WFP Sudan'daki faaliyetlerinde ‘dolandırıcılık şüphesini’ soruşturuyor

Müfettişler yardımların engellenmesinde ordunun olası rolünü araştırıyor

Sudan'ın Omdurman kentinde bir mahallede yiyecek dağıtan gönüllüler (Arşiv - Reuters)
Sudan'ın Omdurman kentinde bir mahallede yiyecek dağıtan gönüllüler (Arşiv - Reuters)
TT

WFP Sudan'daki faaliyetlerinde ‘dolandırıcılık şüphesini’ soruşturuyor

Sudan'ın Omdurman kentinde bir mahallede yiyecek dağıtan gönüllüler (Arşiv - Reuters)
Sudan'ın Omdurman kentinde bir mahallede yiyecek dağıtan gönüllüler (Arşiv - Reuters)

Reuters'in haberine göre Dünya Gıda Programı (WFP) Sudan'da çalışan iki üst düzey yetkilisi hakkında, Sudanlı sivillere gıda yardımı ulaştırma kabiliyeti konusunda bağışçılardan bilgi gizledikleri ve dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla soruşturma başlatırken, Sudan ordusunun ülkedeki ciddi açlık krizinin ortasında ihtiyaç sahiplerine yardımı engellemede rol oynadığından şüpheleniliyor.

Bu arada, ordu yanlısı hükümetin geçici başkenti olan liman kenti Port Sudan'da, pazarlara ‘yardım malzemelerinin sızdığı’ haberleri yoğun bir şekilde dolaşıyor. Medya kuruluşları, ambalajlarının üzerinde ‘satılık değildir’ yazan ve dükkanların raflarında sergilenen yardım mallarının fotoğraflarını yayınlıyor. Hükümet ve ordu destekçileri, söz konusu malların dükkanlarda bulunmasını, bazı faydalanıcıların nakit para elde etmek için bazen istihkaklarını satmak zorunda kalmaları gerçeğine bağlıyor.

WFP Genel Müfettişliği tarafından yürütülen soruşturma, Birleşmiş Milletler'in (BM) gıda yardım kolunun, yıllardır dünyanın en ciddi gıda kıtlıklarından birini yaşayan, savaşın parçaladığı Sudan'da milyonlarca insana gıda sağlamak için mücadele ettiği bir döneme denk geldi.

sxcdvfbg
Sudan'ın başkentinde 3 Eylül 2023 tarihinde gıda dağıtan gönüllüler (Arşiv - Reuters)

Dolandırıcılık iddialarına ilişkin yoğun bir soruşturma yürütüldüğünü doğrulayan 11 kaynaktan alıntı yapan Reuters, kaynaklardan beşinin, müfettişlerin, WFP personelinin Sudan ordusunun yardımların engellenmesindeki şüpheli rolünü örtbas etmeye çalışıp çalışmadığını araştırdığını söylediğini aktardı.

Reuters'a göre altı kaynak, soruşturulanlar arasında Sudan'daki WFP müdür yardımcısı H. Osman’ın da bulunduğunu ve bu şahsın görevinin fiilen askıya alındığını bildirdi. Dört kaynağa göre ise Sudan'ın Kosti kentindeki WFP ofisinin müdürü olan ikinci bir üst düzey yetkili M. Ali de kentteki 200 bin litreden fazla WFP yakıtının kaybolmasıyla bağlantılı olarak soruşturuluyor. Reuters Ali'nin halen görevde olup olmadığını teyit edemedi.

Reuters, her iki ismin de telefonlara yanıt vermeyi reddettiğini bildirdi. WFP'nin medya ofisi ise “Genel Müfettişlik, Sudan'daki operasyonlarda bireysel suiistimal iddialarına ilişkin acil bir inceleme yürütüyor” cevabını veriyor, ancak iddia edilen suiistimalin niteliği ya da soruşturulan personelin durumu hakkında bilgi vermiyor. Reuters, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın (USAID) 20 Ağustos'ta WFP'den ‘Sudan'daki WFP operasyonlarını etkileyen olası dolandırıcılık olaylarına’ ilişkin bir bildirim aldığına ve suçlamaların kapsamlı bir soruşturma gerektiren ciddi endişelere yol açtığına ve bu nedenle suçlamaları derhal ajansın Genel Müfettişlik Ofisi'ne yönlendirdiğine dair bir açıklamadan alıntı yaptı.

Port Sudan'da satılan yardım malları

Port Sudan'daki görgü tanıkları Şarku’l Avsat'a yardım malzemelerinin dükkân raflarında satışa sunulduğunu söyledi. Şehirde yerinden edilmiş bir kadın ‘yolsuzluk ve yardım manipülasyonu’ olarak adlandırdığı duruma atıfta bulunarak, “Biz açlıkla yüzleşirken, tahsis edilen yardımların dükkân raflarında ve pazarlarda satıldığını görüyoruz” dedi.

Adını vermek istemeyen bölge sakini, birçok yardım malzemesinin marketlerde satıldığını ve 230 binden fazla yerinden edilmiş insana ev sahipliği yapan barınaklara ulaşmadığını iddia etti. Bölge sakini, “Yardım eksikliğinden dolayı acı çekiyoruz. Çadırları kökünden söken şiddetli yağmurlar ve seller acımızı arttırdı. Temiz içme suyuna bile ulaşamıyoruz” ifadelerini kullandı.

Mart ayı ortasında Ayin Network, yardımların pazarlara sızmasının ‘artık bir sır olmadığını’ ve ‘pirinç, şeker ve buğday unu’ gibi gıda ürünlerinin Port Sudan ve diğer bölgelerdeki mağazaların raflarında bulunduğunu, ambalajlarında ‘ücretsiz yardım ürünleri’ olduğu belirtilmesine rağmen mağazalarda açıkça satıldığını bildirdi.

sdvf
El Cezire ve Sennar eyaletlerinden yerinden edilmiş aileler, Kassala eyaletindeki bir kampta (Reuters)

Soruşturma, kendisini dünyanın en büyük insani yardım kuruluşu olarak tanımlayan WFP için kritik bir zamanda geldi. Program, açlıkla mücadele ve barışın desteklenmesindeki rolü nedeniyle 2020 Nobel Barış Ödülü'nü kazandı. WFP, Sudan, Gazze, Güney Sudan ve Mali'de 1,3 milyonu kıtlığın eşiğinde olan 157 milyon insana yardım sağlamak için 22,7 milyar dolar toplayarak bir dizi cephede akut açlıkla mücadele etmeyi amaçlıyor. Reuters'a konuşan yardımseverler ve diplomatlar, WFP'nin Sudan'daki ofisinin kötü yönetiminin Sudan'daki ihtiyaç sahiplerine yeterli yardım ulaştırılamamasına sebep olmasından endişe duyduklarını belirttiler. Reuters'e göre Sudan'ın bazı bölgelerinde insanlar hayatta kalabilmek için yaprak yemek zorunda kalırken, uydu görüntülerinin analizi ‘açlık ve hastalık yayıldıkça mezarlıkların hızla genişlediğini’ doğruladı.

Reuters'in kaynaklarına göre soruşturma, Sudan'daki üst düzey WFP personelinin, Sudan ordusunun Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından kontrol edilen bölgelere yardım ulaştırılmasını engellemedeki rolünü küçümseyerek BM Güvenlik Konseyi üye ülkeleri de dahil olmak üzere ‘bağışçıları yanlış yönlendirmiş olabileceği’ şüphelerini de içeriyor. Kaynaklar, WFP’nin Sudan’daki müdür yardımcısının, Port Sudan'daki askeri yetkililerin Güney Darfur'da HDK'nin kontrolündeki Nyala şehrine temel yardımları taşıyacak 15 tıra izin vermediğini ve tırların hareket izni alabilmek için yedi hafta beklemek zorunda kaldığını gizlediğini ifade etti.

Seyahat zorluğu

Reuters, Sudan’daki WFP ofisinde alışılmadık bir hızla terfi eden müdür yardımcısının ordu ile üst düzey bağları olduğunu, bu sayede meslektaşlarının Sudan'a vize erişimini kontrol edebildiğini, malzemelere kısıtlı erişim sağladığını ve ordunun yardım yönetiminin sınırlı bir şekilde denetlenebildiğini belirtti.

Reuters, yetkiliye yönelik suçlamaları ya da bağışçıları yanlış yönlendirmek için sahip olabileceği olası nedenleri bağımsız olarak doğrulayamadığını bildirdi. Diğer taraftan WFP, Sudan'daki operasyonlarını güçlendirmek için hızlı bir şekilde harekete geçtiğini duyurdu. Ayıca hayat kurtaran operasyonlarının güvenliğini ve sürekliliğini sağlamak için derhal işe alım prosedürleri başlatıldığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığına göre WFP ve diğer BM kuruluşları, ulaşımın zor olmasının Hartum, Darfur ve Kordofan bölgelerinde HDK'nin kontrolündeki alanlarda ihtiyaç sahiplerine ulaşma kabiliyetlerine olumsuz etkisi olduğunu ifade ettiler. Kuruluşlar ayrıca, ordunun kendilerini Port Sudan'dan atmasına ve açlığın yaygın olduğu HDK kontrolündeki bölgelere erişimlerini engellemesine yol açabilecek suçlayıcı açıklamalar yapmaktan korktukları için çatışmanın herhangi bir tarafını kamuoyu önünde suçlamaktan büyük ölçüde kaçındıklarından şikâyet ettiler.

Sudan Ordu Sözcüsü Nebil Abdullah, ordunun açlık krizindeki rolüne ilişkin yorum talebine cevaben, “Ordu, halkımızın acılarını hafifletmek amacıyla yardımı kolaylaştırmak için elinden geleni yapıyor” dedi. HDK Sözcüsü de soruşturmanın iyi bir adım olduğunu ve tüm insani yardımları kapsaması gerektiğini belirtti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.