Cezayir'in Güvenlik Konseyi'ne sunduğu karar tasarısı İsrail'in Refah saldırısını derhal durdurmasını talep ediyor

Refah'ta İsrail bombardımanına maruz kalan yerinden edilmiş kişilerin çadırlarında yangın çıktı (Reuters)
Refah'ta İsrail bombardımanına maruz kalan yerinden edilmiş kişilerin çadırlarında yangın çıktı (Reuters)
TT

Cezayir'in Güvenlik Konseyi'ne sunduğu karar tasarısı İsrail'in Refah saldırısını derhal durdurmasını talep ediyor

Refah'ta İsrail bombardımanına maruz kalan yerinden edilmiş kişilerin çadırlarında yangın çıktı (Reuters)
Refah'ta İsrail bombardımanına maruz kalan yerinden edilmiş kişilerin çadırlarında yangın çıktı (Reuters)

Aralarında Fransa ve Çin'in de bulunduğu BM Güvenlik Konseyi'nin önde gelen üyeleri, Cezayir tarafından Güvenlik Konseyi'ne dağıtılan ve İsrail'in Refah'taki askerî harekâtını “derhal durdurmasını” öngören “kritik” karar tasarısının “mümkün olan en kısa sürede”, muhtemelen bu hafta, oylanması için bastırıyor.

Şarku’l Avsat’ın bir kopyasını elde ettiği karar taslağına göre Güvenlik Konseyi, “Gazze Şeridi'ndeki felaket durumun bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik için bir tehdit oluşturduğunu” göz önünde bulundurarak, “işgalci güç İsrail'in Refah'taki askeri saldırısını ve diğer eylemlerini derhal durdurmasına karar verir” ve aynı zamanda “derhal ateşkes” talep eder.

 Bütün rehinelerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasının yanı sıra, tüm tarafların gözaltında bulunan bütün kişilerle ilgili olarak uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymaları ve saygı duymaları talep ediliyor.

Son olarak Güvenlik Konseyi, 2712, 2720 ve 2728 sayılı kararlarının tam olarak uygulanması çağrısını yineler.

Ölüm kalım meselesi

Cezayir'in Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Ammar Benjameh'e göre Güvenlik Konseyi'nin acil toplantısından kısa bir süre sonra ülkesi dün (Salı) “Refah'taki ölümleri durdurmak için kısa ve kararlı bir metin” sundu

Diplomatlar metin üzerinde hızlı bir oylama yapılmasını umuyorlar ve bunun bugün yapılması ihtimalini de göz ardı etmediler. ABD delegesi Linda Thomas-Greenfield, Başkan Joe Biden yönetiminin Cezayir’in önerisi konusundaki tutumunu açıklamaktan kaçınırken, Çinli mevkidaşı Fu Cong gazetecilere şunları söyledi: “Bunun mümkün olan en kısa sürede gerçekleşmesini umuyoruz çünkü hayati bir mesele.”

Fransa Temsilcisi Nicolas de Riviere de “Konsey'in harekete geçerek yeni bir karar kabul etmesinin zamanı geldi” diyerek bunun bir “ölüm kalım meselesi” olduğunu vurguladı.

ABD, Güvenlik Konseyi'nin geri kalanının büyük desteğine rağmen Gazze'de ateşkes çağrısında bulunan kararları engellemek için daha önce dört kez veto yetkisini kullandı.

Hesap verebilme zorunluluğu

Güvenlik Konseyi’nin acil toplantısının ardından Cezayir tarafından hazırlanan kararın giriş bölümünde, Konsey'in “Gazze Şeridi'nde kıtlığın yayılması, yaşam koşullarının kötüleşmesi ve Refah'a sığınanlar da dâhil olmak üzere Filistinli sivil nüfusun çektiği acılar ile çoğunun bir kez daha zorla yerinden edilmesiyle ortaya çıkan feci insani durumdan duyduğu derin endişeyi ifade ettiği” belirtilmekte ve “Filistinli sivillerin hedef alınmasını” kınamaktadır.

"Kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere sivillerin ve sivil altyapının korunması" talebini yineleyerek, "çatışmanın tüm taraflarının, özellikle sivillerin korunması ve uluslararası insan hakları hukuku da dahil olmak üzere, uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymaları ve sivil varlıklar ve nüfusu mahrum bırakmanın durdurulması, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli sivillere temel hizmetler ve yardımlar sağlanma ihtiyacı”

Hayatta kalmaları için vazgeçilmez olan insani yardım.” “Uluslararası hukukun tüm ihlallerine karşı hesap vermenin kaçınılmazlığını” vurgulayarak, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 26 Ocak 2024, 28 Mart 2024 ve 24 Mayıs 2024 tarihlerinde yayınladığı ve "geçici önlemlerin alındığını" belirten kararlarına emirlere atıfta bulunuyor. “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin Uygulanmasına ilişkin İlişkin (Güney Afrika) davada ele alındı.

(İsrail'e karşı) Gazze Şeridi'ndeki Filistin halkının Sözleşme'nin II. ve III. maddeleri kapsamına giren tüm eylemlere karşı korunma hakkına ilişkin olarak.”



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.