İsrail’den İran denklemini kırmak için “açık ve etkili bir karşılık” verme kararı

Tel Aviv, karşı atağı ile 'kısasa kısas' saldırılarını sona erdirmeyi umuyor ve masada üç senaryo var

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, güneydeki Julis Askeri Üssü’nde İran’a ait bir balistik füzenin kalıntıları yanında basın açıklaması yaparken (Reuters)
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, güneydeki Julis Askeri Üssü’nde İran’a ait bir balistik füzenin kalıntıları yanında basın açıklaması yaparken (Reuters)
TT

İsrail’den İran denklemini kırmak için “açık ve etkili bir karşılık” verme kararı

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, güneydeki Julis Askeri Üssü’nde İran’a ait bir balistik füzenin kalıntıları yanında basın açıklaması yaparken (Reuters)
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, güneydeki Julis Askeri Üssü’nde İran’a ait bir balistik füzenin kalıntıları yanında basın açıklaması yaparken (Reuters)

İsrail, İran'ın hafta sonu drone ve füzelerle gerçekleştirdiği benzeri görülmemiş saldırıya "açık ve kararlı" yanıt verme kararı aldı. İsrail merkezli Kanal 12 televizyonunun haberine göre İsrail, İran’ın son günlerde yaratmaya çalıştığı yeni denklemi, İranlıların yaratmasına izin vermediğini ve vermeyeceğini açıkça ortaya koymayı amaçlıyor.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın İran'ın İsrail’e saldırısında başarısız olduğunu ve İsrail'i caydırmakta da başarısız olacağını söylediği açıklaması da bu haberi teyit ediyordu. Gallant, açıklamasında “Bizimle savaşacak bir düşman varsa nerede olursa olsun onu nasıl vuracağımızı bileceğiz” ifadelerini kullandı. İsrail Savunma Bakanı, “İranlılar İsrail Devleti'ne karşı farklı bir caydırıcılık denklemi uygulayamayacaklar” dedi.

İsrail'in İran’a ne zaman saldıracağı bilinmiyor. İsrail Savaş Kabinesi'nin İran saldırısından sonra düne kadar beş kez toplandı, İran’ın saldırısına verilecek karşılığın zamanlaması ve nihai şeklini görüştü.

Karşı saldırı başlayana kadar ne zaman olacağı gizli kalacak olsa da İsrail'in İran’ın çıkarlarına zarar vereceği tahmin ediliyor.

İsrail ordusu, İran'ın cumartesi gecesi İsrail’e İHA’lar ve balistik füzelerle gerçekleştirdiği saldırının cezasız kalmayacağını vurguladı. İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari dün (Salı), güneydeki Julis Askeri Üssü’nde İran’a ait bir balistik füzenin kalıntıları yanında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Böyle bir saldırıya yanıt vermemek mümkün değil. İran cezasız kalmayacak” şeklinde konuştu. Açıklamasını İngilizce olarak yapan Hagari'ye göre dünya ‘İran'ın nükleer tehdidinden’ bahsederken, İran İsrail'de bir ateş çemberi yaratmak amacıyla alışılagelmiş bir tehdit oluşturuyordu.

fdtbgt
İsrail Genelkurmay Başkanı Orgeneral Herzi Halevi, pazartesi akşamı Nevatim Hava Üssü’nde konuşurken (AFP)

Öte yandan İsrail Genelkurmay Başkanı General Herzi Halevi, pazartesi akşamı İran’ın balistik füzelerinin isabet ettiği Nevatim Hava Üssü’nü ziyaret etti. Halevi, burada yaptığı açıklamada, İsrail'in, topraklarına çok sayıda İHA ve balistik füzeyle yapılan saldırıya karşılık vereceğini söyledi.

“Caydırıcılık mesajı”

İsrail parlamentosu (Knesset) Dış İlişkiler ve Güvenlik Komitesi Başkanı Yuli-Yoel Edelstein, İsrail'in İran saldırısına karşılık verirken hedefinin bir yandan Tahran'a caydırıcı bir mesaj gönderirken, diğer yandan bu düşmanca saldırılara son vermek olacağını vurguladı. İsrail'in karşı saldırı planlarken göz önünde bulundurduğu hususlar arasında Batılı güçlerin savaş konusundaki temkinli tutumunun, İran'a yönelik herhangi bir saldırının uçak mürettebatı için doğuracağı risklerin ve Gazze'ye yönelik yarım yılı aşkın süredir devam eden saldırıya odaklanma ihtiyacının olduğunu söyleyen Edelstein, “Karşılık vermek zorunda kalacağız. İranlılar karşılık verdiğimizi bilecekler. Bunun onlar için bir ders olmasını, bu dersin onlara egemen bir devlete sırf öyle istedikleri için saldıramayacaklarını öğretmesini umuyorum. Bu tür karşılıklı saldırıları sürdürmenin kendi çıkarlarına olmadığını anlamalarını bekliyorum. Topyekûn bir savaş arayışında değiliz. Dediğim gibi, intikam peşinde de değiliz” diye konuştu.

İsrail merkezli Kanal 13 televizyonu tarafından yapılan bir ankete göre İsraillilerin yüzde 29'u İran'ın derhal vurulmasını desteklerken, yüzde 37'si saldırının daha sonraki bir tarihe ertelenmesini istiyor. Yüzde 25'i ise böyle bir eyleme karşı çıkıyor.

Diplomatik seferberlik

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, İran'a karşı diplomatik seferberlik başlattığını açıkladı. Katz, İran’ın İHA’lar ve balistik füzelerle düzenlediği saldırıya verilmesi planlanan askeri karşılığın yanı sıra, İran'a karşı atılacak diplomatik bir adıma da öncülük ettiğini söyledi. İsrailli bakan X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, “Bu sabah 32 ülkeye mektup gönderdim ve onlarca dışişleri bakanı ve dünyanın önde gelen isimleriyle görüşerek İran'ın füze programına yaptırım uygulanması ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) terör örgütü olarak sınıflandırılması çağrısında bulundum” ifadelerini kullandı. Katz, halihazırda ABD'nin terör örgütleri listesinde yer alan ve Avrupa Birliği (AB) tarafından yaptırım uygulanan DMO'ya yaptırım uygulanmasına hangi hükümetlerin destek verdiğini açıklamaktan kaçındı.

Öte yandan Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, dün İsrail'e yapacağı ziyaret öncesinde yaptığı açıklamada, Tahran'ın hafta sonu İsrail'e düzenlediği saldırının ardından AB’yi İran'ın İHA teknolojisine yeni yaptırımlar uygulamaya çağırdı.

Alman Haber Ajansı'nın (DPA) aktardığına göre İsrail'in Berlin Büyükelçisi Ron Prosor, ülkesinin İran'ın saldırısına yanıt olarak, İran'ın askeri tesislerini hedef alan bir karşı saldırı başlatacağını açıkladı. Berlin'de Almanya’nın Welt televizyon kanalına dün açıklamalarda bulunan Prosor, "İsrail, sivil hedeflere saldırmayacak" dedi. İsrailli büyükelçi, İsrail'in yanıtının ‘mollalar ve Ayetullahlara ait askeri tesislere yönelik olacağını’ belirtti. DPA’nın haberine göre karşı saldırıdan ödün verilemeyeceğini belirten Prosor, “Buna karşılık vermeliyiz. Bu caydırıcılığın çok net olması bölge için de önemli” dedi.

rfrgtfbg
Demir Kubbe Hava Savunma Sistemi’nin Kudüs yakınlarında konuşlu bataryası yanında duran bir İsrail askeri (AFP)

İsrail'in bir karşı saldırı başlatma niyetinde olduğunu vurgulayan, ancak detaylara girmeyen Prosor, “Bunun (karşı saldırının) ne zaman, nerede ve nasıl olacağı savaş konseyimiz tarafından belirlenecek” şeklinde konuştu. İsrailli diplomat ülkesinin müttefiklerine İsrail'in tutumunu anlamaları ve İran'a daha sert yaptırımlar uygulamaları çağrısında bulundu.

Prosor, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öncelikle -dostlarımız- ABD, İngiltere ve Almanya'yı dinliyoruz, ancak İran'ın herhangi bir provokasyon olmaksızın şimdiye kadar İsrail'e 300'den fazla füze fırlattığını ve İsrailli sivilleri öldürmek için elinden geleni yapmaya çalıştığını hatırlatmak isterim. Biz buna karşılık vermek zorundayız.”

Üç senaryo

Kanal 12 televizyonu, İsrail'in olası karşı saldırısı için sınırlı, ılımlı ve büyük olmak üzere üç senaryonun masada olduğunu bildirdi. Uzmanlar, sınırlı olarak verilecek karşılığın sadece bir siber saldırıdan ibaret olacağını, ılımlı saldırının küçük bir askeri üsse ya da tek bir askeri tesise sınırlı füze saldırısı ile birlikte bir siber saldırı olabileceğini, büyük bir saldırıda ise İsrail’in siber saldırılarla birlikte İran'ın stratejik merkezlerindeki askeri tesisleri doğrudan hedef alabileceğini söylediler.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre alınan karar doğrultusunda, karşı saldırıda en büyük sorumluluğu üstlenmesi beklenen İsrail Hava Kuvvetleri, geçmiş yıllarda prova edilen planlar da dahil olmak üzere tüm hazırlıklarını tamamladı.

İsrail Savaş Kabinesi'nin geçtiğimiz iki gün boyunca yaptığı toplantılarda iki önemli konuya değinildi. Bunlardan birincisi, bölgeyi savaşa sürüklemeyecek şekilde karşılık verilmesi, ikincisi ise ABD’lilerin kabul edebileceği bir karşılık verilmesiydi. Bu karşılığın da tam koordinasyon gerektirmeden ABD’lilerin koyduğu kurallar çerçevesinde olması gerekiyor.

Kanal 12'ye göre Savaş Kabinesi tarafından yapılan toplantılarda gündeme gelen bir diğer konu ise İran saldırısına karşı oluşturulan ittifaktı ve istişareler sonucu, hiçbir koşulda bu ittifaktan ödün verilmemesi konusunda mutabık kalındı.

fvrgbnt
Tahran'ın merkezindeki Valiasr Caddesi üzerinde İsrail'i vurabilecek İran füzelerinin gösterildiği propaganda amaçlı bir duvar resmi (EPA)

İran'ın cumartesiyi pazara bağlayan gece İsrail'i vurmasının ardından İsrail bir karşılık verilmesi gerektiğine karar vermiş, ancak ABD Başkanı Joe Biden'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi sonrası İsrail’in derhal karşılık verme kararı geri çekilmişti.

Biden, İran saldırısının başarısız olduğunu ve bunun da İsrail için zafer olarak görüldüğünü belirterek, Netanyahu'dan bununla yetinmesini istedi. ABD Başkanı, Washington'ın İran'a karşı bir saldırıyı desteklemediğini ve buna dahil olmayacağını da belirtti.

İran'ın saldırısını püskürtme görevini üstlenen uluslararası koalisyona öncülük eden ABD yönetiminin kızdırılmaması meselesi, İsrail'deki tartışmaların düğümlendiği noktalardan biriydi.

İsrail merkezli Yediot Aharonot gazetesi, ABD’lilerin, Tahran’ın İsrail'e saldırarak karşılık verdiği Şam'daki konsolosluk binası saldırısıyla ilgili önceden bilgilendirilmedikleri için zaten kızdın olduklarını, bu yüzden Tel Aviv'in bu kez İran’a verilecek karşılığı önceden bildirme sözü verdiğini aktardı.

ABD, İsrail'in İran topraklarına ‘dar çerçeveli ve sınırlı’ bir saldırı planladığına dair istihbarat bilgisi alsa da İsrail, planın tamamıyla ilgili henüz ABD’yi bilgilendirmedi.

Ancak İsrail'in vereceği karşılığın topyekûn bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği bilinmiyor.

İsrail Aliya (Yahudi göçü) ve Entegrasyon Bakanı Ofir Sofer, İsrail hükümetinin, bölgesel bir savaşa sürüklenme ihtimalini göz ardı etmediğini söyledi.

Sofer yaptığı açıklamada, “İran saldırısının ardından kabul edilemez bir gerçekle karşı karşıyayız ve bu denklemi değiştirmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

İsrail, Ukrayna’daki savaş sırasında Moskova ve Tahran arasında daha da güçlenen iş birliğinin mevcut çatışmalara yansıyan olası sonuçlarından çekiniyor.

İsrailli yetkililer, iki ülke arasındaki askeri teknoloji uzmanlığı alanındaki alışverişin, Tahran'ın savunma kabiliyetlerini geliştireceğinin altını çizdiler.

Yediot Aharonot gazetesi de Kremlin'in yakında Tahran'a modern savaş uçakları ve yeni hava savunma sistemleri teslim edebileceğini yazdı.

İsrail, Moskova-Tahran ilişkilerini, Ukrayna'daki savaştan sonra derinleşen bir stratejik ortaklık olarak görüyor.

İsrail bir yandan askeri hazırlıklarını sürdürürken, diğer yandan İran’a karşı diplomatik bir seferberlik başlatarak 32 ülkeyi DMO'ya ve İran füze programına yaptırım uygulamaya çağırdı.



ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
TT

ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)

ABD'nin kuzeybatı sahillerinde bu yıl yaklaşık iki düzine gri balina karaya vurarak öldü.

King 5 News'un pazartesi günü bildirdiği üzere bu yıl Washington kıyılarında ve eyaletin Puget Boğazı boyunca çarpıcı bir şekilde 22 gri balina ölü bulundu.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'na göre gri balinalar Washington'da "hassas" statüsünde; yani bu yerli memeliler "savunmasız veya sayıları azalan" konumunda yer alırken, eyalette nesli tükenmekte veya tehdit altındaki türler haline gelme olasılıkları yüksek.

King 5 News, balık ve yaban hayatı yetkililerine dayandırdığı haberinde daha geçen çarşamba günü Bremerton yakınlarında bir erkek gri balinanın bulunduğunu bildirmişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi kurucusu ve araştırma biyoloğu John Calambokitis daha önce yayın kuruluşuna, "Bizim karaya vurma diye adlandırdığımız durumda, yani kıyıda ölü bulunan gri balina sayısında rekor seviyeler görüyoruz" demişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi ve ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) Balıkçılık Departmanı'ndan uzmanlara atıfta bulunan yayın kuruluşu, bu yıl incelenen balinalardaki en yaygın bulgunun yetersiz beslenme olduğunu bildirdi.

Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika'daki avların iklim değişikliği nedeniyle azaldığına inanıyor.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'nın internet sitesinde şu ifadelere yer veriliyor: 

Okyanusların asit oranının artması, okyanus sıcaklıklarının yükselmesi ve diğer değişen oşinografik modellerin birleşimi, gri balinaların beslendiği küçük bentik omurgasızların sayısında azalmaya yol açabilir... Ayrıca avların zamanlaması ve dağılımını da bozabilir.

Geçen çarşamba günü Facebook'ta bir topluluk uyarısı yayımlayan NOAA Batı Kıyısı Balıkçılık Müdürlüğü, Puget Boğazı'nın orta kesimlerinde yetersiz beslenmiş bir veya iki gri balina görüldüğünü açıklamıştı.

King 5 News'un haberine göre o gün Bremerton yakınlarında bulunan erkek gri balina, yetersiz beslenme ve darbe sonucu oluşan yaralanma belirtileri sergiliyordu.

Kuzey Pasifik'teki gri balinalar, Doğu Kuzey Pasifik ve Batı Kuzey Pasifik popülasyonları olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, Doğu Kuzey Pasifik popülasyonunda 2016'da yaklaşık 26 bin 960 balina yaşadığını söylüyor.

aXSDWEF
Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika bölgesindeki iklim değişikliği sonucu avların sayısının azaldığını düşünüyor (AFP)

Federal düzeyde nesli tükenme tehlikesi altında sınıflandırılan Batı Kuzey Pasifik popülasyonunda ise 2016'da yaklaşık 271 ila 311 balina vardı.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, gri balinaların iklim değişikliğinin yanı sıra "balık ağlarına ve deniz çöplerine takılma", gemilerle çarpışma ve "insan kaynaklı deniz sesleri" gibi tehditlerle de karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

King 5 News'a göre bu yıl Washington'da karaya vuran en az 4 balinada gemi çarpması sonucu oluştuğu düşünülen yaralar görülürken, birinde de yakın zamanda ağlara takıldığına dair izler vardı.

Yayın kuruluşunun aktardığı üzere 2019'da Washington'da karaya vuran 35 gri balina kaydedilirken araştırmacılar, bu yılki toplam sayının rekor kırılan o senenin aynı dönemindeki sayıyı şimdiden aştığını belirtiyor.

Independent Türkçe


Tahran: Kalibaf, Katar’da 12 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasını görüşüyor

Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
TT

Tahran: Kalibaf, Katar’da 12 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasını görüşüyor

Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Tesnim Haber Ajansı, müzakere heyetine yakın bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Katar’da, olası mutabakatın ilk aşamasında 12 milyar doların serbest bırakılması mekanizmasını görüştüğünü aktardı. Haberde, 14 maddeden oluşan mutabakat zaptının, müzakereler sürecinde dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını öngördüğü, söz konusu meblağın yaklaşık 24 milyar dolar olduğu belirtildi.

Kaynak, Tahran’ın mutabakat zaptının açıklanmasıyla birlikte bu miktarın yarısının erişime açılmasında ısrarcı olduğunu, kalan kısmın ise 60 gün içinde aktarılmasının planlandığını söyledi. Kaynak ayrıca, Kalibaf’ın Katar ziyaretinin, bu talebin uygulanma mekanizmasını, ilk aşamada 12 milyar dolara erişim yollarını ve buna ilişkin engellerin kaldırılmasını görüşmek amacıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Kaynak, Güney Kore ve Katar’daki İran fonlarının daha önce serbest bırakılması sürecinde yaşanan deneyimin, Tahran’ı uygulama adımlarını yakından takip etme konusunda daha hassas davranmaya yönelttiğini belirtti. Böylece geçmişte yaşanan karmaşık süreçlerin tekrarının önlenmesinin hedeflendiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ziyaret sırasında önceki deneyimlerden yararlanılarak fonlara erişimde herhangi bir aksaklık yaşanmamasının amaçlandığını ve bu konuda ‘iyi sonuçlar’ elde edildiğini söyledi. Kaynak, “Katar’daki müzakereler genel olarak olumlu geçti ve genel müzakere sürecinde ilerleme sağlanmasına katkıda bulundu” ifadesini kullanırken, Tahran’ın dosyaya büyük bir temkinle yaklaştığını, çünkü ABD’nin ‘taahhütlerine bağlı kalmayan bir taraf olarak bilindiğini’ öne sürdü.

Tesnim Haber Ajansı’nın bilgi sahibi bir başka kaynağa dayandırdığı haberde, Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün Doha yönetiminin İran ile ABD arasındaki mutabakat muhtırasına garanti sağlamak amacıyla herhangi bir ödeme yapmadığı yönündeki açıklamalarına yanıt verildi. Kaynak, “Katarlı yetkililerin açıklamaları genel hatlarıyla yanlış değil” ifadesini kullanarak, Doha’da görüşülen paranın İran’a ait olduğunu ve mutabakata garanti sağlanmasıyla ilgisinin bulunmadığını söyledi.

Kaynak ayrıca, Tahran’ın geçmiş deneyimleri nedeniyle söz konusu fonları geri almak için ‘tam bir hassasiyet ve kararlılıkla’ hareket ettiğini belirtti.

Tesnim, Kalibaf’ın, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti ile birlikte gerçekleştirdiği Katar ziyaretinin, olası mutabakat muhtırasının ilk aşamasında dondurulmuş İran varlıklarının bir kısmının serbest bırakılması amacı taşıdığını yazdı.

Ajans, İran’ın ABD tarafına güvenmemesi nedeniyle bu fonların bir bölümünün süreç içinde serbest bırakılmasında ısrar ettiğini, böylece somut sonuç ve doğrudan fayda elde etmeyi hedeflediğini aktardı.

Haberde, dosyanın öneminin Kalibaf’ı, müzakere heyeti başkanı sıfatıyla, Katar Emiri ile yapılacak görüşmeleri bizzat takip etmek üzere Doha’ya gitmeye yönelttiği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Tesnim’den aktardığına göre, ziyaret sırasında ‘ilerleme’ sağlandı ve görüşmelerde ‘ileri yönlü adımlar’ atıldı.


Gazze, kısım kısım yeniden inşa ile ABD’nin zorlu iddiası arasında

Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
TT

Gazze, kısım kısım yeniden inşa ile ABD’nin zorlu iddiası arasında

Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla

Amr İmam

ABD, Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde Gazze'nin yeniden inşasına ve yönetilmesine ilişkin planlarını hayata geçirme yolunda ilerliyor. Bu durum, savaşın harap ettiği bölge sakinleri için nadiren açılan bir umut penceresi aralasa da planların önünde ciddi engeller bulunuyor.

Öte yandan bu planlar, Mısır'ı da ince hesaplar yapmaya zorluyor. Çünkü Mısır, Gazze’de ateşkese ulaşılmasındaki kilit rolü ve savaş sonrası toparlanma ile yönetim sürecinde üstlenmek istediği işlev nedeniyle kritik bir konumda.

Planın özü, Gazze içinde yönetilebilir cep bölgeler oluşturmayı, bu bölgelerde geçici sivil bir yönetimin sorumluluk üstlenmesini, yeterli miktarda yardımın sağlanmasını ve yeniden yapılanma çalışmalarının başlatılmasını öngörüyor. Bu planlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği Gazze Barış Konseyi'nin Hamas'ın silah bırakma taahhüdünü yerine getireceği umudunu yitirdiğinin görülmesinin ardından netlik kazandı.

Gazze Barış Konseyi, haftalarca süren müzakerelerin ve Kahire'de Hamas temsilcileri ve diğer muhataplarla gerçekleştirilen toplantıların ardından Hamas’ın silahlarından vazgeçmeyeceği ve tünel ağını dağıtmayacağı sonucuna vardı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Hamas'ın silah bırakmayı reddetmesi, bir bakıma sürecin tamamına duyduğu güvensizliği yansıtıyor. İsrail'in geçtiğimiz ekim ayında Şarm eş-Şeyh'te açıklanan Trump'ın on maddelik ateşkes planı kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme isteğine ya da kapasitesine ilişkin kuşkular da bu güvensizliğin bir parçası.

Gazze'deki ateşkes resmi olarak yürürlükte kalmaya devam etse de büyük ölçüde kâğıt üzerinde kalıyor gibi görünüyor.

İsrail ordusu Gazze'nin çeşitli bölgelerini vurmayı sürdürüyor; bu saldırılar iki yıldır devam eden savaşta 70 bini aşan can kaybına yenilerini ekliyor ve Gazze'nin ayakta kalan binalar ile sivil altyapısını tahrip ediyor.

İsrail ayrıca Gazze'deki işgal alanını genişletmeye devam ederek İsrail askeri bölgesini belirleyen ‘sarı hattı’ Gazze’nin derinliklerine doğru ilerletiyor. Başbakan Netanyahu daha önce İsrail ordusunun, Gazze'nin yüzde 60'ından fazlasını, yani 365 kilometrekaresini kontrol ettiğini açıkladı. Bu oran daha önce yüzde 53'tü.

İsrail'in askeri varlığının bu denli genişlemesi, Hamas'ın bazı kaygılarını haklı çıkarır nitelikte. Filistinlilerin yeniden iskânına yönelik İsrail çağrıları ve sahil bölgesini parlak bir uluslararası tatil köyüne dönüştürmeyi amaçlayan kalkınma önerileri ise bu kaygıları daha da derinleştiriyor.

Planın özü, Gazze içinde yönetilebilir cep bölgeler oluşturmayı, bu bölgelerde geçici sivil bir yönetimin sorumluluk üstlenmesini, yeterli miktarda yardımın akmasını ve yeniden yapılanma çalışmalarının başlatılmasını öngörüyor.

Kırılgan bir umut kıvılcımı

Gazze'deki 2 milyonu aşkın Filistinli için ateşkes, acılarını hafifletmek bakımından son derece sınırlı kaldı.

İsrail'in iki yıl boyunca sürdürdüğü savaşa damgasını vuran toplu katliamlar ve bombardımanların kısmen azaldığı doğru, ancak günlük yaşam, çatışmalar sırasındaki kadar ağır koşullarda sürüyor. Gazzeliler yaz sıcağını ve kış soğuğunu hâlâ açık havada geçiriyor.

Evlerinin, sokaklarının ve sivil kurumlarının enkazıyla ve İsrail ateşinde hayatını kaybeden sevdiklerinin acı anılarıyla kuşatılmış durumda olan Gazzelilerin gidecekleri bir yer yok. Havadan bakıldığında Trump'ın daha önce, Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Ortadoğu'ya gerçekleştirdiği en az iki ziyaretinde söylediği sözlerine dayanarak ‘yıkım sahnesini’ andıran bir toprakta yaşıyorlar.

sacddsc
Gazze şehrinde, yıkılmış evlerin enkazları arasında, kucağında bir kız çocuğu taşıyarak yürüyen Filistinli bir çocuk, 11 Mayıs 2026 (Davud Ebu el-Kas/Reuters)

İnsani yardımlar Gazze'ye hâlâ sınırlı miktarlarda ulaşıyor. Yaygın açlığı ya da önceki düzeylerde kalmaya devam eden yetersiz beslenme oranlarını fiilen hafifletemiyor. Faaliyetlerini sürdüren az sayıdaki tıbbi tesis ise sonu gelmeyen bir temel malzeme ve ekipman listesiyle boğuşuyor.

İsrail'in iki yıldır sürdürdüğü savaşa damgasını vuran toplu katliamlar ve bombardımanların kısmen azaldığı doğru olsa da günlük yaşam, çatışmalar sırasındaki kadar ağır koşullarda sürüyor.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) mayıs ayı ortalarında yayımladığı raporda belirtildiği gibi Gazze'deki askeri bölgenin genişlemesi insani müdahaleleri sekteye uğratacak, halk üzerindeki baskıyı artıracak ve şiddetten kaynaklanan riskleri yükseltecek. UNRWA ayrıca hastalık taşıyan kemirgen ve böceklerin beslediği halk sağlığı krizinin derinleşmesiyle birlikte Gazze'nin sağlık sisteminin neredeyse çöküşünün eşiğine geldiği ve zaten kötüleşmekte olan yaşam koşullarının daha da kırılgan bir hal aldığı konusunda da uyardı.

Bu bağlamda Gazze'nin ateşkes planı çerçevesinde toparlanma, yeniden yapılanma ve sivil yönetim aşamasına geçmesi, artık yalnızca diğer insanlar gibi güvenlik ve huzur içinde yaşama fırsatı isteyen bölge sakinlerine umut aşılayacak.

Gazzeliler, yeniden yapılanmanın ve normale dönüşün bir gecede gerçekleşemeyeceğinin farkında. Bu geçiş döneminin pratik karmaşıklıklarının da bilincindeler. Bununla birlikte herhangi bir değişim ihtimali, her türlü olumlu değişim, onlara bir ölçüde onur ve güvenlik içinde yaşayabilmek için yeniden can bulmuş bir fırsat sunacak.

Kahire'nin pragmatik hesapları

Mısır, Trump'ın ateşkes planının ilk aşamasının 16 Ekim 2025'te tamamlanmasının ardından planın sonraki aşamalarının uygulamaya konulması için baskı uyguluyor.

Kahire'nin, Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde yeniden yapılanma ve yönetim aşamasına geçişe itiraz etmesi pek olası değil. Bunun ardında Mısır'ın harekete ilişkin ideolojik tutumu ve kendine özgü güvenlik kaygıları yatıyor.

Mısır uzun süredir Gazze için Hamas'ı dışlayan bir yönetim anlayışını tercih ediyor. Resmi adıyla ‘Gazze'yi Yönetmek için Filistin Ulusal Komitesi’ olarak bilinen, Gazze'yi yönetmek üzere partili olmayan Filistinli teknokratlardan oluşan bir komite kurulması fikri de geçtiğimiz yıl mart ayında Kahire'de hayata geçirildi. Bu komitenin en belirgin özelliği Hamas'ın dışarıda bırakılmasıydı.

sxcds
Netanyahu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta görev yapan İsrailli askerleri ziyaret ederken, 18 Temmuz 2024 (AFP)

Mısır, bu öneriyi Hamas'a yönelik bir adım olarak sunmadı. Ancak Kahire ile on iki yıldır Gazze'yi yöneten hareket arasındaki ilişkiyi takip eden herkes iki taraf arasındaki derin ideolojik uçurumun farkında. Hamas, Mısır'ın hem iç hem de dış cephede karşı çıktığı ve mücadele ettiği siyasal İslam akımını temsil ediyor.

Trump'ın Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun rivierası’ yapma önerisine karşın geçtiğimiz yıl mart ayında kendi Gazze yeniden yapılanma planını hazırlayan Mısır, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor. Gazze’nin yeniden inşası Kahire açısından, Gazze ile İsrail'e sınır olan Mısır toprağı Sina'ya Gazze sakinlerinin yerinden edilmesine karşı zorunlu bir set işlevi de görüyor.

Yeniden yapılanma sürecinin başlatılması, Gazze'yi Yönetmek için Filistin Ulusal Komitesi’nin operasyonlarını Kahire'den Filistin topraklarının bizzat içine taşımasına olanak tanıyacak. Bu da geçiş döneminin daha etkin biçimde yönetilmesine imkân sağlayacak.

Bununla birlikte Mısırlı yetkililer, Hamas'ın dışarıda tutulmasının Gazze'de güvenlik boşluğu yaratıp bölgenin Sina'ya açılan sınırı üzerindeki denetimi zayıflatabileceği kaygısını taşımaya devam ediyor.

Edinilen haberlere göre yüzlerce Filistinli polis memuru, yeniden yapılanma döneminde güvenlik işlerini üstlenmek üzere Gazze'ye konuşlandırılmaya hazırlık kapsamında Mısır'da eğitim görmeye başladı.

Kısım kısım yeniden inşanın riskleri

Ne var ki Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde yeniden inşa ve yönetim sürecini başlatmak, tasavvur etmekten çok daha güç.

Gazze'nin bir bölümünün Hamas kontrolünde kalması, bölgenin farklı kesimleri arasındaki hareket özgürlüğünü kısıtlayacak ve yeniden yapılanma çabalarını sekteye uğratacak. Gazze'nin yeniden imarının toplam maliyeti daha önce yaklaşık 70 milyar dolar olarak tahmin edilmişti.

Bu yılın 19 Şubat'ında Barış Konseyi'nin dokuz üyesi yeniden yapılanma planını finanse etmek amacıyla milyarlarca dolar katkı sağlama taahhüdünde bulundu. Ancak bu fonların yalnızca küçük bir bölümü Konsey'e ulaşabildi.

ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş, Gazze'nin yeniden imarını finanse etme umutlarının büyük bölümünü söndürdü. Zira savaş, bu finansmanın büyük kısmını üstlenmesi beklenen Körfez ülkelerinin ekonomilerine ciddi zararlar verdi. Savaşın uluslararası ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri de başka ülkelerin Gazze'nin yeniden imarı için bağış yapma ihtimalini zayıflattı.

sdvv
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye’de yıkılmış binaların enkazının dağıldığı bir caddede yerinden edilmiş Filistinliler, 6 Mayıs 2026 (AFP)

Savaşın ötesinde uluslararası bağışçıların büyük çoğunluğu olası katkılarını Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinden dışlanması koşuluna bağlıyor.

Bu koşullar, Hamas için adeta bir idam hükmüne benziyor.

Siyasi liderliğinin hâlâ istikrar kazanmadığı hareket, elinde kalan silahların, Gazze genelinde işlettiği tünel ağının ve kontrolündeki bölgelerin son kozu olduğunun farkında.

Hamas'ın bu kozu sıkıca tutmaya devam edeceği anlaşılıyor. Bunu yaparken Gazze'ye ve Filistin davasının tamamına verdiği zararın farkında; zira 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlenen saldırılar, kırk yıllık hareket tarihinin en ağır stratejik ve askeri yanlış hesabı olarak Filistinliler nezdinde hareketin popülaritesine derin izler bıraktı.

Öte yandan Gazze'nin bir bölümünün Hamas kontrolünde kalmaya devam ettiğini kabul ederek bazı kesimlerinin yeniden inşasına başlamak, bağımsız bir Filistin devleti hayalinin yolunda atılan bir adım olarak Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'da birleşik bir Filistin sivil yönetimi kurulmasına ilişkin kalan umutlara ağır bir darbe vuracak.

Kısmi yeniden yapılanmanın beraberinde getirebileceği tüm yararlarına karşın bu süreç, Gazze Barış Konseyi yerle bir olmuş bu topraklar için yeni bir yol çizerken dikkatle değerlendirilmesi gereken riskler barındırıyor.