Başkanlığı kazanması halinde Harris'in dış politikada izleyeceği yol nasıl olacak?

Kamala Harris (AP)
Kamala Harris (AP)
TT

Başkanlığı kazanması halinde Harris'in dış politikada izleyeceği yol nasıl olacak?

Kamala Harris (AP)
Kamala Harris (AP)

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in Çin, İran ve Ukrayna gibi konularda Başkan Joe Biden'ın dış politika yaklaşımını büyük ölçüde sürdürmesi bekleniyor. Ancak Demokrat Parti adaylığını garantilemesi ve kasım ayındaki seçimleri kazanması halinde Gazze savaşı konusunda İsrail'e karşı daha sert bir ton benimseyebilir.

Şarku’l Avsat’ın Reuters haber ajansından aktardığına göre, Biden'ın yarıştan çekilmesi ve dün (pazar) kendisini desteklemesinin ardından partinin adaylığını kazanma ihtimali en yüksek aday olan Harris, Senato'da ve Biden'ın yardımcısı olarak görev yaptığı süre boyunca edindiği iş deneyimini, dünya liderleriyle kişisel ilişkilerini ve küresel meselelere aşinalığını kullanacak.

Ancak Cumhuriyetçi aday Donald Trump'a karşı yarışırken önemli bir zayıflığı da olacak ki, o da şu: Biden'ın kafasını karıştıran ve kampanyasında önemli bir konu haline gelen ABD-Meksika sınırındaki çalkantılı durum.

Biden döneminin başında yüksek yasadışı göç oranlarının temel nedenleriyle mücadele etmekle görevlendirilen Harris, bu konuda Cumhuriyetçiler tarafından suçlanmıştı.

Analistler, bir dizi küresel öncelik konusunda Harris'in başkanlığının ‘Biden’ın ikinci dönemi gibi’ olabileceğini ifade ediyor.

Demokrat ve Cumhuriyetçi yönetimlerin eski Ortadoğu müzakerecisi Aaron David Miller, “Harris daha aktif bir oyuncu olabilir. Ancak beklememeniz gereken şey, Biden'ın dış politikasının özünde hemen büyük değişiklikler olması” ifadelerini kullandı.

Harris, yaygın olarak cansız olarak nitelendirilen bir kampanyanın ardından 2020 başkanlık seçimleri için Demokratların adaylığını kazanamamıştı.

zxcdvf
Kamala Harris mart ayında Colorado'da seçim kampanyası kapsamında düzenlenen bir miting sırasında (AFP)

Harris bu kez partinin adaylığını kazanmayı başarırsa, Demokratlar onun platformunun dış politikalarını daha iyi destekleyebileceğini umuyor.

Ülkenin ilk Afro-Amerikan ve Asya-Amerikan başkan yardımcısı olan Harris, Biden'ın başkanlığının ikinci yarısında Çin ve Rusya'dan Gazze'ye kadar çeşitli konularda pozisyonunu sağlamlaştırdı ve birçok dünya lideri için tanıdık bir figür haline geldi.

NATO ve Ukrayna

Harris, Biden'ın Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne (NATO) verdiği güçlü destekten sapmayacağının ve Rusya'ya karşı savaşında Ukrayna'yı desteklemeye devam edeceğinin sinyallerini verdi.

Harris, bu yılki Münih Güvenlik Konferansı'nda Rusya'yı Ukrayna'yı işgali nedeniyle eleştiren ve ABD'nin NATO Karşılıklı Savunma Anlaşması'nın 5. Maddesi'nin gerekliliklerine ‘katı’ bir şekilde uyacağını taahhüt eden sert bir konuşma yaptı.

Bu durum, ABD'nin NATO ile ilişkilerinde radikal değişiklik sözü veren eski Başkan Trump'ın tutumuyla ve Kiev'e gelecekte yapılacak silah sevkiyatı konusunda dile getirdiği kuşkularla keskin bir tezat oluşturuyor.

Asya

Çin konusunda ise Harris, ABD'nin özellikle Asya'da Çin'in etkisine karşı koyması gerektiği konusunda uzun süredir Washington'daki iki partili ana akım içinde yer alıyor.

Analistler, Harris'in, Biden'ın gerektiğinde Pekin'le yüzleşirken aynı zamanda iş birliği alanları arayan tutumunu sürdüreceğini belirtiyor.

Harris, eylül ayında Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Zirvesi’nde Biden'a vekalet etmek üzere Cakarta'ya yaptığı ziyaret de dahil olmak üzere, ekonomik açıdan önemli Asya bölgesindeki bağları güçlendirmeyi amaçlayan çeşitli ziyaretler gerçekleştirdi. Ziyaret sırasında Harris, Çin'i küçük komşularını tartışmalı Güney Çin Denizi'ndeki bölgeler üzerinde egemenlik iddiasında bulunmaya zorlamaya çalışmakla suçladı.

Biden Harris'i, Trump'ın güvenliklerine olan bağlılığından endişe duyan kilit müttefikler Japonya ve Güney Kore ile ittifakları güçlendirmek için ziyaretlere gönderdi.

Washington Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde Güneydoğu Asya programında araştırmacı olan Murray Hiebert, “Bu, Biden'ın Hint-Pasifik bölgesine odaklanmasını pekiştirmeye istekli olduğunu gösterdi” dedi.

Hiebert, Harris’in, Biden'ın on yıllar boyunca edindiği ‘diplomatik becerileri’ yakalayamadığını, ancak ‘iyi bir iş çıkardığını’ da sözlerine ekledi.

zasdvfb
Biden ve Harris (AP)

Diğer yandan Harris de Biden gibi zaman zaman dil sürçmeleri yaşadı. Eylül 2022'de Güney ve Kuzey Kore arasındaki askerden arındırılmış bölgeye yaptığı bir gezide Washington'un Seul'e olan desteğini yinelerken ‘ABD'nin Kuzey Kore Cumhuriyeti ile olan ittifakı’ demiş, ancak daha sonra yardımcıları bunu düzeltmişti.

Filistin ve İsrail

Harris partisinin bayrağını taşır ve Trump'ın seçim öncesi anketlerdeki liderliğini aşmayı başarırsa, özellikle Gazze savaşı halen devam ediyorsa, İsrail-Filistin çatışması gündeminin üst sıralarında yer alacak.

Harris, Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e saldırı başlatmasının ardından ‘İsrail'in kendini savunma hakkını destekleme’ konusunda yardımcısı olarak Biden'ı desteklemiş olsa da zaman zaman İsrail'in askeri yaklaşımını eleştirdi.

Mart ayında İsrail'in Gazze'ye kara harekâtı sırasında meydana gelen ‘insani felaketi’ hafifletmek için yeterince çaba göstermediğini söyleyen Harris, aynı ayın ilerleyen günlerinde ise İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki yoğun nüfuslu Refah kentini işgal etmesi halinde yaşayacağı ‘sonuçları’ göz ardı etmedi.

Analistler böyle bir üslubun, Harris'in başkan olması halinde en azından İsrail'e karşı Biden'dan daha güçlü bir ton benimseyeceği ihtimalini artırdığını söylüyor.

81 yaşındaki Biden, kendisini ‘Siyonist’ olarak tanımlayacak kadar bir dizi İsrailli liderle uzun bir geçmişe sahipken, 59 yaşındaki Harris'in İsrail ile bu kadar yoğun bir kişisel bağı yok.

Harris, bazıları Gazze'deki çatışmalarda çok sayıda Filistinli sivilin ölmesinden endişe duydukları için ABD'nin İsrail'e silah sevkiyatına koşullar getirmesi amacıyla Biden'a baskı yapan Demokrat ilericilerle daha yakın bağlara sahip.

Ancak analistler, Washington'un Ortadoğu'daki en yakın müttefiki olan İsrail'e yönelik ABD politikasında büyük bir değişiklik beklemiyor.

Harris'in Kongre'de görev yaptığı 2017-2018 yılları arasında ulusal güvenlik danışmanlığını yapan Halie Soifer, Harris'in de en az Biden kadar İsrail'i desteklediğini belirterek, “İkisi arasında çok az fark var” dedi.

İran

Harris'in ayrıca, İsrail'in bölgedeki baş düşmanı olan ve son nükleer gelişmeleri ABD'nin giderek artan kınamalarına neden olan İran konusunda da kararlı olması bekleniyor.

Ortadoğu'dan sorumlu eski ulusal istihbarat direktör yardımcısı Jonathan Panikoff, İran'ın nükleer programının ‘silahlandırılması’ tehdidinin artmasının Harris yönetimi için, özellikle de Tahran'ın yeni ABD liderini test etmeye karar vermesi halinde, erken dönemde büyük bir zorluk oluşturabileceğini söyledi.

Bir dizi başarısız girişimin ardından Biden, Trump'ın başkanlığı sırasında çekildiği 2015 nükleer anlaşmasına geri dönmek için Tahran ile müzakerelere geri dönmeye pek ilgi göstermedi.

Harris'in başkan olarak, İran'ın taviz vermeye istekli olduğuna dair ciddi işaretler olmadan önemli bir girişimde bulunması pek olası görünmüyor.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Atlantik Konseyi'nde çalışan Panikoff, “Bu gerçekleşse bile, bir sonraki başkanın İran'la uğraşmak zorunda kalacağına inanmak için her türlü neden var. Bu kesinlikle en büyük sorunlardan biri” ifadelerini kullandı.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.