İsrail istihbaratı tarafından hazırlanan raporda ‘İsrail’in son derece zorlu bir eşikte olduğu’ uyarısı

Rapor savaşın Tel Aviv'in gücü, prestiji ve statüsü üzerindeki olumsuz yansımalarının nasıl önlenebileceğine değiniyor.

İsrail’e göre karşı karşıya olduğu tehditler tehlikeli bir yükselişte (AFP)
İsrail’e göre karşı karşıya olduğu tehditler tehlikeli bir yükselişte (AFP)
TT

İsrail istihbaratı tarafından hazırlanan raporda ‘İsrail’in son derece zorlu bir eşikte olduğu’ uyarısı

İsrail’e göre karşı karşıya olduğu tehditler tehlikeli bir yükselişte (AFP)
İsrail’e göre karşı karşıya olduğu tehditler tehlikeli bir yükselişte (AFP)

Emel Şehade

Siyasi aktivistler, İsrail'in 76’ncı Bağımsızlık Günü ve kayıplarını anma törenlerindeki görüntüler, 7 Ekim saldırısının üzerinden geçen yedi ayı aşkın bir süredir içinde bulunduğu ve hiçbir hedefine ulaşamadığı durumun bir küçük bir resmini yansıttığını düşünüyorlar.

Etkinlik düzenlemek, konuşma yapmak ve çelenk koymak üzere sahneye çıkan komutanlar ve yetkililer yumruk yumruğa kavgalar edip birbirlerine bağırdılar. Konuşmaların çoğunda ordunun, halkın güvenliğini sağlamakta başarısız olduğu dile getirilirken geriye kalanları sadece 7 Ekim'de değil, saldırıyı takip eden aylarda da yetkililerin başarısızlıklarına değindiler. Savaşın sonlandırılmasının yanında ‘sadece çatışmaları yoğunlaştırmak Hamas'ı teslim olmaya zorlayabilir’ denkleminin yerine ‘Hamas'a bir alternatif bulunması ve bu savaş için bir yol haritası geliştirilmesi’ çağrıları yapıldı.

Ancak savaşın İsrail'in gücü, statüsü ve konumu üzerindeki yansımaları ve sonuçları karşısında kuruluşunun 76’ncı yılında karşı karşıya olduğu tehditlerin tehlikeli bir yükselişe geçtiğini, konumunun, niteliksel askeri üstünlüğünün ve artan zorluklarla başa çıkma kabiliyetinin sarsıldığını ve zayıfladığını düşünenler var. Söz konusu kişilere göre bu durum, tüm bunların yanı sıra İsrail’in dayanıklılığına, bölgesel ve küresel konumuna ve yeni bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu düşündükleri caydırıcılık yeteneğine zarar veriyor. Bu görüşler, İsrail Askeri İstihbarat Teşkilatı eski Direktörü (emekli) Tümgeneral Amos Yadlin tarafından stratejik ve siyasi planlama uzmanı (emekli) Albay Udi Evental'ın yardımıyla hazırlanan özel bir raporda dile getirildi.

Yeni dönemi görmezden gelmeyin

İsrail'in 7 Ekim sonrasında içinden geçmekte olduğu ‘riskli sürece’ değinen raporda şu ifadeler yer aldı:

İsrail, kuruluşundan sonraki dördüncü neslinin başlangıcında ve bağımsızlığının yüzüncü yılına yaklaştığı sırada sorumlu, ileri görüşlü, tablonun genişliğini ve içinde bulunduğumuz anın büyüklüğünü anlayan, ulusal çıkarları kaygılarının en ön sırasına koyan ve içinde bulunduğumuz fırtınalı okyanusta güvenle yol almamız gerektiğini hisseden liderlerin seçilmesini gerektiren son derece zorlu bir dönemin eşiğinde.

Raporda, İsrail'in 76’ncı Bağımsızlık Günü'nde, öngörülebilir gelecekte kendisi için henüz bilinmeyen ve anlaşılamayan, ancak derhal bir düzenleme ve değişim gerektiren yeni ve tehlikeli bir dönemin habercisi olan zorlu dönüm noktalarının artık görmezden gelinemeyeceği vurgulandı.

Zorluklar

“İsrail'in Hayatta Kalmasını Sağlayacak Yeni Yol Haritası” başlıklı rapora göre İsrail'in İran ve Ortadoğu'daki çeşitli ülkelerde desteklediği radikal gruplardan kaynaklanan stratejik düzeyde artan meydan okumalar ve tehditlerle Gazze’deki savaşa batmış durumda olmasından dolayı şu an karşı karşıya gelmemesi gerekiyor. Rapora göre İsrail, İran’ın gelişmiş nükleer programının yanı sıra büyüyen füze ve insansız hava aracı (İHA) cephaneliğinin sağladığı güç ve vekillerinden oluşan bir ağı yönetme kabiliyetinin verdiği güçle yakında nükleer silahların ötesine geçme kararı almasına karşı hazırlıklı olmalı.

Raporun devamında şu ifadelere yer verildi:

İsrail’in etrafı, ekonomik, yönetimsel ve güvenlik alanlardaki şartları kötüleşen, başarısızlıkları büyüyen ve İsrail'e karşı düşmanlıkları artan birinci, ikinci ve üçüncü halkadan düşman ülkelerle çevrili.

Raporun yazarı Yadlin, bahsi geçen şartların Gazze, Batı Şeria, Lübnan, Suriye, Yemen ve Irak'ta daha da radikalleşebileceği ve Ürdün ve Mısır'da da bir dereceye kadar gelişebileceğinden duyduğu endişeyi ifade etti.

Filistinlilerle çatışmanın tırmanmasının İsrail'in diğer tüm alanlardaki güvenliğini olumsuz etkilediği konusunda uyaran Yadlin, bunun aynı zamanda İsrail’in Ortadoğu'da ve uluslararası arenada stratejik derinlik yaratmasını zorlaştırdığının ve bir güç olarak imajını, kendini donatma kabiliyetini ve ordusunun hareket özgürlüğünü zayıflatacak şekilde dünyadaki konumuna zarar verdiğinin altını çizdi.

Gazze’deki savaşın bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayan Yadlin, savaşın İsrail'in statüsü ve prestiji üzerindeki etkilerini ise şöyle özetleyerek “Uluslararası ve bölgesel olarak artan tecritçilik, yaptırımlar ve boykotlar, olası silah ambargoları, ciddi yasal tehditler, kredi notunun düşürülmesi, ticari ilişkilerin zarar görmesi, yatırımların azalması ve havayolu şirketlerinin uçuşlarının askıya alınması, İsrail'in bölgesel arenada entegrasyon süreçlerini güçlendirmesini ve uluslararası arenadaki fırsatları gerçekleştirmesini zorlaştıracaktır” yorumunda bulundu.

Yedi cephede savaş

İsrail'i yedi cephede savaşmak zorunda bırakan Gazze’deki savaşta operasyonel düzeyde İsrail'in bugünkü durumunu ‘uyarı alarmı’ olarak tanımlayan Yadlin, “Bugünkü durum, Tel Aviv'e karşı aynı anda birçok cepheden yoğun saldırıların yapılacağı, ticaret ve tedarik yollarının kesintiye uğrayacağı çok cepheli bir savaşla karşı karşıya gelme olasılığının yüksek olduğuna işaret ediyor” yazdı.

İsrail yönetiminin görmezden geldiği, hatta bazılarını kınadığı askeri ve güvenlik kurumlarınca hazırlanan raporların daha önce teyit ettiği üzere Tel Aviv'in bölgede düşman olarak gördüğü ülkelerin askeri yetenekleriyle ve gelişimleriyle başa çıkmakta zorlandığı vurgulanan raporda, “Roketler, füzeler ve insansız hava araçlarının (İHA) yanı sıra sınır ve temas hattındaki karasal tehditlerdeki operasyonel eğilimler, İsrail'in gücünü ezerek, savunma kabiliyetleri açısından zorlayarak, savaş düzenindeki boşlukları ve envanterindeki eksikliği vurgulayarak üstünlüğünü en üst düzeye çıkarmasını güçleştiriyor. Bu durum özellikle bölgenin ve İsrail'in uzun süreli çatışmalar ve yıpratma dönemine girdiği ve kısa süreli savaşlarda tam bir belirleyici gücün ortaya çıkmadığının kanıtlandığı sırada meydana geldi” denildi.

İsrail’in stratejik sorumluluğu

Raporda ‘Uyum sağlama kabiliyetinin yitirilmesi’ ara başlığı altında mevcut politikanın ve Gazze’deki savaşın devam etmesinin İsrail'in çeşitli zorluklarla başa çıkma kabiliyetini zayıflatacağı uyarısı yapıldı. İsrail'in çeşitli zorluklarla başa çıkma kabiliyetinin zaman içinde aşındığı ve bu bağlamda geleceğe yönelik birtakım olumsuz faktörlerin olduğu belirtilen Raporda, “Büyük güçler arasında artan rekabet çerçevesinde İsrail'in siyasi, ekonomik ve güvenlik çıkarlarının bulunduğu Batı ve ABD kamplarında kalmaktan başka alternatifi yok” ifadeleri yer aldı.

Yadlin, raporunda şu değerlendirmelerde bulundu:

İsrail'in artan zorluklar karşısında Washington'ın desteğine giderek daha fazla bağımlı hale geldiği bir dönemde, ABD'nin gücü, çok taraflı çatışma bölgeleri ve içeride artan bölünme nedeniyle zorlanıyor. Bunun yanında ABD'de İsrail'i bir oluşumdan ziyade stratejik bir yük olarak gören sesler de yükseliyor.

Yadlin, raporda ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve aşırılık sağcı partilerden oluşan koalisyon hükümetinin devam eden savaşlarla ilgili olarak ABD'ye karşı izlediği politikanın sürdürülmesinin neden olacağı tehlikeye karşı da uyardı.

Öncelik Filistin sahasındaki düzenlemeler

İsrail'in Gazze’deki savaş sonrasında takındığı tutum nedeniyle bölgedeki herhangi bir çözüm girişimi, Filistin meselesiyle ilgili düzenlemelerin teminat altına alınmasını şart koşuyor.

İsrail'in bugün ‘Avrupa’da ve Arap bölgesinde stratejik derinlik ve entegrasyon yaratmak’ için çeşitli fırsatlara sahip olduğunu savunan Yadlin, ancak bu fırsatların gerçekleşmesinin temelde Filistin sahasında ve ABD ile ilişkilerde ilerleme kaydedilmesine, Washington'ın Ortadoğu'daki varlığını sürdürme konusundaki istekliliğine ve içerideki siyasi zorlukların üstesinden gelirken Arap ülkelerine birtakım tavizler vermesine bağlı olduğu konusunda da uyardı.

Tüm bunları, İsrail'in içeride karşı karşıya olduğu durumun yansımalarının bir sonucu olarak ele alan rapora göre sosyo-ekonomik uçurumlar ve Haredilerin (ultra-Ortodoks Yahudiler/Haredim) işgücü piyasasına entegre edilememesi, önümüzdeki yıllarda İsrail ekonomisinin çökmesi ve ordunun, refah politikasının ve yönetimin ciddi zarar görmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor. Ayrıca bir yandan içeride uyumun zayıflarken ve devlet kurumlarında çalışmaların gerilerken dışarıdan gelen çeşitli tehditler karşısında güvenliği güçlendirmek için gerekli kaynakların tahsis edilmesinin engellenmesi, ABD’nin desteğinin azaltılması İsrail'in bir devlet olarak istikrarına ve özelde Ortadoğu’daki genel olarak ise tüm dünyadaki stratejik konumuna yönelik yeni bir gerçeklik ve zorluk yaratıyor.

Başka bir yönetim ve çok boyutlu karşılık

Raporda bu yeni gerçeklikle başa çıkabilmek için gerekli yol haritasının şartları ortaya koyulurken acil eylem çağrısı yapıldı.

Rapora göre acil eylemde şunlar yer almalı:

  1. İsrail'in güvenlik kavramına ilişkin izlediği politikada çeşitli değişiklikler yapılması ve İsrail'in gelecekte İsrail-Filistin çatışmasında siyasi bir ufuk ve olumlu bir eğilim yaratmasını sağlayacak siyasi düzenlemeler için bir girişim başlatılması gerekiyor.
  2. Siyasi kriz sona erdirilmeli, mümkün olan en kısa sürede seçimler yapılarak halkın kendi hükümetine verdiği yetki tanınmalı ve hukukun üstünlüğüne ve herkesin kanunlar karşısında yeniden eşit olmaları sağlanmalı.
  3. Devlet bütçesinin kullanım şekli, artan tehditler ve zorluklara karşı güvenliği güçlendirecek şekilde değiştirilmeli.
  4. Sivil ve askeri iç cepheyi ve kritik altyapıları daha iyi koruyacak, acil durumlarda ve istihbaratta görev sürekliliğini sağlayacak ve 2023 başarısızlığından çıkarılan dersler çerçevesinde yeniden inşa edilecek bir modern savunma gücü oluşturulmalı. Hava kuvvetleri ve karada manevra sistemleri, birçok alanda kesin kararlar alınmasını sağlayacak şekilde güçlendirilmeli.
  5. Stratejik derinlik güçlendirilmeli ve İran'ın nükleer programını geliştirmesini durdurmak için bölgesel ve uluslararası bir kampanya başlatılmalı. Böylece İsrail'in uluslararası arenadaki konumu istikrara kavuşturulup, tecride ve yaptırımlara engel olunması ve Arap bölgesiyle entegre olması sağlanmalı.
  6. Arap devletleriyle birlikte bölgedeki radikal ekseni dengeleyecek ve bölgede nükleer silahların yayılmasını durduracak şekilde liderlik, dönüşüm ve ABD desteğine dayalı bölgesel bir yapı oluşturulmalı.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan  çevrilmiştir.



İsrail Savunma Bakanı ile İspanya Başbakanı arasında, Lamine Yamal’ın Filistin bayrağını dalgalandırması nedeniyle sözlü atışma yaşandı

Lamine Yamal Filistin bayrağını dalgalandırıyor. (AP)
Lamine Yamal Filistin bayrağını dalgalandırıyor. (AP)
TT

İsrail Savunma Bakanı ile İspanya Başbakanı arasında, Lamine Yamal’ın Filistin bayrağını dalgalandırması nedeniyle sözlü atışma yaşandı

Lamine Yamal Filistin bayrağını dalgalandırıyor. (AP)
Lamine Yamal Filistin bayrağını dalgalandırıyor. (AP)

İsrail ile İspanya arasındaki ilişkiler, Lamine Yamal’ın La Liga şampiyonluğu kutlamaları sırasında Filistin bayrağı açmasının ardından yeniden gerildi.

Yamal, pazartesi günü düzenlenen kutlamalarda, takımın üstü açık otobüsle Barcelona sokaklarında tur attığı sırada Filistin bayrağını dalgalandırdı. Yaklaşık 750 bin taraftarın katıldığı kutlamalarda çekilen görüntüler ve videolar, sosyal medya platformlarında hızla yayıldı ve uluslararası medya kuruluşları tarafından paylaşıldı.

İspanya milli takım oyuncusuna yakın kaynaklar ise isimlerinin açıklanmaması kaydıyla, ABD merkezli The Athletic gazetesine yaptıkları açıklamada, bayrağın açılmasının spontane bir hareket olduğunu belirtti.

bgt
Lamine Yamal’ın Gazze’deki çizimi (AFP)

Yamal’a yakın kaynaklar, genç futbolcunun Müslüman kimliği nedeniyle İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin güçlü duygular taşıdığını ve inançlarını ifade etmek için sahip olduğu platformu kullanmaktan çekinmediğini belirtti.

Yamal daha önce verdiği röportajlarda dini inancının hayatındaki önemine değinmiş, Ramazan Ayı’nda oruç tutarken profesyonel spor kariyerini nasıl sürdürdüğünü anlatmıştı. Genç oyuncu ayrıca mart ayında, İspanya milli takımının Mısır ile oynadığı karşılaşma sırasında bazı taraftarların Müslüman karşıtı tezahüratlarını sert şekilde eleştirmişti.

Öte yandan İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz dün sosyal medya platformu X üzerinden İspanyolca yaptığı paylaşımda, 18 yaşındaki futbolcuyu ‘İsrail ve Yahudilere karşı nefreti körüklemekle’ suçladı. Katz ayrıca Barcelona kulübünü, ‘oyuncusunun davranışlarından uzak durmaya’ çağırdı.

Katz paylaşımında, “Lamine Yamal, askerlerimiz Hamas terör örgütüyle savaşırken İsrail’e karşı nefreti körüklemeyi seçti” ifadesini kullandı. Açıklamasında, Hamas’ın 7 Ekim saldırılarında ‘katliam, tecavüz ve sivillere yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini’ öne süren Katz, “Bu tür mesajları destekleyen herkes kendine bunun insani ve ahlaki olup olmadığını sormalı” dedi. Katz ayrıca, “İsrail devletinin Savunma Bakanı olarak İsrail’e ve Yahudi halkına yönelik kışkırtmalar karşısında sessiz kalmayacağım. Barcelona gibi büyük ve saygın bir kulübün bu açıklamalardan uzak durmasını ve terörü teşvik eden ya da destekleyen söylemlere yer olmadığını açıkça ortaya koymasını umuyorum” ifadelerini kullandı.

Haberi yayımlayan The Athletic ise Katz’ın paylaşımında, Yamal’ın Filistin bayrağı sallaması dışında ‘nefreti nasıl körüklediğine dair bir açıklama yapmadığını’ belirtti.

fgbfrb
Lamine Yamal Filistin bayrağını dalgalandırıyor. (Reuters)

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise dün akşam sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bir ülkenin bayrağını sallamayı nefret söylemi olarak görenler ya aklını yitirmiştir ya da utançları gözlerini kör etmiştir” ifadesini kullandı.

Sanchez ayrıca, Yamal’ın yalnızca ‘milyonlarca İspanyolun hissettiği Filistin dayanışmasını dile getirdiğini’ belirterek, “Bu da onunla gurur duymak için başka bir sebep” dedi.

Haberde ayrıca, Filistin’in Birleşmiş Milletler’deki (BM) misyonunun resmi hesabının, Yamal’ın Filistin bayrağı salladığı fotoğrafı paylaştığı belirtildi. Filistin Futbol Federasyonu da internet üzerinden yayımladığı mesajda genç futbolcuya, “Filistin’den... Teşekkürler Lamine Yamal” ifadeleriyle teşekkür etti.

Öte yandan Barcelona kulübünden ismi açıklanmayan bir yetkili, The Athletic gazetesine yaptığı açıklamada, İsrail hükümetinden gelen eleştirilerin farkında olduklarını ve konuya ilişkin hassasiyetleri anladıklarını söyledi. Kulüp ayrıca, Yamal’ın ‘kulüp adına herhangi bir siyasi açıklama yapmadığını’ ve ‘hiçbir grup, devlet ya da halka karşı mesaj verme amacı taşımadığını’ vurguladı.

İspanya ile İsrail arasındaki ilişkiler, Madrid yönetiminin Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail operasyonlarını eleştirmesi nedeniyle son dönemde ciddi gerilim yaşamış, Tel Aviv yönetimi ise bu eleştirileri reddetmişti.


Hürmüz Boğazı'ndaki saldırılar ve Tahran üzerindeki baskı

CENTCOM komutanı Amiral Brad Cooper Kongrede ifade verdi (AFP)
CENTCOM komutanı Amiral Brad Cooper Kongrede ifade verdi (AFP)
TT

Hürmüz Boğazı'ndaki saldırılar ve Tahran üzerindeki baskı

CENTCOM komutanı Amiral Brad Cooper Kongrede ifade verdi (AFP)
CENTCOM komutanı Amiral Brad Cooper Kongrede ifade verdi (AFP)

Hürmüz Boğazı çevresindeki saldırılar, ateşkes girişimlerinin sonuçsuz kalmasıyla birlikte tırmanırken, Birleşik Arap Emirlikleri yakınlarında bir geminin alıkonulması ve Umman açıklarında Hindistan bandıralı başka bir geminin batmasının ardından, İran üzerindeki uluslararası baskı da arttı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, BRICS ülkelerine savaşın kınanması çağrısında bulunurken, Tahran’ın deniz taşımacılığına engel çıkardığı yönündeki iddiaları reddetti.

Tahran yönetimi, Çin gemilerinin geçişine izin verdiğini açıklarken, Hindistan Umman açıklarındaki saldırıyı kınadı. Güney Kore ise Güney Kore bandıralı bir gemiye yönelik saldırının arkasında İran’ın olabileceğini öne sürdü.

Çin yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasının önemini vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in kendisine, Çin’in İran’a askerî ekipman sağlamayacağını bildirdiğini ve anlaşmazlığın çözümüne yardımcı olmayı teklif ettiğini söyledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, ABD Senatosu’nda dün yaptığı açıklamada, düzenlenen saldırıların İran’ın bölgesel tehdit kapasitesini azalttığını ifade etti.


Bir ABD yetkilisi görüşmelerin ilk gününü anlattı

Dün Lübnan'ın güneyindeki Deyr ez-Zerni köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Dün Lübnan'ın güneyindeki Deyr ez-Zerni köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

Bir ABD yetkilisi görüşmelerin ilk gününü anlattı

Dün Lübnan'ın güneyindeki Deyr ez-Zerni köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Dün Lübnan'ın güneyindeki Deyr ez-Zerni köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, Lübnan ile İsrail arasındaki müzakerelerin ilk gününü “olumlu” olarak nitelendirerek, görüşmelerin verimli ve yapıcı geçtiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre yetkili, “Bugün görüşmelere yeniden başlamayı dört gözle bekliyoruz ve o zaman daha fazla açıklama yapmayı umuyoruz” ifadelerini kullandı.

svd
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Dışişleri Bakanlığı danışmanı Michael Needham, ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz ve ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa, ABD Dışişleri Bakanlığı merkezinde Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade-Moawad ile İsrailli mevkidaşı Yechiel Leiter arasında yapılan barış görüşmeleri (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump, en son 23 Nisan’da Beyaz Saray’da iki tarafı bir araya getirmiş ve ateşkesin üç hafta uzatıldığını duyurmuştu. Trump, bu süreçte tarafların Washington’da tarihi bir zirvede buluşabileceğini söylemişti.

Ancak planlanan zirve gerçekleşmedi. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, böyle bir görüşmenin yapılabilmesi için önce güvenlik anlaşmasının sağlanması ve İsrail saldırılarının durdurulması gerektiğini ifade etti.