Pezeşkiyan: İran'ın ‘çok sayıda cerrahi operasyona’ ihtiyacı var

Meclis Başkanı’ndan Hamaney destekli hükümetin engellenmemesi uyarısı

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan Horasan eyaletinde tüccarlara ve ekonomistlere hitap etti (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan Horasan eyaletinde tüccarlara ve ekonomistlere hitap etti (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Pezeşkiyan: İran'ın ‘çok sayıda cerrahi operasyona’ ihtiyacı var

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan Horasan eyaletinde tüccarlara ve ekonomistlere hitap etti (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan Horasan eyaletinde tüccarlara ve ekonomistlere hitap etti (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ülkesinin pek çok alanda ‘cerrahi operasyona’ ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, ‘öncelikli ve temel adımın’ halkın memnuniyeti olduğunu söyledi. Öte yandan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney tarafından desteklenen yeni hükümetin önüne engeller konulmasına karşı uyardı.

İran’ın kuzeydoğusundaki Horasan eyaletinde tüccarlar ve ekonomistlerle bir araya geldiği toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, şunları söyledi:

“Yapmak istediğimiz herhangi bir çalışmada, savunmasız grupları dikkate almalı ve onların kalkınma çarkının altında ezilmesine izin vermemeliyiz. Süreçlerimizin insanları ve hassas grupları krize sokmasına izin vermeyeceğiz.”

Daha önceki konuşmalarında olduğu gibi, doktor olması nedeniyle İranlıların karşı karşıya olduğu sorunları tıbbi ifadelerle açıklayan, ancak herhangi bir çözüm önerisinde bulunmayan Pezeşkiyan, “Halk doktorun kendileriyle sürekli temas halinde olmasını istiyor. Şimdi bizim işimiz halkın teveccühünü kazanmak. Yapmak istediğimiz her işe halkı yanımıza alarak başlamalıyız. Yapmamız gereken büyük işler var. Halkın da bu işlerin onlar için yapıldığını anlamalarını sağlamalıyız” ifadelerini kullandı.

Ülkenin doğusunda ve batısında insanların yoksulluk içinde yaşadığını, oysa tüm kaynakların orada olduğunu belirten Pezeşkiyan, “Toplumda (hakkı) gözetmeliyiz ve elitlere, üreticilere ve imalatçılara saygı duyarak engelleri kaldırmak için el ele vermeliyiz” diye konuştu.

İran Cumhurbaşkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

Niyetimiz ve irademiz nerede olurlarsa olsunlar engelleri kaldırmak. Yetkilerimiz var ve bu bizim elimizde.

Ayrıca il valilerine yetkiler verilmesi çağrısında bulunan Pezeşkiyan, bunu yapma sözü verdi ve merkeziyetçiliğin azaltılması gerektiğine işaret etti.

Bir grup insanın her şeye yukarıdan karar vermesinin doğru olmadığını vurgulayan Pezeşkiyan, “Plansız yetkilendirme kaos demektir. Önce ne inşa etmek istediğimizi bilmeli, sonra da sorumluluğu olanları yetkilendirmeliyiz” dedi.

Sorunu giderme

Pezeşkiyan, ekonomik durumu iyileştirme vaatleriyle ilgili olarak ise şunları söyledi:

Hükümetimin çalışmalarına devam etmesi isteniyorsa, öncelikle ticaret ve sanayi gelişmeli, aksi takdirde görevde kalmamın bir anlamı yok. Hükümetlerin görevi, tüccar, imalatçı ve sanayicilerin işlerini güvenle yapabilmeleri için doğru ortamı oluşturmaktır.

Birçok ülkeyi ziyaret etme planı olduğunu ifade eden Pezeşkiyan, “Irak'a gideceğiz, sonra Türkmenistan'a... Onlarla neleri konuşacağımızı tartışıyoruz. Sınırların ötesinde ticaret ve ihracat için uygun bir ortam oluşturabilirsek, ticari refaha ulaşabiliriz. Farklı ülkeleri ziyaret eden biri olarak, ticareti faaliyetlerinizi geliştirmenin önünü açmak için çalışmalıyım” dedi.

Dışişleri ve Ticaret bakanlıklarına ziyaret ettiği ülkelerde görüşmek üzere bir plan hazırlamaları talimatı verdiğini söyleyen İran Cumhurbaşkanı, “Bu potansiyeli doğru bir şekilde kullanabilirsek, ekonomik refaha ulaşabilir, istihdam yaratabilir ve birçok sorunumuzu çözebiliriz” diye konuştu.

Pezeşkiyan, şöyle devam etti:

Cumhurbaşkanı olarak farklı ülkelere yaptığım ziyaretlerde tüccarlar için elverişli bir ortam oluşturmalıyım. Eğer bunu yapabilirsem ziyaretim amacına ulaşmış olacak. Bu ziyaretler hükümet, parlamento, yargı, ordu ve güvenlik güçleri arasında iş birliği olmadan ya da ortak bir vizyon olmadan verimli olamaz. Ticaret, ekonomi ve sanayi konularında ortak bir vizyona sahip olmalıyız.

x scffvg bgrf
Pezeşkiyan göreve geldikten sonra taşraya ilk ziyaretini ülkenin kuzeydoğudaki Meşhed şehrine yaptı (İran Cumhurbaşkanlığı)

Pezeşkiyan bu hafta başında verdiği ilk resmi televizyon röportajında, hükümetinin yüzde 8'lik büyüme oranını yakalayabilmesi için İran’a 100 milyar dolarlık yabancı yatırım yapılmasına ihtiyaç duyduğunu, bunun da İran’ın dünya, komşu ülkeler ve diasporadaki İranlılarla olan ilişkilere bağlı olduğunu vurguladı.

“Hükümetin engellenmesi”

Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, hükümetin önüne engeller konulmasına karşı uyardı. Kalibaf, “Hükümetin yoluna engeller koymak için pusuya yatmak ve yersiz eleştirilerde bulunmak Dini Lider Ali Hamaney'in altını çizdikleriyle çelişebilir” diye konuştu.

Hamaney’in hükümetin başarısının herkesin başarısı olduğunu söylediğini hatırlatan Kalibaf, “Benim tutumum her zaman açık ve şeffaf olmuştur, asla muğlak ya da belirsiz olmamıştır. Ancak görüyorum ki bazıları her ne sebeple olursa olsun bu hükümetin başarılı olmasını istemiyor. Fakat bu otoritenin arzusuyla uyumlu değil” dedi.

Kalibaf, şöyle devam etti:

“Hükümete yönelik eleştirilerimiz varsa, ki bu mümkün. Bunları Cumhurbaşkanı ile ikili oturumlarda, Milli Güvenlik Yüksek Kurulu'nda, Meclis Başkanlık Divanı'nda ya da Meclis'in halka açık oturumlarında tartışabilir ve nihayetinde halkla paylaşabiliriz.”

Reformistlerin desteklediği Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın müttefikleri, onun vaatlerinin beklentileri yükselteceğinden ve eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile aynı sonu paylaşacağından endişe ediyor. Öte yandan Pezeşkiyan, hükümeti için ulusal uzlaşı sloganını ortaya attı ve farklılıkların üstesinden gelmek için çalışma sözü verdi.

Reformist isimlerden Muhammed Cevad Hakşinas, yaptığı değerlendirmede, “Hükümetin başarılı olması için uzlaşının gerekli bir koşul olabilir, ama yeterli bir koşul değil” diye konuştu. Hakşinas, uzlaşının dış politika hedeflerinin desteklenmesindeki rolüne işaret etti.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) bölgedeki faaliyetlerine üstü kapalı olarak atıfta bulunan Hakşinas, “Son yıllarda bölgedeki eğilimleri ve parlamentoya tabi olmayan ve çalışmalarını bağımsız olarak sürdüren kurum ve kuruluşların müdahalelerine tanık olduk. Bu eylemlerin, her ne kadar bu alanlardan bazıları Dışişleri Bakanlığı'nın yetki ve bilgisi dahilinde olmasa da Dışişleri Bakanlığı'nın sorumlu olması gereken kendi sonuçları oldu” ifadelerini kullandı.

Hakşinas, şöyle devam etti:

“Dışişleri Bakanlığı'nı dış politika ve diğer ülkeler ve uluslararası örgütlerle ilişkilerin tek sorumlusu olarak göremeyiz. Ancak Abbas Arakçhi'nin dışişleri bakanı olarak seçilmesi ve Muhammed Cevad Zarif’in stratejik işlerden sorumlu cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanması, İran'ın (müzakereci) ülkelere ve uluslararası topluma diyaloğa, etkileşime, gerginliği azaltmaya ve daha uygun ve kesin bir yolda ilerlemeye hazır olduğu mesajını vermek istediğini gösteriyor.”

Öte yandan reformist kanattan eski Milletvekili Mahmud Sadıki, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın sorunları açıklamaktan ziyade sorunların çözümlerin odaklanması gerektiğini söyledi. Sadıki, İran'ın yarı resmi ajansı ISNA’ya yaptığı açıklamada “İnsanlar mevcut durumu derinden hissediyor. Pezeşkiyan halka, hükümetinin sıkıntı içinde kalmaya niyetli olmadığı mesajını verebildi” dedi.

Pezeşkiyan'ın ifadelerinin İranlılara olumlu mesajlar verdiğini, ancak insanların cumhurbaşkanının mevcut sorunlar için başkalarını suçlamasından bıktığını belirten Sadıki, Cumhurbaşkanı’nın seçim kampanyası sırasında bu anlayışa sahip olduğunu gösterdiğini, ancak şimdi daha ayrıntılı ve uzmanlaşmış bilgiye sahip olduğu için ülkenin tam olarak nerede olduğunu ve nereye gitmesi gerektiğini bildiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın konuşmasında dolaylı olarak bütçe açığına değindiğini, fakat çözümler yerine sorunları açıklamaya odaklandığını, bununla birlikte ileriye dönük bir bakış açısı sunduğunu ifade eden Sadıki, Hamaney'in Varlık Fonu'nun petrol ve gaz kaynaklarındaki payının yüzde 45'ten yüzde 20'ye düşürülmesini kabul ettiğine işaret ederek “Bu durum, Dini Liderin ülkenin sorunlarını çözmek için hükümetle koordinasyon içinde olduğunu gösteriyor” dedi.



Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.


Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.


İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, dün yaptığı açıklamada, Yahudilerin "bu kötülüğün üstesinden geleceğini" belirterek, Sidney'deki Bondi Plajı'nda Yahudi bayramını kutlayan 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının kurbanlarına başsağlığı diledi.

Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşan Herzog, "Terör, şiddet ve nefret karşısında, tüm inançlardan ve tüm milletlerden iyi insanlar arasındaki bağlar güçlü kalacaktır" dedi.

Bu arada, Filistin yanlısı göstericiler, İsrail Cumhurbaşkanı'nın ziyaretini protesto etmek için Sidney'de toplanmayı planlıyordu. Yetkililer ziyareti büyük bir olay olarak nitelendirmiş ve kalabalığı kontrol etmek için binlerce polis memuru görevlendirmişti. Polis, kamu güvenliği gerekçesiyle göstericileri Sidney'in merkezindeki bir parkta toplanmaya çağırmıştı, ancak protesto organizatörleri bunun yerine şehrin tarihi Belediye Binası'nda toplanmayı planladıklarını söylemişti.

Yetkililer, ziyaret sırasında polise nadiren kullanılan yetkiler verdi; bunlar arasında kalabalıkları dağıtma ve yer değiştirme, belirli alanlara erişimi kısıtlama, insanları ayrılmaya yönlendirme ve araçları arama yetkisi de bulunuyordu.

Yeni Güney Galler Emniyet Müdür Yardımcısı Peter McKenna, Channel Nine News'e yaptığı açıklamada, "Protesto organizatörleriyle yakın temas halinde olduğumuz için bu yetkilerden herhangi birini kullanmak zorunda kalmayacağımızı umuyoruz" dedi. "Genel olarak, tüm toplumu güvende tutmak istiyoruz... Toplum güvenliğini sağlamak için ancak bu amaçla, büyük sayıda polis memuru görevlendireceğiz" dedi. Avustralya'nın en büyük şehri olan Sidney'de yaklaşık 3 bin polis memuru görevlendirilecek.

Herzog, Bondi Plajı'ndaki ölümcül silahlı saldırının ardından Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin daveti üzerine Avustralya'yı ziyaret ediyor.

Herzog'un ziyareti, Filistin yanlısı grupların muhalefetiyle karşılandı ve Avustralya'nın büyük şehirlerinde protestolar planlandı. Filistin Eylem Grubu da beklenen protestolara getirilen kısıtlamalara karşı Sidney'deki bir mahkemede dava açtı.

Filistin Eylem Grubu yaptığı açıklamada, "BM Soruşturma Komisyonu'nun Gazze'de soykırımı kışkırttığı sonucuna varmasının ardından, bugün Isaac Herzog'un tutuklanmasını ve soruşturulmasını talep etmek için ulusal bir protesto günü olacak" ifadeleri yer aldı.

İsrail hükümetinin sert eleştirmeni olan Avustralya Yahudi Konseyi, pazartesi günü 1000'den fazla önde gelen Avustralyalı Yahudi akademisyen ve toplum figürünün imzaladığı açık bir mektup yayınlayarak Albanese'yi Herzog'a yaptığı daveti geri çekmeye çağırdı.