Hamas'ın yeni lideri Halid Meşal mi?

Meşal, 1997 yılında İsrail'in suikast girişiminden kurtulmuş, 2004 yılından 2017 yılına kadar Hamas Siyasi Büro Başkanlığı görevini üstlenmişti

Halid Meşal (AP)
Halid Meşal (AP)
TT

Hamas'ın yeni lideri Halid Meşal mi?

Halid Meşal (AP)
Halid Meşal (AP)

Hamas Hareketi’in yeni lideri olmaya aday olan Halid Meşal, 1997 yılında Ürdün'ün başkenti Amman'da bulunan ofisinin önündeki bir sokakta İsrailli ajanların kendisine karşı zehir enjekte ederek düzenledikleri başarısız suikast girişiminden sağ kurtulmasının ardından tüm dünyada tanındı.

Dönemin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun talimatıyla Filistinli hareketin üst düzey isimlerinden biri olan Meşal’e düzenlenen suikast girişimi, Ürdün Kralı Hüseyin'i o kadar öfkelendirdi ki, Meşal’e enjekte edilen zehrin panzehri Amman'a ulaştırılmadığı takdirde suikastçıları asmakla ve İsrail ile barış anlaşmasını feshetmekle tehdit etti.

İsrail istenileni yaptı. Bunun yanında Hamas Hareketi’nin kurucu lideri Şeyh Ahmed Yasin'i serbest bırakmayı da kabul etti. Ancak serbest bıraktıktan yedi yıl sonra onu Gazze'de düzenlediği suikastla öldürdü.

İsrailliler ve Batılı ülkeler, İran tarafından desteklenen Hamas Hareketi’ni ‘İsrail'i yok etmeyi amaçlayan bir terör örgütü’ olarak görüyor. Hamas, İsrail'de intihar saldırıları düzenlemekle ve İsrail'e karşı birçok operasyon gerçekleştirmekle suçlanıyor.

Filistinliler ise Meşal’i ve Hamas’ın diğer üst düzey liderlerini, Filistin topraklarının İsrail işgalinden kurtarılması için mücadele eden ve uluslararası diplomasinin başarısız olduğu bir dönemde, davalarını canlı tutan savaşçılar olarak görüyorlar.

Meşal, (68) İsrail'in suikast girişiminden bir yıl önce Hamas'ın yurt dışındaki lideri oldu. Bu görev ona, İsrail'in Hamas’ın diğer yetkililerine uyguladığı katı seyahat kısıtlamalarına maruz kalmadan dünyanın dört bir yanında ülkelerin hükümetleriyle yapılan toplantılarda Hamas Hareketi’ni temsil etme olanağı sağladı.

Hamas kaynakları, Meşal'in çarşamba sabahı İran’ın başkenti Tahran’da uğradığı suikast sonucu öldürülen İsmail Heniyye'nin yerine seçilmesinin beklendiğini söylediler. Heniyye suikastının ardından hem Tahran’dan hem de Hamas’tan ‘bunun karşılıksız kalmayacağına’ dair açıklamalar geldi.

Gazze'deki savaşta ateşkese varılması için İsrail ile dolaylı olarak yapılan müzakerelerde Hamas heyetine başkanlık eden Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye de İran ve İran’ın bölgedeki müttefiklerinin gözdesi olması ve Katar'da bulunması nedeniyle Hamas’ın liderliğini devralabilir.

Meşal'in İran ile ilişkileri, 2011 yılında Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e karşı Sünnilerin öncülüğünde başlatılan ayaklanmaya verdiği destek nedeniyle gerilmişti.

İsrail, 1987 yılında İsrail'in Batı Şeria’yı ve Gazze'yi işgaline karşı Filistinlilerin başlattığı ilk ayaklanmada yani Birinci İntifada sırasında Hamas Hareketi’nin kurulmasından bu yana birçok Hamas liderine ve üyesine suikast düzenledi ya da suikast girişiminde bulundu.

Meşal, 1990'lı yılların sonlarından bu yana Hamas liderliğinin en tepesindeki isim olsa da İsrail Gazze'de Hamas'ın diğer üst düzey isimlerine suikast planları yaparken o çoğunlukla yurt dışında, görece güvende olduğu bir yerde çalışmalarını sürdürdü.

İsrail, Hamas’ın kurucu lideri Şeyh Ahmed Yasin'i 2004 yılının mart ayında Gazze'de düzenlediği bir hava saldırısında öldürülmesinden bir ay sonra halefi Abdulaziz Rantisi'yi  de öldürdü. Bunun üzerine Meşal, Hamas'ın liderliğini tamamen üstlendi.

Meşal, tıpkı diğer Hamas liderleri gibi bağımsız bir Filistin devleti kurulması için İsrail'e karşı daha pragmatik bir yaklaşım benimsemenin mi yoksa Hamas’ın 1988 tarihli tüzüğünde İsrail'in yok edilmesi çağrısı yapıldığı için savaşmaya devam etmenin mi daha iyi olacağı gibi hassas bir meseleyle karşı karşıya kaldı.

İsrail'e karşı tutumunu yumuşattı

Meşal, İsrail ile kalıcı bir barış anlaşması yapmaya karşı olsa da 1990'lı yılların sonu ve 2000'li yılların başında İsrail'e intihar bombacıları gönderen Hamas'ın uzun vadeli bir ateşkes karşılığında Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs'ü kapsayan bağımsız bir Filistin devletini kabul edebileceğini söyledi.

Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail'e düzenlediği saldırı, hareketin önceliklerini ortaya koydu. Şarku'l Avsat'ın İsrail kaynaklarından elde ettiği rakamlara göre saldırıda bin 200 kişi öldü, 250'den fazla kişi de rehin alındı.

İsrail, Hamas’ın bu saldırısına Gazze Şeridi’ne savaş açarak karşılık verdi. İsrail’in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşta şimdiye kadar 39 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, yoğun bir nüfusa sahip olan Gazze’nin büyük bir kısmını enkaza dönüştü.

Meşal, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısının Filistin davasını yeniden dünyanın ilgi odağı haline getirdiği açıklamasında bulunmuştu. Araplara ve Müslümanlara İsrail'e karşı savaşa katılma çağrısında bulunan Meşal, Hamas'ı savaştan sonra Gazze Şeridi'nin yönetiminden uzaklaştırmak isteyen İsrail ve ABD'ye karşı, mevcut savaşın sona ermesinden sonra Gazze'yi kimin yöneteceğine sadece Filistinlilerin karar verebileceğini söyleyerek rest çekti.

Müslüman Kardeşler’e katılması

Meşal, hayatının büyük bölümünü Filistin toprakları dışında geçirdi. Batı Şeria'nın Ramallah kenti yakınlarındaki Silvad kasabasında doğan Meşal, henüz çocukken ailesiyle birlikte Kuveyt'e taşınmıştı.

Meşal, 15 yaşındayken Ortadoğu'daki en köklü İslami grup olan Müslüman Kardeşler’e (İhvan-ı Müslimin) katıldı. Müslüman Kardeşler, 1980'li yılların sonunda İsrail işgaline karşı başlayan Birinci İntifada sırasında Hamas'ın kurulmasında etkili oldu.

Hamas'ın diğer liderleri uzun süreler İsrail hapishanelerinde çürürken Meşal, uzun yıllar öğretmen olarak çalıştı ve ardından yurt dışından Hamas'a destek toplamaya başlamadı. Suikasttan kıl payı kurtulduğunda Ürdün'de Hamas için yabancı ülkelerden bağış toplama işlerinden sorumluydu.

Netanyahu, 1997 yılında 16 kişinin öldüğü ve Hamas'ın sorumlu tutulduğu Kudüs'teki bir pazara düzenlenen bombalı saldırıya misilleme olarak İsrail İstihbarat Servisi Mossad ajanlarına Meşal'i öldürme talimatı verdiğinde tesadüfen Meşal'in konumunu sağlamlaştıran önemli bir rol oynadı.

Ürdün polisi, Meşal'e sokak ortasında zehir enjekte edilerek suikast girişiminde bulunan şüphelileri yakaladı. Bunun üzerine dönemin İsrail Başbakanı Netanyahu Meşal’in tedavisi için Ürdün’e panzehri göndermek zorunda kaldı. Bu olay, Meşal'i Filistin direnişinin bir kahramanı haline getirdi.

Ürdün sonunda Hamas’ın Amman'daki ofisini kapattı ve Meşal'i Katar'a sınır dışı etti. Meşal, 2001 yılında Suriye'ye taşındı.

Hamas'ı 2004 yılından 2012 yılının başlarına kadar Şam'dan yöneten Meşal, Suriye Devlet Başkanı Esed'in rejime karşı ayaklanmaya katılan Sünnilere yönelik acımasız uygulamaları nedeniyle ülkeyi terk etti. Meşal, şu an Doha ve Kahire arasında gidip geliyor.

Meşal’in Suriye'den ani şekilde ayrılmak zorunda kalması başlarda Hamas içindeki konumunu zayıflattı. Çünkü Hamas için büyük önem taşıyan Şam ve Tahran ile ilişkileri ona güç veriyordu. Bu bağlar zedelendikçe ya da koptukça rakipleri Gazze'de otorite kurmaya başladı.

Meşal, bu gelişmenin Hamas'ın başlıca finansman ve silah kaynağı olan İran ile ilişkileri etkilediğini söyledi. Bu arada İsrail, iddialı nükleer programı nedeniyle varlığına yönelik en büyük tehdidi İran'ın oluşturduğuna inanıyor.

Gazze Şeridi'ni ilk kez 2012 yılı sonlarında ziyaret eden ve Hamas'ın 25. yıldönümü kutlamalarının açılış konuşmasını yapan Meşal, 11 yaşındayken Batı Şeria'dan ayrıldığından beri Filistin topraklarını hiç ziyaret etmemişti.

O yurt dışındayken, Hamas 2007 yılında laik görüşlü rakibi Fetih Hareketi’ni (El Fetih) kısa süren bir iç savaşta yenilgiye uğrattı. Gazze Şeridi’nin yönetimini, İsrail ile barış görüşmelerine açık olan Batı destekli Filistin Yönetimi'nin başı Mahmud Abbas'ın liderliğindeki El Fetih’ten aldı.

Meşal ile Gazze'deki Hamas liderleri arasında, Abbas ile uzlaşı girişimleri konusunda görüş ayrılığı ortaya çıktı.

Meşal daha sonra bu anlaşmazlık nedeniyle istifa etmek istediğini açıkladı. Ardından 2017 yılında yerine Gazze'deki Yardımcısı İsmail Heniyye, Hamas Siyasi Büro Başkanı olarak seçildi.  Meşal de çalışmalarını yurt dışından sürdürmeye devam etti.

Meşal, 2021 yılında Hamas'ın yurt dışı sorumlusu olarak seçilmişti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.