Hochstein'ın Lübnan planı savaşı erteleyebilir, ama topyekun bir çatışma ihtimalini ortadan kaldıramaz

ABD Başkanı'nın Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein, Beyrut'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüştükten sonra bir basın toplantısı düzenledi, 18 Haziran 2024 (AFP)
ABD Başkanı'nın Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein, Beyrut'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüştükten sonra bir basın toplantısı düzenledi, 18 Haziran 2024 (AFP)
TT

Hochstein'ın Lübnan planı savaşı erteleyebilir, ama topyekun bir çatışma ihtimalini ortadan kaldıramaz

ABD Başkanı'nın Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein, Beyrut'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüştükten sonra bir basın toplantısı düzenledi, 18 Haziran 2024 (AFP)
ABD Başkanı'nın Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein, Beyrut'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüştükten sonra bir basın toplantısı düzenledi, 18 Haziran 2024 (AFP)

David Schenker

İsrail ile Hamas arasında Gazze Şeridi’nde savaş dokuz aydır devam ederken, İsrail ile İran destekli Lübnanlı Şii milis gücü Hizbullah arasında orta yoğunluklu çatışmalarda da şiddet tırmanıyor. İki taraf arasındaki açıklamalar kızıştıkça İsrail, Hizbullah'ın üst düzey askeri komutanlarını hedef alırken Hizbullah, güneydeki İsrail sınırında giderek daha fazla saldırı düzenliyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, geçtiğimiz hafta ‘İsrail’in korkması gerektiği’ uyarısında bulundu. Nasrallah, savaş durumunda ‘hiçbir yerin Hizbullah’ın füzelerinden ve insansız hava araçlarından (İHA) güvende olmayacağını’ vurguladı. Buna karşın İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah'a karşı ‘farklı ölçekte’ bir çatışmaya dair uyardı.

İsrail ve Hizbullah, yüksek maliyetli ve ölümcül olabilecek bir çatışmayı ertelemeyi ya da bundan kaçınmayı tercih etse de yeni bir savaş giderek daha kaçınılmaz hale geliyor gibi görünüyor. Öte yandan Washington, Hamas Hareketi’nin 7 Ekim'de İsrail’e saldırmasından ve ardından İran'ın bölgedeki vekillerinin İsrail'e karşı harekete geçmesinden bu yana durumu yatıştırmaya ve çatışmanın tırmanmasını önlemeye odaklanmaya devam ediyor. Ancak ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, önemli diplomatik çabalara rağmen bu hedeflerin gerisinde kalıyor ve kötü gidişatı önlemesi için zaman giderek daralıyor.

Biden yönetiminin bu savaşı önleme stratejisi, ABD Başkanı'nın Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein’ın öncülüğünde İsrail özel kuvvetlerini Hizbullah’ın elit gücü Rıdvan Tugayı’ndan ayırmaya yönelik diplomatik bir girişimdir. İsrail, 7 Ekim'den sonra Rıdvan Tugayı’nın Hamas’ın taktiklerini taklit ederek sınırı geçip İsraillileri kaçırmasından korktuğu için kuzeydeki sınır bölgesinden 70 bin kadar vatandaşını tahliye etti. Aslında Hamas, Hizbullah'ın taktiğini taklit etmişti. İsrail, 2018 yılında Lübnan-İsrail sınırında Hizbullah tarafından açılan dört tünel keşfettiğini açıklamıştı. O dönem yapılan açıklamalara göre bu tüneller gizli saldırıları ve olası adam kaçırma eylemlerini kolaylaştırmak için tasarlanmıştı. O dönemde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah'ın bu tünelleri İsrail'e sızmak ve İsraillileri kaçırmak için kullanmayı amaçladığını belirtmişti.

Bu durumda İsrail'in bölge sakinlerinin evlerine dönmesini isterken sınırdaki mevcut durumun diplomasi ya da silah zoruyla değiştirilmesi gerektiğinde ısrar etmesi şaşırtıcı olmasa gerek. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre İsrail, Lübnan’ın güneyindeki kuzey sınırı boyunca Hizbullah'tan arındırılmış bir tampon bölge oluşturmakta kararlı.

Hochstein çözüm olarak 2006 yılında İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşı etkili bir şekilde sona erdiren ve diğer hükümlerin yanı sıra Hizbullah'ın Litani Nehri'nin güneyinde İsrail sınırı boyunca konuşlanmamasını şart koşan 1701 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararının bazı değişiklikler yapılmış bir versiyonunu canlandırmayı ve hayata geçirmeyi önerdi. Ancak Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü (UNIFIL) Hizbullah'ın sınırdaki varlığını yeniden tesis etmesini engelleyecek kapasiteye ve iradeye sahip değildi.

Hochstein şimdi, Hizbullah güçlerini sınırın yaklaşık 7 kilometre kuzeyine, Litani Nehri sınırına taşıyacak bir ateşkes anlaşmasına arabuluculuk yapmaya çalışıyor. İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırılarına son vermesi karşılığında Lübnan Ordusu'ndan birkaç bin asker bölgeye konuşlandırılmasını öngören ateşkes anlaşmasına göre Mavi Hat olarak adlandırılan tartışmalı sınır noktaları üzerinde görüşmelere başlayacak. Bu da sınırdaki tartışmalı Gacar köyünün Lübnan’a iade edilmesinin önünü açabilir.

İsrail, bölge sakinlerinin evlerine dönmesini isterken sınırdaki mevcut durumun diplomasi ya da silah zoruyla değiştirilmesi gerektiğinde ısrar ediyor.

Son olarak Hochstein'ın çözüm önerisine göre halihazırda dünyada kişi başına düşen en büyük uluslararası barış gücü olan UNIFIL'in Lübnan'ın güneyinde konuşlu 13 bin askerine, Hizbullah'ın kandırma taktiklerini daha iyi izlemek, raporlamak ve güçlerini kısıtlı bölgelerde yeniden konuşlandırmak için muhtemelen Almanya'dan takviye güçler katılacak.

uı8l8l
Lübnan'ın güneyinde UNIFIL’ın bir zırhlı aracı, 11 Ekim 2022 (Reuters)

Hochstein’ın çözüm önerisi üzerinde anlaşmaya varılması halinde birçoklarının tahmin ettiği gibi uzun soluklu olmasa bile İsrail'in Rıdvan Tugayı güçlerini geri püskürtme talebini yerine getirecek ve kuzeyde yaşayanların geçici olarak evlerine dönmelerine olanak sağlayacak, İsrail ordusuna bir sonraki çatışmadan önce büyük ihtiyaç duyduğu soluklanma imkanı verecektir. Hizbullah'a da İsrail'e karşı askeri operasyonlarla daha fazla Lübnan toprağını geri alarak somut bir zafer kazandıracak, muhtemelen böyle bir sonucu 2006 yılındaki savaştan sonraki söylemine benzer şekilde ikinci bir ‘ilahi zafer’ olarak kutlamasının önünü açacaktır.

Her iki tarafında elde edeceği bu olası faydalara rağmen Hochstein'ın çözüm önerisi halen gerekli ilgiyi çekmekte zorlanıyor ve zaman geçtikçe de daralan zaman en önemli sorun olmaya devam ediyor. Öte yandan geniş kapsamlı bir savaş istemeyen Hizbullah, İsrail ile Hamas arasında resmi bir ateşkes sağlanana kadar İsrail'e karşı bir direniş operasyonu yürütmeye kararlı. Ancak hiç değilse İsrailli rehinelerin iadesini ve çatışmaların durdurulmasını gerektiren bir ateşkes anlaşmasına varılması zor ve uzak bir ihtimal gibi görünüyor.

Diğer taraftan İsrail hükümeti, aynı zamanda vatandaşlarını 2024 eğitim-öğretim yılının başlayacağı Eylül ayı sonuna kadar kuzeydeki bölgelerine geri dönmelerini sağlaması için içeriden yapılan ve giderek artan bir baskıyla karşı karşıya. Gazze'de ateşkes sağlanamadığı ve eylül ayı yaklaştığı için İsrail Lübnan'daki operasyonlarına hız kazandırdı. Neredeyse her gün Hizbullah'ın üst düzey komutanlarından birini öldürüyor. Hizbullah da saldırılarında dozu artırdı. Kısa bir süre önce Hayfa semalarında keşif uçakları uçurdu ve Aşağı Celile'ye kadar güneydeki İsrail kasabalarını hedef aldı.

Ancak savaş hala önlenebilir. Gazze Şeridi’nin Refah şehrinde gerçekleştirdiği kara saldırısının son aşamalarına geldiği söylenen İsrail’in önümüzdeki haftalarda ‘büyük muharebe operasyonlarının’ sona erdiğini duyurması bekleniyor. Fakat İsrail, Gazze’de yeniden canlanan Hamas oluşumlarına karşı periyodik saldırılar düzenlemeye devam etmesi halinde İsrail ve Hamas arasında resmi bir ateşkes olmadan Hizbullah'ın operasyonlarını tamamen durdurması pek olası değil.

Hizbullah, yaklaşık 400 savaşçısını kaybetmesine ve 70 bin kadar Şii seçmenin Lübnan'ın güneyinden sürülmesine rağmen mevcut durumdan nispeten rahat görünüyor ve taviz vermekte acele etmiyor. İsrail hükümeti ise Lübnan'ın güneyindeki mevcut durumu değiştirmek ve kuzey sakinlerinin güvenli bir şekilde evlerine dönmesini kolaylaştırmak için ciddi bir baskı altında. Bunun için sadece çatışmaların durdurulması yeterli olmayacağından bu durum İsrail'in Hizbullah'a karşı operasyonlarını yoğunlaştırmasına neden olabilir. Hizbullah İsrail'in derinliklerine ateş açmaya devam ettikçe, kitlesel sivil kayıpların yaşanma ihtimali artacak ve bu da bir başka potansiyel savaş nedeni olacaktır.

İsrail ordusu Hizbullah'la yapılacak bir savaşın vahim sonuçları olacağını biliyor. Böyle bir çatışma, askeri ve sivil kayıpların yanı sıra altyapıya verilen zarar açısından İsrail tarihindeki en maliyetli çatışma olacaktır. Bunun da ötesinde İsrail kendisini İran'la savaş halinde bulabilir ve durum daha da kötüleşebilir. Lübnan’ın ödeyeceği bedelin ise daha da ağır olması muhtemel.

Hizbullah mevcut durum karşısında nispeten rahat görünüyor ve taviz vermek için acele etmiyor. İsrail hükümeti ise Lübnan'ın güneyindeki mevcut durumu değiştirmek için ciddi bir baskı altında.

ABD diplomasisi, İsrail'in Hizbullah'a karşı gerçekleştirdiği ‘Gazap Üzümleri Operasyonu'nun ardından 1996 yılında eski ABD Dışişleri Bakanı Warren Christopher öncülüğünde varılan ateşkes anlaşmasına benzer bir anlaşmaya varılmasını sağlamayı sonunda başarabilir. Ancak böyle bir anlaşma muhtemelen kısa ömürlü olacaktır. 7 Ekim saldırısı, İran'ın Yemen ve Irak'taki vekillerinin ardı arkası kesilmeyen saldırıları ve İran'ın 13 Nisan'da İsrail’e karşı gerçekleştirdiği daha önce eşine rastlanmayan füze saldırısının ardından İsrail, kendisine yönelik yakın tehditler karşısında daha proaktif bir tutum benimsemek zorunda kalacak. Ne yazık ki Gazze’deki savaşın sona ermesi Hizbullah’ın yarattığı tehdidi azaltmıyor. İsrail ve Hizbullah arasındaki bir savaş ertelenebilse de sonunda topyekûn bir savaş kaçınılmaz hale gelebilir.



Irak'ta hükümet kurma çalışmaları durma noktasına geldi

El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
TT

Irak'ta hükümet kurma çalışmaları durma noktasına geldi

El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)

Irak hükümetinin kurulması çabaları durma noktasına geldi; cumhurbaşkanı seçimi ve hükümetin başına geçecek kişi konusunda siyasi güçler arasındaki anlaşmazlığın karmaşıklığı nedeniyle siyasi çıkmazın aylarca süreceği tahmin ediliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” güçlerinden önde gelen bir kaynak, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, hükümetin kurulmasındaki gecikmenin muhtemelen bölgesel gerilimlerin sona erme biçimi ve Washington ile Tahran arasında bir çatışma olasılığıyla ilgili olduğunu belirterek, siyasi güçlerin, özellikle Şii güçlerin, hükümet kurma sürecinde Amerikan ve İran'ın rolünün etki boyutunun farkında olduklarını kaydetti.

Siyasi değerlendirmelere göre, hükümet kurma süreci beklenenden daha uzun sürebilir.


Birleşmiş Milletler: İsrail'in Batı Şeria ile ilgili kararı "yasa dışı" ve iki devletli çözüm şansını baltalıyor

Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler: İsrail'in Batı Şeria ile ilgili kararı "yasa dışı" ve iki devletli çözüm şansını baltalıyor

Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, dün İsrail Güvenlik Kabinesi'nin işgal altındaki Batı Şeria'nın A ve B bölgelerinde bir dizi idari ve yürütme tedbirini onaylama kararına ilişkin ciddi endişelerini dile getirerek, bu kararın iki devletli çözüm olasılığını baltaladığı uyarısında bulundu.

Genel Sekreter yaptığı açıklamada, İsrail'in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki varlığını sürdürmesi de dahil olmak üzere bu tür eylemlerin, Uluslararası Adalet Divanı'na göre yalnızca istikrarsızlaştırıcı değil, aynı zamanda yasadışı olduğunu belirtti.

Açıklamada ayrıca, "Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria'daki tüm İsrail yerleşimlerinin ve bunlarla ilişkili yerleşim sistemi ve altyapısının hiçbir yasal meşruiyeti olmadığı ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları da dahil olmak üzere uluslararası hukukun açık bir ihlalini oluşturduğu" yinelendi.

Guterres, İsrail'i bu önlemleri geri almaya çağırdı ve tüm taraflara, Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuka uygun olarak iki devletli çözüm olan kalıcı barışın tek yolunu savunmaları çağrısında bulundu.

Guterres, İsrail'i bu önlemleri geri almaya çağırdı ve tüm taraflara, Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuka uygun olarak iki devletli çözüm olan kalıcı barışın tek yolunu savunmaları çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın İsrail haber sitesi Ynet’ten aktardığına göre İsrail hükümeti, Batı Şeria'daki arazi kayıt ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladı ve Filistinlilere ait evlerin yıkılmasına izin verdi.

İnternet sitesi, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'nın A Bölgesi'ndeki Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini, ayrıca Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını vurguladı.

Ramallah'ta Filistin başkanlığı, İsrail hükümetinin Batı Şeria ile ilgili kararlarını "tehlikeli ve Filistin varlığını hedef alan" kararlar olarak nitelendirdi.

Filistin haber ajansı, cumhurbaşkanlığının bu kararları "Filistin halkına karşı yürütülen kapsamlı savaş ve ilhak ile yerinden etme planlarının uygulanması" çerçevesinde atılan adım olarak nitelendirdiği ifade edildi.


Arap ve İslam dünyası "Batı Şeria'yı ilhak etme" girişimlerini reddetti

Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)
Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası "Batı Şeria'yı ilhak etme" girişimlerini reddetti

Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)
Ramallah'ın batısındaki Şukba köyünde dün İsrail tarafından yıkılan bir evin enkazı arasında oturan iki kişiyi teselli etmeye çalışan bir Filistinli (AFP)

Arap ve İslam ülkelerinin dışişleri bakanları, Batı Şeria'da yeni bir yasal ve idari gerçeklik dayatmayı ve böylece ilhakı hızlandırmayı amaçlayan son İsrail kararları ve önlemlerini kınadı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde egemenliğinin olmadığını teyit ederek, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da yayılmacı politikalarının ve yasadışı önlemlerinin devam etmemesi konusunda uyardı.

Ürdün Kralı II. Abdullah ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Amman'da yaptıkları açıklamada, "Batı Şeria'da yerleşim yerlerini güçlendirmeyi ve İsrail egemenliğini dayatmayı amaçlayan" yasadışı önlemleri reddettiklerini ve kınadıklarını yinelediler.