Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye: Erdoğan'ın Filistin davası konusundaki açıklaması Türk halkının vicdanını yansıtıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye: Erdoğan'ın Filistin davası konusundaki açıklaması Türk halkının vicdanını yansıtıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye, "Erdoğan'ın Filistin davası konusundaki açıklaması Filistin'i kendi davası gören, Gazze'de zulme karşı duran Türk halkının vicdanını yansıtıyor.” dedi.
Hamas'ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Filistin davasına verdiği destekten övgüyle bahsederek, ”Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin parlamento bloku toplantısında yaptığı ve Hamas'ı 'Ulusal kurtuluş hareketi' olarak tanımlayan ve Kuvay-i Milliye'ye benzeten açıklaması şüphesiz ki, bizim ve Filistin halkı için övünç kaynağıdır." dedi.

Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiği İstanbul’daki görüşmenin ardından AA’ya özel açıklamalarda bulundu.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin parlamento bloku toplantısında yaptığı ve Hamas'ı 'Ulusal kurtuluş hareketi' olarak tanımlayan ve Kuvay-i Milliye'ye benzeten açıklaması şüphesiz ki, bizim ve Filistin halkı için övünç kaynağıdır." ifadesini kullanan Heniyye, "Hamas, topraklarımızı, kutsal değerlerimizi ve halkımızı tarihi işgalden kurtarmak için direnen bir harekettir." dedi.

Bölgesel ve İslami konumuyla Türkiye'nin Filistin davasıyla tarihi bağları olduğunu, Erdoğan'ın Hamas ve Gazze ile Filistin davası konusundaki açıklamasının, Filistin davasını kendi davası olarak gören, Gazze'yi insani açıdan ele alan ve zulme karşı duran Türk halkının vicdanını yansıttığını söyleyen Heniyye, ABD desteğiyle ayakta kalan Siyonistlerin saldırılarının durması için her türlü çabanın birleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk halkının Filistin davasına karşı fikri, tarihi ve siyasi tutumundan övgüyle bahseden Heniyye, "Erdoğan'ın BM'de Filistin haritasını kaldırıp topraklarımızın nasıl işgal edildiğini açıklayarak Şimon Peres'e verdiği karşılığı halen hatırlıyoruz." diye konuştu.

Filistin'in hakkının savunulmasını daima gururla takip ettiklerini söyleyen Heniyye, "Türkiye'nin bölgedeki konumunu, bölgesel ve uluslararası siyasetini, Filistin davasına ve Gazze'ye tutumunu önemle yakından izliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Türk halkının Gazze'deki ablukanın kalkması için Mavi Marmara'da nasıl şehit verdiklerini hâlen hatırlıyoruz." diyen Heniyye, Türkiye'nin Filistin davası ve Gazze ablukası konusunda tek tutum sergilediğini ekledi.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmemizde İsrail ile ticari kısıtlamalar konusunda alınan kararları ve bu kararların ticari hareketliliğe etkilerini dinledik." ifadelerini kullanan Heniyye, "Bu, Gazze'ye saldırılarında kadın, çocuk, yaşlı Filistin halkının kanını akıtan, büyük katliamlar için Refah'a kara saldırıları tehdidinde bulunan, başta Mescid-i Aksa olmak üzere özellikle Kudüs'te Müslümanların kutsallarını hiçe sayan Siyonist düşmanlara karşı atılmış önemli bir adım." şeklinde konuştu.

Heniyye, 7 Ekim’den bu yana ilk kez bir uluslararası basın kuruluşuna konuştuğunu söyledi.

Gazze'nin idaresiyle ilgili bazı alternatifler ortaya atıldığını ancak bunların başarı elde etmesinin mümkün olmadığını söyleyen Heniyye, "Gazze Filistinliler tarafından yönetilir. Hamas, Gazze'nin idaresinde tek söz sahibi olma konusunda ısrarcı değil ama biz Filistin halkının bir parçasıyız ve ortaklık temelinde ulusal birlik hükümeti kurabilir ve Gazze'nin yönetimi konusunda anlaşabiliriz. Bunlar ulusal meselelerdir. Gazze'de, Batı Şeria'da veya her ikisinde de Filistin'in durumunu ne işgalcilerin ne de başkasının düzenlemesine izin vermeyeceğiz." diye konuştu.

Heniyye, "Filistin iç siyasetinin düzenlenmesi için 2 aşamalı bir çağrı yaptık. Bunun ilk aşaması Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) tüm Filistinli grupları kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesinden oluşuyor. İkinci aşama ise Gazze'nin imarı ile Batı Şeria ve Gazze'deki kurumların tek çatı altında birleştirilmesini üstlenecek, devlet başkanlığı, yasama ve ulusal konsey seçimlerinin yapılmasını sağlayacak ulusal hükümetin kurulmasıdır." diye konuştu.

Gazze'nin Filistin'in ulusal bir parçası olduğunu söyleyen Heniyye, Gazze ve Batı Şeria'yı kapsayan ulusal uzlaşı hükümetinin, savaştan sonra Gazze'yi de yönetmesini beklediklerine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la kapsamlı toplantı
Türkiye ziyaretinin Türkiye ile Filistin arasındaki tarihi ve seçkin ilişkiler bağlamında gerçekleştiğini kaydeden Heniyye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanının katılımıyla yaklaşık 2 saat süren önemli bir toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi.

Heniyye toplantıda, başta İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve Filistin halkının, yedi aydan bu yana yaşadıklarıyla ilgili kapsamlı bir açıklama yaptıklarını, özellikle Filistin halkına karşı yürütülen soykırım, ateşkese varmak için devam eden müzakereler ve Hamas ile direniş gruplarının "Gazze'de kalıcı ateşkes, İsrail'in Gazze Şeridi'nin tamamından çekilmesi, yerinden edilenlerin evlerine geri dönmesi, yeniden imar, ablukanın kaldırılması ve bir takas anlaşmasına varılması" yönündeki taleplerinde ısrarcı olduğunu Erdoğan'a ilettiklerini söyledi.

Hamas'ın müzakerelerde esneklik gösterirken İsrail'in uzlaşmaz bir tavır takındığını kaydeden Heniyye, müzakerelerin aksamasının ve başarısızlığının sorumluluğunun bu uzlaşmaz tavır olduğunu dile getirdi.

Heniyye, toplantıda, Türkiye'nin, Gazze'ye yönelik saldırıyı durdurmak için bölgesel ve uluslararası düzeyde yürüttüğü siyasi ve diplomatik çalışmalar, Refah Kapısı üzerinden Gazze'ye gönderdiği yardımlar ve Türkiye'nin son dönemde İsrail'le ticaret konusunda aldığı kararlarla ilgili de bilgi aldıklarını kaydetti.

Heniyye, toplantıda ayrıca, İsrail'de yaklaşmakta olan Hamursuz Bayramı münasebetiyle Mescid-i Aksa'yı bekleyen tehlikeyi, Batı Şeria, Kudüs ve Mescid-i Aksa'da yaşanan gelişmeleri değerlendirdiklerini aktardı.

Heniyye'nin çocukları ve torunlarının öldürülmesi
Oğullarının ve torunlarının hayatını kaybettiği saldırıya da değinen Heniyye, bunun üç noktayı yansıttığını söyledi:

"Bunların başında düşmanın 7 ay boyunca askeri hedeflerine ulaşamaması, sivilleri, binlerce çocuğu, kadını ve yaşlıyı öldürmekten başka başarı elde edememesi geliyor. Dolayısıyla 3 oğlumun ve 5 torunumun katledildiği bayramda gerçekleştirilen katliam da bu kapsamda yer alıyor ve düşmanın başarısızlığını vurguluyor. İkinci boyutu da evime, evlatlarıma, torunlarıma kadar uzanan böyle bir katliamın, devam eden müzakerelerde taviz vermeleri konusunda hareketin lideri ve yönetimi üzerinde baskı oluşturacağını sanmaları ki bu yanıltıcıdır. Üçüncü olarak da oğullarım, Filistin halkının bir parçasıdır ve durumları Filistin halkının durumuyla aynıdır. İlk andan itibaren oğullarımın kanının Gazze'deki, Batı Şeria'daki, her yerdeki Filistin halkının evlatlarından daha değerli olmadığını söyledim."

Ayrıca Gazze, Batı Şeria veya yurt dışındaki bütün şehitlerin kendisinin evladı olduğuna işaret eden Heniyye, "Bu nedenle haklarda, yükümlülüklerde ve bedel ödemede eşitiz. Bunları metanet, kararlılık ve sarsılmaz irade ile kabul ediyoruz. Bedeli ne olursa olsun ve ne kadar fedakarlık gerekirse gereksin bu yolda ilerleyeceğiz." ifadelerini kullandı.

Heniyye, "30'dan fazla şehirde şehit çocuklarım ve torunlarım için gıyabi cenaze namazı kılan Türk halkına teşekkürlerimi sunuyorum. Pakistan gibi diğer ülkelerde de bu durum, ümmetin birliğinin ve ümmetin duygularının birliğinin kanıtıdır." dedi.

İsrail'in Refah'a saldırı tehdidi
İsrail'in Refah tehditlerine ilişkin Heniyye, "Refah'a gelince Siyonist düşmanın (İsrail), Gazze'nin her noktasını, her yerini, her kasabasını, her şehrini işgal etme kararı aldığı çok açık, özellikle aylardır Refah konusunda bunu konuşuyorlar." ifadelerini kullandı.

Heniyye, ABD'nin İsrail'in Refah saldırısına ilişkin tutumunun aldatıcı olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

"ABD'nin tutumu, sivillerin zarar görmesini istemediğini söylese de aldatıcıdır, bu bir yanıltma operasyonudur. Gazze'de öldürülen tüm siviller, binlerce, on binlerce şehit ABD silahlarıyla, ABD roketleriyle, ABD'nin siyasi koruması altında öldürüldüler. ABD'nin BMGK'de ateşkes kararını veto etmesi ne anlama geliyor? Bu, ABD'nin Gazze'ye yönelik katliamların ve cinayetlerin sürdürülmesine tam koruma sağlaması, şemsiyesi altına alması anlamına geliyor. ABD'nin dün, Filistin Devleti'nin BM'ye tam üye olmasını veto etmesi neyi ifade ediyor? Bu, ABD'nin, İsrail'in tutumunu benimsediğini ve Filistin halkının haklarına karşı çıktığını ifade ediyor. Bu yüzden biz, bu tuzağa, ABD'liler ile İsrailliler arasındaki sözde vazife değişimi tuzağına düşmedik."

"Refah'a girilmesi Filistin halkımıza karşı büyük bir katliama yol açabilir"
Siyasi Büro Başkanı Heniyye, "Refah girilmemesi için uyarıda bulunuyoruz çünkü bu Filistin halkına karşı büyük bir katliama yol açabilir. Tüm kardeş ülkelere, Mısır'daki, Türkiye'deki kardeşlerimize, arabulucu olarak Katar'daki kardeşlerimize ve Avrupa ülkelerine, hem (İsrail) saldırganlığı dizginlemek ve Refah'a girilmesine engel olmak için hem de Gazze Şeridi'nden (İsrail ordusunun) tamamen çekilmesi ve Gazze'ye yönelik saldırıların sona ermesi için harekete geçme çağrısında bulunuyorum." şeklinde konuştu.

Heniyye, Filistin halkının direnişine vurgu yaparak, "Ancak, eğer Siyonist düşman Refah'a giderse Filistin halkımız da beyaz bayrak kaldırmayacaktır. Refah'taki direnişçiler de kendilerini savunmaya ve halkına yönelik saldırılara karşı koymaya hazırdır." ifadelerini kullandı.

İsrail'le müzakereler
Başından beri Filistin halkına yönelik saldırıların durdurulmasını istediklerini ve bunun öncelikleri olduğunu kaydeden Heniyye, "Biz bu nedenle müzakerede bulunmayı kabul ettik ancak bu müzakereleri 'kalıcı bir ateşkes, askerlerin tamamen geri çekilmesi ve yerinden edilenlerin geri dönmesi ve esir takası anlaşmasıyla' sonuçlanması şartıyla kabul ettik." dedi.

İsrail'in, şu ana kadar yapılan tüm oturumlara ve arabulucular aracılığıyla sunulan onlarca belgeye rağmen Gazze'de ateşkesi kabul etmediğini vurgulayan Heniyye, "Onun tek isteği, esirleri geri almak ve sonrasında Gazze'deki savaşı yeniden başlatmak ve bunun olması mümkün değil. İsrail ordusunun Gazze'den tamamen çekilmesi gerekiyor. Yerinden edilenlerin Gazze'nin kuzeyine dönmesini de istemiyor. Sınırlı sayıda ve kademeli olarak geri dönüşü kabul ediyor. Bu da yapılamaz. 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria ve Gazze'den 14 bine yakın Filistinliyi tutukladığı bir dönemde, takas konusunda çok basit rakamlar ortaya koyuyor. Anlaşmaya varılmasını engelleyen İsrail ve onun görüşünü benimseyen ve hiç bir şekilde baskı uygulamayan ABD'dir. İsrail, bu talepleri kabul ettiği anda biz de mutlaka anlaşmayı imzalamaya hazır olacağız." diye konuştu.

İsrail'in Gazze'de işlediği suçlar
Heniyye, İsrail'in, 7 Ekim'den bu yana, önce Gazze'ye havadan yoğun bir şekilde saldırdığını, ardından karadan girdiğini, üçüncü aşama olarak da seçerek adam öldürmeye dayalı bir strateji benimsediğini, aynı zamanda askeri ve insani abluka uyguladığını; hastaneleri, okulları, altyapıyı, fırınları, eczaneleri, fabrikaları yok ettiğini dile getirdi.

"Heniyye, 5 ayı aşkın bir süre Gazze'ye hiç bir şey girmedi. Halkın iradesini kırmak ve kuzeyden güneye göç etmeleri için baskı yapmak amacıyla açlık silah olarak kullanıldı. Gerek şehit ve yaralı sayısı , gerekse enkaz altında kalanlar açısından çok zor bir durum söz konusu. Enkaz altında binlerce şehit var. Her gün yeni toplu mezarlar keşfediyoruz. İşkenceler, idamlar, cezaevlerinde işlenen suçlar... İsrail, Birleşmiş Milletler'in ve UNRWA'nın bile çalışmasına izin vermiyor, UNRWA'yı kapatmak istiyor." dedi.

Anlaşmaya varmak için Gazze'ye günde en az 500 tırın girmesi, hastanelerin, fırınların, altyapının, barınma merkezlerinin yeniden inşasının şart olduğunu kaydeden Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yaptığı toplantıda bu konuları görüştüklerini dile getirdi.

Gazze'deki savaşın diğer cephelere yansıması
Gazze'deki direnişin halen istikrarlı ve kararlı mücadelesinden de bahseden Heniyye, şunları kaydetti:

"Savaşın her alanında işgale karşı direniş, savunma planları ve saldırı planları ile çeşitli şekillerde mücadele etmektir. (Direnişin) saha koşulları ve güvenlik gelişmeleriyle baş etme yeteneği yüksektir. Bu direniş, Allah'tan sonra halkımızın ve Gazze'deki bu halkın sinesinden aldığı güçlü ve boyun eğmez bir iradesi olduğunu kanıtlamıştır."

Gazze topraklarındaki direnişin Filistin halkını savunmaya devam edecek konumda olduğunu vurgulayan Heniyye, "Düşman bu silahı, bu bayrağı, bu iradeyi, direnme azmini ve bu kararlılığı kıramayacaktır." ifadelerini kullandı.

Bunun Batı Şeria'daki Filistin halkı için de geçerli olduğuna işaret eden Heniyye, "Batı Şeria'nın farklı bölgelerindeki çatışmalarda sürekli yenilenen direnişe tanık oluyoruz ve aynı şekilde Lübnan'da da direniş cepheleri var." şeklinde konuştu.

Heniyye, "Siyonist düşman savaşında Gazze Şeridi'ne odaklanmak istiyordu. Ama Filistin'deki direniş grupları ile bu mücadelenin ve savaşın bir parçası haline gelen Lübnan'daki direniş güçleri arasındaki bu kaynaşma sayesinde bunu başaramadı. Nitekim Lübnan'ın güneyinde, işgal devleti İsrail ile Lübnan'daki İslami direniş (Hizbullah) ve Filistin direniş grupları arasında da neredeyse benzer bir savaş yaşanıyor." ifadesini kullandı.

Aynı şekilde Yemen'in de Kızıldeniz'de İsrail'e giden gemilere yönelik ciddi bir baskı oluşturduğunu kaydeden Heniyye, "Bunun İsrail ekonomisine ve onunla iş yapan şirketlerin ve gemilerin ekonomisine öyle ya da böyle çok net etkileri oluyor." dedi.

İran ile İsrail arasındaki saldırılara da değinen Heniyye, çatışmanın Lübnan, Irak, Yemen ve Suriye'ye, ardından İran'a sıçradığını ve bölgede gittikçe yayıldığını, tüm bunların İsrail'in Gazze'deki saldırılarına ve soykırımına devam etmesiyle ilgili olduğunu söyledi.

Heniyye, Gazze'ye saldırılar sona erince söz konusu diğer bölgelerde de sükunetin hakim olacağını öngördüğüne işaret etti.

İsrail'in Suriye'deki İran büyükelçiliğine saldırısı sonrası yaşanan gelişmelerden İsrail'i sorumlu tutan Heniyye, şunları kaydetti:

"Herkes, İran'ın egemenliğini doğrudan etkileyen bu saldırı karşısında sessiz kalmayacağını tahmin ediyordu. Bu durum, işgalci İsrail'in, İran'ın daha önce gündeme getirdiği 'stratejik sabır' siyasetini belki anladığını belki de yanlış anladığını gösteriyor. Herkes, İran'ın bir karşılık vermesini bekliyordu. Ancak bu karşılık ve onun hacminin, boyutunun, kapsamının nasıl olacağı İran'a kalmış bir durum."

"Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor"
İran-İsrail gerilimine ilişkin Heniyye, "Tüm bunlar iki şeye işaret ediyor. Netanyahu Gazze'deki savaşı bitirmek istemiyor aksine bölgesel bir savaş olması için çerçevesini genişletmek istiyor. Aynı şekilde ABD'lilerin de herhangi bir cephede özellikle İran'a karşı savaşın bir parçası veya İsrail'e hizmet eden askeri kanat olmalarını istiyor." yorumunu yaptı.

Heniyye, "Bu gerginliğin ve bölgesel kızışmanın sorumlusu, halkımızın haklarını inkar etmeyi, halkımıza, kutsallarımıza başta Kudüs ve Mescid-i Aksa olmak üzere, Müslümanların ve Hristiyanların kutsallarına saldırmayı sürdüren, Gazze'de soykırım savaşını devam ettiren (İsrail) Siyonist düşmandır." dedi.

"Siyonistlerin geçmişten bu yana Aksa üzerinde emelleri var"
Siyonistler ve radikal Yahudilerin Mescid-i Aksa üzerinde geçmişten bu yana emelleri olduğunu söyleyen Heniyye, "Biz 1969'da Mescid-i Aksa'nın yakıldığını gördük. Ardından saldırılar, katliamlar, baskınlar, Aksa'nın statüsnü değiştirme çabaları, sonra Aksa'nın zaman ve mekan olarak bölünme çabaları ve Aksa'da kurban kesme planları geldi." dedi.

Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümetinin, Kudüs mücadelesini, dolayısıyla Kudüs'te ve Mescid-i Aksa'da tarihi, kültürel, fikri İslami izleri değiştirmeyi öncelikleri arasına koyduğunu söyleyen Heniyye, "Son günlerde İsrailli bakan ve dini mercilerin Yahudi bayramında Mescid-i Aksa'da kurban kesme çağrılarını duyuyoruz. Mescid-i Aksa'da kurban kesecekler için ödül belirlediler. Bu Aksa'nın kutsallığına saygısızlıktır." ifadelerini kullandı.

Heniyye, bu nedenle Kudüs, Batı Şeria'da ve 1948 topraklarında yaşayan tüm Filistinliler ile İslam ümmetine Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'yı korumak için harekete geçme çağrısında bulundu.

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kasam Tugayları'nın İsrail'in Mescid-i Aksa'ya karşı ihlallerine karşı başlattığı Aksa Tufanı saldırılarına değinen Heniyye, "Aksa Tufanı, Mescid-i Aksa için Kudüs için Filistin'de ve özellikle Aksa'daki ümmetin kutsalları için başladı. Ümmetin de bunların boşa gitmesine izin vermemesi gerek. Bunlar Müslümanların peygamberlerinden mirasıdır, Yahudilerin Mescid-i Aksa üzerinde uzaktan yakından hakkı yoktur." dedi.

İsrail bu sefer cezasız kalmamalı
Güney Afrika'nın, Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail aleyhine dava açmasına değinen Heniyye, "İsrail aleyhine dava açan ve Nekbe'den bu yana ilk kez işgal devletini ve işgalci liderleri Adalet Divanı'na getiren Güney Afrika'ya selam göndermek istiyorum. Bunu çok önemli bir adım olarak görüyoruz. UAD'nin Gazze'deki katliamın durması, Gazze'ye gerekli insani yardımların girişinin sağlanması ve İsrailli yetkililerin, Filistin halkına karşı savaş suçlusu, Holokost suçlusu ve katliam suçlusu olarak adaletin önüne çıkması ve cezasız kalmamaları için adımlarına devam etmesi gerekli." diye konuştu.

Heniyye, "İsrail yıllardır katliamlar yapıyor ve katliamları cezasız kalıyor. Bu vahşi katliamlar, suçlar ve suikastlar karşısında bu sefer İsrail cezasız kalmamalı." ifadelerini kullandı.

"İsrail, medya karartması uyguluyor"
Gazze konusunda medyanın tutumunu değerlendiren Heniyye, Türk, Arap ve global medyada Gazze'de yaşananlar konusunda iyi bir ilgi ve destek olduğunu söyledi.

Heniyye, İsrail'in büyük bir medya karartması uyguladığına, Gazze'de işlediği suçlar ve vahşetin boyutu dünya kamuoyunda gözler önüne serilmesin diye bölgeye yabancı basın mensuplarının girişini engellediğine dikkati çekti.

Heniyye, Türk medyasına ve Türkiye dışındaki basına İsrail'in suçlarını gözler önüne sermeyi sürdürme, Gazze'de yaşanan insani dramın boyutlarını aktarma ve İsrail'in medya karartmasını kırma çağrısında bulundu.

Heniyye, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiği İstanbul’daki görüşmenin ardından AA’ya özel açıklamalarda bulunarak, 7 Ekim’den bu yana ilk kez bir uluslararası basın kuruluşuna konuştuğunu söyledi.



Avn ve Selam, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakereye hazır olup olmadığını görüştü

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
TT

Avn ve Selam, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakereye hazır olup olmadığını görüştü

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Başbakan Nevvaf Selam bugün yaptıkları görüşmede, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakerelere hazır olup olmadığını ele aldı. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre görüşme, ülkenin güneyine yerinden edilenlerin akınının sürdüğü ve Hizbullah ile İsrail arasında ikinci gününe giren ateşkes süreciyle eş zamanlı gerçekleşti.

Açıklamada, Avn ve Selam’ın ‘ateşkes sonrası aşamaya ve bunun kalıcı hale getirilmesine yönelik çabalara dair değerlendirme’ yaptığı, ayrıca İsrail ile yapılması beklenen müzakereler için ‘Lübnan’ın hazırlık durumunu’ ele aldığı belirtildi.

Görüşme, Avn’ın bir gün önce Lübnan halkına ve adını anmadan Hizbullah’a hitaben yaptığı sert tonlu konuşmanın ardından geldi. Avn konuşmasında, Lübnan’ın İsrail ile ‘kalıcı anlaşmalar’ hedefiyle yeni bir aşamanın eşiğinde olduğunu ifade ederken, doğrudan müzakerelerin ‘taviz’ anlamına gelmediğini vurguladı.

Hizbullah ile İsrail arasında, ABD Başkanı Donald Trump tarafından ilan edilen 10 günlük ateşkes kapsamında, perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısından itibaren kırılgan bir ateşkes yürürlükte bulunuyor. 2 Mart’ta başlayan çatışmalarda yaklaşık 2 bin 300 kişi hayatını kaybederken, özellikle Lübnan’ın güneyi ve Beyrut’un güney banliyölerinden olmak üzere 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.

Hizbullah ve destekçileri, İsrail ile doğrudan müzakerelere karşı çıkmayı sürdürürken, daha önce de 2024 savaşı sonrasında Lübnan hükümetinin örgütün silahsızlandırılmasına yönelik kararını reddetmişti.

Öte yandan Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati Al Jadeed TV’ye verdiği demeçte, “Cumhurbaşkanı’nın sözleri şok ediciydi” ifadesini kullanarak, konuşmada İran’a teşekkür edilmemesini eleştirdi. İran, Lübnan’daki ateşkesin Washington ile varılan ateşkes mutabakatının ‘bir parçası’ olduğunu açıklamıştı.

Lübnan’ın güneyindeki kasaba ve köylerine doğru yola çıkan yerlerinden edilmiş insanların araçları (Reuters)Lübnan’ın güneyindeki kasaba ve köylerine doğru yola çıkan yerlerinden edilmiş insanların araçları (Reuters)

Ateşkesin ikinci gününde, özellikle Lübnan’ın güneyine doğru, yerinden edilenlerin akını sürüyor. Güneyi birbirine bağlayan sahil yolu, sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun trafikle kilitlendi.

Lübnan ordusu ile yerel yetkililer, İsrail bombardımanı nedeniyle kapanan yolları yeniden ulaşıma açmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Beyrut’un güney banliyösünde ise geniş çaplı yıkımın yaşandığı bölgede aileler, evlerini kontrol etmek ve ihtiyaçlarını almak üzere geri dönüyor. Ancak AFP muhabirlerine göre, bölgenin iç kesimlerindeki bazı mahalleler hâlâ büyük ölçüde boş durumda; birçok kişi geri dönmek için beklemeyi tercih ediyor.

Bu kişilerden biri olan ve dört çocuğuyla birlikte Beyrut sahilinde kurulu bir çadırda kalan Semah Haccul, güvenlik endişeleri nedeniyle henüz evine dönmeye hazır olmadıklarını söyledi.

Haccul, “Gece bir şey olmasından ve çocuklarımı alıp kaçamamaktan korktuğumuz için kendimizi güvende hissetmiyoruz” dedi.

Evine kısa süreliğine gittiğini belirten Haccul, Beyrut’un güneyindeki el-Leyleki bölgesindeki evinde hafif hasar tespit ettiğini, ‘çocukları yıkamak ve artan sıcaklıklar nedeniyle yazlık kıyafetler almak’ için eve uğradığını ifade etti. Ateşkesin gidişatını izlemek istediklerini vurgulayan Haccul, “Ateşkes kalıcı hale gelirse evlerimize döneceğiz” dedi ve çevredeki çadırlarda kalan onlarca ailenin de aynı yaklaşımı benimsediğini aktardı.

Selam ise Avn ile görüşmesinde, ateşkesin kalıcı hale gelmesi durumunda yerinden edilenlerin en kısa sürede güvenli şekilde evlerine dönebilmesini umduğunu dile getirdi. Selam, Lübnan devletinin bu dönüşü kolaylaştırmak için ‘yıkılan köprülerin onarılması, yolların açılması ve geri dönüşün mümkün olduğu bölgelerde gerekli ihtiyaçların sağlanması’ yönünde çalıştığını belirtti.


Macron, Lübnan'ın güneyinde bir Fransız askerinin öldüğünü üç askerin yaralandığını belirterek, saldırıdan Hizbullah'ı sorumlu tuttu

Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
TT

Macron, Lübnan'ın güneyinde bir Fransız askerinin öldüğünü üç askerin yaralandığını belirterek, saldırıdan Hizbullah'ı sorumlu tuttu

Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan'ın güneyinde düzenlenen saldırıda bir Fransız askerinin öldüğünü duyurarak, ölümünden Hizbullah'ı sorumlu tuttu.

Macron, X internet sitesinde yayınladığı paylaşımda, üç askerin de yaralandığını ve tahliye edildiğini belirterek, Lübnan hükümetini saldırıdan sorumlu olanlara karşı harekete geçmeye çağırdı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise Fransız güçlerini hedef alanlardan sorumlu olanların yargılanacağını belirtti.


Hamas'a Gazze'nin silahsızlandırılmasına razı olması için yoğun baskı uygulanıyor

Hamas ve İslami Cihad mensupları Gazze'de konuşlandı (Arşiv- AFP)
Hamas ve İslami Cihad mensupları Gazze'de konuşlandı (Arşiv- AFP)
TT

Hamas'a Gazze'nin silahsızlandırılmasına razı olması için yoğun baskı uygulanıyor

Hamas ve İslami Cihad mensupları Gazze'de konuşlandı (Arşiv- AFP)
Hamas ve İslami Cihad mensupları Gazze'de konuşlandı (Arşiv- AFP)

Hamas, Gazze Şeridi'nde faaliyet gösteren grupların, özellikle de silahlı kanadı "Kassam Tugayları"nın silahsızlandırılması planı üzerinde müzakereye başlamadan önce, arabulucular ve diğer taraflardan "Barış Konseyi" belgesini, en azından prensipte de olsa, kabul etmesi yönünde büyük bir baskıyla karşı karşıya.

Gazze Şeridi dışındaki iki Hamas kaynağı Şarku’l Avsat’a, bazı arabulucu ülkelerin, Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından yaklaşık iki hafta önce hareketin liderliğine sunulan ve şartlarının daha sonra başka bir aşamada müzakere edileceği anlayışıyla hazırlanan plana ilk yazılı onayı vermeleri için hareketi ikna etme girişimleri olduğunu söyledi.

İki kaynak, İsrail'i ateşkes anlaşmasının ilk aşamasını uygulamaya mecbur eden net garantiler alınmadan önce bu onayın alınması yönünde girişimler olduğunu açıkladı. Müzakere ekibinin, ikinci aşamayı müzakere etmeye geçmeden önce ilk aşamanın tamamının uygulanmasını sağlamayı amaçlayan pozisyonuna bağlı kalmakta ısrar ettiğini belirttiler.

Gazze'deki yıkım (Arşiv- AFP)Gazze'deki yıkım (Arşiv- AFP)

İki kaynak, “Arabulucular ve çeşitli taraflar, birinci aşamanın istisnasız olarak eksiksiz bir şekilde uygulanması karşılığında, ikinci aşamanın da eş zamanlı olarak derhal uygulanmaya başlanmasını sağlamaya yönelik girişimlerde bulunuyorlar. Bu hareket bir anlaşmaya yol açabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Bir kaynak, Hamas liderliğinin, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin, hareketin ikinci aşamayla ilgili belgeyi imzalama konusundaki ilk anlaşmasını istismar ederek, hareketin orijinal planda hâlâ reddettiği ve açık değişiklikler talep ettiği adımlara zorlayacakları yönünde ciddi endişeler taşıdığını belirtti.

Kaynak, bazı arabulucu ülkelerin Hamas'ın pozisyonunu ve endişelerini anladığını ve bu konuda güven verici mesajlar iletmeye çalıştığını, ancak hareket içindeki ve Filistinli gruplarla olan iç temasların ve görüşmelerin hala devam ettiğini kaydetti.

Şarku’l Avsat'a konuşan bir fraksiyon kaynağına göre bazı gruplar, arabulucuların desteğiyle, Gazze Şeridi'ndeki nüfusun insani ve yaşam koşullarındaki iyileşmeden faydalanmak amacıyla ikinci aşamanın 8 aydan 3 veya 4 aya indirilmesini önerdi. Özellikle, evleri yıkılan ve çok zor ve çetin koşullarda yaşayan yerinden edilmiş kişilerin yaşamlarının giderek kötüleşmesi göz önüne alındığında, yeniden yapılanma aşamasının acilen başlatılması gerektiği vurgulandı.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta bir kız çocuğu su taşıyor (Arşiv- AFP)Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta bir kız çocuğu su taşıyor (Arşiv- AFP)

Etkili kaynak, ikinci aşamanın uygulama süresinin kısaltılma amacının, başta iç işlerini düzene koymaya, halkın ihtiyaçlarına dikkat etmeye ve bütünleşik bir Filistin ulusal sistemi inşa etmeye çalışan Filistinliler olmak üzere tüm taraflara hizmet edecek daha ileri aşamalara geçmek olduğunu değerlendiriyor. Ayrıca, Arap ülkelerinin yanı sıra Türkiye de dahil olmak üzere İslam ülkelerinden de Filistin ulusal diyaloğuna geri dönülmesi yönünde çabalar sarf edildiğini, ancak şu ana kadar yakın zamanda toplantı yapılacağına işaret edebilecek bir ilerleme olmadığını, buna rağmen çabaların devam ettiğini belirtti.

Silahların kısıtlanması konusunda gruplar arasında bir mutabakat olduğunu, ancak önerilen şekilde olmadığını ifade etti. Grupların temel teklife eklemek istedikleri değişiklikler olduğunu ve ikinci aşamaya ilişkin ciddi görüşmeler başlarsa, değişikliklerini sunmak için mevcut temasların nereye varacağını bekleyeceklerini söyledi.

Bu durum, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki gerilimi artırmaya devam ettiği ve Filistinli kayıpların sayısının arttığı bir dönemde yaşandı.

Bu sabah, Gazze Şehri'nin doğusunda ve Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'nin doğusunda açılan ateş sonucu birinin durumu ağır, 4 Filistinli yaralandı.

İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta ve kuzeydeki bölgelerde sivilleri ve yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan bir dizi saldırısında dün 3 Filistinli öldürüldü. Kurbanlar arasında, UNICEF'in desteğiyle yerinden edilmiş kişilere su taşıyan kamyonu kullanan iki Filistinli kardeş de bulunuyordu. Olayın ardından UNICEF, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki faaliyetlerini askıya aldığını duyurdu.

10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ndeki Filistinli kurbanların sayısı 773 kişiyi aşarken, 2 bin 15'ten fazla kişi de yaralandı. 7 Ekim 2023'ten bu yana toplam ölü  sayısı ise 72 bin 500 kişiyi geçti.