Müslüman Kardeşler neden Sisi'nin Türkiye ziyareti öncesinde yeni bir af girişiminde bulundu?

Ziyaretin iki ülke arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası olması bekleniyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin ziyareti Türkiye'de büyük bir merakla bekleniyor (AFP)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin ziyareti Türkiye'de büyük bir merakla bekleniyor (AFP)
TT

Müslüman Kardeşler neden Sisi'nin Türkiye ziyareti öncesinde yeni bir af girişiminde bulundu?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin ziyareti Türkiye'de büyük bir merakla bekleniyor (AFP)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin ziyareti Türkiye'de büyük bir merakla bekleniyor (AFP)

Mısır’da yasaklı olan Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan-ı Müslimin), Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin 4 Eylül'de Türkiye'ye yapacağı ziyaret öncesinde yeni bir uzlaşı girişimiyle Mısır devletinden af talebinde bulundu. İhvan, tüm tutukluların serbest bırakılması karşılığında siyasi faaliyetlerini geçici olarak askıya alacağını açıkladı. Ancak bu girişimle ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.

Türkiye'de yaşayan ve İstanbul'dan yayın yapan Müslüman Kardeşler'e ait Al Şark televizyonunda sunuculuk yapmış olan Macid Abdullah'ın aktardığına göre Londra'da yaşayan İhvan Genel Mürşidi Salah Abdulhak tarafından yardımcısı Hilmi el-Cezzar’ın YouTube kanalı üzerinden girişimi sunmak üzere görevlendirdi. Girişim çerçevesinde Mısır'da terör örgütü olarak sınıflandırılan İhvan, Mısırlı yetkililerden, 10 ile 15 yıl arasında değişen sürelerle siyasi faaliyetlerini geçici olarak askıya alması karşılığında, tüm tutuklu İhvan üyelerinin serbest bırakılacağı bir af talep etti.

İhvan’ın girişimleri

Abdullah, Cezzar’ın kendisinden İhvan'ın Mısır'daki yetkililerle ve siyasi güçlerle uzlaşmaya ve onların uzlaşı girişimlerini kabul etmeye hazır olduğunu iletmesini istediğini söyledi. Abdullah, İhvan'ın 10 ila 15 yıl arasında siyasi faaliyetlerini askıya alma ve 30 Haziran 2013 tarihindeki halk devrimiyle iktidardan düşürülmesinden bu yana geçen 11 yılda yaşananların ardından yeni bir sayfa açma sözü verdiğini belirtti.

İhvan'ın İstanbul cephesi, sosyal medya platformlarında yoğun tartışmalara yol açan ve resmiyet kazanması için şu anda feshedilmiş olan Şura Konseyi'nin onayına ihtiyaç duyan girişim hakkında herhangi bir yorumda bulunmadı.

Öte yandan bu gelişmeden sadece birkaç gün önce Mısır hapishanelerindeki İhvan üyesi mahkumlardan bazıları, tövbe edip gruptan ayrılma beyanı karşılığında beraatlerini talep eden bir mektubu yetkili makamlara göndermişlerdi.

Mektupta, İhvan liderlerinin emriyle gerçekleştirilmiş olmalarına rağmen yasaklı grubun daha önce inkâr ettiği bazı terör eylemlerine ilişkin itiraflar da yer aldı. Bunların başında 14 Ağustos 2013 tarihinde Rabia Meydanı’nda oturma eyleminin dağıtılması, eski Başsavcı Hişam Berakat'a suikast düzenlenmesi, huzursuzluk ve karışıklık yaratmak amacıyla yolların ve köprülerin kapatılması, elektrik santrallerinin havaya uçurulması, kanalizasyon kanallarının tıkanması ve toplumda bu tür sabotaj eylemlerinin arkasında devletin olduğu yanılsaması yaratılması geliyor.

xscvfbrg
Sisi ve Erdoğan geçtiğimiz yıl G20 zirvesi sırasında bir araya geldiler (Arşiv - Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı)

Müslüman Kardeşler’in gençlik kolu İhvan Gençliği 2019 yılında devletle uzlaşmak için bir girişim başlattı ve Mısır hapishanelerinde bulunan bin 350 üyesi yetkililere bir mektup göndererek af talebinde bulundu. Bu bin 350 kişi, örgüte katıldıklarında benimsedikleri fikirleri gözden geçirmeye istekli olduklarını ve bu fikirlerden, şiddetten, gruba ve liderlerine olan bağlılıklarından vazgeçmeye hazır olduklarını beyan ettiler. Gelecekte hiçbir eyleme karışmayacaklarını ve siyasete katılmayacaklarını taahhüt ettiler.

Mısır ve Türkiye arasında yakınlaşma sinyallerinin ardından Müslüman Kardeşler'in son Genel Mürşit Vekili İbrahim Münir, 2021 yılının Mart ayında Ankara'nın Kahire ile ilişkileri normalleştirmek üzere diplomatik temaslara başladığını duyurmasından birkaç gün sonra yaptığı açıklamada, İhvan’ın, Mısır halkının çıkarlarına hizmet edecek her türlü teklifi kabul etmeye hazır olduğunu söyledi.

Girişimlerin hedefleri

Gözlemciler, İhvan tarafından başlatılan tüm girişimlerin amacının, saflarını yeniden düzenlemek ve gençlerle geleneksel liderler arasındaki gerginlik sürerken, Londra ve İstanbul cepheleri arasındaki bölünmeye son vermek için yeni bir ateşkese ulaşma girişimi olduğunu vurguladılar.

Ankara ve Kahire'nin ilişkilerini geliştirme sürecinde Türkiye'nin Müslüman Kardeşler’e karşı İstanbul'daki televizyon kanallarına getirilen bazı yayın yasakları gibi attığı birçok adımdan sonra, ihtilaflı konulara, özellikle de İhvan dosyasına odaklanmadıklarını savundular. Türkiye'nin Müslüman Kardeşler’e karşı attığı adımlar, bazılarının, Mısır devletine karşı kışkırtıcı söylemlerde bulunan bazı program sunucuları için bir sığınak haline gelen Londra'ya taşınmasına neden oldu.

vfbgrtny
Sisi, Ankara ziyaretine hazırlık amacıyla ağustos ayı başlarında Mısır'ı ziyaret eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı kabul etti (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Bir grup gözlemci, İhvan liderlerinin yanı sıra grubun orta ve alt kademelerindeki üyelerinin birçoğunun, Türk vatandaşlığı aldığını ya da Türkiye'de yahut yurtdışında daimî ikamet hakkına sahip olduğunu belirtiyor. Ancak bu gözlemciler, siyasi ve mali olarak yurtdışında yaşamaları zorlaşmış olabileceğinden ve özellikle Türkiye ile Mısır arasındaki yakınlaşmanın dayattığı bölgesel ve uluslararası koşullar çerçevesinde Mısır'a dönmek isteyebileceklerini düşünüyor.  

Sisi'nin Türkiye ziyareti merakla bekleniyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin yakında gerçekleştirmesi beklenen ziyareti Türkiye'de büyük bir merakla bekleniyor. Bu ziyaret, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'in iki önemli ülkesi arasında ‘büyük dostluğa’ doğru atılmış bir adım olarak görülüyor.

İktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Asır gazetesi yazarı Bülent Erandaç'a göre Sisi'nin Türkiye'ye yapması beklenen bu ilk ziyaret, büyük bir önem taşıyor. İki ülke arasında üst düzey Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının da yapılacağı bu ziyaret, Ankara ile Kahire arasındaki ilişkilerde ‘büyük dostluğa’ geçişin bir sembolü olarak nitelendirilebilir.

Türkiye ve Mısır’ın Doğu Akdeniz’de stratejik ölçekte birlikte hareket etmesi, ABD'nin bölgedeki ‘derin oyunlarını’ bozacağı gibi, Gazze'ye insani yardımların ulaştırılması, Sudan’da istikrarın sağlanması ve Libya'daki bölünmüşlüğün sona erdirilmesi için de birlikte çalışabileceklerini belirten Erandaç, “Ankara-Kahire ekseni geleceğe hazırlanmak anlamına geliyor” değerlendirmesinde bulundu.

thyjnu
Sisi, 14 Şubat'ta Erdoğan'ı Kahire'de ağırladı (Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı)

Gazeteci-yazar Mustafa Kemal Erdemol ise Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin Türkiye ziyaretinin 2013 yılından bu yana sorunlu olan ilişkilerde bir ‘dönüm noktası’ olacağı değerlendirmesinde bulundu. İlişkiler, Mısır ordusunun desteklediği bir halk ayaklanmasıyla iktidardan indirilen Muhammed Mursi ve Müslüman Kardeşler'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıkça desteklenmesinin ardından bozulmuştu.

Erdemol, Mısır’ın Türkiye ile iyi ilişkilerin gereğine inanmasına rağmen, ilişkileri geliştirmek için aceleci davranmadığını ve ilişkileri geliştirmek için inisiyatif alan tarafın Mursi krizi sırasında ağzına geleni söyleyen Erdoğan ve hükümeti olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Muhalif Halk TV internet sitesindeki makalesinden aktardığına göre Mısır'ın bunun için haklı sayılacak gerekçeleri olduğunu belirterek, “her şeyden önce iç işlerine pervasızca müdahale edilmişti Erdoğan tarafından. Müzakerelerin başlaması için Mısır’ın birtakım talepleri vardı. Bunlardan biri Türkiye’de yayın yapan muhalif Mısır medyasının durdurulmasıydı. Türkiye bunu yerine getirdi. Mısır’ın 12 maddeden oluştuğu söylenen talep listesinde hangilerinin Türkiye tarafından yerine getirildiğini uzunca bir süre bilemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Libya, Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz'deki deniz ihtilafları konusunda Mısır ve Türkiye, karşıt cephelerde yer alsalar da iki ülke arasındaki ilişkilerin normale dönmesi bölgenin jeopolitik dinamiklerini değiştirebilir, ‘kemikleşmiş’ meseleleri çözebilir ve en azından Libya ve Sudan'da devam eden akut krizlerin ve Doğu Akdeniz'deki ihtilafın çözümüne yol açacak sonuçları olabilir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.