Mısır-Türkiye yakınlaşması sıcak bölgesel dosyalara nasıl yansıyor?

Uzmanlar söz konusu yakınlaşmanın çözümlere yol açabileceğine ve krizleri ortadan kaldırabileceğine inanıyor.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır-Türkiye yakınlaşması sıcak bölgesel dosyalara nasıl yansıyor?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ve Türkiye, bölgesel ilişkilerin haritasının yeniden çizilmesine katkıda bulunabilecek bir değişimle, yıllar süren gerginliğin ardından kayda değer bir yakınlaşmaya tanıklık ediyor. Dünyanın gözü ise bu gelişen ortaklığa ve bunun Libya, Suriye ve Gazze gibi bölgedeki sıcak meselelerin yanı sıra Afrika Boynuzu ve Doğu Akdeniz'deki gerilimler üzerindeki potansiyel etkisine çevriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Şubat ayında Mısır'a yaptığı benzer bir ziyaretin ardından Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin geçtiğimiz çarşamba günü Ankara'ya yaptığı ilk resmi ziyaret, Kahire ile Ankara arasındaki yakınlaşmayı pekiştirdi ve on yıllık gerginliğin ardından ilişkileri ‘yeni bir döneme’ soktu.

Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, bu ziyaretin ardından iki ülkenin ikili iş birliğinden bölgesel iş birliğine geçtiğini ve bunun Mısır Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 4 Eylül'de Ankara'da iki ülke tarafından düzenlenen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ilk ortak bildirisinin şartlarına da yansıdığını belirtti. Uzmanlar, iki ülkenin ya da bölgenin tanıklık ettiği kritik dosyaların önümüzdeki dönemde yaklaşımlar, anlayışlar ve geniş ve alışılmadık ortak destek için bir yol bulabileceğine işaret ettiler ki bunların başında Kahire ve Ankara'nın bu konudaki etkisi ve dengesi göz önüne alındığında Libya dosyası geliyor.

Libya'nın doğu ve batıda iki hükümet arasında bölünmüş olması ve her iki hükümetin de Mısır ya da Türkiye tarafında güçlü bağlara sahip olması, Mısır-Türkiye yakınlaşmasının bir sonucu olarak çatışan iki hükümet arasındaki uçurumun kapatılması şansını artırıyor.

Bir Türk askeri üssüne ev sahipliği yapan ve Mısırlı barış gücü askerlerini kabul etmeye başlayan Somali, Etiyopya'nın yılbaşından bu yana ayrılıkçı bir bölgede (Somaliland) liman kurma girişimini giderek daha fazla reddediyor. Ankara iki taraf arasında arabuluculuk yapmak için devreye girerken, Türkiye'nin Mısır ile iyi ilişkileri olan Suriye ile temasları da artıyor.

Diğer yandan iki ülke arasında İsrail'in Gazze Şeridi'nde yaklaşık bir yıldır devam eden savaşına karşı ortak tutum ile Nisan 2023'ten bu yana Sudan'da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmayı durdurma arzusu var.

Yaklaşımlar

4 Eylül'de Stratejik İşbirliği Konseyi'nin yeniden kurulmasına ilişkin ortak bildiri yayınlandı. Mısır ve Türkiye'nin ‘çevrelerinde barış, refah ve istikrarı teşvik etmeyi amaçladıkları’ belirtildi ve 36 maddeden 9'u ile Gazze Şeridi'nde iki ülke arasındaki koordinasyon ve iş birliği düzeyinin güçlendirilmesi vurgulandı.

grnhtyum
Mısır ve Türkiye Cumhurbaşkanları başkanlığında düzenlenen Mısır-Türkiye Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin ilk toplantısından (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ve Türkiye, Suriye'nin egemenliğinin önemini vurgulayarak, çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulunması ve terörle mücadele konusundaki ortak kararlılıklarını teyit ettiler. Libya'da ise ‘Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kolaylaştırılacak bir siyasi süreci desteklemeyi dört gözle beklediklerini’ ifade ettiler.

İki ülke, Afrika Boynuzu'nda ‘barış, güvenlik ve istikrarın sağlanmasının önemi ve her ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı’ konusunda mutabık kaldı. Ayrıca ‘Sudan'daki çatışmanın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabalara destek’ vurgusu yapıldı.

Yansımalar

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Danışmanı Dr. Abdulkadir Azuz'a göre Mısır-Türkiye yakınlaşması ilişkileri ‘normalleşmeden stratejik iş birliğine taşıma’ arzusunu yansıtıyor. Azuz’a göre bu durum iki ülkenin bölgedeki ağırlığı nedeniyle çeşitli bölgesel konulara olumlu yansıyacak.

Sisi’nin basın toplantısında Ankara ile Şam arasındaki yakınlaşmayı memnuniyetle karşılamasının, Türkiye ve Suriye arasındaki meselelerin çözümünde Kahire ile Ankara arasında iş birliği olduğunu gösterdiğini belirten Dr. Azuz, “Mısır bu meselelerin birçoğunun uluslararası hukuk ilkelerine uygun olarak çözümünde önemli bir rol oynayabilir” dedi.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Türkiye meseleleri araştırmacısı olan Dr. Kerem Said de Mısır-Türkiye yakınlaşmasının Türkiye-Suriye yakınlaşmasını olumlu etkileyeceği görüşüne katılıyor. Said, Kahire ile Ankara'nın bölgenin iki ağır ülkesi olduğunu, bölgede geniş bir denge ve etkiye sahip olduklarını ve yakınlaşmalarının bölge için çözüm işaretleri taşıdığını belirtti.

Mısır-Türkiye yakınlaşmasından etkilenecek dosyaların başında Libya dosyasının geldiğini ve bunun seçimlerin hızlandırılması, askeri birlik ve istikrarın teşvik edilmesi temelinde ortak bir yaklaşıma yol açmasını umduklarını belirten Said, “Yakınlaşma ışığında Afrika Boynuzu'nda, özellikle de Somali'de iki ülkenin çıkarları ve bölgenin istikrarı açısından ortak düzenlemeler olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Nairobi'deki Doğu Afrika Çalışmaları Merkezi Direktörü Abdullah İbrahim, her iki ülkenin de Somali ve Doğu Afrika bölgesinde kendi çıkarları olduğunu ifade etti. İbrahim, ‘iki ülkenin çabalarını birleştirmeleri halinde Somali'nin toparlanma kabiliyetinin, güvenlik ve istikrarının artacağına, bölgenin savaş korkusundan kurtulacağına ve özellikle Doğu Akdeniz, Libya ve Filistin'deki durum gibi bölgesel krizlerin ele alınmasında niteliksel bir sıçrama yaşanacağına’ inanıyor.

Yakınlaşmanın Filistin davasının gidişatına yansıyacağına inanan Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab, “Mısır ve Türkiye arasındaki yakınlaşma Filistin davasına alışılmadık bir şekilde fayda sağlayacaktır. Bu, Arap ve uluslararası arenalarda destekleyici rollerin daha da güçlendirilmesini ve Filistin hakkının tüm arenalarda, özellikle de uluslararası alanda desteklenmesi için daha fazla ortak baskı uygulanmasını ve bundan taviz verilmesinin reddedilmesini gerektirecektir” ifadelerini kullandı.

Dr. Kerem Said, yakınlaşmanın Filistin devletinin kurulmasını destekleyen ortak bir vizyon ışığında ve Türkiye'nin Gazze'deki krizin insani yardım ve müzakere düzeyinde yönetilmesinde Kahire'ye verdiği kayda değer destekle ya da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Mısır'a yönelik son suçlamalarını reddetmesiyle Filistin davasının gidişatına olumlu yansıyacağına inanıyor.

Türk siyasi analist Taha Avde, “Yakınlaşma dosyaları arasında en büyük zorluk kuşkusuz Gazze dosyası olacak” dedi. Avde’ye göre Mısır ve Türkiye'nin ortak mutabakatı bu dosyadaki uluslararası çabalarını güçlendirecek. Zira Mısır ile Türkiye'nin ilişkileri ikili iş birliğinden bölgesel ortaklığa doğru ilerliyor.

Avde, “Türkiye-Etiyopya ilişkilerinin yanı sıra Doğu Akdeniz'deki Mısır-Yunanistan-Kıbrıs ilişkileri temelinde Mısır-Türkiye yakınlaşması, Kahire ile Addis Ababa arasındaki Rönesans (Nahda) Barajı krizinde ya da bir yandan Ankara, diğer yandan Atina ve Lefkoşa arasında olsun, her iki ülke için de çözümler ve hamleler getirebilir” dedi.

Libya dosyasına gelince, Libyalı siyasi analist Eyub el-Evceli, Mısır ve Türkiye'nin orada önemli oyuncular olduğunu, yeniden inşa projelerine sahip olduklarını ve yakınlaşmalarının, Merkez Bankası Başkanı’nın seçimiyle ilgili mevcut kriz de dahil olmak üzere birçok sorunun çözümünde yeni ufuklar açacağını belirtti. El-Evceli, Libya'da iki ülkeye yakın aktörlerin görüşlerini uzlaştırma, seçimlerin yapılmasını engelleyen konulara çözüm bulma ve herhangi bir çatışmayı önleme olasılığı olduğunu, ancak genel olarak Libya krizini çözmenin çok daha büyük bir mesele olduğunu ve bir gecede çözülemeyeceğini düşünüyor.

Sudanlı siyasi analist Muhammed Turşin'e göre Türkiye, Etiyopya ve Somali arasındaki arabuluculukta önemli bir rol oynayacak ve bu da Mısır'ın ve ulusal güvenliğinin yararına olacak. Ancak Turşin, ‘Türkiye'nin Rönesans Barajı üzerindeki etkisinin sınırlı olacağına’ inanıyor. Turşin, Sudan'ın barışı tesis etmesine ve kalkınma projelerini uygulamasına destek olmak için Mısır-Türkiye koordinasyonunu bekliyor.



Bağdat: 5 bin DEAŞ mensubu Suriye’den Irak’a nakledildi... DEAŞ mensuplarının iaşesinden DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu sorumlu

DEAŞ mensuplarını Kamışlı’dan Irak’a taşıyan bir konvoy (Reuters)
DEAŞ mensuplarını Kamışlı’dan Irak’a taşıyan bir konvoy (Reuters)
TT

Bağdat: 5 bin DEAŞ mensubu Suriye’den Irak’a nakledildi... DEAŞ mensuplarının iaşesinden DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu sorumlu

DEAŞ mensuplarını Kamışlı’dan Irak’a taşıyan bir konvoy (Reuters)
DEAŞ mensuplarını Kamışlı’dan Irak’a taşıyan bir konvoy (Reuters)

Irak Adalet Bakanlığı Sözcüsü Ahmed el-Luaybi, Suriye’den Irak’a terörist nakline ilişkin hükümet prosedürlerinin ‘sağlam ve hukuka uygun’ olduğunu açıkladı.

El-Luaybi, Irak Haber Ajansı’na (INA) yaptığı açıklamada, şimdiye kadar Suriye’den Irak’a 5 bin 64 teröristin nakledildiğini belirtti. Bunlar arasında 270’ten fazla Iraklı, 3 binden fazla Suriyeli ve farklı ülke vatandaşlarının da bulunduğunu ifade etti.

Söz konusu kişilerin tamamının tek bir cezaevinde toplandığını kaydeden el-Luaybi, haklarında Irak yasalarına göre soruşturma yürütüleceğini ve yargılanacaklarını söyledi. Irak’ın DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan el-Luaybi, bu kişilerin Irak’ta tutulmasının ve barındırılmasının koalisyonun talebi doğrultusunda gerçekleştiğini dile getirdi.

Görsel kaldırıldı.
ABD askeri araçları, Suriye'nin Kamışlı kentinde DEAŞ mensuplarını Suriye'den Irak'a taşıyan otobüslere eşlik ediyor... 8 Şubat 2026 (Reuters)

El-Luaybi, Adalet Bakanı Halid Şevani’nin, söz konusu teröristlere ilişkin alınan tüm önlemlerin DMUK ile koordinasyon içinde yürütüldüğünü teyit ettiğini aktardı. El-Luaybi ayrıca, DEAŞ mensuplarının iaşe giderlerinin Irak tarafından değil, koalisyon tarafından karşılandığını vurguladı.

Irak’ın, Suriye’deki cezaevlerinde tutulan 7 bin DEAŞ unsurunu aşamalı olarak teslim almaya hazırlandığı belirtiliyor. Bu kapsamda, örgüte mensup 150 kişiden oluşan ilk grubun 26 Ocak’ta Irak’a ulaştığı kaydedildi.


Mısır, Sudan ve Somali’nin birliğini desteklemek için Afrika’yı harekete geçirdi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, Sudan ve Somali’nin birliğini desteklemek için Afrika’yı harekete geçirdi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Addis Ababa’da düzenlenen Afrika Birliği (AfB) Yürütme Konseyi toplantıları ve zirve oturumları kapsamında Sudan ve Somali’nin birliğine destek amacıyla Afrika nezdindeki temaslarını yoğunlaştırdı. Dün gerçekleştirilen diplomatik görüşmelerde, Kahire’nin Hartum ve Mogadişu’daki istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları öne çıktı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, ülkesinin AfB bünyesindeki Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan’ın birliği ve egemenliğini destekleyen tüm karar ve açıklamalarına verdiği desteği yineledi. Abdulati, milis güçlerin işlediği tüm ihlalleri ve Sudan’ı bölmeye yönelik girişimlerini kınadıklarını ifade etti.

Abdulati, Mısır’ın Sudan’da barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik taahhüdünü yineleyerek, kapsamlı bir insani ateşkese ulaşılması, bunun kalıcı ateşkese dönüşmesi ve insani yardımların acilen ulaştırılması için yürütülen çabaları aktardı. Mısır’ın çözüm sürecini desteklemek amacıyla uluslararası ve bölgesel taraflarla etkin temas halinde olduğunu belirten Abdulati, Sudanlılara yardımcı olabilecek tüm girişimlere açık olduklarını vurguladı.

trgt
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün Afrika Birliği (AfB) Siyasi İşler, Barış ve Güvenlik Komiseri ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır’ın silahlı milislerin işlediği suç ve ihlalleri tamamen kınadığını dile getiren Abdulati, Sudan’daki ulusal devlet kurumlarının desteklenmesi, ülkenin birliği ve egemenliğinin korunması ve güvenlik ile istikrarın sağlanması için bu kurumların görevlerini yerine getirebilmesinin önemine dikkat çekti. Bunun, barışın yeniden tesisi ve halkların kalkınma ile istikrar yönündeki beklentilerinin karşılanması açısından temel dayanak olduğunu belirtti.

Bölünmenin reddi

Somali’ye ilişkin değerlendirmesinde Abdulati, Somali devlet kurumlarının inşası sürecinde kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Mısır’ın Somali’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteğin kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Abdulati, Somali’nin istikrarı ve güvenliğine zarar verebilecek, Afrika Boynuzu’nda bölgesel barış ve güvenliği, ayrıca Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nin emniyetini tehdit edebilecek her türlü dış müdahale ve bölme girişimine karşı olduklarını ifade etti.

Abdulati, Kızıldeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin Afrika Boynuzu’ndaki kırılgan durumu istismar ederek sahillerde askeri varlık oluşturma çabalarını Mısır’ın kesin bir dille reddettiğini belirtti. Bu tür adımların egemenlik ilkelerine ve devletlerin iç işlerine müdahale yasağına açık aykırılık teşkil ettiğini, bölgesel gerilimleri artırabileceğini kaydetti.

Aynı bağlamda Abdulati, Mısır’ın Somali’de devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve özellikle terörizmle mücadele kapsamında güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik kapasitenin artırılması çabalarına desteğini sürdüreceğini dile getirdi. Bölgesel ve uluslararası çabaların eşgüdüm içinde yürütülmesinin ve bu tehditlerin kaynaklarının kurutulmasının önemine dikkat çekti.

fvdbgrhyj
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün Somalili mevkidaşı ile yaptığı görüşmede (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Afrika İşleri Konseyi Başkan Yardımcısı Salah Halime ise Sudan ve Somali konusunda Mısır’ın istikrarın korunması, devletlerin birliği ve toprak bütünlüğünün savunulması yönünde net bir tutum sergilediğini söyledi.

Salah Halime, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın defalarca vurguladığı ‘kırmızı çizgilerin’ paralel yapılar oluşturulmasına ya da devletin birliği ve toprak bütünlüğünü zayıflatacak adımlara karşı çıkmak olduğunu belirtti. Ayrıca Sudan ve Somali halklarının imkân ve kaynaklarının korunmasının yanı sıra iç işlerine müdahale edilmemesinin de temel ilke olduğunu ifade etti.

Meşruiyeti desteklemek

Salah Halime, söz konusu ilkelerin uluslararası hukuka ve AfB’nin ‘miras alınan sınırların dokunulmazlığı’ ilkesine dayandığını belirterek, bazı güçlerin ise bazı ülkelerin birliğini parçalamaya yönelik ‘ters yönde’ adımlar attığını söyledi. Salah Halime, Mısır’ın Sudan’da bölgesel ve uluslararası düzeyde tanınan mevcut yönetimi desteklediğini, Somali’de ise meşru yönetimin yanında yer aldığını ifade etti.

rfer
Dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’ndan (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Abdulati dün, AfB’ye bağlı Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan’daki gelişmelere ilişkin düzenlediği istişare toplantısına başkanlık etti. Abdulati, Sudan’ın istikrarının, kaosun ve silahların yayılmasının ve terör tehdidinin artmasının önüne geçilmesi açısından acil bir bölgesel gereklilik olduğunu vurguladı. Kapsamlı bir ateşkese ulaşılması, yardımların engellenmeden ulaştırılmasını sağlayacak etkin bir insani sürecin başlatılması ve eş zamanlı olarak tamamen Sudanlıların sahipliğinde kapsayıcı bir siyasi sürece zemin hazırlanmasının önemine işaret etti; bu çerçevede Dörtlü Mekanizma’nın çabalarına destek verilmesi gerektiğini kaydetti.

Siyaset bilimi profesörü ve Afrika uzmanı Dr. Necla Muri ise Mısır’ın Sudan ve Somali konusundaki temaslarının hem ikili hem de çok taraflı düzeyde yürütüldüğünü belirtti. Muri, bunun Mısır’ın rolü ile AfB Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan ve Somali’deki gelişmeleri takip etme sorumluluğundan ve Kahire’nin kıtadaki bölgesel örgütlerle sürekli temas içinde olma yaklaşımından kaynaklandığını söyledi.

Muri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın Sudan’da barış ve istikrarın sağlanmasında önemli bir rol üstlendiğini, Kahire’nin Sudan’da güvenliğin tesis edilmesi için tüm kapıları zorladığını ve özellikle Sudan devlet kurumlarının her alanda desteklenmesine vurgu yaptığını ifade etti.

Mısır’ın çabaları

Muri, Mısır’ın Sudan’a destek amacıyla çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yaptığını belirtti. Bunlar arasında Temmuz 2024’te düzenlenen Sivil Siyasi Güçler Forumu, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD ile birlikte yürütülen Uluslararası Dörtlü çalışmaları ve ocak ayında Birleşmiş Milletler (BM) iş birliğiyle gerçekleştirilen Sudan’da barış girişimlerinin güçlendirilmesine ve koordinasyonuna yönelik beşinci istişare toplantısı yer alıyor. Muri, Mısır’ın Sudan güvenliğini ‘kırmızı çizgiler’ arasında sayarak, bunun aşılmasına asla izin verilmeyeceğini vurguladığını aktardı.

Muri ayrıca, Mısır’ın Somali devlet kurumlarının inşasına verdiği önemi ve Somali’nin birliği ile egemenliğini destekleme kararlılığını yineledi; ülkenin bölünmesine yönelik tüm girişimlere karşı durulduğunu belirtti.

Mısır’ın siyaset, güvenlik ve ekonomi alanlarında çeşitli adımlar attığını ifade eden Muri, bu kapsamda Afrika Boynuzu’nda istikrar ve birliği desteklemeye yönelik güvenlik anlaşmalarını örnek gösterdi. Bunlar arasında, Ekim 2024’te Somali ve Eritre ile imzalanan üçlü iş birliği anlaşması bulunuyor; anlaşma Somali’nin birliği ve egemenliğini korumayı, Eritre’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeyi öngörüyor. Muri, Mısır’ın ayrıca İsrail’in Somaliland’ı tanıma girişimine de karşı çıktığını bildirdi.

Bu çerçevede Abdulati dün bir dizi Afrikalı mevkidaşıyla görüşmeler yaptı. AfB Siyasi İşler, Barış ve Güvenlik Komiseri Bankole Adeoye ile görüşmesinde, Sudan konusunda AfB’nin yaklaşımının ‘Afrika sorunlarına Afrika çözümleri’ ilkesine göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı ve Mısır’ın Sudan’ın AfB üyeliğinin yeniden başlamasını desteklediğini ifade etti.

Abdulati, Somali Dışişleri Bakanı Abdüsselam Abdi Ali ile görüşmesinde ise Mısır’ın Somali toprak bütünlüğünü zedeleyecek herhangi bir tek taraflı tanıma girişimine karşı kesin tutum sergilediğini belirtti; bu tür adımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Afrika Boynuzu ile Kızıldeniz bölgesinin istikrarını tehdit ettiğini vurguladı.


Hamas heyeti Kahire’de... Silahsızlanma ve ikinci aşamanın ilerletilmesi üzerine görüşmeler

Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Hamas heyeti Kahire’de... Silahsızlanma ve ikinci aşamanın ilerletilmesi üzerine görüşmeler

Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının uygulanmasına ilişkin ikili temaslar hız kazandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmeden, Hamas heyetinin Kahire’ye yaptığı ziyarete kadar uzanan diplomasi trafiğinde, anlaşmanın ikinci aşamasının ilerletilmesi ve hareketin silahsızlandırılmasına ilişkin olası mutabakat arayışları ele alınıyor.

İsrail’in ısrarla gündemde tuttuğu, Hamas’ın ise çekinceyle yaklaştığı ve yeni bir yaklaşım talep ettiği bu kritik dosyada Kahire’nin, bölgenin ve Filistin davasının çıkarlarını gözeten bir çıkış yolu bulmaya çalışacağı belirtiliyor. Uzmanlar, ABD tarafından gündeme getirilen ve söz konusu başlıkta kademeli ilerlemeyi öngören önerinin, 19 Şubat’ta yapılması planlanan ilk Barış Konseyi toplantısı öncesinde masada olduğuna dikkat çekti.

Hamas’ın öncelikleri

Hamas’a yakın bir Filistinli kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hareketten bir heyetin Halil el-Hayye başkanlığında Kahire’de bulunduğunu ve ateşkes anlaşmasının maddelerinin uygulanması ile İsrail tarafından sürdürülen ihlallerin ele alındığını söyledi. Kaynak, heyetin gündeminde silahsızlanma dosyasının da yer aldığını, ancak hareketin mevcut önceliğinin Filistin halkının toparlanmasının desteklenmesi ve özellikle Ramazan ayı yaklaşırken insani yardımların artırılması olduğunu belirtti. Aynı kaynak, Hamas’ın ön şart ileri sürmediğini vurgulayarak, Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin (El-Fetih) irade göstermesi halinde Kahire’de Hamas ile El-Fetih arasında bir görüşmenin gerçekleşebileceğini de dışlamadı.

fevffev
Filistinli gruplara mensup silahlı kişiler, 17 Ocak 2024’te Gazze’de yardım konvoylarını koruyor. (Reuters)

İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi dün yayımladığı haberde, 19 Şubat’ta ilk toplantısını yapacak olan Barış Konseyi’nden üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı bilgide, Hamas’ın silahsızlanmayı kabul ettiğini ve sürecin gelecek ay başlayacağını öne sürdü. Yetkili, “Son olarak hafif silahlar tasfiye edilecek; çünkü Hamas Gazze’deki diğer gruplardan endişe ediyor” ifadesini kullandı.

Bu İsrail kaynaklı sızıntılar, ABD’nin The New York Times gazetesinin Washington yönetiminin Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını yazmasının ardından geldi. Gazeteye göre teklif, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini ve ilk aşamada bazı hafif silahların tutulmasına izin verilmesini öngörüyor.

Söz konusu öneri, Hamas’ın önde gelen isimlerinden Halid Meşal’in pazar günü Doha’da düzenlenen bir forumda silahsızlanmayı tamamen reddetmesinden iki gün sonra gündeme geldi. Meşal, “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolayca ortadan kaldırılabilecek ve yok edilebilecek bir kurban haline getirme girişimidir. İsrail ise uluslararası silahlarla donatılmış durumda” dedi.

Meşal ayrıca, başkanlığını Donald Trump’ın yaptığı Barış Konseyi’ne, yaklaşan toplantı öncesinde ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. İsrail Başbakanlık Ofisi ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, çarşamba günü ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında, Trump’la yapacağı buluşma öncesinde Barış Konseyi üyeliğine katılım belgesini imzaladığını açıkladı.

Hamas heyetinin Kahire’ye ulaştığının duyurulması, El-Fetih hareketinden bir heyetin salı günü Kahire’de Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından geldi.

Filistinli siyasi analist İbrahim el-Medhun, Hamas ve bazı Filistinli gruplardan oluşan bir heyetin Kahire’de bulunmasının, Gazze Şeridi’nde ‘ertesi gün’ düzenlemelerine yönelik yürütülen çabalardan ve Filistin tarafının onay verdiği ‘barış planının’ hayata geçirilmesi girişimlerinden ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi. El-Medhun, Filistinli taraflar arasında istişarelerin yapılabileceğini, bunun Mısır yönetimiyle sürdürülen koordinasyona paralel ilerleyebileceğini belirterek, El-Fetih hareketi ve Filistin Yönetimi’yle bir diyalog kanalı açılmasının da gündeme gelebileceğini ifade etti.

Silah meselesine ilişkin değerlendirmesinde ise Hamas’ın bu başlıkta erken bir tartışmaya sürüklenme konusunda temkinli davranacağını öne süren el-Medhun, hareketin mevcut aşamada önceliği “saldırıların durdurulması, İsrail’in ‘kırmızı hat’ olarak bilinen sınırlara çekilmesi ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi” dedi. El-Medhun’a göre Hamas ayrıca, ateşkesin korunması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için uluslararası ya da bölgesel güçlerin sahada rol üstlenmesini, Filistin halkının korunmasını ve insani yardımın artırılmasını, bununla eş zamanlı olarak yeniden imar için uygun koşulların oluşturulmasını öncelikli görüyor.

vedfvr
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’nda bir duvardaki boşluktan geçen Filistinli çocuklar (AFP)

Filistinli siyasi analist Husam ed-Decni, Hamas’ın tutumunun ‘işgalin sona ermesi karşılığında silahların bırakılması’ yaklaşımına dayandığını belirterek, Washington’un ağır silahlar ve kademeli silahsızlanmaya ilişkin önerisinin ise yeterli güvencelerin sağlanması halinde ilerleyen aşamalarda hareket tarafından tartışılabileceğini söyledi. Ed-Decni, İsrail’in bu dosyayı büyütmeye çalışacağını savunarak, Hamas’ın elindeki roketlerin yaklaşık altı aydır kullanılmadığını ve tükenmiş olabileceğini ifade etti.

Hamas heyetinin Kahire ziyaretine ilişkin açıklama, İsrail ordusunun çarşamba günü Gazze Şeridi’nin kuzeyinde düzenlenen bir operasyon sırasında Hamas’a bağlı Beyt Hanun Taburu Komutanı Ahmed Hasan’ın öldürüldüğünü duyurmasının ardından geldi.

El-Medhun, yaşanan ihlaller ışığında Hamas’ın silah meselesini dış baskı ya da İsrail şartlarıyla değil, kapsamlı bir Filistin uzlaşısı çerçevesinde ve gelecekteki herhangi bir siyasi formülün parçası olarak ele alınması gereken ulusal bir konu olarak gördüğünü belirtti. El-Medhun’a göre İsrail’in bu aşamada silah konusunu gündeme taşıması, özellikle ikinci aşamanın temelini oluşturan çekilme, sınır kapılarının açılması ve yeniden imarın başlatılması maddelerini sekteye uğratma ya da içini boşaltma girişimi niteliği taşıyor.

Ed-Decni, ABD Başkanı Donald Trump’ın kademeli silahsızlanma önerisiyle bu açmazı aşmaya çalışacağını savunarak, Gazze Şeridi’nde konuşlandırılacak istikrar güçlerinin tarafsız olması halinde kabul edilebilir olacağını ve bunun hem Gazze Şeridi’nin hem de bölgenin istikrarı için güvence teşkil edebileceğini dile getirdi.