Maduro X'i on günlüğüne askıya alırken Karakas' üzerindeki baskı artıyor

 Venezuela'daki siyasi tutukluların aileleri serbest bırakılmaları talebiyle Karakas'ta gösteri düzenledi (AP)
 Venezuela'daki siyasi tutukluların aileleri serbest bırakılmaları talebiyle Karakas'ta gösteri düzenledi (AP)
TT

Maduro X'i on günlüğüne askıya alırken Karakas' üzerindeki baskı artıyor

 Venezuela'daki siyasi tutukluların aileleri serbest bırakılmaları talebiyle Karakas'ta gösteri düzenledi (AP)
 Venezuela'daki siyasi tutukluların aileleri serbest bırakılmaları talebiyle Karakas'ta gösteri düzenledi (AP)

Brezilya, Kolombiya ve Meksika bugün (Cuma), Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tartışmalı bir şekilde yeniden seçilmesinin ardından Caracas'ın başkanlık seçimlerinin sonuçlarını açıklaması gerektiğini vurgularken, Washington muhalefet liderlerini tutuklamaya yönelik her türlü girişime karşı uyarıda bulundu. Bir komplonun kurbanı olduğuna inanan Maduro, X'i (eski adıyla Twitter) on günlüğüne askıya aldığını duyurdu.

Maduro gibi solcu devlet başkanları tarafından yönetilen üç ülke tarafından yapılan ortak açıklamada, "oylama sonuçlarını şeffaf bir şekilde açıklamaya yasal olarak yetkili organın Ulusal Seçim Konseyi olduğu ilkesinden hareket edildiği" belirtildi. Üç ülke, Maduro'nun zaferini "tasdik ettirmek" için başvurduğu Yüksek Mahkeme'de başlatılan prosedürü not ettiklerini, ancak "halk egemenliğinin temel ilkesine saygı göstererek (seçim) sonuçlarının tarafsız bir şekilde doğrulanmasına izin verilmesinin arzu edildiğini" vurguladılar.

2 Ağustos Cuma günü Ulusal Seçim Konseyi (CNE) Maduro'nun oyların yüzde 52'sini alarak kazandığını onayladı ancak hacklendiğini iddia ederek oyların tam sayısını ve sandık başı oylama verilerini açıklamadı. Muhalefet ise kendi adayı Edmundo Gonzalez Urrutia'nın büyük bir farkla kazandığını gösteren, kullanılan oyların yüzde 84'ünün kopyalarını yayınladığı bir internet sitesi açtı. Hükümet bu kopyaların sahte olduğu konusunda ısrar ediyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre muhalefet ve bazı gözlemciler, bilgisayar korsanlığı hikayesinin hükümet tarafından sandık verilerini yayınlamaktan kaçınmak için uydurulduğuna inanıyor. Hem Ulusal Seçim Konseyi (CNE) hem de Yüksek Mahkeme yönetime bağlı olarak kabul ediliyor. İnsan hakları örgütlerine göre kaybeden başkanın zaferinin açıklanmasının ardından çıkan olaylarda 24 kişi hayatını kaybetti. Maduro iki Ulusal Muhafız’ın öldürüldüğünü ve 2,200'den fazla kişinin tutuklandığını açıkladı.

Venezuela'ya karşı 2019'dan bu yana sıkılaştırılan yaptırım dalgasına öncülük eden Washington, perşembe günü muhalefet liderlerinin tutuklanmasının "uluslararası toplumu daha fazla harekete geçirebileceği" uyarısında bulunarak tonunu sertleştirdi. Amerikan Devletleri Örgütü'nün (OAS) ABD Büyükelçisi Francisco Mora, "Maduro bunu yaparsa, uluslararası toplumu onun bilmediği bir şekilde birleştirecek ve onu bölme çabaları tamamen başarısızlığa uğrayacaktır" ifadelerini kullandı.

Muhalefet liderleri Maria Corina Machado ve González Urrutia bir haftayı aşkın süredir saklanarak yaşıyor. Muhalefet lideri hayatından endişe ettiğini bile ifade etti. Savcılık iki lider hakkında "kimliğe bürünme, yanlış bilgi yayma, kanunlara uymamaya teşvik ve isyana teşvik" suçlamalarını içeren bir ceza soruşturması başlattı. 74 yaşındaki Gonzalez Urrutia, tüm adayları ve diğer yetkilileri de çağıran Yüksek Mahkeme'nin daveti üzerine çarşamba günü duruşmaya gelmedi. Maduro da cuma günü çağrılmıştı.

Meksika medyasına video bağlantısı yoluyla konuşan Machado, Maduro'nun iktidarda kalması halinde eşi benzeri görülmemiş bir kitlesel göç yaşanacağı uyarısında bulundu. "Eğer Maduro iktidara zorla tutunmayı seçerse (...) daha önce hiç görmediğimiz bir göç dalgası göreceğiz: Çok kısa bir süre içinde üç, dört, beş milyon Venezuelalı" dedi. Birleşmiş Milletler'e göre Venezüella'daki ekonomik ve siyasi kriz nedeniyle on yıl içinde 30 milyon Venezüellalıdan yaklaşık 7 milyonu ülkeyi terk ederek Latin Amerika ülkelerinin yanı sıra Amerika’ya gitti.

Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez, dün Karakas'ta bir dizi diplomatın önünde uluslararası toplumu ve sosyal medyayı eleştirerek "(oylama) verileriyle ilgili uluslararası bir histeri var, Netflix dizisi bile yapabilirler" dedi. "Affedersiniz Sayın Fransız Büyükelçi ama bu veriler Fransa'daki Olimpiyat Oyunlarını bile gölgede bıraktı" şeklinde konuştu.

Ulusal Seçim Konseyi'nin "büyük bir siber saldırının" kurbanı olduğunu yineleyerek, "sosyal medya diktatörlüğünün, vatandaşları tarafından seçilen hükümetlerin halk iradesinin yerini almaya çalıştığını" savundu.

Bu arada Maduro, dün Karakas'ta kendisini destekleyen bir miting sırasında, X’in on gün süreyle askıya alınacağını duyurdu. Telekomünikasyondan sorumlu kurumun "eski adıyla Twitter olarak bilinen X sosyal ağını 10 gün süreyle Venezuela'da dolaşımdan kaldırmaya karar verdiğini" belirten Maduro, bu kararın kendi önerisi üzerine alındığını kaydetti.

Venezüella Devlet Başkanı, "Kimse beni susturamayacak, teknoloji imparatorluğunun casusluğuna karşı koyacağım. Elon Musk X'in sahibidir ve X'e dönüşen sosyal ağ Twitter'ın tüm kurallarını ihlal etmiştir. Nefreti ve faşizmi kışkırtarak bu kuralları ihlal etmiştir" ifadelerini kullandı.



İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir dizi sert açıklaması sonrasında Sör Keir Starmer, Trump'la ilişkisinin onarılamaz şekilde zarar görebileceği konusunda uyarıldı.

Eski ulusal güvenlik danışmanı ve Britanya'nın eski ABD büyükelçisi Kim Darroch, Birleşik Krallık (BK) Başbakanı'nın "Trump'ın İran'a yönelik 'tercih ettiği savaş'ına doğrudan katılmaya direnmekte haklı olduğunu" söyledi.

Darroch, Guardian'a, "Ancak bu, Trump'la kişisel ilişkisine şüphesiz önemli ölçüde zarar verdi" diye konuştu ve "zarar görmüş bir Trump'ın" daha fazla gümrük vergisiyle "saldırabileceğini" ekledi.

Bu yorum, Trump'ın Beyaz Saray'da yaptığı bir konuşmada Ortadoğu çatışmasına verdiği yanıt nedeniyle Sör Keir'ı taklit etmesinin ardından geldi. Trump, Sör Keir'ın Ortadoğu'ya "iki eski, harap uçak gemisi" gönderme meselesini ekibine danışmak zorunda olduğunu söylediğini aktarmıştı.

Çarşamba günü öğle yemeğinde konuşan Trump, "En iyi dostumuz olması gereken BK'ye sordum" dedi.

Aslında Kral iki hafta içinde buraya geliyor, Kral Charles iyi biri. Bizim en yakınımız olmaları gerekirdi ama öyle davranmadılar. Dedim ki, 'İki tane eski, harap olmuş uçak geminiz var, bunları oraya gönderebilir misiniz?'"

Sör Keir'i taklit ederek zayıf bir sesle konuşan Trump şunları ekledi:

Ah, ekibime sormam gerekecek. Dedim ki, 'Başbakansınız, sormak zorunda değilsiniz'. Hayır, hayır, hayır, ekibime sormam gerekiyor. Ekibim toplanmalı, gelecek hafta toplanıyoruz. Ama savaş zaten başladı. Gelecek hafta savaş bitmiş olacak… Üç gün içinde.

Özel bir öğle yemeğinde yapılan ancak Beyaz Saray tarafından sosyal medya kanalında yayımlanan açıklamalar, daha sonra silindi.

Görsel kaldırıldı.
Başbakan, "Britanya halkının en iyi çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi sürdüreceğini" söyledi (AP)

Downing Sokağı kaynakları, Trump'ın BK'den gemi talebinde hiçbir zaman bulunmadığını ve Britanya'nın da bunları göndermeyi teklif etmediğini söyledi.

Trump'ın eleştirileri karşısında BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, "Bizim işimiz BK'nin ulusal çıkarları doğrultusunda kararlar almak" dedi.

Cooper perşembe günü televizyon kanallarına şunları söyledi:

Başından beri ABD'den farklı bir görüş benimsedik ve Ortadoğu'da saldırgan eylemlere kapılmadık çünkü gerilimin tırmanma riskleri, ekonomi üzerindeki de dahil etkiler ve ayrıca sağlam bir plana duyulan ihtiyaç konusunda somut endişeler olduğunu düşündük.

Cooper, Washington'ın hâlâ müttefik olup olmadığı sorusundan kaçınarak şunları söyledi:

Çatışmanın mümkün olan en kısa sürede çözülmesini, sonuçlanmasını istiyoruz çünkü açıkçası bu, BK'deki yaşam maliyeti için en iyisi.

Bu hafta Başbakan, İran'la savaşa girmeme kararlarının arkasında duracağını yineleyerek şunları söyledi:

Benim ve diğerlerinin üzerindeki baskı ne olursa olsun, gürültü ne olursa olsun, aldığım tüm kararlarda Britanya'nın ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edeceğim. Dolayısıyla bunun bizim savaşımız olmadığını ve içine sürüklenmeyeceğimizi net bir şekilde belirttim.

Independent Türkçe


Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
TT

Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet el- Şara ile Şam’da bir araya geldi.

Reuters’a konuşan kaynaklar hükümet danışmanı, görüşmelerin Ortadoğu’daki savaş bağlamında savunma konularına odaklandığını belirtti.

Ukrayna, Aralık 2024’te Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki yeni yetkililerle iletişim kurmaya çalıştı. Zelenskiy, Aralık 2024’te Dışişleri Bakanını Şam’a göndererek Suriye’nin yeni yönetimiyle görüşmeler yaptı ve Rusya’nın ülke topraklarındaki varlığını sonlandırması çağrısında bulundu.

Geçen Eylül ayında ise Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çerçevesinde yapılan görüşmede iki ülkenin ilişkilerini resmen yeniden tesis ettiğini duyurmuştu.


Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
TT

Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)

Bu hafta 40 ülkeden üst düzey yetkililer, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlatılmasını görüşmek üzere çevrim içi bir toplantıda bir araya geldi. Toplantıda İtalya Dışişleri Bakanı, yoksul ülkelere giden gübre ve temel malların güvenli geçişini sağlayacak bir “insani koridor” oluşturulmasını önerdi.

Toplantının ardından Roma tarafından açıklanan bu öneri, savaş nedeniyle gıda güvenliği riskinin artmasını önlemeye yönelik Avrupa ve uluslararası girişimlerden biri olsa da katılımcılardan destek görmedi. Toplantı, boğazın askerî ya da başka yollarla yeniden açılmasına yönelik somut bir plan olmadan sona erdi.

Avrupalı liderler, Donald Trump’ın İran’ın boğazı kapatmasına son vermek ve büyüyen küresel enerji ile ekonomi krizini kontrol altına almak için derhâl askerî varlık konuşlandırmaları yönündeki baskısıyla karşı karşıya. Ancak liderler, şu aşamada savaş gemisi gönderme çağrısına yanıt vermedi; bunun yerine savaş sonrası bu kritik geçidin nasıl yeniden açılacağı konusunda yoğun tartışmalar yürütüyor. Buna rağmen ortak bir eylem planı üzerinde uzlaşmakta zorlanıyorlar.

Bu durum, Avrupa diplomasisinin yavaş işleyişini ve Körfez ülkeleri dâhil olmak üzere savaş sonrası boğazın güvenliğinden sorumlu tarafların çokluğunu yansıtıyor. İtalya ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu bazı ülkeler, herhangi bir uluslararası girişimin Birleşmiş Milletler onayıyla yürütülmesi gerektiğini savunuyor; bu da süreci daha da yavaşlatabilir. Konunun önümüzdeki hafta askerî liderler tarafından ele alınması bekleniyor.

Ancak tüm bunların ötesinde, mevcut çıkmaz, kırılgan bir barış ortamında boğazın güvenliğini sağlamanın ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor. Ana çatışmalar sona erse bile, masadaki seçeneklerin hiçbiri kesin çözüm olarak görülmüyor.

Deniz eskortu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başta olmak üzere Fransız yetkililer, savaş sonrası ticari gemilere boğazdan geçişlerinde savaş gemilerinin eşlik etmesini önerdi. ABD ise ülkelerin kendi bayraklarını taşıyan gemilere refakat etmesi yönünde baskı yapıyor.

Ancak deniz eskortu yüksek maliyetli bir seçenek. Ayrıca hava savunma sistemlerinin, İran’ın saldırıları yeniden başlatması hâlinde insansız hava araçları gibi tehditlere karşı yeterli olmayabileceği belirtiliyor. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, “Dünya ya da Donald Trump, ABD donanmasının tek başına başaramadığını birkaç Avrupa fırkateyninin Hürmüz Boğazı’nda gerçekleştirmesini mi bekliyor?” diyerek şüphelerini dile getirdi.

Mayın temizleme
Almanya ve Belçika, savaş sonrası boğazın temizlenmesi için mayın avlama gemileri göndermeye hazır olduklarını bildirdi.

Ancak Batılı askerî yetkililer, İran’ın gerçekten mayın döşediğinden emin değil. Nitekim bazı İran gemilerinin hâlen boğazdan geçiş yapabildiğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle mayın temizleme operasyonlarının etkisinin sınırlı kalabileceği ifade ediliyor.

Hava desteği
Bu seçenek, gemilere yönelik İran saldırılarını önlemek amacıyla savaş uçakları ve insansız hava araçlarının konuşlandırılmasını öngörüyor.

Ancak bu yöntem de maliyetli ve kesin sonuç garantisi sunmuyor. İran’ın hızlı botlar gibi basit araçlarla dahi saldırı düzenleyebileceği, sınırlı sayıda başarılı saldırının bile sigorta şirketlerini ve armatörleri caydırarak geçişleri durdurabileceği değerlendiriliyor.

Askerî ve diplomatik kombinasyon
Bu yaklaşım, İran’ı caydırmak için diplomatik ve ekonomik baskının askerî unsurlarla birlikte kullanılmasını öngörüyor. Almanya, Çin’e nüfuzunu “yapıcı” şekilde kullanarak çatışmanın sona ermesine katkı sağlama çağrısında bulundu.

Ancak bu seçenek de hem maliyetli hem de belirsiz. Zira diplomatik çabalar şu ana kadar çatışmaları durdurmada başarılı olamadı. Yine de mevcut koşullarda en gerçekçi çözüm olarak görülüyor.

Tüm seçenekler başarısız olursa?
İranlı yetkililer, savaş sonrasında da boğazdaki deniz trafiğini kontrol etmeye devam edeceklerini ve gemilerden geçiş ücreti alma planları bulunduğunu açıkladı. Oysa uluslararası hukuka göre boğazın açık bir geçiş yolu olması gerekiyor.

Boğazın kapalı kalması, küresel ekonomi açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Pek çok ülke, yakıt, gübre ve temel malların taşınması için bu deniz yoluna bağımlı. Bazı bölgelerde kıtlık sinyalleri ortaya çıkarken, Avrupa’da petrol, gaz ve gübre fiyatlarındaki artış; yüksek enflasyon ve ekonomik yavaşlama endişelerini artırıyor.

Berlin merkezli Aurora Energy Research Direktörü Hans Koenig, “Şu anda en büyük tehdit stagflasyon… Fiyatlardaki artış, bu yıl için zaten zayıf olan büyümeyi daha da baskılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

New York Times servisi