Netanyahu, Nasrallah ve dar daire

Onlar ve Biden yeni anlaşmaya varmayı başarabilecekler mi yoksa anlaşma yeni bir turu mu bekliyor?

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Netanyahu, Nasrallah ve dar daire

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

İbrahim Hamidi

Geçen hafta Hizbullah için zordu. Çağrı cihazından telsizlere ve dar daireye kadar “benzeri görülmemiş” darbeler ardı ardına geldi.

Bu üç darbe gerçekten de İsrail ile Hizbullah arasındaki büyük teknolojik uçurumu ortaya koydu. Aynı zamanda Hizbullah’ın düşmanı karşısındaki açığının boyutunu da gösterdi. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, çağrı cihazı ve telsiz saldırılarının ardından, yayınlanan kayıtlı konuşmasında İsrailliler için “zorlu bir hesap vermenin” yaklaştığını söylemiş ve Hizbullah içinde büyük ölçekli sızmaların varlığı nedeniyle güvenlik konusunda ihtiyatlı olunduğuna açık bir göndermede bulunarak “hesabın nasıl sorulacağı çok dar bir daire tarafından bilinecek” demişti. Ancak sürpriz olan şu ki ertesi gün İsrail, Nasrallah'ın askeri yardımcıları ile bugünlerde sadece kendisinden bahsedilen Rıdvan Birimi’nin lideri ve kurucusu İbrahim Akil'in katıldığı bir liderlik toplantısını hedef alarak bu “dar daire”yi de havaya uçurdu.

Hiç şüphe yok ki Akil, çağrı cihazı ve telsiz saldırılarından sonra üst düzey yardımcılarını ve Genel Sekreter Yardımcısını İsrail'den nasıl “hesap sorulacağını” tartışmak üzere toplantıya çağırdığında tüm ihtiyati tedbirleri almıştı. Ancak İsrail istihbaratı hassas bir vuruşla onlara da ulaştı. Bu saldırıda ve Hizbullah'a veya Beyrut’un güney banliyöleri ya da Lübnan'da müttefiklerine yönelik diğer tüm saldırılarda, İsrailliler, sahadan gelen doğrulamalar ve ölen kişinin DNA testinin sonucunu beklemeden, hedefin adını ve kendisi ile ilgili ayrıntıları derhal ve kendinden emin bir şekilde duyurdulaqr. Son saldırıda da isimleri sadece tüm Lübnanlılar tarafından değil, Hizbullah içindeki liderler ve onların direniş eksenindeki muhatapları tarafından bile bilinmeyen liderlerin isimlerini ifşa ettiler.

Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi Muhsin Rızai'ye göre, Dini Lider Ali Hamaney bu koşullar altında İsrail ile savaş istemiyor

Tıpkı Nasrallah'ın, Hüdhüd insansız hava araçları ile çekilen İsrail’e ait askeri tesislere dair videolar ile Hizbullah tünellerine dair İmad videolarını yayınlayarak Tel Aviv'e baskı uygulamak ve onu kapsamlı askeri harekattan caydırmak istemesi gibi, Binyamin Netanyahu da, son saldırılar ile Hizbullah içindeki sızmaların boyutunu göstermek ve müzakere savaşında Hizbullah’a baskı yapmak için popüler ve askeri olarak onu ifşa etmek istedi.

Büyük savaş İran ile İsrail arasında ve Tahran'ın yayılması ve nükleer programıyla ilgili. Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi Muhsin Rızai'ye göre, Dini Lider Ali Hamaney bu koşullar altında İsrail ile savaş istemiyor. Netanyahu ise Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un söylediğine göre hem savaş hem de ABD’yi çatışmanın içine çekmek istiyor.

Hizbullah ile Tel Aviv arasındaki daha küçük savaş içinde daha büyük savaşın uzantıları iki konuya dayanıyor; Gazze Şeridi ile Güney Lübnan'ı birbirine bağlamak ve Kuzey İsrail ile Güney Lübnan'ı birbirine bağlamak. Netanyahu, birkaç gün önce Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısının ardından açıkladığı, Hamas’ın dağıtılması, rehinelerin geri dönmesi ve caydırıcı güvenliğin yeniden tesis edilmesini içeren “hedefler” listesine, yeni bir hedef ekledi; yerinden edilen Kuzey İsrail sakinlerinin evlerine geri dönmesini sağlamak. Nasrallah ise, yerinden edilmiş Lübnanlılar güneye dönmeden bunun olmayacağını söyledi.

18 yılın ardından Lübnan'da, bölgede ve dünyada pek çok koşul, Nasrallah ve Hizbullah’ın imajı değişti. İsrail'in varoluş korkusu arttı

Askeri çatışma “yeni bir aşamaya” geçti ve bu aşamanın başlığı da Güney Lübnan ile Kuzey İsrail ve Beyrut arasında diplomatik bir çözümün koşullarını dayatmak için azami karşılıklı saldırılar düzenlemek. 2006’daki savaşın ardından Lübnan ordusunun güneyde konuşlanmasını, Hizbullah'ın geri çekilmesini ve uygulanmayan diğer düzenlemeleri öngören 1701 sayılı karar alınmıştı.

18 yıl sonra Lübnan'da, bölgede ve dünyada pek çok koşul, Nasrallah ve Hizbullah’ın imajı değişti, İsrail'in varoluş korkusu arttı. Ancak henüz kapsamlı bir savaş ve İsrail'in kara saldırısı noktasına ulaşmamış olan bu yeni tur, büyük olasılıkla, diğer tüm savaşlar gibi diplomatik bir çözümle sonuçlanacak. Amerikan Özel Temsilcisi Amos Hochstein'ın girişiminden de bu sonuç çıkarılıyor ve kendisi şunları içeriyor; Rıdvan Gücü’nün Litani Nehri'ne çekilmesi, Lübnan ordusunun konuşlandırılması, İsrail'in Mavi Hat’a çekilmesi ile ilgili müzakerelerin yürütülmesi, İsrail savaş uçaklarının ve insansız hava araçlarının Kuzey Lübnan'daki uçuşlarının durdurulması, tarafların taahhütlerine bağlı kalıp kalmadıklarını denetleyecek UNIFIL güçlerinin güçlendirilmesi, yerinden edilmiş İsraillilerin ve Lübnanlıların geri dönmelerini sağlayacak garantilerin verilmesi.

2006'daki anlaşma ateşkes, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyinin güvenliğini temin etmesi ve “angajman kurallarına” bağlı kalmasının yanı sıra Beyrut'taki siyasi rolünün genişlemesini içeriyordu.

2006'daki anlaşma, teknik maddelere ek olarak, ateşkes, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyinin güvenliğini temin etmesi ve “angajman kurallarına” bağlı kalmasının yanı sıra Beyrut'taki siyasi rolünün genişlemesi de dahil olmak üzere pratik uzlaşılar içeriyordu. Yeni anlaşma, Hizbullah'ın Beyrut'taki muhaliflerine karşı ilave bir siyasi rol kazanması karşılığında ateşkes ve uzun süreli güvenlik garantilerini içeren benzer bir denklemi içerebilir. Aynı zamanda savaşın, İran'ın “kırmızı çizgisini” aşmamasını, yani bölgedeki nüfuzunun ana kolu olan Hizbullah'ın yenilmemesini de içerebilir.

Savaş peşinde koşan Netanyahu, “dar dairesini” kaybeden Nasrallah ve Beyaz Saray'da son günlerini yaşayan ABD Başkanı Joe Biden bu yeni anlaşmaya varmayı başarabilecekler mi? Yoksa mevcut tur, yeni Amerikan başkanı beklenirken ve İsrail ile Hizbullah'ın başka liderleri eksilirken başka bir “yeni aşamaya” mı geçecek?

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



NATO savunma bakanları Ukrayna'ya destek verilmesi ve Avrupa'nın savunma sorumluluğunun güçlendirilmesi konularını görüşecekler

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Kiev'de (Arşiv-AFP)
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Kiev'de (Arşiv-AFP)
TT

NATO savunma bakanları Ukrayna'ya destek verilmesi ve Avrupa'nın savunma sorumluluğunun güçlendirilmesi konularını görüşecekler

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Kiev'de (Arşiv-AFP)
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Kiev'de (Arşiv-AFP)

NATO savunma bakanları, Avrupa müttefiklerinin ABD'nin önceliklerinin başka yerlere kaymasıyla birlikte daha fazla sorumluluk üstlenmeleri yönünde artan baskı altında oldukları bir dönemde, Avrupa savunma meselelerini ve Ukrayna'ya desteği görüşmek üzere bugün (Perşembe) Brüksel'de bir araya gelecekler.

Toplantı, NATO'nun, Grönland konusunda ABD ile Avrupalı müttefikleri arasında gerginliğe yol açan anlaşmazlığın sonrasında, Kuzey Kutbu ve çevresindeki bölgelerde varlığını artıracağını açıklamasının ardından gerçekleşiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, zaman zaman Danimarka'nın idaresindeki adayı ilhak etmekle tehdit ederek, ABD bunu yapmazsa Rusya veya Çin'in adayı ele geçirebileceğini savunuyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hueseth'in bugünkü toplantıda Savunma Bakan Yardımcısı Elbridge Colby tarafından temsil edilmesi bekleniyor. Bu, Hueseth'i son aylarda yüksek düzeyli bir NATO toplantısına katılmayan ikinci ABD yetkilisi yapıyor.

İlk olarak, Dışişleri Bakanı Marco Rubio geçen aralık ayında dışişleri bakanları toplantısına katılmamıştı.

Hagerty, geçen yılki savunma bakanları toplantısında Avrupa'nın düşük savunma harcamaları ve ABD'ye askeri bağımlılığı hakkında sert açıklamalar yaparak NATO müttefiklerini şaşırttı ve Ukrayna'nın gelecekte ittifaka katılma olasılığını reddetti.

Ukrayna'ya destek konusunda, Ukrayna Savunma Bakanı Mykhailo Fedorov, ocak ayında göreve başlamasından bu yana ilk kez NATO savunma bakanları toplantısına katılacak.

Resmi NATO toplantısının ardından, Almanya ve İngiltere, yeni askeri destek taahhütleri almak amacıyla Ukrayna'nın en yakın müttefiklerinin katılacağı bir toplantıya başkanlık edecek.


Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.


Endonezya'nın doğusundaki Papua bölgesinde iki saldırıda ölü ve yaralılar var

Endonezya polisi sözcüsü, dün sabah Endonezya'nın doğusundaki Güney Papua'da bir havaalanına iniş yapan küçük ticari uçağa saldırganların ateş açması sonucu pilot ve yardımcı pilotun öldüğünü söyledi (Reuters)
Endonezya polisi sözcüsü, dün sabah Endonezya'nın doğusundaki Güney Papua'da bir havaalanına iniş yapan küçük ticari uçağa saldırganların ateş açması sonucu pilot ve yardımcı pilotun öldüğünü söyledi (Reuters)
TT

Endonezya'nın doğusundaki Papua bölgesinde iki saldırıda ölü ve yaralılar var

Endonezya polisi sözcüsü, dün sabah Endonezya'nın doğusundaki Güney Papua'da bir havaalanına iniş yapan küçük ticari uçağa saldırganların ateş açması sonucu pilot ve yardımcı pilotun öldüğünü söyledi (Reuters)
Endonezya polisi sözcüsü, dün sabah Endonezya'nın doğusundaki Güney Papua'da bir havaalanına iniş yapan küçük ticari uçağa saldırganların ateş açması sonucu pilot ve yardımcı pilotun öldüğünü söyledi (Reuters)

Endonezya yetkilileri, ülkenin en doğusundaki Papua'da iki bölgede meydana gelen iki silahlı saldırıda üç kişinin öldüğünü, birçok kişinin de yaralandığını, saldırılardan birinin altın ve bakır madenciliği şirketi Freeport Indonesia'nın faaliyetlerinin yakınında olduğunu söyledi.

Polis sözcüsü, Smart Air şirketine ait küçük bir ticari uçağın pilotu ve yardımcı pilotunun, dün sabah Güney Papua'daki bir havaalanına iniş yaparken saldırganların uçağa ateş açması sonucu öldürüldüğünü söyledi. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre uçakta pilotların yanı sıra 13 yolcu bulunuyordu.

Sözcü, silahlı saldırı başladığında pilotlar ve yolcuların uçaktan kaçarak havaalanı yakınlarındaki ormanlık alana sığındıklarını belirtti. Pilot ve yardımcı pilot öldürüldü, ancak tüm yolcular sağ olarak kurtuldu.

Papua isyancı gruplarının olası katılımı sorulduğunda, saldırının sorumlularının henüz belli olmadığını ifade etti.

Ayrı bir olayda, Endonezya ordusu, Özgür Papua Hareketi'nin Freeport'a ait bir konvoya saldırarak bir askeri öldürdüğünü, bir subayı ve bir şirket çalışanını yaraladığını açıkladı. Freeport Indonesia, Amerikan madencilik şirketi Freeport-McMoRan'ın bir parçasıdır.

Freeport Indonesia, saldırının dün akşam Timbaubora maden kasabasına giden ana yolda gerçekleştiğini ve bölgenin geçici olarak ulaşıma kapatıldığını açıkladı.

İsyancı grubun sözcüsü, hareketin her iki saldırının da sorumluluğunu üstlendiğini söyledi. “Uçak düşürüldü ve pilot öldürüldü çünkü bu havayolu şirketi sık sık Papua çevresinde Endonezya güvenlik güçlerini taşıyor” diye ekledi.

Freeport konvoyuna yapılan saldırının nedeni hakkında herhangi bir ayrıntı verilmedi.