Batı İran’ı uyardı: İsrail’e yönelik bir saldırının sonuçları felaket olur

Macron’dan Pezeşkiyan’a: Ortadoğu'da yeni bir gerginlik kimsenin çıkarına olmaz

DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)
DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)
TT

Batı İran’ı uyardı: İsrail’e yönelik bir saldırının sonuçları felaket olur

DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)
DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)

Batı ülkeleri, İran'ı İsrail'e saldırmasının sonuçlarına karşı uyarırken Ortadoğu, geçtiğimiz hafta Tahran’ın kuzeyinde Hamas lideri İsmail Heniyye'nin ve Lübnan'daki Hizbullah Hareketi’nin üst düzey komutanlarından Fuad Şükür’ün öldürülmesine misilleme olarak İran ve onunla müttefik olan silahlı grupların olası yeni bir saldırı dalgasına hazırlanıyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan dün(Çarşamba), Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron ile bir telefon görüşmesi yaptı. Pezeşkiyan, görüşmede ülkesinin ‘Siyonist rejimin işlediği suça uygun şekilde karşılık verme hakkı’ olduğunu söyledi.

‘ABD ve Batı ülkelerinin cılız tutumlarını’ eleştiren Pezeşkiyan, “İran, çıkarlarına ve güvenliğine yönelik saldırılar karşısında asla sessiz kalmayacaktır” dedi.

İran Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

ABD ve Batı ülkeleri, hiçbir uluslararası yasa ve düzenlemeye uymayan ve bölgede her türlü suçu işlemekten çekinmeyen bir rejimi çelişkili ve ikiyüzlü bir şekilde desteklerken, ne yazık ki bu eylemlerin hedefi olan ülkeleri karşılık vermemeye ve itidalli davranmaya çağırıyorlar.

Buna karşın Fransa Cumhurbaşkanı Macron, bölgedeki gerilimin tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Macron, İranlı mevkidaşını ‘misilleme mantığını aşma ve bölgede yeni bir askeri gerilimden kaçınmak için elinden gelen her şeyi yapmaya’ çağırdı.

Elysee Sarayı tarafından telefon görüşmesine ilişkin yapılan açıklamada, bölgede yeni bir askeri gerilimin İran da dahil olmak üzere hiç kimsenin çıkarına olmayacağı ve bölgesel istikrara kalıcı olarak zarar vereceği belirtildi. Açıklamada, “İran, desteklediği istikrarsızlaştırıcı aktörlere gerilimi tırmandırmamaları için azami itidal çağrısında bulunmayı taahhüt etmeli” denildi.

Açıklamada ayrıca Macron'un Pezeşkiyan’a, bölgede gerilimin tırmanmasını önlemek için elinden gelen her şeyi yapması ve misilleme döngüsünün sona ermesi gerektiğini söylediği belirtildi. Açıklamaya göre Macron Pezeşkiyan’a İran'ın ‘desteklediği istikrarsızlaştırıcı aktörleri’ gerilimi körüklemekten kaçınmak için azami itidal göstermeye çağırması gerektiğini söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de Ortadoğu'da gerilimin daha fazla tırmanmasının ‘kimsenin çıkarına olmayacağı’ uyarısında bulundu. Lammy, İran'ın İsrail'e saldırması halinde bunun bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracağı konusunda uyardı.

Lammy, İran Dışişleri Bakan Vekili Ali Bakıri Kani'nin İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılmak üzere Suudi Arabistan’ın Cidde şehrine hareketinden birkaç saat önce Kani ile telefonda görüştü.

İngiltere Dışişleri Bakanı, X platformundandan yaptığı paylaşımda, “İran ve tüm taraflar acilen ve derhal tansiyonu düşürmeli” diye yazdı.

Öte yandan Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg, “Ortadoğu felaketin eşiğinde, İran'a azami itidal göstermesi çağrısında bulundum” açıklamasında bulundu. Bununla birlikte ‘Gazze'deki insanların ateşkese ihtiyacı olduğunu’ belirten Schallenberg, tüm rehinelerin serbest bırakılması gerektiğini vurgulayarak “Sivillerin hayatları her iki tarafta da korunmalı. Daha fazla kan dökülmesi kimsenin yararına olmaz” ifadelerini kullandı.

İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Bakıri Kani ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgede gerilimin tırmanma riskinin yüksek olmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Cassis, İsviçre'nin itidal ve ılımlılığa öncelik verme ve gerilimi azaltacak diplomatik bir çözüm arama konusundaki kararlılığını vurguladı.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Bakıri Kani’nin Heniyye suikastının ardından tansiyonun yükselmesiyle ilgili olarak bazı Avrupa ve bölge ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla telefon görüşmeleri yaptığı ve Avrupalıların İsrail'e yönelik ‘kayıtsızlığını ve desteğini’ eleştirdiği belirtildi.

Açıklamaya göre Bakıri Kani mevkidaşlarına, ülkesinin İsrail'e karşı caydırıcılık yaratma konusunda son derece kararlı olduğunu söyledi. Bakıri Kani, salı akşamı X platformundan yaptığı açıklamada, “İran ve Lübnan'daki Siyonist terör saldırıları sonucunda bölgede oluşan tehlikeli durumla ilgili olarak mevkidaşlarımla yaptığımız yoğun telefon görüşmeleri bu gece de devam etti” yazdı.

İran Dışişleri Bakanı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi ülkelerden mevkidaşlarıyla yaptığı istişarelere atıfla, “Hepsi BMGK üyesi olan İsviçre ve Malta’tan  mevkidaşımla yaptığım telefon görüşmelerinde ve İngiltere’deki mevkidaşımdan gelen telefona cevaben, BMGK’nın, işgalci rejimin işlediği suçlara karşı harekete geçmemesinin, işgalci rejimi savaşı ve kan dökmeyi sürdürme, bölgede istikrarsızlık ve güvensizliği yayma konusunda cesaretlendirdiğini vurguladım” diye yazdı.

Bakıri Kani, Avusturyalı mevkidaşına “Avrupa, Siyonist rejimin açık terör saldırısını kınamayarak ve bu rejime karşı BMGK’nın etkili ve caydırıcı kararlarının alınmasını engelleyerek, pratikte tüm diplomatik yolları kapatmıştır” dediğini aktardı.

Bakıri Kani, X platformundan yaptığı açıklamaya şöyle devam etti:

“Avusturyalı mevkidaşımla yaptığım telefon görüşmesinde, Avrupa'nın, İran Cumhurbaşkanı'nın yemin töreninin resmi konuğunun öldürülmesi de dahil olmak üzere, işgalci rejimin suçlarına göz yumma ve bazen de destekleme şeklindeki tutumu, Avrupa'nın iddialarının tam tersi olduğunu ve bölgede barış ve güvenliği baltaladığını söyledim.”

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, salı akşamı Washington’da yaptığı açıklamada, ABD'nin İran ve İsrail'e Ortadoğu'daki çatışmaların tırmanmaması gerektiği mesajını ilettiğini söyledi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), bölgedeki ABD güçlerine yönelik saldırılara müsamaha gösterilmeyeceği uyarısında bulundu.

Yetkililerin bölgedeki müttefikleri ve ortaklarıyla sürekli temas halinde olduğunu belirten ve kimsenin gerilimi tırmandırmaması gerektiği konusunda ‘açık bir fikir birliği’ olduğunu söyleyen Blinken, “Müttefiklerimiz ve ortaklarımızla yoğun bir diplomasi yürüttük ve bu mesajı doğrudan İran'a ilettik” şeklinde konuştu.

ABD'nin İsrail'i saldırılara karşı savunmaya devam edeceğini bir kez daha yineleyen Blinken, bölgedeki herkesin gerilimi tırmandırma ve yanlış hesap yapma gibi tehlikelerin farkında olması gerektiğinin altını çizdi. ABD Dışişleri Bakanı “Daha fazla saldırı düzenlemek, sadece kimsenin tahmin edemeyeceği ve kimsenin tam olarak kontrol edemeyeceği tehlikeli sonuçların ortaya çıkma riskini arttıracaktır” ifadelerini kullandı.

Blinken, Savunma Bakanı Lloyd Austin ile birlikte Avustralyalı mevkidaşlarıyla yaptıkları görüşmenin ardından, Gazze’deki savaşta ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasına varılması için yapılan görüşmelerin son aşamada olduğunu ve çok yakında sona ereceğini söyledi.

Pazartesi günü Irak’taki ABD askerlerinin kullandığı Ayn el-Esed Askeri Üssü’ne düzenlenen saldırıda beş ABD askeri ve iki sözleşmeli personel yaralanmıştı. Saldırıdan İran destekli grupları suçlayan ABD Savunma Bakanı Austin, “Benim odaklandığım husus, birliklerimizi korumak için gerekli tedbirleri almak üzere elimizden gelen her şeyi yaptığımızdan ve çağrılmamız halinde İsrail'in savunmasına yardımcı olabileceğimizden emin olmak” ifadelerini kullandı.

ABD güçlerine yönelik saldırılara ‘müsamaha göstermeyeceğini’ söyleyen Austin, saldırının arkasında kimin olduğunu bilip bilmediği sorusuna, Washington'ın olayın arkasında İran destekli silahlı bir grubun olduğundan emin olduğu yanıtını verdi. Ancak söz konusu grubun kimliğini açıklamayan Austin, “Bunu belirlemek için hala araştırıyoruz” dedi.

Pentagon’dan yapılan açıklamada, Washington’ın bir yandan bölgedeki savunmasını güçlendirmeye çalışırken diğer yandan Ortadoğu'ya daha fazla savaş uçağı ve donanma savaş gemisi konuşlandıracağı belirtildi.

Beyaz Saray, ABD'nin İran’ın misilleme tehditlerini ciddiye aldığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli Axios haber sitesinden aktardığına göre ABD Başkanı Joe Biden, ABD istihbarat teşkilatlarının İsrail'i, biri Hizbullah'tan, diğeri İran ve ona bağlı milislerden olmak üzere iki saldırı dalgası senaryosu öngördüğüne dair bilgilendirildi. Ancak kimin önce saldıracağı halen belirsizliğini koruyor.

İsrail Yayın Kurumu'nun (IBA) İngiliz bir kaynaktan aktardığına göre ABD’den Ortadoğu'ya gitmek üzere kalkan 12 adet F-22 savaş uçağı İngiltere'ye iniş yaptı.

Öte yandan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ile yaptığı telefon görüşmesinde Ortadoğu’daki gerginliği ele aldı.

İsrail Ordu Radyosu, Gallant’ın son günlerde ABD, İngiltere, Almanya ve İtalya savunma bakanlarıyla görüştüğünü bildirdi. Radyoya göre bu görüşmeler, İsrail'i desteklemek üzere uluslararası bir koalisyon oluşturmak için mümkün olduğunca çok sayıda ortağı bir araya getirmek amacıyla gerçekleşti.

Etkili ve maliyetli hava savunması

Diğer taraftan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, İsrail'in hava savunma sistemlerinin 14 Nisan’daki saldırıdan sonra ikinci bir testle İran ve müttefiklerinin koordineli saldırısına karşı hazırlandığını bildirdi.

İsrail ordusu şu an İran'dan bir misilleme saldırısı beklediği için yüksek alarm durumunda.

Gazete, İsrail'in savunma sistemlerinin insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelere karşı kapsamlı savunma yapamayan sistemi Demir Kubbe’nin ötesine geçtiğini ve ABD ile daha büyük bir hava savunma sistemi üzerinde çalıştığını bildirdi. Gazete bu sistemin, İsrail ve ABD hava kuvvetleri ile diğer güçlerin İran'dan gelecek balistik füze ve İHA’ları düşürme yetenekleri üzerine inşa edildiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan Tel Aviv merkezli bir düşünce kuruluşu olan Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nden (INSS) kıdemli araştırmacı Yehoshua Kalisky, “Bu, koordine edilmiş ve saat gibi işleyen bir sistem” dedi. Kalisky, İsrail'in büyük bir saldırıya karşı nispeten hazırlıklı olduğuna inandığını da belirtti.

ABD’li yetkililer, İran’ın Lübnan’daki Hizbullah Hareketi ve Yemen'deki Husiler ile Irak'taki milis gruplar dahil olmak üzere bölgedeki Tahran yanlısı diğer grupların eş zamanlı saldırılarının eşlik edeceği bir saldırı başlatmasından endişe ediyorlar.

Zorluklardan biri, farklı hedefleri hızla kategorize etmeyi ve neyin vurulabileceğini belirlemeyi gerektiren büyük ölçekli bir saldırıyla başa çıkmak. Analistler, ABD ile birlikte geliştirilen çoklu hava savunma sisteminin, kısa menzilli ve gelişmiş balistik füzelerden gelen çeşitli tehditleri püskürtmek üzere tasarlandığını söylüyor.

İsrail'in yeni hava savunma sisteminin 2,1 milyar şekele, yani 550 milyon doların üzerinde bir meblağa mal olduğu tahmin ediliyor. Sistem, İran’ın İsrail'e yüzlerce balistik füze ve İHA ile düzenlediği saldırıda ilk testi geçmişti.

ABD dolaylı olarak sorumlu

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, geçtiğimiz hafta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak üzere gittiği İran'ın başkenti Tahran’da suikasta uğradı. İran, saldırının ardından sorumluluğu üstlenmeyen İsrail'i misilleme yapmakla tehdit etmiş, Heniyye suikastından, İsrail'e verdiği destek nedeniyle ABD'nin de sorumlu olduğunu söylemişti.

Ancak ABD merkezli Washington Post gazetesi, İsrail'in, Heniyye suikastından sorumlu olduğunu ABD'ye bildirdiğini yazdı. Gazete üç ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberinde, İsrail'in Heniyye'nin öldürülmesiyle ilgili yorum yapmamasına rağmen, suikasttan sorumlu olduğu konusunda ABD’li yetkilileri hemen bilgilendirdiğini aktardı. Gazete, Beyaz Saray yetkililerinin Haniye'nin öldürülmesi karşısında duydukları dehşeti ve şaşkınlıklarını dile getirdiklerini ve bunu, Gazze'de ateşkes sağlanması için sürdürdükleri çabaların önünde bir engel olarak değerlendirdiklerini belirtti.

Axios haber sitesi geçtiğimiz perşembe günü, Tahran ve Hamas'ın Heniyye'nin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurt dış kolu olan Kudüs Gücü'ne ait bir binada öldürüldüğünü doğrulamasından birkaç saat sonra, İsrailli yetkililerin ABD'li mevkidaşlarını bilgilendirdiğini bildirdi.

İran ve Hamas tarafından Heniyye suikastının ayrıntılarına ilişkin yapılan resmî açıklamalar, Batı medyasındaki açıklamalarla çelişiyor. ABD ve İngiltere merkezli gazeteler, Heniyye’nin kaldığı konuta gizlice sızılarak bomba yerleştirilmesinden söz ederken, DMO tarafından cumartesi günü yapılan açıklamada, binanın muhtemelen yakın mesafeden ateşlenen 7 kilogramlık bir füze tarafından hedef alındığı belirtildi. Daha sonra Kudüs Gücü komutanlarından biri milletvekilleri ile yapılan bir toplantıda, sızma ya da bomba yerleştirme hipotezini reddetti.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.