Abbas'ın Ankara ziyaretinin Türkiye’nin Hamas ile ilişkileri üzerinde nasıl bir etkisi olacak?

Hem Abbas hem de Hamas Hareketi’nin temsilcileri aynı anda Ankara'da olacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (AFP)
TT

Abbas'ın Ankara ziyaretinin Türkiye’nin Hamas ile ilişkileri üzerinde nasıl bir etkisi olacak?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (AFP)

Ömer Önhon

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 14-15 Ağustos tarihlerinde Ankara'ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Ziyaret, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD Kongresi'nde yaptığı konuşmaya karşılık olarak muhalefet kanadındaki bir siyasetçinin Türkiye'nin Filistin Devlet Başkanı’nı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) hitap etmesi için davet etmesini önermesinin ardından gündeme geldi.

Erdoğan, Abbas'ın davet edildiğini, ancak Abbas'ın daveti reddettiğini ve önce Türkiye'den özür dilemesini istediğini açıkladı. Böylece Türk kamuoyu, Erdoğan hükümeti ile Abbas liderliğindeki Filistin Yönetimi arasında, dile getirilmeyen bir gerilim olduğunun farkına varmış oldu. Gerilimin detaylarına ise değinilmedi.

AK Parti iktidarının eski Dışişleri Bakanı ve Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Erdoğan ile yollarını ayırıp kendi siyasi partisini kurarak 2024 cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde Erdoğan'a karşı muhalefet cephesinde yer aldı.

Filistin davasına verdiği destek ve özellikle Hamas Hareketi’ne duyduğu sempati ile bilinen Davutoğlu, Abbas'ın TBMM’ye hitap edememesi halinde İsmail Heniyye’nin davet edilmesini önerdi. Davutoğlu'nun bu önerisi geniş çaplı bir tartışmaya yol açmış, destekçileri ve muhalifleri, lehinde ve aleyhinde görüşler ileri sürmüşlerdi.

Bundan birkaç gün sonra İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Abbas'ın Ankara'yı ziyaret edeceğini duyurdu. Aynı sıralarda Tahran'da İsmail Heniyye suikastı gerçekleşti.

Abbas, göreve gelmesinden bu yana, sonuncusu 2023 yılının Temmuz ayında olmak üzere, Türkiye'yi birkaç kez ziyaret etti.

Türkiye, hangi parti iktidara gelirse gelsin, İsrail ile ilişkiler ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun her zaman Filistin halkının yanında yer aldı ve iki devletli çözümü destekledi.

Ancak Erdoğan'ın politikaları, İsrail’in yanı sıra Ortadoğu’daki ve Batı’daki bazı ülkelerle ilişkiler pahasına olsa da Hamas Hareketi’ne yönelik sıcak duyguları başta olmak üzere, biraz daha farklı bir yaklaşımla şekillendi.

Erdoğan hükümeti ve Türkiye’deki diğer muhafazakâr çevreler Hamas’ı ‘terörist’ olarak değil, işgal altındaki topraklarını geri almak isteyen bir kurtuluş örgütü olarak nitelendiriyor.

Erdoğan ve yetkilileri, sık sık Hamas'tan 2006 yılında Gazze'de seçimleri kazanan, ancak bu zafere rağmen iktidardan uzaklaştırılan meşru bir siyasi parti olarak bahsediyor.

Türkiye, Tel Aviv’deki büyükelçisini geri çekmek (büyükelçilik faaliyetlerine devam etmekle birlikte), İsrail ile dış ticareti askıya almak ve Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına katılmak için resmi talepte bulunmak gibi bazı pratik adımlar attı. Fakat Türkiye, Filistinlilerin haklarını savunmak için gösterdiği çabaların ve yaptığı katkıların yeterince takdir edilmediğini düşünüyor.

Türkiye, Tel Aviv’deki büyükelçisini geri çekmek, İsrail ile dış ticareti askıya almak ve UAD’da İsrail aleyhine açılan soykırım davasına katılmak için resmi talepte bulunmak gibi bazı pratik adımlar attı.

Erdoğan hükümetinin politikaları Abbas'ın yanı sıra, Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) ile olan bağları ve İran'a yakınlığı nedeniyle Hamas Hareketi ile iyi geçinemeyen bazı bölge ülkeleriyle de yabancılaşmasına yol açmış olabilir.

Buna karşın Erdoğan ve Abbas aralarındaki kırılgan ilişkiye rağmen zaman zaman iletişim kurmaktan geri durmadılar. Abbas, samimi ilişkilere sahip olmasa da Erdoğan ile görüşmeye devam etti ve Türkiye'nin Filistin ulusal uzlaşısına katkıda bulunma girişimlerine karşı çıkmadı.

Abbas, kapana sıkışmış durumda. Hamas ile gergin ilişkileri, İsrail ve başta ABD olmak üzere diğer aktörlerle ilişkilerini sürdürme ihtiyacı gibi çeşitli nedenlerle, İsrail'e yönelik tepki ve kınamalarında suskun kaldı.

dfvbty
İstanbul'da 3 Ağustos'ta düzenlenen gösteride Heniyye suikastı kınandı (AFP)

Abbas, ziyaretinin ilk günü olan 14 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşecek, 15 Ağustos'ta ise tatilde olduğu için olağanüstü toplanacak olan TBMM’ye hitap edecek. Abbas'ın TBMM’deki konuşması sırasında yabancı ülkelerden ve uluslararası kuruluşlardan temsilcilerin yanı sıra, Gazze'den tedavi için Türkiye'ye gelen yaralı Filistinliler de hazır bulunacak.

TBMM’de duyguların yükselmesi, Ankara sokaklarının İsrail'i protesto etmek için Filistin ve Türk bayrakları taşıyan Filistin destekçileriyle dolması ve iki gün boyunca alınacak sıkı güvenlik önlemlerinin başkenti felç etmesi bekleniyor.

Abbas'ın etkili bir konuşma yapması beklenmese de en azından Filistinliler arasında dayanışmaya dair mesajlar vereceği ve İsrail'den savaşı durdurmasını ve 'iki devletli çözüm' için barış müzakerelerine yeniden başlamasını talep edeceği düşünülüyor. Öte yandan Abbas'ın ziyareti, Erdoğan'a, Filistin politikalarının sadece Hamas'a dayanmadığını gösterme fırsatı verecek ve Filistinlilerin kararlı bir destekçisi olarak Türkiye ve Müslüman ülkelerdeki prestijini arttıracak.

Ancak Abbas'ın ziyareti Hamas ile Türkiye arasındaki ilişkilere zarar vermeyecek. Hamas Hareketi’nin temsilcilerinin Abbas'ın ziyareti sırasında Ankara'da ve TBMM’de hazır bulunmaları bekleniyor. Ancak resmi bir heyetin parçası olarak ya da yeni Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar'ın adına burada bulunmuyorlar.

Abbas ve Hamas yetkililerinin Ankara’da bir araya gelmesi sürpriz değil, zira Türkiye'nin İsmail Heniyye ve Halid Meşal ile uzun süredir iyi ilişkileri var. Heniyye artık aramızda değil ve Meşal de Hamas’a liderlik etmek üzere seçilmedi.

Türkiye'nin Sinvar ile ilişkileri Heniyye ile olduğu kadar yakın olmayabilir. 7 Ekim saldırısının beyni olan ve İran'a yakınlığıyla bilinen Sinvar yönetimindeki Hamas ile ilişkiler daha karmaşık ve hem kullanılmaya hem de eleştiriye açık olacaktır.

İsrail, Hamas'a göz ucuyla bile bakan herkesi ‘terör destekçisi’ olarak etiketlerken kendisi de şu anda korkunç bir savaş yürütüyor. Netanyahu'nun politikaları onu Filistinlilere karşı bir soykırımcıya dönüştürdü. Aşırı sağcılar ve radikal dinciler, birçok İsraillinin ve Yahudinin karşı çıkmasına rağmen kendi inançlarına göre bir İsrail yaratmaya çalışıyorlar.

İsrail'deki bu kesimin öfkeden gözü hiçbir şey görmüyor. Filistinli tutuklulara yapılan işkence ve hatta tecavüz, aşırı sağcı bakanlar ve destekçileri tarafından etkili bir caydırıcı eylem olarak meşrulaştırılıyor. Uluslararası alanda ise Netanyahu, durumu İran-Hizbullah-Hamas'tan oluşan “şer ekseni” ile İsrail ve Batı arasında bir çatışmaya dönüştürmeye çalışıyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Beklenen saldırı dalgası İran savaşını sona erdirebilir mi?

Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
TT

Beklenen saldırı dalgası İran savaşını sona erdirebilir mi?

Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)

ABD’nin İran’a yönelik geniş çaplı saldırıları yeniden başlatmaya hazırlandığı görülüyor. Ancak uzmanlara göre taraflardan herhangi birinin yıkıcı savaşı askerî yollarla kesin bir sonuca ulaştırması pek olası değil.

ABD ve İran güçleri, ticari gemilere yönelik saldırıların öne çıktığı bir çatışma düzenine yerleşmiş durumda. ABD, İran limanlarına abluka uygulamaya çalışırken, İran İslam Cumhuriyeti ise stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü pekiştirmeyi hedefliyor.

İki ülke de eylül ayının başından bu yana kara hedeflerine yönelik büyük çaplı saldırılar düzenlemedi. Ancak bu durum yakında değişebilir.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Brookings Enstitüsü Dış Politika Programı Direktörü Susan Maloney ajansa yaptığı açıklamada, “Şu anda ara seçimlerin hemen ardından saldırıların düzenlenebileceğini düşünüyorum” dedi. Maloney, 3 Kasım’da yapılacak ABD ara seçimlerine işaret etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat sabahı Mar-a-Lago’da, CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ile birlikte İran’a yönelik “Destansı Öfke” operasyonunun başlangıcını takip ediyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat sabahı Mar-a-Lago’da, CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ile birlikte İran’a yönelik “Destansı Öfke” operasyonunun başlangıcını takip ediyor. (AP)

Maloney, Ortadoğu’ya ek ABD askerî birlikleri ve teçhizatının sevk edilmesi, bölgedeki Amerikalılara yönelik uyarılar ve İsrail ordusunda alarm seviyesinin yükseltilmesi gibi olası saldırılara işaret eden gelişmelere dikkat çekti.

Maloney, Trump’ın “ara seçimlerden önce saldırı düzenlemeyeceğini açıkça ilan ettiğini” belirterek, böyle bir adımın seçim sandığında kendisine avantaj sağlamayacağını ifade etti.

ABD’nin İran’a karşı İsrail’le birlikte yürüttüğü savaş, özellikle akaryakıt fiyatlarını ciddi ölçüde artırması nedeniyle ABD kamuoyunda büyük ölçüde destek görmüyor. Savaşın, kritik öneme sahip ara seçimlerde Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’ye yük getirmesi bekleniyor.

Maloney, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını belirterek, ABD ablukasının “İranlılara daha fazla zarar verdiğini”, ancak Washington’ıun da çok sayıda deniz unsurunu ablukayı sürdürmekle meşgul ettiğini belirtti.

Trump cuma günü yaptığı açıklamada, Tahran’la bir anlaşmaya varılamaması hâlinde, şubat ayının sonlarında başlatılan İran’a yönelik ABD operasyonuna atıfla, “Destansı Öfke kapsamında küçük çaplı bir operasyon daha düzenleyebiliriz” dedi. Trump, bunun ne zaman gerçekleşebileceğine ilişkin bir tarih vermedi.

Öngörmek imkânsız

Ortadoğu Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Jason Campbell, yeni saldırıların yakın olabileceğine ya da ABD’nin, İran veya Yemen’deki müttefiki Husiler tarafından düzenlenebilecek saldırıları beklediğine ilişkin “kesinlikle güncel işaretler bulunduğunu” söyledi.

Campbell, USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin Ortadoğu’ya konuşlandırılmasının planlandığını belirtti. Bu adımın, bölgedeki uçak gemisi taarruz gruplarının sayısını geçici olarak üçe çıkarabileceğini kaydetti. Ayrıca yeni bir ABD Deniz Piyadeleri seferî birliğinin bölgeye gönderilmesi kararına dikkat çekti.

Campbell, İsrail savaş uçaklarının yakın zamanda İran’a yönelik önceki saldırıları andıran bir “güç gösterisi” gerçekleştirdiğini de belirtti. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüştüğünü hatırlattı.

Ancak Campbell, “Burada zamanlamayı öngörmek imkânsız” dedi. Söz konusu adımların, yalnızca İran’ı müzakere masasına geri dönmeye zorlamak amacıyla atılıyor olması hâlinde, bunların kapsamının oldukça geniş olduğuna dikkat çekti.

Campbell’a göre Trump’ın seçenekleri, çatışmanın başlangıcına kıyasla daralmış durumda. Bölgedeki ABD üslerinin uğradığı hasar, olası bir kara harekâtını daha da zorlaştırıyor.

Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri. (Reuters)
Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri. (Reuters)

Campbell, “Bu aşamada, böyle bir operasyonun gerektireceği binlerce, hatta bazı senaryolarda on binlerce askerin güvenli biçimde toplanabileceği bir yer yok” değerlendirmesinde bulundu.

Maloney ise İran’daki geleneksel askerî hedeflerin büyük bölümünün önceki saldırılarda ciddi ölçüde zayıflatıldığını söyledi. Bu nedenle yeni bir saldırı dalgasının, sivil altyapıya ve İran halkını doğrudan etkileyen hedeflere yönelik daha fazla saldırıyı içerebileceğini belirtti.

Ancak Maloney’ye göre bu tür saldırıların veya başka herhangi bir askerî müdahalenin savaşı kesin bir sonuca ulaştırması beklenmiyor.

Maloney, “En başından beri bu, taraflardan herhangi birinin gerilimi daha da artırmasıyla sona erdirilemeyecek bir savaştı” dedi.

Campbell da bu görüşe katılarak, “Savaşın ilk 50 günündekilere benzer yeni İran saldırılarının, İran yönetimi açısından stratejik dengeyi nasıl değiştirebileceğini göremiyorum” ifadelerini kullandı.

Campbell, İran’ın büyük çaplı fiziksel hasara katlanmaya istekli olduğunu gösterdiğini belirterek, “Hedeflerin önemli bir bölümünü karma kullanımlı temel altyapıyı, hatta doğrudan sivil altyapıyı kapsayacak şekilde değiştirmek bile bu durumu kayda değer ölçüde değiştirmeyecektir” değerlendirmesinde bulundu.


Musk, Ukrayna ordusunu Starlink kullanım koşullarını ihlal etmekle suçladı

Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
TT

Musk, Ukrayna ordusunu Starlink kullanım koşullarını ihlal etmekle suçladı

Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)

ABD’li milyarder Elon Musk dün yaptığı açıklamada, Ukrayna ordusunu Starlink uydu internet hizmetini saldırı amaçlı insansız hava aracı (İHA) operasyonlarında kullanarak sivilleri öldürmekle suçladı. Musk, bu kullanımın hizmet şartlarını ihlal ettiğini öne sürdü.

Musk, sahibi olduğu X platformunda yaptığı paylaşımda, “Ukrayna ordusu Starlink hizmetinin kullanım şartlarını ihlal ederek insanları öldürmek amacıyla saldırı amaçlı İHA operasyonları düzenledi. Bu açık geçen hafta kapatıldı” ifadelerini kullandı.

Musk, iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt veya somut örnek sunmadı.

Musk’ın sahibi olduğu SpaceX tarafından işletilen Starlink, kendi açıklamasına göre askerî saldırı operasyonları için değil, sivil ve savunma amaçlı kullanım için tasarlanmış ticari bir hizmet. Musk, şirketin askerî amaçlara yönelik diğer hizmeti Starshield’ın ise ABD hükümetinin kontrolünde olduğunu belirtti.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın işgaline karşı hava savunmasında Starlink’ten yararlanıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre  uydu internet hizmeti, İHA operasyonlarının yanı sıra lojistik faaliyetler ve askerî iletişim açısından da önemli bir rol oynuyor.

Ukrayna, son günlerde ABD merkezli uydu internet hizmetine erişimin yavaşlatıldığından şikâyet etmişti. Ancak yaşanan aksaklıktan kimin sorumlu olduğu netlik kazanmamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün yaptığı açıklamada Starlink ve Starshield iletişim hizmetlerinin yeniden çalışır duruma getirildiğini söyledi.

Zelenskiy, “Starlink ve Starshield hizmetleri, tüm kısıtlamalar uygulanmadan önceki hızlarına yeniden kavuştu. Şu anda hızlar olması gereken seviyede” dedi.


Pezeşkiyan, Putin ile görüşmek üzere gelecek hafta Moskova’yı ziyaret edecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
TT

Pezeşkiyan, Putin ile görüşmek üzere gelecek hafta Moskova’yı ziyaret edecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın gelecek hafta Rusya’nın başkenti Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini açıkladı. Ziyaretin, iki ülke arasında ikili iş birliği ve bölgesel gelişmelere ilişkin istişarelerin sürdürülmesi kapsamında gerçekleştirileceği belirtildi.

Arakçi, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un yakın zamanda Tahran’a gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin mesajında, görüşmelerde siyasi ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi, ortak anlaşmaların uygulanması ve İran ile Rusya arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığın güçlendirilmesinin ele alındığını ifade etti.

Şarku’l Avsat'ın Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Arakçi, “Bu ziyarette ortak çıkarlarımızı korumak, bölgesel barış ve istikrarı güçlendirmek amacıyla istişarelerin sürdürülmesinin önemini vurguladık. Diyalog ve istişareler, gelecek hafta iki ülkenin cumhurbaşkanlarının Moskova’da bir araya gelmesiyle devam edecek” ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (AFP)

Lavrov’un Tahran ziyareti

Lavrov, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana İran’a ilk ziyaretini geçen pazartesi günü gerçekleştirdi. Tahran’da Pezeşkiyan ve Arakçi ile bir araya gelen Lavrov, Arakçi ile düzenlediği ortak basın toplantısında Pezeşkiyan’ın “önümüzdeki günlerde” Moskova’yı ziyaret edebileceğini söylemiş, ancak kesin tarih vermemişti.

Lavrov, Tahran’dan yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nda savaş öncesindeki duruma dönülmesi çağrısında bulundu. Bu kapsamda “seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması ve saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvenceler verilmesi” gerektiğini belirten Rus Bakan, krize çözüm bulmak için çalışmaya hazır olduklarını ifade etti.

Rusya’nın “zor koşullara” rağmen İran ile ekonomik ve yatırım anlaşmalarını uygulamaktan vazgeçme niyetinde olmadığını söyleyen Lavrov, Rus uzmanların Buşehr Nükleer Santrali’ne kademeli olarak geri döndüğünü belirtti. Lavrov ayrıca iki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl yüzde 21 arttığını kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 19 Ekim Pazartesi günü Tahran’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 19 Ekim Pazartesi günü Tahran’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (EPA)

Arakçi ise söz konusu görüşmeler sırasında bölgedeki “güvensizlikten” ABD’yi sorumlu tuttu. “Ekonomik abluka, bölgemizdeki güvensizliğin başlıca nedenidir” diyen Arakçi, Rusya ile ilişkilerini “stratejik” olarak nitelendirdi. Kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından bu ilişkilerin “yeni boyutlar kazandığını” belirtti.

Pezeşkiyan ile Putin son olarak Türkmenistan’da bir araya gelmişti. Putin, ekim ayının başında yaptığı görüşmede Moskova’nın arabuluculuk çabalarına katkıda bulunmaya hazır olduğunu Pezeşkiyan’a bildirmişti.

Lavrov, Tahran ziyaretinden bir gün önce yaptığı açıklamada ise Tahran ile Washington arasındaki görüşmelerin çıkmaza girdiği bir dönemde Rusya’nın çabalarının “geniş çaplı bir savaşın yeniden başlamasını önlemeyi” amaçladığını söyledi.