Savaşın başlamasının üzerinden 8 ay geçmesine rağmen İsrail için halen bir düğüm olan isim: Yahya Sinvar

Sinvar’a yakın kişiler Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze'den gitmektense ölmeyi tercih eder. Siyasi ve sosyal bir isim. Esprili, ama bir o kadar da inatçı.

İsrail Gazze savaşı boyunca Sinvar’a ulaşamadı (AP)
İsrail Gazze savaşı boyunca Sinvar’a ulaşamadı (AP)
TT

Savaşın başlamasının üzerinden 8 ay geçmesine rağmen İsrail için halen bir düğüm olan isim: Yahya Sinvar

İsrail Gazze savaşı boyunca Sinvar’a ulaşamadı (AP)
İsrail Gazze savaşı boyunca Sinvar’a ulaşamadı (AP)

İsrail, geçtiğimiz yıl ekim ayında Gazze Şeridi'ne savaş açmasından bu yana, Hamas Hareketi’nin lider kadrosuna, özellikle de Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar'a ulaşamadı. Sinvar, Tel Aviv'in siyasi ve askeri isimleri tarafından 7 Ekim'de İsrail’e düzenlenen ve yüzlerce İsraillinin ölümüne, 240'a yakın İsraillinin rehin alınmasına yol açan saldırının planlayıcısı olmakla suçlanıyor.

Ancak İsrail sekiz aydır süren savaşta Gazze Şeridi'nin kuzeyinden merkezine oradan da güneydeki Han Yunus ve Refah'a kadar Sinvar'ı bulmayı umduğu her eve, tünele ve yere baktıysa da ondan hiçbir iz bulamadı. İsrail ordusu sadece Sinvar'ı ailesiyle birlikte tünellerden birinde gösteren kısa bir videoya ulaşabildi. Video savaşın başlarında memleketi Han Yunus'ta çekilmiş gibi görünüyordu.

Çok sayıda İsrailli yetkili, Sinvar’ın Han Yunus'ta ve tünellerde saklandığına dair emin ifadeler kullanırken zaman zaman ona yaklaştıklarını belirttiler. İsrail, halen devam eden bir operasyonla Sinvar’ın peşinde takibini Refah'a kadar genişletti.

scvfdbg
Yahya Sinvar (AP)

İsrail'in Hamas'ın diğer bazı siyasi ve askeri liderleriyle birlikte Sinvar'ı halen bulamaması, büyük bir istihbarat başarısızlığı olarak görülürken Gazze Şeridi'nin yer altı da dahil olmak üzere tüm bölgelerini etkileyen yıkıcı savaşın ortasında Sinvar'ın nerede olduğu ve saklanabildiği konusunda soru işaretlerine neden oldu.

Peki Sinvar'ın dış dünyayla bağlantısı gerçekten kesildi mi?

Şarku’l Avsat’a konuşan Gazze Şeridi'ndeki ve yurtdışındaki Hamas kaynakları, Sinvar'ın şimdiye kadar saklanabilmesinin ve İsrail’in kendisine ulaşamamasının, Hamas Hareketi’nin Gazze Şeridi içindeki ve dışındaki liderleriyle iletişiminin kesildiği anlamına gelmediğini söylediler.

Kaynaklar, Sinvar'ın başta ateşkes müzakereleri olmak üzere olup biten her şeyden sürekli olarak haberdar olduğunu ve sunulan her teklifi iyice incelediğini, üzerinde düşündüğünü, görüş bildirdiğini ve Hamas’ın diğer liderleriyle çeşitli şekillerde iletişim kurarak istişarede bulunduğunu aktardılar.

Sİnvar’ın, özellikle son müzakerelerdeki kritik zamanlarda Hamas Hareketi’nin yurtdışındaki liderleriyle birçok kez iletişim kurduğunu açıklayan kaynaklar, ayrıca İsrail'in oğullarını hedef almasının ardından Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile de iletişim kurarak kendisine taziyelerini ve desteklerini sunduğunu ifade ettiler. Kaynaklar bu iletişimin nasıl gerçekleştiği ve doğrudan olup olmadığı konusunda detay vermediler.

Kaynaklar, Sinvar'ın mevcut savaş sırasında İsrail’in herhangi bir suikast girişiminden kurtulup kurtulmadığı ve özellikle Han Yunus'taki operasyon sırasında İsrail askerlerinin onun bulunduğu yere yaklaşıp yaklaşmadığı konusunda da herhangi bir bilgi vermediler.

En fazla iki ya da üç kişiden oluşan çok küçük bir çevrenin onun nerede olduğunu bildiğini ve çeşitli ihtiyaçlarını karşıladığını söyleyen kaynaklar, bu kişilerin Sinvar’ın Gazze Şeridi’ndeki ve dışındaki Hamas liderleriyle iletişim kurmasını sağladıklarını belirttiler.

zxcvdfbg
İsrail'in BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan, geçtiğimiz mayıs ayında BM Genel Kurulu'nun özel bir oturumu sırasında Yahya Sinvar'ın bir fotoğrafını tutarken (AFP)

İsrail’in Hamas'ın siyasi ve askeri kademelerindeki birinci ve ikinci derecedeki liderlerinin çoğuna ulaşmayı başaramadığına işaret eden kaynaklar, ancak İsrail’in bunlardan bazılarına suikast girişiminde bulunduğunu, bu girişimler sırasında bazılarının yaralandığını, bazılarının da farklı bölgelere ve hedeflere yönelik bombardımanlardan yara almadan kurtulduğunu, fakat Sinvar’ın bu kişilerin arasında olmadığını söylediler.

Kaynaklar Sinvar'ın tünellerde mi yoksa bir evde mi saklandığını ise belirtmediler.

 Han Yunus’un tünelleri

İsrail ordusunun Han Yunus'taki kara operasyonunun sona ermesinin ardından Sinvar'a ulaşılamaması dair İsrail basınında yer alan haberlerde Sinvar'ın Hamas'ın geriye kalan tünellerinde gezindiği öne sürüldü. Ancak İsrail ordusu sık sık Hamas'ın tünelleri de dâhil olmak üzere tüm imkânlarını yok ettiğini ve Han Yunus ile Gazze Şeridi'nin diğer bölgelerindeki tüm taburlarını dağıttığını belirtiyor.

İsrail zaman zaman Sinvar ve diğer Hamas liderlerinin sürgüne gitmeyi kabul etmeleri halinde Gazze Şeridi'nden çıkarılabilecekleri açıklamasını yineliyor.

Şarku’l Avsat, Sinvar'ın şahsiyeti ve nasıl kararlar verebileceği hakkında bir portre çizmek için yakınlarına ve akrabalarına ulaşmaya çalıştı.

Sinvar’ın yakın çevresinden ve akrabalarından kaynaklar, onun ‘ya savaşın sona ermesi, işgalci İsrail güçlerinin geri çekilmesi ve onurlu bir esir takası anlaşması için direnişin öne sürdüğü şartların kabul edilmesinden ya da şehit olmaktan’ başka bir şey düşünmediğini söylediler. Kaynaklar, Sinvar için Gazze'den sürgün edilme gibi bir önerinin temelde kabul edilemez olduğunu ve bunu asla düşünmeyeceğini ifade ettiler.

Hamas’ın diğer liderlerinin de bu iki seçenekten başka üçüncü bir seçeneği düşünmediklerini belirten kaynaklar, İsrail’in uzlaşmazlığına ve şartlarından taviz vermeyişine karşı başka bir çözüm olmadığı düşünüldüğünde tüm liderlerin bu iki seçenek üzerinde hemfikir olduğunu da sözlerine eklediler.

cvfdbgnh
İsmail Heniyye ve Yahya Sinvar, 2017 yılında Gazze’de Filistinli grupların liderlerinin katıldığı bir toplantı sırasında yan yana otururken (AFP)

Kaynaklar, Sinvar’ın karakteriyle ilgili olarak ve İsraillilerin onun kan dökme ve şiddet yanlısı ve inatçı bir kişi olduğu yönündeki iddialarına cevaben, onun sosyal bir insan olduğunu ve sık sık hem yetkilileri hem önde gelen yerel isimleri ve hatta ikamet ettiği yerdeki komşularını ziyaret ettiğini söylediler. Yakın çevresi, Sinvar’ın Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki lideri seçilmesinden bu yana yoğun programına rağmen ailesini ve akrabalarını düzenli olarak ziyaret ettiğini de belirttiler.

Yakın çevresinden biri Sinvar hakkında şunları söyledi:

Sinvar, birçokları tarafından çok sert bir kişi olarak algılanmasına rağmen Hamas’ın lideri olarak katıldığı toplantılar ve görüşmeler sırasında bile sık sık espri yapar. Ancak bu mizahi yönü, kritik ve önemli konularda tartışmalar yapıldığında her türlü tartışmayı çözüme kavuşturabildiği için ortaya çıkan lider karakterine sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Eskiden ona eşlik eden Hamas’ın önde gelen isimlerinden biri ise şunları dile getirdi:

Büyük Geri Dönüş Yürüyüşleri döneminde Gazze'deki durumla ilgili arabulucularla yapılan müzakereler ve 2018-2019 yılları arasında birbirini takip eden olaylar sırasında Sinvar, kişisel kararını Hamas liderlerine oybirliğiyle kabul ettirme konusunda oldukça azimliydi. İsrail’i yıllarca Hamas Hareketi’nin taleplerine boyun eğmeye zorlayan önemli başarılar elde etti.

Zafer pozu

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Tel Aviv'deki siyasi ve askeri üst düzey isimlerden gelen, savaşın ertesi günü için stratejik bir plana sahip olmadığı ve Hamas'la İsrailli rehineleri iade edecek bir anlaşmaya varmadığı yönündeki eleştirilere yanıt verirken Gazze savaşını Sinvar ve Hamas'a zafer pozu verdirecek şekilde sonlandırmayı reddettiğini sık sık yineliyor.

Gözlemciler, İsrail'in Sinvar'a ulaşamamasının siyasi ve askeri düzeyleri için çözülemeyen bir düğüm olduğunu söylerken İsrailliler, savaşta zafer pozu verebilmek için İsrail ordusuna ölü ya da diri Sinvar'a ulaşma fırsatı verilmesi konusunda zaman faktörüne büyük umutlar bağlıyor gibi görünüyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan Hamas kaynakları, Sinvar'ın, İsrail'in savaşı kazandığını iddia etmek için onu öldürmek ya da yakalamak istediğini çok iyi bildiğini söylediler. İsrail hapishanelerinde geçirdiği uzun yıllar nedeniyle Sinvar’ın İsraillilerin ve liderlerinin nasıl düşündüklerini bildiğini belirten kaynaklar, bu yüzden Sinvar’ın özellikle müzakereler ve beraberinde oluşan şartlar sırasında mücadelenin birçok yönünü siyasi olarak yönettiğini de sözlerine eklediler. Kaynaklar bu sebeple Sinvar’ı özellikle savaşın tamamen durdurulması ve işgalci İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nin tüm bölgelerinden çekilmesi konusunda Filistinlilerin uzlaşmasını sağlayacak koşulları sağlamak isteyen inatçı bir müzakereci olarak tanımladılar.

Kaynaklar, Sinvar’ın önemli bir ulusal mesele söz konusu olduğunda tek başına karar vermediğini, ancak müzakerelerde ve diğer konularda gündeme gelen her konuda her zaman istişareye devam etmeyi tercih ettiğini de sözlerine eklediler.

İsrail, bir uzlaşıya varılmasını sağlayacak bir çözüm çerçevesinde başta Yahya Sinvar olmak üzere Hamas liderlerinin Gazze'den sürülmesi fikrini sık sık dile getirse de bu fikre hem İsrail hükümetinin içinden hem de Hamas'tan tepki gösterildi.

 



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.