösteriyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026’da Davos’ta Gazze için bir ‘barış konseyi’ kurulmasını öngören belgeyi gösteriyor. (Reuters)
TT

Trump, uluslararası liderleri Barış Konseyi’nin ilk toplantısına davet etti

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026’da Davos’ta Gazze için bir ‘barış konseyi’ kurulmasını öngören belgeyi gösteriyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026’da Davos’ta Gazze için bir ‘barış konseyi’ kurulmasını öngören belgeyi gösteriyor. (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump tarafından kurulan Barış Konseyi’nin 19 Şubat’ta yapılması planlanan ilk toplantısına bir dizi dünya lideri davet edildi.

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ve Macaristan Başbakanı Viktor Orban toplantıya katılmayı kabul ederken, Fransa, İtalya, Norveç, Çekya ve Hırvatistan liderleri daveti reddetti.

Romanya Cumhurbaşkanı Nicușor Dan dün Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, toplantıya davet edildiğini duyurdu. Dan, ülkesinin Barış Konseyi’nin ilk oturumuna katılıp katılmama konusunda henüz nihai bir karar vermediğini ifade etti.

Dan, kararın ‘Romanya gibi fiilen konsey üyesi olmayan ancak tüzüğünün gözden geçirilmesi şartıyla katılmak isteyen ülkeler açısından toplantının formatına ilişkin Amerikalı ortaklarla yürütülecek görüşmelere’ bağlı olduğunu belirtti.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise cumartesi günü yaptığı açıklamada, toplantıya davet edildiğini ve katılmayı planladığını duyurdu.

Buna karşılık Çekya Başbakanı Andrej Babis, cumartesi günü Barış Konseyi toplantısına katılmayı düşünmediğini açıkladı. Babis, TV Nova’ya yaptığı açıklamada, “Avrupa Birliği’ne (AB) üye diğer ülkelerle istişare içinde hareket edeceğiz. Bu ülkelerden bazıları konseye katılmayacaklarını ifade etti” dedi.

ABD Başkanı’nın Gazze savaşını sona erdirmeye yönelik planı uyarınca, Gazze Şeridi’nin yönetiminin, Donald Trump’ın başkanlığını yaptığı Barış Konseyi’ne bağlı olarak kurulacak Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından geçici olarak üstlenilmesi öngörülüyor.

Ancak konseyin tüzüğünde Gazze’ye açık bir atıf yer almıyor. Metin, konseye daha geniş bir misyon yükleyerek, dünyadaki silahlı çatışmaların çözümüne katkı sunmayı hedef olarak tanımlıyor.

Konseyin önsözünde ise Barış Konseyi’nin, ‘çoğu zaman başarısız olmuş yaklaşımları ve kurumları terk etme cesaretine sahip olması gerektiği’ vurgulanarak, Birleşmiş Milletler’e (BM) örtük bir eleştiri yöneltiliyor.

Bu durum, başta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva olmak üzere bazı liderlerin tepkisini çekti. Macron ve Lula da Silva, geçtiğimiz haftanın başlarında yaptıkları açıklamalarda, ABD Başkanı’nın çağrısına karşılık olarak BM’nin güçlendirilmesi gerektiğini savunmuştu.

Hoşnutsuzluk

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise ülkesinin anayasal engeller nedeniyle Barış Konseyi’ne katılmayacağını yineledi.

Tajani cumartesi günü İtalyan haber ajansı ANSA’ya yaptığı açıklamada, “Anayasal kısıtlamalar nedeniyle Barış Konseyi’ne katılamıyoruz” dedi ve İtalya Anayasası’nın, tek bir liderin yönetiminde bir kuruluşa katılmayı öngörmediğini hatırlattı.

Geçtiğimiz cuma günü Brezilya Devlet Başkanı, 79 yaşındaki ABD Başkanı Donald Trump’ı, ‘yeni bir milletler topluluğunun efendisi’ olmaya çalışmakla suçladı.

Lula da Silva tek taraflılığa karşı çoğulculuğu savundu ve BM tüzüğünün adeta parçalanmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Donald Trump, Barış Konseyi’ni geçtiğimiz ocak ayında Davos’ta düzenlenen forumda ilan etmişti.

Tüzüğe göre, Cumhuriyetçi Başkan Trump her şeye tam hâkim; yalnızca o diğer liderleri davet edebiliyor ve katılımlarını iptal edebiliyor. Sadece ‘üye devletlerin üçte ikisinin veto hakkını kullanması’ durumunda bu yetkisi sınırlanabiliyor.

Diğer liderlerin tepkisini çeken noktalar arasında, metinde Gazze’ye açık bir atıf bulunmaması ve üyelik maliyetlerinin yüksekliği yer alıyor. Konseyde kalıcı bir sandalye almak isteyen ülkelerin 1 milyar dolar ödemesi gerekiyor.


Netanyahu’nun Washington’a yapacağı ziyaretin ardında ne yatıyor?

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Eylül’de Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısı sırasında (Arşiv – AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Eylül’de Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısı sırasında (Arşiv – AFP)
TT

Netanyahu’nun Washington’a yapacağı ziyaretin ardında ne yatıyor?

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Eylül’de Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısı sırasında (Arşiv – AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Eylül’de Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısı sırasında (Arşiv – AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinin cumartesi gecesi yaptığı ve çarşamba günü Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini duyurduğu çarpıcı açıklama, İran’la müzakerelerin ele alınacağı ve İsrail’in taleplerinin gündeme getirileceği iddiasına rağmen, bu dosyada gerçekte yeni bir gelişmeye işaret etmiyor. Aksine, söz konusu açıklamanın esas olarak Netanyahu’nun başta iç siyasi hesapları olmak üzere gerçek hedeflerini örtmeyi amaçladığı, bunların da büyük ölçüde İsrail’de fiilen başlamış olan seçim süreciyle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.

Bu değerlendirmeyi güçlendiren bir diğer unsur da Netanyahu’nun Washington ziyaretinin tarihini değiştirmesini gerekçelendirirken, ‘İran dosyasının aciliyeti’ olarak nitelediği unsuru öne sürmesi oldu.

Bilindiği üzere Netanyahu, bir hafta önce Washington’a ziyaret talebinde bulunmuş, ABD yönetimi de bu talebi kabul etmişti. Ziyaretin, başta İran dosyası olmak üzere, Başkan Donald Trump’ın Filistin meselesine ilişkin planı ve Netanyahu’nun karşı karşıya olduğu yolsuzluk davalarında olası bir af konusu gibi bir dizi başlığın ele alınması amacıyla ayın 18’inde gerçekleştirilmesi planlanıyordu. Trump’ın ertesi gün, yani ayın 19’unda Washington’da Barış Konseyi’ni toplantıya çağırması üzerine, Netanyahu’nun da konsey üyesi olması nedeniyle bu toplantıya katılacağı yönünde bir beklenti oluşmuştu.

dfert
ABD Başkanı Donald Trump, İran Dini Lideri Ali Hamaney ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

Ancak Netanyahu daha sonra, toplantıya katılma ihtimali konusunda tereddütlerini dile getirdi ve gündemdeki planın ilerlemesi önünde koyduğu engelleri kaldırmasının istenmesinden çekindiğini ima etti. İsrail’in Kanal 12 televizyonu, ziyaret tarihinin öne çekilmesinin Netanyahu’nun 18’inde planlandığı gibi Washington’a gitmemesine ve dolayısıyla Barış Konseyi liderler toplantısına katılmamasına yol açabileceğini bildirdi. Fiiliyatta Netanyahu’nun, konsey üyelerinin Gazze konusunda yerine getirmesini talep edeceği yükümlülüklerden kaçınmak için toplantıya katılmaktan geri durduğu izlenimi oluştu.

Bu değerlendirme, Netanyahu’nun anlaşmanın ikinci aşamasının, hatta ilk aşamasının uygulanması önüne ciddi engeller koyduğuna dair uluslararası alanda giderek güçlenen kanaate dayanıyor. Tahminlere göre İsrail, anlaşmayı günde üç ila dört kez ihlal ediyor. Refah Sınır Kapısı, sahada yaşananların niteliğine dair bu bağlamdaki örneklerden yalnızca biri olarak öne çıkıyor.

Netanyahu’nun tutumundaki bu değişiklik neden oldu?

Merkezi iddia, İran dosyası etrafında şekilleniyor. İsrail Kan 11 televizyonuna göre Netanyahu, cumartesi sabahı ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘Umman müzakerelerinde olumlu ilerleme’ sağlandığı ve İran’ın gerçekten bir anlaşmaya varmak istediği yönünde bir hissiyat oluştuğuna dair açıklamalarını takip etmesinin ardından, Washington ziyaretini ayın 18’inden öne çekme kararı aldı.

Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, ziyaret tarihinin öne alınmasının gerekçesi olarak İran’ın ‘aldatıcı’ olduğu ve kendisine herhangi bir taviz verilmemesi gerektiği görüşü öne çıkarıldı. Açıklamada, bu tutumu pekiştirmek amacıyla, ‘Tahran’la yürütülecek her türlü müzakerenin, balistik füze programının sınırlandırılmasını ve İran ekseni olarak tanımlanan yapıya verdiği desteğin durdurulmasını içermesi gerektiği’ vurgulandı. Netanyahu’ya yakın kaynaklar ise İsrail Başbakanı’nın, Trump’tan İran’ın İsrail’i tanımasını ‘gerçek barış niyetinin kanıtı’ olarak dayatmasını talep etmeyi planladığını aktardı.

Kan 11, Tel Aviv’in, Başkan Trump’ın İran’la müzakerelere başlanmadan önce ‘İsrail’le önceden üzerinde uzlaşılan bazı noktalardan geri adım atmasından’ endişe duyduğunu bildirdi. Bu çerçevede İsrail basınında yer alan değerlendirmelerde, Netanyahu’nun ofisinin açıklaması bir güç gösterisi olarak yorumlandı; İsrail’in süreci pasif biçimde izlemediğini göstermek ve karar alma sürecinde geç kalınmadan önce ABD yönetimi üzerinde etki oluşturmak amacı taşıdığı belirtildi.

İsrail’in altı talebi

Siyasi dramanın unsurlarını tamamlamak istercesine Netanyahu, İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı’nın da kendisine Washington ziyaretinde eşlik edeceğini açıkladı. Netanyahu, bu adımın amacının, İran’a yönelik bir saldırının gerekliliğini anlatmak olduğunu belirterek, böyle bir darbenin İran’ın kapasitesini felç edeceğini ve özgüvenini sarsacağını savundu. Netanyahu ayrıca dün hükümet koalisyonunu oluşturan parti liderleriyle bir toplantı ve bunun yanı sıra Bakanlar Kurulu’nun ayrı bir oturumunu toplama çağrısı yaptı.

Netanyahu’nun çarşamba ve perşembe günleri bir dizi görüşme gerçekleştirmesi, cuma günü ise İsrail’e dönmesi planlanıyor. Program kapsamında ABD Başkanı ile görüşmenin yanı sıra, Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Brad Cooper ve müzakere dosyasından sorumlu özel temsilciler Steve Witkoff ile Jared Kushner’la da bir araya gelmesi öngörülüyor.

fvev
İsrail'in Demir Kubbe füze savunma sistemi, İran’dan Tel Aviv’e fırlatılan balistik füzeleri önlüyor. (EPA)

Sağcı İsrail gazetesi Israel Hayom, bu çarpıcı ziyareti, Netanyahu’nun İran dosyası konusunda Trump’ı altı İsrail talebini benimsemeye ikna etme girişimi olarak yorumladı. Buna göre ilk iki talep, balistik füze dosyasının müzakerelere dahil edilmesi ve bu füzelerin menzilinin 300 kilometreyle sınırlandırılması ile İsrail’in bölgede ‘vekil güçler’ olarak tanımladığı yapılara verilen İran desteğinin sona erdirilmesini kapsıyor.

Nükleer başlık altında ise İsrail’in dört ek talep ileri sürdüğü belirtiliyor. Bu talepler; İran’ın nükleer programının tamamen ortadan kaldırılmasının garanti altına alınması, tüm zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması, oranı ne olursa olsun her türlü uranyum zenginleştirme faaliyetinden vazgeçilmesi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin İran’a geri dönerek nükleer tesislere ani denetimler yapma yetkisine sahip olmalarını içeriyor.

Beyaz Saray’ın içindeki lobi

Gazete, Netanyahu’nun bu yaklaşımı Witkoff ve Kushner’a kabul ettirmeye çalıştığını, ancak müzakereler sürecinde bu iki ismin kendi tezlerine ne ölçüde bağlı kalacağından kuşku duyduğunu aktardı. Bu nedenle Netanyahu’nun, doğrudan Trump’la görüşmenin belirleyici seçenek olduğu kanaatini taşıdığı ve ABD Başkanı’nı ikna edebilecek tek kişinin kendisi olduğuna inandığı belirtildi.

Netanyahu’nun, ABD ekibinin diğer üyelerine kıyasla daha sert bir çizgide gördüğü Başkan Yardımcısı JD Vance ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun desteğini arkasına almayı hedeflediği, bu yolla İran’la anlaşmaya varılmasından yana olan eğilime karşı Beyaz Saray içinde bir baskı grubu oluşturmayı amaçladığı ifade ediliyor.

Buna karşılık İsrailli uzmanlar, füze dosyasının nükleer programla ilgili her türlü müzakerenin zaten doğal bir parçası olduğunu vurguluyor. Uzmanlara göre, nükleer başlık taşıyabilecek gelişmiş balistik füzeler olmadan bir nükleer silah üretmenin herhangi bir anlamı bulunmuyor ve ABD’li müzakereciler de bu gerçeğin farkında. Bu nedenle söz konusu çevreler, İsrail’in bu bağlamda sergilediği paniğin büyük ölçüde yapay olduğu görüşünde.

Nitekim daha önce Netanyahu hükümetinde bakan olarak görev yapan ve halen savunma sanayii şirketi Rafael’in Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten Yuval Steinitz’in de dile getirdiği üzere, İsrail’in esasen bir nükleer anlaşmaya varılmasını istemediği belirtiliyor. Bu bakış açısına göre, koşulları ne olursa olsun her türlü anlaşma kötü kabul ediliyor ve yaptırımların kaldırılması ile mali kaynak akışının yeniden başlaması nedeniyle Tahran’daki rejimin gücünü artıracağı savunuluyor. İsrail tarafı, söz konusu kaynakların Hizbullah’tan Iraklı gruplara, Hamas ve İslami Cihad Hareketi’nden Yemen’deki Husilere kadar İran’ın bölgedeki müttefiklerine aktarılacağını öne sürüyor.

cdf
İran’ın başkenti Tahran’da ABD ve İsrail’i kınayan bir duvar resmi (AFP)

Netanyahu’ya yakın isimlerden Steinitz’e göre masadaki alternatifler ya askerî bir saldırı düzenlenmesi ya da mevcut durumun dondurulması. Steinitz, askerî seçeneği en ideal çözüm olarak görürken, böyle bir adımın İran’daki yönetimi zayıflatacağını ve çöküşe giden süreci hızlandıracağını savundu. Mevcut durumun dondurulması ise ikinci en önemli seçenek olarak değerlendiriliyor; zira bu yol, bir anlaşmaya varılmasını engelliyor, yaptırımların yürürlükte kalmasını sağlıyor ve rejimi ekonomik ve toplumsal açıdan zayıflatmayı hedefliyor.

Steinitz, bu bağlamda Netanyahu’nun elinde haziran ayındaki savaşla ilgili önemli bir koz bulunduğunu da vurguladı. O dönemde ağır darbeler indirildiğini, buna karşın tek bir Amerikan askerinin dahi zarar görmediğini hatırlattı.

Steinitz’e göre Netanyahu, her hâlükârda Trump’tan, İsrail’in geleneksel tutumuna destek vermesini sağlamaya çalışıyor. Bu tutum, İsrail’in İran’la yapılabilecek herhangi bir anlaşmanın tarafı olmadığı ve böyle bir anlaşmanın kendisini bağlamadığı anlayışına dayanıyor. Steinitz, bu yaklaşımın ardında, İran üzerinde savaş tehdidi kılıcını sürekli olarak sallandırma gerekliliğine dair güçlü bir inancın yattığını belirtiyor.

Bu durum, Netanyahu’nun söz konusu tutumu Trump’ın otoritesine zarar vermeden nasıl dile getireceği ve Witkoff ile Kushner’a karşı Beyaz Saray içinde bir lobi oluşturup oluşturamayacağı sorularını gündeme getiriyor. Aynı zamanda Netanyahu’nun, İran liderliğini provoke edecek ve müzakerelerden çekilmeye zorlayacak adımlar atmayı mı hedeflediği, yoksa İranlı yetkililerin yeterli siyasi olgunluk göstererek Netanyahu’nun hamlelerini boşa çıkarıp Trump’la bir anlaşmaya doğru ilerleyip ilerlemeyeceği de tartışma konusu oluyor.

Netanyahu’nun bu aşamada asıl odağının, fiilen başlamış olan seçim süreciyle birlikte derinleşen iç siyasi krizi ve kamuoyu yoklamalarında gerileyen konumu olduğu dikkate alındığında, şu anki temel hedefinin iç kamuoyundaki yerini güçlendirecek bir Amerikan tutumunun ortaya çıkması olduğu değerlendiriliyor. Netanyahu’nun, İran’a karşı duran lider, hatta Trump’ın ifadesiyle bir ‘savaşçı’ ya da ‘kahraman’ olarak sunulmasının, mevcut koşullarda kendisi açısından özel bir önem taşıdığı ifade ediliyor.


Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
TT

Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)

Venezuela muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado, muhalefet üyesi Juan Pablo Guanipa'nın dün hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra Karakas'ta "ağır silahlı adamlar" tarafından kaçırıldığını duyurdu.

Machado, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Dakikalar önce Juan Pablo Guanipa, Karakas'ın Los Choros mahallesinde kaçırıldı. Sivil kıyafetli, ağır silahlı dört araç geldi ve onu zorla götürdü. Derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.