İHA'ların düşürüldüğü gece: İsrail ve İran arasındaki caydırıcılık yarışı nereye varacak?

13 nisanı 14 nisana bağlayan gece uzun, derin ve çok yönlü bir dersti.

14 nisanın ilk saatlerinde Kudüs semalarında meydana gelen patlamaların oluşturduğu ışıklar (Reuters)
14 nisanın ilk saatlerinde Kudüs semalarında meydana gelen patlamaların oluşturduğu ışıklar (Reuters)
TT

İHA'ların düşürüldüğü gece: İsrail ve İran arasındaki caydırıcılık yarışı nereye varacak?

14 nisanın ilk saatlerinde Kudüs semalarında meydana gelen patlamaların oluşturduğu ışıklar (Reuters)
14 nisanın ilk saatlerinde Kudüs semalarında meydana gelen patlamaların oluşturduğu ışıklar (Reuters)

Husam İtani

Caydırıcılık ve inisiyatif. Bunlar İran ve İsrail arasında anlamları tartışılan iki kelime. 13 nisanı 14 nisana bağlayan gece uzun, derin ve modern savaşlar, uluslararası ittifaklar, ekonomik imkanlar ve iç siyasi uyum açısından çok yönlü bir dersti.

Tahran ve Tel Aviv yaptıkları açıklamalarda hedeflerine ulaştıklarını duyurdular. İran, Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği’nin X platformu hesabından yapılan açıklamayla, İsrail’in gerilimi tırmandıracak bir adım atmaması halinde konunun ‘kapanmış’ sayılacağını bildirirken Türkiye aracılığıyla ABD'ye gönderdiği bir mesajla da bunu teyit etti.

Öte yandan İsrail basını, İran’ın saldırısının sabahında İsrail’in vereceği yanıtın planlanmasında ve istenmeyen sonuçlar doğurabilecek bir askeri operasyonda acele edilmemesi gerektiğinden söz eden haberlere yer verdi.

thy5j6
İran’ın 14 Nisan'da başlattığı saldırıda füzeleri önleme görevinden dönen İsrail’e ait bir F-15 savaş uçağı üzerinde çalışan bir görevli (Reuters)

Her ne olursa olsun İran topraklarından İsrail'e karşı başlatılan ve daha önce eşi ve benzerine rastlanmayan misilleme, İsrail'in, İran’ın nükleer programını geliştiren bilim adamlarına karşı suikastlar ve nükleer programın yürütüldüğü bazı tesislere yönelik sabotaj saldırıları düzenlemek gibi İran içinde aldığı bir takım askeri ve güvenlik önlemlerinin yanı sıra dışarıda Suriye’de ve bazen Irak'ta İran’ın askeri tesislerinin bombalanmasını neredeyse günlük bir olay haline getirmesi sonucu Tahran’ın yıllar içinde ciddi şekilde zarar gören caydırıcılık kapasitesini yeniden tesis etmeyi amaçlayan ciddi bir girişimdi.

İsrail'in İranlı nükleer bilim adamlarını hedef alan suikastlarına misilleme olarak Lübnan asıllı Fransız vatandaşı Muhammed Hasan el-Hüseyni'nin 2012 temmuzunda Bulgaristan'ın Burgaz şehrinde İsrailli turistleri taşıyan bir tur otobüsüne gerçekleştirdiği intihar saldırısı gibi İran'ın daha önce verdiği tepkiler, öyle görünüyor ki İsrail'in bu tür eylemlerini tekrarlamasını engelleyecek kadar güçlü değildi.

İranlı general Rıza Zahidi ve yardımcılarının konsolosluk saldırısında öldürülmesinin ardından İran’ın caydırıcılık potansiyeli yerle bir oldu.

Diğer tarafta ise İsrail'in caydırıcılığı, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısının başarılı olmasının ardından skandal denebilecek bir kayba uğradı. Hamas Hareketi tarafından gerçekleştirilen Aksa Tufanı Operasyonu, binden fazla Filistinli silahlı grup üyesinin Gazze Şeridi sınırlarından 35 kilometre içeriye girmeyi başarması, İsrail'in askeri ve istihbarat üstünlüğü iddialarına ağır bir darbe indirdi. Bu esnada yüzlerce İsrailli asker ve sivil, komuta kademesindeki karışıklık ve o gün öğleden sonraya kadar süren Filistin saldırısı karşısında yaşanan kafa karışıklığı nedeniyle ya öldürüldü ya da esir alındı. İsrail’in Gazze’ye saldırısının temelinde caydırıcılığın yeniden tesis edilmesi ve savaşın ilk günündeki feci başarısızlığın Filistinli sivillere karşı şiddeti, ölüm ve yıkımı abartarak telafi edilmesi vardı.

xscdf bgnty
Tahran'daki İran Şura Meclisi’nin 14 Nisan'daki ilk oturumunun başında sloganlar atan İranlı milletvekilleri (ICANA)

Sonrasında İsrail, Hizbullah’ın kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini de kapsayan saldırılara başladı. Aynı zamanda Şam ve çevresinin yanı sıra mart ayında çok sayıda İran destekli milisin öldürüldüğü oldukça şiddetli saldırılara sahne olan Halep'i hedef aldı.

Başka bir deyişle, ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun ‘Refah Muhafızı Operasyonu’ kapsamında Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemileri hedef alan saldırılarını engellemede başarılı olmasından ve Sana Yarımadası’ndaki İran destekli milislerin Gazze'deki savaşın seyrini değiştirme kabiliyetlerinin sınırlı olduğunun anlaşılmasından sonra 28 Ocak'ta Ürdün'ün doğusunda yer alan Tower 22 (Kule 22) adındaki ABD üssüne düzenlenen saldırıda üç Amerikan askerinin öldürülmesi sonrası Washington’ın ‘direniş ekseninin’ Irak kanadını saf dışı bırakmasının ardından İsrail'in Şam'ın Mezze semtindeki İran konsolosluğuna yaptığı hava saldırısı İran'ın caydırıcılık sistemi tamamen çöktü.

Dahası, Hizbullah Aksa Tufanı Operasyonu’ndan sonra İsrail’e ait hedeflere sınır ötesi saldırılar düzenlediyse de onlarca Lübnanlı sivilin yanı sıra yaklaşık 300 Hizbullah üyesinin hayatını kaybetmesine, Güney Lübnan'daki birçok köyün yıkılmasına ve bölge sakinlerinin yerlerinden edilmesine rağmen saldırılarının İsrail'in Hamas'a yönelik operasyonları üzerindeki etkisi çok az oldu.

Bu bağlamda İran’ın caydırıcılığının -Şam'daki konsoloslukta General Muhammed Rıza Zahidi ve yardımcılarının öldürülmesinden sonra- içler acısı bir duruma düştüğünü söylersek abartmış olmayız. Tahran bu saldırıya sert bir yanıt vermediği takdirde İsrail'in İran'ın iç bölgeleri de dahil olmak üzere daha fazla saldırı düzenleyerek gerilimi tırmandırmaması için İran'ın bir karşılık vermesi gerektiği kanaati oluştu.

İsrail’in verilerine göre bir gecelik çatışma yaklaşık 1,33 milyar dolara mal oldu.

Zahidi’nin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) önde gelen komutanlarından biri olması nedeniyle, 1 Nisan’daki konsolosluk saldırısı ile 13 nisanı 14 nisana bağlayan gece bu saldırıya verilen yanıt arasındaki on iki gün boyunca misillemenin şekli ve hangi araçların kullanılacağı, İran’ın vekilleri tarafından mı yoksa doğrudan İran güçleri tarafından mı gerçekleştirileceği konularında yoğun tartışmalar yapıldı. Batı basınında yer alan haberlerde, Tahran’la İsrail’e vereceği karşılığın şiddetini en aza indirmesi ve mümkün olduğunca sınırlı bir çerçevede gerçekleştirmesi için belirli bir ‘bedel’ önerisinde bulunmak üzere çeşitli aracılarla temaslarda bulunulduğu aktarıldı. İsrail ise İran içinde niteliksel saldırılar düzenlemekle, hatta İran'ın tüm elektrik şebekesini devre dışı bırakabileceği söylenen ‘elektromanyetik bomba’ kullanmakla tehdit etti. Daha sonra İran’a önerilen bedellerin yeterli ya da en azından ikna edici olmadığı anlaşıldı.

Burada İran'ın pervaneli motora sahip eski modellerin yerine jet motoru kullanan 400 kadar Şahid-238 model İHA, 2022 yılında envanterine giren Hayber Şekan füzeleri ve kruz füzeleri kullanarak gerçekleştirdiği misillemenin İsrail’in askeri üslerini vurmayı ve İsrail'e zayiat verdirmeyi amaçlayan ciddi bir eylem olduğunu belirtmek önemli. Ancak daha da önemlisi, İran’ın misillemesi, savaş kabiliyetini tam olarak göstermeyecek ve İsrail’e kayıplar verdirmesi durumunda İsrail'in karşılık vermesini kaçınılmaz hale getirmeyecek şekilde tasarlandı. İsrailli kaynaklar, İran’ın misillemesinde 31 kişinin hafif şekilde, bir kişinin ise ağır şekilde yaralandığını açıkladılar.

sdfvb
Arad bölgesinde bir roket motorunun kalıntılarını incelen İsrailli polisler, 14 Nisan 2024 (Reuters)

İsrail Savaş Kabinesi üyesi Benny Gantz, İsrail'in İran saldırısına ‘uygun zamanda karşılık vereceğini’ söylese de bu sonuç İsrail'in yanıtını spekülasyonlara açık halde tutmasına imkan veriyor.

Dikkate alınması gereken bir başka husus ise ABD’nin ve dolayısıyla Batı’nın İsrail’e verdiği desteğin boyutunun bir kez daha ortaya çıkması. (Savaş uçakları Kıbrıs adasından havalanan) ABD, İngiltere ve diğer Batılı ülkelerin İsrail'i savunmak için doğrudan çatışmaya girmesi bir detay değil, daha ziyade İran saldırısını engellemeye çalışan uluslararası koalisyondaki buzdağının sadece görünen kısmı olabilir. İran'ın sözde müttefikleri olan Rusya ve Çin, ne sahada ne de siyaset sahnesinde meseleye müdahil olmaya niyetli değildi. Öyle ki Moskova, ‘itidalli olunması gerektiği’ şeklinde orta yollu bir açıklama yapmakla yetindi. Bundan dolayı direniş ekseni gruplarının liderleri uluslararası arenadaki ittifaklarını ve kritik anlarda bunları harekete geçirme kabiliyetlerini yeniden gözden geçirme ihtiyacı duyabilirler.

İsrail’in verilerine göre F-35 savaş uçaklarının sıra Demir Kubbe ve Davud Sapanı (David's Sling) savunma sistemlerinin kullanıldığı bir gecelik çatışmanın 4 ila 5 milyar şekele (1,33 milyar dolara) mal oldu. Buna ABD’nin ve diğer Batılı ülkelerin füzelere ve İHA’lara yönelik müdahalesinin maliyeti dahil değil.

Bu noktanın üzerinde durulması gerekiyor. Çatışmanın ekonomik maliyeti, ABD’nin yaptırımlar uyguladığı ve halkın büyük bir kısmının ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığı İran ile 7 Ekim’den bu yana kendisine sağlanan açık krediler bir yana, ekonomisi dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasında yer alan İsrail'e farklı şekillerde yansıdı.

İsrail'in 13 nisanı 14 nisana bağlayan gece gibi günlerle daha birçok kez karşılayabileceği, İran'ın ise İsrail ve ABD'ninkilerden çok daha ucuza mal olan İHA’lar ve füzeler kullansa da böyle günler için işin ekonomik maliyetini hesaba katmak zorunda olduğu söylenebilir.

Batı'nın İsrail'in başarısını kutlaması, Gazze'de sivilleri ve çocukları katleden Netanyahu hükümetinin ‘aklanması’ demektir.

Öte yandan misillemenin ‘ertesi günü’ ile ilgili olarak, bir gözlemcinin dikkatinden kaçamayacak birçok gerçek de var. Hakkında çok konuşulan ve havacılık eksikliğini telafi ettiği söylenen ‘fakir adamın silahı’ İHA’ların ve balistik füzelerin, güçlü ve hazırlıklı bir düşman karşısında zayıflıklarının ortaya çıkması bu gerçeklerden biri. Bazı uluslararası güçlerin İran'ın başarısızlığından dersler çıkarmaya başlaması ihtimali de var. Kısa ömürlü İHA döneminin sona erdiğini ilan etmek için henüz erken olabilir, fakat İsrail’in ve Batı’nın teknolojik üstünlüğünün bu silahı etkisiz hale getirdiği ve bunun örneğin İsrail’in kuzey cephesinde hızlı yansımaları olacağı da ortada.

x cdf b
İran basında yer alan bir fotoğrafta İran'da açıklanmayan bir yerden yola çıkan bir İHA görülüyor, 14 Nisan 2024 (Tesnim Haber Ajansı)

Tüm bunlar olurken Gazze’deki savaşın unutulmaması gerekiyor. Batı'nın İsrail'in İran’ın misillemesini püskürtmedeki başarısını kutlaması, Gazze'de sivilleri ve çocukları katleden Netanyahu hükümetinin ‘aklanması’ demektir. Bu, özellikle İsrail-Batı ittifakının gücünden sonra İsraillilerin istediği Refah'a kara harekatı düzenlemesine ve ‘Hamas'ı yok etmesine’ iznin verilmesi anlamına da gelir mi? İsrail, İran’ın misillemesini püskürtmede başarılı olduktan sonra artan hissesine dayanarak Hizbullah'a saldıracak ve Lübnan sadece müttefiki olmayan bir ülke olmakla kalmayıp, aynı zamanda kötüleşen mezhepçi gerilim, devam eden ekonomik kriz ve füze gücü olup olmadığına dair soruların gölgesinde asgari düzeyde bir iç uyumdan da yoksunken İsrailli komutanların son aylarda tekrarladığı tehditte olduğu gibi ‘Lübnan'ı Gazze’ye çevirecek’ mi?

Sonuç olarak, siyasi sürecin neredeyse tamamen tıkandığı bu günlerde güç dengeleri, ilişkiler, caydırma potansiyeli ve bu potansiyeli harekete geçirme kabiliyetleri yeniden şekilleniyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.