Seçim iyimserliği ile bölgesel kötümserlik arasında ABD ve İran

Yakınlaşma ancak Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi çerçevesinde daha büyük, daha kapsamlı bir anlaşma bağlamında gerçekleşecektir

İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (AFP)
İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (AFP)
TT

Seçim iyimserliği ile bölgesel kötümserlik arasında ABD ve İran

İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (AFP)
İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (AFP)

Nebil Fehmi

19 Mayıs'taki helikopter kazası ve cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin ölümünün ardından İran'da düzenlenen acil seçimlerde siyasetçi doktor Mesud Pezeşkiyan'ın zafer kazanmasıyla, bazıları, seçilen Cumhurbaşkanının reformist yönelimleri ve uluslararası sisteme entegre olma eğilimlerinin bir sonucu olarak, İran-Amerikan ilişkilerinin gidişatında bir atılım yaşanması olasılığı konusunda iyimserliğe kapıldılar. Bu konuda iyimser olmalarının bir diğer nedeni, yardımcılarından pek çoğunun daha önce, Almanya'nın yanı sıra Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesiyle İran arasında nükleer anlaşmanın imzalanmasına yakından katkıda bulunan Muhammed Cevad Zarif'in ekibinden olması, ayrıca sorunlara ve gerginliklere rağmen iki ülke arasında geçmişte Umman ve Viyana'da yapılan bazı ikili süreçlerin sürdürülmesi.

Bu iyimserlik Demokrat Parti'nin yaşadığı hatta Joe Biden'ın son haftalarda seçim kampanyasına devam etmeyeceğini açıklamasıyla daha da güçlenen sarsıntıya rağmen devam etti. Bazıları Biden’ın seçimlerden çekilmesinin onun üzerindeki siyasi baskıyı hafifleteceğine inanıyor. Kamala Harris'e bunun sorumluluğunu yüklemeden, siyasi mirasını ve uluslararası ilişkilerde yetenekli bir oyuncu olarak konumunu desteklemek için önümüzdeki birkaç ay içinde hızlı ve etkili bir şekilde hareket etmesine olanak sağlayacağını düşünüyor.

Ben her zaman kavga, gerginlik ve askeri harekat tehdidi yerine diplomasi yolunu tercih ederim, özellikle de bunların ne kadar maliyetli ve yararsız olduğunu herkes çok iyi bildiği için. Bölgesel ve uluslararası uzlaşmanın sağlanması, ülkeler arasındaki ilişkileri düzenleyen yasalara ve çıkarlara saygı gösterilmesi amacıyla İran ile diyalogu hâlâ tüm samimiyetimle destekliyorum.

Şu anda ABD ve İran'ın kasıtlı olarak aralarında gerilimi tırmandırmaya çalıştığına inanmıyorum ve mümkünse bundan kaçındıklarını düşünüyorum. ABD'nin İran ile ilgili öncelikleri, Gazze'de ve Güney Lübnan'da Hizbullah ile sorunları büyütmeden ve genişletmeden kontrol altına almakla bağlantılı. ABD Özel Temsilcisi Hochstein'ın nükleer sorunla ilgili bir krizden kaçınmanın yanı sıra amaçladığı da bu.

İran’a gelince, yeniden değerlendirme ve uluslararası ve bölgesel yeniden konumlandırma aşamasında bulunuyor. Ama Suudi Arabistan-İran anlaşması doğrultusunda bölgesel açılım, Asya'ya özel olarak odaklanma ile uluslararası alanda disiplinle hareket etme, ABD konusunda da beklenen Harris veya Trump yönetimlerinin pozisyonlarının ne olacağını görmek için beklemede kalma dahil dış politikasının büyük bir kısmını eskisi gibi sürdürmesi bekleniyor.

Her ne kadar her ikisinin de işlerin çığırından çıkmasını istemediği, çatışmaların sıkı ve kontrollü kalmasını tercih ettiği kanaatinde olsam da, Ocak 2025'te iktidarın Biden'dan yeni başkana devredilmesinden önce, önümüzdeki aylarda ABD-İran ilişkilerinde hızlı ilerleme sağlanabileceği konusunda iyimser olanların görüşlerine katılmıyorum. En fazla İsrail ve Hizbullah gerilimi konusunda işlerin daha da kötüye gitmesinin ve kontrolden çıkmasının önlenmesini umabiliriz. Ama bu konuda İsrail'in İran'dayken İsmail Heniyye'ye suikast düzenlemesi ve bölgesel gerginlik yaratma çabası, İran'ın buna verilecek uygun yanıta ilişkin kısa ve uzun vadeli hesapları, ABD'ye İran’ı olası herhangi bir yanıttan caydırmaya çalışmayı dayatan seçim baskıları nedeniyle daha da zor ve hassas hale geldi.

İran Devrimi'nin Dini Lideri Ali Hamaney'in ana ve belirleyici taraflarının ABD ve İran olduğu altılı nükleer anlaşmayı onayladığını belirtmek gerekir. Ancak Amerikan politikasında görüşlerin net olmaması, İran'ın Biden yönetimiyle yeni bir siyasi maliyet içeren anlaşmalara vararak yeniden riske girmesini pek mümkün kılmıyor. Kaldı ki Donald Trump ile bir kez daha karşı karşıya gelmesi ve onun da ilk döneminde olduğu gibi anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ihtimali var. Yahut Demokrat Parti kasım ayında yapılacak kongre seçimlerinde yeterli çoğunluğu elde edemezse Kongre gelecekte anlaşmayı onaylamayı reddedebilir. Zira tıpkı daha önceki anlaşmanın İran'ın nükleer yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini takip etmek, uranyum zenginleştirme konusunda kontroller yapmak için bir komite kurulmasını içermesi gibi, İran tarafının, anlaşmanın yaptırımların kaldırılmasına yönelik tedbirlerin uygulanmasını takip edecek bir komite oluşturulmasına yönelik açık metinler içermesinde diretmesi bekleniyor.

Bu dosyada önemli bir ilerleme kaydedilmesinin, Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi ve dengelerin ayarlanması sürecine dahil olan bir grup başka dosyayla bağlantılı olduğunu da hesaba katmak gerekiyor. İran ve Suudi Arabistan akıllıca davranıp ilişkilerini kademeli olarak geliştirmeye devam ediyorlar. Aynı zamanda her ikisinin de ABD ile bölgesel dengeleri etkileyen önemli ve hassas istişareleri ve talepleri var.

İsrail, Gazze Şeridi, Güney Lübnan'daki çatışmalar ve benzeri konularda İranlıların oluşturduğu tehlikeyi vurgulamak için Amerikan siyasi arenasında yoğun baskı uyguluyor. İsrail'in bölgedeki tek demokratik devlet olduğunun ve başkaları tarafından tehdit edildiğinin altını çizmeye yönelik devam eden ve olağan çabaları bağlamında İran'ı gerektiği şekilde kışkırtmaktan çekinmiyor.

İsrail aynı zamanda Suudi Arabistan’ın güvenlik anlaşmaları ve mutabakatları ya da gelişmiş silahlanma ve barışçıl nükleer teknoloji geliştirme için destek sağlanmasına ilişkin kaygılarına ve taleplerine, Riyad kendisi ile normalleşme yönünde adımlar atmadıkça yanıt vermemesi için de ABD'ye yoğun baskı yapıyor. Suudi Arabistan'ın ise bu konudaki tutumu net ve sabit. İsrail ile barışın başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına ilişkin Tel Aviv’den açık bir taahhüt ve geri dönüşü olmayan icraatlar gerektirdiğini düşünüyordu ve halen de düşünüyor. Binyamin Netanyahu liderliğindeki herhangi bir hükümetinse bunlara uyması pek mümkün değil.

Netanyahu'nun ABD Kongresinde yaptığı son konuşmada İsrail'in olumsuz tutumu bir kez daha açıkça görüldü. Bu konuşma içerik olarak zayıftı, Cumhuriyetçi üyeler tarafından teatral bir şekilde karşılandı, ama yaklaşan başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti'nin beklenen adayı olan Başkan Yardımcısı da dahil olmak üzere çok sayıda Demokrat üye yoktu. Keza Demokrat Parti bloğunun Başkanı Chuck Schumer, Netanyahu ile el sıkışmaktan tamamen kaçındı.

Tüm bu değerlendirmelerin yanı sıra, Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi çerçevesinde birçok konuyu içeren daha büyük ve kapsamlı bir anlaşma bağlamı dışında ABD-İran ilişkilerinde gerçek anlamda olumlu bir gelişme göreceğimize inanmıyorum. Bu anlaşmaysa, çeşitli bölgesel tarafların ABD'nin taahhütlerine olan güvenini ve caydırıcı gücünden ya da herhangi bir ihlale karşı yanıtından korkmasını gerektiriyor. Ama Amerikan tarafındaki genel vizyon ve strateji eksikliği, oradaki siyasi haritanın istikrarsızlığı nedeniyle her ikisi de şu anda mevcut değil. Bu konular seçim süreci boyunca ve sonrasında yeni başkanın tutumu ve kararlılığı netleşene kadar aylarca devam edecek.

Bu nedenle, Amerikan ve İran tarafının önümüzdeki aylarda aralarındaki ilişkileri olduğu gibi, mümkünse herhangi bir ilerleme veya ciddi bir gerilime yol açmadan sürdürmeye çalışacağını tahmin ediyorum. Buna İsrail ve İran'ın yanı sıra Türkiye'nin de öncülük ettiği bölgesel tarafların Ortadoğu ve Körfez'deki bazı önemli konumları ve kazanımları sağlamlaştırmaya, böylece kendisini gelecekteki Amerikan düşüncelerine ve planlamalarına dayatmaya yönelik aktif çabalarının eşlik etmesini bekliyorum. Bunun, ne ABD ne de İran ya da diğerlerinin çıkarlarını göz ardı etmemeleri için, Arap ülkelerini bunu hesaba katarak haklarını güvence altına almak, bölgesel koşulların şekillenmesine katkıda bulunmak amacıyla hızla harekete geçmelerini sağlamasını umuyorum.



Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.


Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yeni Delhi’nin Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle daha önce Hindistan menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25’lik ek gümrük vergilerini kaldırma kararı aldı. Karar, iki ülke arasında bu hafta varılan ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte alındı.

Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre Hindistan, Rus petrolünü doğrudan ya da dolaylı yollarla ithal etmeyi durdurmayı taahhüt etti.

Kararnamede ayrıca, Yeni Delhi’nin ABD’den enerji ürünleri satın almayı ve ‘önümüzdeki on yıl boyunca savunma iş birliğinin genişletilmesine yönelik ABD ile bir çerçeveye bağlı kalmayı’ kabul ettiği belirtildi.

Yüzde 25 oranındaki ek ABD gümrük vergilerinin, bugün ABD doğu saatiyle sabah 12.01 itibarıyla kaldırılacağı bildirildi.

Karar, Trump’ın birkaç gün önce Hindistan ile bir ticaret anlaşmasına varıldığını açıklamasının ardından geldi. Anlaşma, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesini, buna karşılık Başbakan Narendra Modi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan petrol alımını durdurma taahhüdünü içeriyor.

Anlaşma kapsamında Washington, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e indirmeyi kabul etti.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Hindistan’ın önümüzdeki beş yıl içinde ABD’den enerji ürünleri, uçaklar, değerli metaller, teknoloji ürünleri ve kömür olmak üzere toplam 500 milyar dolar tutarında alım yapmayı planladığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşma, Trump’ın Rus petrolü alımlarının sona erdirilmesini Ukrayna’daki savaşı finanse eden bir unsur olarak görmesi nedeniyle, Washington ile Yeni Delhi arasında aylardır süren gerilimi de azaltıyor.

Anlaşmayla birlikte Trump ile Modi arasındaki yakın ilişkilerin yeniden canlandığına dikkat çekilirken, ABD Başkanı daha önce Modi’yi ‘en yakın dostlarından biri’ olarak nitelendirmişti.