Mısır’ın Somali'deki askerleri: Afrika stratejisi yeniden şekilleniyor

Etiyopya'da savaş tehlikesi artıyor

Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
TT

Mısır’ın Somali'deki askerleri: Afrika stratejisi yeniden şekilleniyor

Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)

Amr İmam

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı, hem Etiyopya ile Mısır arasında Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (Hedasi) nedeniyle uzun zamandır devam eden rekabet ve düşmanlık açısından Addis Ababa için de bir güvenlik tehdidi oluşturuyor hem de Etiyopya hükümetinin prestijine zarar veriyor.

Bu durum özellikle Etiyopya'nın engebeli coğrafyası, yoğun nüfusu, askeri gücü ve başta Eritre olmak üzere komşu ülkelerle olan gerginlik dolu geçmişi nedeniyle bölge için bir korku kaynağı oldu. Nil Havzası'ndaki ülkelerden biri olan Etiyopya aynı zamanda Nil Nehri sularının yüzde 80'inden fazlasının çıktığı ülke olduğundan nehir sularını kontrol edebildiği düşünülüyor. Bu imaj, Etiyopya'nın tamamlanmak üzere olan Londra’nın yüzölçümüne eş değer büyüklükte bir rezervuara sahip milyarlarca dolarlık bir hidroelektrik barajı olan Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nı inşasıyla daha da güçlendi.

Ancak Mısır, bu yılın ocak ayından bu yana Addis Ababa ile çatışma halinde olan Somali'ye askerlerini göndererek bu imajı yıpratmaya çalışıyor. Etiyopya ile Somali arasındaki anlaşmazlık, Addis Ababa'nın ayrılıkçı Somaliland ile yaptığı ve bağımsızlığını tanıması karşılığında Kızıldeniz kıyılarına erişmesine olanak sağlayan bir mutabakat zaptı imzalamasının ardından başladı.

Kahire, en azından resmi düzeyde de olsa Somali'ye asker ve askeri teçhizat göndermesini bir savaş eylemi ya da askerileştirme sinyali olarak göstermese de askerlerinin Afrika Boynuzu'nun kalbine konuşlandırılması, kulislerde tartışılan ve övülen bir dizi stratejik ve güvenlik hedefine ulaşıldığını gösteriyor.

Ana kıtaya dönüş

Mısır'ın Somali'ye özel kuvvetler de dahil olmak üzere 10 bin asker ve askeri teçhizat gönderme kararı, Kahire ve Mogadişu arasında geçtiğimiz ayın ortalarında imzalanan ortak savunma anlaşmasına dayanıyor. Anlaşma, Etiyopya ile Somaliland arasında imzalanan mutabakat zaptına misilleme olarak görülürken Mısır'ın Etiyopya’nın Aden Körfezi yakınlarındaki olası bir varlığına ilişkin endişelerini yansıttı.

Bu yılın ocak ayında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Somali bir Doğu Afrika ülkesi olarak Arap Birliği (AL) üyesi olduğu için Mısır’ın her zaman Somali'yi savunmaya hazır olduğunu belirtti. Ancak Mısır'ın Somali'yi desteklemeyi istemesinin ardında Kahire'nin Afrika'da barış ve güvenliğin sağlanmasında merkezi bir rol oynama arzusu yatıyor. Mısırlı stratejistler kıtadaki güvenliğin ve istikrarın Mısır'ın güvenliğini arttıracağına ve Afrikalılar için müreffeh bir geleceğin kapılarını açacağına inanıyor.

Şarku’l Avsat Al Majalla’dan aktardığı habere göre Mısır'ın eski Dışişleri Bakan yardımcılarından Muhammed el-Şazeli, Mısır'ın ulusal güvenliğinin bölgenin güvenliğinden ve istikrarından ayrılamayacağını söyledi. Şazeli, “Somali'nin konumu, özellikle de Kahire’nin bu ülkedeki durumun Kızıldeniz'deki uluslararası seyrüsefer güvenliği üzerindeki etkisine ilişkin endişelerinden ötürü Mısır’ın ulusal güvenliği için büyük önem taşıyor” dedi.

Mısır önümüzdeki ekim ayında Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi'nin başkanlığını üstlenecek. Kahire'deki analistlere göre bu rol, özellikle Mısır'ın ulusal güvenliğini etkileyebilecek olası huzursuzluklar bakımından Mısır'ı kıtaya karşı sorumluluk üstlenmeye itiyor.

Bu sorumluluk duygusu, özellikle 1995 yılının haziran ayında Addis Ababa'da merhum Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'e düzenlenen suikast girişiminden sonra Afrika ülkeleriyle ilişkilerin gerilediği 2011 yılındaki halk devrimi öncesindeki politikalarından sıyrılıp radikal bir değişime gidildiğini gösteriyor. Ancak Mısır, kıtaya dönüşüyle birlikte güvenlik ve altyapı gibi üstün olduğu alanlarda destek arayışına da başladı.

Somali'nin konumu, Mısır'ın ulusal güvenliği açısından büyük önem taşıyor.

Mısır'ın kuzeydoğusunda, İsrail ve Gazze Şeridi sınırındaki Sina Yarımadası’nda DEAŞ’la bağlantılı örgütlere karşı on yıl süren mücadele Mısır'a gerilla savaşı konusunda eşsiz bir uzmanlık kazandırdı. Mısır bu uzmanlığını Somali ordusunun 2006 yılından beri Mogadişu'da büyük bir güvenlik sorunu oluşturan El Kaide bağlantılı eş-Şebab örgütünün tehdidine karşı koymasına yardımcı olmak için kullanmak niyetinde gibi görünüyor.

xcs s
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u Kahire'de ağırladı, 21 Ocak 2024 (AFP)

Kahire, altyapı projelerini hayata geçirme konusundaki uzmanlığıyla yeni adımlar atarken kıta genelinde bu alandaki ihaleleri kazanmaya çalışıyor. Mısırlı şirketler birçok Afrika ülkesinde barajlar, yollar ve köprüler inşa ediyor ve kanallar kazıyor. Bu durum, Çin gibi ülkelerin zorlu rakipleriyle rekabet ederek kıtanın altyapı ve kalkınma projelerinden pay alma hırsını yansıtıyor.

Caydırıcılık ve ilan edilen düşmanın kontrol altında tutulması

Kısa süre önce Somali'ye gönderilen Mısır askerlerinin yaklaşık yarısı, ülkedeki Afrika Birliği (AfB) Barışı Koruma Gücü’nün bir parçası olan binlerce Etiyopyalı askerin yerini alacak. Mısır ayrıca Somaliland ve Etiyopya arasında imzalanan mutabakat zaptının ardından Mogadişu ile ortak savunma anlaşması imzalayan bir diğer ülke olan Türkiye ile iş birliği içinde Somali kıyı şeridinin güvenliğinin sağlanmasında görev alacak.

Etiyopya'nın Kızıldeniz’e erişme arzusundan endişe duyan Mısır, Somali'nin Kızıldeniz kıyısına özel bir ilgi gösteriyor. Mısır, Addis Ababa ile geçmişten beridir devam eden düşmanlıkları nedeniyle Etiyopya'nın bölgedeki varlığını güçlendirme girişimlerine şüpheyle yaklaşıyor.

Analistlere göre Etiyopya'nın Kızıldeniz’e erişme arzusu, özellikle Gazze’deki savaş ve Husilerin Aden Körfezi'nden ya da Yemen kıyılarından geçen gemileri hedef alan saldırıları nedeniyle uluslararası seyrüsefer faaliyetleri açısından hassas geçen bir döneme denk geliyor.

Al Majalla’ya değerlendirmede bulunan bağımsız bir ulusal güvenlik uzmanı olan Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Etiyopya'nın özellikle yıllardır komşularıyla sürtüşmeler yaşaması ve Kızıldeniz'e erişmeyi arzulamasından dolayı bölgedeki hırsları konusunda ciddi endişeler olduğunu söyledi. Abdulvahid, “Bu yüzden Mısır, Etiyopya'nın niyetlerine güvenmiyor” dedi.

Kızıldeniz'deki gerilimin Mısır'a pahalıya mal olduğunu belirten Abdulvahid, “Nakit sıkıntısı çeken Mısır, Husi saldırıları ve uluslararası seyrüsefer rotalarının Süveyş Kanalı'nı atlayıp başka rotaları kullanma kararları nedeniyle ayda yaklaşık 550 milyon dolar kaybediyor” diye konuştu.

Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı sadece bir su yolu olmaktan çıkarıp uluslararası bir yatırım merkezine dönüştürmek için uzun vadeli bir planının da olduğunu söyleyen bağımsız ulusal güvenlik uzmanı, “Süveyş Kanalı tarihinde ilk kez çift yönlü trafiğe izin verecek paralel bir kanal kazmak için milyarlarca dolarlık yatırım yapan Mısır, on milyarlarca dolar değerinde yatırım çekmek ve burayı uluslararası bir yakıt ikmal ve hizmet merkezi haline getirmek amacıyla bölgede sanayi bölgeleri ve devasa yakıt depoları inşa ediyor” ifadelerini kullandı.

Bölgedeki huzursuzluk devam ederse tüm bu planların kolayca tehlikeye girebileceğini söyleyen uzmanlar, Etiyopya'nın Kızıldeniz kıyılarına erişiminin işleri daha da kötüleştirebileceğini düşünüyorlar.

Mısır, Somali’deki askeri varlığını savundu

Mısır, askerlerini Etiyopya sınırı yakınlarında konuşlandırarak son on yıldır diplomasiyle ulaşamadığı başarıya ulaşmayı umuyor.

Mısır, Büyük Etiyopya Rönesans Barajı’nın ana tatlı su kaynağı olan Nil Nehri’nin akışını etkilememesi için 2014 yılından bu yana Etiyopya ile iyi niyetle müzakereleri sürdürmeye çalıştığını savunuyor. Ancak Etiyorya’nın barajın inşası tamamlanana ve rezervuarı dolana kadar zaman kazanmak için müzakereleri istismar ettiğini ve bir oldu-bitti dayattığını vurguluyor.

Bu yüzden bazı uzmanlara göre Kahire, Addis Ababa'nın, on milyarlarca metreküp su depolayan bir barajla nehrin akışını durdurmadan önce iki kez düşünmesini sağlamak için artık başka yollara başvuruyor.

dvdfev
Mogadişu'da eş-Şebab tarafından düzenlenen intihar saldırısında ölen 37 kişinin cenaze töreninde yapılan protestodan bir kare, 3 Ağustos (AFP)

Al Majalla’ya konuşan Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Uzmanı Prof. Tarık Fehmi, “Mısır, kendisi için son derece önemli bir bölge olan Afrika Boynuzu'ndaki stratejilerini yeniden şekillendiriyor ve bunu yaparak Etiyopya'ya ve Mısır'ın ulusal güvenliğine zarar vermeyi düşünebilecek uluslararası güçlere açık açık caydırıcı mesajlar göndermeyi amaçlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır, askerlerini Etiyopya sınırı yakınlarında konuşlandırarak son on yıldır diplomasiyle ulaşamadığı başarıya ulaşmayı umuyor.

Mısır, Etiyopya'nın Rönesans Barajı rezervuarının beşinci ve son dolumunu tamamlamasından sadece birkaç gün sonra Somali'ye asker ve askeri teçhizat gönderdi. Somali'ye gönderilen askeri gücün yaklaşık yarısı Somali ordusuna eğitim verecek ve muhtemelen burada kalıcı bir askeri varlık oluşturmak için kullanılacak.

Böylece Mısır'ın son yıllarda başta Kenya ve Eritre olmak üzere Etiyopya'nın komşularıyla imzaladığı savunma iş birliği anlaşmalarını destekleyecek. Mısır, Nil Nehri sularının akmasını hiçbir ceza almadan durdurabileceğini düşünmesi halinde Etiyopya'yı kol mesafesinde tutmak için bu anlaşmaları yapmış gibi görünüyor.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.