Pezeşkiyan: İran mevcut şekilde yönetilemez

İran Cumhurbaşkanı, zor kararlar alınması gerektiğini söyledi

İran'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın çarşamba günü din adamlarıyla yaptığı toplantıdan bir kare
İran'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın çarşamba günü din adamlarıyla yaptığı toplantıdan bir kare
TT

Pezeşkiyan: İran mevcut şekilde yönetilemez

İran'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın çarşamba günü din adamlarıyla yaptığı toplantıdan bir kare
İran'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın çarşamba günü din adamlarıyla yaptığı toplantıdan bir kare

İran'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ülkeyi mevcut şekilde yönetmenin ‘mümkün olmadığını’ söyleyerek ‘zor kararlar’ alınması gerektiğini vurguladı.

İran merkezli haber siteleri, Pezeşkiyan’ın cumhurbaşkanlığı görevine başlamak için yemin etmek üzere İran Şura Meclisi’ne gitmeden önce İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney tarafından onaylanması ve seçilmiş cumhurbaşkanına teslim edilmesi planlanan cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hazırlanışını gösteren bir fotoğraf yayınladı.

Pezeşkiyan dün, İran’ın tüm illerinden valilerinin hazır bulunduğu bir toplantıya katılmak üzere İçişleri Bakanlığı’na gitti. İran Cumhurbaşkanı, burada İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'e, geçtiğimiz pazar günü İranlı milletvekillerine yaptığı ve İran hükümetiyle iş birliği yapılması gerektiğini vurguladığı konuşması da dahil olmak üzere tüm destek mesajları için teşekkür etti.

Pezeşkiyan, şunları söyledi:

Elbette bu zafer, iş birliği, uyum, dayanışma ve halkın ihtiyaç ve arzularına yanıt vermeyi gerektiriyor. Bu, seçimlerde elde ettiğimiz birliği ve uyumu gerçekleştirmemizi sağlayan umut ışığıdır.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ı eleştirenler, ilk turu yaklaşık yüzde 40 ile İran seçim tarihindeki en düşük katılım oranının kaydedildiği ve ikinci turda katılımın oranının yaklaşık yüzde 9 yükseldiği erken cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasının üzerinden yaklaşık üç hafta geçmesine rağmen ülkenin karşı karşıya olduğu zorlukları ele almak için net bir hükümet programı bile sunmadığını söylüyor.

İran Cumhurbaşkanı, “Münazaralarda söylediklerim, inandığım ilkeler, hakikat ve adaletle ilgiliydi. Özel bir şey vaat etmedim. Ama söylediklerim insanların haklarının gerçekleştirilmesi içindi. Herkesin haklarını almasını sağlamak istiyoruz” diye konuştu.

Sağlık alanındaki 4 ilkeden bahseden Pezeşkiyan, bunları ‘adalet, halkın katılımı, sektörler arası ilişkiler ve uygun teknoloji’ olarak sıralayarak “Katılım olduğunda her türlü sorunu yolumuzdan kaldırabiliriz” dedi.

Pezeşkiyan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Ana fikir şu ki, eğer insanlara ve onların katılımına inanırsak, hiçbir sıkıntı yaşamayız. Sorun biz yetkililerde, bizim davranışlarımızda, insanlarla diyalog şeklimizde. Eğer insanlara yardım edersek, önümüzde hiçbir engel kalmaz. Yeter ki onlar bizim onlar için onlara hizmet etmek için burada olduğumuza inansınlar. Biz onların vasisi değiliz, hizmetkarıyız.

Bu hafta, seçimleri boykot çağrılarına rağmen milletvekillerine seçimlere katılanları hayal kırıklığına uğratmamaları çağrısında bulunduktan sonra çokça eleştirilen Pezeşkiyan, “Onlar yurtiçinde ve yurtdışında seçimleri boykot çağrısı yapanların ağızlarına birer yumruk indirdiler” şeklinde konuştu.

Pezeşkiyan’ı destekleyen çevreler de onun açıklamalarıyla aralarına mesafe koymaya çalışırken siyasi aktivistler, Pezeşkiyan’dan özür dilemesini istediler. Salı günü Cebhe-yi Islahat (Reform Cephesi) üyeleriyle yaptığı bir toplantıda sözlerinin yanlış anlaşıldığını söyleyerek eleştirileri bastırmaya çalışan Pezeşkiyan, “Şura Meclisi’nde söylediklerin bazıları tarafından çarpıtıldı” dedi.

Salı günü yaptığı açıklamada ülkesinin iyi bir durumda olmadığını, çünkü içerideki anlaşmazlıkların kaynağı olduğunu söylediği ağır yaptırımlar altında olduğunu belirten İran Cumhurbaşkanı, ‘düşmanların ağzına yumruk indirmek’ için birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.

Dün yaptığı açıklamada ise içeride anlaşmazlıkları yorumlayan Pezeşkiyan “Kavga etmiyoruz, birbirimizi terk etmiyoruz, eskiden olduğu gibi anlaşamıyoruz ama birkaç kelime yüzünden birbirimize düşman kesiliyoruz” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan, şunları söyledi:

Bugün yaptırımlar altındayız, sorunlarımız var, seçimlerde rakamlarla herhangi bir vaatte bulunmadım, ancak halka yalan söylemeyeceğimi söyledim. Onlara karşı dürüst olacağım ve böyle olacağıma söz veriyorum. Bu ülkede adalet ve hakkaniyetin sağlanması için elimden geleni yapacağım. Bu ise ancak halkın katılımıyla mümkün olabilir.

Herkes tarafından kabul edilebilir bir hükümet oluşumuna ulaşmak amacıyla çeşitli partilerle istişarelerde bulunmak için zamana karşı yarışan Pezeşkiyan, bir ‘ulusal uzlaşı hükümeti’ kurma sözü verdi.

İran Cumhurbaşkanı, şöyle devam etti:

Atamak istediğim yöneticilere, tüm yöneticilerden beklentimin halkın memnuniyetinin öncelenmesi ilkesine bağlı kalmaları olduğunu söyledim. Biz onların hizmetkârıyız ve onları memnun etmek zorundayız.

İnsanlara adil davranılması çağrısında bulunan Pezeşkiyan, “Birbirimize yardım etmeliyiz. Çünkü ülke mevcut şekilde yönetilemez, zor kararlar alınması gerekiyor ve bu kararlarda dezavantajlıların ve yoksulların ayaklarımızın altında ezilmesine izin vermemeliyiz. Kalkınmada sadece ekonomik büyümeyi değil, insanları da görmeliyiz, ne pahasına olursa olsun ekonomik büyümeyi zorlayamam, bu ülkede yaşayan insanların sorunlarla karşılaşmasına izin veremem” diye konuştu.

İranlı kaynaklar, Pezeşkiyan’ın Joe Biden’ın başkanlığının son aylarında nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmayı amaçlayan müzakereler başlatmayı planladığını belirttiler.

Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası sırasında nükleer anlaşmayı yeniden canlandırarak yaptırımların kaldırılmasını sağlama sözü veren Pezeşkiyan, Biden'ın başkanlık döneminin ilk aylarında İran'ın uranyum zenginleştirme oranını önce yüzde 20’ye ardından yüzde 60'a çıkardığı Stratejik Adım Yasası’nı değiştirmek için parlamentoda konuşacağını vurguladı.

Pezeşkiyan’ın yakın müttefiki ve danışmanı Muhammed Cevad Zarif, söz konusu yasanın Biden'ın çabalarını engellediğini söyledi.

Hamaney, bu haftaki konuşmasında İran’ın nükleer programıyla ilgili yasaya bağlı olduklarını bir kez daha vurgulayarak, milletvekillerini dış politikada aktif rol oynamaya çağırdı.

Bunun üzerine Zarif, yasaya yönelik eleştirilerinden geri adım atarak müzakereleri ülkenin yasaları çerçevesinde ve 2015 tarihli nükleer anlaşma temelinde yürütme sözü verdi.

Reformist çizgideki internet siteleri, Pezeşkiyan’ın, eski Başmüzakereci Abbas Arakçi döneminde eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümeti tarafından 2021 yılı haziranında ulaşılan, ancak İran’ın nükleer müzakere ekibinin değişmesi nedeniyle aylarca dondurulan nükleer anlaşmayı canlandırma müzakerelerini yeniden başlatma girişiminde bulunacağını öne sürdü.

Reuters’ın geçtiğimiz hafta Hamaney'in yakın çevresinden iki kişinin de aralarında bulunduğu İranlı beş yetkiliye dayandırdığı habere göre Hamaney, İranlıların yüzde 13'ünün seçimlere katılacağını öngören bir istihbarat raporunu gördükten sonra, katı muhafazakarların hakim olduğu seçim yarışında silik, ama güvenilir bir ılımlı isim olan Mesud Pezeşkiyan'ın cumhurbaşkanlığına yükselmesinin önünü açtı.

Reuters’ın kaynakları, Pezeşkiyan’ın ılımlı kimliğinin hoşnutsuz İranlıları yatıştıracağını, artan dış baskılar karşısında iç istikrarı ve Hamaney'e nihai halefini seçerken güvenilir bir müttefik sağlayacağını söylediler.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.