Lahad Ordu Radyosu’nun yeniden faaliyete geçmesi, İsrail'in Lübnan'daki planlarının ifşası mı?

Tel Aviv, Beyrut banliyölerinde kaos yaratmak için psikolojik savaş başlattı

Beyrut'ta Hizbullah’ın silah depolarından uzak durması için cep telefonuna gelen mesajı okuyan Lübnanlı bir adam, 23 Eylül 2024 (AFP)
Beyrut'ta Hizbullah’ın silah depolarından uzak durması için cep telefonuna gelen mesajı okuyan Lübnanlı bir adam, 23 Eylül 2024 (AFP)
TT

Lahad Ordu Radyosu’nun yeniden faaliyete geçmesi, İsrail'in Lübnan'daki planlarının ifşası mı?

Beyrut'ta Hizbullah’ın silah depolarından uzak durması için cep telefonuna gelen mesajı okuyan Lübnanlı bir adam, 23 Eylül 2024 (AFP)
Beyrut'ta Hizbullah’ın silah depolarından uzak durması için cep telefonuna gelen mesajı okuyan Lübnanlı bir adam, 23 Eylül 2024 (AFP)

Samir Zureyk

İsrail, internet, Wi-Fi yönlendiricileri ve güvenlik kameralarının hacklenmesinden, çağrı cihazı ve telsiz patlamalarına ve Lübnan’ın telekomünikasyon ağına sızmaya kadar teknoloji ve iletişim dünyasındaki muazzam üstünlüğünü kullanarak Hizbullah çevrelerinde şüphe uyandırmayı ve Lübnanlılar ile siyasetçiler arasında yaygın bir kafa karışıklığına neden olmayı başardı.

Panik yaratan ihlaller

Başkent Beyrut, Güney ve Bekaa Vadisi'nde (Doğu Lübnan) yaşayan onlarca Lübnanlı, İsrail tarafından 23 Eylül Pazartesi günü sabaha karşı sabit hatlarından evlerini boşaltmaları istenen telefonlar aldı. Lübnan hükümetinin de kapısına dayanan aynı aramalar Enformasyon ve Kültür bakanlıklarına da yapıldı. Böylece İsrail'in açıkça yaptığı uyarılar, yaklaşık yirmi yıl sonra ilk kez resmi makamlara kadar ulaşmış oldu.

Lübnan Telekomünikasyon Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre yerel telekomünikasyon ağında kullanılan sistem, İsrail telefon koduyla yapılan aramaları kabul etmiyor. Dolayısıyla burada ‘teknik anlamda bir ihlal değil, başka ülkelere ait kodlar kullanılarak uluslararası kod sisteminin atlatılması’ söz konusu. Aramanın gerçek kaynağını değiştirmeye ya da gizlemeye olanak tanıyan, sistemin aramayı başka bir yerden geliyormuş gibi göstermesini sağlayan birçok uygulama bulunuyor. Reuters haber ajansı, İsrail'den uyarı telefonları alan Lübnanlıların sayısının, ülkenin kuzeyinde yaşayanlar da dahil olmak üzere 80 bin civarında olduğunu tahmin ediyor.

Bu uyarı aramalarından sonra İsrail, ülkenin güneyinde şiddetli hava saldırıları düzenledi. Bu durum, birkaç gün önce yaşanan ve şok dalgası yarayan çağrı cihazı ve telsiz patlamalarının ardından Lübnan'da zaten ağırlaşmaya başlayan kafa karışıklığını daha da arttırdı. Özellikle söylentilerin ve yanıltıcı haberlerin yayılması, bazılarının Lübnanlıların büyük bir kısmının elektrik kesintilerinin sıklığı nedeniyle kullandıkları güneş enerjisiyle elektrik üreten cihazlarının fişini çekmelerine neden oldu.

Dahası, Lübnan hükümetinin verdiği zayıf tepki, Lübnanlıların endişelerinin artmasına katkıda bulunurken hafta sonu boyunca perakende satış mağazalarına ve benzin istasyonlarına akın etmelerine yol açtı. İnsanlar, güney vilayetinin derinliklerindeki şehirlere ve Beyrut'un güney banliyölerine doğru yerinden edildiler. İsrail ile sınır hattına yakın köylerinden aylar önce yerlerinden edilen ailelerse yerinden edilmeyi ikinci kez yaşadılar.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre resmi kurumlardaki kaos, birkaç gün önce özel okullarda başlayan, ancak devlet okullarında başlamayan eğitim yılının nasıl idare edileceği konusundaki kafa karışıklığıyla zirveye ulaştı. Eğitim Bakanı Abbas el-Halebi'nin güneyde ve Bekaa Vadisi'nde eğitime ara verilmesi, Beyrut ve diğer bölgelerde ise eğitime devam edilmesi yönündeki kararı, başkent sokaklarında panik hava estirirken, İsrail'den gelen uyarı telefonlarının ardından çocuklarını almak için okullara koşan veliler, Lübnanlıların zihninde iç savaşın acı hatıralarını canlandırdı. Trafiğin kilitlenmesi ve yerinden edilenlerin oluşturduğu uzun araç kuyruklarıyla durum daha da kötüleşti.

Lahad Radyosu’nun yeniden faaliyete geçmesi

İsrail sadece Lübnan'ın sabit telekomünikasyon ağına sızmakla kalmadı, aynı zamanda cep telefonu ağını da sızarak binlerce Lübnanlıya kısa mesaj (SMS) gönderdi. Söz konusu SMS’lerde “Eğer Hizbullah silahlarının bulunduğu bir binadaysanız, ikinci bir emre kadar bu binalardan uzak durun” ifadeleri yer aldı. İsrail, Lübnan’daki radyo yayınlarına da sızdı. Güney vilayetleri ve Bekaa Vadisi arasındaki geniş bir bölgeyi işgali sırasında güvenlikten sorumlu olan ve Lübnan ordusunun eski generallerinden Antoine Lahad'ın ismi verilen ‘Lahad Ordusu’ adlı Lübnanlı Hristiyanların çoğunlukta olduğu milis güç; Güney Lübnan Ordusu'na ait bir radyo istasyonunu yeniden faaliyete geçirdi. Yeniden faaliyete geçen radyo istasyonunun yayınlarından İsrail ordusundan Güney Lübnan sakinlerine bir uyarı mesajı yayınlandı. Mesajda, “İsrail Savunma Kuvvetleri'nden Güney Lübnan sakinlerine eğer Hizbullah tarafından da kullanılan bir binanın içinde ya da yakınlarındaysanız, ikinci bir mesaj alana kadar iki saat içinde bölgeyi terk etmeli ve bin metre uzağa gitmelisiniz” ifadeleri yer aldı.

İsrail'in bu tür uyarı mesajları, psikolojik savaşın ötesinde birtakım amaçlara hizmet ediyor. Zira bu mesajlar, içinde silah bulunan sivil binaların, sakinleri uyarıldıktan sonra bombalanmasını öngören Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokolleriyle ilgili.

İsrail'in, İsrail ordusunun Lübnan'dan çekilmesinin ardından 2000 yılında yayınlarını durduran Lahad Ordusu Radyosu’nun yeniden faaliyete geçirilmesi, teknik ihlal ve teknolojik hakimiyet fikrinin ötesinde, üyelerinin büyük bir kısmı işgal altındaki Filistin topraklarına kaçan ve burada büyük bir kısmı İsrail vatandaşı olan, bir kısmı da ABD ve Avrupa ülkelerine göç eden Lahad Ordusu üyelerinin yeniden sahaya sürülmesi ihtimaline kadar uzanan tehlikeli bir göstergedir. Lahad Ordusu üyelerinin yeniden sahaya sürülmesi tehlikesi, İsrail'in Hizbullah'ı güvenli bir tampon bölge oluşturmak amacıyla işgal altındaki Filistin sınır hattından geri çekilmeye zorlamak için Lübnan topraklarına kara harekatı düzenleme planının ifşasıdır.

Bu tampon bölge, Lübnan arasında arabulucu konumundaki ABD Başkanı Joe Biden'ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein’ın Hizbullah'ın İsrail'le savaşa girmesinin ardından Beyrut'a yaptığı ilk ziyaretten bu yana çantasında bulunuyor ve Hizbullah'la yapılan dolaylı müzakerelerde masaya yatırılanlar arasında yer alıyor. İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarının kuzeyinde yaşayan İsraillilerin geri dönmeleri için bölgede bir tampon bölge oluşturulmasını talep ediyor.

Burada bu talebin, işgal altındaki Filistin toprakları ile uluslararası sınırdan Litani Nehri'nin yaklaşık 30 kilometre güneyine kadar uzanan askerden arındırılmış bir bölge oluşturulmasını öngören 2006 tarihli 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Kararı'nın hükümlerinden biri olması nedeniyle geniş bir uluslararası desteğe sahip olduğunu belirtmekte fayda var.

Hochstein, Lübnan tarafına yaptığı ziyaretler ve kesintisiz temaslar sırasında, Lübnan ordusunun ve BM Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) unsurlarının konuşlandırılmasıyla talep edilen tampon bölgenin derinliğini 8 kilometreye indirerek esneklik gösterdi. Amaç Hizbullah'ı bu teklifi kabul etmeye zorlamak ve karşılığında da işgal altındaki Filistin topraklarının kuzeyinde yaşayanların geri dönüşünü sağlamak için savaşın gidişatından tamamen dışlamaktı. Ancak Hizbullah, askeri operasyonlarını askıya almanın tek koşulu olarak Gazze'deki savaşın sona erdirilmesinde ısrar etti.

Uyarı mesajları ve uluslararası hukuk

Aşırı sağcı Netanyahu hükümeti Lahad Ordusu kartını, savaşta kullanılan yanıltma taktiklerinden biri olarak Hizbullah'ı kara harekatı yapacağına inandırmak için kasıtlı olarak oynamış olabilir. Böylece Hizbullah’ı askeri kartlarını ifşa etmeye zorlayacaktı. Buna karşın Hizbullah, başka bir senaryoyu hayata geçirmek istiyor. Ancak İsrail'in hazır olma durumuna yönelik attığı adımlar, ordusunun hazırlıklarını yoğunlaştırması ve Lübnan sınırı yakınlarına birliklerini ve araçlarını konuşlandırması göz önüne alındığında kara harekâtı fikri daha olası görünüyor.

Bazı uluslararası hukuk uzmanları, yaptıkları değerlendirmelerde, İsrail'in uyarı mesajlarının psikolojik savaşın ötesinde amaçlar taşıdığına ve 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve 1977 Ek Protokolleri ile ilgili olduğuna dikkati çektiler. Aynı uzmanlar, Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokolleri’nin savaş silahlarının bulunduğu sivil binaların bombalanmasına, ancak o binalardaki ve çevresindeki bölge sakinlerinin uyarılması ve binayı terk etmeleri için zaman tanınmasının ardından izin verildiğinin altını çizdiler.

Uzmanlar, İsrail'in sivillere yönelik katliamlar yapmakta olduğunu, ancak bu mesajlarla, özellikle de Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han’ın Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında ‘yakalama kararı’ başvurusunda bulunmasından sonra uluslararası yasalara saygılı görünmeye çalıştığını düşünüyor. UCM Başsavcısı Han, Gazze Şeridi'nde savaş suçu ve insanlığa karşı suç işledikleri gerekçesiyle Netanyahu ve Gallant hakkın uluslararası yakalama emri çıkarılması talebinde bulunmuştu.

Aşırı sağcı Netanyahu hükümeti Lahad Ordusu kartını, savaşta kullanılan yanıltma taktiklerinden biri olarak Hizbullah'ı kara harekatı yapacağına inandırmak için kasıtlı olarak oynamış olabilir.

Uzmanlar İsrail'in mesajlarının yoğunluğuna ve çeşitliliğine dikkati çekti. Bunlar arasında İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee’nin videoları da dahil olmak üzere sosyal medya platformlarında dolaşan kısa videolar da yer aldı. İsrail gazetesi Israel Hayom'a göre İsrail ordusu, ‘Lübnan vatandaşlarına yönelik güvenlikleri için uyarı mesajları yayınlamak amacıyla’ ‘Kurtarıcı’ adlı bir internet sitesi açtı. Gazete, Tel Aviv'in bu mesajları gerektiğinde ‘delil’ olarak kullanmak ve daha da önemlisi sahip olduğu geniş uluslararası desteği korumak için belgelediğine işaret etti.

Askeri ve stratejik analist General Yaarob Sakhr ise yaptığı değerlendirmede, “İsrail düşmanı kısa bir süre önce dört milyon (Lübnan nüfusunun tahmini sayısı) Lübnanlının veri tabanına sahip olduğunu kanıtladı” dedi.

Aslında İsrail, geliştirdiği ve yıkıcı yeteneklerine eklediği psikolojik savaş araçlarıyla Lübnanlılar arasında dehşet tohumları ekmeyi başardı. Yerinden edilenlerin oluşturduğu uzun araç kuyruklarının sabahtan gece geç saatlere kadar trafik sıkışıklığı içinde kalması da bunun bir göstergesiydi. Sadece bir günde yaklaşık 500 kişinin ölümüne ve binden fazla kişinin yaralanmasına neden olan yoğun hava saldırıları, İsrail'in tampon bölge talebini dayatmak için yeni bir kan denizine girmekten çekinmeyeceğini gösterdi.



Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.


Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yeni Delhi’nin Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle daha önce Hindistan menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25’lik ek gümrük vergilerini kaldırma kararı aldı. Karar, iki ülke arasında bu hafta varılan ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte alındı.

Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre Hindistan, Rus petrolünü doğrudan ya da dolaylı yollarla ithal etmeyi durdurmayı taahhüt etti.

Kararnamede ayrıca, Yeni Delhi’nin ABD’den enerji ürünleri satın almayı ve ‘önümüzdeki on yıl boyunca savunma iş birliğinin genişletilmesine yönelik ABD ile bir çerçeveye bağlı kalmayı’ kabul ettiği belirtildi.

Yüzde 25 oranındaki ek ABD gümrük vergilerinin, bugün ABD doğu saatiyle sabah 12.01 itibarıyla kaldırılacağı bildirildi.

Karar, Trump’ın birkaç gün önce Hindistan ile bir ticaret anlaşmasına varıldığını açıklamasının ardından geldi. Anlaşma, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesini, buna karşılık Başbakan Narendra Modi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan petrol alımını durdurma taahhüdünü içeriyor.

Anlaşma kapsamında Washington, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e indirmeyi kabul etti.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Hindistan’ın önümüzdeki beş yıl içinde ABD’den enerji ürünleri, uçaklar, değerli metaller, teknoloji ürünleri ve kömür olmak üzere toplam 500 milyar dolar tutarında alım yapmayı planladığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşma, Trump’ın Rus petrolü alımlarının sona erdirilmesini Ukrayna’daki savaşı finanse eden bir unsur olarak görmesi nedeniyle, Washington ile Yeni Delhi arasında aylardır süren gerilimi de azaltıyor.

Anlaşmayla birlikte Trump ile Modi arasındaki yakın ilişkilerin yeniden canlandığına dikkat çekilirken, ABD Başkanı daha önce Modi’yi ‘en yakın dostlarından biri’ olarak nitelendirmişti.