Pakistan ve Afganistan uçurumun kenarında

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin üçüncü yıldönümünde İslamabad sahneyi nasıl görüyor?

Bannu'da ordu karargahına düzenlenen intihar saldırısının ardından protestocular barış çağrısında bulundu, 26 Temmuz 2024
Bannu'da ordu karargahına düzenlenen intihar saldırısının ardından protestocular barış çağrısında bulundu, 26 Temmuz 2024
TT

Pakistan ve Afganistan uçurumun kenarında

Bannu'da ordu karargahına düzenlenen intihar saldırısının ardından protestocular barış çağrısında bulundu, 26 Temmuz 2024
Bannu'da ordu karargahına düzenlenen intihar saldırısının ardından protestocular barış çağrısında bulundu, 26 Temmuz 2024

Kaswar Klasra

ABD'nin 2021 yılında Afganistan’dan kaotik bir şekilde çekilmesinin ardından Taliban’ın ülkenin kontrolünü yeniden ele geçirdi. ABD Başkan Joe Biden, Afganistan’da Taliban iktidarının başlamasının üzerinden bir yıldan az bir süre geçmişken, bir zamanlar Usame bin Ladin'in sığınağı olan ülkenin ‘bir daha asla teröristler için güvenli bir sığınak olmayacağı’ konusunda dünyaya güvence verdi. Ancak gerçekler, Biden'ın verdiği güvencenin garanti olmadığını açıkça ortaya koydu.

Kabil'deki Taliban yönetimi, ABD'nin çekilmesinin üçüncü yıldönümünü kutlamaya hazırlanırken Afganistan bağlantılı uluslararası terör tehditlerindeki artış, hükümetleri bir zamanlar 11 Eylül 2001 saldırılarının arkasındaki beyinlere ev sahipliği yapan ülkenin yeniden küresel emelleri olan militan grupların yuvası haline gelmesinden endişeleniyorlar.

Aralarında Pakistan Talibanı'nı (Tehrik-i-Taliban Pakistan/TTP) ve DEAŞ’ın da bulunduğu terörist gruplar Afganistan'da kendilerine sığınak bulmuş durumdalar ve kontrol alanlarını genişletmeye çalışıyorlar.

Batılı yetkililer, TTP ve Taliban'ın Ortadoğulu baş düşmanı olan radikal grubun Afganistan kolu Horasan Vilayeti İslam Devleti’nin (ISKP) dünya barışı için potansiyel tehditler olarak ortaya çıktığını düşünüyorlar. Pakistan ise Afganistan'a yakınlığı nedeniyle ABD'nin çekilmesinden bu yana yeni bir terör dalgasıyla karşı karşıya.

ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinden bu yana Pakistan'da sınır ötesi saldırılar arttı. Pakistan hükümeti, Afganistan ile gerilimin ciddi bir şekilde tırmanması üzerine Pakistan'ın kuzeybatısındaki Bannu eyaletinde bulunan Bannu Komutanlığı’na düzenlenen silahlı saldırıyı protesto amacıyla Afganistan’dan üst düzey bir diplomatı çağırdı. 15 Temmuz'da meydana gelen saldırıda bir teröristin patlayıcı yüklü bir aracı komutanlığın dış duvarına çarpmış ve ardından Pakistan askerleriyle saldırganlar arasında çatışma çıkmıştı. Olayda 8 Pakistan askeri ölürken 10 kişilik saldırgan grubun tamamı da yaralanmıştı.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan ve sert bir dil kullanılan açıklamada, Afganistan merkezli Hafız Gul Bahadur grubunu saldırıyı düzenlemekle suçladı. Bakanlık, Kabil'in TTP ve DEAŞ da dahil olmak üzere Afgan topraklarından faaliyet gösterdiğini iddia eden gruba ve diğer terör örgütlerine karşı derhal ve kararlı bir şekilde harekete geçmesini istedi.

Pakistan’a karşı ‘organize bir komplo’ olarak tanımladığı olayla ilgili derin endişesini dile getiren İslamabad hükümeti, özellikle Belucistan ve Hayber Pahtunhva eyaletlerinde son zamanlarda artan terör saldırılarına dikkati çekti. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 25 Temmuz'daki Bakanlar Kurulu toplantısında Pakistan'ın sınır ötesi saldırılara müsamaha göstermeyeceğini söyledi. Şerif, Kabil hükümetini, Pakistan ile ateşkes anlaşmasının 2022 yılında sona ermesinin ardından saldırılarına yeniden başlayan TTP’ye karşı harekete geçmeye çağırdı.

Afganistan, TTP ve DEAŞ üyeleri için güvenlik bir sığınak olduğu iddialarını sürekli olarak reddetti. Ancak iki ülke arasındaki gerilim Afganistan'da teröristlerin saklandığına dair haberlerle daha da kötüleşti. Teröristlere güvenli liman olan bölgeler, Pakistan ve Afganistan arasında başlıca anlaşmazlık nedeni haline geldi. Taliban hükümetinin Afganistan'daki terörist gruplara karşı harekete geçememesi, İslamabad'ın teröristlerin sığınaklarına askeri operasyonlar düzenlemesine neden oldu, ancak operasyonlar Taliban hükümetini kızdırdı.

Pakistan’a karşı ‘organize bir komplo’ olarak tanımladığı olayla ilgili derin endişesini dile getiren İslamabad hükümeti, son zamanlarda artan terör saldırılarına dikkati çekti.

Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif, geçtiğimiz ay Pakistan'ın bahsi geçen terör örgütlerinin mevzilerini hedef alan hava saldırıları düzenlediğini doğruladı. Geçtiğimiz mart ayında bu türden sadece bir saldırı gerçekleştirdiğini kabul ederken, Pakistan'ın Afganistan'daki operasyonlarına devam edeceğini belirten Asif, bu eylemlerin meşruiyetine ilişkin endişeleri reddederek ülkesinin meşru müdafaa hakkını savundu.

asdefrgt
Pakistan’ın Bannu eyaletinde bir komutanlık binasına düzenlenen intihar saldırısının ardından yükselen dumanlar, 15 Temmuz 2024 (AFP)

Pakistan Savunma Bakanı, geçtiğimiz ay İslamabad'da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Afganistan'da operasyonlar yürüttüğümüz doğru ve bunu yapmaya devam edeceğiz. Onlara kek ve pasta ikram edecek değiliz. Eğer saldırıya uğrarsak karşılık veririz” ifadelerini kullandı. Asif, ayrıca Pakistan'ın Taliban'ı olası saldırılar konusunda bilgilendirmediğini söyleyerek saldırıların önceden bilindiğine dair iddiaları reddetti.

Pakistan ordusunun, Afganistan topraklarında gerçekleştirdiği operasyonlara sert tepki gösteren Taliban, hava saldırılarını Afganistan'ın egemenliğinin ihlali olarak nitelendirdi ve saldırıların devam etmesi halinde ‘sonuçlarına katlanılacağı’ uyarısında bulundu. Afganistan geçici hükümeti Savunma Bakanı Sözcüsü İnayetullah Harezmi, Asif'in ‘sorumsuzca ve bölgesel istikrarı tehdit edici’ olarak nitelendirdiği açıklamalarını kınadı.

Taliban’ın 2021 yılında ülkenin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana Pakistan ve Afganistan arasındaki gerilim arttı ve Pakistan, TTP’nin bir uzantısının Afganistan'da saklandığını iddia ediyor. Pakistanlı yetkililer, basına yaptıkları açıklamalarda, TTP’nin Pakistan'a saldırmak için Afganistan topraklarını kullanmasına izin verilmemesini talep etmelerine rağmen Taliban’ın TTP’ye karşı harekete geçme konusunda isteksiz davrandığını söylediler.

Ancak TTP, Pakistan'a karşı terör eylemleri düzenlemeyi sürdürüyor. Pakistan kolluk kuvvetleri ve Pakistan genelinde yaşayan Çinliler TTP tarafından mağdur edilmeye devam ediyor. Geçtiğimiz mart ayında bir intihar bombacısının aracını Pakistan'ın kuzeybatısındaki bir hidroelektrik projesinde çalışan bir grup Çinli mühendisin üzerine sürmesi sonucu beş Çinli mühendis hayatını kaybetti. Pakistan ordusu, saldırının komşu ülke Afganistan'da planlandığını ve bombacının da bir Afgan vatandaşı olduğunu iddia etti.

İslamabad'ın TTP’nin Afganistan'da bu tür saldırılara karıştığına ve saklandığına dair ‘çürütülemez’ kanıtlar sunmasına rağmen Taliban hükümetinin henüz harekete geçmemesi, Pakistan'ı dehşete düşürdü. Pakistan’ın eski Geçici Başbakanı Enver-ul Hak Kakar, gazetecilere yaptığı açıklamada, Pakistanlı yetkililerin topraklarının herhangi bir ülkeye karşı kullanılmasını önlemek için defalarca kez talepte bulunmalarına rağmen, Taliban yönetiminin bu tür saldırıları ‘kolaylaştırdığına’ dair çürütülemez kanıtlar topladıklarını vurguladı. Kakar, Pakistan'da on beş Afgan vatandaşının intihar saldırılarına karıştığını ve Pakistan kolluk kuvvetleriyle çıkan çatışmalarda 64 kişinin öldüğünü de sözlerine ekledi.

Pakistan'ın elinde Afganistan'da teröristlerin saklandığına ve Taliban hükümetinin onlara gizli destek verdiğine dair çok sayıda kanıt olduğunu söyleyen Kakar, İslamabad’ın tüm bu kanıtları Kabil'le defalarca kez paylaştığını, ama hiçbir sonuç alamadığını belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından temmuz ayı ortalarında yayınlanan ve Pakistan'ın iddialarını doğrulayan bir rapor, durumu daha da karmaşık hale getirdi. Rapo TTP’nin tahminen 6 bin ila 6 bin 500 üyesiyle Afganistan'daki ‘en büyük terörist grup’ olarak tanımlıyordu. Grubun El Kaide'den destek ve eğitim aldığı belirtilen raporda, bölgede şiddet ve istikrarsızlığın artma potansiyeline ilişkin endişeler dile getirildi. Raporda ayrıca Taliban'dan TTP’ye yapıldığı iddia edilen silah ve mali destek transferlerinin ayrıntıları da yer aldı.

“Pakistanlı yetkililer, Afganistan topraklarının herhangi bir ülkeye karşı terör eylemleri düzenlemek amacıyla kullanılmasına izin verilmemesi için defalarca kez talepte bulunmalarına rağmen, Taliban yönetiminin bu tür saldırıları ‘kolaylaştırdığına’ dair çürütülemez kanıtlar toplandı.

Taliban’ın Afganistan'da ISKP dışında yabancı terörist grup bulunmadığı yönündeki iddialarına rağmen BM Analitik Destek ve Yaptırımları İzleme Ekibi’nin 10 Temmuz 2024 tarihli raporuna göre BM üyesi ülkeler, yirmiden fazla grubun ülkede faaliyet göstermeye devam ettiğini, fiili makamların gözetimi ve İstihbarat Genel Müdürlüğü'nün denetimi altında hareket özgürlüğünün tadını çıkardığını bildirdi.

guk
TTP tarafından dağıtılan ve bazı üyelerinin açıklanmayan bir yerde çekilmiş bir fotoğrafı, 17 Aralık 2014 (AFP)

BM’nin yayınladığı rapor, TTP ile El Kaide arasındaki iş birliğinin artmasının örgütü ‘dış bölgesel bir tehdide’ dönüştürebileceği endişesini dile getirdi. El Kaide tarafından verilen eğitimin, TTP'nin taktiklerini değiştirmesine ve sağlam hedeflere karşı üst düzey saldırılar düzenlemesine yol açtığı belirtilen raporda, TTP’ye silah transferinin yanı sıra DEAŞ’lı mahkumların yasaklı Pakistan uzantısına katılmaları için gerekli onayın alınmasından sonra yerel hapishanelerden salıverildikleri vurgulandı.

Raporda, Taliban'ın TTP üzerinde finansman yoluyla nasıl baskı kurduğu ayrıntılı olarak anlatıldı. Raporda ayrıca Taliban’ın TTP lideri Müftü Nur Veli Mesud’a aylık olarak 3,5 milyon Afgan lirası (50 bin 500 dolar) verirken aynı zamanda onu bağışçılardan ek gelir kaynakları aramaya yönlendirdiği bildirildi.

Pakistan, bir yandan tansiyon yükselirken artan gerilimi dizginlemek ve sınırları içerisinde faaliyet gösteren terörist grupları hedef almak amacıyla 'İstikrar için Kararlılık' adını verdiği yeni bir askeri operasyon başlattı. Ancak operasyon eleştirilere ve bölgesel güvenlik açısından daha geniş kapsamlı sonuçlarına ilişkin soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Bazı analistler operasyonun, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) ile bağlantılı projelerde çalışan vatandaşlarının güvenliği konusunda endişelerini dile getiren Çin’in baskısıyla başlatılmış olabileceğini öne sürdüler.

Geçtiğimiz mart ayında Pakistan'ın kuzeybatısındaki bir hidroelektrik projesinde çalışan beş Çinli mühendis intihar saldırısında hayatını kaybetti. Pakistanlı yetkililer, intihar saldırısının Afganistan'da planlandığını iddia ettiler.

Pakistan, terörist grupların yarattığı tehdide ve Afganistan'la olan karmaşık jeopolitik dinamiklere direnmeye devam ederken, uluslararası toplum da bu durumu yakından izliyor.

Her ikisi de önemli stratejik ve güvenlik çıkarlarına sahip olan iki ülke arasında devam eden anlaşmazlık, terörle mücadele ve bölgede istikrarın korunmasına yönelik daha kapsamlı zorlukları ortaya koyuyor. Gergin diplomatik kanallar ve tırmanan askeri eylemlerle birlikte, daha ciddi bir çatışma potansiyeli ortaya çıkıyor ve Güney Asya’da barış ve güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Bannu saldırısı ve sonrasında yaşananlar Pakistan ve Afganistan arasındaki geçmişten beri süregelen sorunları yeniden gündeme getirdi. Sadece ilgili iki ülke için değil, tüm bölge için potansiyel yansımaları olan bu durum son derece istikrarsız bir şekilde devam ediyor. Uluslararası toplumun arabuluculuk yapma ve bu gerilimleri ele alma konusundaki rolü, gerilimin daha da tırmanmasını önlemenin yanında barışa ve istikrara giden yolu açması açısından da hayati bir önem taşıyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Çinli araştırmacının ABD’deki gizemli ölümü tartışma yarattı

Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)
Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)
TT

Çinli araştırmacının ABD’deki gizemli ölümü tartışma yarattı

Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)
Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)

Çinli bilim insanının ABD'de federal güvenlik görevlilerince sorgulandıktan kısa süre sonra ölmesi tartışma yarattı.

CBS News'in aktardığına göre Michigan Üniversitesi'nde yarı iletkenler alanında çalışan Danhao Wang, 19 Mart'ta yaşamını yitirdi.

Üniversiteden yapılan açıklamada, araştırmacının kampüsteki bir binadan atlayarak intihar ettiği ihtimali üzerinde durulduğu belirtildi.

Çin'in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Pengyu da Hong Kong merkezli South China Morning Post'a gönderdiği e-postada Wang'ın intihar ettiğini doğruladı.

"Bu trajediden derin bir üzüntü duyuyoruz" ifadelerini kullanan Liu, ABD'deki Çinli öğrenci ve akademisyenlerin haksız sorgulamalara ve tacizlere maruz bırakıldığını savundu.

Liu, ABD yönetimine olayla ilgili kapsamlı bir soruşturma yürütme, Wang'ın ailesine ve Çin tarafına bir açıklama sunma çağrısında bulundu.

Üniversitede doktora sonrası araştırma yapan 1500 kişiyi temsil eden Michigan Üniversitesi Doktora Sonrası Araştırmacılar Örgütü (UM-PRO), birçok uluslararası öğrencinin giderek daha fazla hedef alındığını hissettiğini bildirdi.

UM-PRO'dan Nick Geiser, Wang'ın ölümünden önce federal yetkililerce sorguya alındığını bildiklerini fakat incelemenin neyle ilgili olduğuna dair kendileriyle detay paylaşılmadığını söyledi.

ABD yönetimi olayla ilgili henüz açıklama yapmazken, soruşturmaya dair detay da verilmedi.

Geiser, "Bu olay, mevcut yönetim altında tüm sektörlerden, farklı ülkelerden ve farklı kesimlerden gelen göçmen işçilerin hissettiği genel korkunun bir yansıması" dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, BBC'ye gönderdiği açıklamada olayla ilgili inceleme başlatılması çağrısını yineledi:

Çin, vatandaşlarının meşru ve yasal haklarını ve çıkarlarını kararlılıkla savunmak için gerekli adımları atmaya devam edecektir.

Northwestern Üniversitesi'ndeki Çin asıllı Amerikalı sinirbilimci Jane Wu'nun 2024'te intihar etmesinin ardından ailesi okula dava açmıştı. Wu'nun Çin yönetimiyle bağlantılı çalıştığına yönelik iddialarla başlatılan inceleme sırasında okul yönetiminin araştırmacıya kötü davrandığı savunulmuştu.

ABD, son yıllarda ulusal güvenlik endişelerini gerekçe göstererek Amerikan kampüslerindeki Çinli öğrencilere yönelik denetimleri sıkılaştırdı.

Donald Trump yönetimi, Çin Komünist Partisi'yle bağlantılı olduğu öne sürülen öğrencilerin vizelerinin iptal edileceğini geçen yıl açıklamıştı. Ancak Trump, bu sert tutumundan dönerek Pekin'le ticaret görüşmeleri sırasında 600 bin Çinli öğrenciye vize vermişti.

Independent Türkçe, BBC, SCMP, CBS News


Savaş bahisleri ve bilgi sızdırma: Trump ateşkesi duyurmadan dakikalar önce hesaplar açıldı

Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)
Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)
TT

Savaş bahisleri ve bilgi sızdırma: Trump ateşkesi duyurmadan dakikalar önce hesaplar açıldı

Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)
Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)

Kripto tabanlı Polymarket'ta ABD-İran ateşkesine dair bahisler içeriden bilgi sızdırılmasına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a Türkiye saatiyle 03:00'e kadar verdiği mühlete 1,5 saat kala Pakistan'ın iki haftalık ateşkes önerisini kabul ettiğini salı günü açıklamıştı.

Kripto analiz platformu Dune'un verilerine göre, Trump sosyal medya platformu Truth Social'dan ateşkes ilanını paylaşmadan önce Polymarket'ta en az 50 yeni hesap oluşturuldu.

Salı sabahı oluşturulan cüzdanlardan birinden, ortalama 8,8 sentlik bir fiyatla yaklaşık 72 bin dolarlık bahis yatırıldı. Kullanıcı, ateşkese oynadığı bahisten 200 bin dolar kazandı.

Aynı gün platforma katılan ve benzer bir bahis oynayan hesap da 125 bin 500 dolar kazanç elde etti.

Trump'ın gönderisinden 12 dakika önce oluşturulan başka bir cüzdan da 33,7 sentten 31 bin 908 dolarlık bahis oynadı ve 48 bin 500 dolar kazandı.

AP'nin analizine göre bu cüzdanların hepsi platforma yeni katıldı. Ancak bunların yeni kullanıcılar mı yoksa ek hesap açan mevcut kullanıcılar mı olduğu veri gizliliği nedeniyle belirlenemiyor.

Bu verileri gizli tutan Polymarket ise Amerikan haber ajansının yorum talebine yanıt vermedi.

Diğer yandan bu cüzdanlar, yatırımcıları arasında ABD Başkanı'nın oğlu Donald Trump Jr.'ın sahibi olduğu risk sermayesi şirketi 1789 Capital'ın da yer aldığı Polymarket'a içeriden bilgi sızdırıldığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

İran ve ABD müzakereler hakkında çelişkili açıklamalar yaparken, Polymarket'ta 31 Mart öncesinde anlaşma yapılacağına dair bahisler de artmıştı.

Ayrıca platformdaki bazı kullanıcılar, ABD'nin ocak ayında Venezuela'ya kara harekatı düzenleyerek Nicolas Maduro'yu kaçırmadan saatler önce hesap açıp bahis oynayarak yüksek miktarlar kazanmıştı.

Georgia State Üniversitesi'nden Todd Phillips şunları söylüyor:

İşte bu yüzden bu piyasaların düzenlemeye ihtiyacı var. İçeriden alınan bilgilerle işlem yapılmasına izin verilirken diğer yatırımcıların bu piyasalarda sorun yaşamamasını bekleyemeyiz.

Öte yandan yatırımcıların, ateşkes ilanından birkaç saat önce petrol fiyatlarının düşeceğine ilişkin yaklaşık 950 milyon dolarlık pozisyon alması da dikkat çekti.

Reuters'ın analizine göre ateşkes ilanından yaklaşık iki saat önce 8 bin 600 adet Brent ve ABD ham petrol (WTI) vadeli işlem sözleşmesi satıldı.

Analizde, bu tür işlemlerin normalde tek seferde yapılmadığına, yatırımcıların fiyatları etkilememek için işlemleri saatlere yaydığına dikkat çekiliyor.

Trump'ın ateşkes ilanının ardından çarşamba günü piyasa açılısında petrol fiyatları yüzde 15 düşmüştü.

23 Mart'ta da yatırımcılar, Trump'ın İran'ın enerji altyapısına saldırıyı erteleyeceğini açıklamasından sadece 15 dakika önce 500 milyon dolarlık satış yapmıştı. Bu da fiyatlarda yüzde 15'lik düşüşe yol açmıştı.

Independent Türkçe, AP, Reuters


İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz

İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”
İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”
TT

İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz

İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”
İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”

İran'daki muhafazakarlar ABD ve İsrail'le çatışmaların askıya alınmasından rahatsız.

ABD Başkanı Donald Trump, salı günkü açıklamasında Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını savundu ancak İsrail Başbakanı Netanyahu bunu yalanladı.  

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise üzerinde uzlaşılan 10 maddelik önerinin üç temel maddesinin ihlal edildiğini savundu. Kalibaf'a göre bunlar arasında Lübnan'a saldırıların sürmesi, İran hava sahasına izinsiz girilmesi ve mutabakatın 6. maddesinde yer alan İran'ın uranyum zenginleştirme hakkının ihlal edilmesi bulunuyor.

Diğer yandan BBC'nin analizinde, İran'daki şahinlerin ateşkesten rahatsızlık duyduğuna dikkat çekiliyor.

Buna göre İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve Körfez ülkelerindeki ABD varlıklarına misillemeleri muhafazakar kanadı cesaretlendirdi. Tahran'daki şahinler, "ABD ve İsrail karşısında üstünlük sağladığı için İran'ın savaşı sürdürmesi gerektiğini" savunuyor.

Haberde, Devrim Muhafızları'na bağlı Besic milislerinden bir grubun, ateşkes ilan edildikten kısa süre sonra karara karşı çıkmak için İran Dışişleri Bakanlığı'na yürüdüğü aktarılıyor.

Muhafazakar Kayhan gazetesi de olaydan birkaç saat sonra ateşkesin "düşmana bir hediye vermek anlamına geleceğini" yazdı.

ABD ve İsrail'in saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta İran'da en az 3 bin kişi yaşamını yitirdi. Ayrıca ülkedeki sivil altyapı da ciddi ölçüde zarar gördü.

Analizde, bazı şahin politikacılar arasında ülkeyi korumak adına ateşkese sıcak bakan kişiler olduğuna da işaret ediliyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Trump'ın damadı Jared Kushner ve ABD Başkanı'nın Ortadoğu elçisi Steve Witkoff'un yer alacağı heyet cumartesi günü İslamabad'a gidecek.

Tahran yönetimi adına da Kalibaf ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi liderliğindeki heyet görüşmelere katılacak.

BBC, görüşmelerde birebir temasların yapılacağını aktarıyor. ABD-İsrail saldırıları sonucu öldürülen İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in yönetiminde ABD'yle doğrudan müzakerelere yanaşılmıyordu.

Ancak analizde, Hamaney'in yerine geçen oğlu Mücteba'nın "birebir teması onayladığının düşünüldüğü" yazılıyor.

Independent Türkçe, BBC, Tesnim