Çin'in Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi’ne temkinli yaklaşmasının dört nedeni

Kalkınma Yolu Projesi, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi için bir alternatif mi yoksa tamamlayıcı mı?

Irak’ın güneyindeki Basra ilinin kuzeyinde yer alan Nahr Bin Ömer Petrol Sahası’ndaki petrol boru hattı, 22 Mart 2022
Irak’ın güneyindeki Basra ilinin kuzeyinde yer alan Nahr Bin Ömer Petrol Sahası’ndaki petrol boru hattı, 22 Mart 2022
TT

Çin'in Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi’ne temkinli yaklaşmasının dört nedeni

Irak’ın güneyindeki Basra ilinin kuzeyinde yer alan Nahr Bin Ömer Petrol Sahası’ndaki petrol boru hattı, 22 Mart 2022
Irak’ın güneyindeki Basra ilinin kuzeyinde yer alan Nahr Bin Ömer Petrol Sahası’ndaki petrol boru hattı, 22 Mart 2022

Shirley Ze Yu

Asya ve Avrupa'nın kesişme noktasında yer alan Irak’ın coğrafi konumu, iki büyük bölgesel güç olan Suudi Arabistan ve İran ile sınır komşusu olması nedeniyle hem bir nimet hem de bir lanet. Ancak geniş petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen Irak’ın kıyaya 58 kilometre olan uzaklığı, uluslararası sulara doğrudan erişimini sınırlıyor. Irak bu yüzden ihraç etmek için petrolünü Arap Yarımadası'ndan Basra Körfezi, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden geçirerek Akdeniz'e ulaştırmak zorunda.

Bu yüzden çevre sularda barış ve komşu ülkelerle iyi ilişkiler Irak ekonomisi için kritik öneme sahip. Irak, ticaret hacmini artırmak ve ekonomisini çeşitlendirmek için demiryolu ve karayolu taşımacılığını birleştiren ikili bir koridor olan bin 200 kilometre uzunluğundaki 'Kalkınma Yolu Projesi’ni geliştirmeyi planlıyor. Bu yol Basra şehrindeki Büyük Faw Limanı'ndan başlayıp Basra'dan ve petrol zengini bölgelerden geçerek kuzeye, Türkiye sınırına kadar uzanıyor.

Kalkınma Yolu Projesinde İran ve Türkiye'nin desteğiyle, Süveyş Kanalı'nı atlayarak ve inşa halindeki Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'nu (IMEC) tamamlayarak alternatif bir Avrasya rotası oluşturulması amaçlanıyor.

Kalkınma Yolu Projesi’nin başarılı bir şekilde uygulanması halinde yerel istihdam olanaklarını artıracağı, kıtalar arası ticareti kolaylaştıracağı ve yeşil kalkınmaya odaklanan özel ekonomik bölgeler ve yeni şehirler kurulmasını sağlayacağına ve böylece, petrol dışındaki projeler için ekonomik kaldıraç olan yeni bir gerçekliği destekleyeceğine şüphe yok.

zxscdfg
Nahr Bin Ömer Petrol Sahası açıklarında Şattularap Nehri’ndeki bir tekne, 18 Temmuz 2022 (AFP)

On yıllar süren savaş Irak'ın siyasi bütünlüğünü zayıflattı ve Kalkınma Yolu Projesi de çeşitli güvenlik ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya. Kalkınma Yolu Projesi, Avrasya bölgesi ticareti için potansiyel bir koridor olacağından malların serbestçe akışının güçlü bir güvenlik yapısıyla garanti altına alınması gerekiyor. Peki, böyle bir güvenlik garantisini kim verecek? Böylesi büyük bir projeyi hayata geçirecek siyasi iradenin birbirini takip eden liderlikler ve yönetimler tarafından sürdürülmesini kim sağlayacak?

Üstüne üstlük Kalkınma Yolu Projesi’nin gelecekte başarılı olması için Asya ve Avrupa, özellikle de Çin ve Avrupa arasındaki ticaretin güçlü bir şekilde büyümesi gerekiyor. Fakat Batı ülkeleriyle Çin arasındaki mevcut ticari anlaşmazlık, Avrupa’nın bazı Çin ürünlerine, özellikle de elektrikli arabalara ek gümrük vergisi uygulamasına ve üretim ve tedarik zincirlerini Çin'den diğer Asya ülkelerine kaydırmasına yol açmıştı. Önümüzdeki on yıl içinde Çin ve Avrupa arasında ticareti yapılan malların hacminin önemli ölçüde artması beklenmiyor. Bu sorunlu bir durum, çünkü Kalkınma Yolu Projesi, inşaat ve işletme maliyetlerini dengelemek için yüksek ticaret hacimlerine dayanıyor. Bu yüzden Çin Asya ile Avrupa arasındaki ticaret hacminin azalması, böylesine büyük bir altyapı projesinin mali uygulanabilirliği ve ekonomik sürdürülebilirliği açısından iyiye işaret değil.

Kuşak ve Yol Girişimi’nin tamamlayıcısı olarak Kalkınma Yolu Projesi

Birçok kişi, Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi’nin Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) için bir alternatif mi yoksa tamamlayıcı mı olduğunu sorguluyor. BRI, daha önce var olmayan altyapı bağlantıları ve ticaret koridorları oluşturarak Avrasya ticaretini modernleştirmeyi amaçlıyor. Bugün Avrasya’daki kıtasal demiryolu ağları, Çin'in doğu kıyısından ve Orta Asya üzerinden Batı Avrupa'ya ticaret hatlarını birbirine bağlıyor. Bunun yanında kara koridorlarını Çin'in güneybatısından Süveyş Kanalı üzerinden ticareti yapılan malların Batı Avrupa'ya ulaştığı Pakistan'daki Gwadar Limanı’na ulaştırıyor. Özel bir rota yok, çünkü ‘tüm yollar Roma'ya çıkar’. Dolayısıyla Irak ve Türkiye arasında oluşturulacak potansiyel bir ulaşım koridoruyla Çin malları Pakistan'daki Gwadar Limanı'ndan doğrudan Körfez üzerinden Irak'taki Büyük Faw Limanı'na kadar uzanabilir. Şarku'l Avsat'ın Majalla'dan aktardığı analize göre bu rota, Çin'in uluslararası rakibi Hindistan'ın ihraç ettiği benzer mallardan daha hızlı ve daha ucuza sevkiyat yapılmasını sağlayacağı için Çin'e önemli bir avantaj sunacaktır.

“Kalkınma Yolu Projesi’nin bir rakibi daha var, o da IMEC ve en az onun kadar iddialı bir proje.

Ancak Kalkınma Yolu'nun başka bir rakibi daha var, o da IMEC ve en az onun kadar iddialı bir proje. IMEC aynı zamanda ABD ile ABD’nin bölgedeki müttefikleri tarafından yönetiliyor. Bu çok yönlü ulaşım koridoru, küresel bir ticaret merkezi haline gelmeye başlayan Hindistan, büyük ticaret fazlalarına sahip olan ve büyük ekonomik dönüşümler geçiren Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan, ABD'nin önemli bir müttefiki ve küresel teknoloji lideri olan İsrail ve nihai tüketici pazarı olan Avrupa arasındaki ticari bağlantıları güçlendirmeyi amaçlıyor. IMEC, Hindistan'ın küresel sanayileşmedeki artan önemi ve katılımcı ülkeler arasındaki ekonomik entegrasyon açısından küresel ticaret için yeni bir paradigma yaratmaya hazırlanıyor.

sdvfev
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, (ortada) BP CEO'su Murray Auchincloss (solda) ve Irak Petrol Bakanı Hayan Abdulgani arasında Kerkük'te dört farklı petrol sahasının geliştirilmesine yönelik bir mutabakat zaptının imzalanırken hazır bulundu, 1 Ağustos 2024 (AFP)

Kalkınma Yolu Projesi ve IMEC doğrudan rekabet içinde olacaktır. Mevcut jeopolitik ortamda IMEC’in rotası, Hindistan'dan Avrupa'ya ticareti kolaylaştırmak için en uygun şekilde tasarlanırken, Kalkınma Yolu Projesi, öncelikle Rusya ve Çin'den gelen ticareti destekleyecektir.

Çin Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi’ne temkinli yaklaşıyor

Çin, geçtiğimiz on yıl içinde altyapı ve şehir mühendisliği alanlarında dünyanın en gelişmiş deneyimini elde ederek bu alanda uzmanlaştı. Bunun etkilerini Mısır'ın Sahra Çölü'nün ortasında rekor bir sürede inşa ettiği yeni idari başkentinde ve Çin'in mühendislik alanındaki başarısının canlı kanıtı olan Suudi Arabistan'daki fütüristik şehir NEOM projesindeki tünellerde ve gökdelenlerde gördük.

Çin ayrıca Irak'ın savaş sonrası yeniden inşasında aktif olarak yer aldı. Basra elektrik santralini kurarak 6 bin 200 megawatttan fazla elektrik enerjisi üreten Çin, Irak'ın en büyük elektrik santrali kurucusu oldu. Çinli şirketler petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tesisleri, su arıtma tesisleri, havaalanları ve okulların geliştirilmesinde de rol oynadı. Çin aynı zamanda Irak'ın en büyük ticaret ortağı ve iki ülke diplomatik ilişkilerini stratejik ortaklığa yükseltti.

“Büyük Faw Limanı’nın inşası için ayrılan bütçenin inşası sırasında artırılması ve tamamlanma tarihinin 2025 yılına uzaması nedeniyle projenin mali açıdan uygulanabilirliği ise belirsizliğini koruyor.

Ancak Çin, altyapı ve ticarette hayati bir ortak olmasına rağmen, başlıca dört nedenden ötürü Irak'ın 17 milyar dolarlık Kalkınma Yolu Projesi’ne karşı temkinli yaklaşıyor. Bu nedenler şunlar:

1- Proje farklı inşaat ve mühendislik standartları nedeniyle potansiyel bir sorunla karşı karşıya. Örneğin, Güney Kore merkezli Daewoo Şirketi, Kalkınma Yolu Projesi’nin başlangıç noktası olan Büyük Faw Limanı için 2,6 milyar dolarlık bir inşaat sözleşmesi imzalarken, projenin başlangıçtaki fizibilite çalışmalarının çoğu Avrupalı şirketler tarafından yürütülmüştür. Bu yüzden Batı ile Çin arasındaki inşaat ve mühendislik standartlarındaki farklılıklar, proje için ek maliyetlere ve gecikmelere yol açabilir.

Hükümetin yetersizliği ve yolsuzluk olayları projenin hayata geçirilmesini engelleyecektir

2- Projenin mali açıdan uygulanabilirliği belirsizliğini koruyor. Büyük Faw Limanı’nın inşası için ayrılan bütçe, inşası sırasında artırılmış ve projenin tamamlanma tarihi 2025'e kadar uzatılmıştır. Kalkınma Yolu Projesi çerçevesindeki planlar, rota boyunca on beş istasyonun inşasını kapsıyor. Bu ise çok büyük bir çaba gerektiriyor. Çin, Irak genelinde ikili bir demiryolu ve karayolu ulaşım sistemi inşa edilirken, hükümetin petrol gelirlerinin gerekli finansmanı karşılamaya yeteceğine henüz ikna olmuş değil.

cdfvbg
Irak'ın güneyindeki Büyük Faw Limanı’na giden Hor Abdullah Kanalı sularında bekleyen Irak bandıralı bir petrol tankeri, 6 Haziran 2024 (AFP)

3- Mega boyuttaki altyapı projesini kuşatan siyasi sorunlar ve güvenlik riskleri devam ediyor. Hükümetin yetersizliği ve yolsuzluk olaylarının yanı sıra rant kavgası, şeffaf ve hesap verebilir bölgesel hükümetler gerektiren böylesi bir mega projenin uygulanmasını engelleyecektir. Hükümet içindeki istikrarsızlık, özellikle de projenin geçtiği Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) şiddet yanlısı aşırıcılık, şiddet olaylarının patlak vermesi halinde, güzergâh üzerindeki ulaşımı felç edebilir.

4- Çin, Kalkınma Yolu Projesi’ne temkinli yaklaşıyor, çünkü başka alternatifleri var. Çin, geçtiğimiz haziran ayında Özbekistan ve Kırgızistan ile Sincan Bölgesi’ndeki Kaşgar'ı Kırgızistan’ın güneyi üzerinden Özbekistan'ın doğusuna bağlayacak bir demiryolu hattı inşa etme konusunda anlaştı. Toplam 5 milyar dolara mal olması beklenen yeni demiryolu hattı Türkiye ve Batı Avrupa'daki mevcut demiryolu ağlarına bağlanacak. Çin'in batısından Batı Avrupa'ya uzanan yeni karayolu koridoru hem Rusya’yı hem de jeopolitik açıdan tartışmalı olan Kızıldeniz'i aşarak Avrupa ve Asya arasındaki ulaşım altyapısında büyük bir atılımı temsil ediyor. Bu alternatif yol Irak'tan Türkiye'ye geçen rotaya kıyasla mali açıdan daha uygulanabilir, jeopolitik açıdan daha az yıkıcı olacaktır. Aynı zamanda inşası sona yaklaştıkça daha yönetilebilir görünüyor.

Ancak Çin'in Irak ile artan ticaret ve yatırım ilişkileri ve Küresel Güney'e yönelik önyargısı nedeniyle, Kalkınma Yolu Projesi’ni tereddütsüz destekleyeceği varsayımı tamamen yersiz olmayabilir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Sudan’ın Darfur bölgesinde açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle 500’den fazla kişi hayatını kaybetti

Sudanlı bir kadın, 23 Eylül’de Hartum’da dağıtılmak üzere yemek hazırlıyor (AP)
Sudanlı bir kadın, 23 Eylül’de Hartum’da dağıtılmak üzere yemek hazırlıyor (AP)
TT

Sudan’ın Darfur bölgesinde açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle 500’den fazla kişi hayatını kaybetti

Sudanlı bir kadın, 23 Eylül’de Hartum’da dağıtılmak üzere yemek hazırlıyor (AP)
Sudanlı bir kadın, 23 Eylül’de Hartum’da dağıtılmak üzere yemek hazırlıyor (AP)

Sudan’ın batısındaki Darfur bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir kampın yerel yetkilisi, son dönemde açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle 500’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Yetkili, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmaların sürdüğü bölgede insani koşulların giderek kötüleştiğine dikkat çekerek, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin hayatının kurtarılması için insani yardım kuruluşlarına acil müdahale çağrısında bulundu.

Yerel yetkili Muhammed Yakub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kuzey Darfur eyaletindeki Tavila yerinden edilmiş kişiler kampında yaşayan çok sayıda ailenin hayatta kalmalarını sağlayacak asgari miktarda gıdaya dahi ulaşamadığını belirtti. Yakub, bu koşulların kampta 500’den fazla kişinin ölümüne yol açtığını söyledi.

Darfur’daki Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Kampları Genel Koordinasyonu, haftanın başında Tavila kampına yüzlerce kişinin daha geldiğini duyurdu. Kampa, toplam 8 bin 390 kişiden oluşan bin 726 aile kabul edilirken gıda, su ve barınma malzemelerinde ciddi eksiklik yaşandığı bildirildi.

Birleşmiş Milletler ve yerel kaynakların tahminlerine göre, Nisan 2023’ten bu yana devam eden savaş nedeniyle şu anda Darfur’daki kamplarda 3 milyondan fazla yerinden edilmiş kişi yaşıyor.

Kuzey Darfur’un başkenti Faşir’in 60 kilometre uzağında bulunan Tavila kampına yönelik göç dalgaları sürüyor. Bu durum, bölgede faaliyet gösteren uluslararası ve yerel kuruluşların sağladığı insani yardımlar üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.

Acil yardım ihtiyacı

Yakub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son günlerde Darfur’daki Şinkili Tobay, Kutum ve Kuma bölgelerinde bulunan kamplara yaklaşık 16 bin yerinden edilmiş kişinin ulaştığını belirtti. Uluslararası finansman eksikliği nedeniyle gıda, içme suyu ve sağlık hizmetlerinin tedarik zincirlerinde aksaklıklar yaşandığını kaydetti.

dfrgthy
Sudanlı vatandaşlar, 23 Eylül’de bir yardım mutfağının önünde gıda yardımı alabilmek için sıra beklerken. (Fotoğraf: AP)

Birleşmiş Milletlere bağlı insani yardım kuruluşlarının yayımladığı son rapora göre Sudan’da 34 milyon kişinin acil insani yardıma ihtiyacı bulunuyor. Ayrıca Darfur ve Kurdufan bölgelerindeki 20 noktada kıtlık tehlikesinin baş göstermesinden endişe ediliyor.

Yakub, Tavila bölgesinde hizmet veren tek hastanede doktor ve ilaç eksikliği nedeniyle hamile kadınlar ve çocuklar arasındaki ölüm oranlarının “her gün korkutucu biçimde arttığını” söyledi. Sağlık alanında faaliyet gösteren kuruluşlara çağrıda bulunan Yakub, yerinden edilmiş kişilere mevcut tıbbi imkânlar çerçevesinde derhal yardım ulaştırılmasını istedi.

Yerel yetkili, çocuklar arasında yetersiz beslenmeye bağlı hastalıkların yaygınlaştığını, sıtma, dang humması ve kronik hastalıkların da giderek arttığını bildirdi. Bu durumun kadınlar, erkekler ve özellikle yaşlılar arasındaki ölüm oranlarının yükselmesine ilişkin endişeleri artırdığına dikkat çekti.

Yakub ayrıca sağlık şartlarının kötüleşmesi, içme suyuna erişimin kısıtlanması ve hayati öneme sahip ilaçların bulunamaması nedeniyle bulaşıcı hastalıkların ve salgınların yayılabileceği uyarısında bulundu.

Kıtlık tehlikesi büyüyor

Yakub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda, Darfur’daki barınma kamplarına ulaşmaya çalışan yüzlerce yerinden edilmiş kişinin yollarda açlık ve susuzluk nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

Yakub, “İnsani yardımların ciddi ölçüde yetersiz kalması ve kıtlık belirtilerinin Darfur’daki yaşam koşullarını etkilemeye başlaması, savaşın sürmesi ve insani yardım faaliyetlerine verilen desteğin azalmasıyla birlikte milyonlarca yerinden edilmiş kişinin hayatını tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.

Darfur’daki insani durumu izleyen Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyonu da yakın tarihli bir raporunda, kamplardaki koşulların son derece kötü olduğunu belirterek acil yardım ve hızlı uluslararası müdahale çağrısında bulundu.

Raporda, gıda, temel yaşam malzemeleri ve sağlık hizmetlerindeki eksikliklerin en savunmasız kesimleri giderek daha büyük insani risklerle karşı karşıya bıraktığı, bölgede yaşanan insani felaket nedeniyle ölü sayısının artabileceği uyarısı yapıldı.


Kahire’de Filistinli gruplar arasında dar kapsamlı diyalog: Hedef kapsamlı toplantı

İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)
İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)
TT

Kahire’de Filistinli gruplar arasında dar kapsamlı diyalog: Hedef kapsamlı toplantı

İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)
İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)

Mısır’ın başkenti Kahire’de bir haftadan kısa süre içinde ikinci kez yeni bir Filistinli siyasi hareketlilik yaşanıyor. Girişim, Filistin seçimlerinin gelecek kasım ayı yerine Eylül 2027’ye ertelenmesinin ardından kapsamlı bir diyalog sürecinin başlatılmasını ve önümüzdeki döneme ilişkin düzenlemelerin ele alınmasını amaçlıyor.

Filistinli kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre dört Filistinli grup, Kahire’de ikili ve toplu görüşmelerden oluşan bir dizi toplantıyla dar kapsamlı ulusal diyalog başlatacak. Görüşmeler, Fetih Hareketi’nin de katılacağı, hatta Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın da yer alabileceği geniş katılımlı bir ulusal diyalog toplantısına hazırlık niteliği taşıyor.

Dört grup arasında Fetih, Hamas, İslami Cihad ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) bulunuyor. Gruplar, katılımcıların ve gündemin belirlenmesi amacıyla hem ikili hem de ortak görüşmeler gerçekleştirecek.

Fetih, Dahlan kanadının katılımına karşı çıkıyor

Şarku’l Avsat’a ayrı ayrı açıklamalarda bulunan üç Filistinli kaynağa göre Fetih Hareketi, Muhammed Dahlan’ın liderliğindeki ve hareketten ayrılan Demokratik Reformcu Akım’ın görüşmelere katılmasına karşı çıkıyor. Fetih ayrıca 2000 yılı sonunda başlayan İkinci Aksa İntifadası sırasında kurulan Direniş Komiteleri, Mücahitler Hareketi ve Ahrar Hareketi gibi grupların yanı sıra İran, Hizbullah ve Hamas’tan finansman aldığı belirtilen diğer küçük örgütlerin de sürece dahil edilmesini istemiyor.

Kaynaklar, buna karşılık Fetih’in, Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) bağlı bütün grupların görüşmelere katılmasında ısrar ettiğini belirtti. Bu kapsamda, fiilî halk desteği veya etkin siyasi rolü artık bulunmayan Saika, Filistin Demokratik Birliği (FIDA), Filistin Halk Mücadele Cephesi ve Filistin Kurtuluş Cephesi gibi örgütlerin de katılımı savunuluyor.

cdfvgbhnj
23 Nisan 2025’te Ramallah’ta başlayan Filistin Kurtuluş Örgütü Merkez Konseyi’nin 32. dönem toplantısı (AP)

Kaynaklardan biri, görüşmelerde FKÖ’nün yapısı ve Filistin iç siyasetinin bütünlüğünün yanı sıra Filistin Ulusal Konseyi ve diğer dosyaların da ele alınacağını doğruladı.

Görüşmelere katılan gruplardan birinin üçüncü kaynağı ise anlaşmazlık konusu olan bütün meselelerin toplantılarda çözüme kavuşturulmasının hedeflendiğini belirtti. Görüşmelerin iki gün sürmesinin, ihtiyaç duyulması halinde ise daha uzun bir süreye uzatılmasının beklendiğini kaydeden kaynak, bölünmüşlüğün tamamen sona erdirilmesi, Ulusal Konsey’in oluşturulması için açık mekanizmaların belirlenmesi ve Devlet Başkanı Abbas’ın doğrudan davetiyle kapsamlı ulusal diyalog toplantısının resmî tarihinin kararlaştırılmasının gündemde olduğunu söyledi.

Kapsamlı ulusal diyalog kararı alınması halinde FKÖ’ye katılım koşulları ve örgütün yeniden yapılandırılması, Ulusal Konsey’in durumu ile parlamento ve devlet başkanlığı seçimleri gibi birçok konunun ele alınacağı belirtildi.

Kahire’de bulunan ve Filistinli gruplara yakın bir başka kaynak da çarşamba günü Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, seçimlerin ertelenmesinin ardından bu kez Mısır’ın arabuluculuğuna ve uzlaşı çabalarına yönelik beklentilerin yüksek olduğunu söyledi. Kaynak, Kahire’nin Filistinliler arasındaki ayrılıkları gidermek, kapsamlı ulusal uzlaşıyı sağlamak ve zorluklara rağmen yakın zamanda geniş katılımlı bir diyalog başlatmak için yürüttüğü girişimlere dikkat çekti.

Filistinli gruplar arasında devam eden istişarelerin, siyasi tablonun ve Filistin’deki siyasi durumun nasıl yönetileceği üzerinde yoğunlaştığını belirten kaynak, temel anlaşmazlığın planlanan diyalogun niteliğine ilişkin olduğunu ifade etti. Buna göre taraflar, sürecin FKÖ için geçici bir liderlik çerçevesinin oluşturulmasına ve önceki anlaşmalar doğrultusunda ulusal birlik hükümeti kurulmasına mı yol açacağı, yoksa geçmişteki örneklerde olduğu gibi bağlayıcı sonuçlar üretmeyen geleneksel görüşmelerle mi sınırlı kalacağı konusunda uzlaşmaya çalışıyor. Bu soruların önümüzdeki saatlerde netleşmesi bekleniyor.

Siyasi sistemin yeniden inşası

Fetih Hareketi Sözcüsü Abdülfettah Devle de çarşamba günü Kahire’de bulunan bazı gruplarla yapılan görüşmelerin, önceki istişarelerde başlatılan çabaların sürdürülmesini ve Mısırlı yetkililer ile Filistinli grupların temsilcileri arasında oluşan olumlu atmosferin geliştirilmesini amaçladığını belirtti.

Devle, bu görüşmelerin kapsamlı bir ulusal diyalogun başlatılması için gerekli koşulların hazırlanmasına katkı sağlayacağını ve ortak ulusal çalışma açısından yeni bir dönemin temelini oluşturacağını söyledi.

Diyaloğun başarısı için en önemli güvencenin bütün taraflarda gerçek bir siyasi iradenin bulunması ve anlaşmazlıkları yönetmek yerine çözmeye, karşılıklı tutum açıklamalarından ise uygulanabilir ulusal mutabakatlara geçmeye hazır olunması olduğunu vurguladı.

Devle, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bunun yanı sıra belirli uygulama mekanizmalarına, üzerinde uzlaşılmış takvimlere ve varılan anlaşmaların somut adımlara dönüştürülmesini sağlayacak izleme komitelerine ihtiyacımız var. Bu adımlar Gazze Şeridi’nin yönetimini, kurumların birleştirilmesini ve siyasi sistemin demokratik ve katılımcı temeller üzerinde yeniden inşasını kapsıyor. Ayrıca seçimlerin adil ve kapsayıcı yapılmasını güvence altına alan koşullar oluştuğunda seçimler yoluyla siyasi meşruiyetin yenilenmesi gerekiyor.”

afgthy
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Nisan 2025’te Ramallah’ta düzenlenen Filistin Kurtuluş Örgütü Merkez Konseyi’nin 32. dönem toplantısında (AP)

Kahire’nin mevcut rolüne de değinen Fetih Sözcüsü, Mısır’ın diyalog için uygun ortamın oluşturulmasına, tarafların görüşlerinin birbirine yaklaştırılmasına ve Filistinli grupların anlaşmazlıkları tartışmaktan ortak bir ulusal vizyon üzerinde uzlaşmaya geçmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.

Mısır, Filistin halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için üstlendiği rolü sürdürme konusundaki kararlılığını koruyor. Mısır Dışişleri Bakanlığının çarşamba günü Şarm eş-Şeyh Barış Zirvesi’nin birinci yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı açıklamada da bu tutum vurgulandı.

Açıklamada, barış planının uygulanmasının sürdürülmesi, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, yeniden imar çalışmalarının başlatılması ve İsrail’in çekilme sürecinin tamamlanması yönündeki çabaların devam edeceği belirtildi.


Taiz, Husi saldırıları ve kuşatmaya karşı hükümetin ve insani yardım kuruluşlarının seferberliğiyle mücadele ediyor

Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)
Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)
TT

Taiz, Husi saldırıları ve kuşatmaya karşı hükümetin ve insani yardım kuruluşlarının seferberliğiyle mücadele ediyor

Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)
Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)

Yemen’in güneybatısındaki Taiz kentinde askeri çatışmaların ve Husilerin uyguladığı kuşatmanın etkileri, yaşam koşulları ve temel hizmetleri de kapsayacak şekilde genişliyor. İnsani ihtiyaçların daha da ağırlaşabileceği yönündeki uyarılar yinelenirken, evlerde kullanılan tüp gazın kente ulaştırılmasında yaşanan aksaklıklar da sürüyor. Bu süreçte hükümet ve yerel yönetim, Yemen Şafağı operasyonu devam ederken piyasaların istikrarını korumak ve temel ihtiyaç maddelerinin teminini sağlamak için harekete geçiyor.

Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı, insani yardım kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlara halkın ihtiyaçlarını karşılamak üzere müdahalelerini yoğunlaştırma çağrısında bulundu. Yemen Gaz Şirketinin Taiz ofisi ise kente yönelik gaz sevkiyatının engellenmesinin sonuçları konusunda uyarıda bulundu. Yerel yönetimin değerlendirmesine göre yıllardır savaş, kuşatma ve hizmetlerdeki gerilemeyle mücadele eden vilayette temel ihtiyaçların halk üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasının yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdığı belirtildi.

gh
Husilerin kentin içine doğru ilerlemek için baskıyı artırdığı Taiz’in batı girişi (Facebook)

Yemen Gaz Şirketinin Taiz ofisi, Husilerin evlerde kullanılan tüp gazın kente ulaştırılmasını engellemesini kınayarak bunun zor ekonomik ve insani koşullar altında yaşayan aileler üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Ofis, yayımladığı açıklamada gazın halkın temel ihtiyaçları arasında yer aldığını vurgulayarak düzenli ve güvenli sevkiyatın önündeki kısıtlamaların ve engellerin kaldırılmasını istedi. İnsan hakları ve insani yardım kuruluşları ile ilgili kurumlara da krizin sona erdirilmesi ve gaz başta olmak üzere temel ihtiyaç maddelerinin kesintisiz ulaştırılmasının güvence altına alınması için müdahale ve baskı çağrısı yaptı.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı, halkın yaşadığı sıkıntıları hafifletmek ve giderek artan insani ihtiyaçları karşılamak amacıyla uluslararası ve bölgesel kuruluşlara, yerel ve yabancı dernek ve vakıflara ve özel sektördeki iş ortaklarına acil çağrıda bulundu.

Bakanlık, insani durumun hızla kötüleştiğini ve özellikle en savunmasız kesimlerin temel ihtiyaçlarının giderek arttığını belirtti. Açıklamada, kentin Husiler tarafından kuşatma altında tutulduğu ifade edildi.

Bakanlık, gıda, barınma, sağlık, su ve temel ihtiyaç yardımlarının sağlanmasını, sosyal koruma programlarının yoğunlaştırılmasını istedi. Çocuklara, kadınlara, yaşlılara, engellilere ve yoksulluk ile çatışmalardan en ağır şekilde etkilenen ailelere öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı.

Yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, dağıtımda mükerrerliğin önlenmesi ve mevcut kaynakların acil ihtiyaçların karşılanmasında etkili biçimde kullanılması için yardım kuruluşları, hükümet kurumları, yerel yönetimler ve özel sektör arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Hükümet ekonomik önlemler için harekete geçti

Yemen’in geçici başkenti Aden’de Başbakan Şayi Muhsin ez-Zindani, Yemen Şafağı operasyonundaki hızlı gelişmelerin ekonomik cepheyi korumak, temel ihtiyaç maddelerinin tedarikini güvence altına almak, ticari faaliyetlerin devamlılığını sağlamak ve halkın ihtiyaçlarını karşılamak için çabaların birleştirilmesini gerektirdiğini söyledi.

Genel Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Başkan Yardımcısı ve Aden Ticaret Odası Başkanı Ebu Bekir Baabid başkanlığındaki özel sektör temsilcileriyle bir araya gelen Zindani, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi sorumluluğunun halkın geçim koşullarının korunması ve piyasaların istikrarının sağlanmasından ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.

dıukş
Yemen Başbakanı Şai ez-Zendani, geçici başkent Aden’de düzenlenen toplantıdan bir kare

Hükümetin, devlet kurumlarını yeniden tesis etme çabalarına destek verirken ekonomik, hizmet ve geçim alanlarındaki yükümlülüklerini de yerine getirmeye çalıştığını kaydeden Zindani, gıda, ilaç ve yakıtın makul fiyatlarla temin edilmesinin önemini vurguladı. Çatışma koşullarının fırsata çevrilerek stokçuluk yapılmaması ve fiyatların artırılmaması gerektiğini söyledi.

Başbakan, özel sektöre ticari faaliyetlerin sürekliliğini koruma, piyasaların istikrarına katkıda bulunma ve ticari işlemler ile fiyatlandırmada şeffaflık ilkesine bağlı kalma çağrısında bulundu. Vatandaşların üzerindeki yükü artırabilecek uygulamalara karşı uyarıda bulundu.

Zindani, diğer yandan askeri ve güvenlik alanındaki gelişmelerin ticari faaliyetler üzerinde yarattığı baskının boyutunu kabul etti. Bu gelişmelerin taşımacılık, tedarik ve ithalat maliyetleri açısından çeşitli zorluklara yol açtığını belirten Zindani, özel sektör temsilcileriyle iletişimi sürdürme ve karşılaşılan sorunları çözmek üzere ilgili bakanlıklar ve kurumlarla birlikte çalışma taahhüdünü yineledi.

Özel sektör temsilcileri de ticari faaliyetlerin karşı karşıya olduğu zorlukları ve tedarik süreçlerini kolaylaştırmaya, hükümetle iş birliğini geliştirmeye yönelik önerilerini paylaştı. Üretim ve ticaret sektörlerinin üzerindeki yükün hafifletilmesi, vatandaşların çıkarlarının ve ulusal ekonominin korunması için istişarelerin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Temel hizmetler baskı altında

Yerel düzeyde Taiz Valisi Nebil Şemşan, yerel yönetim yetkilileri, icra birimlerinin yöneticileri ve ilçe müdürleriyle geniş katılımlı bir toplantı düzenleyerek askeri, hizmet ve insani alanlardaki son gelişmeleri ele aldı. Şemşan, vilayet halkının direnişinin devlet kurumlarını yeniden tesis etme mücadelesinin temel dayanaklarından biri olduğunu söyledi.

Silahlı Kuvvetler ile halk direniş güçlerinin fedakârlıklarına dikkat çeken Şemşan, yıllardır süren savaş, kuşatma, kötüleşen yaşam koşulları ve temel hizmetlerdeki gerilemenin halkın çektiği sıkıntıları artırdığını belirtti. Şemşan, açıklamasına göre yerleşim bölgelerine yönelik saldırıların da sürdüğünü ifade etti.

Vali, kurumsal performansın ve iş disiplininin artırılması, icra birimleri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve görevlerini ihmal edenlerin kanun çerçevesinde hesap vermesi talimatını verdi. Su, sağlık, temizlik, eğitim, elektrik ve yol hizmetlerine öncelik verilmesini istedi.

cdghjuk
Husilerin kuşatması altındaki Taiz kentinde yerel yönetim yetkililerinin katıldığı toplantıdan bir kare

Şemşan ayrıca piyasalardaki denetimlerin sıkılaştırılması, stokçuluğun ve fiyat manipülasyonunun önlenmesi, bombardımanın yol açtığı hasarın tespit edilmesi, yaralıların yanı sıra hayatını kaybedenlerin ailelerinin ve sivil mağdurların durumlarının takip edilmesi çağrısında bulundu. Mevcut yardımların ihtiyaç sahiplerine adil ve şeffaf biçimde ulaştırılmasının önemini vurguladı.

İhlallerin belgelenmesi, zarar görenlerin durumlarının takip edilmesi ve yaşadıkları sıkıntıların ilgili kurumlar ile insani yardım ve insan hakları kuruluşlarına aktarılması gerektiğini belirten Şemşan, devlet kurumlarının sahadaki varlığının güçlendirilmesi ve vatandaşların şikâyetlerinin dinlenmesi çağrısı da yaptı.

Vali Yardımcısı Reşad el-Akheli ise sahadaki denetimlerin ve tüccarlara yönelik kontrollerin sürdüğünü belirterek temel ihtiyaç maddelerinin tedarikinde mevcut durumun istikrarlı olduğunu ve yeterli miktarda un bulunduğunu söyledi. Akheli, petrol ürünleri ve temel ihtiyaç maddelerinin teminini güvence altına almak için ilgili kurumlarla temasların devam ettiğini kaydetti.

Sağlık İşlerinden Sorumlu Vali Yardımcısı İlan Abdülhak da kuşatma ve ağır vakaların artması nedeniyle hastanelere destek sağlanması, tıbbi solüsyonlar, diyaliz solüsyonları ve gerekli ilaçların temin edilmesi için çalışmaların sürdüğünü belirtti.