Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar Şarku’l Avsat’a konuştu: Çin ile ilişkilerimiz zor bir dönemden geçiyor… Rusya kadim ortağımız

Jaishankar: Körfez ülkeleriyle bir eylem planımız var. ŞİÖ'’ye katılmamız ABD ile ilişkilerimizi etkilemez

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya'nın başkenti Moskova'daki Kremlin Sarayı’nda Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile yaptığı görüşme sırasında tokalaşırken, 9 Temmuz 2024 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya'nın başkenti Moskova'daki Kremlin Sarayı’nda Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile yaptığı görüşme sırasında tokalaşırken, 9 Temmuz 2024 (Reuters)
TT

Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar Şarku’l Avsat’a konuştu: Çin ile ilişkilerimiz zor bir dönemden geçiyor… Rusya kadim ortağımız

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya'nın başkenti Moskova'daki Kremlin Sarayı’nda Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile yaptığı görüşme sırasında tokalaşırken, 9 Temmuz 2024 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya'nın başkenti Moskova'daki Kremlin Sarayı’nda Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile yaptığı görüşme sırasında tokalaşırken, 9 Temmuz 2024 (Reuters)

Hindistan Dışişleri Bakanı Dr. Subrahmanyam Jaishankar, ülkesinin Çin ile ilişkilerinin sınır meseleleri nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini, Rusya'nın kadim bir ortak olduğunu ve ekonomik iş birliğinin giderek genişlediğini söyledi. Ülkesinin ABD ile ilişkilerinin geçmişten kalan tereddütleri aştığını ve ‘güçlü bir stratejik ortaklık kurduklarını’ belirten Bakan Jaishankar, BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) grubunu büyütmenin önemini vurguladı. Hint Bakan, ülkesinin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üyeliğinin, dünya düzeninin çok kutuplu bir döneme doğru ilerlediğine inanan Hindistan-ABD ilişkilerinde herhangi bir hassasiyete neden olmayacağını da sözlerine ekledi.

Pazartesi günü Riyad'da düzenlenen Hindistan-Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Yüksek Düzeyli Stratejik Diyalog Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katıldıktan sonra Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar, savunma, enerji ve teknoloji alanlarında iş birliğini artıma hamlesi çerçevesinde ülkesinin Suudi Arabistan ile ilişkilerinin güçlü ve esnek olduğunu söyledi. KİK ülkeleriyle ticaret, sağlık, ulaştırma, tarım ve eğitim gibi sektörlerde iş birliğini içeren bir ortak eylem planı üzerinde anlaşmaya varıldığını belirten Jaishankar, Filistin konusunda ise Filistinlilere insani yardımların ulaştırılması, savaşın durdurulması ve iki devletli çözüm için çalışılması gerektiğini vurguladı.

İşte Şarku’l Avsat’ın Hindistan Dışişleri Bakanı Dr. Subrahmanyam Jaishankar ile yaptığı röportajın tam metni:

*Suudi Arabistan-Hindistan ilişkileri son yıllarda istikrarlı bir şekilde gelişiyor. Sizce iki ülke arasındaki ilişkiler tüm alanlarda kapsamlı bir ortaklığa dönüştü mü?

İzin verirseniz size Hindistan-Suudi Arabistan ilişkilerinin bugün tüm zamanların en üst düzeyinde olduğunu ve Başbakan Narendra Modi'nin 2016 ve 2019 yıllarında Suudi Arabistan'a yaptığı ziyaretin giderek hızlanan bir ivme yarattığını söyleyeyim. Aynı şekilde, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman'ın 2019 yılındaki ziyareti, iki ülke arasındaki iş birliğinde yeni girişimlere kapıyı aralarken ek boyutlar kazandırdı. Bunun yanında 2019 yılında Stratejik Ortaklık Konseyi'nin kurulması ilişkilerimizin bu yeni döneminin bir göstergesi oldu.

xrfebh
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’ın Hint mevkidaşı Jaishankar ile ikili görüşmesinden bir kare (SPA)

Geçtiğimiz yıl eylül ayında Prens Muhammed bin Selman’ı G20 Liderler Zirvesi'ne katılmak ve Başbakan Narendra Modi ile birlikte ilk Hindistan-Suudi Arabistan Stratejik Ortaklık Konseyi Liderler Toplantısı’na başkanlık etmek üzere ağırlamaktan memnuniyet duyduk. Ziyaret sırasında her iki taraf arasında çeşitli alanlarda 8 ayrı mutabakat zaptı ve anlaşma imzalandı. Bu ziyaret bir dönüm noktası olurken iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirdi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile çeşitli vesilelerle görüşme fırsatını yakaladım. Düzenli görüş alışverişlerimiz bölgemizdeki önemli gelişmelerde görüşlerimizin anlaşılmasına yardımcı oldu. Buna ek olarak hemen her sektörde üst düzey ziyaretlere ve temaslara tanık oluyoruz. Geçtiğimiz yıl iki ülke arasında bakanlıklar düzeyinde yaklaşık 24 ziyaret gerçekleşti. Önceliğimiz savunma ve ekonomi alanları. Bu alanlarda ilişkilerimizin sürekli olarak önemli ölçüde genişlediğini görüyoruz.

Ekonomi düzeyinde ise Suudi Arabistan 2030 Vizyonu’nun yenilenebilir enerji, sağlık, turizm, gıda güvenliği, lojistik, beceri geliştirme, havacılık ve uzay, bilgi ve iletişim teknolojisi gibi alanlarda yeni fırsatlar yarattığını görmek cesaret verici. Hindistan’dan bazı şirketler, bu fırsatlardan faydalanıyor. Suudi Arabistan’ın yatırımları için Hindistan'da çeşitli sektörlerde büyük bir potansiyel var.

İki ülke arasındaki ilişkiler savunma alanında, Hindistan ve Suudi Arabistan donanmaları arasında ilk kez yapılan deniz tatbikatı, iki ülkenin orduları arasında ilk kez yapılan kara tatbikatı, Suudi Arabistan Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın Hindistan'a yaptığı ilk ziyaret ve Hindistan'ın bu yılın başlarında Suudi Arabistan Küresel Savunma Fuarı'na aktif katılımı gibi geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde birçok ilke tanık oldu.

xsdv
Hindistan-Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Yüksek Düzeyli Stratejik Diyalog Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrası Hindistan Dışişleri Bakanı’nın da katılımıyla çekilen hatıra fotoğrafı (KİK)

*İlk Hindistan-Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Yüksek Düzeyli Stratejik Diyalog Dışişleri Bakanları Toplantısı siyasi konular mı tartışıldı yoksa gündemde ağırlıklı olarak ekonomi mi vardı?

Hindistan ve Körfez ülkeleri arasındaki ilişkiler, yüzyıllara uzanan zengin bir geçmişe, kültüre ve ortak değerlere dayanıyor. Bu ilişkiler son yıllarda ekonomi, enerji, savunma, teknoloji, eğitim, insanlar arası ilişkiler ve daha pek çok sektörü kapsayan modern bir ortaklığa dönüştü. Bu ortaklık güven, karşılıklı saygı ve geleceğe yönelik ortak bir vizyon temeli üzerine inşa edildi.

Körfez ülkelerinde yaklaşık 9 milyon Hint çalışıyor ve bu ülkelerde yaşıyor. Böylece iki taraf arasında canlı bir köprü görevi görüyorlar. Hindistan'ın bakış açısına göre Körfez bölgesi Hindistan'ın 'genişletilmiş komşuluğu', coğrafi olarak yakın, kültürel olarak yakın, ekonomik olarak bütünleşmiş ve birlikte dinamik ve zorlu bir gücü temsil ediyor.

Hindistan'ın geniş ve büyüyen pazarı yatırım için muazzam fırsatlar sunarken, Körfez bölgesi enerji kaynakları ve küresel ticaret için bir merkez ve birçok iş birliğinin kurulması için bir köprü oluyor. Yeni alanlardan biri olan dijital devrim, teknoloji alanında iş birliği için eşsiz fırsatlar sunarken, eğitim ve beceri geliştirme alanları da ortaklığımızın temel bileşenlerini oluşturuyor. Aramızdaki iş birliğinin bir diğer önemli alanı da ülkelerimize çok sayıda stratejik, ekonomik ve sosyal fayda sağlayan iş gücü ve lojistik bağlantı. Pazartesi günkü toplantıda Körfez ülkelerinden mevkidaşlarımla birlikte ilişkilerimizi kapsamlı bir şekilde gözden geçirme, karşılıklı ilgi alanlarını, devam eden iş birliğini ve daha fazla ortaklık için potansiyel yolları inceleme fırsatı bulduğum Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’ndan (IMEC), özel olarak bahsetmem gerekiyor.

Ülkelerimiz istikrarlı, güvenli ve refah içinde bir bölge ve dünya için ortak menfaatlere sahip olduğundan büyük ölçüde yakınlaşma söz konusu. Bunun yanında ticaret, sağlık, ulaşım, tarım ve eğitim gibi çeşitli alanları kapsayan Ortak Eylem Planı (JAP) üzerinde de anlaşmaya vardık.

*IMEC projesindeki son gelişmeler neler? Bu proje Çin'in ‘İpek Yolu’ projesi ile ne ölçüde rekabet ediyor?

IMEC, bağlantı modelini yeniden tanımlayan ve üç büyük ekonomi merkezini birbirine bağlayan bir girişimdir. Proje, Yeni Delhi'de gerçekleşen son G20 Liderler Zirvesi sırasında duyuruldu.

IMEC Asya, Avrupa ve Ortadoğu arasında dönüştürücü bir entegrasyonun önünü açacak. IMEC, demiryolları, gemiden demiryoluna ulaşım ağı, elektrik ve dijital bağlantı ile temiz hidrojen gibi çeşitli kalemlerden oluşuyor.

IMEC’i hayata geçirmek üzere BAE ile bir lojistik platform, dijital ekosistem ve tedarik zinciri hizmetlerinin geliştirilmesi ve yönetimini içeren hükümetler arası bir çerçeve anlaşması imzaladık. Ticaretin kolaylaştırılmasının, tedarik zincirleri, istihdam artışı ve sürdürülebilirlik üzerinde olumlu etkisi olacak.

*Hindistan Gazze'de olanlara ilişkin tutumunu hala sürdürüyor mu?

Evet, Hindistan’ın çatışmaya ilişkin tutumu ilkeli ve tutarlı. Terörizmi ve rehin alma eylemlerini kınadık. Aynı zamanda, masum sivillerin ölümlerinin devam etmesinden dolayı duyduğumuz derin üzüntüyü ifade ettik.

Nasıl müdahale edilirse edilsin insancıl hukuk ilkeleri dikkate alınmalı. İnsani yardımların sürdürülmesinden yanayız. Bunun için mümkün olan en kısa sürede ateşkes sağlanması gerekiyor.

Daha geniş bir çerçevede, Filistin meselesinin iki devletli çözüm temelinde çözüme kavuşturulmasını ve uzun süredir devam eden Filistinlilerin hakları meselesinin ele alınması gerektiğini sürekli olarak savunduk. Ayrıca Filistinliler için kurumların ve kadroların oluşturulmasına da katkıda bulunduk. İnsani durumla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu’na (UNRWA) yardım sağladık ve desteğimizi arttırdık.

sdvrfg
Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar Şarku’l Avsat’a konuştu

*Kızıldeniz’deki seyrüsefer güvenliği Husiler tarafından tehdit ediliyor. Bu da uluslararası ticareti etkiliyor. Bundan siz de etkilendiniz mi? Hindistan'ın ticari gemilerini korumak için herhangi bir yaklaşımı var mı?

Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar, barındırdığı kritik nedenlerden ötürü Hindistan için endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Ticari gemicilikle uğraşan çok sayıda Hint vatandaşı olması ve Hindistan üzerinden bölgeye yapılan büyük ticaret faaliyetleri bakımından saldırıların ekonomik açıdan olumsuz sonuçları olabilir.

Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğü ilkesini destekleyen Hindistan, ticari gemilerin hedef alınması, ticaret yollarının etkilenmesi ve denizcilerin hayatlarının tehlikeye atılması gibi vakalardan duyduğu endişeyi dile getirdi.

Hindistan bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyor. Olası saldırılara karşı çeşitli denizcilik acentelerine güvenlik tavsiyelerinde bulunduk. Hindistan Donanması, ticari gemilerin seyrüsefer güvenliğini desteklemek amacıyla Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'nda güçlü şekilde varlık gösteriyor. Deniz korsanlarına karşı güvenliği sağlamak üzere Kızıldeniz'in doğusunda 12'den fazla savaş gemisi konuşlandırıldı. Hindistan Donanması geçtiğimiz birkaç ay içinde çok sayıda gemi ve küçük botu inceledi. Bu tür müdahaleleri koordine etmek üzere bölgedeki çeşitli ülkelerle de iletişim halindeyiz.

*Pakistan ile sürekli diyalog döneminin sona erdiğini ve her eylemin bir sonucu olduğunu ifade ettiniz. Ne tür sonuçlar öneriyorsunuz?

Geçtiğimiz on yıl boyunca Hindistan'ın sınır ötesi terörizme müsamaha göstermeyeceğini açıkça ifade ettik. Bu tür terör eylemlerinin devam etmesi, karşılığında uygun yanıtların verilmesini gerektirir. Aynı zamanda son zamanlarda Hindistan'ın olumlu ya da olumsuz her türlü gelişmeye karşılık vereceğini de açıkça ifade ettik.

rbtgnr
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Hindistan Başbakanı Nandrea BRICS zirvesine katılımları sırasında, 27 Temmuz 2018 (Reuters)

*Sonunda Çin ve Rusya'nın yükselişi dikkati çekti. Siz çok kutupluluğa mı yoksa yeni bir eksenin ortaya çıkışına mı tanık olacağız? Hindistan, ABD ile ilişkilerinde nerede olacak?

Hindistan, çok boyutlu bir dış politikaya sahip. Tüm büyük güçlerle ilişkileri bulunuyor. Doğal olarak ilişkilerin kalitesi çıkarlarımızın ne kadar yakınlaştığıyla ilgili. Özellikle Çin ile ilişkilerimizde sınır meseleleri nedeniyle zor bir dönemden geçiyoruz. Rusya, ekonomik iş birliğimizin istikrarlı bir şekilde arttığı kadim ortaklarımızdan biri. ABD ile geçmişten kalan tereddütleri aştık ve güçlü bir stratejik ortaklık kurduk.

Bazı gözlemciler Hindistan'ın ŞİÖ'ye katılımının Hindistan-ABD ilişkilerinde hassasiyetleri artırdığını düşünüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Hindistan çok yönlü bir dış politika izliyor. Dünya düzeninin çok kutuplu bir döneme doğru ilerlediğini düşünüyoruz. Bu da farklı ülkelerin, ulusal çıkarlarının gerektirdiği şekilde, imtiyazsız birbirleriyle iş birliği yapacakları anlamına geliyor.

ascdvfb
Rusya, Türkiye'nin BRICS'e katılma isteğini memnuniyetle karşıladı (AFP)

*Bu durum BRICS üyelerinin artmasının önünü açtı mı?

Geçtiğimiz yıl BRICS grubu üye sayısını artırma kararı aldı. Bölge ülkelerinden Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği (BAE), İran ve Mısır BRICS üyeliğine davet edildi. Biz bu ülkelerin çok kutuplu bir dünyanın ortaya çıkmasında önemli katkıları olacağına inanıyoruz.



Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
TT

Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)

Venezuela muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado, muhalefet üyesi Juan Pablo Guanipa'nın dün hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra Karakas'ta "ağır silahlı adamlar" tarafından kaçırıldığını duyurdu.

Machado, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Dakikalar önce Juan Pablo Guanipa, Karakas'ın Los Choros mahallesinde kaçırıldı. Sivil kıyafetli, ağır silahlı dört araç geldi ve onu zorla götürdü. Derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
TT

Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)

Güney Kore ordusu, bugün Kuzey Gapyeong eyaletinde rutin bir eğitim görevi sırasında bir AH-1S Cobra askeri helikopterinin düştüğünü ve iki kişilik mürettebatının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ordu yaptığı açıklamada, helikopterin saat 11:00 civarında, nedeni henüz netleşmeyen bir şekilde düştüğünü belirtti. İki mürettebat yakındaki bir hastaneye kaldırıldı ancak yaralanmaları nedeniyle hayatlarını kaybetti.

Kaza sonrasında, ordu bu modeldeki tüm helikopterlerin uçuşlarını durdurdu ve kaza nedenini araştırmak üzere bir acil müdahale ekibi oluşturdu. Ordu, eğitim görevinin motor çalışır haldeyken acil iniş prosedürlerinin uygulanmasını içerdiğini belirtti.


İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.