İran'dan İsrail'e hava saldırıları

İran, insansız hava araçlarıyla (İHA) İsrail'e saldırı başlattı, İsrail, savaş kabinesini toplarken, Beyaz Saray İsrail'e desteğini açıkladı.

İran'dan İsrail'e hava saldırıları
TT

İran'dan İsrail'e hava saldırıları

İran'dan İsrail'e hava saldırıları

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, yaptığı basın açıklamasında, İran'dan havalanan onlarca İHA'nın İsrail'e doğru ilerlediğini duyurdu.

İsrail hava ve deniz kuvvetlerinin İsrail'e ulaşması saatler sürebilecek İHA'ları takip ettiğini belirten Hagari, ülke genelinde GPS sisteminde bozulmalar yaşanabileceğini aktardı.

Hagari, İsrail'deki saldırı alarmlarının İHA'ların ancak hedeflere yöneldiğinde çalacağını belirterek, İHA'ları bir an önce önlemeye çalışacaklarını belirtti.

İsrail devlet televizyonu KAN, Hagari'nin açıklamasından önce, İran'ın onlarca İHA ile İsrail'e saldırı başlattığını duyurmuştu.

İsrail makamları saldırıların askeri hedeflere düzenlenmesini değerlendirdi. İsrail savaş kabinesi ve ardından güvenlik kabinesinin bu gece Tel Aviv'deki Savunma Bakanlığı'nda toplanacağı aktarıldı.

İsrail Başbakanlık devlet uçağının saldırıda vurulabilmesi endişesiyle havalandığı belirtildi.

İsrail'den Kanal 12'nin haberine göre, İsrail hava sahası bu gece 01.00'e kadar kapatıldı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nden İsrail yönüne havalanan uçakların rotalarından geri döndüğü, hava radar sistemlerine yansıdı.

İsrail ordusu, İran'ın 100'den fazla İHA ile saldırı düzenlediğini doğruladı

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre, İsrailli yetkililer, İran'dan düzenlenen saldırılar karşısında birkaç gün devam edecek saldırılara hazırlanıyor. Haberde, İsrail'in saldırılara karşılık vermesinin beklendiği paylaşıldı.

İsrail'e yönelik İHA saldırısının sadece İran'dan değil, Yemen ve Irak'tan da düzenlenmiş olabileceği belirtildi.

Öte yandan, İsrail Ordu Sözcülüğü AA muhabirine yaptığı açıklamada, İran'dan İsrail'e 100'den fazla İHA ile saldırı düzenlendiğini doğruladı.

İsrail'de savaş kabinesi toplandı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun başkanlığında Tel Aviv'de toplanan savaş kabinesi, İran'dan başlatılan İHA saldırısını ele aldı.

Konuyla ilgili resmi açıklama yapılmazken toplantıya ilişkin paylaşılan fotoğrafta Savunma Bakanı Yoav Gallant, Savaş Kabinesi üyesi Benny Gantz ile Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'nin de hazır bulunduğu görüldü.

Saldırılara karşı yanıtı Savaş Kabinesi yetki verecek

İsrail Güvenlik Kabinesinin, İran'ın saldırısına yanıt için Savaş Kabinesine yetki verdiği bildirildi.

Kanal 12 televizyonunda yer alan haberde, bu adımla Savaş Kabinesinin, Güvenlik Kabinesinin onayına ihtiyaç duymadan İran'ın saldırısına verilecek yanıt konusunda karar alabileceği belirtildi.

Savaş Kabinesinin yetkilendirilmesiyle, İran'a verilecek yanıt konusunda karar alma sürecinin hızlı ve kolay hale geleceği ifade edildi.

Savaş Kabinesinde, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yanı sıra Savunma Bakanı Yoav Gallant ve ana muhalefet lideri Benny Gantz yer alıyor.

Sığınaklarda kalmaya gerek olmadığı duyuruldu

İsrail ordusu, İran'ın saldırılarının ardından yaptığı uyarıyı güncelleyerek, sığınaklarda kalmaya gerek olmadığını duyurdu.

İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı, daha önceden uyarı yaptığı işgal altındaki Golan Tepeleri'nin kuzeyi, güneydeki Nevatim, Dimona, Birüssebi (Berşeva) ve Arad'ın yanı sıra Kızıl Deniz kıyısındaki Eliat kentindeki vatandaşların sığınaklarda beklemesine gerek kalmadığını bildirdi.

Komutanlığın, İran'dan düzenlenen saldırılar sırasında 726 uyarı yaptığı belirtildi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu: Onlarca füze ve insansız hava aracıyla operasyon başlattık

İran da İsrail'e insansız hava araçlarıyla kapsamlı saldırı başlatıldığını duyurdu.

İran devlet televizyonunun haberinde, "Devrim Muhafızları Ordusu, işgal altındaki bölgelerdeki hedeflere yönelik insansız hava aracı operasyonu birkaç dakika önce başladı." ifadelerine yer verildi.

İran devlet televizyonuna göre, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından bildiri yayımlandı.

Bildiride "İsrail'e yönelik İHA saldırısı, İsrail'in Suriye'deki İran konsolosluğuna saldırısına cevap olarak Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri, siyonist rejimin topraklarındaki bazı hedefleri onlarca İHA ve füzeyle vurdu." ifadesine yer verildi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin İran'a karşı saldırıya herhangi bir destek veya katılımının, İran Silahlı Kuvvetlerinin "kararlı ve pişman edici" tepkisiyle sonuçlanacağı uyarısında bulundu.

Devrim Muhafızları Ordusunun İsrail'e başlatılan saldırıyla ilgili yayımladığı ikinci bildiride, İsrail'in İran'ın Şam'daki konsolosluğuna yönelik saldırısına karşılık, İran'ın, Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi'nin 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkı çerçevesinde İsrail'in işgali altında bulunan topraklardaki askeri hedeflere saldırı başlattığı belirtildi.

Bildiride, "İran, haklarını güvence altına almak ve saldırganı cezalandırmak amacıyla siyonist terör ordusunun işgal altındaki topraklarda bulunan önemli askeri hedeflerine saldırarak, stratejik istihbarat yeteneklerini, füzelerini ve insansız hava araçlarını başarıyla vurup imha etti." ifadelerine yer verildi.

ABD tarafından İsrail'e verilen desteğe işaret edilen bildiride, "Terörist Amerikan hükümeti, İran'ın çıkarlarına zarar verecek herhangi bir destek ve katılımının, İran Silahlı Kuvvetlerinin kararlı ve pişman edici tepkisiyle sonuçlanacağı konusunda uyarıldı." açıklamasında bulunuldu.

Bildiride, "İsrail'in eylemlerinden ABD yönetiminin sorumlu olduğu ve İsrail'in engellenmemesi halinde hem Tel Aviv'in hem de Washington'un bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalacağı" belirtildi.

Devrim Muhafızları, herhangi bir ülkeden ABD veya İsrail adına gelecek tehdidin kaynağına da karşılık verileceğini ve İran'ın meşru çıkarlarını her türlü saldırgan eylem ile yasa dışı güç kullanımına karşı koruyacaklarını bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, İsrail'e saldırı konusunda ABD'ye gerekli uyarıyı yaptıklarını belirtti.

İran medyasında yer alan haberlere göre, İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani de ülkesine yönelik saldırılara karşı uyarılarda bulundu.

İranlı Bakan, "İsrail'in İran'a saldırması için hava ve kara sahasını açan ülkeler, kararlı cevabımızı alacaktır." ifadelerini kullandı.

İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği de "Bu iş şu an sonuçlandı sayılır. İsrail bir hata daha yaparsa İran'ın karşılığı daha ağır olacaktır." açıklamasını yaptı.

IRNA, İran'ın İsrail'e balistik füze saldırısı başlattığını öne sürdü

İran resmi haber ajansı IRNA, Devrim Muhafızları Ordusunun İsrail’e balistik füze saldırısı başlattığını iddia etti.

IRNA, isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran'ın İsrail'e balistik füze saldırısı başlattığını öne sürdü.

İsrailli yetkililer ise İran'ın İsrail'e balistik füze attığına dair herhangi bir gösterge olmadığını bildirdi.

İsrail ordu radyosuna konuşan ve adı açıklanmayan İsrailli yetkililer, İran'ın ülkeye balistik füze fırlatmasına ilişkin herhangi bir emarenin bulunmadığını belirtti.

İran'ın saldırısı sonrası İsrail'in birçok bölgesinde sirenler çaldı

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'ın İHA'larla saldırı başlatmasının ardından durum değerlendirmesi yapıldığı belirtildi.

Ülkenin güneyi ve kuzeyi dahil birçok bölgesinde uyarı sirenleri çaldı.

Açıklamada, İsrail'in kuzeyinde bulunan işgal altındaki Golan Tepeleri ve güneydeki Eylat kenti başta olmak üzere bazı bölgelerde yaşayan halktan sığınaklara yakın bölgelerde kalmasının istendiği bildirildi.

İsrail ordusu, İran'ın saldırılarının ardından yaptığı uyarıyı güncelleyerek, sığınaklarda kalmaya gerek olmadığını duyurdu

Sosyal medyada yer alan görüntülerde, İsrail'in birçok bölgesinde hava savunma sistemlerinin aktif hale geldiği anlaşılıyor ve gökyüzünde yer yer patlama sesleri duyuluyor.

Öte yandan, İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, saldırılar nedeniyle ülkenin güneyinde 10 yaşında bir çocuğun ağır yaralandığını bildirdi.

İsrail ordusu, ülkenin güneyindeki bir askeri üste küçük çaplı hasar oluştuğunu, can kaybı olmadığını açıkladı.

Ordu, "İran'dan (İsrail’e) 200'den fazla insansız hava aracı, seyir füzesi ve balistik füze gönderildi. Tehditlerin çoğu İsrail hava sahası dışında önlendi." açıklamasında bulundu.

ABD güçleri Suriye-Ürdün sınırındaki üslerden onlarca İHA'yı hedef aldı

Suriye-Ürdün sınırındaki iki üste konuşlanan ABD güçleri, yüzlerce hava savunma füzesi ile onlarca insansız hava aracını (İHA) hedef aldı.

AA'nın yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, ABD güçlerinin konuşlandığı, Suriye'nin Humus ilindeki Tenef üssü ile Ürdün topraklarındaki Kule-22 üssünden gece yarısından sonra yüzlerce hava savunma füzesi ateşlendi.

Kaynaklara göre, ABD üslerinden fırlatılan füzeler, aidiyeti bilinmeyen onlarca kamikaze İHA'ya isabet etti.

Fransa, İsrail'deki vatandaşlarından sığınaklara yakın durmalarını istedi

Fransa'nın İsrail Büyükelçiliğinin X hesabından İsrail'deki Fransız vatandaşları için acil mesaj yayımladı.

Mesajda, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısının sürdüğü belirtilerek, İsrail'deki Fransızlardan sığınaklara yakın olmaları istendi.

İsrail'in Ben Gurion Havalimanı'nın Tel Aviv saatiyle 01.00-07.00 arası kapalı olduğu aktarılan mesajda, 48 saat içinde uçuşu olan vatandaşlara, seyahatleri hakkında bilgi almak için biletlerini satın aldıkları hava yolu şirketlerine danışmaları tavsiye edildi.

Beyaz Saray: İsrail'e desteğimiz tam

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Adrienne Watson, İran'ın İsrail'e saldırısıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.

Watson, açıklamasında, "İran, İsrail'e karşı bir hava saldırısı başlattı. Başkan Biden'ın mesajı net: İsrail'in güvenliğine olan desteğimiz sarsılmaz. ABD, İsrail halkının yanındadır ve İran'dan gelen tehditlere karşı onların savunmalarını desteklemektedir." ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray'da ulusal güvenlik ekibini toplayan Joe Biden ise "İran ve onun uzantılarının tehditlerine karşı İsrail'in güvenliği konusundaki taahhüdümüz sarsılmaz." değerlendirmesinde bulundu.

Irak hava sahası tüm uçuşlara kapatıldı

Irak, İran’dan İsrail’e yönelik başlatılan insansız hava aracı saldırılarının ardından hava sahasını kapattığını duyurdu.

Irak resmi haber ajansı INA'ya konuşan Ulaştırma Bakanı Rezzak es-Sadavi, hava sahasının tüm uçuşlara kapatıldığını açıkladı.

Bakan, ülkedeki tüm uçuşların da durdurulduğunu belirtti.

Sivil Havacılık Kurumundan yapılan açıklamada da Irak hava sahasının kapatılmasının geçici ve önlem amaçlı olduğu bildirildi.

Açıklamada, hava sahasının tüm gelen ve giden uçuşlara sabah saat 05.30'a kadar kapatıldığını ve bunun duruma göre uzatılabileceği de aktarıldı.

Erbil'de çok sayıda şiddetli patlama sesleri duyuldu

Irak'ın Erbil kentinde çok sayıda şiddetli patlama sesleri duyulurken, sosyal medya platformu X'te birçok kullanıcı da kentte patlamalar yaşandığına ilişkin paylaşımda bulundu.

Öte yandan, Erbil’de bulunan ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait üsteki hava savunma sisteminin aktif hale getirildiği ve atılan en az 3 füzenin de imha edildiği görüldü.

Lübnan hava sahası tüm uçuşlara kapatıldı

Lübnan, İran’dan İsrail’e yönelik başlatılan İHA saldırılarının ardından hava sahasını kapattığını duyurdu.

Ürdün'de Hükümet Sözcüsü, ülkede OHAL ilan edildiği haberlerini yalanladı

Ürdün'de Hükümet Sözcüsü ve İletişim Bakanı Muhenned Mubaydin, ülkede olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiğine ilişkin çıkan haberlerin doğru olmadığını açıkladı.

Ürdün resmi haber ajansı Petra'ya açıklama yapan Mubaydin, devlet televizyonu El-Memleket'in haberini düzelterek, ülkede OHAL ilan edildiğine ilişkin medyada çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını duyurdu.

Sosyal medya platformları ve çeşitli uygulamalar üzerinden yayılan haberlerin birçoğunun asılsız olduğuna dikkati çeken Mubaydin, ülkede hayatın düzenli şekilde devam ettiğini ve vatandaşları endişelendirecek bir durum bulunmadığını vurguladı.

Ürdün, hava sahasının kapalı tutulma süresinin yerel saatle 11.00'e uzatıldığını duyurdu.

Ürdün resmi haber ajansı PETRA'nın haberine göre, Sivil Havacılık Düzenleme Kurumu tarafından hava sahasının kapalı tutulması süresinin güncellenerek uzatıldığı açıklandı.

Ülke hava sahasının kapalı tutulma süresinin yerel saatle 11.00'e (TSİ 11.00) dek uzatıldığı kaydedildi.

GKRY'deki İngiliz üslerinden savaş uçaklarının kalktığı iddia edildi

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) bölgesindeki İngiliz egemen üslerinden, Kraliyet Hava Kuvvetlerine (RAF) ait bazı savaş ve tanker uçaklarının, İran-İsrail gerilimi üzerine kalkış yaptığı ileri sürüldü.

Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, GKRY'nin Limasol kenti yakınlarında "egemen üs" statüsünde bulunan Akrotiri (Ağrotur) Hava Üssü'nden RAF'a ait savaş ve tanker uçakları kalkış yaptı.

Yerel kaynaklar, GKRY'nin Larnaka kentine yakın bölgede bulunan İngiliz üssü Dikelya'dan da uçak sesleri geldiğini öne sürdü.

İsrail basını, İran'ın İsrail'e gönderdiği 100'den fazla saldırı insansız hava aracına (İHA) ABD ve İngiltere'nin müdahalede bulunduğunu iddia etti.

İsrail ordu radyosunun, ismini açıklamadığı bir İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD ve İngiltere'nin İran'dan atılan İHA'lara müdahale ettiği ileri sürüldü.

Haberde, İran'dan gönderilen 100'den fazla saldırı İHA'sına, ABD ve İngiltere tarafından İsrail hava sahası dışında müdahale edildiği savunuldu.

İngiltere, Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait ilave jetleri Orta Doğu'ya konuşlandırdı

İngiltere Savunma Bakanı Grant Shapps, Kraliyet Hava Kuvvetlerine (RAF) ait ilave jetler ile yakıt ikmal tankerlerini Orta Doğu'ya konuşlandırdıklarını duyurdu.

Bakan Shapps, X hesabından yaptığı açıklamada, RAF'a ait ilave jetler ve havada yakıt ikmali yapan tankerlerin, İngiltere'nin Irak ve Suriye'deki mevcut DEAŞ karşıtı Shader Operasyonu'nu desteklemek üzere Orta Doğu'ya konuşlandırıldığını bildirdi.

Shapps, "İran'ın İsrail'e karşı başlattığı anlamsız hava saldırısını şiddetle kınıyorum. Bu saldırı bölgesel güvenliği daha da zayıflatmaktan başka işe yaramayacak." değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere'nin, gerilimin daha da tırmanmasını önlemek için İsrail ve bölgedeki ortaklarıyla çalışmaya devam ettiğini kaydeden Shapps, barış ve istikrarın herkesin çıkarına olduğunu vurguladı.

Bakan Shapps, İran'ın her türlü istikrarsızlaştırıcı davranışa derhal son vermesi çağrısında bulunarak, şu ifadeleri kullandı:

"Bölgedeki tırmanışa karşılık olarak ve müttefiklerimizle ortaklaşa olarak, İngiltere Başbakanı (Rishi Sunak) ve ben, RAF'a ait ilave unsurların konuşlandırılması için yetki verdik. RAF jetleri ve havada yakıt ikmali yapan tankerler, İngiltere'nin Irak ve Suriye'deki mevcut DEAŞ karşıtı operasyonu olan Shader Operasyonu'muzu destekleyecek. Ayrıca, bu jetler gerektiğinde mevcut görevlerimizin menzili içerisinde havadan gelebilecek saldırıları da önleyecek."

İngiliz Sky News televizyonu da kaynaklarına dayandırdığı haberinde, RAF jetlerinin İsrail'in savunmasında görev aldığını bildirdi.

Saldırıya tepki ve kınamalar

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB'nin, İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarını şiddetle kınadığını bildirdi.

BM Genel Sekreteri Guterres, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırılarını kınadı, bölgede saldırganlığın derhal son bulması ve tüm taraflara sükunet çağrısında bulundu.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, X hesabından yaptığı paylaşımda, "İran rejiminin İsrail'e yönelik pervasız saldırısını en güçlü ifadelerle kınıyorum. İran bir kez daha kendi arka bahçesinde kaos tohumları ekmeye niyetli olduğunu göstermiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, "Fransa, İran'ın İsrail'e karşı başlattığı saldırıyı en sert şekilde kınıyor." ifadelerini kullandı.

İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de Tahran ve Tel Aviv Büyükelçileriyle yakın temas halinde olduğunu belirterek "Başbakan ve Savunma Bakanı'yla da konuştuk. Hükümet, her türlü senaryoyu ele almaya hazırdır." yorumunu yaptı.

Hollanda'da geçici hükümetin Başbakanı Mark Rutte, sosyal medya hesabından, Orta Doğu'daki durumun çok endişe verici olduğunu belirterek, “Bugün erken saatlerde Hollanda ve diğer ülkeler, İran'a İsrail'e saldırmaktan vazgeçmesi yönünde net bir mesaj gönderdi.” paylaşımında bulundu.

Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen, İran'ın İsrail'e yönelik duyurduğu saldırıyı şiddetle kınıyor." ifadesini kullanarak İran'ın Orta Doğu'daki "istikrarı bozan rolünün" kabul edilemeyeceğini belirtti. 

Mısırlı yetkili: Mısır hava savunması yüksek alarm durumuna geçti

İran'ın İsrail'e başlattığı saldırının ardından, Mısır hava savunmasının yüksek alarm durumuna geçtiği belirtildi.

Kahire el-İhbariyye kanalının üst düzey bir güvenlik yetkilisine dayandırdığı habere göre, Mısır hava savunması yüksek alarm durumuna geçti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Ebu Zeyd de X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, taraflardan azami itidalle hareket etmelerini istedi.

Ebu Zeyd, "Mısır, İran'ın İsrail'e insansız hava araçlarıyla saldırı başlatmasından ve son dönemde iki ülke arasındaki tehlikeli tırmanıştan derin endişe duymaktadır." ifadesini kullandı.

THY ve Pegasus İran, Ürdün, Irak ve Lübnan'a yapacağı seferlerini iptal etti

Türk Hava Yolları ve Pegasus Havayollarının, İran ve İsrail arasındaki gerilim ve komşu ülkelerin hava sahasını kapatması nedeniyle bu gece ve yarın İran, Ürdün, Irak ve Lübnan'a yapacağı seferler iptal edildi.

ABD kaynaklarından 70 füzeyle yeni bir saldırı başlatıldı iddiası

ABD kaynakları, İran'ın İsrail'e 70 füzeyle yeni bir saldırı dalgası daha başlattığını öne sürdü.

ABC News’e konuşan ABD'li yetkiliye göre, İran, İsrail'e yönelik ilk saldırısına ek olarak, 70 füzeyle yeni bir saldırı dalgası daha başlattı.



Maskat müzakereleri: Sadece nükleer dosya ile kapsamlı anlaşma arasında

ABD Başkanı Donald Trump ve Hürmüz Boğazı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Hürmüz Boğazı (Reuters)
TT

Maskat müzakereleri: Sadece nükleer dosya ile kapsamlı anlaşma arasında

ABD Başkanı Donald Trump ve Hürmüz Boğazı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Hürmüz Boğazı (Reuters)

Ömer Harkus

Umman'ın başkenti Maskat'ta Washington ve Tahran arasındaki müzakerelerin umut verici bir başlangıç ​​yaptığı yönündeki konuşmalar, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Washington'un İran'a karşı askeri operasyon düzenlemesi durumunda, bölgedeki ABD üslerinin hedef alınacağı tehdidinde bulunmasını engellemedi.

İlk müzakere turunun sona ermesinden saatler sonra, İran ve ABD arasındaki gergin ilişki, askeri ve ekonomik hazırlıklar, bölgeyi açık çatışmanın eşiğine iten karşılıklı baskılar arasında bir kez daha sınanıyor. Tahran turu “iyi bir başlangıç” olarak nitelendirirken, Washington bunu angajman kurallarını yeniden tanımlama fırsatı olarak gördü.

Asgari güven düzeyinin testi olarak nitelendirilen bir turdan sonra Arakçi, müzakere gündeminin Tahran'ın caydırıcılık sisteminin kalbinde yer aldığını düşündüğü konuları da kapsamasını engelleyecek dar bir çerçeve belirlemek için gerçek bir ilerleme kaydedilmeden önce, askeri tehditlerin ve ekonomik baskıların kaldırılmasını talep eden bir dizi açıklama yayınladı.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, nükleer program ile yetinmeyen, İran'ın balistik füze programını ve bu füzelerin menzilini de içeren, ayrıca, Tahran'ın bölgedeki silahlı örgütlere verdiği desteği, insan hakları ve baskı konusundaki iç tutumunu da ele alan kapsamlı bir anlaşma için bastırıyor. Washington'un adımları, İran'ın enerji, madencilik ve petrokimya sektörlerindeki finansman kaynaklarını felç etme çabasıyla, Tahran ile ticaret yapan ülkelere yüzde 25 oranında gümrük tarifesi uygulayarak desteklediği “azami baskı” stratejisinin bir parçası.

Diplomatik değerlendirmelere göre ABD'nin baskıyı artırmadaki amacı, nükleer anlaşmayı bölgesel güç dengesini yeniden şekillendiren daha geniş bir müzakere platformuna dönüştürmek. Bu, İran'ın bölgesel müttefik ağını zayıflatarak nüfuzunu azaltmayı amaçlayan İsrail vizyonuyla örtüşüyor.

sxdcfrgt
Umman Dışişleri Bakanı Said Bedr el-Busaidi ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi, 6 Şubat, Maskat (Umman Dışişleri Bakanlığı/Reuters)

Buna karşılık, Tahran, İranlı yetkililerin de vurguladığı gibi, başından beri açık olan “kırmızı çizgilerine” sıkıca bağlı. İran, arabuluculara nükleer program dışındaki herhangi bir konunun görüşülmesine kapının kapalı olduğunu bildirdi. Arakçi, “tehdit ve baskıdan vazgeçmek, herhangi bir diyalog için ön koşuldur” dedi. Tahran'ın “sadece nükleer konuyu görüşeceğini ve Washington ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğini” ifade etti.

Diplomatik değerlendirmelere göre, ABD'nin baskıyı artırmadaki amacı, nükleer anlaşmayı bölgesel güç dengesini yeniden şekillendiren daha geniş bir müzakere platformuna dönüştürmek

İranlı bir kaynak, Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasında ısrar ettiğini, ancak zenginleştirme seviyesi ve saflığı veya nükleer yakıtı yönetmek için bölgesel bir konsorsiyum oluşturmak gibi alternatif düzenlemeler konusunda görüşmeye istekli olduğunu ifade etti. Nükleer stokun doğrudan Amerikan gözetimi altında olması fikri ise orta yol olarak bir kısmının Rusya'ya devredilmesi olasılığı konuşulsa da kabul edilemez olmaya devam ediyor.

İran ne istiyor?

Tahran'ın vizyonu, zenginleştirme konusunda teknik bir anlaşmaya varmanın ötesine geçiyor. Başta bankacılık ve petrol sektörüne yönelik yaptırımlar olmak üzere ekonomik yaptırımların derhal ve etkili bir şekilde kaldırılması dahil çeşitli hedeflere ulaşmayı amaçlıyor. Buna ilave olarak, üzerindeki askeri baskıyı azaltmak için Amerikan askeri varlıklarını coğrafi çevresinden uzaklaştırmayı hedefliyor. Olası herhangi bir saldırıya karşı ilk savunma hattı olarak bölgesel müttefikler veya “vekiller” ağını korumayı amaçlıyor.

İranlı kaynağa göre bu hedefler, İran'ın askeri ve teknolojik ilerlemeleri göz önüne alındığında çok önemli gördüğü nükleer tavizler karşılığında bölgesel nüfuzunu pekiştirmeye dayalı bir vizyonunu yansıtıyor. Tahran'ın bu tutumu, Kudüs'teki bir Arap kaynağın belirttiği gibi, şimdilik diyalog devam etmesine rağmen, iki taraf arasındaki uçurumu daha da genişletiyor.

Maskat görüşmelerindeki en büyük sorun, müzakere gündemi. Amerikalılar, füzeler ve bölgesel nüfuz konularına değinilmeden varılacak bir nükleer anlaşmanın kırılgan olacağına inanırken, İranlılar bu konuların dahil edilmesinin müzakereleri bölgesel davranışlarına yönelik “siyasi bir yargılamaya” dönüştüreceğine inanıyor. Bu noktada müzakereler ilan edilmemiş bir savaş olarak tanımlanabilir. Washington ve Tel Aviv, Tahran ile müttefikleri arasındaki bağları koparmaya çalışıyor ve balistik füze sorunu İsrailliler için son derece önemli. Bu nedenle, Maskat'ta görüşülen her konu için son tarihler belirlenmesi konusunda ısrar ediliyor. Amerikalılar açısından nükleer dosya, birincisi kendisini tartışmak, karşılıklı olarak talepleri ve teklifleri sunmak için ikincisi ise bir karara varmak için sadece iki oturum gerektiriyor. Bu, önümüzdeki birkaç günde, cuma günü Maskat'ta görüşülen konulara ve bunlara ilişkin benimsenen tutumlara verilen yanıtları göreceğimiz anlamına geliyor; aksi takdirde, durum farklı gelişmeler gösterecektir.

Müzakereler başlamadan önce bölgedeki birçok ülke, balistik füze programının ve Tahran'ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin hızla müzakerelere dahil edilmesinin müzakerelerde bir çıkmaza yol açacağından ve ilerleme şansını baltalayacağından endişe ederek, ilk günkü görüşmelerin nükleer meseleyle sınırlı tutulmasını destekledi.

Tahran'daki bir kaynak, Maskat müzakerelerinin nihai bir sonuca varmayacağını tahmin ediyor ve katılımın, savaşın şu anda tercih edilen bir seçenek olmadığı konusunda karşılıklı bir anlayışı yansıttığına inanıyor

Washington için nükleer mesele endişe kaynağı olmaya devam ediyor, çünkü tahminler İran'ın yaklaşık 400 kilogram yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğunu gösteriyor. Bu miktar, zenginleştirme oranı yüzde 90'a çıkarılırsa teorik olarak dokuz nükleer savaş başlığı üretmek için gereken eşiğe yaklaşıyor.

İran, vekiller ve kollar

Bölgede yaşanan değişimin ışığında vekiller ağı savaşı dönüyor. Washington ve Tel Aviv, Tahran ile müttefikleri arasındaki bağları koparmaya çalışırken, İran, rolünü kaybetmesine rağmen, bu ağın beklenmedik saldırılara karşı gelişmiş bir savunma hattını temsil ettiğine inanıyor. Bu “kolların” her birinin kendine özgü krizleri var. Irak'ta siyasi güçler bakanlıkların ve başkanlıkların paylaşımına dalmış görünüyorlar. Kaldı ki Irak’ta daha önce ülkeyi Hamas hareketinin saldırısının ardından 7 Ekim 2023'ten bu yana bölgede devam eden çatışmadan uzak tutma çağrıları yapılmıştı. Ancak Hizbullah Tugayları liderliğindeki birkaç küçük örgüt, gelecekteki herhangi bir savaşta Tahran'a katılma konusunda ısrar etmeye devam ediyor. Lübnan'a gelince, İsrail’in liderlerini, askeri tesislerini, altyapısını hedef almaya odaklanmasıyla birlikte Hizbullah büyük bir askeri baskıyla karşı karşıya. Hatta iç çatışmalar siyasi yetkililerinin görevlerinden ayrılmasına yol açtı. Yemen'deki Husiler şu ana kadar en önemli güç olmaya devam ediyor; zira Kızıldeniz'de gerilimi yükseltmeleri küresel nakliye maliyetini artırmış ve İran'a yönelik herhangi bir saldırının hayati önem taşıyan deniz yollarını tehdit edebileceği mesajını vermişti.

cdfvgh
USS Abraham Lincoln uçak gemisi Kaliforniya'daki San Diego üssünde, 11 Ağustos (Reuters)

Bu koşullar çerçevesinde Tahran'daki bir kaynak, Maskat müzakerelerinin nihai bir sonuca varmayacağını tahmin ediyor. Kendisi, müzakerelere katılmanın, savaşın şu anda ne Tahran ne de Washington için tercih edilen bir seçenek olmadığı yönündeki karşılıklı farkındalığı yansıttığı değerlendirmesinde bulunuyor. Olan bitenin diyalog ve baskının birleşimi olduğuna inanıyor, ABD’nin İran içini etkilemek amacıyla ekonomik olarak gerilimi artırmaya yöneleceğini tahmin ediyor.

Önümüzdeki günler, yaptırımların sınırlı ölçüde hafifletilmesi karşılığında yüksek düzeydeki zenginleştirmenin dondurulmasını içeren geçici bir anlaşmaya sahne olabilir

İranlı kaynak, devam eden baskının “Tahran'ı uyarıda bulunmaya”, İsrail'den daha kolay hedefler oldukları ve tepkilerinin daha öngörülebilir olduğu göz önüne alındığında, belki de bölgedeki Amerikan çıkarlarına karşı proaktif bir saldırı yapmayı düşünmeye ittiğini belirtti.

Müzakerelere rağmen Tahran, olası saldırılara karşı güçlerini hazırladı. Bu hazırlıklar, müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması ve yeni yaptırımlar ve belki de sınırlı askeri saldırılar yoluyla gerilimi tırmandırma olasılığına dayanıyor. Ülkenin en gelişmiş uzun menzilli balistik füzelerinden biri olan “Hürremşehr-4”ün konuşlandırıldığını duyuran silahlı kuvvetler, özellikle hava, kara ve deniz sınırlarındaki hazırlıklarını en üst seviyeye çıkardı.

Geçici bir anlaşma mı yoksa saldırı mı?

Önümüzdeki günler, yaptırımların sınırlı ölçüde hafifletilmesi karşılığında yüksek düzeydeki zenginleştirmenin dondurulmasını içeren geçici bir anlaşmaya sahne olabilir. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bölgedeki etkili ülkelerin istediği kapsamlı anlaşmaya gelince, bu şu anda çok uzak görünen bir senaryo. Sonuç olarak Maskat görüşmeleri “son şans” müzakerelerine daha yakın görünüyor. Yetkililer diyaloğun başladığını temkinli bir olumlu tavırla duyururken, arka planda denizdeki Amerikan savaş gemileri ve caydırıcılık mesajları olarak sergilenen İran füzeleriyle somutlaşan güç dili devam ediyor. En büyük sorular hâlâ cevapsız: Anlaşmaya varılmazsa “kötü şeyler” olabileceği uyarısında bulunan Trump, sadece sınırlı bir nükleer zaferle mi yetinecek? Yoksa İran'ın kırmızı çizgileriyle çatışan kapsamlı bir anlaşma için mi bastıracak? Bu iki seçenek arasında, tüm bölge kontrol altına alma olasılığı ile patlama olasılığı arasında gidip geliyor gibi görünüyor.


Starmer, İşçi Partisi milletvekillerini kendisini İngiltere başbakanı olarak tutmaya ikna etmeye çalışıyor

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
TT

Starmer, İşçi Partisi milletvekillerini kendisini İngiltere başbakanı olarak tutmaya ikna etmeye çalışıyor

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)

İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın pozisyonu bugün, sadece bir buçuk yıldır sürdürdüğü görevinden alınmasını engellemek için İşçi Partisi milletvekillerini ikna etmeye çalışırken, pamuk ipliğine bağlı gibi görünüyor.

Starmer, son iki günde özel kalem müdürü Morgan McSweeney ve iletişim direktörü Tim Allen'ı kaybetti ve İngiltere'nin eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson ile hükümlü cinsel suçlu Jeffrey Epstein arasındaki ilişkinin ortaya çıkmasının ardından İşçi Partisi milletvekillerinden desteğini hıazla kaybediyor.

Allen, Starmer'ın özel kalem müdürü Morgan McSweeney'nin istifasından 24 saatten kısa bir süre sonra yaptığı açıklamada, "Downing Street'te yeni bir ekibin kurulmasına izin vermek için kenara çekilmeye karar verdim" dedi.

Starmer'ın kendisi de muhalefetten istifa çağrılarıyla karşı karşıya. Bugün, zayıflayan otoritesini yeniden inşa etme girişiminde bulunmak üzere İşçi Partisi milletvekilleriyle kapalı kapılar ardında bir toplantı yapması planlanıyor.

Siyasi gerilim, Starmer'ın Epstein ile olan ilişkisini bilmesine rağmen Mandelson'ı 2024 yılında İngiltere'nin ABD Büyükelçisi olarak atama kararından kaynaklanıyor.

Starmer, geçen eylül ayında, Mandelson'ın 2008'de bir çocukla cinsel suçlardan mahkum edildikten sonra Epstein ile arkadaşlığını sürdürdüğünü gösteren e-postaların ortaya çıkmasının ardından onu görevinden almıştı.

Starmer geçen hafta "Mandelson'ın yalanlarına inandığı" için özür diledi.

Starmer'ın en yakın danışmanı ve Temmuz 2024'teki İngiltere genel seçimlerinde İşçi Partisi liderinin başarısının mimarlarından biri olarak kabul edilen McSweeney yaptığı açıklamada, Mandelson'ın atanması kararında yakından yer aldığını söyledi. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre "Peter Mandelson'ı atama kararı yanlıştı. Partimize, ülkemize ve siyasete olan güvene zarar verdi" ifadelerini kullandı. Sözlerine şöyle devam etti: "Fikrim sorulduğunda Başbakana bu atamayı yapmasını tavsiye ettim ve bu tavsiyenin sorumluluğunu tamamen üstleniyorum."

Mandelson'ın tazminatı

İngiliz hükümeti, Eylül 2025'te görevden alınmasının ardından Peter Mandelson'a ödenen kıdem tazminatı paketiyle ilgili bir soruşturma başlattığını duyurdu. Mandelson, özellikle 2008-2010 yılları arasında Gordon Brown hükümetinde bakanlık yaptığı dönemde, Epstein'e borsa hakkında potansiyel olarak zarar verici bilgiler sızdırdığı iddiasıyla şu anda bir güvenlik soruşturması altında bulunuyor. Cuma günü Mandelson ile bağlantılı iki adreste arama yapıldı.


BM: Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adım güçlü ve hızlı

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
TT

BM: Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adım güçlü ve hızlı

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, geçici başkent Aden’deki durumu “Artık jeneratör seslerini duymuyorum; çünkü elektrik şebekesi geri dönmeye başladı. Bu, Suudi Arabistan’ın hızlı müdahalesi sayesinde gerçekleşti. Ayrıca dün Aden Havalimanı’ndan ayrıldım ve pistin yeniden inşasını gördüm; bu da çok olumlu bir gelişme” sözleriyle değerlendirdi.

Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda, Suudi Arabistan’ın kalkınma müdahalelerinin insani yardımlar kadar önemli olduğunu vurgulayan Harneis, “Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı kapsamında ülke genelinde pek çok proje yürütülüyor. Son günlerde ve haftalarda Suudi Arabistan, Yemen hükümetini destekleme konusunda hızlı ve etkili bir şekilde hareket etti” dedi.

yu7
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis (Şarku’l Avsat)

Harneis, Husi güvenlik güçlerinin yaklaşık 73 BM çalışanını gözaltında tutmaya devam ettiğini ve BM’ye ait birçok ofisi kontrol altında bulundurduğunu açıkladı. Harneis, Husilerin yüzlerce iletişim cihazı ve gerekli ekipmana da el koyduğunu belirterek, durumun değişeceğine dair hiçbir işaret olmadığını ve bunun ‘son derece moral bozucu’ olduğunu ifade etti.

Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi

Harneis, Riyad ziyaretinin, küresel insani durumu ele almak üzere Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) ile yapılan bir toplantıya katılmak amacıyla gerçekleştiğini açıkladı. Harneis, “Son on yılda KSRelief büyük bir gelişim kaydetti ve bugün insani yardım alanında küresel ölçekte önemli bir aktör konumunda” dedi.

Harneis, merkezin Yemen’de insani yardıma büyük önem verdiğini belirterek, “Bu ziyarette Yemen’deki insani durum üzerinde yoğunlaştım. Yaptığımız görüş alışverişi çok faydalı oldu. KSRelief ile ilişki ve iş birliği her zaman mükemmel oldu. BM ve insani yardıma güçlü bir şekilde destek verdiler. Bugün amacımız, teknik ve liderlik boyutlarını da kapsayan daha derin tartışmalarla bu ilişkiyi bir üst seviyeye taşımak. İnsani yardımın nasıl organize edileceği konusu son derece kritik” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan en büyük bağışçılardan biri

Yemen’deki kalkınma çalışmalarına da değinen Harneis sözlerini şöyle sürdürdü: “KSRelief, son on yılda olağanüstü destek sağladı ve her zaman en büyük bağışçılardan biri oldu. Bu yıl muhtemelen en büyük bağışçı olacak. Rolü yalnızca finansmanla sınırlı değil; Yemen’deki durumu derinlemesine anlamaları, bu çalışmaları son derece önemli kılıyor.”

hyju
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki insani yardım faaliyetlerine en büyük bağışçılardan biri olduğunu doğruladı. (BM)

Harneis, Suudi Arabistan’ın kalkınma alanındaki katkılarını da vurgulayarak, “Kalkınma çabaları insani yardımlar kadar, hatta belki daha da önemli. Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı, ülke genelinde çeşitli projeler yürütüyor. Son günlerde ve haftalarda Suudi Arabistan, Yemen hükümetini destekleme konusunda hızlı ve güçlü bir şekilde harekete geçti; bu oldukça belirgindi” dedi.

Elektrik altyapısını örnek gösteren Harneis sözlerine şöyle devam etti: “Bu sorun en az 15-20 yıldır var ve Yemenlilerin hayatında sürekli bir gerilim kaynağıydı. İnsanlar neredeyse tamamen jeneratörlere bağımlıydı. Ancak son bir hafta veya on gün içinde jeneratör seslerini artık duymuyorum; çünkü elektrik şebekesi geri dönmeye başladı. Bu da Suudi Arabistan’ın hızlı müdahalesi sayesinde gerçekleşti. Dün Aden Havalimanı’ndan ayrıldım ve pistin yeniden inşasını gördüm; bu çok olumlu bir gelişme.”

Harneis ayrıca, “Hükümet kontrolündeki bölgelerde güçlü bir devletin kalkınmanın faydalarını, hukukun üstünlüğünü ve iyi idareyi vatandaşlara gösterebilmesi gerekiyor” dedi.

BM personelinin gözaltına alınması

Harneis, “Anlam veremediğimiz bir şekilde, fiili otorite olan Husiler Sana’da 73 meslektaşımızı gözaltına aldı; bunlardan biri gözaltı sırasında hayatını kaybetti. Ayrıca BM’nin eski çalışanları da gözaltına alındı. Bu tek seferlik bir olay değil; Aralık 2021, 2023 ve 2024’te ve 2025’te üç kez daha yaşandı; en son olay sadece üç hafta önce gerçekleşti” şeklinde konuştu.

cvfghy
2026 Yemen İnsani Yardım Planı için yaklaşık 2,16 milyar dolarlık bir kaynak gerekli. Bunun 1,6 milyar doları en acil ihtiyaçlar için ayrılmış durumda. (BM)

BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Harneis, “Ofislerimize ve varlıklarımıza el konuldu; birçok ofis ya Husi güvenlik güçlerinin kontrolü altında ya da kapalı durumda. Yüzlerce iletişim cihazı ve gerekli ekipman da alınmış durumda. Sana’dan bu durumun değişeceğine dair hiçbir işaret yok; bu özellikle Yemen halkı için kritik bir dönemde son derece moral bozucu” ifadelerini kullandı.

Saada ziyaretleri

Harneis, Husilerin kalesi sayılan Saada vilayetine son yıllarda yaklaşık altı kez ziyaret gerçekleştirdiğini ve Yemen’in diğer bölgelerinde de insani yardım çalışmalarını güvence altına almak için diyalog yürüttüğünü belirtti. Harneis, “İlk kez 2013’te Saada’yı ziyaret ettim; 2014, 2015 ve 2016’da da oradaydım, ardından iki yıl önce ve geçen yıl tekrar ziyaret ettim. Yemen’in çoğu bölgesini gezdim; birçok bölgede yönetim silahlı grupların elinde. İnsani yardımın devam etmesi için bu gruplarla diyalog kurmak gerekiyor” dedi. Son ziyaretinde vilayet valisiyle görüştüğünü de bildirdi.

Husilere yönelik eleştiriler

Harneis, BM’nin Husilere yönelik eleştirilerini operasyonel kolaylıklar veya başka gerekçelerle yumuşatmadığını kesin bir dille vurguladı. Harneis, “Genel Sekreter bile personelimizin gözaltına alınması konusunda defalarca konuştu, ajans başkanları da konuştu, yüzlerce açıklama yapıldı; hiçbir zaman susmadık… Üzücü olan, yüzlerce, belki de binlerce Yemenlinin gözaltında olmasına rağmen seslerinin duyulmaması” ifadelerini kullandı.

İnsani yardım harcamalarının denetimi

Harneis, BM fonlarının Yemen’de nasıl kullanıldığına dair yöneltilen sorulara şöyle yanıt verdi: “Yaptığımız her şey şeffaftır ve halka açıktır; bunu ‘fts.un.org’ üzerinden takip edebilirsiniz. Burada finansman kaynakları ve yıllardır yürütülen projeler görülebilir. Ayrıca tüm BM ajansları, yıllık iç ve dış denetimlere tabidir; bunun yanında bağışçılar tarafından da gözden geçirilmektedir.”

BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörlüğü Ofisi’nin Aden’e taşınması

Harneis, BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörlüğü Ofisi’nin Sana’dan Aden’e taşınması kararının BM Genel Sekreteri tarafından alındığını belirtti. Bu kararda etkili olan faktörlerden birinin ‘Yemen hükümetinin BM nezdinde resmi temsilci olması’ olduğunu söyleyen Harneis, diğer faktörün ise ‘Sana’daki yetkililerin BM’ye yönelik kötü muamelesi’ olduğunu vurguladı.

Hükümetle iyi ilişkiler

Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetiyle ilişkilerin ‘iyi’ olduğunu vurgulayan Harneis, “Tüm düzeylerde sürekli koordinasyon halindeyiz” dedi. Harneis, BM’nin hedefini ise şöyle açıkladı: “Amacımız her zaman hükümetle yakın çalışmak; çıkarlarımız ortak. Bunu güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Bunun için net bir hükümet liderliği ve istikrarlı bir plan şart. Son iki yılda hükümeti bağışçılarla koordinasyon mekanizmalarına dahil etmeye çalıştık, kalkınma önceliklerini hükümetin öncelikleriyle ilişkilendirdik ve bu alanda somut ilerleme kaydettik.”

2026 için öncelikler

Harneis’e göre BM bu yıl Yemen’de, hükümetin kalkınma liderliğini ulusal öncelikler doğrultusunda desteklemeye odaklanıyor. İnsani alanda özellikle Husilerin kontrolündeki bölgelerde krizin etkilerini en aza indirmeye çalışacaklarını belirten Harneis, bu görevleri uluslararası sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yürüteceklerini ve öncelikli alanların gıda güvenliği, sağlık ve beslenme olacağını vurguladı.

Harneis, 2026 Yemen İnsani Yardım Planı için gerekli bütçenin yaklaşık 2,16 milyar dolar olduğunu, bunun 1,6 milyar dolarının acil öncelikler için ayrıldığını açıkladı.