İran içinde ve dışında uzlaşıya karşı Hamaney'i destekleyen grup: Paydari Cephesi

İsrail'e karşı saldırıyı destekleyen ve savaş hasreti çeken milis grup

DMO’nun İsrail'e düzenlediği saldırı sonrası düzenlenen kutlamalar sırasında füze maketi taşıyan bir İranlı (Reuters)
DMO’nun İsrail'e düzenlediği saldırı sonrası düzenlenen kutlamalar sırasında füze maketi taşıyan bir İranlı (Reuters)
TT

İran içinde ve dışında uzlaşıya karşı Hamaney'i destekleyen grup: Paydari Cephesi

DMO’nun İsrail'e düzenlediği saldırı sonrası düzenlenen kutlamalar sırasında füze maketi taşıyan bir İranlı (Reuters)
DMO’nun İsrail'e düzenlediği saldırı sonrası düzenlenen kutlamalar sırasında füze maketi taşıyan bir İranlı (Reuters)

The Economist

İran, ‘Küçük Şeytan’ olarak tanımladığı İsrail’e karşı 45 yıldır sürdürdüğü ısrarlı düşmanlığa rağmen bugüne kadar kendi topraklarından ona tek bir kurşun bile sıkmadı. Bunun yerine İran İslam Cumhuriyeti'nin kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin ifadesiyle ‘Kudüs'e giden yol, Irak’ın Şiiler için önemli bir şehri olan Kerbela'dan geçtiği’ için Irak'la savaşmayı seçti.İran'ın 1989 yılından beri dini lideri (rehber) olan" Humeyni’nin halefi Ayetullah Ali Hamaney de İsrail’e ait hedefleri vurmak için Lübnan’daki Hizbullah ve Şii milis güçlerin yanı sıra, Hamas ve İslami Cihad Hareketi gibi Filistinli silahlı grupları kullanarak onunla doğrudan çatışmaya girmekten kaçındı. İsrail son yıllarda İran'ın nükleer tesislerine saldırılar düzenlediğinde ve nükleer programda görevli bilim insanlarına başkent Tahran'ın göbeğinde suikastlar gerçekleştirdiğinde Hamaney'in danışmanları ‘stratejik sabır’ çağrısında bulundular.

Ancak tüm bu tablo artık değişti. İran'ın 13 Nisan'da İsrail'e 300'den fazla insansız hava aracı (İHA), kruz (seyir) füzesi ve balistik füzelerle saldırması, İran'ın eski Beyrut Büyükelçisi Ahmed Destmalçiyan’ın da dediği gibi, bir paradigma değişikliğinin habercisiydi. ABD’nin 2020 yılının başlarında İran’ın en üst düzey askeri komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmesine yapılan misillemenin çok ötesinde olan bu saldırıdaki ateş gücü, İranlıların çoğunu hayrete düşürdü. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı General Hüseyin Selami bu gelişmeyi, rejimin artık ‘yeni bir denkleme’ göre hareket ettiğini söyleyerek açıkladı. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin danışmanlarından biri de 14 Nisan'da X hesabından yaptığı paylaşımda ‘stratejik sabır döneminin sona erdiğini’ belirtti.

Dışarıdan gelen baskılar bu politika değişikliğinin kısmi olarak açıklaması olabilir. İsrail, geçtiğimiz ekim ayında Gazze'ye savaşın başlamasından bu yana İran’ın Ortadoğu'daki hedeflerine karşı saldırılarını yoğunlaştırırken, Suriye’de ve Lübnan'da gerçekleşen saldırılarda 18 DMO komutanı ve yaklaşık 250 Hizbullah üyesini öldürdü. İran'ın uluslararası hukuka göre egemenlik alanı olduğunda ısrar ettiği Şam'daki diplomatik yerleşkesine İsrail tarafından nisan ayında düzenlenen hava saldırısı, İran'ın uzun süredir vekilleri aracılığıyla sağladığını düşündüğü caydırıcılığının artık geçerli olmadığını kanıtladı.

Paydari Cephesi’nin aşırı muhafazakâr üyeleri, askeri hırslarıyla ilgili söylemlerinde manevi terimler kullanıyorlar.

“Paydari Cephesi” (Cephe-i Paydari/Direniş Cephesi)

Ancak İran’daki karar alma sürecinin şekillenmesinde yerel güçler de rol oynuyor. Hamaney, siyasi kariyerinin büyük bölümünde kendisi gibi açık sözlü muhafazakâr pragmatistlere güvendi. Bu kişilerin çoğu rejimin öne çıkan savaş gücü olan DMO'da komutandı ve rejimi güçlendireceğini düşündükleri takdirde Batı ile çalışmaktan dahi çekinmezlerdi. Ancak son zamanlarda İran’da, İsrail için aşırı sağ neyse İran için de aynısını temsil eden aşırı muhafazakâr bir grup ortaya çıktı.

Bunların arasında gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında herhangi bir tarafla herhangi bir uzlaşıya karşı çıkan radikal ve aşırı muhafazakâr Şiilerden oluşan ‘Paydari Cephesi’ ya da diğer adıyla ‘İslam Devrimi İstikrar Cephesi’ de yer alıyor. Kendilerini eleştirenleri ‘ateist ve devrim düşmanı’ olarak yaftalayıp, Tahran'daki parkları mescitlere çevirmek istiyorlar. Batılı ülkelerle her türlü uzlaşıyı o kadar kötü görüyorlar ki, bazıları Kapsamlı Ortak Eylem Planı (İran'ın nükleer programını frenlemek için 2015 yılında dünya güçleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşma/KOEP) metnini İran Şura Meclisi’nin çatısı altında yaktılar. İsrail’in saldırıları karşısında ‘stratejik sabır’ ile yatıştırma arasında bir fark görmüyorlar.

Muhalifleri ise Paydari Cephesi'ni, ‘devletin ele geçirilmesi sürecini organize etmekle’ suçluyorlar. Gerçekten de 2021 yılında cumhurbaşkanı seçilen İran'ın katı muhafazakâr çizgideki Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İran'ın en radikal din adamlarından biri olan kayınpederinin coşkulu vaazlarının da etkisiyle bu gruptan pek çok kişiyi hükümetin önemli makamlarına yerleştirdi.

Paydari Cephesi, çok sayıda kişinin boykot ettiği son parlamento seçimlerinde gücünü daha da pekiştirdi. Hatta aynı seçimlerde Tahran'ın pragmatikligi ile bilinen eski Belediye Başkanı, DMO'nun eski komutanlarından ve Hamaney'in akrabası olan Muhammed Bakır Kalibaf'a karşı ezici bir zafer kazandılar. Şimdi de Kalibaf'ı meclis başkanlığı görevinden uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

Son zamanlarda İran’da, İsrail için aşırı sağ neyse İran için de aynısını temsil eden aşırı muhafazakâr bir grup ortaya çıktı.

Realistler

İran ordusu içindeki realistler, İsrail'in teknolojik açıdan üstün olan savaş envanterine kıyasla mühimmatlarının eski olduğunu kabul ediyorlar. İran, Şah döneminde ordusu bakımından rakipsiz bir bölgesel güçtü. Ancak o tarihten bu yana İran Hava Kuvvetleri’nde büyük bir modernizasyon gerçekleşmiş değil. İran Hava Kuvvetleri’nin sahip olduğu 1960'lı yıllardan kalma Amerikan yapımı F-4 savaş uçakları, dünyanın en gelişmiş savaş uçağı olan İsrail'in F-35'lerinin yanında son derece sönük kalıyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla dergisinden aktardığı analize göre İran'ın tanklarının çoğu İkinci Dünya Savaşı’ndan kalmadır. Öte yandan DMO’nun aşırı muhafazakârları askeri hırslarını dile getirirken manevi terimler kullanıyorlar. Sık sık Kur’an-ı Kerim ayetlerine atıfta bulunuyorlar. Örneğin, İran’ın İsrail’e saldırısında da “(Oku) attığında da sen atmadın, Allah attı” (Enfal-17) ayetine atıfta bulundular. Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin'in 7. yüzyılda Kerbela'da Müslüman bir lider tarafından öldürüldüğü ve kurban olduğu, Şiiler arasında en saygıdeğer şahsiyet haline geldiği tarihi olaydan ilham alıyorlar.

fdrbgn
İsrail ordusu İran'a ait olduğunu açıkladığı balistik füzenin düşürülmesinden sonra gazetecilere gösterdi (Reuters)

Onlar, Müslüman Şiilerin kıyamet yaklaştığında gelmesini ve yeryüzünde adaleti sağlamasını bekledikleri mesihvari bir figür olan İmam Zaman’ın gelişinin müjdeleyicisi olacağına inandıkları dehşet verici bir olayın yaşanmasını umuyorlar. İran'ın İsrail’e saldırısının ardından kutlama yapmak için sokaklara döküldüler ve şeker dağıttılar. Tahran'daki reklam panolarına, İsraillilere mühimmat stoklayarak yeni saldırılara hazırlanmalarını tavsiye eden İbranice pankartlar astılar.

Paydari Cephesi’nin aşırı muhafazalar mensupları DMO’ya da sızdılar. Paydari Cephesi'nden din adamları tarafından yönetilen yaz kamplarına katılan yeni bir komutan sınıfı ortaya çıkarken, bu sınıftan birçoğu DMO’nun çeşitli birliklerinin başına atandı. Chattanooga'daki Tennessee Üniversitesi'nde görev yapan ve DMO konusunda uzman olan Said Golkar, bu yeni neslin eski nesillerin aksine daha ideolojik ve nefret dolu, daha deneyimsiz ve daha az gerçekçi oldukları değerlendirmesinde bulundu. 1980'lerdeki İran-Irak savaşını hatırlamadıklarını ve strateji geliştirmek için dini metinleri kullandıklarını belirten Golkar, “Savaşı bilmeyenler savaşmaya en istekli olanlardır” şeklindeki İran atasözünü hatırlattı.

Karar mercii

Ancak DMO saflarındaki bu gençlik coşkusuna rağmen son sözü halen Hamaney söylüyor. DMO’nun üst düzey komutanları, saldırıdan üç gün önce İsrail’e ve müttefiklerine saldırıyı haber verdiklerini ve saldırının ne zaman biteceğini bildirdiklerini açıkladılar. Bazı İranlılar ise şu an 84 yaşında olan Hamaney'in Paydari Cephesi’ne karşı koyabileceğine şüpheyle yaklaşıyorlar. İbrahim Reisi’nin katı muhafazakâr yönetimi, kamudaki reformistleri ve diğer muhalifleri uzaklaştırırken İsrail’in devam eden saldırılarını, rejim içinde itidal çağrısı yapan pragmatistleri marjinalleştirmek için kullandılar. Hatta bazıları, İsrail'in İran topraklarına saldırması ihtimalini memnuniyetle karşılamakta tereddüt dahi etmezken, böyle bir saldırının milliyetleriyle gurur duyan İranlıları birleştireceğine inanıyorlar.

Ancak Paydari Cephesi'nin hatırı sayılır bir nüfuzu olmasına rağmen, yükselişi İran İslam Cumhuriyeti'ni daha da yıpratabilir. Tıpkı İranlı liderlerle vatandaşlar arasındaki uçurumun giderek derinleştiği gibi. İsrail'de Binyamin Netanyahu ne kadar sevilmiyorsa, İran’da da Cumhurbaşkanı Reisi o kadar sevilmiyor. İranlıların çoğu 13 Nisan’daki İsrail’e yönelik saldırının ardından, riyalin dolar karşısında rekor seviyeye gerilemesini gerekçe göstererek, ülke ekonomisinin mahvolmasından Reisi'nin ‘deneyimsiz’ danışmanlarını sorumlu tutuyorlar.

Paydari Cephesi'nin yükselişi İran İslam Cumhuriyeti'ni daha da yıpratabilir.

Hatta bu coşkunun İran'ı istemeden bir savaşa sürükleyebileceğinden korkanların sayısı da az değil. Bu durum, bazı İranlıların rejime muhalif olanları müttefikleri olarak görmeye başlamalarına yol açtı.

İranlılar, İsrail’e düzenlenen füzeli saldırıların ardından, bu saldırıların etkisiz olmasıyla ilgili espriler dahi yaptılar. Bunlardan biri ‘çok sayıda İsraillinin gülerek öldüğü’ esprisiydi.

Sokaklarda duvarlara İsrail'i misilleme yapması için teşvik edici grafitiler çizilip “Vur onları İsrail, İran halkı senin arkanda” yazılırken, İranlı bir gözlemci, İsrail saldırısına İran'ın vereceği yanıtın, rejim için saldırının kendisinden daha büyük bir tehdit oluşturabileceği değerlendirmesinde bulundu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra Merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

 



ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.


Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yeni Delhi’nin Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle daha önce Hindistan menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25’lik ek gümrük vergilerini kaldırma kararı aldı. Karar, iki ülke arasında bu hafta varılan ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte alındı.

Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre Hindistan, Rus petrolünü doğrudan ya da dolaylı yollarla ithal etmeyi durdurmayı taahhüt etti.

Kararnamede ayrıca, Yeni Delhi’nin ABD’den enerji ürünleri satın almayı ve ‘önümüzdeki on yıl boyunca savunma iş birliğinin genişletilmesine yönelik ABD ile bir çerçeveye bağlı kalmayı’ kabul ettiği belirtildi.

Yüzde 25 oranındaki ek ABD gümrük vergilerinin, bugün ABD doğu saatiyle sabah 12.01 itibarıyla kaldırılacağı bildirildi.

Karar, Trump’ın birkaç gün önce Hindistan ile bir ticaret anlaşmasına varıldığını açıklamasının ardından geldi. Anlaşma, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesini, buna karşılık Başbakan Narendra Modi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan petrol alımını durdurma taahhüdünü içeriyor.

Anlaşma kapsamında Washington, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e indirmeyi kabul etti.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Hindistan’ın önümüzdeki beş yıl içinde ABD’den enerji ürünleri, uçaklar, değerli metaller, teknoloji ürünleri ve kömür olmak üzere toplam 500 milyar dolar tutarında alım yapmayı planladığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşma, Trump’ın Rus petrolü alımlarının sona erdirilmesini Ukrayna’daki savaşı finanse eden bir unsur olarak görmesi nedeniyle, Washington ile Yeni Delhi arasında aylardır süren gerilimi de azaltıyor.

Anlaşmayla birlikte Trump ile Modi arasındaki yakın ilişkilerin yeniden canlandığına dikkat çekilirken, ABD Başkanı daha önce Modi’yi ‘en yakın dostlarından biri’ olarak nitelendirmişti.


Maskat görüşmeleri... "iyi bir başlangıç" ama bir atılım yok

Umman Dışişleri Bakanı el-Busaidi dün Maskat'ta görüşmelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Arakçi'yi (sağda) ve ardından ABD elçisi Wittkoff ve Kushner'i kabul etti, (EPA)
Umman Dışişleri Bakanı el-Busaidi dün Maskat'ta görüşmelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Arakçi'yi (sağda) ve ardından ABD elçisi Wittkoff ve Kushner'i kabul etti, (EPA)
TT

Maskat görüşmeleri... "iyi bir başlangıç" ama bir atılım yok

Umman Dışişleri Bakanı el-Busaidi dün Maskat'ta görüşmelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Arakçi'yi (sağda) ve ardından ABD elçisi Wittkoff ve Kushner'i kabul etti, (EPA)
Umman Dışişleri Bakanı el-Busaidi dün Maskat'ta görüşmelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Arakçi'yi (sağda) ve ardından ABD elçisi Wittkoff ve Kushner'i kabul etti, (EPA)

ABD ve İran arasındaki dolaylı nükleer görüşmeler, her iki tarafın da ön koşullarına bağlı kalmasına rağmen kesin bir ilerleme kaydedilememesi üzerine, olası bir ikinci tur konusunda beklenti ve endişe ortamında dün Umman'ın başkenti Maskat'ta sona erdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmeleri "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirerek, sürecin devamı konusunda prensipte bir anlayış olduğunu doğruladı. Ancak, "güven eksikliğinin" en büyük zorluk olduğunu ve devamın Tahran ve Washington'da yapılacak istişarelere bağlı olduğunu vurguladı. Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, görüşmelerde iki heyet arasında mesaj alışverişi yapmak üzere arabuluculuk görevini üstleniyor.

Steve Wittkoff başkanlığındaki ABD heyetine, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper'ın da katılması, karşılıklı uyarılar ve bölgedeki ABD askeri yığınağı ortamında diplomatik görüşmelere paralel bir baskı taktiği olarak değerlendirildi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bölgesel bir diplomat verdiği demeçte, Tahran'ın Maskat görüşmelerinden, ABD müzakerecilerinin özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme hakkı konusunda temel pozisyonlarını bir nebze anladıkları izlenimiyle ayrıldığını söyledi. Diplomat, görüşmeler sırasında füze kapasitesi konusunun gündeme getirilmediğini ve İran tarafının sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyi reddettiğini, ancak seviyesi ve saflığı veya alternatif formüller hakkında görüşmeye istekli olduğunu belirtti.