Şarku'l Avsat kaynakları: Gazze'deki saldırıda Hamas siyasi bürosunun iki üyesi ve üç askeri lider öldürüldü

Ruhi Müştehi (Filistin medyası)
Ruhi Müştehi (Filistin medyası)
TT

Şarku'l Avsat kaynakları: Gazze'deki saldırıda Hamas siyasi bürosunun iki üyesi ve üç askeri lider öldürüldü

Ruhi Müştehi (Filistin medyası)
Ruhi Müştehi (Filistin medyası)

Hamas'a yakın kaynaklar bugün (cuma) İsrail'in Gazze'deki bir yeraltı tünelinde hareketin siyasi bürosunun iki üyesine ve onlarla birlikte olan üç askeri komutana suikast düzenlediğini açıkladı. Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, suikasta kurban giden iki ismin Hamas'ın siyasi büro üyelerinden Ruhi Müştehi ve Samih es-Serrac olduğunu bildirdi.

Aynı kaynaklara göre, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'ndan üç askeri komutan da aynı saldırıda öldürüldü: İlki, Gazze Tugayı'ndaki istihbarat servisinin liderlerinden, bir dönem operasyonların başındaki isim ve seçkin komutanlardan biri olan Abdulhadi Siyam. İkincisi, Hamas'ın siyasi kademesindeki Genel Güvenlik Servisi'nin liderlerinden biri olan ve el-Kassam Tugayları'nın istihbarat servisi ile hükümetin iç güvenlik servisinden ayrı olan Sami Avde. Üçüncüsü ise Gazze Tugayı'ndaki füze biriminin liderlerinden Muhammed Hadid.

Kaynaklar, bir buçuk haftadan daha uzun süre önce bir İsrail uçağının Gazze şehrinin güneybatısındaki es-Sınaa bölgesi civarında, altında bir tünel bulunan hedefi bombaladığını ve tünelin içindekilerin üzerine çökmesine neden olduğunu belirtti.

scdvfb
İsrail ordusu tarafından geçtiğimiz nisan ayında yayınlanan ve Hamas'a ait olduğu iddia edilen bir tünelin fotoğrafı (AFP)

Kaynaklar, tünelin mevcut savaşın başında bombalandığını ve kısmen hasar gördüğünü, bazı noktalarının onarıldığını, daha sonra söz konusu liderlerin yaklaşık bir buçuk ay önce, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin farklı bölgelerine, özellikle de son zamanlarda saha komutanlarına yönelik bir dizi suikasta ve sığınaklarla diğer merkezlerin yıkılmasına tanık olan Gazze şehrine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırması ışığında buraya nakledildiğini belirtti.

Hayatta kalanları aramak

Komuta ve kontrol tünellerinden biri olarak kabul edilen, içinde uyumak için odalar bulunan ve uzun süre kalmaya uygun olan tünel, daha önce bombalanmasına rağmen güvenlik durumu nedeniyle içindeki siyasi ve askeri liderleri güvence altına almak amacıyla kısmen onarıldı.

Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, tünelin bombalanmasından bu yana içeridekileri kurtarmak için yoğun girişimlerde bulunulduğunu, ancak kimsenin bunu başaramadığını söyledi.

cdvfgrtcdfrg
Yahya Sinvar ve İsmail Heniyye, 2017 yılında Gazze Şeridi'nde düzenlenen bir etkinlik sırasında (AFP)

El-Kassam Tugayları'nın dört üyesi bombalandıktan sonra tünele inerek içeridekileri bulmaya ya da en azından akıbetlerini öğrenmeye çalışmakla görevlendirilmiş, ancak İsrail'in kullandığı füzelerin yol açtığı büyük toksin nedeniyle içeride ölmüşlerdi. Daha sonra bölgeye ulaşmak, önceki unsurların cesetlerinin yanı sıra Hamas liderlerinin cesetlerini bulmak için dört unsur daha görevlendirildi ve birkaç gün süren bir operasyonla onları almak için daha fazla unsur getirildi. Kaynaklar, Müştehi, es-Serrac ve onlarla birlikte olan askeri ve güvenlik liderlerinin perşembe akşamı defnedildiğini belirtti.

Sinvar'a yakınlık

Müştehi'nin öldürülmesiyle birlikte Gazze Şeridi'nde yer alan Hamas hareketinin lideri Yahya Sinvar, kendisine çok yakın bir ismi kaybetmiş oldu. İkili uzun yıllar İsrail hapishanelerinde birlikte yaşamışlardı. İkisi de Gilad Şalit anlaşmasıyla 2011 yılında serbest bırakıldı. Hamas'ın iç seçimlerine katıldılar. Örgütte lider oldular ve birçok noktayı kontrol ediyorlardı. Ayrıca Muhammed ed-Dayf ve el-Kassam Tugayları liderliği ile özel bir ilişkileri vardı.

Samih es-Serrac, medyada nadiren görünen isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Ancak Hamas'ın önde gelen isimlerinden biridir. Hareketin ortaya çıkış yıllarını, büyüme ve gelişme aşamalarını yaşamış olan ikinci kuşaktan biri olarak kabul edilir. Ayrıca üç seçim dönemi boyunca siyasi büro üyeliği yapmış bir isimdir. Önemli ve etkili bir güvenlik figürü olduğu bilinir. Bazı mali dosyaların yönetiminde de rolü vardır.

xsdvfb
Gazze Şeridi'ndeki İsrail askerleri (AFP)

Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Medya Sorumlusu İzzet er-Rişk, el-Kassam Tugayları liderlerinden herhangi birinin vefatını doğrulamanın ya da yalanlamanın tugayların ve hareketin liderliğini ilgilendiren bir konu olduğunu söyledi. Er-Rişk, “İkisinden biri (el-Kassam Tugayları ve Hamas liderliği) bunu açıklamadıkça, medyada ya da başka herhangi bir tarafça yayınlanan hiçbir haber doğrulanamaz” ifadesini kullandı. Er-Rişk, el-Kassam Tugayları lideri Muhammed ed-Dayf'ın Han Yunus'ta İsrail tarafından düzenlenen bir hava saldırısında öldürüldüğüne ilişkin iddialara da yanıt verdi.

Bir dizi suikast

Mevcut savaş sırasında el-Kassam Tugayları sadece Merkez Tugay Komutanı Eymen Nevfel ve Kuzey Tugayı Komutanı Ahmed el-Gandur'un öldürüldüğünü duyururken, siyasi kademe ise sadece Ahmed Bahar'ın öldürüldüğünü duyurdu. Ancak daha sonra hayatta olduğu ortaya çıktı.

El-Kassam Tugayları, ed-Dayf'ın yanı sıra yardımcısı Mervan İsa ve Han Yunus Tugayı Komutanı Rafi Selame'yi hedef alan İsrail saldırılarında başarılı bir şekilde öldürüldüğüne dair haberler hakkında yorum yapmayı reddetti. Ancak Hamas'a yakın kaynaklar, İsrail'in ed-Dayf'ı hedef aldığını söylediği operasyondan saatler sonra Rafi Selame'nin öldürüldüğünü doğruladı. Aynı kaynaklar, Mervan İsa'nın da geçtiğimiz mart ayında Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir tünelin hedef alındığı hava saldırısında öldürüldüğünün tespit edildiğini bildirdi.

Bu suikastlar, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'yi Tahran'da hedef alan ve İsrail'in sorumluluğunu ne kabul ne de inkâr ettiği operasyonun ışığında gerçekleşti. İsrail geçtiğimiz ocak ayında Beyrut'ta düzenlediği bir hava saldırısında Heniyye'nin yardımcısı Salih el-Aruri'ye suikast düzenlemişti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.