Sudan dünyanın en kötü kıtlıklarından biriyle karşı karşıya

BM uzmanları, ordunun yardım tırlarının girişini engellediğini ve HDK’nin zulüm işlediğini söylüyor.

Açlık ve savaştan kaçan Sudanlı aileler, Darfur bölgesinden Çad'daki mülteci kamplarına geçiyor. (New York Times)
Açlık ve savaştan kaçan Sudanlı aileler, Darfur bölgesinden Çad'daki mülteci kamplarına geçiyor. (New York Times)
TT

Sudan dünyanın en kötü kıtlıklarından biriyle karşı karşıya

Açlık ve savaştan kaçan Sudanlı aileler, Darfur bölgesinden Çad'daki mülteci kamplarına geçiyor. (New York Times)
Açlık ve savaştan kaçan Sudanlı aileler, Darfur bölgesinden Çad'daki mülteci kamplarına geçiyor. (New York Times)

Sudan kıtlığa doğru ilerlerken, ordu, Birleşmiş Milletler'in (BM) hayati önem taşıyan bir sınır kapısından ülkeye büyük miktarda gıda sokmasını engelliyor ve iç savaşın doruğunda açlık çeken yüz binlerce insana yardımı fiilen kesiyor. Uzmanlar, 15 aydır süren çatışmaların ardından güçlükle idare edilen Sudan'ın, yakında dünyanın son yıllardaki en kötü kıtlıklarından biriyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak Sudan ordusunun BM yardım konvoylarının geçişine izin vermemesi, yardım gruplarının yüz binlerce kişinin ölümünü (bir tahmine göre bu yılın sonuna kadar 2,5 milyon kişi) önlemek için gerekli olduğunu söylediği büyük yardım çabalarını baltalıyor.

Tehlike en çok, yirmi yıl önce soykırıma uğrayan ve yaklaşık İspanya büyüklüğünde bir bölge olan Darfur'da görülüyor. Kıtlık riski altındaki 14 Sudan eyaletinden sekizi Darfur'da, BM'nin geçmeye çalıştığı sınırın hemen karşısında yer alıyor. Yardım için zaman daralıyor.

Acil çağrılar

ABD'li yetkililerin acil ve ivedi çağrılarına konu olan kapalı sınır kapısı, Çad'dan Sudan'a ana geçiş noktası olan Adre'de bulunuyor. Kuru nehir yatağındaki beton bir sütundan biraz daha fazlası olan sınırdan mülteciler, tüccarlar, hayvan derisi taşıyan dört tekerlekli motosikletler ve yakıt varilleri yüklü eşek arabaları geçiyor.

Elinde kırbaç olan bir adam, Adre Mülteci Kampı’nda yiyecek için bekleyen Sudanlı mültecilerden oluşan kalabalığı kontrol etmeye çalışıyor. (NYT)) Elinde kırbaç olan bir adam, Adre Mülteci Kampı’nda yiyecek için bekleyen Sudanlı mültecilerden oluşan kalabalığı kontrol etmeye çalışıyor. (NYT)

Ancak Sudan'a girişi engellenen şey, uzmanların 440 bin kişinin halihazırda açlığın eşiğinde olduğunu söylediği Darfur'da çok ihtiyaç duyulan gıdalarla dolu BM tırları. Darfur'dan kaçan mülteciler, ülkeyi terk etmelerinin asıl nedeninin çatışma değil, açlık olduğunu söylüyor. Üç çocuk annesi Behce Mahkar, ailesiyle Adre Sınır Kapısı’ndan Çad'a göç ettikten sonra bitkin düşüp bir ağacın altına uzanmış. Mahkar, yolculuğun çok korkutucu olduğunu ve kuşatma altındaki el-Faşir kentinden savaşçıların onları yok etmekle tehdit ettiği bir yol boyunca altı gün sürdüğünü söyledi.

Dehbaye ve 20 aylık oğlu Mueyyed Salah, Adre'deki Yetersiz Beslenme Tedavi Merkezi'nde (New York Times) Dehbaye ve 20 aylık oğlu Mueyyed Salah, Adre'deki Yetersiz Beslenme Tedavi Merkezi'nde (NYT)

Ancak aile çok az seçenekleri olduğunu düşünüyordu. Bayan Mahkar, yanında oturan çocukları işaret ederek şunları söyledi: “Yiyecek hiçbir şeyimiz yoktu. Çoğu zaman günü bir krep ile geçirdik.”

Ordu: Silah kaçakçılığının geçiş noktası

Sudan ordusu, görünüşte silah kaçakçılığını önlemek için beş ay önce sınır kapısını kapatma kararı aldı. Çoğunlukla düşmanı Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından kontrol edilen 870 millik sınırın başka yerlerinden, Sudan'a silah ve paranın yanı sıra savaşçılar da akmaya devam ediyor.

Darfur'un, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından kontrol edilen bir bölgesinden kaçan mülteciler Çad'da bir kampta (NYT))Darfur'un, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından kontrol edilen bir bölgesinden kaçan mülteciler Çad'da bir kampta (NYT)

Sudan ordusu Adre'deki sınır kapısını bile kontrol etmiyor. HDK savaşçıları Sudan tarafında sınırın 100 metre gerisinde duruyor. Buna rağmen BM, bin mil doğudaki Port Sudan'da bulunan ordunun kapatma emirlerine uymak zorunda olduğunu, çünkü Sudan'da egemen otoritenin ordu olduğunu söylüyor. BM tırları, Adre Sınır Kapısı yerine, Sudan ordusuna bağlı bir kuvvet tarafından kontrol edilen ve tırların Darfur'a girmesine izin verilen Tine Sınır Kapısı’na kadar 200 millik zorlu bir yolculuk yapmak zorunda kalıyor. Bu dolambaçlı yol, tehlikeli ve maliyetli olup, Adre'den geçmenin beş katı kadar zaman alıyor. BM yetkililerine göre insanların ihtiyaç duyduğu binlerce tırlık yardım yerine, ihtiyaç duyulan yardımın yalnızca bir kısmı (şubat ayından bu yana 320 tır) Tine'den geçiyor. Muson yağmurlarının sınırı adeta nehre çevirmesinin ardından Tine Sınır Kapısı, bu haftanın büyük bir bölümünde kapalı kaldı.

7 milyon kişi açlık riski altında

Adre Sınır Kapısı’nın kapatıldığı şubat ayı ile haziran ayı arasında acil durum seviyesinde açlıkla karşı karşıya kalan insan sayısı 1,7 milyondan 7 milyona yükseldi. Yeni gelen mülteciler Adre Mülteci Kampı’nın eteklerinde toplanmış, kayıt altına alınmayı ve kendilerine bir yer tahsis edilmesini bekliyorlar. Sudan'da kitlesel açlık tehlikesi baş gösterirken, Adre Sınır Kapısı’nın kapatılması, en büyük bağışçı olan ABD'nin acil yardım çalışmalarını arttırma çabalarının merkezinde yer alıyor. ABD'nin BM Daimî Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield geçtiğimiz günlerde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu engelleme kesinlikle kabul edilemez” dedi.

Adre'de Sınır Tanımayan Doktorlar tarafından hizmet verilen yetersiz beslenme merkezinde tedavi gören bir çocuk (New York Times)Adre'de Sınır Tanımayan Doktorlar tarafından hizmet verilen yetersiz beslenme merkezinde tedavi gören bir çocuk (NYT)

Darfur'a yardım ulaştırmak savaştan önce de zordu. Adre, batıda Atlas Okyanusu'na ve doğuda Kızıldeniz'e kabaca eşit mesafede, her iki yönde de yaklaşık bin 100 mil uzaklıkta. Yollar çukurlarla dolu ve mevsimsel sel baskınlarına açık. Bir BM yetkilisi, Kamerun'un batı kıyısındaki Douala Limanı’ndan çıkan bir tırın Sudan sınırına ulaşmasının yaklaşık üç ay sürdüğünü söyledi. Yaklaşan kıtlığın sorumlusu sadece Sudan ordusu değil. Şarku’l Avsat’ın NYT’den aktardığı habere göre 2023 yılının nisan ayında savaş başladığından beri HDK milisleri milyonlarca insanı evlerinden etti, bebek maması fabrikalarını yaktı ve yardım konvoylarını yağmaladı. Eskiden Afrika'nın en verimli bölgelerinden biri olan Sudan'ın gıda zengini bölgelerini işgal ederek büyük gıda kıtlığına neden oldu.

Zayıf uluslararası tepki

Sudan'ın içinde bulunduğu kötü duruma verilen uluslararası tepki büyük ölçüde yetersiz ve aciliyetten yoksun.

Nisan ayında Paris'te düzenlenen bir konferansta bağışçılar Sudan'a 2 milyar dolar yardım sözü verdi. Bu miktar ihtiyacın sadece yarısı kadardı, ancak bu taahhütler tam olarak yerine getirilmedi. Çad'ın doğusundaki kalabalık mülteci kamplarında, fon eksikliği sefil yaşam koşullarına dönüşüyor. Çad'daki mülteci kamplarını yöneten Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), haziran ayında operasyonlarının yalnızca yüzde 21'inin finanse edildiğini duyurdu. Dünya Gıda Programı (WFP) son zamanlarda fon yetersizliği nedeniyle gıda yardımlarını kesmek zorunda kaldı.

Barınağın az olduğu, yeterli yiyecek ve suyun bulunmadığı Adre Mülteci Kampı’nda yaklaşık 200 bin kişi yaşıyor. (New York Times)Barınağın az olduğu, yeterli yiyecek ve suyun bulunmadığı Adre Mülteci Kampı’nda yaklaşık 200 bin kişi yaşıyor. (NYT)

Bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken, 22 yaşındaki Ayşe İdris naylon bir örtünün altında oturmuş, rüzgâra karşı sıkıca tutunmuş, bir yandan da 4 aylık kızını emziriyordu. Diğer üç çocuğu ise yanında oturuyordu. Yağmurdan ıslanmış zemini göstererek, “Burada uyuyoruz” dedi. Sınır Tanımayan Doktorlar tarafından hizmet verilen yetersiz beslenme merkezinde sadece üç boş yatak vardı. Bebeklerin en küçüğü 33 günlüktü ve annesi doğum sırasında ölmüş bir kız çocuğuydu. Yandaki yatakta, seyrelmiş saçları ve solgun yüz hatları yetersiz beslenmenin bilinen belirtileri olan 20 aylık Mueyyed Salah, geçen kasım ayında silahlı kişilerin ailesinin Darfur sınırındaki el-Cuneyne'de bulunan evini basıp büyükbabasını öldürmesinin ardından Çad'a gelmişti. Mueyyed'in annesi Bayan Dehbaye, “Onu gözlerimizin önünde vurarak öldürdüler” dedi. Şimdi hayatta kalma mücadeleleri yetersiz BM tayınları sayesinde sürüyor. Çocuğunun ağzına bir kaşık mama koyan anne şunları söyledi: “Ne alırsak alalım, asla yeterli olmuyor.”

Sudan'ın BM Daimî Temsilcisi: Yardım siyasallaştırılıyor

Sudan'ın BM Daimî Temsilcisi Haris İdris el-Haris Muhammed verdiği bir röportajda, Sudan istihbaratının silah kaçakçılığına ilişkin topladığı kanıtlara atıfta bulunarak, Adre Sınır Kapısı’nın kapatılmasını savundu.

Sudan'ın BM Daimî Temsilcisi Haris İdris el-Haris Muhammed, BM Güvenlik Konseyi oturumunda (AP)Sudan'ın BM Daimî Temsilcisi Haris İdris el-Haris Muhammed, BM Güvenlik Konseyi oturumunda (AP)

Muhammed, BM'nin tırların Tine'deki sınırdan kuzeye yönlendirilmesini ayarlamaktan ‘mutlu’ olduğunu bildirdi. Sudan'da kıtlık yaşanacağını öngören yabancı ülkelerin ‘eski rakamlara’ dayandığını ve ‘uluslararası müdahale’ için bahane aradığını belirtti. Muhammed, “Bağışçılar tarafından Sudan'a yapılan insani yardımın kasıtlı ve dikkatli bir şekilde siyasallaştırıldığına tanık olduk” ifadesini kullandı. Adre Sınır Kapısı’nda Sudan ordusunun ülkeye giren hiçbir şeyi kontrol edemediği açıkça görülüyor. Eşek arabalarını çeken hamallar, genellikle HDK araçları tarafından kullanılan yüzlerce varil benzini teslim ettiklerini söyledi.



Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
TT

Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin El-Tanf askeri üssünün kontrolünü ele geçirdiğini belirtti.

Bakanlık, “Suriye ve Amerika tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvenli hale getirdi ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı” ifadelerini kullandı. Bakanlık ayrıca şunları ekledi: “Bakanlığın sınır muhafız güçleri önümüzdeki günlerde görevlerini devralmaya ve bölgeye konuşlanmaya başlayacak.”

ABD'nin el-Tanf üssü, Suriye-Irak sınırı ile başkent Şam arasındaki yolu kesmek için Humus'un doğu kırsalında bulunan en önemli ABD üslerinden biridir.

Area 55 olarak bilinen Amerikan üssünün yakınında, Amerikan güçleri tarafından denetlenen ve finanse edilen Komandolar olarak bilinen Özgür Suriye Ordusu'na ait bir tesisin yanı sıra, Humus, Hama ve Şam kırsalından gelen mülteciler için Rukban kampı da bulunmaktadır.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 8 Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin düşmesinden önce, üs birkaç kez insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı ve Irak'taki gruplar bu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.


Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
TT

Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)

Filistin geçici anayasa taslağının ilk metni, Anayasa Hazırlık Komitesi tarafından yayımlanmasının ardından geniş çaplı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı. Bazı yorumcular taslağı olumlu karşılarken, bazıları çeşitli eleştiriler ve değişiklik önerileri dile getirdi.

Anayasa Hazırlık Komitesi, salı akşamı geçici taslağı çevrim içi bir platform üzerinden kamuoyunun erişimine açtı. Böylece vatandaşların metni incelemesi ve nihai şekli verilmeden önce görüş ve önerilerini sunması amaçlanıyor.

Komite, platformun devreye alınmasının, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın geçici anayasanın ilk taslağının yayımlanması ve 60 gün süreyle görüşlerin toplanması yönündeki kararı doğrultusunda gerçekleştiğini bildirdi.

Platformda, 13 bölüm ve 162 maddeden oluşan geçici anayasa taslağının tam metni yayımlandı. Taslak, maddelere giriş niteliğindeki bir önsözle başlıyor.

Mahmud Abbas, geçtiğimiz ağustos ayında ‘otoriteden devlete geçiş’ süreci için geçici bir anayasa hazırlanması amacıyla uzmanlar ve siyasetçilerden oluşan bir komite görevlendirmişti. Taslağın önsözünde, “Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve davasının adaletine dayanan, devredilemez ve sabit haklarından hareketle, halen işgal altında bulunan bir devlet için bu geçici anayasayı kaleme alıyoruz” ifadesine yer verildi.

Devlet başkanı ve yardımcısıyla ilgili maddeye olan ilgi

Devlet başkanı ve yardımcısına ilişkin maddeler, Filistin kamuoyunda özel bir ilgi uyandırdı ve geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Özellikle mevcut Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh’in görevde bulunması ve herhangi bir anda devlet başkanlığı görevini üstlenmesinin muhtemel görülmesi, söz konusu maddelerin siyasi önemini artırdı.

xsdvfe
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Arşiv – Fetih Hareketi internet sitesi)

Taslağın 74’üncü maddesi, “Devlet Başkanı’nın beş takvim yılı için, genel, gizli ve doğrudan oyla ve geçerli oyların salt çoğunluğuyla seçileceğini” hükme bağlıyor. Bu düzenleme, devlet başkanlığı süresinin 4 yıldan 5 yıla çıkarılması anlamına geliyor.

Madde ayrıca, bir kişinin devlet başkanlığı görevini birbirini izleyen ya da ayrı dönemler halinde en fazla iki tam dönem üstlenebileceğini öngörüyor.

Taslağın 79’uncu maddesi ise Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama, uygun gördüğü görevleri tevdi etme, görevden alma ve istifasını kabul etme yetkisi tanıyor. Bu hüküm, geçen yıl Mahmud Abbas’ın Hüseyin eş-Şeyh’i başkan yardımcısı olarak atamasıyla fiilen uygulanmıştı.

Ancak maddenin ikinci fıkrası tartışmalara yol açtı: “Devlet Başkanlığı makamının ölüm veya istifa nedeniyle boşalması halinde, görevi Meclis Başkanı devralır. Devlet Başkanı’nın ehliyetini kaybetmesi veya anayasal görevlerini yerine getirememesi durumunda ise makamın boşaldığı, Meclis üyelerinin salt çoğunluğunun talebi üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla ilan edilir ve Meclis Başkanı geçici olarak Devlet Başkanı’nın yetkilerini kullanır.”

sadcfgth
Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, yabancı ve Arap büyükelçilerle bir araya geldi. (Hüseyin eş-Şeyh’in ofisi)

Maddenin üçüncü fıkrası, Yasama Meclisi’nin mevcut olmaması halinde, Meclis Başkanı’nın yerine Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın vekâlet edeceğini hükme bağlıyor.

Dördüncü fıkraya göre ise her durumda yeni devlet başkanının, makamın boşalmasından itibaren en geç 90 gün içinde seçilmesi gerekiyor. Bu durumda başkanlık süresi, seçim sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren başlıyor.

Taslağın kabul edilmesi halinde, Mahmud Abbas’ın daha önce yayımladığı ve seçimler yapılıncaya kadar başkan yardımcısının geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmesini öngören kararnameyi yürürlükten kaldırıp kaldırmayacağı ise netlik kazanmış değil.

Eski büyükelçi Adli Sadık, yeni anayasa taslağının mevcut düzenlemeler çerçevesinde, makamın boşalması durumunda görevin Meclis Başkanı’na veya Anayasa Mahkemesi Başkanı’na geçeceği varsayımıyla, Hüseyin eş-Şeyh’in başkan yardımcılığı sıfatından yararlanmasına imkân tanımadığını savundu.

Ancak konuya yakın kaynaklar, 161’inci maddenin, Filistin Devlet Başkanlığı makamının boşalmasına ilişkin anayasal hükümlerin, ancak Yasama Meclisi seçimlerinin yapılmasının ardından yürürlüğe gireceğini şart koştuğunu belirtti.

Aynı kaynaklar, bunun genel yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılmasını gerektirdiğini vurgulayarak, “Her hâlükârda bir sonraki başkan seçimle gelmek zorunda. Eğer şu an bir boşalma olursa, başkan yardımcısı seçimler yapılıncaya kadar devleti yönetir” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynaklar ayrıca, Hüseyin eş-Şeyh’in de devlet başkanının yalnızca sandık yoluyla belirlenmesi gerektiğini savunduğunu ifade etti.

Öte yandan el-Ezher Üniversitesi öğretim üyesi Mervan el-Ağa, taslağın 11’inci maddesini eleştirdi. Söz konusu madde, “Filistin Devleti’nin kurulması, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Filistin halkının meşru ve tek temsilcisi sıfatını ortadan kaldırmaz” hükmünü içeriyor. El-Ağa, anayasa, kurumlar ve hukuki egemenliğe sahip bir devletin kurulmasının, temsil konusundaki ikili yapıyı fiilen sona erdirmesi gerektiğini savundu.

El-Ağa, Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama yetkisi tanıyan 79’uncu maddeye ilişkin önerilen düzenlemeyi de reddetti. El-Ağa, “Seçilmemiş bir kişiye olası başkanlık yetkilerinin devredilmesi, yerleşik demokratik ilkelerle çelişir” değerlendirmesinde bulundu. El-Ağa, esas olanın devlet başkanı ile yardımcısının birlikte ve genel seçim yoluyla belirlenmesi olduğunu vurguladı.

Ek eleştiriler

Geçici anayasa taslağı, Filistin’i ‘Arap ve Müslüman bir devlet; çoğulculuk, ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik esaslarına dayanan cumhuriyetçi bir sistem’ olarak tanımlıyor.

Filistinli hukuk uzmanı Ahmed el-Eşkar ise taslağın ‘gerçekten mükemmel’ olduğunu belirtti. Ancak Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, metinde ‘bazı basit biçimsel ve yapısal notlar ile anayasal düzenleme açısından eksiklikler’ bulunduğunu ifade etti.

vdfvfd
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Konseyi’nin 32. oturumundan, 23 Nisan 2025, Ramallah (EPA)

Filistin Ulusal Girişim Hareketi yöneticilerinden Gassan Cabir, taslağın 155’inci maddesini sert şekilde eleştirdi. Cabir, söz konusu maddenin ‘halkın iradesi açısından tehlike oluşturduğunu’ savunarak, Devlet Başkanı’na veya Meclis üyelerinin üçte birine anayasanın bir ya da daha fazla maddesinde değişiklik talep etme yetkisi tanıdığını belirtti.

Öte yandan avukatlar, hukukçular ve avukatlık ile yargı bağımsızlığı alanında faaliyet gösteren merkezler, geçici anayasa taslağının yargı erkini düzenleyen altıncı bölümüne (120-139. maddeler) ilişkin farklı düzeylerde olumlu ve eleştirel değerlendirmeler sundu.

Mahmud Abbas’ın iki ay içinde, iletilen görüş ve önerilerin değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılı bir rapor alması bekleniyor. Bu rapor doğrultusunda anayasa taslağının nihai metni hazırlanacak ve ardından halkoyuna sunulacak.


BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
TT

BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, çarşamba günü yayımlanan ve DEAŞ militanlarının oluşturduğu tehditleri ele alan raporda, Suriye Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın geçen yıl beş ayrı suikast girişiminde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın BM Terörle Mücadele Ofisi’nin hazırladığı ve Genel Sekreter António Guterres’in imzasıyla yayımlanan raporundan aktardığı bilgilere göre Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Halep’in kuzeyi ile Dera’nın güneyinde, DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü değerlendirilen bir paravan yapı tarafından hedef alındı.

Raporda, el-Şara’ya yönelik girişimlerin yanı sıra Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’ye yönelik suikast planlarının tarih ve ayrıntılarına yer verilmedi.

Suikast girişimlerinin, örgütün yeni Suriye yönetimini zayıflatma niyetinin ve ülkedeki güvenlik boşlukları ile belirsizlik ortamını aktif biçimde istismar ettiğinin göstergesi olduğu kaydedildi.

Raporda, el-Şara’nın DEAŞ tarafından birincil hedef olarak değerlendirildiği belirtilirken, söz konusu paravan yapının örgüte inkâr edilebilirlik imkânı sağladığı ve operasyonel kapasitesini artırdığı ifade edildi.

El-Şara, Aralık 2024’te muhalif güçlerin uzun süreli Devlet Başkanı Beşşar Esed’i devirmesinin ardından, 14 yıl süren iç savaşın sona ermesiyle birlikte Suriye’nin liderliğini üstlenmişti.

Kasım ayında hükümeti, bir dönem Suriye topraklarının geniş bir bölümünü kontrol eden DEAŞ’a karşı oluşturulan uluslararası koalisyona katıldı.

BM terörle mücadele uzmanları, örgütün ülke genelinde faaliyet göstermeyi sürdürdüğünü, özellikle kuzey ve kuzeydoğuda güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenlediğini belirtti.

13 Aralık’ta Palmira yakınlarında ABD ve Suriye güçlerine yönelik bir pusu saldırısında iki ABD askeri ile bir Amerikan sivil hayatını kaybetti; üç Amerikalı ve üç Suriyeli güvenlik görevlisi yaralandı. ABD Başkanı Donald Trump, DEAŞ unsurlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan askeri operasyonlar başlatarak saldırıya karşılık verdi.

BM terörle mücadele uzmanlarına göre DEAŞ’ın Irak ve Suriye genelinde çoğunluğu Suriye’de konuşlu olmak üzere yaklaşık 3 bin unusuru bulunuyor.

ABD ordusu, ocak ayı sonunda, kuzeydoğu Suriye’de tutulan DEAŞ mensuplarını güvenli tesislerde kalmalarını sağlamak amacıyla Irak’a nakletmeye başladı. Irak yönetimi, söz konusu militanları yargılayacağını açıkladı.

Suriye hükümet güçleri ise Kürt güçlerle varılan ateşkes kapsamında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından, binlerce DEAŞ tutuklusunun barındığı geniş bir kampın kontrolünü devraldı.

Çarşamba günü BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan raporda, ateşkes anlaşmasından önce, aralık ayı itibarıyla ülkenin kuzeydoğusundaki Hol ve Roj kamplarında 25 bin 740’tan fazla kişinin bulunduğu, bunların yüzde 60’ından fazlasını çocukların oluşturduğu; diğer gözaltı merkezlerinde ise binlerce kişinin daha tutulduğu belirtildi.